Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Dualar & Dua Kardeşliği (https://www.havasokulu1.com/dualar-dua-kardesligi/)
-   -   Dua da Sebat ile Israr Arasındaki İnce Çizgi (https://www.havasokulu1.com/dualar-dua-kardesligi/103530-dua-da-sebat-ile-israr-arasindaki-ince-cizgi.html)

HâmûŞî 05.03.26 01:42

Dua da Sebat ile Israr Arasındaki İnce Çizgi
 
Selamün aleyküm,

Dua, kulun Rabbiyle edep içinde konuşmasıdır; hem arz-ı hâl, hem teslimiyettir. Bu kapının inceliği şuradadır: Aynı fiil bazen sebat olur, bazende fark ettirmeden inat ve zorlamaya döner. Meseleyi yerli yerine koyan şey, kelimeden önce hâldir.

Kur’ân dua kapısını açık tutar ve çağırır: “Bana dua edin ki size icabet edeyim.” (Mü’min 40/60) Yine: “Kullarım sana Beni soracak olursa (de ki): Ben yakınım; dua edenin duasına icabet ederim.” (Bakara 2/186) Bu iki âyet bize şunu öğretir: Dua, bir defalık “talep cümlesi” değil; kulun yönelişidir.

Peki “ısrar” dediğimiz şey nerede devreye giriyor? Kur’ân’ın dua üslubunu tarif eden âyet burada anahtar gibidir: “Rabbinize yalvara yalvara ve gizlice dua edin.” (A‘râf 7/55) Buradaki “yalvara yalvara” ifadesi, bir tür edep üzere tekrar ve tazarru hâlidir. Yani Rabbimiz kulundan, kapısına gelmesini, hâlini arz etmesini, yönelişi sürdürmesini ister; fakat bu yöneliş, “Benim istediğim gibi olacak” iddiasına dönüşmez. Çünkü mümin, talebini arz ederken hükmü Allah’a bırakır: “Olur ki bir şeyi seversiniz, o sizin için hayırlı değildir… Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Bakara 2/216)

Resûlullah (s.a.v) da bu noktayı sahih bir ölçüyle bağlar: “Sizden biriniz, acele etmedikçe duası kabul edilir. ‘Dua ettim de kabul olmadı’ deyip acele eder (ve duayı bırakır).” (Buhârî, Daavât; Müslim, Zikir ve Dua) Bu hadis, “ısrar”ın ne olduğunu açıklar: Israr; duayı bir pazarlık gibi zorlamak değil, ümidi kesmeden devam etmek, neticeyi kendi eline almaya kalkmadan kapıda kalabilmektir. Kul duayı terk etmez; ama neticenin şeklini ve vaktini de Allah’a havale eder.

O hâlde Rabbimizin razı olduğu “ısrar”, özünde sebattır: Dua ettikçe kalbi daha edepli, daha sakin, daha ümitli hâle gelen sebat… Buna karşılık dua, kişiyi daha gergin, daha kontrolcü, daha kırılgan hâle getiriyorsa burada “ısrar”ın rengi değişmiş olabilir; çünkü kalp, duayı Hakk’a yöneliş olmaktan çıkarıp neticeyi zorlamaya çevirmeye başlamıştır. İnce çizgi burasıdır.

Bu yüzden dua ederken en selametli hâl şudur: Kul talebini açıkça arz eder; fakat cümlesinin içine teslimiyeti yerleştirir. Yani “isteğim budur” der; fakat “hayırlı olanı Sen bilirsin” mizanını kaybetmez. Böyle olunca dua, insanı tüketmez; bilakis taşır.

Rabbim duayı bize sebat ve edep üzere nasip etsin; ısrarı da inada değil, teslimiyete bağışlasın.

Sürç-i lisan ettiysek ehli olan kardeşlerimiz tashih buyursun.

Svg 05.03.26 11:09

Çok güzel çok beğendim Hâmûşî mnks
Ben biraz ısrarcı taraftayım sanırım. :)
Çünkü günahlarım o kadar fazla ki ettiğim duayı onları affetmede kullanır da elimi boş çevirir diye korkuyorum.

