Havas Okulu  

Go Back   Havas Okulu > islam & Tasavvuf > islam & islami Konular


Ledun ilmi nedir? Ledün ilminin sırrı


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 02.05.16, 18:14
 
Üyelik tarihi: 06.04.16
Bulunduğu yer: GEMLİK
Mesajlar: 1,598
Etiketlendiği Mesaj: 457 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Ledun ilmi nedir? Ledün ilminin sırrı

Vehbi bir ilim olan Ledün ilmi Kur’an’daki ayetten adını almış ve Hz. Hızır’a ait olan özel bir gayb ve sır bilgisidir.
Ledün ilmi veya İlm-i Ledün konusunda net bir tanım yapmak mümkün gözükmemektedir. Sadece insanların bilmediği ve sadece Allah’ın seçtiği kullarına bahşettiği bir sır ve gayb bilgisi ile yöntemidir. Kur’an’da Hz. Musa’nın Hz. Hızır ile yolculuklarının anlatıldığı ayetlerde Hızır’a verilen ilimden ‘ledün’ olarak bahsedilmiştir. Ayet şu şekildedir;
Derken kullarımızdan bir kul buldular ki, biz ona katımızdan bir rahmet vermiş, kendisine tarafımızdan bir ilim (ledün ilmi) öğretmiştik. (Kehf suresi, 65)
Ledün ilmi Kur’an’ı Kerim’de Hz. Musa ile Hz. Hızır’ın karşılaşmalarında tarif edilmiştir. Hz. Hızır’ın insanlar için yanlış ve günah sayılacak çocuk öldürmek, gemiyi delmek gibi bir takım eylemleri olur. Hz. Musa insani bir refleskle Hızır’ın yanlış gibi görünen bu davranışlarına itiraz eder. Hz. Hızır daha sonradan yapmış olduğu eylemlerin hikmetlerini sebepleri ile birlikte açıklayınca gerçek ortaya çıkmış olur. Kur’an’da ledün ilmi bu şekilde anlatılmaktadır. Peygamberimiz bu konuyla ilgili bir hadisinde şöyle buyurmuştur;
‘’Şayet bildiklerimi bilseydiniz; az güler, çok ağlardınız.” (Buhari, Küsuf, 2; Müslim, Salat, 112)
Tasavvufi gelenekte ledün ilmi önemli görülür. Hassas olan kalp zikir ve feyizle yumuşar Allah’ın zikriyle letaifler açılır ve diğer insanların algılayamadığı bir takım hakikatler insanın kalbine doğar bazen de zuhur eder.
Ledün ilmi özel bir bilgidir ve herkes tarafından bilinmez, olayların iç yüzlerine vakıf olmayı sağlar. Bu ilim insanların anlayışının üzerinde olduğu için insanlara açıklanmamıştır. Bu ilme sahip olan kişilerin başkalarına anlatmaları yasaklanmıştır. Ledün ilmi Hz. Hızır’a ait olan bir ilim olmakla beraber bazı Peygamberlere ve Allah dostlarına da verilmiştir. Hadislerden anlaşılacağı üzere ahir zamanda gelecek olan Hz. Mehdi’nin de Hızır as ile bir bağlantısı olacak ve ledün ilmini bilecek ve kullanacaktır. Bu ilim kişiyle Allah arasında olan gizli bir bilgidir. Kur’an’da bazı surelerin başlarında bulunun ve huruf-u mukatta denilen harfler bu kabildendir.

Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 30.08.16, 07:40
Cin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Cin Cin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 05.03.16
Mesajlar: 88
Etiketlendiği Mesaj: 8 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

İlmi Ledün Bende Var Deyip Övünene Vur Gelişine

Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 06.05.17, 13:24
Daimi Üye
 
Üyelik tarihi: 18.11.14
Bulunduğu yer: Edremit/Balıkesir
Mesajlar: 5,232
Etiketlendiği Mesaj: 2777 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart ilm-i ledun üzerine

