![]() |
|
#2
|
|||
|
|||
|
Yakınlık, ruhun Yaratan’ın uğruna ne kadar zevk aldığı ile belirlenir. Alma arzusu
içimizde içgüdüsel olarak hareket eder, ancak kendimizi utançtan kurtarma ve Yaratan’ın uğruna zevk alma kendi içimizden meydana gelir. Dolayısıyla, kendini utançtan kurtarma ve Yaratan için zevk alma özel ve sürekli çaba ister. Kendi için alan ruh, niyetinde ve manevi eyleminde Veren’e zıttır. Egoistçe aldığı zevk ne kadar büyükse Yaratan’a zıtlığı da o kadar büyüktür. Arzuların farklılığı kişiyi Yaratan’dan uzaklaştırdığından, dünyamıza farklı uzaklık seviyelerinde ayrı dünyalar oluşturuldu. Burada, ortak ruhun her parçasına ıslah için belli bir zaman dilimi (hayat süresi) ve tekrarlanan fırsatlar (hayat devirleri) verildi. Bir insan sadece kendisi için haz alma arzusu ile doğmuştur. Bizlerin tüm “kişisel” arzuları saf olmayan güçlerin sisteminden kaynaklanır. Diğer bir deyişle, Yaratan’dan son derece uzağız, O’nu hissedemiyoruz ve dolayısıyla “manevi olarak ölü” sayılıyoruz. Ancak, kendisiyle mücadele ederken, kişi sadece başkaları ve Yaratan için yaşamak, düşünmek ve hareket etmek arzusunu edinirse, böyle bir arınma tam olarak Yaratan’la birleşene dek kişinin aşamalı olarak O’na yakınlaşmasına izin verir. Ve kişi Yaratan’a yaklaştıkça artan sevinç hisseder. Dünyamız ve tüm manevi dünyalar (Yaratan’a giden yoldaki basamaklar) bu ruh dönüşümü için yaratılmıştı. Yaratan’la bütünleşmek herkesin bu dünyada yaşarken başarması gereken bir görevdir. Bizim dünyamız Yaratan’a-O’nun özelliklerine en zıt noktadadır. Kendimizi egoist zevk alma arzusundan kurtararak O’na yaklaşırız ve iki kez kazanırız: O’ndan hazzı aldığımız için zevk alırız ve aynı zamanda O’nu memnun etmekten zevk alırız. Aynı şekilde, annemin yemeğini yediğimde yemekten zevk alırım ve bunun onun hoşuna gitmesi beni memnun eder. Egoist hazzın kısa ömürlü ve arzunun büyüklüğü ile sınırlı olduğuna (iki kez yemek yiyemeyiz) dikkat çekmek gerekir, kişi sonsuzca verebilir, paylaşabilir, ya da bir başkası için alabilir. Bundan dolayı kişinin aldığı haz sonsuzdur! Her dünya tüm yaşayanlarıyla birlikte (bizim dünyamız da dâhil) Yaratan’ın ruha sonsuz zevk vermek olan tek planında birleşir. Bu tek düşünce, bu amaç başından sona tüm Yaratılışı kuşatır. Hissettiğimiz tüm acılar, kendimiz üzerinde çalışmamız ve ödül sadece bu düşünce tarafından belirlenir. Kişisel ıslahtan sonra, tüm ruhlar önceki gibi tek bir ruhta yeniden birleşirler. Dolayısıyla, her ruh tarafından alınan zevk, sadece hazzı kabul etmek ve Yaratan’ı memnun etmekten dolayı ikiye katlamaz, ayrıca birleşmiş ruhların sayıları ile de çoğalırlar. Bu arada, kendi üzerlerinde çalışan insanlar manevi olarak yükseldikçe gözleri açılmaya başlar ve diğer dünyalar görünür olurlar. Dolayısıyla, halen bu dünyada yaşarken tüm diğer dünyaları edinirler. Onlar için, o tuhaf görünen Kabala dili, davranışların, düşüncelerin ve hislerin dili oluverir; o zaman bizim dünyamızda zıt olan olgular tek bir İlahi Kök’te birleşirler.
(0 Beğeni)
|
| Etiketler |
| kabala, kabalanın dili |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Kabalanın özü ve amacı | Naim | Kabala | 2 | 21.08.21 20:00 |
| Kabalanın Amacı | Naim | Kabala | 4 | 20.05.20 21:24 |
| Kabalanın konusu nedir? | Naim | Kabala | 4 | 15.06.19 08:33 |
| Kabalanın Verilişi | Naim | Kabala | 1 | 13.06.19 10:48 |
| Cennet Dili Nedir? Cennette veya Cehennemde Hangi dili konuşacağız ? | İpek | Sorularınız | 26 | 21.05.19 21:48 |