![]() |
Göğün Padişahları
Allah-U Teala Hazretleri bu alemde olan mülkü, Arşı, Kürsi’yi, Levh’i ve Kalem’i, Cennet’i ve Tuba ağacını yarattıktan sonra gökleri de yedi kat yarattı.
Ayı, Güneş’i, yıldızları yarattı. Her göğe bir yıldızı padişah koydu ve bunların seyirleri her birinin tabiatlarına göredir. En yukarı göğün padişahı Zühal (Satürn), altıncı göğün padişahı Müşteri (Jüpiter), beşinci göğün padişahı Merih (Mars), dördüncü göğün padişahı Güneş, üçüncü göğün padişahı Zühre (Venüs), ikinci göğün padişahı Utarit (Merkür), birinci göğün padişahı Ay’dır. Şimdi bu yıldızların hükmü Mesela Zühal ki, yedinci göğün padişahıdır. Bin yıl onun hükmü vardır. Adem Aleyhisselam Zühal devrinde geldi. Bin yıl ömür sürdü.Kuvveti ve şecaati dahi ona göre idi. Zühal burçta iki buçuk yıl durur. Ve o zamanın insanı bin yıl yaşardı. Ve insanın boyu postu ve kuvveti zamanına göredir.... ne vakit ki Zühal devrini tamamladı, padişahlık jübiter e geldi. Onun dahi seyrine göre ömür ve kudreti takdir olundu. Nuh Nebi (A.S.) devrinde sekiz yüz yıl ömür sürdü. Onun için ömrüne ve kuvvetine göre olup, asan üzerine olurlardı. Ömür ve kudret dahi biraz takdir olmuştur. İlk devir ki Zühal’dir. O devrin evvelinde Adem Nebi yere indi. Ondan jüpitere, ondan Merih’e, ondan Güneş’e, venüse, merküre ve Ay’a gelince son devirdir. O devirde Muhammed (S.A.V.) Hazretleri geldi. Onun için ahır zaman peygamberi dediler. Bundan sonra ne zaman vardır ne de peygamber vardır. Şimdiki zamanımız Ay devridir. Gayet süratli geçer. Ömrün nihayeti Ay’ın süratine göredir. Ömürle beraber boy post dahi ona göre olur. Ay burçta iki buçuk gün durur. Ay devrinde doğanların ömrü yüz nihayet en çok yüz yirmidir. |
Ameli az olan biri yani günlük islam vecibelerini yerine getiremeyen kişi melek görebilir mi
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Bak güzel kardeşim çok güzel diyorsun ama kaçırdığın mühim meseleler dikkat edilmesi gereken misal şu hadisi iyice oku Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e Necid ahâlisinden bir adam geldi. Saçları karışıktı. Kulağımıza sesinin mırıltısı geliyordu, ancak ne dediğini anlayamıyorduk. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'e iyice yaklaşınca gördük ki, İslâm'dan soruyormuş. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Gece ve gündüzde beş vakit namaz"*demişti ki adam tekrar sordu: "Bu beş dışında bir borcum var mı?"*Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Hayır ancak istersen nâfile kılarsın."*dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Ramazan orucu da var."*deyince adam: "Bunun dışında oruç var mı?" diye sordu. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Hayır! Ancak dilersen nâfile tutarsın."*dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) ona zekâtı hatırlattı. Adam: "Zekât dışında borcum var mı?"*dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm): "Hayır, ama nâfile verirsen o başka!"*dedi. Adam geri döndü ve gider ayak: "Bunlara ilâve yapmayacağım gibi noksan da tutmayacağım."*dedi. Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) da: "Sözünde durursa kurtuluşa ermiştir."*buyurdu. Veya*"Sözünde durursa cennetliktir."*buyurdu. Ebu Dâvud'da*"Kasem olsun kurtuluşa erer, yeter ki sözünde dursun."*şeklinde te'kidli olarak gelmiştir.*[Buhârî, İman 34; Müslim, İman 8, (11); Nesâî, Sıyâm, 1, (4, 120); Ebu Dâvud, Salât 1, (391); Muvatta, Kasru's-Salât fi's-Sefer 94, (1, 175)] Hadisi kaynaklarıyla yazdık yani kişi kendine düşen vecibeleri yarlar ise elbette cennet ona vaciptir kardeşim DIKKAT ETMENI TAVSIYE EDERIM ... Istediğin kadar günah işle istersen sevabın 0 olsun günahların dağlar kadar olsun genede samimi bir şekilde tovbe edersen günahların silinir sana sevap olarak amel defterine yazılır cenab i hakkın bize lutfudur ammma Melek veyahut başka varlıklar konusuna gelirsek sahit olmadigim şeyler hakkında kesin konuşmak istemem çünkü denil ki hasan basri devrinde müslüman olmayan biri insan üstü haller gösterirmiş olağanüstü şeyler hatta hasan basri k.s o kişinin yanına gider ya islami seçer seçmezse öldürürüm çünkü islama fitne saçıyor diye velhasıl kelam adam ile sohbet eder adam ona derki bugüne kadar nefsine ağır ne varsa yaptim karşılığında böyle olağanüstü şeyler oldu der . Hasan basri k.s der ki madem öyle müslüman ol adam da bi .müddet düşünür ve derki ömrümde bu sözden nefsime daha ağır bisey gelmemişti ve orada müslüman olur anlattığım kıssa biraz daha uzundur lakin kısaltarak anlattım p ---------- Post added 29.11.20 at 09:07 ---------- Sorduğum farklı birşey kardeşim mesela kâfir biri peygamberimiz rüyasında görür ve müslüman olur gördükten sonra müslüman olur lakin görmeden önce kâfirdi ve bu minvalde bakarsak kâfirce olsan neden melek görmeyesin öte yandan melek görmek temiz ,saf ve iman dolu kalplere bahsedilen bir rahmettir neden kafire gösterilsin bazı konular tartışmalar var buna binaen soru sordum kardeşim ... |
Alıntı:
Kâfir biri efendimizi rüyasında görecek kadar büyük hangi sevabı işlemiştir . Aslında sorulacak soru bu. Biz müslümanların dahi çok azina nasib olmuşken bu ödül . Müslüman ve mümin olmak farklı şeylerdir . Müslümanlığı seçenleri biraz araştırırsanız , bizlerden daha çok özen gösterirler İslami yaşamaya . Giyim kuşam ve ağırbaşlılıklari ile . Mesela Yusuf İslam . Edebiyle İslam'ın güzelliğini yansıtması ile hristiyanlar dahil bir çok insanı kendine hayran bırakmıştır . ---------- Post added 29.11.20 at 13:22 ---------- Alıntı:
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Kim İslâm’dan başka bir din arama çabası içine girerse, bilsin ki bu kendisinden asla kabul edilmeyecek ve o âhirette ziyan edenlerden olacaktır.
