Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > HavasOkulu Genel Bölüm > Bakım Bölümü

Bakım Bölümü Sonuçlanan bakımlar ve bakım ile ilgili bilgiler.


ilmi derin bir hoca ihtiyacım var

Sonuçlanan bakımlar ve bakım ile ilgili bilgiler.


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 08.03.24, 20:55
Üye
 
Üyelik tarihi: 08.03.24
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 50
Forum Puanı: 861
Etiketlendiği Mesaj: 2 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
imas Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
öyle bir kavim yok, semum ilk defa can ın yaratıldığı cehennemdeki ateşin adidir..

50 mesaji tamamla özelden yaz, hem feistlugine hemde musibetine dair istişare edelim
Hocam konuşma budur bilginiz olsun. Bende bu zaatin yalancısıyım.

Eklenen Resim Ön İzlemesi
Dosya tipi: jpg Screenshot_20240308-105620.jpg (7.3 KB (Kilobyte), 22x kez indirilmiştir)
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 08.03.24, 21:11
imas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgili Üye
 
Üyelik tarihi: 18.01.20
Bulunduğu yer: her yer
Mesajlar: 22,527
Forum Puanı: 10282
Etiketlendiği Mesaj: 5366 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Maytere Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Hocam konuşma budur bilginiz olsun. Bende bu zaatin yalancısıyım.
baskalarinu konusmasi söylemi şunu dedi bunu dedi benim icin onemli degil, ben semun yada semud nedir onu soyledim, senin durumunu daha sonra istişare ederiz

şuphe duydugun ayetleri sordum ?
sana tebliğ yapacak, dini anlatacak degilim, herkes neye istiyorsa ona inanir, hangi safi istiyorsa orada saf tutar, hesap günu cok uzak degil, herkes neyin doğru neyin yanlis oldugunu orada gorecek

mesela senin inancin uzerine din diye bir olgu olnasa öbür tarafta benim bir zararım olmaz
ama
din olgusu varsa ve son din hakiki din islamsa o zaman sen ve senin gibiler yandi...

__________________
'Muhammedün Seyyidü’l-Kevneyni; / Ve’l-Ferikayni min Arabi’n ve min Acemi' (Muhammed (s.a.v)
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 08.03.24, 15:17
Gayretli üye
 
Üyelik tarihi: 27.02.23
Bulunduğu yer: .
Mesajlar: 2,302
Forum Puanı: 1913
Etiketlendiği Mesaj: 110 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

O noktayı kaçirmişım. Neyse ben Allah için paylaştım. Rabbim inşallah hidayet verir.

Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 08.03.24, 23:12
Dasiva - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.09.22
Bulunduğu yer: Dünya
Mesajlar: 251
Forum Puanı: 1463
Etiketlendiği Mesaj: 6 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Kardeş o yukarıda sıraladığın ateist argumanların hepsinin cevabı var ancak doğru kaynaklara bakmadığın için bulamıyorsun burada sana onlarca ayetler yazıp şöyle böyle diye hadislerle desteklesek dahi ''sen inanmak istemedikten sonra'' seni kimse ikna edemez.

Kalk bir silkelen euzu besmele çek gusül abdestini tazele ateist deist agnostik...... düşüncelerine ara ver ve bu kainat bu evren milyarlarca gezegen ve galaksileri düşün en önemlisi de ölümü tefekkür et.

Umarım Tevbe Suresi - 80 . Ayet'te geçenlerden olmazsın.

Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 08.03.24, 23:37
Üye
 
Üyelik tarihi: 08.03.24
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 50
Forum Puanı: 861
Etiketlendiği Mesaj: 2 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Dasiva Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Kardeş o yukarıda sıraladığın ateist argumanların hepsinin cevabı var ancak doğru kaynaklara bakmadığın için bulamıyorsun burada sana onlarca ayetler yazıp şöyle böyle diye hadislerle desteklesek dahi ''sen inanmak istemedikten sonra'' seni kimse ikna edemez.

