![]() |
|
|||||||
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
#1
|
||||
|
||||
|
İMAMI AZAMIN DÜRRÜ MEKNUN (SAKLI İNCİ) KASİDESİ VE FAZİLETİ : Haydarı Kerrar İslami bilgiler
İmamı Âzam Ebû Hanîfe Nû’man ibni Sâbit radiyallâhü anhümaya aittir. Ravza-ı mutahharayı ziyareti esnasında doğuş olarak inşad eyledikleri bir kasidedir. Bu kaside ile Efendiler Efendisi Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve selleme muhabbet ve yakınlık murad etmişler ve kimsenin duymayacağı bir şekilde Huzuru Rasûlüllah’da tekellüm eylemişlerdir. İmamı Âzam ziyaretten sonra Medine-i Münevvere müezzininin kendi kasidesini irâd ederken görünce şaşırıp baka kalmış ve sormuştur: Bu kaside kime aittir? Müezzin: Ebû Hanîfe Nû’man ibni Sâbitin’dir. Onu tanıyor musun? Hayır. Öyle ise bu kaside-i kimden öğrendin? Müezzin dedi ki; Rüyamda, Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem bana okudu ve bende ezberledim. Ayrıca, kaside-i minarelerden okumamı istedi. Bu sözler üzerine İmamı Âzam Ebû Hanîfe radiyallâhü anhın gözlerinden yaşlar boşandı. İmamı Nesefî “Tuhfe” isimli eserinde Şemsü’I Eimme-i Hulvanî (radiyallâhü anh) den şu nakli buraya aktaralım. Rüyamda İbni Abbas radiyallâhü anhüma buyurdu ki: “Müctehidlerin sultanı, Allah Teâlâ’nın dostu Ebû Hanife Nu’man İbni Sabit, Resûlü Ekrem ve Nebiyyi Muhterem (sallallâhü aleyhi ve sellem) Efendimiz Hazretlerini, mübarek Ravzaı mutahharada bir kaside ile medh eylemiştir ki bu kasideye: “Dürrü meknûn (saklı inci)” ismi verilmiştir. Bu kasidenin birçok fazilet ve sırları vardır. 1-Her gün Ravza’nın hizmetçileri olan melekler ve Kerûbiyân bu kasidei şerifeyi sabah, akşam okurlar. 2-Bu kaside-i okumaya devam edenlere afetler, kaza ve belalar uğramaz. 3-Düşmanlarını sevindirecek bir kötülükle karşılaşmazlar. 4- Ani gelen ölümden emin olurlar. 5-Bulunduğu eve ve mekâna veba gibi bulaşıcı hastalıklar girmez. 6-Okuyana ve bulunan yere büyü işlemez. 7-Devam edenlerin gönlü sevinç ve ferah dolar. 8-Günahları bağışlanır. 9-Her ne dilek için yedi gün ara vermeden devam edilirse istenen şey gerçekleşir. İşte İbni Abbas (radiyallâhü anhuma) bana bunları anlatmıştı ki, ben uyandım. O zamana kadar bu kasideden haberdar olmadığım için Mekkei mükerreme ve Medinei Münevvere’de aradım. Nihayet, Bağdat’ta kâmil bir mürşidin yanında buldum. O şeyhi kâmil de duyulmamış diğer bazı özelliklerini bana nakletti. Ömrüm oldukça ben de onu okumaya devam edeceğimi adadım. Diğer bazı özellikleri şunlardır. 10-Sadakatle okuyana son nefeste iman nasip olur. 11 -İhlâsla okumaya devam eden hiç fakirlik görmez. 12-Şevk ile kıraatine devam edene kem göz ve nazar isabet etmez. 13-Halisane okuyana hile ve tuzak işlemez. 