İnne hâzâ kâne lekum cezâen ve kâne sa’yukum meşkûrâ( meşkûran).
1 - İmam İskender Ali Mihr: Muhakkak ki bu, sizin mükâfatınız oldu. Ve sizin çabalarınız teşekküre lâyık olmuştur (takdir edilmiştir).
2 - Diyanet İşleri: Onlara şöyle denecektir: “Şüphesiz bu sizin için bir mükâfattır. Çalışma ve çabanız makbul görülmüştür.”
3 - Abdulbaki Gölpınarlı: Şüphe yok ki bu, size bir mükâfattır ve çalışmanız, makbûldür.
4 - Abdullah Parlıyan: Ve onlara: “Bunlar sizin ödüllerinizdir. Çünkü hayatta iken yaptığınız işlerle Allah'ın rızasını kazandınız” denilecek.
5 - Adem Uğur: (Onlara şöyle denir

Bu, sizin için bir mükâfattır. Sizin gayretiniz karşılığını bulmuştur.
6 - Ahmed Hulusi: Muhakkak ki bu sizin için cezadır (karşılık, yapılmış olanların getirisi)! İmanlı çalışmalarınız tam hakkıyla değerlendi!
7 - Ahmet Tekin: 'İşte bu, size bir mükâfattır. Ameliniz, gayretiniz, hâlis niyetiniz devamlı karşılığını bulur.' denir.
8 - Ahmet Varol: 'Bu ancak sizin için bir mükafattır; gayretiniz kabul görmüştür.'
9 - Ali Bulaç: Şüphesiz, bu, sizin için bir mükafaattır. Sizin çaba harcamanız şükre değer (meşkur/makbul) görülmüştür.
10 - Ali Fikri Yavuz: (Cennetliklere şöyle denir): İşte bu, sizin mükâfatınızdır. Ameliniz makbul olmuştur.
11 - Ali Ünal: “Bütün bunlar, sizin için hazırlanmış mükâfattır ve (dünyadaki) gayretiniz kabul ve karşılık görmüştür.”
12 - Bayraktar Bayraklı: Şüphesiz bu, sizin ödülünüzdür, çalışmalarınızın karşılığı verilmiştir.