Kalk bir silkelen euzu besmele çek gusül abdestini tazele ateist deist agnostik...... düşüncelerine ara ver ve bu kainat bu evren milyarlarca gezegen ve galaksileri düşün en önemlisi de ölümü tefekkür et.

Umarım Tevbe Suresi - 80 . Ayet'te geçenlerden olmazsın.
Bilmiyorum hocam aslında Hristiyan olmayı ciddi ciddi düşündüm düşünüyorumda ne yalan söyleyeyim. İncilleri 1-2 konu dışında kafam karışmadan net bir şekilde okuyup anladım. Ama müslüman yetiştiğim için gönülden bağlanamıyorum.

Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 09.03.24, 12:54
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Maytere Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Bilmiyorum hocam aslında Hristiyan olmayı ciddi ciddi düşündüm düşünüyorumda ne yalan söyleyeyim. İncilleri 1-2 konu dışında kafam karışmadan net bir şekilde okuyup anladım. Ama müslüman yetiştiğim için gönülden bağlanamıyorum.
İncillerin göz tanıklıklarına ait eserler olduğu iddiasının en büyük problemlerinden biri de bu kitapları gerçekten kimin yazdıklarının belli olmamasıdır. Aslında Hristiyan geleneği İncilleri Havarilere veya bunların yakınındakilere atfederler. · Markos İncili Petrus’un tercümanı Markos’a atfedilir. Aynı Markos’un Elçilerin İşleri’nde (Elç.İşl. 12:12;13:5,13;15:37,39), Pavlus’un mektuplarında (Kol.4:10; II Tim. 4:11; Flm. 24:1) ve Petrus’un birinci mektubundaki (I Pet. 5:13) ‘Yuhanna Markos’ olarak geçmektedir.· Matta İncili, yine bu İncil’de geçen sonrada 12 Havarilere dâhil olan (Mt. 10:3, Mr. 3:18; Lk. 6:15; Elç. İşl.1:13) vergi toplayıcı Matta’ya (Mt. 9:9, 10:3) atfedilir. · Luka ve Elçilerin İşleri kitabı hekim (Kol. 4:14) ve Pavlus’un yoldaşlarından olan (Kol. 4:10-14; Flm. 1: 23-24; II Tim. 4:11) Luka’ya atfedilmektedir. · Dördüncü İncil’in Yuhanna tarafından yazıldığı varsayılmaktadır. Yuhanna, Zebedi’nin oğludur ve kendisi bir balıkçıdır. (Mt. 4:21) Matta, gibi o da Havariler’den biridir. (Mt. 10:2; Mr. 3:17; 6:14; Yh. 21:2; Elç. İşl. 1:13) İncillerin içinde yazarlarının kim olduğuna dair açık bir referans mevcut değildir. İnciller başlangıçta anonim (yazarı belli olmayan) yazılar olarak dolaşımda bulunmaktaydı. Buna dair iki kanıt mevcuttur. Birincisi İncillerin içeriklerinden yapılan anonim alıntılar ve eski zamanlara ait adlandırma geleneği.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 09.03.24, 17:27
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