14-Bir memlekete genel bir felaket isabet etse, bu kaside halisane okununca Allah Teâlâ onu def eder. 15-Okuyan kişinin bütün amelleri makbul olur. 16-Kasidenin akabinde yapılan her dua kabul olur. Ayrıca Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve selemi görmek niyeti ile okunursa rüyada görülür. Eğer manevi durumu müsait değilse bir Allah Teâlâ dostu ona tebşiratta bulunacaktır. Okuma adabı abdestli kıbleye dönük bir şekilde 1 fatiha 3 ihlas 11 salavat okunup evvelen Efendimizin s.a.v ruhuna sahabelerin ve İmamı Azamın ruhuna hediye edilecek. Ve kasideye başlanacak Dürrü Meknun Kasidesi Ya Seyidessadati ci’tüke gasiden Ercu Rıdake ve ehtemi bi himake Ey efendiler Efendisi! Himayene sığınarak, rızana kavuşmak maksadıyla huzuruna geldim. Vallahi ya hayral halaigi inne li Galben meşugan la yerumu sıvake Yaratılmışların en hayırlısı yemin olsun ki, Zât’ına âşık olan ve başkasını istemeyen bir kalbim vardır. Ve bihaggi caheke inne ni bike muğremu Vallahu ye’lemu inne ni ehvake Allah Teâlâ biliyor, makamının hakkı için sana tutkunum ve nefsim bile seni arzuluyor Entellezi levlake ma huliga emruun Küllev vela huligal vera levlake Efendim! Şayet olmasaydın kâinat bütünüyle varlığa çıkamadığı gibi hiçbir şeyde yaratılmayacaktı. Entellezi binnurikel bedruktesa Veşşemsi müşrigatun bi nuri bihake Efendim! zâtınla ay nurlara bürünürken, güneş doğacak nurlara sahip oldu Entellezi lemma rufi’te ilessema Bike gad semmet ve tezeyyenet lisuraka Efendim! Miraç ettinde, ziyaretinle semalar yüceldi ve süslenip değerlendi. Entellezi nadake rabbuke merhaba Ve legad de’ake ligurbihi ve hayyaka Efendim! Allah Teâlâ, zâtını yakınlığına ve sohbeti selamına çağırarak “Merhaba, Ey Sevgilim” dedi. Entellezi fina seelte şefaaten Nadake rabbuke lem yekunissıvake Efendim! Rabbinle aranıza kimsenin girmeyeceği sohbete kavuşmuş iken bizim (ümmet) için şefaat dilendin. Entellezi lemma tevessele ademu Min zelletin bike faze veheva ba ka Efendim! Âdem aleyhisselâm beşerî yönden baban iken hatasının affına zâtını vesile kıldı Ve bikel halilu dea fe’adet naruhu Berden ve gad hamedet bi nuri senake Hz. İbrahim Halîlullâh aleyhisselâm ateşe düşerken zatınla duâ etiğinden, ateş külleşip serinliğe döndü. Ve de’ake eyyubun lidurrin messehu Fe uzile anhuddurru hine de’ake Eyüb aleyhisselâm başına bela geldiğinde, zâtına dua edince, çektiği sıkıntı giderildi Ve bikel mesihu eta beşiran muhbira Bisıfati husnike madihan li ulake Efendim! Hz. İsâ aleyhisselâm zâtının güzel sıfatlarını methederek yüceliğini müjdeleyici olarak geldi. Ve kezake musa lem yezel mütevessila Bike fil gıyameti muhammem bihimake Yine; Mûsâ aleyhisselâm zâtına kopmayacak bağlılığını ve himayeni kıyamette kadar bırakmayacaktır. Vel enbiyau ve kullu ma huligal vera Verrusulü vel emlaku tehte livake Efendim! Yaratılanların hepsi, nebiler, rasüller ve melekler sancağın (hükmün) altındadırlar Leke mucizatun e’cezet küllel vera Ve fedailu cellet feleyse tehake Yaratılmışları aciz bırakan mucizelerin ve faziletlerin anlatılacak gibi değildir Netegat te’amu be semihi leke mu’lina Veddabbu gad lebbake hine ligake Efendim! Yemek zehirliyim derken, kertenkele “lebbeyk” sedasıyla huzura geldi. Vezzi’bu caeke vel ğazaletu gad etet Bike testeciru ve tehtemi bihimake Huzuruna kurt ilticada bulunmak ceylan himayene sığınmak için koşuşarak geldiler. Ve keza elvuhuşu etet ileyke ve sellemet Ve şekel be’iru ileyke hine raka Yine huzuruna vahşi hayvanlar gelip selam verdiler. Zât’ını görünce deve’de (sahibini) şikayet edebildi Ve de’avte eşcaran etet ke mutiaten Ve seat ileyke mucibeten linidake Ağaçlar, davet ettiğinde isteyerek