Toplumun süt annesi, eğiticisi ve bakıcısı durumundaki medya ya da özelde televizyonlar ve buradaki reytingler, sadece 3-4 milyar dolarlık pastadan pay almak kadar basit bir amaca mı hizmet eder? Yoksa asıl amaç, programlarla enkaza dönüştürülen ve yerine yenisi inşa edilen toplum zihni olmasın sakın?
Her şey televizyon patronları veya yöneticilerinin sadece reklam pastası paylaşımı kadar basit olsaydı, mesele çoktan çözülmez miydi?
Türkiye’de reyting ölçümlerini 20 yıla yakın AGB adlı bir şirket yapmış. Bu isim yıpranınca, devreye TNS adlı firma girmiş. Bu iki firma, WPP Group adlı yapıda birleşiyor. Yani adları farklı, patronlar aynı.
ABG ve TNS’nin çatı firması AC Nielsen şirketi, 1923’de Arthur Charles Nielsen tarafından Chicago’da kurulur. Sonra ‘pazarlama enformasyonu’ alanında çalışan AC Nielsen ve Nielsen şirketlerine, ‘iç istihbarat’ alanında çalışan Net Ratings ve Buzz Metrics şirketleri eklenir. Grubun Billboard, The Hollywood Reporter ve Adweek gibi fuarları ve ticari yayınlar şirketlerine, son olarak Nielsen Media Research (NMR) eklenir. NMR medya enformasyonu faaliyetinde bulunur. Tüm dünyada faaliyet gösteren NMR, merkezini 1999’da Hollanda’ya taşır. Halka açık olmadığı için kamuoyunca pek bilinmezler.
İster eski reyting ölçümcüsü AGB, ister yeni reyting ölçümcüsü TNS, isterse de çatı yapı WPP’de, Bilderberg’den CFR’ye kadar yok yok.
Kanuni gibi Osmanlı’nın en önemli Sultanı, onun vezirleri ve paşalarını gayri meşru bir hayat yaşarmış gibi gösteren, saraydaki tüm kadınların göğüslerini olabildiğince açık sunulup, entrika ve cinayetlerin hat safhada olduğu şeklinde bir sunumla, toplumsal hafıza ve bilinçaltını kirleten ahlaksız bir diziyi veya onun bunun suçu ne, onun nesi bunun neresinde diye abuk subuk isimli, her anı birbirini aldatma, tecavüz şeklinde devam eden cinsel sapkınlık aşılayan dizileri, hem finanse etmek hem de çok izleniyor göstererek, herkesi izlemeye davet etmekten daha stratejik ne olabilir?
Acaba kendi değerlerini ve ecdadını aşağılayan dizilere izin veren kaç ülke çıkar dünyada? Mustafa Kemal’le ilgili iki yapımdaki içki meselesinde kopan fırtına; Fatih, Yavuz, Kanuni, Abdulhamid olunca neden kopmaz? Ben seyretmiyorum demek yeterli mi?
Ünlü yönetmen Osman Sınav, “Reytingleri kontrol eden ülkeyi kontrol eder” demiş. Sınav’ın gördüğünü; MİT, RTÜK veya bilumum Ankara 20 yılda görememişse diyecek söz kalmaz elbet.
Son günlerdeki tartışmaları bir yana, TRT’nin başarılı Genel Müdürü İbrahim Şahin, “Reyting’lerin kontrolü, sahibi bile tam belli olmayan şirketlerde” demiş. Bizde bu ortaklığın karmaşık haritasını ortaya koyarak, meselenin kavranmasına katkı sunalım.
İşte, ekranlarda ne yayınlanacağını, kimin kime sponsorluk yapacağını, kimin ne izleyeceğini belirleyen yapının ortaklık ve ilişki haritası:
(Kemal Özer, 28.12.2011)
|