Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > islam & Tasavvuf > islam & islami Konular > Ölüm & Kabir & Kıyamet


Cennet ve Cehennemin ebedi oluşu ve Sırat üzerinde ölümün kesilmesi


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 03.09.26, 02:13
Skoda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Daimi Üye
 
Üyelik tarihi: 27.01.20
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 1,348
Forum Puanı: 2232
Etiketlendiği Mesaj: 36 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Cennet ve Cehennemin ebedi oluşu ve Sırat üzerinde ölümün kesilmesi

CENNET İLE CEHENNEM AHÂLİSİNİN EBEDÎ OLUŞU VE SIRÂT ÜZERİNDE ÖLÜMÜN KESİLMEESİ VE ÖLÜMÜ KESENİN KİM OLACAĞI

Îmâm Buhârî’nin (Abdullah) b. Ömer Hazretlerinden Rivâyet Ettiği Hadîs-i Şerifte Rasülullah Sallallâhû Aleyhi ve Sellem Efendimiz Şöyle Buyurmuştur; Cennet Halkı Cennete, Cehennem Halkı da Cehenneme Vardıkları Zaman Ölüm Getirilerek Tâ Cennet ile Cehennem Arasında Durdurulur. Sonra Boğazlanır. Daha Sonra da Bir Münâdi Nidâ Eder ki; Ey Cennet Ahâlisi! Artık Ölüm Yoktur ve Ey Cehennem Ahâlisi! Artık (Size de) Ölüm Yoktur! Bunun Üzerine Cennet Ahâlisinin Sevinci Bir Ferâh Daha Eklenerek Artar ve Cehennem Ahâlisinin de Hüzün ve Kederi Bir Kat Daha Artar.

Îmâm Müslim’in Ebû Saîd el-Hudrî Radiyallâhû Anh’ın Rivâyet Ettiği Hadîs-i Şerifte Rasül-i Ekrem Efendimiz Hazretleri Şöyle Buyurmuştur; Kıyâmet Günü (Cennet Ehli Cennete ve Cehennemlikler de Cehenneme Ayrıldıktan Sonra) Ölüm (Denilen Nesne) Aklı Karalı (Yani Alacalı) Bir Koç Suretinde Olarak Getirilir ve Cennet ile Cehennem Arasında Durdurulur. Müteakiben Sorulur:

▬ “Ey Cennet Ahâlisi! Sizler Bunu Tanıyor musunuz?”

Cennetlikler Hemen Boyunlarını Uzatıp Başlarını Ona Doğru Kaldırarak O Koça Bakarlar ve:

▬ “Evet, Biz Onu Tanıyoruz. O Ölümdür!”

Derler. Sonra:

▬ “Ey Cehennem Ahâlisi! Sizler de Bunu Tanıyor musunuz?”

Denilir. Onlar da Başlarını Kaldırıp Boyunlarını Uzatarak Ona Doğru Bakarlar ve:

▬ “Evet, Tanıyoruz. Bu Ölümdür!”

Derler. Bunu Takiben Koç Suretindeki Ölümün (Cennet ile Cehennem Arasında) Kesilmesi Emrolunur ve Derhâl Boğazlanır. Bundan Sonra:

▬ “Ey Cennet Ahâlisi! Sizler Cennette Ebedî Yaşayacaksınız. Artık Bir Daha Ölüm Yoktur ve Ey Cehennem Ahâlisi! Sizler de Karargâhınızda Ebedîsiniz. Artık (Size de) Ölüm Yoktur!” Denilir.

Bundan Sonra Rasülullah Sallallâhû Aleyhi ve Sellem Efendimiz Şu Âyeti Okudular; Sen Onları İlâhî Emrin Yerini Bulduğu Vakit ile Hasret (ve Nedamet) Günü ile Korkut. Onlar Hâlâ Gâflet İçerisindedirler. Onlar Hâlâ Îmân Etmiyorlar. Şüphe Yok ki Arza ve Onun Üzerindekilere Biz Vâris Olacağız. Onlar (Nihâyet) Bize Döndürüleceklerdir [Meryem: 39, 40.].