ve koşarak çağrına icabet ettiler Vel mau fada birahatike ve sebbehat Cemmül hasa bilfadli fi mühake Sular elinden çoşup taşarken, tuttuğun çakıl taşları faziletinden tesbihe başladılar Ve aleyke zaleltil ğamametü fil vera Vel ciz’u hine ila kerimu ligake Bu âlemde bulut yalnız Zâtını gölgelerken, (dayandığın) hurma kütüğü kavuşmak arzusuyla inlemişti. Vekezake la eseru limeşyike fissera Vessahru gad ğaset bihi gademake Efendim! Yumuşak toprak (kum) izini göstermezken, katı taşta ayakların batarak iz tutardı. Ve şefeyte zel ‘ahe’ti min emrazihim Ve mele’te küllel erdi min cedvake Dertlilerin hastalıkları şifa bulur, yeryüzü cömertliğine gark olurdu. Ve radedte ayne gatadete be’del ama Vebnel huseyni şefeytehu bişifake Ebû Katâde’nin körleşen gözünü iade edip İbni Husayn’ı şifanla (hususi tükrüğün) iyileştirdin Vekeza hubeybu vebne afra badema Cürriha şefeytehuma bilemis yedake Efendim! Hubeyb ve İbnü Afra ölüm yaraları ellerinin bir dokunuşuyla şifa buldu Ve Aliyyun min ramedin bihi daveytehu Fi hayberin ve şufi bitabibi lemake Hayber’de Ali’nin göz ağrısına temiz tükrüğün şifa vermişti. Ve seelte rabbeke fi ibni cabirin be’adema En mate ehyahu ve gad erdake Efendim! İstediğinde Rabbin razı olman için ölmüş İbni Cabirin oğullarını diriltti Ve meseste şaten liümmi mabedin be’adema Neşefet fedarret min şifa rukyake Ümmü Mabedin süt veremez koyunu şifâlı okumanla sütleri akar oldu Ve de’avte rabbeke ame gahtin mu’lina Feen helle gadrussuhbi hine duake Kıtlık yılında Rabbine sesli duâ ederek (elini açtığın) zaman göğ ağıp yağmur taneleri sağnak şekilde bıraktı Ve de’avtü küllel halgu fengadu ve ila De’vake tav’an sami’ine nidake Efendim! Mahlûkatı çağırdığın zaman “işittik ve severek itaat ettik” diyerek boyun eğdiler. Ve hafezate dinel küfri ya alemel hüda Vera fe’te dineke festegame hünake Ey alemi Hüda! küfrü yerle bir edip, dosdoğru dinin İslâm’ı yücelere çıkardın.”. E’dake adüvve fi galibi cemiuhum Sar’a ve gad hurimurrada bicefake Rızândan mahrum düşmanlarının hepsi ettikleri eziyetleri ile Kalib Kuyusu’na sara tutmuş ölüler gibi tıkıldılar. Fi yevmi bedrin gad etet ke melaikün Min indi rabbike gatelet e’dake Bedir günü, Rabbin katından gelen melekler düşmanlarını öldürdüler Vel fethu caeke yevme fethike mekketen Vennasru fil ehzabi gad vefake İsteyince Mekke’yi fethettiğin gün, fetih (mânâ ve madde âleminin) kapılarını açan Rabbin, Ahzab (Hendek) savaşında ummadığın yerden yardım etti Hudun ve yunusu min behake tecemmela Ve cemalu yusufe min ziyai senake Hûd ve Yunus (aleyhismeselâm) zâtının kıymetiyle iyiliğe ererken, Yusuf’ta güzelliğini nurunun parıltısından aldı. Gad fugte ya Taha cemial enbiya Turran fesubhanellezi esrake Ey Tâhâ! ‘Sübhanellezi Esrâ’ sırrına ererek, bütün enbiyadan üstün oldun. Vellahi ya yasin mislüke lem yekun Fil alemine ve haggi men nebbake Ey YâSîn yemin olsun ki! Zâtını nebi seçen Allah hakkı için, âlemlerde bir benzerin yoktur. An vasfikeş şuara u ya müddesir Acezu vekellu min sıfatu ulake Ey Müddesir! Şairler sıfatlarını ve yüceliğini vasfetmekten aciz ve yorgundurlar. İncilu isa gad etabike muhbiran Ve bikel kitabu eta bi mehdi hilake İsa’nın İncil’i