Havas ilminde Ketm-i Sır - ilmi Perdeleme
Havas ilminde ketm-i sır esastır; buna itiraz edilmez. Zira her bilgi ortaya saçılmaz, her usûl ehil olmayana verilmez. Fakat tam da burada ciddi bir ayrım gerekir. Her susuş emanet midir, yoksa bazı susuşlar bilgisizliği, delilsizliği ve dağınıklığı örtmek için mi kullanılmaktadır? Çünkü bu sahada bazen dayanak soruluyor, cevap yerine “ketmedilir” deniliyor; usûl soruluyor, “ehline verilir” deniliyor; isnad soruluyor, söz hemen sır perdesine çekiliyor. Böyle olunca insan şu suali sormadan geçemiyor: Burada gerçekten korunan şey emanet mi, yoksa tahkikten kaçırılan bir kapalılık mı?
Kanaatimce ketm-i sır ile ilmi perdeleme aynı şey değildir. Aradaki fark, gizliliğin neyi koruduğunda ortaya çıkar. Eğer bir meselede asıl metin, asıl kaide ve genel çerçeve inkâr edilmiyor; fakat tatbik keyfiyeti, kayıtları, korunma şartları ve ehliyetsiz elde doğuracağı zarar sebebiyle tafsil kapalı tutuluyorsa, burada emanet ihtimali kuvvetlidir. Yine bir kimse her isteyene kapı açmıyor, önce kişinin hâline, niyetine, istikametine, tahammülüne ve usûl anlayışına bakıyorsa; maksadın bilgi saklamak değil, ehliyetsizi korumak olduğu anlaşılır. Çünkü emanet olan ketm, mutlak karartma yapmaz; sınır koyar. Bütünü inkâr etmez; ehliyetsize teslim etmez. Sözün aslını bozmaz; yalnız taşıyamayacak olana tatbik anahtarını vermez.
Buna karşılık, ne sorulsa sır deniliyor, ne sorulsa “ehline verilir” sözüyle geçiştiriliyor; fakat ortada ne usûl berraklığı, ne isnad ciddiyeti, ne de ilmî mesuliyet görünüyorsa, burada artık ketm değil, perdeleme şüphesi doğar. Zira ehliyetsizi korumak başka şeydir, ehil olana dahi hiçbir ölçü bırakmamak başka şeydir. Emanet olan ketm, en azından şunu hissettirir: “Bu mesele bütünüyle başıboş değil; fakat her önüne gelene açılacak bir saha da değil.” Perdeleme ise çoğu zaman bunun tersini yapar; belirsizliği büyütür, soruyu susturur, ölçüyü muğlaklaştırır.
Bu yüzden bence asıl ölçü şudur: Ketm, ilmi küçültmeden koruyorsa emanettir; ilmi açıklamadan muaf kılmak için kullanılıyorsa perdelemeye yaklaşır. Hakiki ketm, ehliyetsizin eline zarar verecek şeyi teslim etmez; fakat meseleyi bütünüyle sis içinde de bırakmaz. Sahte ketm ise çoğu zaman sırrı korumaz; sadece sözün sorgulanmasını zorlaştırır. Asıl konuşulması gereken hudut da budur: Havas ilminde susmak ne zaman emanet ahlâkıdır, ne zaman belirsizliği büyüten bir örtüye dönüşür?
Sürç-i lisan ettiysem ehli olan kardeşler tashih buyursun..
|