![]() |
|
|||||||
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
|
#1
|
||||
|
||||
|
Selamün aleyküm,
Dua, kulun Rabbiyle edep içinde konuşmasıdır; hem arz-ı hâl, hem teslimiyettir. Bu kapının inceliği şuradadır: Aynı fiil bazen sebat olur, bazende fark ettirmeden inat ve zorlamaya döner. Meseleyi yerli yerine koyan şey, kelimeden önce hâldir. Kur’ân dua kapısını açık tutar ve çağırır: “Bana dua edin ki size icabet edeyim.” (Mü’min 40/60) Yine: “Kullarım sana Beni soracak olursa (de ki): Ben yakınım; dua edenin duasına icabet ederim.” (Bakara 2/186) Bu iki âyet bize şunu öğretir: Dua, bir defalık “talep cümlesi” değil; kulun yönelişidir. Peki “ısrar” dediğimiz şey nerede devreye giriyor? Kur’ân’ın dua üslubunu tarif eden âyet burada anahtar gibidir: “Rabbinize yalvara yalvara ve gizlice dua edin.” (A‘râf 7/55) Buradaki “yalvara yalvara” ifadesi, bir tür edep üzere tekrar ve tazarru hâlidir. Yani Rabbimiz kulundan, kapısına gelmesini, hâlini arz etmesini, yönelişi sürdürmesini ister; fakat bu yöneliş, “Benim istediğim gibi olacak” iddiasına dönüşmez. Çünkü mümin, talebini arz ederken hükmü Allah’a bırakır: “Olur ki bir şeyi seversiniz, o sizin için hayırlı değildir… Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Bakara 2/216) Resûlullah (s.a.v) da bu noktayı sahih bir ölçüyle bağlar: “Sizden biriniz, acele etmedikçe duası kabul edilir. ‘Dua ettim de kabul olmadı’ deyip acele eder (ve duayı bırakır).” (Buhârî, Daavât; Müslim, Zikir ve Dua) Bu hadis, “ısrar”ın ne olduğunu açıklar: Israr; duayı bir pazarlık gibi zorlamak değil, ümidi kesmeden devam etmek, neticeyi kendi eline almaya kalkmadan kapıda kalabilmektir. Kul duayı terk etmez; ama neticenin şeklini ve vaktini de Allah’a havale eder. O hâlde Rabbimizin razı olduğu “ısrar”, özünde sebattır: Dua ettikçe kalbi daha edepli, daha sakin, daha ümitli hâle gelen sebat… Buna karşılık dua, kişiyi daha gergin, daha kontrolcü, daha kırılgan hâle getiriyorsa burada “ısrar”ın rengi değişmiş olabilir; çünkü kalp, duayı Hakk’a yöneliş olmaktan çıkarıp neticeyi zorlamaya çevirmeye başlamıştır. İnce çizgi burasıdır. Bu yüzden dua ederken en selametli hâl şudur: Kul talebini açıkça arz eder; fakat cümlesinin içine teslimiyeti yerleştirir. Yani “isteğim budur” der; fakat “hayırlı olanı Sen bilirsin” mizanını kaybetmez. Böyle olunca dua, insanı tüketmez; bilakis taşır. Rabbim duayı bize sebat ve edep üzere nasip etsin; ısrarı da inada değil, teslimiyete bağışlasın. Sürç-i lisan ettiysek ehli olan kardeşlerimiz tashih buyursun. |
|
#2
|
||||
|
||||
|
Çok güzel çok beğendim Hâmûşî
Ben biraz ısrarcı taraftayım sanırım. Çünkü günahlarım o kadar fazla ki ettiğim duayı onları affetmede kullanır da elimi boş çevirir diye korkuyorum.
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
Taşı havaya atıp kafasını altına tutana ne olur? To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts. |
|
#3
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
Endişeni anladım; ama burada duayı biraz “kul hesabı” ile okuyor gibisin. Duayı ve isteğini, sanki sihirli lambadan çıkan bir cin’e söylermiş gibi düşünme. Senin sığındığın kapı, âlemlerin Rabbi olan Allah’ın kapısıdır. Orada dua, tükenen bir sermaye değildir; orada “bu burada harcandı, öbürüne kalmadı” diye bir darlık olmaz. Kulun eli dar olabilir; fakat Allah’ın rahmeti ve ihsanı sonsuzdur. Şunu da bil: Allah bir kulun duasını “günahlarını affedeyim de isteğini vermeyeyim” diye keyfî bir takasla muamele etmez. O, Hakîm’dir; her şeyi yerli yerine koyar. Bazen kulun istediği gecikir veya verilmez; ama bu, “dua başka yere kullanıldı” diye değil, kul için hayırlı olanın daha iyi bilinmesi sebebiyledir. Biz anı görürüz, O akıbeti görür. Duanı en selametli hâle getiren şey, talebin içine edebi ve teslimiyeti yerleştirmektir. Mesela şöyle deyip gönlünü emniyete alabilirsin: “Ya Rabbi, beni kendime bırakma; isteğimi de nefsimin hevasına değil, Senin rızana bağla. Hakkımda hayır olanı kolaylaştır, şer olanı benden uzaklaştır; gönlüme razı oluş ver. Hem günahımı ört, hem kalbimi ıslah et; beni Sana yaklaştıran nasibi nasip eyle.” Doğrusunu Allah bilir. |
|
#4
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
Ne yapacağımı şaşırıyorum sevgiden sapıtıyorum Kalkıp sarılasım geliyor summe haşa . Yani o derece yakın hissediyorum. Öpücük falanda atıyorum. Bunun hükmü nedir? Edepsizliğe girermi. Sanki her yer dönüyor gözümü kapatınca zikir halkası oluşturan insanların tepeden görüntüsü okur ya aynı o şekilde görüyorum. Sürekli dönüyor. Musallatın aldatmacasıda olabilirmi bu Alıntı:
Sanki bir ışık gibi sanki bir zikir çeken insanlar gibi anlam veremiyorum
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#5
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
Allah'ı çok seviyorsan namazla ulaş ona. Sevgini namazla göster. Günde bir vakit bile olsa aksatma namazını. Allah nasip ederse, huzuruna kabul ederse onun huzuruna varıp secde edersin.
