Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Sorularınız (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/)
-   -   Tarikatlar arasındaki fark ? (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/100066-tarikatlar-arasindaki-fark.html)

Cerrah 27.04.25 22:11

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 671514)
Maide 55

اِنَّمَا وَلِيُّكُمُ اللّٰهُ وَرَسُولُهُ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا الَّذ۪ينَ يُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَهُمْ رَاكِعُونَ


İnnemâ veliyyukumu(A)llâhu verasûluhu velleżîne âmenû-lleżîne yukîmûne-ssalâte
veyu/tûne-zzekâte vehum râki’ûn(e)


Sizin veliniz, dostunuz, koruyucunuz, emrinde olduğunuz otorite yalnız Allah'tır, Rasulüdür, iman edenlerdir. Onlar namazı erkanına, şartlarına, vaktine riayet ederek âşikâre kılanlar, Hakka ve tevhide yönelenler cemaatle namaza muntazam devam edenler, saygıyla Allah'ın emirlerine itaat edenler, İslâmî faaliyetlere-kamu hizmetine katılıp, vicdanlarını, servetlerini, sosyal bünyelerini arındıran, berekete vesile olan zekâtı verenlerdir.

Maide 55 bu ,
Burada senin dediklerin nerede geçiyor

Hocam bazı meallerde ayetin son kısmını rüku ederken zekatı verirler olarak çeviriyorlar .biz Arapça bilmedigimiz için anlayamıyoruz ,ben Ömer Döngeloğlu hocadan dinlemisitim Hz Ali rüku ederken parmağındaki yüzüğü mescide gelen kişiye sadaka olarak veriyor diye .

imas 27.04.25 22:14

Alıntı:

Orxan Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 671512)
Ben maidə 55 e göre halife Hz Ali .a. dır derim
Hocam birde olmazmı şia değilde başka örnek getirseniz ben şiayım(caferi) ya ...
وَقَرْنَ فِي بُيُوتِكُنَّ وَلَا تَبَرَّجْنَ تَبَرُّجَ الْجَاهِلِيَّةِ الْأُولَىٰ ۖ وَأَقِمْنَ الصَّلَاةَ وَآتِينَ الزَّكَاةَ وَأَطِعْنَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ ۚ إِنَّمَا يُرِيدُ اللَّهُ لِيُذْهِبَ عَنكُمُ الرِّجْسَ أَهْلَ الْبَيْتِ وَيُطَهِّرَكُمْ تَطْهِيرًا
Vüqarla öz evlərinizdə qərar tutun, ilkin cahiliyyət dövründəki (qadınların) çıxdığı kimi (bəzək-düzəkli, hicaba riayətetmədən) camaat arasına çıxmayın, namaz qılın və zəkat verin, (şəriət hökmlərində) Allaha və (İlahi rəhbərliyə aid məsələlərdə)Onun Rəsuluna itaət edin, həqiqətən, Allah (xüsusi yaradılış iradəsi ilə) siz (Peyğəmbərin) Əhli-Beyt(in)dən (əqidə, əxlaq vəəməllərdə) hər cür (növ) pisliyi təmizləmək və sizi -paklığın bütün cəhətlərində - pak etmək istəyir.

Ayeti bile bilmiyorsun

Ahzab 33 ayet
وَقَرْنَ ف۪ي بُيُوتِكُنَّ وَلَا تَبَرَّجْنَ تَبَرُّجَ الْجَاهِلِيَّةِ الْاُو۫لٰى وَاَقِمْنَ الصَّلٰوةَ وَاٰت۪ينَ الزَّكٰوةَ وَاَطِعْنَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُۜ اِنَّمَا يُر۪يدُ اللّٰهُ لِيُذْهِبَ عَنْكُمُ الرِّجْسَ اَهْلَ الْبَيْتِ وَيُطَهِّرَكُمْ تَطْه۪يرًاۚ