Ali Imran 85 |
Alıntı:
Kusura bakma sözlerine saygı duymam çünkü islamda olan böseymiş gibi söylüyorsun bu nedir abi böyle bisey olamaz ne demek hıristiyan benden daha çok dinime uygun yaşıyormuş kardeşim tamam nefsini hâkir görebilirdi ama insanlar içinde müslümanın izzeti nefsi vardır heleki kâfirlere karşı şerefi vardır bunları yerle bir edecek hareket ve söz söyleyemezsin bırak onu sen bide başkaları hakkında konuşuyorsun kardeşim tovbe et tovbe et tovbe et bu böyle olmaz kardeşinden sana nasihat olsun cevap yazacaksan ayet olsun hadis olsun delil getirerek konuşmanı rica ediyorum şeriat yani islam kişinin düşüncelerinden meydana gelmemiştir ilahi bir kanunamadir kardeşim umarım anlamışsındır ... |
“Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin tâ kendileridir.”(Maide, 5/44)
Ayetin geniş izahıdır “Hak teâlânın*‘Kim Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse...’*ifadesi, hem kalbi hem de lisaniyle inkâr edenleri içine almaktadır. Kalbiyle onun Allah’ın hükmü olduğunu bilip sonra da lisanıyle onun Allah’ın hükmü olduğunu ikrar edip, buna zıt olan şeyleri yapan kimseye gelince, o da Allah’ın indirdiğiyle hükmetmiş, ama onu bilfiil yapmamış olur. Binaenaleyh, böyle bir kimsenin bu âyetin hükmüne dahil olması gerekmez...” Istersen çok sayıda hadis de delil olarak getirebilirim kardeşim aman dikkat et sözlerine ... ---------- Post added 29.11.20 at 21:44 ---------- Yazılanları oku @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] kardeşim iyice düşün ondan sonra dilersen konuşuruz ... |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Ya Rabbi ben pismanim ile baslayan tevbe=Peder:Gunahini anlat yavrum. Hristiyan:Sayin Peder ben şu şu gunahi isledim. ? ? ? |
Alıntı:
|
Alıntı:
Yanlış da olsa kendini manastırda günahsız muhafaza edene gün gelir kurban olduğum İslami da nasib eder er yada geç . Ama bilipte sapitmak daha kötü . Müslüman doğmak avantaj ama buna layık olamamak bildiği halde menfaati üzere inkarcı olmak daha büyük küfür . Onlar için daha büyük bir azap gerekmez mi ..? Hele ki Ol mübarek kitapta herşey bu kadar açık ve net yaşıyorken ! |
Bak bu itham cok kolayca yapilan buyuk hatalardan,Hristiyanin inancini sorgulamicaz ama bes vakit Allaha egilip namaz kilan adam ipi tutunca Muslumanligini sorgulucaz,biraz insafa davet ediyorum.
---------- Post added 30.11.20 at 01:40 ---------- @Nk6666 mnks mnks |
Alıntı:
Sen ne dersen ne söylersen şöyle iş şeriat kurallarına göre geçerlidir kuran-i kerim, hadisler , ehli sünnet alimleri ,ve 4 hak mezhep alimleri ışığında okumak ve bilgilenmek icap eder sana delil getir konuş diyorum sen yorum üzere yorum ekliyorsun banane kardeşim verdiğin alakasız örneklerden meselemiz ayrı senin dediklerine fetret ehli denir hani balta girmemiş ormanlarda yasayanalr varya islam alimleri derki onlar hz ibrahim gibi düşünerek rablerini bulsunlar kimileri derki onlar öldükten sonra rabbi katında bakılır yaptıkları iyilik ve kötülüklere bakılır ona göre cennet veyahut cehenneme atılır ... Kalkmis çocuktan bahsediyorsun şeriatta çocuklar ergenlik yaşına kadar amel defterinin günah kısmı açılmaz açılmadan öldüyse ilk önce cennet ila cehennem arasında arafta kalırlar bi müddet sonra rabbimiz rahmet eder ve hıristiyan ergenlige girmemiş çocuğu veyahut bu minveldeki diğer çocukları cennetine alır . Diyorsun ki sonradan müslüman olanlar onara bisey demedik ki abi ne mutlu onlara Melek görme olayına gelince rabbimizin taktiği diyelim çünkü alimlerin fetvalarını yalanlayıp delalet diyorsun yok hata etmişler diyorsun yapma kardeşim Aynı zamanda dini vecibelerini yapanlar cehenneme girer doyorusn kardeşim sana hadis getirdim delil olarak sen daha ne konuşup yorum yapıyorsun anlam veremedim Kısacası hangi mezhebe tabisin kardeşim ona göre konuşalım senin ile ... |
Alıntı:
|
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] kardeşim ne kadar âlimsin hangi kitapları okurunda alimlere yanlış yapmış cesaretini kendinde buldun şaşırıyorum sana ...
