Tekil Mesaj gösterimi
  #1  
Alt 01.11.26, 18:19
ekinoks ekinoks isimli Üye şimdilik offline konumundadır
 
Üyelik tarihi: 30.05.18
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 344
Forum Puanı: 197
Etiketlendiği Mesaj: 17 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
İnsanlığın Efendisine Getirilen Salat ve Selamın Hususiyetlerine Dair Varid Olan Hadisler Babı
Sıkıntıların giderilmesi, kederlerin kaldırılması, hastaların şifa bulması, ihtiyaçların karşılanması, makam ve mevki elde edilmesi, şan ve şerefin artması, belaların defedilmesi ve düşmanların kahrı gibi salavatın sırlarının beyanı hakkındadır. Ayrıca burada, makamlarından azledilen ve daha sonra İnsanlığın Efendisine salat ve selam getirerek Allah Teala'nın kendilerini tekrar eski makamlarına döndürdüğü iki meleğin kıssası da yer almaktadır.
İmam Ahmed, Hakim ve Beyhaki, Ömer bin Hattab'dan (radıyallahu anh) rivayet ettiler ki o şöyle demiştir: "Ey Allah'ın Resulü! Duamın üçte birini sana salavat getirmeye ayırsam olur mu?" Resulullah, "Eğer artırırsan senin için daha hayırlı olur" buyurdu. Ömer, "O halde üçte ikisini ayırayım" dedi. Resulullah, "Eğer artırırsan senin için daha hayırlı olur" buyurdu. Ömer, "Anam babam sana feda olsun ey Allah'ın Resulü, duamın tamamını sana salavat getirmeye ayırıyorum" dedi. Bunun üzerine Resulullah, "O takdirde Allah senin dünya ve ahirete dair her türlü işine ve sıkıntına kafi gelir" buyurdu. Bahrü'l-Envar isimli eserde böyle geçmektedir. İbnü'l-Mülakkın, Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) onun şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: «Kim bana bir salavat getirirse, melekler de ona salat (dua) eder. Meleklerin kendisine salat ettiği kişiye ise Allah salat (rahmet) eder. Allah'ın kendisine salat ettiği kimse için ise yedi kat göklerde, yedi kat yerlerde, yedi denizde, ağaçlarda, bitkilerde, kuşlarda, yırtıcı hayvanlarda ve evcil hayvanlarda ne varsa hepsi ona salat (istiğfar) eder.» el-Hakaik isimli eserde böyle geçmektedir. İbn Mende, Cabir'den (radıyallahu anh) rivayet etmiştir ki o şöyle demiştir: Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu: «Kim bana her gün yüz defa salavat getirirse...» Bir rivayette ise: «Kim günde bana yüz defa salavat getirirse, Allah onun yüz ihtiyacını karşılar; yetmişini ahirette, otuzunu ise dünyada.» Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) rivayet edildiğine göre şöyle buyurmuştur: «Bana salavatı çoğaltan kimseyi Allah Teala öyle bir zengin kılar ki ondan sonra asla fakirlik görmez.» Yine Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) rivayet edildiğine göre şöyle buyurmuştur: «Kim bana her gün beş yüz defa salavat getirirse, asla fakir düşmez.»