İlginçtir ki, 1. yüzyıldaki ilk otuz yılda yaşadığı varsayılan İsa, Yahudi’ydi ve burası çok önemlidir ki, eğer onun yaşadığı dönemde birisi çıkıp da kendisine “İncil=Bible” çok iyi bir kitap deseydi, inanın, İsa o kişinin yüzüne şaşkınlıkla bakar ve acaba neden söz ediyor diye merak ederdi. Tarihçi Hendrik Willem van Loon’un gösterdiği gibi, İsa’nın yaşadığı dönemde hiçbir Yahudi “İncil=Bible” diye bir sözcük duymamıştı. Bu sözcük 1. İznik Konsili’nden sonra o dönemde (4. yüzyıl) İstanbul’daki kilisenin patriği olan John Chrysostom tarafından icat edilmişti ve Konsil’de sayısı 4’e indirilen Gospeller ile apokrif sayılmayarak kutsal hale getirilmiş olan diğer metinleri simgeliyordu. Van Loon’un da belirttiği gibi günümüze kadar gelen İncil=Bible, İsa’nın ölümünden yaklaşık 700 yıl kadar sonra (8. yüzyıl) tamamlanmış ve en az 60 kadar yerel ve genel toplantılar, konsiller yapıldıktan sonra Doğu ve Batı kiliseleri tarafından kabul edilen metinler haline gelmiştir. Aslı İbranice ve Aramice olan Eski ve Yeni Ahit daha sonra Grekçe ve Latinceye, sonra da çeşitli ulusal dillere çevrilmiştir.İşte İsa, Mesih ve Tanrı’nın Oğlu olduğunu eğer yeniden yeryüzüne dönerse ne adını ne de varlığını bildiği “İncil=Bible” adlı bu kitabı okuyunca öğrenecektir. Okuduğunda ben böyle sözler etmedim, beni kullanmışlar, beni alet ederek kendilerine egemenlik alanı açmışlar diyeceği kesindir. Peki İncil’den haberi bile olmayan İsa, hangi kitaba göre konuşmuştu? Bu kitap Torah=Tevrat’tı. Musa’nın kitabı ve onun “10 Emir” adıyla hazırladığı yol gösterici mahiyetteki ilk şeriat kurallarıydı. İnanca göre 3000 yıllık bir gelenektir bu. Kendi döneminde İsa, bir de daha sonraki yüzyıllarda Talmud diye tanınacak olan yazılı değil sözlü geleneğin parçası olan anlatımları biliyordu. Bunlar ağızdan ağıza aktarılarak getirilmiş olan yaptırımlar ve uygulamalardı. Hem Tevrat hem de Torah Avrupa’da özellikle de ortaçağ boyunca daima lanetlenmiş ve yakılmıştı. Tıpkı “Teocide=Tanrı Katili” diye tanımlanan Yahudiler gibi! Kilise’nin dilinde Yahudi, Tanrı İsa’yı öldürmüş olan katildi (Teocide). İlginçtir ki, Yahudiler için Musa, peygamber değil devlet adamıdır; Yahudiler peygamberlik mertebesini ondan esirgemişlerdir. Daha ilginci Musa’nın İsrailoğulları’na tebliğ ettiği tanrı Jahve, Sigmund Freud’a göre, gerçekte Afrika’daki bir “volkan tanrısıydı”. Bu tanrıya Mısırlılar değil, yabancılar bağlılık duyuyorlardı. Musa da Mısır’daki yabancılardandı.14İsa’nın Mesih olma serüveni Aziz Paul’un gayretleriyle gerçekleşmiştir denilebilir. Tarsuslu (eski adı Tamish) Paul, hayvancılıkla uğraşan ve tiftik dokumacılığı yapan bir babanın oğluydu. Kendisi de çadır yapıcısı (çadırcı) idi mesleği itibariyle. Aziz Paul (gerçek adı Saul) Küçük Asya’daki Helenleşmiş Yahudilerdendi.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 09.03.24, 22:36
Üye
 
