insanoğlunun Kalbinde Şeytânın Vesvesesi ile Meleğin ilhamı Bulunur.
Rasülullah Sallallâhû Aleyhi ve Sellem, Şöyle Buyurdu; İnsanoğlunun Kalbinde Şeytânın Vesvesesi ile Meleğin İlhâmı Bulunur. Şeytânın Verdiği Vesvese, Şerri Vâ’d Edip Doğruyu Yalanlamaktır. Meleğin İlhâmı ise, Hayrı Tavsiye ve Doğruyu Tasdik Etmektir. Kim, Kalbinde Hayırlı Düşünce ve Doğruyu Tasdik Duygusunu Bulursa, Onun Allah’tan Olduğunu Bilsin ve O’na Hamd Etsin. Kim de Aksini Bulursa, Şeytândan Allahû Teâlâ’ya Sığınsın!
Rasülullah Sallallâhû Aleyhi ve Sellem Sonra “Şeytân Sizi Fakirlikle Korkutarak Cimriliği ve Hayâsızlığı Emreder [Bakara 2/268.].” Âyetini Okudu [Tirmizî, Tefsîru Sûre (2) 35; Taberî, Câmiu’l-Beyân, 3/88-89; Suyûtî, ed-Dürrü’l-Mensûr, 2/65.].
Bu İki Duyguyu Tanımaya ve Düşünceleri Birbirinden Ayırt Etmeye Ancak Susuz Bir Kimsenin Su Aradığı Gibi, Bunu Bilmek İsteyen Bir Hakk Talibi Yönelir ve Bunun İlmini Elde Eder. O, Bu Düşüncelerin Tesirini, Tehlikesini, Felâhını, Salâhını ve Fesâdını Bilmesinden Dolayı Onların Üzerinde Durur. Bu Sayede Ona Safi Yakîn ve Yakîn Ehlinin İkrâmları Verilip, O Hakk Tarafından Sevilen ve Aranan Bir Kul Olur. Bunları Bilmeye Daha Çok, Mukarrebîn Makamında Olanlar ve Onların Yoluna Girenler İştiyâk Duyar. Ebrârın (İyilerin) Yolunda Gidenlerin ise Buna İştiyâkı Azdır. Çünkü Kulun Bu Şeylere İştiyâkı, Ondaki Himmet, Talep, İrâde ve Kerîm Olan Allah’tan Aldığı Mânevî Nâsibi Ölçüsünde Olur.
Bu Zâtların Dışındaki Mü’min ve Müslümanlar, Vesvese ve İlhâmı Tanımak İçin Ciddi Bir Çaba Göstermez ve Kalbe Gelen Düşünceleri Birbirinden Ayırt Etmeye Önem Vermezler.
|