Peygamber'den (sallallahu aleyhi ve sellem) rivayet edildiğine göre şöyle buyurmuştur: «Bana çokça salavat getirin; çünkü salavat düğümleri çözer ve sıkıntıları giderir.» en-Nüzhe isimli eserde böyle geçmektedir. Yine Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur: «Ben Allah Teala'nın sevgilisiyim (habibiyim), bana salavat gertiren de benim sevgilimdir. Kim Sevgili'nin sevgilisi olmak isterse, Sevgili'ye çokça salavat getirsin.» Peygamber'in (sallallahu aleyhi ve sellem) Mevlid'i hakkında şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: «Kimin bir ihtiyacı zorlaşırsa...» (bir rivayette "ihtiyacı" yerine "hacetleri" şeklinde geçmektedir) «...bana çokça salavat getirsin.» Diğer bir rivayette ise: «...bana salavatı artırsın; çünkü salavat gamları, kederleri ve sıkıntıları dağıtır, rızıkları çoğaltır ve ihtiyaçları karşılar.» İmam Süyuti şöyle demiştir: "Bu hadisler sahihtir. Peygamber'e (sallallahu aleyhi ve sellem) çokça salavat getirmek; geçmiştekiler (selef) ve sonrakiler (halef) arasındaki müşahede ve tecrübelerle sabittir ki rızıkları ve bereketleri çoğaltır, ihtiyaçları giderir, gam, keder ve sıkıntıların hepsini ortadan kaldırır. Şüphesiz ki her türlü işte İnsanlığın Efendisine salat ve selam ile tevessül etmek [buna vesile olur]."
...bize, günah işlememize engel olacak kadar haşyetinden (korkundan) pay ver. Bizi cennetine ulaştıracak kadar taat nasip et. Dünya musibetlerini gözümüzde küçültecek kadar güçlü bir yakin (iman) ver. Bizi hayatta bıraktığın sürece kulaklarımızdan, gözlerimizden ve kuvvetimizden faydalandır; onları ölene dek bizde baki kıl. Bize zulmedenlerden intikamımızı al. Bize düşmanlık edenlere karşı bize yardım et. Musibtimizi dinimizde kılma. Dünyayı en büyük kaygımız, ilmimizin ulaştığı son nokta ve arzumuzun nihai gayesi yapma. Bize merhamet etmeyenleri üzerimize musallat etme. Allah'ım, [hayrımızı ve nimetlerini] artır, eksiltme. Bizi mükerrem kıl (ikram et), alçaltma. Bize ver, mahrum bırakma. Bizi tercih et, üzerimize başkasını tercih etme. Bizden razı ol ve bizi razı kıl.
İnsanlar, cinler ve melekler arasında vuku bulmuştur. Zira sözü edilen ayetler ve hadisler buna delalet etmektedir. Hadiste geçtiği üzere Peygamber’den (sallallahu aleyhi ve sellem) kendi isnadıyla rivayet edildiğine göre şöyle buyurmuştur: «Miraç gecesinde kanatları yolunmuş, sureti değişmiş bir halde yüzüstü düşmüş bir melek gördüm. Cebrail’e: "Bu melek kimdir ve hali nedir?" dedim. Cebrail: "Bu melek mukarreb (Allah'a yakın) meleklerdendi. Allah Teala onu bir kavmin helakı için gönderdi. O ise onlara karşı bir şefkat duydu (görevi geciktirdi). Bunun üzerine Allah ona gazap etti ve onu dört bin senedir gördüğün bu hale düşürdü" dedi. Ben: "Onun için bir tövbe imkanı yok mudur?" dedim. Allah Teala ona, tövbesinin kabulü için bana on defa salavat getirmesini vahyetti. O melek de bana salavat getirdi; bunun üzerine Allah Teala onu eski makamına döndürdü. Onun yetmiş bin kanadı vardır. Her bir kanadında yetmiş bin yüz, her yüzde yetmiş bin ağız, her ağızda yetmiş bin dil vardır. Her bir dil, Allah'ı yetmiş bin tesbih ile tesbih eder. Allah Teala da onun her bir tesbihinden, bana salavat getiren kimse için kıyamete kadar istiğfar edecek bir melek yaratır.» Bahrü'l-Envar isimli eserde böyle geçmektedir. Peygamber’den (sallallahu aleyhi ve sellem) rivayet edildiğine göre şöyle buyurmuştur: «Cebrail bana çok neşeli ve sevinçli bir halde geldi. Ben: "Ey Cebrail! Seni hiç bu kadar neşeli görmemiştim" dedim. Cebrail: "Ey Allah'ın Resulü! Sana acayip bir şeyi haber vermeyeyim mi?" dedi. Ben de: "Evet, haber ver" dedim. Cebrail şöyle anlattı: "Kaf Dağı'na ulaştığımda, onun arkasından ağlayan ve yalvaran bir ses işittim. Oraya