Üyelik tarihi: 08.03.24
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 50
Forum Puanı: 861
Etiketlendiği Mesaj: 2 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
İlginçtir ki, 1. yüzyıldaki ilk otuz yılda yaşadığı varsayılan İsa, Yahudi’ydi ve burası çok önemlidir ki, eğer onun yaşadığı dönemde birisi çıkıp da kendisine “İncil=Bible” çok iyi bir kitap deseydi, inanın, İsa o kişinin yüzüne şaşkınlıkla bakar ve acaba neden söz ediyor diye merak ederdi. Tarihçi Hendrik Willem van Loon’un gösterdiği gibi, İsa’nın yaşadığı dönemde hiçbir Yahudi “İncil=Bible” diye bir sözcük duymamıştı. Bu sözcük 1. İznik Konsili’nden sonra o dönemde (4. yüzyıl) İstanbul’daki kilisenin patriği olan John Chrysostom tarafından icat edilmişti ve Konsil’de sayısı 4’e indirilen Gospeller ile apokrif sayılmayarak kutsal hale getirilmiş olan diğer metinleri simgeliyordu. Van Loon’un da belirttiği gibi günümüze kadar gelen İncil=Bible, İsa’nın ölümünden yaklaşık 700 yıl kadar sonra (8. yüzyıl) tamamlanmış ve en az 60 kadar yerel ve genel toplantılar, konsiller yapıldıktan sonra Doğu ve Batı kiliseleri tarafından kabul edilen metinler haline gelmiştir. Aslı İbranice ve Aramice olan Eski ve Yeni Ahit daha sonra Grekçe ve Latinceye, sonra da çeşitli ulusal dillere çevrilmiştir.İşte İsa, Mesih ve Tanrı’nın Oğlu olduğunu eğer yeniden yeryüzüne dönerse ne adını ne de varlığını bildiği “İncil=Bible” adlı bu kitabı okuyunca öğrenecektir. Okuduğunda ben böyle sözler etmedim, beni kullanmışlar, beni alet ederek kendilerine egemenlik alanı açmışlar diyeceği kesindir. Peki İncil’den haberi bile olmayan İsa, hangi kitaba göre konuşmuştu? Bu kitap Torah=Tevrat’tı. Musa’nın kitabı ve onun “10 Emir” adıyla hazırladığı yol gösterici mahiyetteki ilk şeriat kurallarıydı. İnanca göre 3000 yıllık bir gelenektir bu. Kendi döneminde İsa, bir de daha sonraki yüzyıllarda Talmud diye tanınacak olan yazılı değil sözlü geleneğin parçası olan anlatımları biliyordu. Bunlar ağızdan ağıza aktarılarak getirilmiş olan yaptırımlar ve uygulamalardı. Hem Tevrat hem de Torah Avrupa’da özellikle de ortaçağ boyunca daima lanetlenmiş ve yakılmıştı. Tıpkı “Teocide=Tanrı Katili” diye tanımlanan Yahudiler gibi! Kilise’nin dilinde Yahudi, Tanrı İsa’yı öldürmüş olan katildi (Teocide). İlginçtir ki, Yahudiler için Musa, peygamber değil devlet adamıdır; Yahudiler peygamberlik mertebesini ondan esirgemişlerdir. Daha ilginci Musa’nın İsrailoğulları’na tebliğ ettiği tanrı Jahve, Sigmund Freud’a göre, gerçekte Afrika’daki bir “volkan tanrısıydı”. Bu tanrıya Mısırlılar değil, yabancılar bağlılık duyuyorlardı. Musa da Mısır’daki yabancılardandı.14İsa’nın Mesih olma serüveni Aziz Paul’un gayretleriyle gerçekleşmiştir denilebilir. Tarsuslu (eski adı Tamish) Paul, hayvancılıkla uğraşan ve tiftik dokumacılığı yapan bir babanın oğluydu. Kendisi de çadır yapıcısı (çadırcı) idi mesleği itibariyle. Aziz Paul (gerçek adı Saul) Küçük Asya’daki Helenleşmiş Yahudilerdendi.
Hristiyanlık için en açıklayici yorum buydu eline sağlık. Tevrat içinde aynı şey söylenebilir apokrif kitaplar düşmüş melekler gibi öğeleri içinde barındırır.

Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 10.03.24, 13:13
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Maytere Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Hristiyanlık için en açıklayici yorum buydu eline sağlık. Tevrat içinde aynı şey söylenebilir apokrif kitaplar düşmüş melekler gibi öğeleri içinde barındırır.
‘’Musa Kitabı’’nın muhtevasını kanaatimce, levhalarda yazılı olarak verilen On Emir’le (Astaral Ha-Divarim) sözlü olarak verilen kanun ve hükümler oluşturmaktadır. On Emir’in de dahil olduğu bu kanun ve hükümlerin bütününe hem ‘’Tora’’ hem ‘’Mitzva’’ denilmektedir. ‘’Tora’’ genel, ‘’Mitzva’’ ise daha özel bir anlam taşımaktadır. ‘’Musa Kitabı’’nın (Tevrat’ta ‘’Sefer Muşe’’, Kur’an’da ‘’Kitabu Musa’’) muhtevasını oluşturan bu kanun ve hükümler, Musa’ya bir defada toptan değil, ihtiyaç hasıl olduğu anda vahyedilmiştir. Bunu hem Kur’an hem Tevrat teyit etmektedir. Kutsal kitapların bir defada inzal edilmesi vahyin genel mantığına aykırıdır. Kur’an nasıl olaylara bağlı olarak uzun zaman içinde vehmedilmişse diğer kutsal kitaplar da aynı şekilde vahyedilmiştir.
Musa’nın kendisine gelen vahiyleri yazıp yazmadığı tam olarak bilinmemektedir. Tesniye’deki anlatılara dayanılarak, Dıvarim Rabah’da ve Musa bin Meymun’un (Maimonides) Nişne Tora isimli eserinde, Musa’nın on üç Tevrat nüshası yazdığı, bunların on ikisini on iki kabileye dağıttığı, birini de Ahid Sandığı’nın içine koyduğu zikredilmektedir. Divarim Rabah’da ve Mişne Tora’da yer alan bu haber, Tanah’ın 1.Krallar ve 2. Tarihler kitapları tarafından DOĞRULANMAMAKTADIR. Zira bu metinlerde, Süleyman zamanında Ahid Sandığı’nın açıldığı ve içinden İki Taş Levha’dan başka bir şeyin çıkmadığı belirtilmektedir. Buna göre ya bu nüsha kaybolmuştur veya Divarim Rabah’da ve Mişne Tora’da anlatılanların tarihi gerçekliği bulunmamaktadır. Yahudi araştırmacı Hava Lazarus-Yafeh son düşünceyi destelemektedir. Müslümanlarla Yahudiler arasındaki tahrif polemiğini kapsamlı olarak inceleyen Lazarus-Yafeh, on üç nüsha teorisinin Müslüman polemikçilere karşı uydurulduğu kanaatindedir. (Lazarus-Yafeh, ‘’Tahrif and Thirteen Torah Scrolls’’,ISAI 19 (1995) sayfa 85) Tesniye’de Musa’nın Tevrat’ı yazdığını ifade eden cümlelerden sonra Tevrat’ın muhtevasının daha üç bab devam etmesi ve Rabbani kaynaklardaki tek nüsha ile alakalı rivayetler bu kanaati teyit etmektedir.
Bütün bunlar Tevrat’ın Musa’dan çok sonra tedricen ortaya çıktığını göstermektedir. Muhtemelen Musa’ya gelen vahiyler belli bir döneme kadar hafızalarda sözlü olarak korunmuş daha sonra birileri tarafından bütün kaynaklar derlenerek yazıya geçirilmiştir. Bu metne, MUSA’YA GELEN VAHİYLE İLGİSİ OLMAYAN İLAVELER DE KATILMIŞTIR. BÖYLECE, METNİN MUHTEVASI KABARMIŞ VE NETİCEDE MUSA’YA VERİLDİĞİNE İNANILAN ‘’Tevrat’’ ortaya çıkmıştır.
Musa’dan çok sonra tespit edilmiş olan bu Tevrat, rabbani kaynaklarda anlatıldığına göre, asli yapısını koruyamamış, devamlı değişikliğe tahrifata maruz kalmıştır. Yahudi kralı Yoşiya’nın Mabed’deki katakompa gizlemesinden sonra da bir daha ele geçirilememiş ve tamamen ortadan yok olmuştur. Kudüs Talmudu’nda belirtildiğine göre bu Tevrat halen oradadır.
Bugün mevcut olan Tevrat, 2. Mabed Dönemi’nde Ezra tarafından oluşturulmuştur. Soferim de bu yeni Tevrat’ın teşekkülünde önemli rol oynamıştır. Ezranın oluşturduğu Tevrat’ın Makkabiler Dönemi’ne kadar birçok versiyonu kullanılmıştır. Makkabiler Dönemi’nde Tevrat metni standart hale getirilmiştir. Bu metin, bütün Yahudi cemaatlerine dağıtılmış ve ellerindeki eski nüshalarla değiştirilmiştir. Böylece, bütün Yahudi dünyasında Tevrat’ın tek versiyonunun kullanımı yaygınlaşmıştır. Bu yüzden Musa bin Meymun (Maimonides) ve Abraham İbn Davud gibi Yahudi savunmacılar zamanlarındaki bütün Tevrat nüshalarının aynı versiyona dayandığını iddia edebilmişlerdir. Daha sonra ortaya çıkan masoriteler, Tevrat’ın bugünkü metninin yazım ve kıraat kurallarını belirlemişlerdir.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 11.03.24, 12:14
Üye
 