Vekarne fî buyûtikunne velâ teberracne teberruce-lcâhiliyyeti-l-ûlâ(s) ve akimne-ssalâte ve âtîne-zzekâte ve ati’na(A)llâhe ve rasûleh(u)(c) innemâ yurîdu(A)llâhu liyużhibe ‘ankumu-rricse ehle-lbeyti veyutahhirakum tathîrâ(n)

Ve evlerinizde oturun ve ilk cahiliyet devrinde olduğu gibi sokaklara çıkmayın ve namaz kılın ve zekat verin ve itaat edin Allah'a ve Peygamberine. Ancak ve ancak Allah, ey Ehli Beyt, sizden her çeşit pisliği, suçu gidermek ve sizi tam bir temizlikle tertemiz bir hale getirmek diler.

Nerede burada 12 imam günahsızdır diye bir şey geçmiyor
Ehli beyti tertemiz hale getirmek diler
Diyor

Ayeti meali bu birde tefsirine bakmak lazım

Orxan 27.04.25 22:15

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 671514)
Maide 55

اِنَّمَا وَلِيُّكُمُ اللّٰهُ وَرَسُولُهُ وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا الَّذ۪ينَ يُق۪يمُونَ الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَهُمْ رَاكِعُونَ


İnnemâ veliyyukumu(A)llâhu verasûluhu velleżîne âmenû-lleżîne yukîmûne-ssalâte
veyu/tûne-zzekâte vehum râki’ûn(e)


Sizin veliniz, dostunuz, koruyucunuz, emrinde olduğunuz otorite yalnız Allah'tır, Rasulüdür, iman edenlerdir. Onlar namazı erkanına, şartlarına, vaktine riayet ederek âşikâre kılanlar, Hakka ve tevhide yönelenler cemaatle namaza muntazam devam edenler, saygıyla Allah'ın emirlerine itaat edenler, İslâmî faaliyetlere-kamu hizmetine katılıp, vicdanlarını, servetlerini, sosyal bünyelerini arındıran, berekete vesile olan zekâtı verenlerdir.

Maide 55 bu ,
Burada senin dediklerin nerede geçiyor

Hocam yanlışlıkla alıntıyı kendime yapmışım önceki sayfada

imas 27.04.25 22:24

Alıntı:

Orxan Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 671516)
إِنَّمَا وَلِيُّكُمُ اللَّهُ وَرَسُولُهُ وَالَّذِينَ آمَنُوا الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلَاةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَهُمْ رَاكِعُونَ
Həqiqətən, sizin başçınız və işlərinizin ağası yalnız Allah, Onun peyğəmbəri və iman gətirənlər - namaz qılıb rüku halındazəkat verən kəslərdir. (Hər iki məzhəb tərəfindən nəql edilmiş rəvayətlərə əsasən, cəm şəkildə buyurulan bu ayənin yeganənümunəsi Əli (ə) və onun rüku halında üzük bağışlamasıdır).
Birde hocam bu video var çok güzel [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

Ayetin arapçasında عَلِيُّ diye bir isim geçmiyor
Ayrıca iki mezhep dediğin hangi mezhepler

Orxan 27.04.25 22:29

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 671522)
Ayetin arapçasında عَلِيُّ diye bir isim geçmiyor
Ayrıca iki mezhep dediğin hangi mezhepler

Nisbet ediliyor Hocam ben bu konuşmanın sonunu görmüyorum çünki çok uzun ,
video açıldımı?

Sessizadam 27.04.25 22:43

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 671507)
Cinlere hükmetme farklı
Ölü diriltme farklı hemde çok farklı bir şey, azrailin kefesine koyduğu 10 larca ruhu azraile tokat atıp gerisin geri cesetlere dağıtmak hiç bir yaratılmışın gücü ve harcı değildir bu Allahın kanunlarına aykırıdır. Bazı peygamberlere bu hak sadece insanları hak yola davet etmek için mucize kabilinden verilmiştir, öyle hizmetkarının çok üzüldüğü için ölen bir yakınının ruhunu sırf hizmetkarı memnun etmek için yapılacak bir şey değildir, ayrıca evliya krametlerinin dereceleri hiç bir zaman peygamber mucizelerine ulaşamaz..
Ölü diriltme kitaplara sonradan ilave edilmiş uydurmalar, haliya binip 30 tanesinin birden uçtuğu gibi,
Bunuda bu hale getiren her şeyi şeyhten bekleyen tasavvufun fanatik bir bölümü vardır onlar işte,
Tatarın bağdatı işgalinde 1 tatar savaşçının depoya saklanan 100 fanatik tasavvufçunun 99 unu kılıçla öldürüp 1 tanesinin yaralı kurtulma vakası gibi...