Fazla uzatmak istemiyorum meseleyi ama kabullenmek laızm kardeşim bariz konuları kalbini kırmak gibi niyetim yok seni tekfir de etmedik sadece sözlerini dilille kuvvetlendir o şekil hüküm ver diyorum kardeşim diyorsan delilim yok yorumum var kusura bakma oda benim şişme yaramaz kardeşim kırdıysam hakkını helal et dediğim gibi amacım seni kırmak değil bilakis bilgin ile faydalanmakti kardeşim... |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
....algısının aynı olması mümkün mü sizce ? Mezheplerin ortaya çıkması . Hizipcilik. Dinin neresinde var ki ?....
Sizin yazinizdan alinti,Hanefilik dinin neresinde var,Efendimizin zamaninda Hanefilik mi vardi? Yanlis anladiysam duzeltebilirsiniz. ---------- Post added 30.11.20 at 02:08 ---------- @Nk6666 mnks mnks |
Alıntı:
|
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Hocam ben anlayamadim arkadasi ifadeleri karisik,bidattan hurafeden bahsediyor,ateste yuruyen Budistlerden ornek veriyor bilmiyorum cozemedim. |
Kardeşim konu kapandı zaten yazılarında çelişki vardı geçte olsa birbirimizi anladık...
Budist rahipler var suda yürüyen veya kızgın yağın içine giripte yanmayan hocam ile etraflıca konuştuk tefsir dersinde kıssalarda denk geldik bu bilgiler nadir ama çok etkilidir kardeşim alimler diyorlarki o haller şeytanlardan meydana gelir ALLAH c.c yolundan sapanlara kızgın yagda yanmama suda yürüme gibi ve en kötüsü istidractir .. İSTİDRAÇ: İslâm'a göre, hakkı olmadığı hâlde ve kabiliyetsiz bir durumda olmasına rağmen, bir kimsenin çokça nimete mazhar olması ve bu sebeple küfür ya da Allah'a isyanının devam etmesidir. Bu hâl üzere iken âsî kul, gitgide azaba yaklaştırılmaktadır. En kötüsü de istidractir kardesim |
Mucize felan bahsetti
Mucizeler ancak ve ancak peygamberlere mahsustur kardeşim keramet ise ALLAH c.c veli yani ALLAH C.C dostlarına bir lutfudur Kâfirde olan olağanüstü haller şeytan ve ifrit vesilesiyle olur ve istidractir. Istidrac birçok meselelerde karşımıza çıkabilir kardeşim birçok kıssada mevcuttur ... |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Münazara ve tebliğ etmeye için çok ihtiyacımız var dein çok güzel söyledin kardeşim katılıyorum sana ... Kardeşim hiç-bir şeyi koru körüne savunucusu değiliz doğrudur bahsettigin şeyhin yanında havlayan sofi olayı var veya akrabası evlenirken tahta oturması gibi çok eleştirenler var kardeşim yanalım her zaman yanlıştır yanlısı anlamak için doğruya bakmak icap eder ... Bağlı olduğum şeyh diyordu ki tarikatlar şeriatın hizmetçisidir nokta ... Çok doğru ve isabet bir sözdür ama sende unutmaki bu yola başvuranlar yani tarikate sadece islam alimleri değil çoğunlukla içki kumar gibi şeylerden tovbe etmiş kişiler yani halkın avam tabakası şuan o kişileri hâkir görmekten ALLAH a sığınırım onların çoğu nasuh tovbe edere k rabbimizin yoluna dönüyorlar çoğu bahsi geçen sami yusuftan daha havalı bir şekilde islami yaşıyor anlatmak istediğim şu ki kardeşim her yerde iyi olduğu kadar kötü de olur kötü olana bakmak yerine iyileri takip etmek gerekir unutmaki hz nuh a.s eşi ve oğlu inanmadı kendisine biz kalkıp bak şunlara oğlu bile inanmıyor biz neden inanalım deme hakkına sahip miyiz oğlu ve eşinin gafletiydi neden ALKAH 'ın ulus azm olan peygamberine bu olayı mal edelim umarım anlamışsındır ... Tarikat diyorsan sofiler değil başındaki şeyhe bak eğer delalet ve sapıklık işareti varsa dön ordan kardeşim tam tersi peygamber aşığı ve çok havalı biriyse öldürseler bile bırakma kardeşim diyorum tabi tavsiye olarak alma kardeşim bizatihi uygula şahsen aynı hataya düştüğümden seninle empati kurabiliyorum kardeşim hayırlı geceler ... ---------- Post added 30.11.20 at 02:43 ---------- Yanlışlıkla daha havalı yazmışım doğrusu daha takvali ---------- Post added 30.11.20 at 02:44 ---------- Haşa ALLAH c.c lafzinjda yanlış yazmışım ALLAH c.c affetsin ... |
Alıntı:
Vallahi kardeşim bazı tebliğ konusunda yükümlü olduğumuz hususunda sana sonuna kadar hak veriyorum ama söz konusu ülke olunca asla genelleme yapma taraftarı değilim çünkü vebaldir hemde milyonlarca bugün birçok .şeyin satışı tavan yapıyor kaldiki mum yapmasın ritüel büyü diyorsun bunlar ge c kardeşim ahir zamanın hatta ülkemizin nen büyük baş belası olan şey FAİZ dır kardeşim öyle bir hal aldı ki faiz ALLAH c.c muhafaza kardeşim çok kötü bak kardeşim herşeyi her günahı anlarım lakin bu günahlardan en büyüklerinden biri çok ca yapılıyorsa vay halimize şahsen söylüyorum tanıdıklarım bile krediye yelteniyor zar zor almaması için ikna ediyorum ALLAH c.c hepimizin yardımcısı başta ikimiz ve tüm islam alemini şeytanın ve nefesimizin şerrinden muhafaza eylesin kardeşim ... Sana tavsiyen kardeşim bir işin incigini cincigini yani her halini öğrenmeden yorum yapmaman çünkü büyük çabala girersin kardeşim bu sözüm öncelikle kedime sonrada sana kardeşim hayırlı geceler... ---------- Post added 30.11.20 at 02:54 ---------- Büyük vebali yani demek istedim |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Kardeşim söylediğin şekilde ayet paylaştım hatta tesiriyle paylaştım okuduysan ... Delile gelince sen tovbe almak felan diyorsun olayı sen yanlış anlamışsın kardeşim misal hz peygamber s.a.v medineye hacca giderken mankenin dışında beklediler ve hz osmani elçi olarak gönderdiler hz. Osman-i esir aldı müşrikler o sırada peygamberimiz de 3 bin sayıya yakın ALLAHU ALEM biat aldı bir ağacın altında sence bu biat sirk midir ordaki biat senin yanındayız seninle birlikteyiz ayni yoldayiz makasındaydı değil mi ? Bir müridin bir şeyhten eliyle tovbe almak derler lain bu kelime bile caiz değil buna tovbe almak denmez biz sofuların cahilliği ki dillendirmek bu şekilde şeyhin eliyle biat ederiz senin yolun yolumuzdur diye kardeşim ... Aynı zamanda tarikat hakkında kısada olsa bir makale paylaştım şuan nickime girerek actigim konularıma bakabilirsin tarikat seri midir ? Diye başlar oradan okuyarak bilgilenmesi tavsiye ederim orada tefsir lügat ve belâgat bilgileriyle hazırlanmış kısa birmakaledir kardeşim ... ---------- Post added 30.11.20 at 03:45 ---------- Tarihte tasavvuf erbabı ile zahiri ilimlerle meşgul olanların ihtilafına hep şahit olmuşuz, okumuşuzdur. Bu alanda ilmi tartışmalar hep olmuştr. Ancak bu günün inkarcıları bu tartışmaları gerçeği bulmak amacıyla değil, hakikatleri gizlemek amacıyla yapmaktadırlar. Ve bu uğurda ayeti kerimelerin manasını değiştirmekten, yanlış tevil etmekten kaçınmamaktadırlar. Kur’an-ı kerimdeki puta tapan müşriklere hitap eden ayetleri bir iki kelimenin yerini ve manasını değiştirerek mutasavvıflar için kullanıp onları şirk ile suçlamaktadırlar. Müslümanlarda maalesef tefsir ve meal ilmine sahip olmadığından, bilmediğinden ve araştırmadığından böyle kişiler sebebiyle Müslüman kardeşini şirk ile suçlayabilmekte, büyük bir günaha düşebilmektedir. Bu yazımızda, kendilerince delil aldıkları bazı ayet-i kerimeleri sizlerle birlikte inceleyeceğiz. ZÜMER SURESİ 3. AYETİ KERİMESİ *** Ayet-i Kerimenin ilgili kısmının kelime kelime manası şöyle: وَالَّذِينَ Öyle kimseler ki اتَّخَذُوا Edindiler مِنْ دُونِهِ*** O’ndan (Allah’tan) başka أَوْلِيَاءَ Yardımcılar, dostlar * مَانَعْبُدُهُمْ* (Derler ki) Biz ibadet etmiyoruz إِلَّا Ancak (şunun için ibadet ediyoruz) لِيُقَرِّبُونَا Bizi yakınlaştırsın için إِلَى اللَّهِ Allah’a زُلْفَى Tam bir yakınlıkla ** Toplu manası şöyle: “Allah’tan başka yardımcı (dost) edinenler (Derler ki) biz bunlara ancak bizi Allah’a tam bir yakınlıkla yaklaştırsınlar için ibadet ediyoruz” ** İnkarcılar ise şöyle meal vermektedirler: “Biz onlara tapmıyoruz, bizi Allah’a yakınlaştıracağına inanıyoruz” ** İnkarcıların verdiği manaya göre müşrikler puta tapmıyor, Allah’a yaklaştıracağına inanıyor. Bu nedenle bir mutasavvıf “biz mürşide tapmıyoruz, vesile Ediniyoruz” dediği zaman yanlış mana verdiği bu ayeti sözde delil olarak getiriyor: “İşte müşriklerde tapmıyor ama yaklaştıracağına inanıyorlar” diyorlar. ** Dediğimiz gibi eğer siz bir iki kelime ile oynarsanız bilmeyen insanlara dolma gibi yutturursunuz. ** Değerli kardeşlerimiz ayeti kerimedeki “İlla” istisna edatıdır. Olumsuzlukla başlayan bir fiilden sonra geldiği zaman olumluya çevirir ve tekid eder, manayı kuvvetlendirir. ** Yani “biz ancak ve ancak yaklaştırsınlar için ibadet ediyoruz” demektir. ** Bu ayeti kerimeye aynı manayı ifade etmesi bakımından başka örnekler verilebilir. *** “Ve ma erselna ke İlla mübeşşiran