Üyelik tarihi: 08.03.24
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 50
Forum Puanı: 861
Etiketlendiği Mesaj: 2 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
‘’Musa Kitabı’’nın muhtevasını kanaatimce, levhalarda yazılı olarak verilen On Emir’le (Astaral Ha-Divarim) sözlü olarak verilen kanun ve hükümler oluşturmaktadır. On Emir’in de dahil olduğu bu kanun ve hükümlerin bütününe hem ‘’Tora’’ hem ‘’Mitzva’’ denilmektedir. ‘’Tora’’ genel, ‘’Mitzva’’ ise daha özel bir anlam taşımaktadır. ‘’Musa Kitabı’’nın (Tevrat’ta ‘’Sefer Muşe’’, Kur’an’da ‘’Kitabu Musa’’) muhtevasını oluşturan bu kanun ve hükümler, Musa’ya bir defada toptan değil, ihtiyaç hasıl olduğu anda vahyedilmiştir. Bunu hem Kur’an hem Tevrat teyit etmektedir. Kutsal kitapların bir defada inzal edilmesi vahyin genel mantığına aykırıdır. Kur’an nasıl olaylara bağlı olarak uzun zaman içinde vehmedilmişse diğer kutsal kitaplar da aynı şekilde vahyedilmiştir.
Musa’nın kendisine gelen vahiyleri yazıp yazmadığı tam olarak bilinmemektedir. Tesniye’deki anlatılara dayanılarak, Dıvarim Rabah’da ve Musa bin Meymun’un (Maimonides) Nişne Tora isimli eserinde, Musa’nın on üç Tevrat nüshası yazdığı, bunların on ikisini on iki kabileye dağıttığı, birini de Ahid Sandığı’nın içine koyduğu zikredilmektedir. Divarim Rabah’da ve Mişne Tora’da yer alan bu haber, Tanah’ın 1.Krallar ve 2. Tarihler kitapları tarafından DOĞRULANMAMAKTADIR. Zira bu metinlerde, Süleyman zamanında Ahid Sandığı’nın açıldığı ve içinden İki Taş Levha’dan başka bir şeyin çıkmadığı belirtilmektedir. Buna göre ya bu nüsha kaybolmuştur veya Divarim Rabah’da ve Mişne Tora’da anlatılanların tarihi gerçekliği bulunmamaktadır. Yahudi araştırmacı Hava Lazarus-Yafeh son düşünceyi destelemektedir. Müslümanlarla Yahudiler arasındaki tahrif polemiğini kapsamlı olarak inceleyen Lazarus-Yafeh, on üç nüsha teorisinin Müslüman polemikçilere karşı uydurulduğu kanaatindedir. (Lazarus-Yafeh, ‘’Tahrif and Thirteen Torah Scrolls’’,ISAI 19 (1995) sayfa 85) Tesniye’de Musa’nın Tevrat’ı yazdığını ifade eden cümlelerden sonra Tevrat’ın muhtevasının daha üç bab devam etmesi ve Rabbani kaynaklardaki tek nüsha ile alakalı rivayetler bu kanaati teyit etmektedir.
