![]() |
|
#1
|
||||
|
||||
|
Anlatılır ki Halife Hârun Reşid hacdan dönerken Kûfe’de bir müddet kaldı. Bir gün dışarı çıkınca, Behlül Dânâ, yoluna dikildi. Avazı çıktığı kadar üç kere; “–Ey Hârun!” diye bağırdı. Hârun şaşırarak; “–Kim bu beni çağıran?” diye sordu. Behlül olduğunu söylediler. Hârun durdu ve perdenin kaldırılmasını emretti. İnsanlarla perde gerisinden konuşurdu. Behlül’e; “–Beni tanıyor musun?” dedi. Behlül; “–Evet, seni tanıyorum.” dedi. Hârun Reşid; “–Ben kimim öyleyse?” dedi. Behlül; “–Sen o kimsesin ki; sen batıda olduğun hâlde doğuda birisine zulmedilse, Allah Teâlâ kıyâmet gününde onu sana sorar.” diye cevap verdi. Hârun, Behlül’ün sözünün tesiriyle ağlamaya başladı. Behlül’e dönerek; “–Benim hâlimi nasıl görüyorsun?” dedi. Behlül; “–(Bu suâlinin cevabını) Allâh’ın kitabına arz ediyorum. Allah Teâlâ; «Ebrâr / sâlihler muhakkak cennettedirler. Fâcirler de cehennemdedirler.» (el-İnfitâr, 13-14) buyuruyor.” dedi. Hârun; “–Amellerimizin durumu nicedir?” diye sordu. Behlül; “–Allah ancak takvâ sahiplerinden kabul eder.” (Bkz. el-Mâide, 27) âyetini okuyarak cevap verdi. Hârun Reşid; “–Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e akrabalığımıza ne dersin (Bunun âhirette bana faydası olmaz mı)?” diye sordu. Behlül; “–Sûr’a üflendiği zaman artık aralarında akrabalık bağları kalmamıştır; birbirlerini de arayıp sormazlar.” (el-Mü’minûn, 101) âyetini okuyarak cevap verdi. Hârun Reşid; “–Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in bize şefaati nerede kaldı?” dedi. Behlül bu defa; “–O gün, Rahmân’ın izin verdiği ve sözünden hoşlandığının dışındakilere şefaat fayda vermez.” (Tâhâ, 109) âyetiyle cevap verdi. Hârun; “–Bir ihtiyacın var mı?” dedi. Behlül; “–Evet, günahlarımı bağışlaman ve beni cennete koyman.” dedi. Hârun; “–Bu benim elimde değil.” deyip boynunu büktü. Sâlih insanlar, dâimâ ölüm tefekkürü içinde yaşamış ve insanlara âhireti hatırlatmışlardır. Cenâb-ı Hakk’ı tanımakta mesafe alabilenlerin üç vasfından biri de; يَحْذَرُ الْاٰخِرَةَ «Âhiret endişesi içinde yaşamak»tır. (Bkz. ez-Zümer, 9) Çünkü; Rasûlullah Efendimiz’in rahat ve sıkıntılı zamanlarda tekrar tekrar ashâbına hatırlattığı gibi; “Esas hayat, âhiret hayatıdır.” (Buhârî, Rikāk, 1) Bu cihan, ancak âhirete hazırlık için bir imtihan mektebidir. Fânî ömür; ancak bu gayeye sarf edilirse, fayda verir. Kıssada zikredildiği üzere, insanı âhirette çetin bir hesap beklemektedir. Orada; -Her türlü maddî ve mânevî nimetin hesâbı sorulacaktır. -İlâhî tâlimatların edâ edilip edilmediğinin sorgusu olacaktır. -Rabbimiz’in yasaklarından ne kadar içtinâb edildiği ortaya konacaktır. -Kul haklarının muhakemesi yapılacaktır.
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
Unutmayasın.Elindeki Sırrı Saklayamayana. Yeni Sır Vermez.Sırların Sahibi. Şeyh-ül Ekber Muyhiddin İbn’ül Arabi KS |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Evliyalar-Gazali | Dedee | Allah Dostları & Evliyalar | 3 | 02.04.22 08:07 |
| Dünyâyı Terk etmek, Onu Kötülemek | Swordsfish | islam & islami Konular | 1 | 21.06.20 20:31 |
| Dünyadan bakarken ahiret görünmez | Hal | Tasavvuf Sohbetleri | 0 | 03.05.19 11:41 |
| Bakara Suresi Açıklamalı Tefsiri | Havasokulu | Kuran-ı Kerim Tefsiri | 81 | 03.07.18 13:30 |
| Yahudilik'te Âhiret İnancı Nasıldı? | SiLence | Off Topic | 4 | 22.05.17 14:41 |