İşte ben her ikisininde yanlış olduğunu söylüyorum,
12 imamda günahsız olamaz ,
Hiç bir evliyada günahsız olamaz, her insan günah işleyebilir

Ayrıca sen şia mısın, caferimisin?

Şimdi deccalin bir kişiyi öldürüp diriltmesi varken evliyaya niye olmasın,dereceleri hiçbir zaman peygamber mucizelerine ulaşamazın kaynağı nedir?
Yada deccal peygamberle aynı makamda mı ki ona diriltme yetkisi verilmiş?
Benim bildiğim ehli sünnete göre peygamberin mucizesi evliyaya keramet olarak verilebiliyor.

Bu da bir kaynak

Evliyanın kerametleri de, tâbi oldukları peygamberin mucizelerinin bir parçası olmaları itibari ile mucizelerden destek görür. Yoksa bazılarının zannettiği gibi, kerametin varlığı mucizeye muhalif olmaz. Yani mucize peygamberligi ispat eden delillerden ise, kerametin varlığı kabul edilmesi halinde delil olmaktan çıkar, çünkü mucize gibi olan kerametin de evliyanın peygamber olmasını gerektirir, denemez. Çünkü her veli kerametini o peygambere inandığı için elde etmiştir ve kendi kerameti dahi onun mucizesinin bir parçasıdır. Dolayısıyla her keramet, peygamberin mucizesinin sonuç itibari ile de peygamberliğinin hak ve gerçek olduğunu da gösterir.(Ali el-Kârî, Serhu`1-Fıkhı`1-Ekber,113)

Orxan 27.04.25 22:55

Alıntı:

Emirbhr34 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 671505)
Evliyâlık yolları arasında Silsile-tüz-zeheb yolu, Sıddîk-i ekberin “radıyallahü anh” yolu olduğundan, bu yolun yolcuları uyanık olur.
Onun için de, yolların en üstünüdür. Başka yoldaki Evliyâ, bunların kemâlâtına nasıl yetişebilir? Onların içyüzünü nasıl anlıyabilir? Bu yolun yolcularının, bu işde kârları müsâvîdir demek istemiyorum. Belki milyonda biri böyle olabilirse ni’metdir, se’âdetdir. Peygamberimizin “sallallahü aleyhi ve sellem” haber verdiği hazret-i Mehdî, vilâyetin en yüksek derecesinde olacağına göre, o da bu yoldan yetişmiş ve bu yolu temâmlamış
ve düzeltmiş olacakdır. Çünki bütün vilâyet yolları, bu yoldan aşağıdır ve ulaşdıkları vilâyetlerde, Peygamberlik makâmının kemâllerinden az birşey vardır. Bu yoldan kazanılan Evliyâlıkda ise, Sıddîk-ı ekberin “radıyallahü anh” yolu olduğu için, o kemâlâtdan pekçok bulunur.
Mektûbât-ı Rabbani

Şimdi ne oldu nakşidenmi çıkacak hz Mehdi (a) bana bir kaynakla bilindik bir alim kısa şekilde görüşünüzü (sünnilerin) açıklaya bilirmisiniz ?

imas 27.04.25 23:03

Alıntı:

Sessizadam Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 671528)
Şimdi deccalin bir kişiyi öldürüp diriltmesi varken evliyaya niye olmasın,dereceleri hiçbir zaman peygamber mucizelerine ulaşamazın kaynağı nedir?
Yada deccal peygamberle aynı makamda mı ki ona diriltme yetkisi verilmiş?
Benim bildiğim ehli sünnete göre peygamberin mucizesi evliyaya keramet olarak verilebiliyor.

