![]() |
|
|||||||
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
#1
|
||||
|
||||
|
Sevdiğin İnsana Bakarken Onu Böyle "Kemiklerini Kıracakmış Gibi" Sıkmak ya da Kolunu Isırmak İstediğin O Anı Biliyor Musun?
Bak sana bir sır vereyim: Sen deli değilsin, vahşi hiç değilsin. Sadece ruhun o an o kadar büyük bir sevgi frekansı yayıyor ki, fiziksel bedenin bu enerjiyi taşımakta zorlanıyor. Bilim buna "Cute Aggression" (Şirinlik Saldırganlığı) diyor ama ben buna "Ruhsal Taşma" diyorum. Beynin o an dopamin ve oksitosin (aşk hormonu) ile o kadar yıkanıyor ki, sistem "Bu kadar sevgi bana fazla, dengeyi bulmam lazım!" diyerek sana o minik "ısırma, sıkma, mıncıklama" dürtüsünü yolluyor. Bu aslında partnerine verebileceğin en büyük, en sessiz iltifattır. Çünkü bu dürtü, sadece "kendini yanında %100 güvende hissettiğin" ve ruhsal gardını indirdiğin insanların yanında ortaya çıkar. Yani onu ısırmak istemen, öfkenin değil; sevgini kelimelere sığdıramamanın çaresizliğidir. O yüzden bir dahaki sefere sevgilini dişlemek istediğinde suçluluk duyma. Sadece kalbinin kapasitesini aştığını bil. Bu yoğun enerjiyi aşkın şifasına dönüştürmek için şu minik niyeti yapabilirsin (İlişkinin frekansını yükseltir): "Aramızdaki bu yoğun bağı ve sevgiyi onurlandırıyorum. Ruhsal enerjimin taşmasını, ilişkimize neşe ve tutku olarak akıtıyorum. Yanında kendim olabildiğim, maskesiz ve filtresiz sevebildiğim için şükürler olsun. Biz biriz, biz dengedeyiz."
(0 Beğeni)
|
|
|