Rasülullah Sallallâhû Aleyhi ve Sellem Efendimiz Bu Âyet-i Kerîmeyi Okurken Eli ile Dünyâyı İşâret Etmiştir.

İbn-i Mâce’nin Rivâyet Ettiği Hadîs-i Şerifte Rasül-i Ekrem Aleyhisselâm Efendimiz Şöyle Buyurmuştur; Kıyâmet Gününde Ölüm Getirilir ve Sırât Köprüsü Üzerinde Durdurulur. Sonra, “Ey Cennet Ahâlisi!” Diye Nidâ Olunur. Cennet Ahâlisi Bulundukları Şerefli Mevkilerden Çıkarılmalarından Korkarak Bakarlar. Sonra, “Ey Cehennem Halkı!” Diye Nidâ Olunur. Onlar da İçerisinde Bulundukları Yerden Çıkarılmalarını Ümit Ederek Ferâh ve Sevinç İçerisinde Bakarlar. Sonra, “Bunu Tanıyor musunuz?” Diye Sorulur. Her İki Tarafın Ahâlisi de, “Evet, Tanıyoruz! O Ölümdür.” Derler. Bunu Takiben Koç Suretindeki Ölümün Kesilmesi Emredilir ve Derhâl O Sırât Üzerinde Boğazlanır. Bundan Sonra Her İki Zümreye (Yani Cennet Halkı ile Cehennem Ahâlisine) Kavuşup Hissetmekte Olduğunuz Şeyde Ebedîsiniz. Artık Ölüm Yoktur!” Denilir.

Başka Rivâyette Râvî Şunu Ziyâde Etmiştir; Eğer Bir Kimse Sevincinden Ölseydi, Muhakkak (O Gün Sevincinden) Cennet Halkı Ölürdü. Herhângi Bir Kimse de Üzüntüsünden Ölmüş Olsaydı, Muhakkak (O Gün Üzüntüsünden) Cehennem Halkı Ölürdü.

Îmâm Ebü’l Kâsım b. Kays, Halu’n-Na’leyn Adındaki Kitabında, Şeyh Muhyiddin İbn-i Arabî de Fütuhat-ı Mekkiyye Kitabında, Ölümü Boğazlama İşini Yapan Yahya Aleyhisselâm’dır Diye Zikretmişlerdir. Bunlardan Başkası da, “Ölümü Kesme İşini Bizzât Cebrâil Aleyhisselâm Yapacaktır.” Demiştir.

Îmâm Ebü’l-Kâsım b. Kays’ın İbâresi Şöyledir; İyi Bil ki (Hadîste) Zikredilen Koçun Kesilme İşini Zekeriyya’nın Oğlu Yahya Aleyhisselâm Yapar ki, Onu Rasülullah Sallallâhû Aleyhi ve Sellem Efendimizin Önünde, Onun Şerefli Emriyle Boğazlayıp Keser.

Îmâm Kurtubî Der ki; Bu Hadîsler Sahîh Olmasıyla Beraber, Her İki Tarafın da (yahût Cennet ile Cehennemin) Ahâlisi Bulundukları Yerde, Sonsuzluğa, Uzaklığa Doğru Ölümsüz Olarak Sürekli Kalacaklarının Ebedîliği ve Devamlılığı Hususunda Bir Nasstır. Ayrıca Allahû Teâlâ, Cehennemin Ahâlisi Hakkında, “Öldürülmezler ki Ölsünler (Cehennemin) Azâbından Velev Bir Kısmı Onlardan Kaldırılıp Hafifletilmez [Fâtır: 36.].” Buyurmuştur.

Kezâ, “...Kâfirlerin Derileri, Her Yanıp Piştikçe Azâbı (İyice) Tatmaları İçin Onları Derilerle (Yenileyip) Değiştireceğiz [en-Nisâ: 58.].” Buyurmuştur.

