Octavia Nasr
Kesinlikle. Şu iyice anlaşıldı ki bu ülkede gazetecilik veya siyaset yapıyorsanız İsrail’i eleştirdikten sonra işinize devam edemezsiniz. En son örneklerinden biri CNN’ de Octavia Nasr’in başına gelenler oldu. Hizbullah lideri ile ilgili sözleri dolayısıyla işinden oldu, bitirdiler kadını, gazetecilik kariyerini mahvettiler. Artık bütün gazeteciler İsrail konusunda eskiden olduğundan daha fazla dikkatli olmak zorunda hissedecekler kendilerini.
Eskiden de böyle değil miydi? İsrail konusunda eskiden de bir oto-sansür yok muydu?
Vardı tabii, ama İsrail lobisinin medyadaki hakimiyetine paralel olarak etkisi giderek artıyor. Dolayısıyla şimdi daha da kötü durum.
Başkan Barack Obama ve Helen Thomas, Thomas Doğum Gününde – 2009
Peki emekliye ayrılmak zorunda kalmanızda Beyaz Saray’ın sorumluluğu var mı sizce? Hearst’ten istifa ettiniz ama gazeteciliği bırakmak zorunda değildiniz, serbest olarak devam edebilirdiniz hala. Niye devam etmediniz?
Emekli olduğum doğru değil bir kere, sadece çalıştığım gazeteden kovuldum. Gazeteciliğe devam edeceğim, sadece bir süreliğine ara verdim. Olaydan sonra bir süre ortalıkta görünmek istemedim, inzivaya çekildim tabiri caizse. O günden bu yana da röportaj verdiğim ikinci kişi siz oldunuz. Bir süre sessiz kalmak istedim, her şey çok üstüme üstüme geliyordu zira. Beyaz Saray muhabirliğine devam etmeyeceğim ama bu ülkede gazetecilik yapılacak başka alanlar da var, yine Amerikan siyaseti üzerine yazacağım. Beyaz Saray’ın sorumluğuna gelince: Bir kere başkan Obama benim ifadelerimi “menfur ve saldırganca” olarak niteleyince tabii ki işten atılmamla sonuçlanan atmosferin oluşmasını meşrulaştırmış oldu. İfade özgürlüğümün kısıtlanması noktasında bir dâhili olmamalıydı.
Peki liberal medya olarak adlandırabileceğimiz New York Times, Washington Post, NBC, PBS ve NPR gibi önde gelen medya kuruluşlarının size desteklemek için hiç bir şey yapmamasını nasıl değerlendirdiniz? Onların sizi sahipleneceğini ummuş muydunuz?
Hayır, öyle bir beklentim olmadı. Çünkü biliyorum ki yapamazlar ve benim yüzümden başkalarının da işlerini kaybetmelerini istemem. Destekleselerdi çok güzel olurdu ama desteklemediler. Bu yüzden kimseye karşı bir kırgınlığım yok. Tek başıma olduğumu çoktandır biliyordum zaten.
Peki 27 Mayıs günü Beyaz Saray çıkışı yanınıza yaklaşan hahama söylediklerinize açıklık getirme fırsatı verilseydi ne eklemek isterdiniz?
Bir kere, o haham yanıma yaklaşıp oğullarını tanıttı bana ve gazetecilik eğitimi aldıklarını söyledi. Ben de gazeteciliği çok seveceklerini ve iyi bir tercih yaptıklarını söyledim. Karşımdakinin bir haham olduğunu biliyordum çünkü kipa takıyordu ve dini kıyafeti giyiyordu. Bu kişi bir kere bana “sizinle röportaj yapabilir miyim” ya da söylediklerinizi alıntılayabilir miyim” gibi hiç bir şey sormadan bıçak çeker gibi ses kayıt cihazını çekip çıkardı. Sorması gerekirdi, orada kaydettiği ifadeleri kendi blogunda yayınlaması benim kişilik haklarıma saygısızlık ve gazetecilik kurallarının da ihlalidir. O zaman söylediklerimi yeniden söyleme şansı verilseydi , Almanya ve Polonya’ya gitsinler kısmına açıklık getirirdim. Çünkü ben Yahudilerin büyük bir kısmının Avrupalı olduğuna, zaten o topraklara ait olduklarına, Filistin toprakları üzerinde hiç bir tarihsel hakları olmadığına inanıyorum. Çünkü doğrusu budur. Bu insanlar Avrupa’ya aittir. Yoksa tabii ki bir kısım medyanın ve İsrail lobisinin iddia ettiği gibi gaz odalarına gitsinler demek istemedim.
|