HâmûŞî 05.03.26 11:46

Alıntı:

Svg Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 700985)
Çok güzel çok beğendim Hâmûşî mnks
Ben biraz ısrarcı taraftayım sanırım. :)
Çünkü günahlarım o kadar fazla ki ettiğim duayı onları affetmede kullanır da elimi boş çevirir diye korkuyorum.

Allah razı olsun kardeşim,

Endişeni anladım; ama burada duayı biraz “kul hesabı” ile okuyor gibisin. Duayı ve isteğini, sanki sihirli lambadan çıkan bir cin’e söylermiş gibi düşünme. Senin sığındığın kapı, âlemlerin Rabbi olan Allah’ın kapısıdır. Orada dua, tükenen bir sermaye değildir; orada “bu burada harcandı, öbürüne kalmadı” diye bir darlık olmaz. Kulun eli dar olabilir; fakat Allah’ın rahmeti ve ihsanı sonsuzdur.

Şunu da bil: Allah bir kulun duasını “günahlarını affedeyim de isteğini vermeyeyim” diye keyfî bir takasla muamele etmez. O, Hakîm’dir; her şeyi yerli yerine koyar. Bazen kulun istediği gecikir veya verilmez; ama bu, “dua başka yere kullanıldı” diye değil, kul için hayırlı olanın daha iyi bilinmesi sebebiyledir. Biz anı görürüz, O akıbeti görür.

Duanı en selametli hâle getiren şey, talebin içine edebi ve teslimiyeti yerleştirmektir. Mesela şöyle deyip gönlünü emniyete alabilirsin:

“Ya Rabbi, beni kendime bırakma; isteğimi de nefsimin hevasına değil, Senin rızana bağla. Hakkımda hayır olanı kolaylaştır, şer olanı benden uzaklaştır; gönlüme razı oluş ver. Hem günahımı ört, hem kalbimi ıslah et; beni Sana yaklaştıran nasibi nasip eyle.”

Doğrusunu Allah bilir.

BAKARA 05.03.26 19:13

Alıntı:

HÂMÛŞÎ Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 700953)
Selamün aleyküm,

Dua, kulun Rabbiyle edep içinde konuşmasıdır; hem arz-ı hâl, hem teslimiyettir. Bu kapının inceliği şuradadır: Aynı fiil bazen sebat olur, bazende fark ettirmeden inat ve zorlamaya döner. Meseleyi yerli yerine koyan şey, kelimeden önce hâldir.

Kur’ân dua kapısını açık tutar ve çağırır: “Bana dua edin ki size icabet edeyim.” (Mü’min 40/60) Yine: “Kullarım sana Beni soracak olursa (de ki): Ben yakınım; dua edenin duasına icabet ederim.” (Bakara 2/186) Bu iki âyet bize şunu öğretir: Dua, bir defalık “talep cümlesi” değil; kulun yönelişidir.

Peki “ısrar” dediğimiz şey nerede devreye giriyor? Kur’ân’ın dua üslubunu tarif eden âyet burada anahtar gibidir: “Rabbinize yalvara yalvara ve gizlice dua edin.” (A‘râf 7/55) Buradaki “yalvara yalvara” ifadesi, bir tür edep üzere tekrar ve tazarru hâlidir. Yani Rabbimiz kulundan, kapısına gelmesini, hâlini arz etmesini, yönelişi sürdürmesini ister; fakat bu yöneliş, “Benim istediğim gibi olacak” iddiasına dönüşmez. Çünkü mümin, talebini arz ederken hükmü Allah’a bırakır: “Olur ki bir şeyi seversiniz, o sizin için hayırlı değildir… Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Bakara 2/216)

Resûlullah (s.a.v) da bu noktayı sahih bir ölçüyle bağlar: “Sizden biriniz, acele etmedikçe duası kabul edilir. ‘Dua ettim de kabul olmadı’ deyip acele eder (ve duayı bırakır).” (Buhârî, Daavât; Müslim, Zikir ve Dua) Bu hadis, “ısrar”ın ne olduğunu açıklar: Israr; duayı bir pazarlık gibi zorlamak değil, ümidi kesmeden devam etmek, neticeyi kendi eline almaya kalkmadan kapıda kalabilmektir. Kul duayı terk etmez; ama neticenin şeklini ve vaktini de Allah’a havale eder.