Yine Allahû Teâlâ Hazretleri, “İşte O Küfredenler (Yok mu) Onlar İçin Ateşten Elbiseler Biçilmiştir. Onların Başlarının Üzerine de Kaynar Su Dökülecektir [el-Hicr: 19.].” Buyurmuştur.

Bununla da Karınlarının İçerisinde Ne Varsa Hepsi ve Derileri Eritilir. Onlar İçin Demirden Topuz ve Gürzler de Vardır ve Her Ne Zaman Oradan (Çektikleri) Istıraptan (Dolayı) Çıkmak İsterlerse de, Yine İçerisine Doğru Geri Çevrilirler ve Kendilerine, “Yakıcı Azâbı Tadın!” Denilir [el-Hacc: 20, 21, 22.].

Herkim, “Cehennem Halkı Cehennemden Çıkacaklar, Cehennemin Hepsi Çatıları Çökmüş, Duvarları Üzerine Yıkılmış Vâziyette Boş Olarak Kalacaktır. Cehennem Fâni Olacak ve Zâil Olup Gidecektir.” Derse, O Kimse Sahîh Senetle Nâkledilen Hadîsin İktiza Ettiği Manânın Dışına Çıkmıştır ve Rasülullah’ın Getirdiği Âyetlerle Ehl-i Sünnetin, Âdil Îmâmların İttifâk Ettikleri Şeye Muhalefet Etmiştir. Herkim Mü’minlerin Yolundan Başkasına Uyup Giderse, Onu Döndüğü Yolda Bırakırız (Fakât Âhirette) Kendisini Cehenneme Koyarız. O Ne Kötü Bir Yerdir [en-Nisâ: 115.].

Ancak İçerisinde Mü’minlerin Âsilerinin Bulunduğu Cehennemin Üst Tabakasından Şefaâtle Mü’minler Çıkınca Orası Boşalır. Başka Yeri Boşalmaz. Orası da Kenarlarında Su Teresi, Su Kerdemesi Denilen Bitki Biten Yerdir. Şöyle Denilmiştir; Bir Şahıs Şam’da Enes b. Mâlik’in Yanına Gelerek Ona Su Kerdemesinin Yenilmesinden Sormuş. Enes de O Sırada, “Bu Bitki, Cehennemin Ağzının Kenarında Biter.” Diye Konuşurmuş. Enes Ona, “Bitkinin Yenilmesinde Bir Beis Yoktur.” Diye Cevap Verdiği Bize Ulaşmıştır. Bunu, Hâfız Ebû Bekr el-Hâtib Rivâyet Etmiştir.

Bezzâr, Amr b. el-Âs’ın Oğlu Abdullah’tan Rivâyet Ettiği Hadîs-i Şerifte Şöyle Demiştir; Cehennem Üzerine Öyle Bir Zaman Gelecek ki, Rüzgârlar Kapılarını Döver de İçlerinde (Mü’minlerinin Âsilerinden) Hiçbir Kimse Bulunmaz.

Îmâm Kurtubî Hazretleri Der ki; Bu Hadîs Bize Mevkûf Olarak Rivâyet Olundu. Bu Hadîste, Rasül-i Ekrem Aleyhisselâm’ın Zikri Yoktur.

Şeyh Muhyiddin-i Arabî’nin Fütuhat-ı Mekkiyye İsimli Eserindeki İbâresi Şöyledir; Biliniz ki, Cehennem Halkı Cehenneme Girdikleri Zaman Üzerlerine Cehennemin Kapıları Öyle Bir Kapanışla Kapatılır ki Ondan Sonra Sonsuz Ebedlerde Sonsuz Zamanlarda Bir Daha Açılma Yoktur.

Cehennemden, Cehennem Ehlinin Çıkacağı Anlaşılarak Gelen Her Şeyden Murâd İçerisinde Mü’minlerin Âsilerinin Bulunduğu En Üst Tabakasıdır. Mü’minlerin Âsileri Şefaâtle (Oradan) Çıkarlar. Binâenaleyh Gâfletten, Yanlışlıktan Sakınınız.