geleceğini haber vermek, kitabımız Kur’an güzelliğini (hilyeni) öğmek için geldi Maza yegulul madihune vema asa En yecme’a el küttabü min me’anake Ey Efendim! Şanına layık manalar hakkında medhediciler ne diyebilir, yazarlar toplanıp ne yazabilirler. Vellahi lev ennel bihara midaduhum Veşşu’be eglamun cu’ilne lizake Allah Teâlâ’ya yemin olsun ki, methetmede denizler, mürekkepleri, ağaçlar da kalemleri olsa, Lem yegdirissekalani tecmeu nedraten Ebeden vemestau lehu idrake insanlar ve cinler toplansa, zât’ını kavramaya idrakleri erişemeyeceği gibi nadir (vasıflarını) toplamayada ebedî güçleri yetmeyecektir. Li fike galbün muğramün ya seyidi Ve haşe’şetun mehşuvvetun bihevake Ey Efendim! Sana âşık kalbim, sana tutkun ve arzunla kuşatılmış bir nefsim var. Ve iza sekettu fefike sümti kulluh Ve iza entagtu feemdahu ulyake Suskunluğum hep Seninle dolu, konuştuğum zamanda hep yüceliğini övmekteyim ve iza semi’tu feanke gavlen tayyiben ve iza nazartu fema ara illake Her zaman Zâtından tatlı güzel sözler işttim. Bakışlarımda ancak Seni görmek istemektedir. Ya maliki kün şafi’i min fegati İnni fegirun fil vera liğinake Ey sahibim! İhtiyaç âleminde zenginliğine muhtaç olan bu fakirine, darlık zamanımda şefaatçim olmanı (niyaz ediyorum). Ya ekrames sekaleyni ya kenzel vera Cud li bicuddike ver dati birıdake Ey insanlar ve cinlerin en keremlisi, ey yaratılmışların bütün üstünlüklerini kendinde toplayan Efendim! Bana cömertliğinden kerem ettiğin gibi kendi rızanlada benden razı ol. Ene tamiun bi cudi minke velem yekun Li ebi hanifete fil enami sivvake (Burada kendi adınız okuyun) Ben Senin cömertliğine tamah ediciyim, zira Ebu Hanife’nin, kâinat içinde Senden başka kimsesi yoktur. Fe’asake teşfe’u fihi inde hisabihi Felegad ğada mütemessiken bi’uraka Her sabah ve her akşam, Senin getirdiğin kopmaz ipe sarılarak hesap günü gününde şefaat edeceğini ummaktayım. Fele ente ekramu şafiin ve müşeffein Vemenilteca bihimake nale ve faka Şefaat edenlerin, şefaati kabul edilenlerin en keremlisi, iltica edene rızanı ve himayeni esirgemezsin! Fecal giraye şefaaten li fi ğadin Feasa ekun filhaşri tehte livake Kıyamet gününde azığım olacak şefaatını ve mahşerde ‘Hamd Sancağı’ nın altına beni de almanı ummaktayım. Salli aleykellahu ya alemel hüda Ma hanne müştagun ila mesvaka Allah Teâlâ’nın salât kıldığı Ey âlemi Hüdâ! âşıklarının merkadine yüz sürmeye iştiyakı (özlemi) bitmez. Ve ala sehabetikel kirami cemiihim Vettabiine ve kulli men valaka Ve, Allah Teâlâ’nın salâtı seçkin arkadaşlarına, onlara tabii olana ve dostluğuna yönelmişlerin hepsine olsun Açıklamalar 1 İrticalen ve aniden söylenen şiirler, kasidelere doğuş denir 2 Büyüklerin huzurunda durabilmenin birinci şartı küçüğün izinli olmasıdır. Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem Allah Teâlâ’ya dua ederken “Mahlûkatın sahibi ve mevcudata benzemekten münezzeh olan meleklerin ve ruhun rabbi olan Allah Teâlâ’yı tenzih ve tesbih ederim. Ey Allah Teâlâ’m Senin rızanı şefaatçi kılarak öfkenden sana sığınıyorum. Affını şefaatçi yaparak cezandan sana sığınıyorum. Senden de sana sığınıyorum. Sana layık olduğun senâyı yapamam. Sen kendini sena ettiğin gibisin” Hz. Ali kerremallâhü veçhe diyor ki: “Savaşlarda Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem kadar düşmana yaklaşan bir kimse bulunmazdı. Birçok defalar savaş kızışıp başımız sıkıntıya gelince Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve selleme sığınırdık.” Hz. Enes radiyallâhü anh de: “Başımız dara düşünce Allah’ın Rasûlü ile korunurduk.” diyor. Yine Hz. Enes b. Mâlik (r.a) nakleder: Rasûlullâh sallallâhü aleyhi ve sellem insanların en güzeli idi, insanların en cömerdi idi, insanların en cesuru idi. Bir gece Medine halkı duydukları bir sesten fena hâlde korkmuşlar ve sesin geldiği yöne gitmişlerdi. Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve selem ise ashabını korkutan bu sesi işitince eline kılıcını alarak Ebu Talha’nın eğersiz atına binmiş ve Medine’yi dolaşıp hâdiseyi incelemiş, bu esnada Medineliler geride kalmıştı. Nihayet Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem Ebu Talha’nın atı üzerinde ve kılıcı boynunda olarak geri döndü. Yolda Medine halkıyla karşılaştı. Onlara şöyle dedi: “Endişe edecek bir şey yok, neden korkuyorsunuz?” (Müslim, Fedâil, 48; İbn Sa’d, I, 373.) Uhud Savaşı’nda, İslâm ordusu birinci safhada Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellemin harp taktiklerine uyarak üstünlük sağlamıştı fakat daha sonra kesin sonucu almadan ganimet toplamaya girişince ve yerlerini terk etmemeleri gereken okçular da ganimet toplama işine koşunca düşman süvari birliği arkadan kuşatmış, böylece Müslümanlar iki ateş altında kalmışlardı. Bu safhada Müslümanlar 70 şehid verdikleri hâlde; Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve selem emir komutayı elinde bulundurdu ve büyük bir soğukkanlılıkla İslâm ordusunu çevresine topladı. Başarılı bir savunma ile düşmanı durdurdu. Peşinden de inkârcıları Mekke istikametinde günlerce takip etti. Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem öyle bir kahramanlık ve cesaret ortaya koydu ki, müşrik ordusu geri dönerek yeniden savaşmayı göze alamadı. Hevazin muharebesinde, İslâm ordusu Huneyn geçidine geldiğinde düşman okçularının hücumuna uğramıştı. İslâm askerlerinin bu anî saldırıdan korunmak üzere siper aradıkları bir sırada, Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem sarsılmaz bir kaya gibi metanet göstermiş, savaş alanından bir adım bile gerilememiştir. Katırını düşmana doğru sürerek İslâm askerlerine “Nereye kaçıyorsunuz, ben Allah’ın Rasûlu’yum, Abdülmuttalib oğlu Abdullah oğlu Muhammed’im” diyerek ordusunu toparlamış ve zafere ulaşmayı başarmıştır. Nitekim bir görgü tanığı şöyle diyor: “Şehadet ederim ki Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem bir adım bile gerilemedi. Savaş vahşî bir yangın gibi yayıldığı zaman, hepimiz Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellemin çevresine sığındık. O’nun yanında durmak en büyük cesaret sayılıyordu.” 3 Maneviyatatta ruhun aşkını ifade etmek akla uygun gelir. Ancak nefsin aşkını ibraz edecek fazla kimse yoktur. Bu minvalde zuhur eden hallerin tehlikeleri vardır. Her kişi bu makamda karar kılamaz. Bu halin en güzel ve eşsiz örneği Hz. Mevlana ve Şemsi Tebrizî kaddese’llâhü sırrahuma’l azizde zuhur etmiştir. 