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
Taşı havaya atıp kafasını altına tutana ne olur? To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts. |
|
#6
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
Koltuğun üzerine yığılıp kalıyorum. Ayrıca o büyü meselesindede mümkün olduğunca uzak duracağım sanırım sami hocam benden nefret etmeye başladı. Onu kaybedemem
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#7
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] hocan için bir şey diyemeyeceğim. Baba adamdır, yaşça büyüğümüzdür, ona o şekilde davranmak lazım. Aksi durumda ne kadar sabırlı olsa da sabrı bir gün bitebilir.
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
Taşı havaya atıp kafasını altına tutana ne olur? To view links or images in signatures your post count must be 10 or greater. You currently have 0 posts. |
|
#8
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
'Muhammedün Seyyidü’l-Kevneyni; / Ve’l-Ferikayni min Arabi’n ve min Acemi' (Muhammed (s.a.v) |
|
#9
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
Allah Teâlâ’ya yakınlık, bizim inancımızda mekânî/bedenî bir yakınlık değildir; O ne bir cisimdir ne de mahlûkata benzer. Kur’ân’ın ölçüsü açık: “O’nun benzeri hiçbir şey yoktur.” (Şûrâ 42/11) ve “Gözler O’nu idrak edemez.” (En’âm 6/103).Ki sen bunları zaten halihazırda biliyorsun kardeşim. Bu sebeple “sarılmak, öpmek, öpücük atmak” gibi bedenî yakınlık ifadeleri, niyetin sevgi olsa bile, kolayca edep sınırını zedeleyebilir. Dua ederken Allah’a içini dökmek, yakınlık hissetmek güzeldir; ama bunu insanî temas diliyle dışa taşırmak doğru değildir. Senin yapman gereken şey, bu sevgi taşmasını edep diliyle yeniden hizaya almak: “Ya Rabbi seni seviyorum” de; fakat bunu “sarılma/öpme” gibi temsillerle değil, tazim ve teslimiyetle söyle. Sevgi edepsizliğe dönüşmesin diye büyükler hep “mizan” der. Gözünü kapatınca dönme, görüntüler görme meselesine gelince… ehli büyüklerimiz en doğru cevapları verirler sorularına... Pratikte şu adab seni toparlar: Böyle bir taşma geldiği an dur, içinden “Estağfirullah” de, “Allah’ım beni edep üzere sabit kıl” diye dua et, sonra zikre daha sakin dön. Sevgi taşınca insanın ilk vazifesi, o sevgiyi ibadete ve güzel ahlâka çevirmektir; bedene ve hayale değil. Haddimiz değil hüküm dağıtmak; ama çerçeve budur: Yakınlığı kalpte taşı, dili edeple tut, hayali büyütme. Doğrusunu Allah bilir; ehli olanlar tashih buyursun.
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#10
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
Benim çakralarım açıktır. Acaba enerji ve frekanstanmı oluyor böyle. Musallatta olabilir tabi. Çok teşekkür ederim efendim. Hayırlı akşamlarınız olsun
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
![]() |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Muhyiddin ibn-i Arabiden Tavsiyleler (Mutlaka Okuyun) | HeartLess | Tasavvuf & Tarikatler | 22 | 21.11.25 04:06 |
| Hu isminin gücü (Dua ile Yaratılış Mekanizmasını çalıştırmak) | Nea | Tekamül & Kozmik EnerJi | 4 | 08.11.24 02:13 |
| Dua ve Sağlık | HavasHoca | Dualar & Dua Kardeşliği | 4 | 15.09.24 16:56 |
| Allahın kırk güzel ismi | Kadim | Zikir | 3 | 14.07.19 22:49 |
| Bakara Suresi Açıklamalı Tefsiri | Havasokulu | Kuran-ı Kerim Tefsiri | 81 | 03.07.18 13:30 |