Bu da bir kaynak

Evliyanın kerametleri de, tâbi oldukları peygamberin mucizelerinin bir parçası olmaları itibari ile mucizelerden destek görür. Yoksa bazılarının zannettiği gibi, kerametin varlığı mucizeye muhalif olmaz. Yani mucize peygamberligi ispat eden delillerden ise, kerametin varlığı kabul edilmesi halinde delil olmaktan çıkar, çünkü mucize gibi olan kerametin de evliyanın peygamber olmasını gerektirir, denemez. Çünkü her veli kerametini o peygambere inandığı için elde etmiştir ve kendi kerameti dahi onun mucizesinin bir parçasıdır. Dolayısıyla her keramet, peygamberin mucizesinin sonuç itibari ile de peygamberliğinin hak ve gerçek olduğunu da gösterir.(Ali el-Kârî, Serhu`1-Fıkhı`1-Ekber,113)

Deccale o yetkiyi Allah verdi
Verdiğin örneğin dediğinle bir alakası yok
Bana internetten kopyala yapıştır la gelme
Ayrıca sen istediğin gibi inan, seni bir şeye inandırmak çok zor..

imas 27.04.25 23:10

Alıntı:

Orxan Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 671523)
Nisbet ediliyor Hocam ben bu konuşmanın sonunu görmüyorum çünki çok uzun ,
video açıldımı?

Video açıldı, ve adam çok doğru söylüyor , durumu tam şekliyle açıklıyor...

Sessizadam 27.04.25 23:17

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 671536)
Deccale o yetkiyi Allah verdi
Verdiğin örneğin dediğinle bir alakası yok
Bana internetten kopyala yapıştır la gelme
Ayrıca sen istediğin gibi inan, seni bir şeye inandırmak çok zor..

İnternettenle ne ilgisi var ben size kitap ismiyle veriyorum.
Misal şuanda herkesin bildiği yakın zamanda bir evliyanın
İstanbul'dan tayyi mekanla Kıbrıs'a gidip savaştığı var.bicakla doğramıs düşman askerini ,bunun gibi kerametler var nasıl bu kadar emin konuşuyorsun derseniz kanitli meseleler var.bizzat bildiğim olaylar var.

Kanıt,kaynak olduktan sonra neden inanmayayım.

Orxan 27.04.25 23:30

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 671537)
Video açıldı, ve adam çok doğru söylüyor , durumu tam şekliyle açıklıyor...

Hocam peki videodakı gibi alimler oturup konuştular şimdi şialar doğru çıkarsa sünniler ne olacak ve ya tam tersi sünniler doğru çıkarsa şialar ne olacak bunun hükmü nedir ?

Kulzeyn 28.04.25 01:44

Deccalin ölüleri diriltmesiyle alakalı kaynak verir misiniz bende okumak istiyorum

Mehemt 28.04.25 06:54

Alıntı:

Orxan Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 671506)
Hocam bizim konuyala ne alakamız var (ben şia yım ) ben ayet getirdim bununla ilgili , bide Allahın kararı olan İmameti siz bir günahı olan şeyhle bir mi tutuyor sunuz ?
Bide böyle çıkıyorki Bir İmamın ister kabul edersiniz ister kabul etmezsiniz öylemi ( bir şeyh makamıyla aynı tutarsak ) ?

Siz 12 imamı gunahsız kabul edemezsiniz. Bunun şeyhle veya başka bir şeyle kıyası yok. Masumiyet Peygamberlere özgüdür. 12 imam masum diye Ayet-i Kerime getiremezsin yok çünkü

Mehemt 28.04.25 06:58

Alıntı:

Orxan Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 671541)
Hocam peki videodakı gibi alimler oturup konuştular şimdi şialar doğru çıkarsa sünniler ne olacak ve ya tam tersi sünniler doğru çıkarsa şialar ne olacak bunun hükmü nedir ?