O hâlde Rabbimizin razı olduğu “ısrar”, özünde sebattır: Dua ettikçe kalbi daha edepli, daha sakin, daha ümitli hâle gelen sebat… Buna karşılık dua, kişiyi daha gergin, daha kontrolcü, daha kırılgan hâle getiriyorsa burada “ısrar”ın rengi değişmiş olabilir; çünkü kalp, duayı Hakk’a yöneliş olmaktan çıkarıp neticeyi zorlamaya çevirmeye başlamıştır. İnce çizgi burasıdır.

Bu yüzden dua ederken en selametli hâl şudur: Kul talebini açıkça arz eder; fakat cümlesinin içine teslimiyeti yerleştirir. Yani “isteğim budur” der; fakat “hayırlı olanı Sen bilirsin” mizanını kaybetmez. Böyle olunca dua, insanı tüketmez; bilakis taşır.

Rabbim duayı bize sebat ve edep üzere nasip etsin; ısrarı da inada değil, teslimiyete bağışlasın.

Sürç-i lisan ettiysek ehli olan kardeşlerimiz tashih buyursun.

Abi bazen ben samimiyeti fazla kaçırıyorum haşa Allah’ın huzurundaymışım gibi hissediyorum.
Ne yapacağımı şaşırıyorum sevgiden sapıtıyorum
Kalkıp sarılasım geliyor summe haşa .
Yani o derece yakın hissediyorum. Öpücük falanda atıyorum. Bunun hükmü nedir?
Edepsizliğe girermi. Sanki her yer dönüyor gözümü kapatınca zikir halkası oluşturan insanların tepeden görüntüsü okur ya aynı o şekilde görüyorum. Sürekli dönüyor.
Musallatın aldatmacasıda olabilirmi bu

Alıntı:

BAKARA Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 701059)
Abi bazen ben samimiyeti fazla kaçırıyorum haşa Allah’ın huzurundaymışım gibi hissediyorum.
Ne yapacağımı şaşırıyorum sevgiden sapıtıyorum
Kalkıp sarılasım geliyor summe haşa .
Yani o derece yakın hissediyorum. Öpücük falanda atıyorum. Bunun hükmü nedir?
Edepsizliğe girermi. Sanki her yer dönüyor gözümü kapatınca zikir halkası oluşturan insanların tepeden görüntüsü okur ya aynı o şekilde görüyorum. Sürekli dönüyor.
Musallatın aldatmacasıda olabilirmi bu

Yani sürekli dönüyor derken haşa allah değil bir şeyler dönüyor ama ne olduğunu bilmiyorum.
Sanki bir ışık gibi sanki bir zikir çeken insanlar gibi anlam veremiyorum

Svg 05.03.26 20:23

Alıntı:

BAKARA Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 701059)
Abi bazen ben samimiyeti fazla kaçırıyorum haşa Allah’ın huzurundaymışım gibi hissediyorum.
Ne yapacağımı şaşırıyorum sevgiden sapıtıyorum
Kalkıp sarılasım geliyor summe haşa .
Yani o derece yakın hissediyorum. Öpücük falanda atıyorum. Bunun hükmü nedir?
Edepsizliğe girermi. Sanki her yer dönüyor gözümü kapatınca zikir halkası oluşturan insanların tepeden görüntüsü okur ya aynı o şekilde görüyorum. Sürekli dönüyor.
Musallatın aldatmacasıda olabilirmi bu

Bu kadar seviyorsun madem, o zaman niye uslu durmayıp büyülerle uğraşıyorsun?
Allah'ı çok seviyorsan namazla ulaş ona. Sevgini namazla göster. Günde bir vakit bile olsa aksatma namazını. Allah nasip ederse, huzuruna kabul ederse onun huzuruna varıp secde edersin. mnks