Ey Kardeşler(im) Bunu Böylece Biliniz de, Îmânsız Olarak Ölmekten Allah’a Sığınınız!

Âlemlerin Rabbi Olan Allah’a Hamd Olsun.

__________________
Ne senle yaşanıyor
Ne de sensiz oluyor
Şu garip bomboş dünyada..
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 05.09.26, 20:51
 
Üyelik tarihi: 30.07.18
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 364
Forum Puanı: 104
Etiketlendiği Mesaj: 6 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Abdullah b. Mübârek’in Diğer Rivâyetinde Muhammed b. Kâ’b el-Kurazî Şöyle Demiştir; Bana Ulaştı yahût Bana Anlatıldı ki, Cehennem Halkı Kendilerinden Tek Bir Gün Azâblarının Hafifletilmesini İsteyip Cehennemin Muhafızlarına, “(Ne Olur) Rabbinize Duâ Edin de (Hiç Olmazsa) Bizden Bir Gün (Olsun) Azâbı Hafifletsin [el-Mü’min: 49.]?” Diyerek İmdat İsterler. Cehennemin Muhafızları Onlara, “Sizlere (Dünyâda iken) Peygamberleriniz Mucizelerle Gelmedi miydi [el-Mü’min: 50.]?” Cevabını Verirler. Onlar da, “Evet, Gelmişti.” Derler. Bunun Üzerine Cehennemin Bekçileri (İstihza Olarak), “Sizler İstediğiniz Duâları Yapınız (Zirâ Bizler Kâfirlere Şefaât Etmeyiz) Kâfirlerin Yalvarıp Yakarmaları Hep Boşunadır [el-Mü’min: 50.].” Diyerek Onlara Cevap Verirler.

Kâfirler Cehennemin Bekçilerinin Yanında Ümitlerini Kesince, Kendilerine Karşı Öfkeli Vâziyette Bulunan Cehennemin Kumandanı Mâlik’e Nidâ Ederler. (Mâlik’in Cehennemin Ortasında Oturmakta Olduğu Makamı ve Azâb Meleklerinin Üzerlerinden Geçmekte Olduğu Birtakım Köprüler Vardır. Mâlik Buradan Cehennemin Yakın Olan Yerlerini Gördüğü Gibi Uzak Yerlerini de Görüp Kontrol Eder.) Onlar Mâlik’e:

▬ “Ey Mâlik! (İste de Hiç Değilse) Rabbin Bizi Öldürsün (de) Kurtulalım [ez-Zuhruf: 77.]?”

Mâlik de Onlara Şöyle Cevap Verir:

▬ “Sizler Ölüm İsteyiniz!”

Muhammed b. Kâ’b el-Kurazî Der ki; Mâlik, Sükût Ederek Onlara Seksen Sene Cevap Vermez. Sene Üç Yüz Altmış Gün, Ay Otuz Gün, Gün ise Saydıklarınızdan (Dünyâ Yılından) Bir Senedir. Mâlik de İşte Seksen Yıldan Sonra Onlara Dönerek, “Sizler (Azâb İçerisinde) Kalacaksınız [ez-Zuhruf: 77.]!” Diye Cevap Verir. Cehennem Ahâlisi Mâlik’ten İşittiklerini Duyup Önceki Olanlardan Ümitlerini Kesince Onların Bir Kısmı Diğerlerine:

▬ “Ey Ahâli! Şüphesiz ki Görmekte Olduğunuz (Şu) Azâb ve Belâ, Sizlere İnmiştir. Gelin, Artık Sabredelim. Belki Sabretmek Bize Fayda Sağlar. Îmân Ehli Allah’a İbâdet ve İtaâtta Sabredip, Sabredince de Dayanmak Kendilerine Fayda Verdiği Gibi...”