13e bölünmüş ve en sapıgı Hazreti Ali Efendimize Allah'ın yeryüzündeki halı gibi inanıyorsa bunun doğru okma ihtimalikafir birinin cennete gitmesi ihtimali kadar saçmalıktır

Alıntı:

Kulzeyn Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 671560)
Deccalin ölüleri diriltmesiyle alakalı kaynak verir misiniz bende okumak istiyorum

Deccal bir kavmin üzerine gelir ve onları dâvet eder. Onlar da ona iman edip kendisinin çağrısına uyarlar. Ardından semaya emreder, sema yağmur yağdırır. Yere emreder de, yer her türlü bitkiyi bitirir... Bir harabeliğe uğrar ve ona hitaben: ‘Hazinelerini ortaya çıkar’ diye emreder. Sonra yetişkin gençlik dolu bir civanmert çağırır. Onu kılıçla vurup, iki parça halinde keser. Parçalarını bir ok atımı mesafesi kadar birbirinden ayırır. Sonra, parçaladığı genci çağırır. O da hemen yüzü parıldayarak ve güler halde ona yönelir, gelir. ...” (Müslim, Fiten, 110)

imas 28.04.25 08:56

Alıntı:

Orxan Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 671541)
Hocam peki videodakı gibi alimler oturup konuştular şimdi şialar doğru çıkarsa sünniler ne olacak ve ya tam tersi sünniler doğru çıkarsa şialar ne olacak bunun hükmü nedir ?

şia dogru çıkar demiyor, şia sadece 12 imamdan geken hadisleri kabul edip digerlerini kabul etmedikleri için çok eksik kaliyorlar diyor,
mesela Hz aişeden gelen hadisi yok kabul edersen bir cok yerde yanilir eksik kalirsin ..

Orxan 28.04.25 10:33

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 671574)
şia dogru çıkar demiyor, şia sadece 12 imamdan geken hadisleri kabul edip digerlerini kabul etmedikleri için çok eksik kaliyorlar diyor,
mesela Hz aişeden gelen hadisi yok kabul edersen bir cok yerde yanilir eksik kalirsin ..

Anladım hocam Allah razı olsun

Orxan 28.04.25 10:44

Alıntı:

Mehemt Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 671566)
Siz 12 imamı gunahsız kabul edemezsiniz. Bunun şeyhle veya başka bir şeyle kıyası yok. Masumiyet Peygamberlere özgüdür. 12 imam masum diye Ayet-i Kerime getiremezsin yok çünkü

ayeti okumuyorsun sanırım ahzap 33 Hz Ali nin Hz Hasanın Hz Hüseynin bana günahını ıspatla
Caferi kaynaklarıyla ve kendi kaynaklarınızla
İkisinide istiyorum ve kurandan ehli beyt günah işlemiştir diye bi ayet getir
Ben günahsız olmalarına dair ayet getirdim sen günahkar olduklarına dair bi ayet getir bana

imas 28.04.25 11:34

Alıntı:

Orxan Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 671589)
ayeti okumuyorsun sanırım ahzap 33 Hz Ali nin Hz Hasanın Hz Hüseynin bana günahını ıspatla
Caferi kaynaklarıyla ve kendi kaynaklarınızla
İkisinide istiyorum ve kurandan ehli beyt günah işlemiştir diye bi ayet getir
Ben günahsız olmalarına dair ayet getirdim sen günahkar olduklarına dair bi ayet getir bana

sana diyorum ki ayet meali ile bir yere varamazsin, ayetin tefsiri olmadan ayetin ne dedigi neyi soyledigi anlasilamaz,

ayette onlar günahsiz demiyor bunu hz. ali ve cocuklarini kutsallastiran dokunulmaz sayan şia söylüyor,
senin tabirinle ( tabirin yanliştir)
madem ayette ehlibeyt günahsiz diyor, ehlubeytin icinde ve en önde gelenleri hz. peygamber sav. hanimlari bizim annelerimiz olan ve en cok sevdiği hanimi hz. Aişe ye şia niye küfrediyor
hz aişeye şia hem küfrediyor hemde diger ehlubeyti kutsallastiriyor

ayette hz. alinin ismi gecmiyor sen nerede hz ali geciyor onu göster

bak ahzab 33 ün tefsiri bu iyice oku....


