Dua da Sebat ile Israr Arasındaki İnce Çizgi
Selamün aleyküm,
Dua, kulun Rabbiyle edep içinde konuşmasıdır; hem arz-ı hâl, hem teslimiyettir. Bu kapının inceliği şuradadır: Aynı fiil bazen sebat olur, bazende fark ettirmeden inat ve zorlamaya döner. Meseleyi yerli yerine koyan şey, kelimeden önce hâldir.
Kur’ân dua kapısını açık tutar ve çağırır: “Bana dua edin ki size icabet edeyim.” (Mü’min 40/60) Yine: “Kullarım sana Beni soracak olursa (de ki): Ben yakınım; dua edenin duasına icabet ederim.” (Bakara 2/186) Bu iki âyet bize şunu öğretir: Dua, bir defalık “talep cümlesi” değil; kulun yönelişidir.
Peki “ısrar” dediğimiz şey nerede devreye giriyor? Kur’ân’ın dua üslubunu tarif eden âyet burada anahtar gibidir: “Rabbinize yalvara yalvara ve gizlice dua edin.” (A‘râf 7/55) Buradaki “yalvara yalvara” ifadesi, bir tür edep üzere tekrar ve tazarru hâlidir. Yani Rabbimiz kulundan, kapısına gelmesini, hâlini arz etmesini, yönelişi sürdürmesini ister; fakat bu yöneliş, “Benim istediğim gibi olacak” iddiasına dönüşmez. Çünkü mümin, talebini arz ederken hükmü Allah’a bırakır: “Olur ki bir şeyi seversiniz, o sizin için hayırlı değildir… Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Bakara 2/216)
Resûlullah (s.a.v) da bu noktayı sahih bir ölçüyle bağlar: “Sizden biriniz, acele etmedikçe duası kabul edilir. ‘Dua ettim de kabul olmadı’ deyip acele eder (ve duayı bırakır).” (Buhârî, Daavât; Müslim, Zikir ve Dua) Bu hadis, “ısrar”ın ne olduğunu açıklar: Israr; duayı bir pazarlık gibi zorlamak değil, ümidi kesmeden devam etmek, neticeyi kendi eline almaya kalkmadan kapıda kalabilmektir. Kul duayı terk etmez; ama neticenin şeklini ve vaktini de Allah’a havale eder.
O hâlde Rabbimizin razı olduğu “ısrar”, özünde sebattır: Dua ettikçe kalbi daha edepli, daha sakin, daha ümitli hâle gelen sebat… Buna karşılık dua, kişiyi daha gergin, daha kontrolcü, daha kırılgan hâle getiriyorsa burada “ısrar”ın rengi değişmiş olabilir; çünkü kalp, duayı Hakk’a yöneliş olmaktan çıkarıp neticeyi zorlamaya çevirmeye başlamıştır. İnce çizgi burasıdır.
Bu yüzden dua ederken en selametli hâl şudur: Kul talebini açıkça arz eder; fakat cümlesinin içine teslimiyeti yerleştirir. Yani “isteğim budur” der; fakat “hayırlı olanı Sen bilirsin” mizanını kaybetmez. Böyle olunca dua, insanı tüketmez; bilakis taşır.
Rabbim duayı bize sebat ve edep üzere nasip etsin; ısrarı da inada değil, teslimiyete bağışlasın.
Sürç-i lisan ettiysek ehli olan kardeşlerimiz tashih buyursun.
|