yöneldiğimde bir de ne göreyim; o, kanadı kırılmış mukarreb bir melekti. Yüzünü gözyaşlarıyla ıslatıyordu. Gözyaşları kan gibi akıyordu. Ben onu tanıdım; o, semada tahtı üzerinde oturan ve etrafında yetmiş bin saf meleğin hizmet ettiği, mukarreb bir melekti. O meleklerden her biri nefes aldıkça, Allah Teala onun nefesinden bir melek yaratırdı. Ona: 'Günahın nedir?' diye sordum. Dedi ki: 'Miraç gecesinde Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) geldiğinde, gök ehli onu karşılamak ve ona ikramda bulunmakla meşguldü. Ben ise onunla meşgul olmayıp bana verilen vazifeyi eksiksiz yapmaya devam ettim.' (Bir rivayette ise: 'Ben tahtım üzerindeydim, Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) geçti, onun için ayağa kalkmadım' şeklindedir). 'Bunun üzerine Allah beni bu ceza ile cezalandırdı ve beni gördüğün bu mekana bıraktı. Ben de Allah Teala'ya taziyede bulundum ve O'ndan şefaat diledim.' (Bir rivayette ise: 'Ona şefaatçi olmak istedim de Alemlerin Rabbi şöyle buyurdu: Habibim Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) sana on defa salavat getirmedikçe senin şefaatini kabul etmem).' Bunun üzerine melek bana on defa salavat getirdi, Allah da onu affetti, belayı ondan kaldırdı, kanadını yeniden bitirdi ve ona eski makamını geri verdi."» Salavatın bereketiyle ilk makamına kavuştu.
Aynı şekilde insan; musibetler, hastalıklar, gam ve kederlerle müptela olduğunda; yahut makam, mevki ve şan şerefe nail olmak istediğinde; yahut fakirlik, zillet ve benzeri durumlarla imtihan edildiğinde; yahut bir makamdan azledilip o makama yeniden dönmek istediğinde; yahut semavi afetlerin ve dünyevi belaların ortaya çıkması anında bunları defetmek istediğinde, İnsanlığın Efendisine salat ve selamı çokça getirmelidir. Zira salavatın bereketiyle kişi gecelerde ve gündüzlerde muradına ve makamına nail olur. Nitekim bunu İmam Deyneri el-Mücalesetü ve Cevahiru'l-İlm isimli eserinde zikretmiş olup vaizlerin göz bebeği bir bilgidir.
Bil ki salavat çeşit çeşit olup dört bin kadardır. Bir rivayette ise on iki bin olduğu zikredilir ki bunların her biri, Doğu ve Batı ehlinden seçkin ulema topluluklarının tecrübe edip buldukları salavatlardır. Bunları, aralarındaki uygun münasebet bağına göre bulmuşlar, Peygamber (aleyhisselam) da bunları onlara beyan etmiş ve onlar da bunu anlamışlardır. Havas ve avam takımı, sıkıntıların giderilmesinde bu salavatların tecrübe ve müşahede ile sabit birtakım sırları olduğunu görmüşlerdir. Bunlar, "Salat-ı Münciye" (Kurtarıcı Salavat) gibi rağbet edilen salavatlardır ki o şöyledir: “Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin salaten tüncina biha min cemii’l-ehvali ve’l-afat. Ve takdi lena biha cemia’l-hacat. Ve tütahhiruna biha min cemii’s-seyyiat. Ve terfeuna biha a’le’d-derecat. Ve tübelliğuna biha aksa’l-gāyati min cemii’l-hayrati fi’l-hayati ve ba’de’l-memat.” (Allah'ım! Efendimiz Muhammed'e öyle bir salat et ki, onun vesilesiyle bizi tüm korku ve afetlerden kurtarasın, bütün ihtiyaçlarımızı göresin, bizi bütün günahlardan temizleyesin, bizi katındaki en yüce derecelere yükseltesin ve hayatta iken de öldükten sonra da bizi bütün hayırların en uç gayelerine ulaştırasın). En faziletlisi ise Peygamberimizin şu sözü gereğince "Al" (ailesi) kısmını da sonuna kadar eklemektir: «Bana salavat getirdiğiniz zaman bunu umumi kılın (ailemi de dahil edin).» Çünkü salavatın Al (ailesi) ile birlikte zikredilmesinin tesiri daha tam, daha umumi, daha büyük ve daha hızlıdır. Bazı meşayih de böyle tavsiye etmiştir. Ayrıca Şeyhu'l-Ekber (İbn Arabi) de Al'in zikredilmesini tavsiye etmiştir. Şüphesiz bu, Arş'ın hazinelerinden bir hazinedir. Gece yarısı herhangi bir hacet için bin defa okunursa murat hasıl olur.