AZHAB SURESİ 33. AYET TEFSİRİ

Allah Teâlâ Peygamber’inin hanımlarına ve çocuklarına seslenerek, şan ve şereflerini kirletebilecek günahlardan onları uzaklaştırmak istediğini ve kendilerini tertemiz yapmayı arzu ettiğini belirtiyor. Bu âyette olduğu gibi, bundan önceki dört âyette ve bu âyetin devamında Peygamber Efendimiz’in hanımlarına hitap edildiği görülmektedir. İşte bu sebeple Ehl-i Beyt denince öncelikle Resûlullah’ın hanımları hatıra gelir. Aşağıdaki hadiste Ehl-i Beyt deyiminin içine Peygamber Efendimiz’in hanımları, çocukları, torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin ile damadı Hz. Ali’nin girdiği açıklanacaktır.

Peygamber’ini günahlardan koruyan Allah Teâlâ, onun aile fertlerinin de günahlardan arınmalarını ve kendi huzuruna tertemiz gelmelerini diliyor. Peygamber yakını olduklarını düşünerek diğer insanlara da örnek olacak tarzda mükemmel bir hayat sergilemelerini istiyor.

Kaynak: Riyazüs Salihin,


bak Allah onlar tertemiz demiyor, temiz olmalarini diler diyor ki, ayni zamanda ehli beytin en onde gelenleri hz. peygamberin hanimlar ve cocuklaridir...


son olarak , bu tartişmalar 1500 yildir hic bitmedi kiyamete kadarda bitmeyecek,
bunu bilen hz. peygamber
kitap ehli 72 fırkaya ayrildi,
brnim ümmetim de 73 fırkaya ayrilacak bunlarin 72 fırkasi cehenneme , 1 fırkasi cennete gidecek diyor,
kiyamete ve hesap gününe az kaldi, huzuru mahserde hep beraber cennete girecek 1 firkayla , cehennem ehli olacak 72 firkayi hep beraber görecegiz...

Alıntı:

Orxan Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 671589)
ayeti okumuyorsun sanırım ahzap 33 Hz Ali nin Hz Hasanın Hz Hüseynin bana günahını ıspatla
Caferi kaynaklarıyla ve kendi kaynaklarınızla
İkisinide istiyorum ve kurandan ehli beyt günah işlemiştir diye bi ayet getir
Ben günahsız olmalarına dair ayet getirdim sen günahkar olduklarına dair bi ayet getir bana

sana bir soru;
Hz fatima vefaat ettikten sonra , hz Ali kac defa daha evlendi kac cocugu oldu ..

Yusufiyeli 28.04.25 12:36

Alıntı:

Orxan Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 671589)
ayeti okumuyorsun sanırım ahzap 33 Hz Ali nin Hz Hasanın Hz Hüseynin bana günahını ıspatla
Caferi kaynaklarıyla ve kendi kaynaklarınızla
İkisinide istiyorum ve kurandan ehli beyt günah işlemiştir diye bi ayet getir
Ben günahsız olmalarına dair ayet getirdim sen günahkar olduklarına dair bi ayet getir bana