4 “Sen ki” kelime olarak tercüme edilmesi gerekirken, Türkçede bu türlü ifade tam bir saygı ifadesi barındırmadığından “Efendim” olarak aktarılmıştır. 5 Allah Teâlâ Hadîsi kutside buyurdu ki; “ (Ya Muhammed!) Sen olmasaydın bu kâinatı yaratmazdım” Hadis kitaplarında aslı bulunmayan bu veciz ifade hadis münekkitlerince de red edilmiştir. Aliyu’l Kâri. Aclûnî ve Şevkânî, Sağanî’nin mevzu dediğini naklettikten sonra manasının sahih olduğunu kabul ederler. Bkz.Aliyu’l Kâri. 288; Aclûnî, II/164: Şevkâni. Fevaidu’l Mecmua, 326 Hadîsi şerifte buyuruldu ki; “Âdem aleyhisselâm yanıldığı zaman, “Ya Rabb´î! Muhammed aleyhisselam hakkı için beni affet dedi. Allah Teâlâ’da, —Muhammed´i daha yaratmadım. Onu nasıl tanıdın? Dedi. —Ya Rabbi! Beni yaratıp ruhundan bana ihsan edince, başımı kaldırdım. Arşın eteklerinde, La ilahe illallah Muhammedür Resûlüllâh yazılmış olduğunu gördüm. Sen isminin yanına, en çok sevdiğinin ismini yazarsın. Bunu düşünerek O´nu çok sevdiğini anladım” dedi. Allah Teâlâ’da buna karşılık “Ey Âdem, doğru söyledin. Yarattıklarımın içinde, en çok sevdiğim O´dur. O´nun için, seni affettim. Muhammed olmasaydı, seni yaratmazdım, dedi” 9 “Zâtınla” demek, bütün enbiya Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellemin nurunu ve nebevi mührünü taşımalarıdır. Efendimiz ile nebevi mühür son bulurken, velayeti de kıyamete kadar devam etmektedir. 10 Burada “Zâtınla Allah Teâlâ’ya dua etti” demektir. Allah Teâlâ’nın Eyüb aleyhisselâma Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellemin cemaliyle zuhur etmesidir. 11 Burada Mûsâ aleyhisselâmın Tûr dağında Allah Teâlâ ile konuşmaya çıktığında tecelliyata dayanmak için okuduğu tevessül dualardan haber verilmektedir. Yahudiler bu duaların bir kısmını evradlarında okumaktadırlar. Yahudiler duaların manalarında Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem övüldüğünü bilselerde inkâr etmektedirler. “…De ki: “Öyleyse Mûsâ’nın, insanlara nur ve yol gösterici olarak getirdiği ki siz onu parça parça kâğıtlar haline getirip gösteriyorsunuz, çoğunu da gizliyorsunuz ve ne sizin, ne de babalarınızın bilmediği şeylerin size öğretildiği Kitabı kim indirdi?” “Alah” de, sonra bırak onları, daldıkları bataklıkta oynayadursunlar.” (En’am, 91) Bu nedenle Hz. Mûsa aleyhisselâmın tahtında Yahudilerinde tevessül dualarını hiçbir zaman terk etmeyeceklerini İmamı Âzam Ebû Hanîfe radiyallâhü anh haber vermektedir. 12 Bütün dinlerinde Allah Teâlâ rasüllere emretti ki; “Muhammed Mustafa (sallallâhü aleyhi ve sellem) sizin zamanınızda rasül olarak gelirse, ona iman etmelerini ümmetlerinize de emrediniz” Gelmiş olan bütün dinlerde O´nun müjdesi temel alınmıştır. “Seçilmiş” adı ile şereflenmiştir. O´nun geleceği ümidi ile tevhidin sağlamca yerleşeceği, nebiler ve ümmetleri de O´nun şefaati bekleyerek inanç yolunda emniyet bulmuşlardır. Eğer bu ümit olmasa idi; hiçbir rasül vazifesini yapmakta güç bulamayacaktı. Çünkü kıyamet gününde şefaat konusunda bütün insanlık O´nun yardımına başvurmuştur.(Muhammedî Dua) 13 Hacıların Allah Teâlâ’yı “lebbeyk Emrine hazırım” sedası ile telbiye ederler. Bu konuda söylenecek bütün sözler mahlûkat tarafından Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem içinde söylenildiği haber veriliyor. 