Derler. Netice Olarak Sabretmek Üzere İttifâk Ederler. Artık Sabrederler de Sabırları Uzar Gider. Sonra Sızlanıp, “Sızlansak da Sabretsek de Bizim İçin Fark Yoktur. Bize Hiçbir Kurtuluş Yoktur [İbrahim: 21.].” Diyerek Birbirine Nidâ Ederler. İşte O Sırada İblis Ayağa Kalkar ve “Doğrusu, Allah Sizlere Vâ’d Etti. Ben de Sizlere Vâ’d Ettim Ama Yalan Söyledim. Zaten Benim Sizin Üzerinizde Hiçbir Hâkimiyetim, Nüfuzum da Yoktu. Ancak Sizleri (Bâtıl Olan Şeylere) Dâvet Ettim Siz de Hemen Bana İcâbet Ettiniz. Artık Sizler Beni Kötülemeyiniz ve Kusuru Bana Yüklemeyiniz. Kendinizi Kötüleyiniz. Ben Siz(den Hiçbir Şey)i Kurtaramam ve Sizler de Beni Kurtaramazsınız. Muhakkak ki Ben, Bundan Önce Sizlerin Beni Allah’a Ortak Koşmanıza da İnanmamıştım Yâ [İbrahim: 22.]!” Diye Cevap Verir. Kâfirler İblisin Bu Sözlerini İşitince Kendilerine Buğz Ederler. Bunun Üzerine Zebânîler Tarafından, “Allah’ın Gazâbı Sizin Kendilerinize Olan Öfkenizden Daha Büyüktür! Çünkü Siz (Dünyâda) Îmâna Dâvet Olunuyordunuz da, Küfürde Isrâr Ediyordunuz [el-Mü’min: 10.]!” Diye Nidâ Olunurlar ve Onlar da, “Ey Rabbimiz! Bizi İki Defa Öldürdün, İki Defa Dirilttin. Artık Suçlarımızı (Bilip) İtirâf Ettik. Bir Daha (Dünyâya) Çıkmaya Bir Yol Var mıdır [el-Mü’min: 11.]?” Derler. Zebânîler de Onlara Cevaben, “Bu (Azâb Size) Şundan Dolayıdır ki, Allah’ın Birliğine Dâvet Olunduğunda İnkâr Ederdiniz Fakât O’na Şirk Koşulunca da İnanırdınız. Artık (Bugün) Hüküm Her Şeyden Yüce ve Büyük Olan Allah’ındır [el-Mü’min: 12.]!” Derler. İşte Bu, Birinci Cevaptır.

İkinci Defa, “Ey Rabbimiz! Bize Vâ’d Ettiğini(n Gerçek Olduğunu) Gördük. Peygamberlerin Doğruluğunu İşittik ve Kabûl Ettik. Şimdi Bizi Dünyâya Geri Çevir de, Sâlih Ameller İşleyelim, Doğrusu Biz (Şimdi) Kesin Olarak İnandık [es-Secde: 12.].” Derler. Allahû Teâlâ Hazretleri de, “Biz Dileseydik, Herkesi Elbette Hidâyete Erdirirdik (Yani Dileseydik Bütün İnsanları Kendi İrâdeleriyle Olmaksızın Elbette Hidâyete Erdirirdik ve Onlardan Hiçbiri Muhalefet Edemezdi) Fakât Benden Şu Cehennemi Bütün Cinlerle İnsanlardan Muhakkak Dolduracağım Sözü Sâdır Olmuştur [es-Secde: 13.].”Buyurur. Akabinde de, “O Hâlde Sizler Bu Gününüze Kavuşmayı Unuttuğunuzdan Dolayı Azâbı Tadınız. Doğrusu (Şimdi) Sizleri Unuttuk. Isrârla Yapmakta Olduğunuz (Günâhlar) Yüzünden Çekin O Ardı Arkası Kesilmeyen Azâbı [es-Secde: 14.].” Buyurur. İşte Bu da, İkinci Cevaptır.