ve nezira” Biz seni ancak müjdeleyici ve korkutucu olarak gönderdik. (İsra 105) ** Bu ayette de önce “biz seni göndermedik” buyurduktan sonra manayı kuvvetlendirmek için “illa” gelmiş ve mana: “Biz seni ancak müjdeleyici ve korkutucu olarak gönderdik” olmuştur. İnkarcıların yukarıdaki ayete verdiği manadan yola çıkarak mana verirsek: “Biz seni göndermedik, müjdeleyici ve korkutucusun” gibi ilmi olmayan saçma bir mana çıkar ortaya. ** Başka bir ayette de: “Ve ma erselna ke İLLA rahmetnen lil alemin” Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik (Enbiya 107) ** Zümer Suresinin 3. Ayeti bütün meallerde de olması gereken şekliyle geçmektedir. Birkaç misal verecek olursak: *Diyanet meali: O’nu bırakıp da putlardan dostlar edinenler: “Onlara, bizi Allah’a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz” derler. ** Elmalılı Hamdi Yazır: “O’ndan başka birtakım dostlar tutanlar da şöyle demektedirler: “Biz onlara sadece bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz.” ** Hasan Basri Çantay: “Onu bırakıb da kendilerine bir takım dostlar edinenler (derler ki*«Biz, bunlara ancak bizi Allaha daha fazla yaklaşdırsınlar diye tapıyoruz» ** Bütün bunlar gösteriyor ki Zümer Suresi 3. Ayetin manası şöyledir: “Biz ancak (o yardımcılara) bizi Allah’a yakınlaştırsın diye tapıyoruz.” ** Yani bu ayeti kerime, taptığı şeyi, kendisini Allah’a yakınlaştırsın diye kullananları beyan etmektedir. Dolayısıyla bu ayeti şeyh ve mürit ilişkisine delil olarak getirmek akıl ve mantık dışıdır. Çünkü tarikatta şeyhe tapmak, taparak vesile edinmek söz konusu değildir. MERYEM SURESİ 81. AYETİ KERİME ** “Onlar kendilerine kuvvet ve şeref kazandırsın diye, Allah’ı bırakarak tanrılar edindiler.” Bu ayeti kerime de aynı şekilde Allah’ı bırakıp başka başka tanrılara tapanlar hakkındadır. Yukarıda dediğimiz gibi tasavvufta tapmak söz konusu olmadığı gibi, Allah’ı bırakmak değil ona ulaşmak vardır. ** Tevbe 3, Yunus 18, Yasin 23, Yasin 74. Gibi ayeti kerimeler hep aynı şeye işaret etmektedir. Allah’ı bırakıp, başka ilahlar edinenleri, Allah’tan başka tanrı olarak gördükleri şeye tapanları hedef almaktadır. ** Tasavvufta ise şeyhe tapınmak diye bir şey söz konusu değildir. Bunu en az bizim kadar inkarcılar da biliyorlar. TASAVVUFU İNKÂR ETMEK İÇİN *** Bütün bunlardan şunu anlıyoruz: Tasavvuf inkârcıları sırf tasavvufu inkâr etmek için Kur’an-ı Kerimde puta ve başka başka tanrılara tapanlar hakkında inen ayeti kerimeleri tasavvuf için kullanıyorlar. ** O halde bu insanların ruh halini beyan eden iki seçenek var. Birincisi ya çok cahiller, bilmiyorlar ve öyle zannediyorlar. İkincisi ise hakikati bildikleri halde gizliyorlar. ** Her iki halde de Müslümanları “şirk” ile itham ederek “müşrik” ilan etmek bunu yapanın kendi aleyhine döner. Çünkü tekfir edilen kişi kâfir değilse tekfir edenin imanı tehlikeye girer. Ve iftira etmiş olduğundan ayrı bir vebali yüklenmiş olur. ŞEYHLERİ KARALAYIP KENDİ OTORİTELERİNİ KURUYORLAR Tasavvufu inkâr edip, tarikat ehlini şirk ile suçlayanlar nedense kendilerinin çok aydın olduğunu ileri sürerler. Bu kişiler geçmiş müctehidleri de beğenmeyip kendilerini zamanın müctehidi ilan ederler. ** Amaçları, İslamın özünün bu güne kadar muhafaza edilmesini sağlayan, Resulüllah’ın sünnetini ihya eden mürşitleri etkisiz hale getirmektir. Bunu yaptıkları zaman aldatma sahasının genişleyeceğini bildikleri için 10 cümlelerinden birisi tasavvuf inkârına dayanır. Kitaplarında sözü dolandırır, evirip çevirir tarikata getirir ve nihayetinde tasavvuf ehlini şirk ile suçlarlar. ** Bu gün Türkiye’de, Arabistan’ın Vehhabi vakıflarının maddi desteği ile işini yürüten bazı vakıflar bu işi ele almış durumdadırlar. Bu vakıfların kuruluş amacı Türkiye’de tasavvuf düşmanlığını, vehhabinin inanç felsefesini (belli etmeden) yaymak, insanların zihinlerine Osmanlı ve Osmanlı’da yaşamış önemli şahsiyetler hakkında düşmanlık tohumu ekmektir. Bundan başka Abdulvehhab’ın yapamadığı Dinde Reformu yapmalarını sağlamak, “dini yeniden yorumlama” adı altında hadis-i şerifleri ve ayeti kerimeleri hiçbir sebebe dayanmaksızın kendi kafalarına göre yorumlamaktır. Yazılan ayetlerdeki ihtilaf bi nevi çünkü kimileri