![]() |
Alıntı:
|
Eline sağlık Hâmûşî. Sende bilgi bitmez. Çok bilgilisin maşallah. Allah daim etsin. mnks
Bu velîlerden üçünü ziyaret etmiştim. Birkaç velî daha var ziyaret ettiğim. En yakınımda Şeyh Ali Semerkandî var. En son ona gittim. |
Alıntı:
|
13. Akşemseddin
Akşemseddin bahsinde, onu yalnız “Fâtih’in hocası” diye anmak eksik olur. TDV’nin ifadesiyle o, aynı zamanda mutasavvıf, âlim, tabip ve şairdir; Hacı Bayrâm-ı Velî’ye intisap etmiş, kısa zamanda hilâfet almış, şeyhinin vefatından sonra da irşad makamına geçmiştir. İstanbul’un fethi sırasında ordunun mânevî gücünü diri tuttuğu, fetihten sonra padişahın kendisine aşırı bağlanma arzusunu ise dikkatle sınırlandırdığı yine aynı maddede özellikle kaydedilir. Bu da bize şunu gösterir: Akşemseddin’in ağırlığı sadece nüfuzunda değil, o nüfuzu taşırken gösterdiği dirayet ve ölçüdedir. Eser tarafında en sağlam omurga şunlardır: Risâletü’n-nûriyye, Defʿu meṭâʿini’ṣ-ṣûfiyye ve Makāmât-ı Evliyâ. TDV’ye göre Risâletü’n-nûriyye, Hacı Bayrâm-ı Velî ve dervişleri hakkında çıkan dedikodulara karşı sûfîleri ve tasavvufî ahlâkı savunmak için yazılmıştır; Defʿu meṭâʿin, özellikle İbnü’l-Arabî gibi mutasavvıflara yöneltilen ilhâd ve küfür ithamlarına cevap veren bir reddiye mahiyetindedir; Makāmât-ı Evliyâ ise mürşid, velâyet ve dereceler gibi tasavvufî bahisleri Türkçe olarak ele alır. Ayrıca Nasîhatnâme ve şiirleri zikredilse de, Mâddetü’l-hayâtın aidiyeti tartışmalıdır; TDV, araştırmacıların çoğunun bunu ona ait kabul ettiğini, fakat meselenin ihtiyatsız konuşulmaması gerektiğini açıkça belirtir. Bana göre Akşemseddin’in gerçek kıymeti de burada görünür: menkıbeye yaslanarak değil, tasavvufu savunan, açıklayan ve usule bağlayan metinlerle konuşan bir isim oluşunda. |
14. Aziz Mahmud Hüdâyî
Aziz Mahmud Hüdâyî bahsinde, onu yalnız Üsküdar’daki büyük tesiriyle değil, kalemiyle de görmek gerekir. TDV maddesi, Hüdâyî’yi Celvetiyye tarikatının kurucusu, mutasavvıf ve şair olarak tanıtır; ayrıca halktan sultanlara uzanan geniş bir tesir halkası kurduğunu, vefatında altmışa yakın halifesinin bulunduğunu ve yazdığı yaklaşık otuz eserle Anadolu ve Balkanlar’daki dinî-tasavvufî hayat üzerinde derin iz bıraktığını kaydeder. Yani Hüdâyî’yi yalnız menkıbe ve tekkesiyle değil, aynı zamanda yazılı mirasıyla konuşmak gerekir. Bana göre onun ağırlığı, irşadın yalnız mecliste değil, metinde de sürmüş olmasında yatar. Eser tarafında öne çıkan metinler arasında Nefâʾisü’l-mecâlis, Câmiʿu’l-feżâʾil ve ḳāmiʿu’r-reẕâʾil, Miftâḥu’ṣ-ṣalât ve mirḳātü’n-necât, Ḫulâṣatü’l-aḫbâr, Ḥabbetü’l-maḥabbe, Keşfü’l-ḳınâʿ ʿan vechi’s-semâʿ ve Tecelliyât özellikle zikredilir. Bu liste bize şunu gösterir: Hüdâyî’nin kalemi yalnız şiire yaslanmaz; tefsir, ahlâk, namazın hikmeti, muhabbet, semâ bahsi ve tasavvufî tecellîler gibi farklı alanlara açılır. Şiir tarafında ise ilâhileri, sade ve hikemî diliyle asırlarca tekkelerde okunmuş; yazdıkları sadece metin olarak kalmamış, zikir ve irşad iklimine karışmıştır. Bana göre Hüdâyî’nin gerçek kıymeti de burada görünür: tasavvufu yalnız söylenen bir şey değil, okunan, yaşanan ve tekrar tekrar dönülen bir metin dili hâline getirebilmesinde. |
15. Niyâzî-i Mısrî
Niyâzî-i Mısrî bahsinde, şiirin şöhreti ile metnin tahkikini birbirine karıştırmamak gerekir. TDV onu Halvetiyye’nin Mısriyye kolunun kurucusu, mutasavvıf şair olarak tanıtır; yani onda hem tarikat kurucu tesiri, hem de güçlü bir şiir dili birlikte bulunur. Eser tarafında ise ilk sırada Dîvân gelir. Bunun yanında Tuḥfetü’l-ʿuşşâḳ, kendi el yazısıyla kaleme aldığı iki mecmua, Risâle-i Esʾile ve Ecvibe, Risâle-i Devriyye, Mecâlis, Tesbîʿ-i Ḳaṣîde-i Bürde, Şerḥ-i Esmâ-i Hüsnâ ve Taʿbîrnâme gibi metinler de zikredilir. Bu liste bize şunu gösterir: Niyâzî-i Mısrî yalnız ilâhîleriyle yaşayan bir şair değildir; soru-cevap, şerh, meclis notları ve hatırat tarafı da bulunan çok yönlü bir kalemdir. Bana göre Niyâzî-i Mısrî’nin asıl ağırlığı, şiirle irşadı birbirinden ayırmamasındadır. Dîvân onun aşk, tevhid, fena, seyr ü sülûk ve iç yanış dilini taşırken, Tuḥfetü’l-ʿuşşâḳ ve diğer risâleler bu dili daha açıklayıcı ve öğretici bir zemine çeker. TDV’nin kaydettiği iki mecmuadan birinin hatırat mahiyetinde olup Limni’deki sıkıntılı günleri anlatması da ayrıca mühimdir; bu, onun sadece söyleyen değil, yaşadığını da yazıya geçiren bir isim olduğunu gösterir. Kısacası Mısrî’yi birkaç meşhur ilâhiye sıkıştırmak doğru olmaz; onda şiir, hâl ve metin aynı kaynaktan akmaktadır. |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 08:48. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com