Bütün bunlar Tevrat’ın Musa’dan çok sonra tedricen ortaya çıktığını göstermektedir. Muhtemelen Musa’ya gelen vahiyler belli bir döneme kadar hafızalarda sözlü olarak korunmuş daha sonra birileri tarafından bütün kaynaklar derlenerek yazıya geçirilmiştir. Bu metne, MUSA’YA GELEN VAHİYLE İLGİSİ OLMAYAN İLAVELER DE KATILMIŞTIR. BÖYLECE, METNİN MUHTEVASI KABARMIŞ VE NETİCEDE MUSA’YA VERİLDİĞİNE İNANILAN ‘’Tevrat’’ ortaya çıkmıştır.
Musa’dan çok sonra tespit edilmiş olan bu Tevrat, rabbani kaynaklarda anlatıldığına göre, asli yapısını koruyamamış, devamlı değişikliğe tahrifata maruz kalmıştır. Yahudi kralı Yoşiya’nın Mabed’deki katakompa gizlemesinden sonra da bir daha ele geçirilememiş ve tamamen ortadan yok olmuştur. Kudüs Talmudu’nda belirtildiğine göre bu Tevrat halen oradadır.
Bugün mevcut olan Tevrat, 2. Mabed Dönemi’nde Ezra tarafından oluşturulmuştur. Soferim de bu yeni Tevrat’ın teşekkülünde önemli rol oynamıştır. Ezranın oluşturduğu Tevrat’ın Makkabiler Dönemi’ne kadar birçok versiyonu kullanılmıştır. Makkabiler Dönemi’nde Tevrat metni standart hale getirilmiştir. Bu metin, bütün Yahudi cemaatlerine dağıtılmış ve ellerindeki eski nüshalarla değiştirilmiştir. Böylece, bütün Yahudi dünyasında Tevrat’ın tek versiyonunun kullanımı yaygınlaşmıştır. Bu yüzden Musa bin Meymun (Maimonides) ve Abraham İbn Davud gibi Yahudi savunmacılar zamanlarındaki bütün Tevrat nüshalarının aynı versiyona dayandığını iddia edebilmişlerdir. Daha sonra ortaya çıkan masoriteler, Tevrat’ın bugünkü metninin yazım ve kıraat kurallarını belirlemişlerdir.
Emeğinize sağlık. Zamanında Tevrat hakkında da pek çok şey okumuştum. Yahudiler den pek hazzetmem inançları gereği aile içi ensest ilişki mevcut ayrıca kendilerini üstün ırk olarak görüyorlar. Kitaplarında Enok'un yazmalarından
pek çok alıntı görmek mevcut. Düşmüş melekler ve devlerin kaynağı Enok'un kitabına dayanır. Hristiyanlık'ta apokrif sayılarak incile eklenmemiştir.

Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
ilahi bir yardıma ihtiyacım var Muhammed24 Sorularınız 15 18.06.26 22:30
Benimle hissi anlamda beraber olan peri birden kayboldu Duruk Sorularınız 11 07.03.21 00:17
Etkili ve dürüst işlem yapan hoca ve medyum önerisine ihtiyacım var. Emel3291 Bakım Bölümü 4 30.10.20 15:58
Benim Mürşide ihtiyacım var mı? Hal Tasavvuf Sohbetleri 1 25.07.19 11:06
Bakım yaptırmaya ihtiyacım var Gülce Sorularınız 18 27.05.19 00:17


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 07:25.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com