Unutulmuş Ayna
Köyün terk edilmiş malikanesinde “Unutulmuş Ayna” adında bir efsane dolaşıyordu. Aynaya bakan herkesin geçmişte yaptığı bir yanlışı fısıldadığı ve kişiyi deliliğe sürüklediği söyleniyordu. Genç Leyla, bu efsaneye meydan okuyarak malikaneye girdi ve aynayı buldu.
Aynaya baktığında, yansıması ona uzun zaman önce unuttuğu bir yalanı fısıldadı. Fısıltılar giderek arttı ve Leyla tüm pişmanlıklarını yüzüne vuruldu. Korkuyla geri çekildiği anda, malikanenin yaşlı bahçıvanı içeri girdi ve Leyla’ya yırtık bir sayfa uzattı; sayfanın aynada hapsolmuş bir ruha ait olduğunu söyledi. Aynanın pişmanlıklarla beslendiğini ve içindeki ruhun, başka birinin yansımasını kendi sırrıyla değiştirmesiyle serbest kalacağını açıkladı.
Leyla, şiiri okumaya başladı. Başta ruhu özgürleştireceğini sandı, ama şiirin son dizesini okuduğunda fark etti: o kelimeler lanetliydi. Aynadaki yüzü silinirken ruh sessizce Leyla’nın bedenine süzüldü ve Leyla artık sadece bir yansıma olarak hapsoldu. Malikane sessizleşti; Bahçıvan derin bir nefes aldı ve kendi kendine mırıldandı:
"Her lanet, meraklı bir yürek bekler… ve her merak, bazen bedel ister."
The End
|