14 Temim ed‐Dârî radiyallâhü anh anlatıyor: “Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem ile birlikte oturuyorduk. O sırada bir deve koşarak geldi. Efendimize yaklaştı. Başı ucunda durdu. Bunu gören Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem: “Ey deve sakin ol. Doğru söyle, doğru söylersen senin yararınadır, yalan söylersen zararına olur. Hem de Allah bize sığınanı güvende kıldı, artık sen güven altındasın. Bize sığınan mahrum kalmaz’ buyurdu. “Biz, ‘Yâ Resulallah, bu deve ne diyor?’ dedik.“Sahipleri onu kesip etini yemek istemişler. O da kaçmış, nebinize sığındı’ buyurdu. “Biz bunları konuşurken devenin sahipleri koşarak geldiler. Deve onları görünce tekrar Efendimizin yanına sokuldu. Korunmasını istedi. Bunun üzerine adamlar: “Yâ Resulallah, bu bizim devemizdir. Üç gün önce kaçtı. Onu arıyorduk. Sonunda yanınızda bulduk’ dediler. “Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem: ‘Ama o sizden çok fena şikâyet ediyor’ deyince: “Ne diyor, yâ Resulallah?’ diye sordular. “O yanınızda güven içinde büyümüş, gelişmiş. Üzerinde yıllar boyu yaz aylarında otlu ağaçlı ülkelere, kış aylarında sıcak memleketlere yük taşımışsınız. Büyüdükten sonra ondan yavru almak istemişsiniz. Allah ondan size bir sürü deve nasip etmiş. Bolluk senesi gelince onu kesip etini yemek istediniz değil mi?‘ “Doğru yâ Resulallah. Vallahi böyle oldu’ dediler. “Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem: “Sahiplerine bu şekilde güzelce hizmet verenin mükâfatı bu mudur?’ deyince; “Yâ Resulallah, onu gerçekten kesmeyeceğiz’ dediler. “Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem, ‘Yalan söylediniz. O size sığındı, yardım istedi, kabul etmediniz. Ben ise sizden daha merhametliyim. Allah münafıkların kalbinden merhameti çıkarmış, mü’minlerin kalbine koymuştur’ buyurdu ve deveyi onlardan yüz dirheme satın aldı, sonra da deveye döndü: “Ey deve, haydi git, Allah rızası için serbestsin, sana kimse dokunamaz’ buyurdu. “Deve, Peygamberimizin başının üzerine eğildi ve dua eder gibi yaptı. Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem de; “Âmîn’ dedi. “Deve tekrar dua etti. Efendimiz yine: “Âmîn’ dedi. “Sonra tekrar dua etti. Efendimiz yine: “Âmîn’ dedi. “Dördüncü kez dua edince Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem ağladı.
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
öLürüm yoLuna öLürümde yine boyun eğmem, yakarım dünyayı uğruna ama sana eğiLmem.. öyLe sInIrsIz öyLe Derin öyLe Çok Severim ki KORKARSIN!! Kuruyup çöLe dönsemde Pare Pare oLsamda YENiLMEM!!.. |
| Etiketler |
| dosyasi, durru, kasidesi, meknun, okunusu, pdf, sakli inci, sirrul meknun |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Her Turlu Korunma Ya Hafiz Esması Vekfi ile | Bir Fani | Vefk & Tılsım | 2 | 06.01.26 21:55 |
| Namaz Duaları - Namaz Dualarının Türkçe ve Arapça yazılışı, okunuşu | asterix | Dualar & Dua Kardeşliği | 1 | 14.02.23 04:13 |
| Imamı azamın dürrü meknun (saklı inci) kasidesi ve fazileti | Tuana | Diğer Havas Konuları | 11 | 31.10.19 20:45 |