arapça dil bilgisi olmadan düz mana vererek hüküm çıkarmaya çalışır lakin unuttukları en büyük husus her dilde kendine has belâgat vardır ki arapça da ise üst düzeydedir dikkatli olunması gerek bahsi geçen ayetleri ilk defa okuduğumda içine şüphe düştü daha yeni talebelige baslamjstim şeyhimi adeta bir ajan misali gizli gizli izlerdim.ama çok mütevazı bir insan ve kendimce en ufak hatasını bulamadım her sözü ayet ile hadis ile konuşurdu ilimde tefsir başladık farklı farklı tefsirler okuduk mutezile ibn teymiyye gibi kişilerin ithamlarına karşı ehli sunnetin tefsirdeki cevaplarını okudum o kadar mahcup oldum ki kaç gün seydamin yanına gidemedim gene istiğfar cunku Kotu dusundun aklimda kotu dusunceler getirdim hemde cok fazla neyse tekrar dizinin dibine oturduk hamd olsun* Arkadaşlar sitedeki arkadaşları tenzih ederim çünkü tanimadigim kişiler hakkında yorum yaparak hakka girmekten ALLAH c.c sığınırım lakin dikkatli olunması gerekir kişi unutmamalıdır ki her sözün bi cevabı vardır çoğu defa konuşmadan evvel dinlemek icap eder o yüzden tasavvuf ve günümüzde ki azda olsa gerçek manada devamlılığını sürdüren tarikatlar hakkında konuşurken genelleme yapmaktan ziyade bire bir şeriate aykırı konulardan bahsedelim bu sayade daha hızlı doğrulara ulaşacağımıza inanıyorum ** Allah’u Tela Ümmeti Muhammedi şerlerinden muhafaza eylesin… ---------- Post added 30.11.20 at 03:46 ---------- Senin için kopyala yapıştır yaptim kardeşim iyice oku ondan sonra dönüş yaparsın nasipse ... |
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
Yalniz su konuda hakli yozlaşan bi din kulturumuz var artik,diyor ki adam;bu kolumdaki dovme şans ve bereket için.Yani baya bi yozlasma var hani. |
Ergenlik çağına gelinceye kadar her insanın, Allah’ın varlığı ve birliği konusunda kanaati kesinleşir. Bilgi ve tecrübesi ölçüsünde doğruların birçoğunu da bilir. Sonra kendine bir yol çizer ve hedefini belirler.
Allah’ın secde emri olmasaydı İblis isyan etmezdi. Allah’ın emir ve yasakları, hayat tarzına ters düşenler, tıpkı İblis gibi onlardan rahatsız olurlar. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Onların söylediklerinin seni üzdüğünü elbette biliyoruz. Onlar seni yalanlamıyorlar, o zalimler aslında Allah’ın âyetleri karşısında bile bile yalan yanlış şeylere sarılıyorlar.”(En’âm, 6/33) Allah’ın âyetlerinden rahatsız olma konusunda onların İblis’ten farkı yoktur. Onlar da Allah’a rağmen kendilerinin haklı olduklarına inanırlar. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Meleklere: “Âdem’e secde edin” dediğimizde hemen secdeye kapandılar; ama İblis öyle yapmadı; büyüklenerek direndi ve kâfirlerden oldu.”(Bakara, 2/34) “Bir gün meleklere: “Âdem’e secde edin” dedik; hemen secdeye kapandılar ama İblis öyle yapmadı. “Çamur olarak yarattığına secde mi ederim?” Sonra ekledi: “Kendine baktın mı! Bana tercih ettiğin bu mu? Beni (mezardan) kalkış gününe kadar yaşatırsan birazı dışında onun bütün soyunu kendime bağlarım” dedi.” (İsrâ, 17/61-62) Allah’a karşı çıkarken, yine Allah’ın yaptığı bir işi delil getirerek yanlışın kendinde değil, Allah’ta olduğunu göstermek için şöyle demiştir: İblis dedi: “Ben ondan iyiyim; beni ateşten yarattın ama onu balçıktan yarattın.”(Sad, 38/76) ”Kurumuş, yıllanıp kokuşmuş kara balçıktan yarattığın beşere secde edemem” dedi. (Hicr, 15/33) İblis Allah’ın ne varlığını, ne birliğini, ne yaratıcılığını ne de kudretini inkâr eder. Bulunduğu makamdan kovulunca ona “Rabbim” diye hitap etmiş ve şöyle demişti: “(İblis) Dedi ki “Rabbim! Bunların tekrar dirilecekleri güne kadar bana süre ver.”(Hicr, 15/36) Kâfir ve müşrikler, Allah’ın düzenine ters düştükleri için bozgunculuğa sebep olurlar. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “İşte son yurt! Orası yeryüzünde büyüklük veya bozgunculuk peşinde olmayanlar içindir. Mutlu son, Allah’tan çekinerek kendini korumuş olanların hakkıdır”.(Kasas, 28/83) Onların bu tavrı, dünyayı Ahirete tercih etmelerinden kaynaklanır. O zaman Allah’ın emirlerini ikinci sıraya koyar ve onun yolundan uzaklaşırlar. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Göklerde ne var, yerde ne varsa hepsinin Sahibi olan Allah’ın yoluna… O kafirlerin , suçlarıyla sıkı sıkıya bağlı olan azaptan dolayı çekecekleri var. ) Onlar, dünya hayatını Âhiretten çok seven, anlaşılamaz eğrilikler oluşturarak Allah yolundan çekilen kimselerdir. Onlar derin bir sapkınlık içindedirler”. (İbrahim, 14/2-3) Aslında herkes İblis gibi önce inanmış, sonra yoldan çıkmıştır. Bunu şu âyetten anlıyoruz: “Bazı yüzlerin ak olacağı, bazı yüzlerin de kararacağı günde, yüzleri kararanlara şöyle denir: “Siz inandıktan sonra kâfir oldunuz , değil mi? Kâfir olmanıza karşılık, tadın şu azabı!”(Al-i İmran, 3/106) Şeytanlık kolay değildir; doğru yolu bilmeyen o işi yapamaz. Çünkü şeytan doğru yolun üstünde oturur. Kıyamete kadar yaşama süresi alınca o, Allah’a şöyle seslenmişti: “İblis dedi ki “Madem beni bu hale düşürdün , ben de onlar için, senin doğru yolunun üstüne oturacağım. Sonra önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından sokulacağım. Göreceksin, onların çoğu sana karşı görevlerini yerine getirmeyecektir.”(Araf, 7/16-17) İblis, dini iyi bildiğinden insanların nasıl yoldan çıkaracağını da bilir. Allah Teâlâ, şeytanın bu özelliğini şöyle anlatmaktadır: “O (şeytan), onlara söz verir, onları beklenti içine sokar. Şeytan, sadece aldatmak için söz verir”.(Nisa4/120) Bu sebeple, dini daha iyi yaşamak ve Allah katında daha değerli olmak için yola çıkanlar, karşılarında şeytanı bulurlar. Şeytanlar, insanlar ve cinlerden olur. Allah’a daha yakın olmak için yola çıkan bu insanlara, din büyüklerini araya sokmalarını söylerler. Bu maksatla Allah’ta olan bazı özellikleri onara vererek karşı tarafı aldatmaya çalışırlar. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Allah’ın yolundan saptırmak için özde Allah’a benzer varlıklar uydurdular. De ki: “Geçinip gidin; ama gidişiniz kesinlikle ateşe doğrudur.” (İbrahim, 14/30) Din büyüklerini tanrılaştırmaya Muhammed aleyhisselamla başlarlar. Bunun için Hakîkat-i Muhammediye diye bir terim uydurmuşlardır. Bu konudaki sözleri özetle şöyledir: “Hakîkat-i Muhammediye ile Allah, aynı gerçeğin ön ve arka yüzleridir. Allah’tan başka hiçbir şey yokken ilk defa hakîkat-i Muhammediye var olmuş, bütün yaratıklar ondan ve onun için yaratılmıştır. O, nebilerin ve velilerin ledünnî ve bâtınî bilgileri aldıkları kaynaktır[1].” Sonra sıra şeyhi tanrılaştırmaya gelir. Bunun için kullanılan kelime İnsan-ı Kâmil’dir. Onunla ilgili sözleri özetle şöyledir: “İnsan-ı kâmil, maddî-manevi bü*tün kemâl mertebelerini kapsar. Onun kalbi Arş’la, benliği Kürsü’le, makamı Sidre-i müntehâyla, aklı Kâlem-i a’lâ’yla, nefsi Levh-i mahfûz’la ve tabiatı anâsır-ı erbaayla bağlantılıdır[2]”. “İnsan-ı kâmil âlemde daima vardır, birden fazla olmaz. İnsan-ı kâmil için mülkte, melekûtta ve ceberûtta hiçbir şey gizli değildir. O eşyayı ve eş*yanın hikmetini olduğu gibi bilir…” [3] Tarikatçılara göre; “şeyhin bakışı kalp hastalıklarına şifadır. Yüzünü göstermesi, manevi hastalıkları giderir. O, anlatılan olgunlukların sahibi, vaktin imamı, zamanın halifesidir. Kutuplar, bedeller onun ma*kamları sayesinde yetişip yaşarlar. Evtâd, nücebâ, onun kemalât denizinden akıp gelen bir katredir. Onun irşadı güneş misalidir. Kendi iste*meden her şeye feyzini yağdırır…[4]”. Bir de râbıtaları vardır. Onlara göre râbıta yapan mürit, şeyhinin dışında her şeyden ilgisini kesmek ve kalbinde yalnız ona yer vermek zorundadır[5]. O, şeyhin suretini alnı*nın ortasında hayal eder, sonra onu kalbinin or*tasına indirir, kendini yok, şeyhini var bilir[6]. Biri doğuda, biri batıda da olsa, şeyhin ruhaniyeti onu râbıta ile terbiye eder ve Allah’a ulaştırır[7]. Tarikatçılara göre hakiki şeyh, müritle Allah arasında vasıtadır. Ondan yüz çevirmek Allah’tan yüz çevirmektir[8]. Mürit inanır ki, şeyhini nerede düşünse, ruhaniyeti orada hazır olur. Yine inanır ki, şeyhin ruhani tasarrufları Allah’ın tasarruflarıdır[9]. Bunlar hiçbir delile dayanmadan o kimselere kul olmaktır. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Allah’ın hakkında bir yetki (delil) indirmediği şeyi Allah ile aralarına koyup ona kulluk ederler. O konuda kendilerinde bir bilgi de yoktur. Bu yanlışı yapanların yardımcısı olmaz.” (Hacc, 22/71) Kur’an’ı ve Nebîmizin sözlerini kendilerine uydurarak yeni bir din oluşturan bu kimseler, kendilerini doğru yolun ortasında görürler. