Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > islam & Tasavvuf > Allah Dostları & Evliyalar


imam Birgivi'den nasihatlar


 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #1  
Alt 23.10.26, 16:52
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 5,132
Forum Puanı: 1969
Etiketlendiği Mesaj: 597 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart imam Birgivi'den nasihatlar

İmam-ı Birgivi'nin ahlak ve nasihat içerikli kıymetli eseri Cevhere-i Behiyye-i Ahmediyye fi Şerhi'l-Vasiyyeti'l-Muhammediyye (veya benzeri bir Osmanlıca nasihatname şerhi) kitabından bir sayfadır.
...katlanmak (tahammül etmek) gerekir. Hal böyleyken düşmanlık fısk yapıp (haktan sapıp) parelenir (parçalanır). “Ve la en yu’ade’l-akılü hayran lehü min en yeküne lehü sadikun ahmaku” (Akıllı bir kimsenin düşmanlık etmesi, ahmak bir dostun olmasından kendisi için daha hayırlıdır) denilmiştir. Kendinin bir ahbabı (dostu) dostu olmaktan “fariğun bi-nefsike en tusadıka ahmakan” (Ahmakla dost olmaktan nefsini uzak tut/boş bırak) denilmiştir. Ahbap ile dostluğunu sen kendi nefsin ile “İnne’s-sadika ale’s-sadikı sadikun” (Şüphesiz dost, dostun üzerinde gerçektir) sözü üzere dostluğunu sadakat edecektir.
“Veznü’l-kelami iza netakte bihi san’en” (Konuştuğun zaman sözü tartıp da söyle). Sen sözlerini kelamı tartıp söyleyesin. “Yedillü uküle zevi’l-uküli’l-mantıkı” (Mantıklı konuşma, akıl sahiplerinin akıllarına delalet eder). Akıllı akıl sahiplerinin aklı kelamı ile izhar eder (ortaya çıkar). “Ve mine’r-ricali iza estevet ahlamuhüm” (İnsanlardan akılları olgunlaşıp eşitlendiğinde). Ricalden (erlerden/insanlardan) ve akıl sahiplerinin akılları eşit olduğu vakit “men yesteşiru iza esteşira fe-yutrıku” (Kendisine danışılan kimse istişare edildiğinde başını öne eğer). O ricalden (insanlardan) bazıları müşavere olunur (kendisine danışılır) ve müşavere vaktinde bazısının üzerlerine tefevvuk edip (üstün gelip) acele eder “hatta yahılle bikülli vadin kalbühü” (Hatta kalbi her vadiye/yöne dağılır). Hatta acele ve tefevvukundan dolayı aklı her mahalle (yere) gidip avare olur. “Feyuri ve ya’rifü ma yekülü fe-yantıku” (Görür, ne diyeceğini bilir ve öyle konuşur). Hemen kendi söylediğini manasını görüp ve anlayıp söylerler.
“La el-ğaybte senaen ve ya fi gurbetin” (Gurbette ne bir övgü ne de bir yergi vardır). Garip o kimsedir ki vatanında dahi “Senaun el-fete eyte-ma” (Gencin övgüsü her ne ise odur). En garip olan, belki sehm (pay/nasip) yemiş, hakikaten garip kimseler o kararlar ile olurlar. “Ma en-nasü illa amilan fe-amilün” (İnsanlar ancak iki amil/iş yapandır). Nas (insanlar) iki güruh (grup) amel ile amel edecektir ki bir güruhu “kadematün min ataşin ve aharu yağraku” (Bir kısmı susuzluktan helak olur, diğeri ise boğulur). Susuzluktan helak olurlar ve şu arkadaki bir güruhu ise suya gark olmuştur ki merzuk (rızıklanmış) ve mütenaamdırlırlar (nimet içindedirler).
“Ve’n-nasü fi talebi’l-maaşi kaimen” (İnsanlar maişet/geçim talebinde ayaktadırlar). Nas (insanlar) maişet talebinde gece gündüz “bi’l-ceddi yurzeku minhüm men yurzeku” (Onlardan rızıklanan ancak gayret ve nasiple rızıklanır). Onlardan merzuk olan (rızıklanan) ancak ciddiyet (çaba) ve sa'y (gayret) sebebiyle rızıklanırlar. “Lev yerziküne’n-nase hasbe ukülihim” (Eğer insanlara akılları nispetinde rızık verilseydi). Eğer nas (insanlar) akılları muktezasınca (gereğince) rızıklanacak olsaydı “el-feytü eksera min tera yetasaddeku” (Fakir olanlar, sadaka verenlerden çok daha fazla olurdu). Bu takdirce en zenginlerden olup sen beni sadaka edenlerden ziyade sadaka edici bulursun. “Kene feda’l-meliki aleyhim” (Melik olan Allah'ın fazlı onların üzerinedir). Lakin rızkın bol ve geniş olması onların üzerindeki Hak Teala'nın fazlı ve ihsanındandır. “Haza aleyhi müsiaun ve madikun” (Bu kimseye geniş, diğerine ise dardır). Hak Teala bazı kullarının üzerine rızkı geniş edip ve bazısına rızkı dar edip eyler.