Allah'ım, bana doğruyu ilham et ve beni nefsimin şerrinden koru. (Tirmizi). Allah'ım, nefsimi takva üzere kıl ve beni doğru yola ilet. Allah'ım, gizlediğim ve açığa vurduğum, hataen ve kasten işlediğim, bildiğim ve bilmediğim tüm günahlarımı bağışla. Ben Allah'tan dünyada ve ahirette afiyet dilerim. (Tirmizi). Allah'ım, Senden hayırlı işler yapmayı, kötülükleri terk etmeyi, fakirleri sevmeyi, beni bağışlamanı ve bana merhamet etmeni dilerim. Kulların arasında bir fitne murat ettiğinde, beni fitneye düşmeden ve kurda kuşa yem olmadan vefat ettir. Senden Senin sevgini, Seni sevenlerin sevgisini ve beni Senin sevgine yaklaştıracak amellerin sevgisini niyaz ederim.
dünyevi ve uhrevi hacetlerini Allah Teala karşılar. Zira bu salavat, icabet olunma bakımından çakan şimşekten daha hızlıdır. Bu sırların hazinesidir ve panzehiridir; bu yüzden ehli olmayandan gizlenmesi ve saklanması gerekir. Nitekim bunu Şeyh el-Buni ve İmam el-Cezuli de Salat-ı Münciye’nin hususiyetleri hakkında zikretmişlerdir. Cahillerin eline düşmemesi için sırlarının tamamını terk ettiler; bu işaret sana kafidir. Mücerrebat (denenmiş dualar) arasında "Salat-ı Tefriciyye-i Kurtubiyye" de vardır. Mağrip diyarı uleması buna "Salat-ı Nariyye" (Ateş Salavatı) derler. Onlar bir muradın hasıl olmasını veya bir korkunun defedilmesini istediklerinde, bir mecliste bir araya gelerek bu salavatı belirtilen adet olan 4444 defa okurlar. Böylece arzuladıkları şey Allah’ın izniyle süratle gerçekleşir. Bu salavata, murada nail olmak için "Muhit Olan Deniz Hazinesinin Anahtarı" da denilmiştir. İnşallah gelecek olan babda bunun detaylı açıklaması gelecektir. Bu salavat şöyledir: “Allahümme salli salaten kamileten ve sellim selamen tāmmen...” (Allah'ım! Kusursuz bir salat ve tam bir selam eyle...)
