Kitle yönlendirmeleri ve sahte cennetler
Vladimir Bartol’un "Alamut" romanında Hasan Sabbah, kalesindeki genç fedaileri özel haplarla derin bir uykuya daldırır. Gençler uyandıklarında kendilerini şelalelerin aktığı ve özenle eğitilmiş kızların huriler gibi davrandığı gizli bir bahçede bulur. Birkaç gün süren sarhoşluğun ardından tekrar uyutulup kalenin soğuk odalarında gözlerini açarlar. Sabbah, gençlere cenneti tattırdığını ve gerçeğine kavuşmanın tek yolunun kendi emrinde ölmek olduğunu söyler. Cenneti bizzat gördüğüne inanan gençler, artık ölümden korkmak yerine bir an önce ölebilmek için can atmaya başlar.
Kitleleri mutlak itaate sürükleyen şey her zaman kaba kuvvet değildir. İnsan, en derin arzularına kavuşacağına inandırıldığında mantığını tamamen devreden çıkarabilir. Asıl mesele, arzulanan ödüle ulaşma umudunu sürekli canlı tutmaktır. Bu umut inanca dönüştüğünde, kişi iradesini gönüllü olarak teslim eder ve her emre kayıtsız şartsız boyun eğmeye hazır hâle gelir. İktidarların asıl gücü kılıçtan ziyade, kitlelerin algısını yönetip insanlara sahte cennetler vadedebilme becerisinde yatar.
|