“Ve iza el-cenazetü ve’l-arüsü telakiya” (Bir cenaze ile bir gelin karşılaştığı zaman). Eğer bir cenaze ile bir gelin birbiriyle mülaki (karşı karşıya) olsalar “Ve raeyte dem’an ma’a nevahın yefteriku” (Ve feryat ile akan bir gözyaşının ayrıldığını gördüğünde). Ve azizlerin ağlayanlarının gözlerinin etrafını gözlerinin yaşı kaplamış görürsün. “Ve kabi er-ravhı keyden mebhüten evledihi halidün” (Ve ruhu kabzedilenin yakını şaşkınlık içinde kalakalmıştır). Sükut etti (sustu) tabi olan gelin gibi “kübi er-ravhı” giden kimse mebhut (şaşkın/donakalmış) olduğu halde sükut etti (sustu). “Ve ayetün müziu’l-cenazeti yantıku” (Cenazeyi teşyi eden/uğurlayan kimsenin hali konuşur). Cenazeye tabi olanları söyler görürsün. “Ve iza el-ümüru lesathü ef’a” (İşler onu bir engerek yılanı gibi soktuğu zaman). Eğer bir kimseyi yılan sokmuş olsa “teraktehü hine tencüru haybelen yeferruku” (Onu kurtarmaya çalıştığın an, ip sanıp kaçar). Ölüm ipini çekip terk edesin, yılan sanıp sair azası da titrer, nitekim falan olan bu asırdadır.
“Beka’llezine iza yekülü kezebü” (Öyle kimseler baki kaldı ki konuştuklarında yalan söylerler). Bizim bu dünyada baki kaldı öyle kimseler ki kelam söylese kelamlarının çoğunda yalan söylerler. “Ve madaillezine iza yekülü sadakü” (Konuştuklarında doğru söyleyenler ise geçip gitti). Dünyadan kendi sözü kimseler ki kelam söylese doğru söylerlerdi. Ve mazi (geçmiş) olan şu asırda ziyade hoş tabir edip falan beyit vasfında falan yalan diliyle teşbih etti (benzetti). “Ve kındilün kane’d-dav’ü minhü” (Ondan ışık saçan bir kandildi). Kandil dindar kişi gibi meşhur nesneden şule (ışık) ve ziya (aydınlık). “Muhiyyan men hüve yetecella” (Kimin için tecelli ederse onu ihya eder/diriltir). Derler ki ve ayn-ı hayat (hayat pınarı) olan bir kara karanlık yerden aşikar (belli) olsa “eşara ile’d-dücca bel-senaen ef’a” (Aydınlığıyla karanlığa işaret etti/karanlığı yardı). Önce kandil yalan dili ile kara kulvarı işaret eder. “Fe-şemira ziyle firakın ve vela” (Ayrılık eteğini topladı ve dönüp gitti). Evvel eteğini düşürüp başına yukarı ve bir ardınca böyle olur, murad falan şule (ışık) senin yukarı atılmasıdır.
Ve salih merhum rahmetullahi aleyh şiirinden şu kavliyle: “ma beliga’l-adaü min cahilin” (Düşmanın cahile ulaştıramayacağı zarar...) “cahelike düşmeni eydemez” (Senin cahilliğini düşmanın dahi sana edemez). “ma beliğa’l-cahilü min nefsihi” (Cahilin kendi nefsine yaptığını). Cahil kendi nefsine ettiğini... “ve’ş-şeyhu layetrukü ahlakahu” (Yaşlı kimse ahlakını/huylarını terk etmez). İhtiyar (yaşlı) ekseriya huyunu ferağat (terk) etmez. “hatta yuvari fi seryi remsehü” (Hatta toprağın altına gömülene kadar). Hatta toprağın altına defnolunmadıkça. “iza er'ava ade ila cehlihi” (Geri döndüğünde yine cahilliğine döner).

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
 


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Maliki mezhebi Havasokulu Tarih 9 20.02.24 16:23
Şafii Mezhebi Havasokulu Tarih 3 20.02.24 16:22
Hz Fatima 11 imam ve Hz Mehdiyi haber vermişlerdir Citlembik Ölüm & Kabir & Kıyamet 0 23.01.20 17:11
AŞURA GÜNÜ NE OLDU ? {10 Muharrem} Modern Sofi islam & islami Konular 2 09.09.19 08:52
Fıkıh ilminde Temayüzü SiLence islam & islami Konular 0 09.02.17 11:16


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 10:49.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com