![]() |
|
#1
|
|||
|
|||
|
Sahilde Ne Oldu?
Şu ana kadar, güvenlik güçleri, ordu mensupları, doktorlar, hemşireler ve sivil yolcular dahil olmak üzere 300’den fazla şehit verdik. Bunların hepsi, katil rejimin kalıntıları tarafından yapılan hain saldırılar sonucu gerçekleşti. Bu sorumluluğu kim üstlenecek?! Devlet, eski rejimin düşüşünün ilk gününden itibaren, orduya mensup Nusayri (Alevi) askerler de dahil olmak üzere tüm mezhepler için genel af çıkardı. Daha sonra Tartus, Lazkiye ve Ceble’deki tüm asker ve subaylarla uzlaşma yapıldı ve kendilerine resmi uzlaşma belgeleri verildi. Ardından, 150’den fazla diyalog oturumu düzenlendi ve Nusayri toplumunun ileri gelenleriyle müzakereler yapıldı. Bu görüşmelerin ardından, Nusayri toplumunun temsilcileri ulusal diyalog konferansına davet edildi. Bütün bunlara rağmen, devlet yalnızca birkaç tehlikeli suçlunun teslim edilmesini talep etti. Ancak Nusayri liderler bu çağrıya cevap vermediler. Bir tane bile suçlu teslim etmediler ve güvenliğin sağlanması konusunda devletle iş birliği yapmadılar. Ancak ne ilginçtir ki, toplumun önde gelenleri Suriye’nin birlik içinde olduğunu ve tüm mezheplerin ve dinlerin sevgi ve kardeşlik içinde yaşadığını vurgulayıp durdular. Geçen hafta, Nusayri toplumunun önde gelenlerinden olan Basil Hatib, güvenlik güçleriyle yapılan bir toplantıda, devletle iş birliği yaparak toplumsal barış ve huzurun sağlanmasına destek vereceğine dair söz verdi. Üstelik bu söz, imzalı bir belgeyle kayıt altına alındı. Peki, ne oldu?! Yaklaşık bir saat önce, binlerce sivilin katıldığı saçma bir protesto başladı. Önemsiz görünen bu gösterinin, aslında ne kadar tehlikeli olduğu o an anlaşılmadı. Göstericiler ve onları yönlendiren ajanlar, hep birlikte hareket ederek: • Valilik binasına ateş açtılar, • Basil Hatib, sosyal medyada “Onurunuzu koruyun!” çağrısında bulundu, • Nusayri liderler, tüm toplumu genel seferberliğe çağıran bir bildiri yayımladı, • Toplum liderleri, devletle iletişimi tamamen kesti. Bu olayların ardından evlerden yüzlerce silahlı kişi dışarı çıktı. (Dağlardan geldiklerine dair söylentiler, yalnızca güvenlik güçlerini yanıltmak için ortaya atılmış bir yalandır.) İsyancılar şu vahşi eylemleri gerçekleştirdi: • Sahilde bulunan tüm güvenlik güçlerini, polis memurlarını, hastane ve banka güvenlik görevlilerini vahşice katlettiler, • Yollardaki tüm askerleri öldürdüler, • 200’den fazla güvenlik mensubu ve tesis koruma görevlisini rehin alarak sistematik bir şekilde infaz ettiler. Nasıl oldu da bu kadar büyük bir saldırı gerçekleşebildi?! Tüm isyancılar, sivil kıyafetlerle ve yüzleri maskeli şekilde hareket ettiler. Ellerinde 100 yıl yetecek kadar silah vardı. • Geceleri maskeli şekilde savaşan bu kişiler, gündüzleri devletin verdiği uzlaşma belgeleriyle şehirde serbestçe dolaşıyorlardı. • Öldürülen isyancıların çoğunun üzerinden, devlet tarafından verilen resmi uzlaşma belgeleri çıktı. • Meğer isyancılar, bu belgeleri almak için devletle uzlaşma yapmış gibi görünüp sahte bir barış süreci yürütmüşler. Amaçları, rahatça hareket edebilmek, silah temin etmek ve saldırıya hazırlanmaktı. Dün, Banyas’tan güvenlik güçlerine bir yardım çağrısı geldi. Hemen olay yerine bir ekip sevk edildi. Ancak orada hazırlanan bir pusu sonucunda güvenlik güçleri tamamen yok edildi. Bugüne kadar, tüm saldırılar hazırlanmış pusular ile gerçekleştirildi. Devlet, bölgeyi korumak için güçlerini gönderdiğinde, bu tuzakların içine çekildi. Dün gece: • Nusayri bir sivil, Lazkiye Hastanesi’nin karşısındaki bir binaya çıkarak hastaneye ateş açtı ve üç askerimizi şehit etti. • Kaçarken sivil kıyafetleriyle güvenlik güçlerinin yanından geçti. Üstelik devletin verdiği resmi uzlaşma belgesi de üzerindeydi, bu yüzden kimse onu durduramadı! Bugün: • Tartus’ta birkaç suikast gerçekleşti. • Güvenlik güçleri, saldırı noktalarına ulaştığında, katillerin hepsinin sivil kıyafetli olduğunu gördü. • Şu ana kadar tek bir isyancı bile askeri üniformayla yakalanmadı. Hepsi, sivil kıyafetlerle kendi bölgelerinde savaşıyorlar. Peki, saldırıların gerçek sebebi neydi? Gerçek sebep, İdlib’den ve Suriye’nin diğer bölgelerinden gelen 500.000 silahlı kişinin sahile saldırmasıdır. Neden? Çünkü evlatları tabut içinde geri dönüyor. • Her gün, sahildeki tesisleri korumak için gönderilen askerlerden 60’ı İdlib’e tabut içinde geri dönüyor. • Bu yüzden, intikam almak için büyük bir saldırı başlattılar. Ve şu an itibariyle: • İsyancılar, devletin herhangi bir tesisini koruyan herkesi öldürüyor. • Nusayri liderler, savaşı kaybettiklerini anladılar ve devletle müzakere etmeye başladılar. • Basil Hatib, geri adım atıyor. Ancak, unutmayın! • İki ay sonra yeniden saldıracaklar. • Yine 300 güvenlik ve ordu mensubumuzu öldürecekler. • Yine onları diri diri yakacaklar. Ve bunu yine sivil kıyafetlerle yapacaklar! Şimdi size soruyorum: Onlarla nasıl bir çözüm bulacaksınız? “Sadece müzakere edelim” demeyin. Suriye’yi özgürleştirmeye başladığımız ilk günden beri herkesle diyalog kurduk. Ama bu gruba özellikle odaklandık. Gerçek şu ki, son iki aydır Mahir Esad’ın yardımcısı, Hizbullah, İran ve Muktedar ile koordineli bir şekilde hareket ediyorlar. Bizimle yaptıkları tüm görüşmeler, aslında zaman kazanmak içinmiş. Bu isyan daha başladığı anda başarısız oldu ama halen toplumsal dokuyu parçalamaya çalışıyorlar. Mukteda biraz daha güç kazanınca önüne gelen tüm kadınları dul bırakıyor. Ama Nusayri liderler buna sessiz kalıyor…
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
|