BAKARA 05.03.26 20:39

Alıntı:

Svg Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 701070)
Bu kadar seviyorsun madem, o zaman niye uslu durmayıp büyülerle uğraşıyorsun?
Allah'ı çok seviyorsan namazla ulaş ona. Sevgini namazla göster. Günde bir vakit bile olsa aksatma namazını. Allah nasip ederse, huzuruna kabul ederse onun huzuruna varıp secde edersin. mnks

Abla yemin ederim niyetlendiğimde bir ağırlık çöküyor üzerime kolumu kaldıracak halim kalmıyor gözlerim kapanıyor.
Koltuğun üzerine yığılıp kalıyorum.
Ayrıca o büyü meselesindede mümkün olduğunca uzak duracağım sanırım sami hocam benden nefret etmeye başladı. Onu kaybedemem

HâmûŞî 05.03.26 20:54

Alıntı:

BAKARA Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 701059)
Abi bazen ben samimiyeti fazla kaçırıyorum haşa Allah’ın huzurundaymışım gibi hissediyorum.
Ne yapacağımı şaşırıyorum sevgiden sapıtıyorum
Kalkıp sarılasım geliyor summe haşa .
Yani o derece yakın hissediyorum. Öpücük falanda atıyorum. Bunun hükmü nedir?
Edepsizliğe girermi. Sanki her yer dönüyor gözümü kapatınca zikir halkası oluşturan insanların tepeden görüntüsü okur ya aynı o şekilde görüyorum. Sürekli dönüyor.
Musallatın aldatmacasıda olabilirmi bu



Yani sürekli dönüyor derken haşa allah değil bir şeyler dönüyor ama ne olduğunu bilmiyorum.
Sanki bir ışık gibi sanki bir zikir çeken insanlar gibi anlam veremiyorum

Sevgili kardeşim, yazdıkların samimi bir hâlin taşması gibi; fakat burada adabın korunması çok mühim.

Allah Teâlâ’ya yakınlık, bizim inancımızda mekânî/bedenî bir yakınlık değildir; O ne bir cisimdir ne de mahlûkata benzer. Kur’ân’ın ölçüsü açık: “O’nun benzeri hiçbir şey yoktur.” (Şûrâ 42/11) ve “Gözler O’nu idrak edemez.” (En’âm 6/103).Ki sen bunları zaten halihazırda biliyorsun kardeşim. Bu sebeple “sarılmak, öpmek, öpücük atmak” gibi bedenî yakınlık ifadeleri, niyetin sevgi olsa bile, kolayca edep sınırını zedeleyebilir. Dua ederken Allah’a içini dökmek, yakınlık hissetmek güzeldir; ama bunu insanî temas diliyle dışa taşırmak doğru değildir.

Senin yapman gereken şey, bu sevgi taşmasını edep diliyle yeniden hizaya almak: “Ya Rabbi seni seviyorum” de; fakat bunu “sarılma/öpme” gibi temsillerle değil, tazim ve teslimiyetle söyle. Sevgi edepsizliğe dönüşmesin diye büyükler hep “mizan” der.

Gözünü kapatınca dönme, görüntüler görme meselesine gelince… ehli büyüklerimiz en doğru cevapları verirler sorularına...

Pratikte şu adab seni toparlar: Böyle bir taşma geldiği an dur, içinden “Estağfirullah” de, “Allah’ım beni edep üzere sabit kıl” diye dua et, sonra zikre daha sakin dön. Sevgi taşınca insanın ilk vazifesi, o sevgiyi ibadete ve güzel ahlâka çevirmektir; bedene ve hayale değil.

Haddimiz değil hüküm dağıtmak; ama çerçeve budur: Yakınlığı kalpte taşı, dili edeple tut, hayali büyütme. Doğrusunu Allah bilir; ehli olanlar tashih buyursun.