Me'ani'l-Ahbar'ındaki bir rivayete bakılırsa, Ehl-i Beyt Şeyh Saduk diye şöhret bulan İbn Babeveyh el-Kummi'nin (ö. imamlarının günahtan korunmuş oldukları fikri -muhtemelen- ilk defa İmamiyye Şiası'nın dördüncü imamı Ali b. Hüseyin Zeynelabidin tarafından dile getirilmiştir. İlgili rivayette Zeynelabidin, “Bizden [Ehl-i Beyt'ten] olan imam ancak ve ancak masum olur. Ne ki ismet yaratılışın (hilkat) görünür veçhesiyle ilgili bir sıfat değildir. Dolayısıyla bu sıfat zahiri düzeyde tanınıp bilinmez. Bu yüzden, ismet mutlak surette nassa dayalı olur.” demiş ve "Ey Rasul evladı! Peki, o halde 'masum' ne anlama gelir?" şeklindeki bir soruya da şöyle cevap vermiştir: "Masum, Allah'ın ipine [Kur'an] sımsıkı sarılan kimse demektir. İmam ve Kur'an kıyamete kadar birbirinden ayrılmaz. İmam'ın gösterdiği yol Kur'an'a, Kur'an'ın gösterdiği yol İmam'a çıkar. Bu da tam anlamıyla, ‘İşte bu Kur'an dosdoğru yola iletir' [İsra suresi ayet 9] mealindeki ilahi beyanda ifadesini bulur."( Şeyh Sadük, Me'ani'l-Ahbar, Kum 1403, s. 132.)