İLM-İ LEDÜN ÜZERİNE...
Bir gün Sivas’a giden Abdullah Baba Hz.lerinin sohbetine, Sivas merkez vaizi Mustafa Hoca Efendi de misafir olarak gelir. Orada her zaman ki gibi güzel bir gece ve gönüllere ışık olan maneviyat sohbetlerinden bir sohbet ikram olunur. Yaşanan olayı Ziya Bey şöyle anlatıyor:
─ Abdullah Baba Hazretleri, yine bir keresinde şehrimize geldi ve bir yerde ihvana sohbette bulundular. Bir müddet sohbet yaptıktan sonra: “Sorusu olan var mı kardeşlerim?” diyerek, sorusu olan kardeşlerimizin sorularını beklerken, bu esnada merkez vaizi olan misafir Hoca Efendi söz isteyerek:
─ Efendim, benim bir sualim var, dedi.
Abdullah Baba, bu kişinin bir âlim ve vaiz olduğunu öğrenince, ilime ve ilim adamına olan sevgi ve saygısından dolayı:
“Aman hocam, siz bir âlimsiniz, Ben ise ümmi bir kişiyim. Siz bizim sohbetimizi dinlediniz. Biz de sizin sohbetinizi dinleyelim” diyerek tevazu gösterdiler. Bunun üzerine vaiz Efendi:
─ Efendim, bana sık sık sorular soruyorlar. Biz de elimizden geldiğince cevaplamaya çalışıyoruz. Fakat öyle bir soru sordular ki ben bu sorunun cevabını vermekten aciz kaldım. Benim asıl niyetim bu sorunun cevabını sizin gibi ledünn-i ilme sahip olan bir zattan alabilmek içindir; diyerek sorusunu Abdullah Baba (ks) Hazretlerine tevdi etmek istedi. Efendim de soruyu sormasını istedi. Bunun üzerine Vaiz Hoca Efendi sorusunu sordu:
─ Kur’an-ı Kerim’de durumu anlatılan Hızır (as)’a, Allah-ü Teâlâ Hazretleri kıyamete kadar ömür verdiği halde, Peygamber (sav) Efendimizin yaşadığı Asrı Saadet döneminde niçin hiç ortaya çıkmamıştır? O kadar savaş olduğu halde hiçbir kıssada neden ismi geçmiyor?
Bu ilginç soru ve sorunun cevabı hakkında, orada bulunan herkes dikkatini büyük ölçüde, Abdullah Baba Hazretlerinin mübarek ağzından çıkacak cümlelere yöneltti. Abdullah Baba, bir müddet sükût ettikten sonra mübarek ağzından şu cümleler döküldü:
─ Muhterem kardeşlerim, Hızır (as), Kur’an-ı Kerim’de durumu anlatılan ve ilmi ledün sahibi olarak vasfedilen mübarek bir zattır. Musa (as) ile olan münasebetleri dolayısıyla, Peygamber olarak da değerlendirilir. Kendisi Asr-ı Saadet döneminin sahibi olan Fahr-i Kâinat Efendimizin doğumundan önce Allah-ü Teâlâ Hazretlerine şöyle niyaz etmiştir:
“Ya Rabbi! Sen yüceler yücesisin. Evet. Ben, Senin ledünni ilim lütfettiğin bir kulunum. Lakin yakında ledünni ilim sultanı olan, Âlemlerin Efendisi Hz. Muhammed (sav) dünyaya teşrif edecek. Ben, O’nun döneminde ilm-i ledün sahibi olmaktan hayâ ederim. Ne olur Ya Rabbi, O’nun sağlığında benden bu ilmi al” diye dua edince, Cenab-ı Zülcelâl Hazretleri, Hızır (as)’ın bu duasını kabul buyurdu.
Bunun üzerine Hızır (as), Mekke ve Medine çevresinde bulunan bölgelere yakın yerlerde, sakin ve uzlet haline uygun bir yaşayış sürdürdü. Nihayet Allah Resulü (sav) Efendimizin mübarek ömürleri tamamlanıp, o mübarek ruhu şerifleri Yüce Mevla’mızın, yüce katına kavuştuğu zaman, Hz. Ömer (ra) Efendimiz, kılıcını çekip:
“Kim Muhammed (sav) öldü derse, onun kafasını uçururum;” diyerek müdahale edince, orada bulunan sahabeyi kiram arasında bir tedirginlik oluştu. İşte bu sırada Mescid-i Saâdet’in kapısında görünen bir kişi ayeti kerimeyi okuyarak:
“ Her nefis ölümü tadıcıdır!” Diyerek üç defa orada bulunanları uyardı. (Hikmete bakınız ki, bu ayet Kur’an-ı Kerim’de üç yerde mevcuttur. Kur’an-ı Kerim Al-i İmran suresi ayet 185, Enbiya suresi ayet 35 ve Ankebut suresi ayet 57)
Bunun üzerine Hz. Ebubekir-i Sıddık (ra):
“Ya Ömer! Allah-ü Teâlâ Hazretleri bakidir. Muhammed (sav) ise fanidir. O Rabbine kavuşmuştur. Kılıcını kınına sok;” diyerek, Hz. Ömer (ra) Efendimizi teselli ederek, büyük bir kargaşayı önlemiştir.
İşte burada devreye giren Hz. Hızır (as)’dır. Bundan sonra da Ümmet-i Muhammed’i zaman zaman irşat etmektedir ve etmeye de devam edecektir, buyurdular.

Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
berkkan, ilmi, ilminin, kursad, ledun, nedir, sirri


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Önemli ve Pratik bilgiler Adalet Pratik Bilgiler 5 09.09.25 17:43
Havas ilmi nedir Lokman Havas Dersleri 10 28.02.24 09:12
Hüddam ilmi nedir, ecinni ilmi nedir HavasHoca Huddam ilmi 18 30.01.21 12:40
Havas ilmi - Havas nedir - Havas ilmi nedir ? Gölge Havas Dersleri 21 19.01.20 00:00
islam Alimleri Açısından Ebced ve Cifir ilmi Sin Ebced & Cifir & Remil 0 29.09.15 14:19


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 07:57.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com