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “Allah bir kesimin doğru yolda olduğunu onaylar. Bir kesim de sapık sayılmayı hak eder. Onlar şeytanları Allah’tan yakın konumda tutar, üstelik doğru yolda olduklarını sanırlar.(Araf, 7/30) Onların en büyük sıkıntısı, Kur’ân’da şirki reddeden âyetlerdir. Ya âyetlerin ilişkisini bozarak, ya bir ayeti diğer ayetle çelişir göstererek yahut bazı hadislerle ayetleri çatıştırarak kendilerini haklı çıkarmaya çalışırlar. Bunun çok sayıda örneği vardır. Mesela Cübbeli Ahmed, bir âyetin şu bölümünü sıkça tekrarlar: “Onlar, yani çağırdıkları (melekler) kendilerini Rablerine daha da yaklaştıracak bir vesilenin peşinde olurlar.” (İsra, 17/57) Sonra der ki, “Melekler dahi Allah’a karşı bir aracı koymaya çalışıyorlar” Arkasından vardığı şu hükmü ilan eder: “Allah’a karşı bir aracı bulmak, Allah’ın emridir.” Yani Allah’ın asla affetmeyeceği şirki, Allah’ın emrettiğini Allah’ın âyetiyle ispatlamaya çalışır. Hâlbuki o sözler, Melekleri Allah’a karşı aracı yapan Mekkelilerin kötü durumunu anlatan âyetlerin küçük bir bölümüdür. Ayetlerin tamamı şöyledir: “De ki “Allah’a ile aranızda olduğunu varsaydıklarınızı çağırın; ne sıkıntınızı gidermeye güçleri yeter ne de sizden uzaklaştırmaya.” Onlar, yani çağırdıkları (melekler) kendilerini Rablerine daha da yaklaştıracak bir vesilenin peşinde olurlar . İkramını umar, azabından korkarlar. Rabbinin azabı kaçınılması gereken şeydir”.(İsrâ, 17/56-57) Allah’a yaklaştıracak vesilenin ne olduğunu Allah Teâlâ şu âyette bildirmiştir. “Size katımızda derece kazandıracak olan ne mallarınız ne de evlatlarınızdır. Ama kim inanıp güvenir ve iyi işler yaparsa böylelerine yaptıklarının karşılığı katlanarak verilir. Onlar güven içinde ve üstün konumlarda olurlar.” (Sebe’, 34/37) Şu âyetler onların durumunu özetlemektedir: “Allah’ın ayetleri karşısında haklı çıkmaya çalışanları hiç görmez misin? Bunlar neye dayanarak halden hale giriyorlar”? Bunlar öyle kimselerdir ki hem bu Kitap karşısında, hem de önceki elçilerimize gönderdiklerimiz karşısında yalan söylerler; nasıl olsa yakında öğrenecekler. Hem de boyunlarında halkalar varken (ceza çekecekleri yere) zincirlerle sürükleneceklerdir. Hem de kaynar suyun içinde… Sonra ateşte kızartılacaklar. O sırada onlara şöyle denecek: “(Allah’ın yetkilerine) ortak saydıklarınız nerede?” Allah ile kendi aranıza koyduklarınız vardı ya, onlar neredeler? Diyecekler ki “Onlar bizden ayrıldılar ama, aslında biz eskiden de onlardan yardım istemezdik.” Allah, o kâfirleri, işte bu tavırlarından dolayı sapık sayar. (Hem bir güce sahip olmadıklarını bilirler hem de Allah ile aralarına koyarak onlardan yardım isterler) Başınıza gelen bu şeyler, yaşadığınız yerde hak etmediğiniz zevkleri tatmanıza ve böbürlenmenize karşılıktır.” Cehennemde (ceza çekeceğiniz yerin) kapılarından, bir daha çıkmamak üzere girin! Kendini büyük görenlerin yeri ne kötüymüş!”” (Mümin, 40/69-76) “Onlar Allah’ın ayetleri hakkında, kendilerinde bir delil olmadan tartışanlardır. Bu hem Allah katında, hem de inanıp güvenler katında ne büyük öfke oluşturur. Allah, büyüklük taslayan her bir zorbanın kalbini böyle mühürler”.(Mümin, 40/35) Sadak Allahul Azim |
Alıntı:
|
Alıntı:
---------- Post added 30.11.20 at 14:57 ---------- Alıntı:
Dövme elbet bedene zulmdur lakin deri altına yapılan dövme abdeste engel değildir kusurluda değildir çünkü abdeste asl olan derinin üstüdür altı değil suyu derinin üstüne değdiririz bu kadarıda kafidir ama dövme sahibi sindirirse kişinin ahireti için daha makbule olur... |
Yok bedendeki dovmeden şans ve bereket bekliyor adam bunu kastettim @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
|
Islamda şans diye bisey yokki kardeşim zaten sadece kader diyebilirsin bu minvalde şansa dair herşey haramdır kardeşim çünkü şans demek ne olacağı belli olmayan demek lakin yaprağın kımıldamasi bile kadarde keyfi mahfuzda yazılıdır kardeşim ...
|
Alıntı:
---------- Post added 30.11.20 at 16:04 ---------- Alıntı:
|
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 06:17. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com