Şeyh Muhammed et-Tunisi, Şeyh el-Mağribi, Şeyh es-Seyyid el-Mekki, Şeyh Muhammed es-Senusi de Cebel-i Ebu Kubays’ta her lahzada malum bir izinle buna icazet vermişlerdir; Allah hepsinden razı olsun. "Ben de bu mübarek salavatı devamlı okuyanlara hat ve lafız ile tam bir icazet verdim." Nitekim adı geçen meşayih de bize icazet vermişlerdi; Allah onların sırlarını mukaddes kılsın ve bizi onlarla faydalandırsın, amin. Allah bizim ve sizin üzerinize bunun devamlılığının kapısını açsın. Şüphesiz bu salavat; sıkıntıların giderilmesi, matlubun elde edilmesi, salatın edep lafızlarının tamamını kapsayan ve her şeyi kuşatan cami (kapsamlı) bir salavattır. Şeyh Muhammed et-Tunisi şöyle demiştir: "Kim bu Salat-ı Nariyye’ye her gün on bir defa devam ederse, rızık ona gökten yağmur gibi yağar ve yerden bereket şeklinde biter." İmam ed-Deyneri de şöyle demiştir: "Kim bu salavatı her namazın arkasından on bir defa okur ve bunu kendine vird (düzenli adet) edinirse, rızkı kesilmez; yüce mertebelere ve zenginlik devletine nail olur. Kim de sabah namazından sonra her gün kırk bir defa buna devam ederse, yine muradına nail olur. Kim her gün yüz defa devam ederse, matlubu hasıl olur ve gayesine arzuladığının da üzerinde ulaşır. Kim her gün mürsel peygamberlerin sayısı olan üç yüz on üç defa okumaya devam ederse, onun için sır perdeleri aralanır. Kim her gün bin defa okumaya devam ederse, onun için hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir insan kalbinin hayal edemediği vasfedilemez nimetler vardır." İmam el-Kurtubi ise şöyle demiştir: "Kim büyük bir işin gerçekleşmesini veya yerleşik bir belanın defedilmesini isterse, bu Salat-ı Tefriciyye ile Peygamber’e (sallallahu aleyhi ve sellem) tevessül etsin ve o yüce ahlak sahibine dört bin dört yüz kırk dört defa salavat getirsin. Allah Teala onun niyetine göre muradını ve matlubunu ulaştırır." İbn Hacer el-Askalani de bu adetin hususiyetlerini zikrederek şöyle demiştir: "Bu adet, tesir etme sebebi bakımından bir iksirdir." Esraru’s-Salat (Salavatın Sırları) isimli eserde böyle geçmektedir.
...bana dokunmasın. Allah'ım! Senden Sevgini, Seni sevenlerin sevgisini ve beni Senin sevgine ulaştıracak ameli dilerim. Allah’ım! Senin sevgini bana nefsimden, ailemden ve soğuk sudan daha sevimli kıl. (Tirmizi). Allah'ım! Bana sevgini ve sevgisi Senin katında bana fayda verecek kimselerin sevgisini rızıklandır. Allah'ım! Bana rızıklandırdığın şeylerden sevdiklerimi, Senin sevdiğin şeyler için bana bir kuvvet kıl. Allah'ım! Benim arzulayıp da benden uzaklaştırdığın şeyleri ise, Senin sevdiğin şeylere yönelmem için bana bir boşluk (fırsat) kıl. (Tirmizi). Allah'ım! Beni işitmemle ve görmemle faydalandır, onları benden sonra da baki kıl (ölene kadar koru). Bana zulmedene karşı bana yardım et ve ondan intikamımı al. (Tirmizi). Ey kalpleri...

(kaynak: Hazinetül Esrar)
Hocam detaylı paylaşımınız için çok teşekkürler bu vesile ile 4444 kere okunan Salat-ı Tefriciye mucizesini hatırlatmış oldunuz.

Salat-ı Tefriciye veya Salat-ı Nariye

"Allahumme salli salâten kâmileten ve sellim selâmen tâmmen alâ-seyyidina Muhammedin ellezi tenhallü bihi'l 'ukadu ve tenfericu bihi'l-kürabu ve tukdâ bihi'l-havâicu ve tünâlü bihi'r-rağâibu ve husnu'l-havâtimi ve yusteska'l-ğamâmu bi-vechihi'l-kerîmi ve 'alâ âlihi ve sahbihi fî-külli lemhatin ve nefesin bi-'adedi külli ma'lûmin lek."

en kısa sürede okuyabilmek nasip olsun.

Alıntı ile Cevapla
 

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149