Üçüncü Defa Nidâ Ederek, “Ey Rabbimiz! Bizleri Yakın Bir Müddete Kadar Geciktir de, Senin Dâvetine İcâbet Edelim, Peygamberlere Uyalım [İbrahim: 44.].” Derler. Yüce Allah da Onlara, “Sizler Daha Evvel Dünyâda iken, Kendinize Hiçbir Zevâl Yoktur Diye Yemin Etmemiş miydiniz [İbrahim: 44.]?” Buyurur. Akabinde, “Sizler (Âd Semûd Kavimleri Gibi) Nefislerinize Zulmedenlerin Diyârlarında Yerleştiniz de Onlara Ne Yaptığımız, Sizin İçin Apaçık Meydana Çıktı. Size Bu Hususta Birçok Misâller de Gösterdik [İbrahim: 45.].” Sonra da, “Hakîkât Onlar (Peygamberlere Karşı) Birtakım Tuzaklar Kurmuşlardı. Oysa Onların Tuzaklarından Dağlar Yerinden Oynayıp Gitmiş Olsa Bile Allah Katında Onlara Ait (Nice-Nice) Cezalar Vardır [İbrahim: 46.].” Buyurulur. Bu da, Üçüncü Cevaptır.

Sonra Dördüncü Defa Nidâ Ederek, “Ey Rabbimiz! Bizleri (Cehennemden) Çıkar. (Dünyâda) Yapmış Olduğumuzdan Başka (Îmân ve) İyi Ameller İşleyelim [Fâtır: 37.].” Diyerek Yalvarıp Yakarırlar. Allahû Teâlâ Hazretleri de Onlara Cevaben, “Sizleri İyice Düşünecek Kimsenin Düşünebileceği, Öğüt Alabilecek Kimse İçin Kâfi Gelecek Kadar Yaşatmadık mı? (Hem) Size (Bugünün Azâbı ile) Korkutan da Gelmişti. Şimdi Tadın (O Azâbı). Artık Zâlimler İçin Hiçbir Yardımcı Yoktur [Fâtır: 37.].” Buyurduktan Sonra Hakk Teâlâ Hazretleri Dilediği Kadar Onlara Karşı Sükût Eder. Sonra Onlara Nidâ Ederek, “Karşınızda Âyetlerim Okunurken Onları Tekzip Eden, Yalan Sayan Siz Değil miydiniz [el-Mü’minûn: 105.].” Buyurur.

Kâfirler Yüce Allah’ın Sesini İşitince, Şimdi Bize Merhâmet Edecek Deyip O Sırada, “Ey Rabbimiz! Bedbahtlığımız –Yani Üzerimize Şekâvetimiz Yazılmış Olan Kitap– Bizlere Galebe Etmişti ve Biz Sapık Bir Zümre Olmuştuk. Ey Rabbimiz! Bizleri Buradan Çıkar. Eğer (Yine) Küfre Dönersek Artık Hiç Şüphesiz ki Bizler Zâlimlerin Tâ Kendisi Oluruz [el-Mü’minûn: 107.].” Derler. İşte O Vakit Allahû Teâlâ Hazretleri, “Yıkılıp Gidin (Karşımdan)! Zillet İçinde Gidin İçerisine Doğru! Artık Bana (Bir Şey) Söylemeyin!” Buyurur.

İşte O Sırada Ümit ve Yalvarış Kesilir ve Cehennem Halkı Birbirlerine Dönerek Kimi Kiminin Yüzüne Tükürürler. Nihâyet Üzerleri Kapatılarak Kilitlenir ve Ondan Sonra Bir Daha Açılmaz. Ateş de Cehennem Halkını Çevirerek, Suda Et Parçasının Kaynadığı Gibi Kaynatır. Ateş Onları Bâzen Yükseltir, Bâzen Dibine İndirir. İşte Bu da Yüce Allah’ın, “Bu Onların (Hepsinin) Dillerini Tutup Konuşmayacakları Gündür. Onlara İzin de Verilmez ki Özür Dilesinler?” Diye Buyurduğu Sözüdür.

Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 00:48.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com