BAKARA 05.03.26 21:12

Alıntı:

HÂMÛŞÎ Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 701075)
Sevgili kardeşim, yazdıkların samimi bir hâlin taşması gibi; fakat burada adabın korunması çok mühim.

Allah Teâlâ’ya yakınlık, bizim inancımızda mekânî/bedenî bir yakınlık değildir; O ne bir cisimdir ne de mahlûkata benzer. Kur’ân’ın ölçüsü açık: “O’nun benzeri hiçbir şey yoktur.” (Şûrâ 42/11) ve “Gözler O’nu idrak edemez.” (En’âm 6/103).Ki sen bunları zaten halihazırda biliyorsun kardeşim. Bu sebeple “sarılmak, öpmek, öpücük atmak” gibi bedenî yakınlık ifadeleri, niyetin sevgi olsa bile, kolayca edep sınırını zedeleyebilir. Dua ederken Allah’a içini dökmek, yakınlık hissetmek güzeldir; ama bunu insanî temas diliyle dışa taşırmak doğru değildir.

Senin yapman gereken şey, bu sevgi taşmasını edep diliyle yeniden hizaya almak: “Ya Rabbi seni seviyorum” de; fakat bunu “sarılma/öpme” gibi temsillerle değil, tazim ve teslimiyetle söyle. Sevgi edepsizliğe dönüşmesin diye büyükler hep “mizan” der.

Gözünü kapatınca dönme, görüntüler görme meselesine gelince… ehli büyüklerimiz en doğru cevapları verirler sorularına...

Pratikte şu adab seni toparlar: Böyle bir taşma geldiği an dur, içinden “Estağfirullah” de, “Allah’ım beni edep üzere sabit kıl” diye dua et, sonra zikre daha sakin dön. Sevgi taşınca insanın ilk vazifesi, o sevgiyi ibadete ve güzel ahlâka çevirmektir; bedene ve hayale değil.

Haddimiz değil hüküm dağıtmak; ama çerçeve budur: Yakınlığı kalpte taşı, dili edeple tut, hayali büyütme. Doğrusunu Allah bilir; ehli olanlar tashih buyursun.

Ne zaman içten bir dua etsem rabbimin varlığını hissediyorum beni duyduğunu ve gördüğünü hissediyorum sanki karşılıklı konuşuyormuşuz gibi oluyor. Dua ederkende ibadet ederkende gözümü kapatınca hep bir dönen bir şey görüyorum. Uzaydaki kara delik vardır ya döner onun gibi ama renksiz gibi bir şey.
Benim çakralarım açıktır. Acaba enerji ve frekanstanmı oluyor böyle.
Musallatta olabilir tabi. Çok teşekkür ederim efendim. Hayırlı akşamlarınız olsun

Svg 07.03.26 11:17

Alıntı:

BAKARA Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 701073)
Abla yemin ederim niyetlendiğimde bir ağırlık çöküyor üzerime kolumu kaldıracak halim kalmıyor gözlerim kapanıyor.
Koltuğun üzerine yığılıp kalıyorum.
Ayrıca o büyü meselesindede mümkün olduğunca uzak duracağım sanırım sami hocam benden nefret etmeye başladı. Onu kaybedemem

Acaba niye namaz kılacağın zaman öyle oluyor?
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] hocan için bir şey diyemeyeceğim. :)
Baba adamdır, yaşça büyüğümüzdür, ona o şekilde davranmak lazım. Aksi durumda ne kadar sabırlı olsa da sabrı bir gün bitebilir.

imas 07.03.26 12:18

Alıntı:

Svg Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 701212)
Acaba niye namaz kılacağın zaman öyle oluyor?
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] hocan için bir şey diyemeyeceğim. :)
Baba adamdır, yaşça büyüğümüzdür, ona o şekilde davranmak lazım. Aksi durumda ne kadar sabırlı olsa da sabrı bir gün bitebilir.

hiç kimseden nefret etme gibi bir durum yok, nefretim sadece Allah düşmanlarınadır, fakat elbetteki Allahın emirlerine uyanlar ile uymayanlar arasında bir mesafe bir ölçü var mutkaka...


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 07:44.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148