Hz. Ömer'in şehadeti
(Muğire bin Şu'be'nin bir kölesi var idi ki, adı Firuz idi ve lakabı Ebu Lü'lüe idi. Ehl-i san'attan olup, değirmen bina etmek adeti olmakla; ecrinden (kazancından) Muğire'ye yevmiye (günlük) dört dirhem ve rumke (pay) kesmek işitmişlerdi. Günlerde bir gün) :
"... bir gün adı geçen köle, Hazret-i Ömer (radiyallahu Teala anhü) Hazretlerine mülaki olup (karşılaşıp) şikayet eyledi; 'Ya Emire'l-Mü'minin! Mevlam (efendim) benden her gün için dört dirhem talep eder, bu miktar bana çoktur ve ağırdır; kerem eyleyip bu miktarı biraz hafifletin.' dedi. Hazret-i Ömer, kölenin pek çok zanaat sahibi (marifetli) olduğunu bildiğinden; 'Sanatına ve marifetine göre bu miktar sana çok değildir.' deyu cevap verdi. Köle bu cevaptan hoşnut olmayıp, kin ve düşmanlığını gizleyerek içinden derin bir hırs besledi. Ba'dehu (ondan sonra) adı geçen melun, hançerini iyice bileyip zehirledi.
Ertesi gün sabah namazı vakti girdikte, o yüce halife (Hazret-i Ömer) namaza takaddüm eyledi (namazı kıldırmak için öne geçti). Namaza başlarken tekbir getirdiği esnada, adı geçen habis melun cemaat arasından sıyrılıp, namaz içinde bulunan Hazret-i Ömer'e gafil avlayarak hançerle vurdu. Hazret-i Ömer hançer darbesini aldığında; 'Beni bir köpek ısırdı (yaraladı)!' deyu nida eyledi. Melun İbn Mülcem gibi (onun gibi haince) hareket edip, kaçmaya çalışırken sağındaki ve solundaki cemaatten on iki kadar sahabeyi dahi hançeriyle yaraladı; onlardan altı veya yedi sahabi şehadet şerbetini içti. Kendisinin yakalanacağını anladığında ise kendi hançeriyle kendini helak eyleyip habis ruhu cehennem narına (ateşine) vasıl oldu.
Hazret-i Ömer (r.a.), aldığı bu ağır yaraların tesiriyle üç gün sonra, hicretin yirmi üçüncü senesinde, Zilhicce ayının bitimine üç gün kala, çarşamba gününde şehadet mertebesine ererek dar-ı naime (cennete) rıhlet eyledi (vefat etti). Ömürlerinin müddeti altmış üç sene idi. O adalet kutbunun vefatıyla bütün alem-i İslam ve ashab-ı güzin derin bir kedere ve mateme büründü. Şairlerin bu hüzün üzerine söyledikleri mersiyeler ve tarihler ciltler dolusudur. Cihan onun adaletiyle nurlanmıştı.
(Kaynak: hayatül hayevan)
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
|