
15.07.18, 23:09
|
|
Daimi Üye
|
|
Üyelik tarihi: 06.10.17
Bulunduğu yer: Türkiye
Mesajlar: 844
Forum Puanı: 3555
Etiketlendiği Mesaj: 207 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
|
|
Alıntı:
Nani Nickli Üyeden Alıntı
Namaz kılmak, oruç tutmak konusunda gösterdiğimiz titizliği, zandan kaçınmak konusunda da göstermekle mükellefiz. Çünkü Rabbimiz, “Ey iman edenler, zandan çok kaçının; çünkü zannın bir kısmı günahtır… (Hucurat Suresi, 12) buyurarak bu konuda kesin hükmünü bize açıkça bildirmiştir.
Özellikle samimi olarak iman eden bir kimsenin tavırları örnek, kalbi ise tertemiz olmalıdır. Mümin’in, Allah yolunda olan kişiler hakkında aklından geçirdikleri ve hissettikleri Allah’ın sınırlarını aşmamalıdır. Müminlerin birbiri hakkındaki düşünceleri her zaman hüsn-ü zan (güzel zan) yönünde olmalıdır. Allah yolunda mücadele eden ve Allah rızası için yaşayan insanlar hakkında söylenenlere itibar etmek, “Ona karşı dört şahitle gelmeleri gerekmez miydi? (Nur Suresi, 13) ayetinin hükmüne ters bir tavır olacağı için müminin asla düşmeyeceği bir yanlıştır. Şahitleri getirmediklerine göre, artık onlar Allah Katında yalancıların ta kendileridir. (Nur Suresi, 13) Şahit getirilmesi durumunda ise şahitlik eden kimselerin Kuran ahlakı ile yaşayan insanlar olduğundan emin olmak gerekir. Zira Kuran ahlakı ile yaşamayan insanlar, kalplerinde Allah korkusunu taşımadıklarından dolayı, müminlere engel olmak, güç durumlara sokmak ve eziyet görmeleri için her türlü iftiraya başvurabilirler. Yüce Rabbimiz müminleri fasıktan gelen habere itibar etmemeleri konusunda kesin olarak uyarmıştır.
Ey iman edenler, eğer bir fasık, size bir haber getirirse, onu 'etraflıca araştırın'. Yoksa cehalet sonucu, bir kavme kötülükte bulunursunuz da, sonra işlediklerinize pişman olursunuz. (Hucurat Suresi, 6)
|
Allah Razı Olsun
__________________
🔷️🔶️
Allah Var !
Allah Yar!
🔶️🔷️
|