Bu rivayet sahih kabul edildiği takdirde imamlara masumiyet atfetme düşüncesinin İmamiyye Şiası'nın diğer Şii firkalardan kendisini tefrik edip on iki imam doktrinini temellendirmeye çalıştığı hicri 4. (10.) asrın ikinci yarısından çok önceki bir zaman diliminde seslendirildiğini söylemek gerekir. Bununla birlikte, Zeynelabidin'in "masum" kelimesine "Allah'ın ipine (Kur'an'a) sımsıkı sarılan kimse" manasından fazla bir muhteva yüklemediği de belirtilmelidir. Ayrıca, Zeynelabidin'e isnat edilen rivayetin sıhhati müsellem değildir. Çoğunluğa göre rivayetin uydurma olması kuvvetle muhtemeldir. Zira İmam Zeynelabidin'in torunu olan ve Şia'nın hemen bütün itikadi doktrinlerinde kurucu figür olarak kendisine atıfta bulunulan İmam Ca'fer es-Sadık dahi imamların masumiyetinden söz etmediği gibi bildik anlamda bir imamet iddiasını da seslendirmemiş; aksine erken dönem Şii-İmami müelliflerden İbn Ebi Zeyneb diye de anılan Ebu Abdillah en-Nu'mani'nin Kitabü'l-Gaybe'si ile diğer bir- Çok Şii kaynakta nakledilen bir dizi rivayette belirtildiği üzere, bazı insanların kendisine imam, vasi, mehdi gibi birtakım sıfatlar yakıştırmasıyla ilgili olarak, "Kimileri iddia ediyor ki [güya] ben kendilerinin imamıymışım. Allah'a yemin olsun ki ben onların imamı falan değilim. Allah lanet etsin onlara! Zira ben ne zaman bir şeyi sır bilip sakladıysam onlar her defasında o sırrımı faş ettiler. Ben bir konuda 'Şu şöyledir' dedim; onlar kalkıp 'O şunu demek istedi' diye söylediler. Gerçekte ben sadece bana uyanların imamıyım.
(Ebu Abdillah Muhammed b. İbrahim en-Nu'mani, Kitabü'l-Gaybe, Tahran) şeklinde bir serzenişte bulunmuştur. Ayrıca, Ebu Ali et-Tabersi'nin Yunus b. Ya'kub'tan naklettiği bir rivayete göre Ca'fer es-Sadık, "Peygambere itaat vacip olduğu gibi sana da itaat vacip mi?" sorusuna, "Hayır” diye cevap vermiş ve yine "Sizin aranızda kendisine itaat farz olan bir imam var mı?" tarzındaki sorulardan da rahatsızlık duyduğunu belirtmiştir. (Ebu Ali el-Fadl b. el-Hasen et-Tabersi, I'lamü'l-Vera, Tahran trs., s. 280- 87)
Emevilerin son dönemleri ile Abbasilerin ilk dönemlerinde yaşayan ve her iki dönemde de siyasetten uzak kalmaya özen gösteren Ca'fer es-Sadık'ın kendisine imam, mehdi gibi sıfatlar atfedilmesinden rahatsızlık duyduğuna ilişkin bilgiler, belirttiğim referanslardan da anlaşılacağı gibi, erken dönem Şii kaynaklarda yer almaktadır. Dolayısıyla söz konusu bilgilerin Şia'ya muhalif çevrelerce üretilmediği açıktır. Diğer taraftan, ilgili kaynaklardaki rivayetlerden Ca'fer es-Sadık'ın kendisine mehdilik, vasilik, peygamberlik ve hatta ilahlık atfeden Hattabiyye, Muammeriyye, Beziğiyye, Muğiriyye ve Beyaniyye gibi aşırı Şii gruplardan (Gulat-ı Şia) teberri ettiği, ayrıca Cabir el-Cu'fi, Zürare b. A'yen, Hişam b. Sa- lim el-Cevaliki Hişam b. Hakem ve Şiilerce "Mü'minüttak", muhaliflerince "Şeytanüt- tak" diye anılan Ebu Ca'fer el-Ahvel gibi meşhur öğrencilerinin kimi görüş ve iddialarından da ciddi şekilde rahatsızlık duyduğu anlaşılmaktadır. (Mehmet Atalan, Şiiliğin Farklılaşma Sürecinde Ca'fer es-Sadık'ın Yeri, Ankara 2005, s. 117-149.)
Ca'fer es-Sadık'ın öğrencileri arasında Hişam b. Hakem'e ayrı bir bahis açmak gerekir. Çünkü Hişam b. Hakem Şii-İmami gelenekteki imamet ve ismet nazariyesinin teşekkülünde kurucu bir figür gibi gözükmektedir. Mezhepler tarihiyle ilgili klasik kaynaklarda Hişam'ın Allah'ı üç boyutlu konkre bir varlık olarak tasavvur ettiği, ayrıca Allah'ın nesneler dünyasındaki olayları ancak vuku buldukları zaman itibariyle bildiği gibi birtakım uç Siyasi ve Keskin fikirleri savunduğu belirtilmiş ve bu tür fikirlerinden dolayı İbn Kuteybe gibi bazı Sünni alimlerce Gulat-ı Şia'dan (Rafizi-Gali) kabul edilmiştir.( İbn Kuteybe, Te'vilü Muhtelefi'l-Hadis, s. 53.)
Bağdadi gibi diğer bazı Sünni alimler ise Hişam'ın imamet konusunda İmamiyye Şiası'yla aynı çizgide yer aldığını ve fakat "Peygamberlerin günah işlemeleri mümkündür" şeklindeki görüşünden ötürü diğer bazı İmamiyye Şiası mensupları tarafından tekfir edildiğini belirtmiştir.( Ebu Mansur Abdülkahir b. Tahir el-Bağdadi, el-Fark beyne'l-Furak, Beyrut trs., s. 68.)
Buna karşılık bazı Şii-İmami müellifler biyografik eserlerinde Hişam b. Hakem'e çok geniş bir yer ayırmışlar, (Ebu Amr Muhammed b. Ömer el-Keşşi, İhtiyaru Marifeti'r-Rical (Rica- lü'l-Keşşi), Meşhed, 1348 hs., s. 255-280) Şeyh Saduk gibi kimi meşhur Şii alimler ise Hişam'dan söz ederken, "Allah ondan razı olsun" ifadesini kullanmışlardır.( İbn Babeveyh el-Kummi, Kemalüddin ve Temamü'n-Ni'me, II. 362. Hişam b. el-Hakem hakkında daha geniş bilgi için bkz. Montgomery Watt, İslam Düşüncesinin Teşekkül Devri, çev. Ethem Ruhi Fığlalı, Ankara 1981, s. 234-237; Atalan, Şüiliğin Farklılaşma Sürecinde Ca'fer es-Sadık'ın Yeri, s. 119-122; Metin Bozan, İmamiyye'nin İmamet Nazariyyesi'nin Teşekkül Süreci, (yayımlanmamış doktora tezi), Ankara 2004, s. 52-57; Mustafa Öz, "Hişam b. Hakem", DIA, İstanbul 1998, 18.cilt. 153-154.
(1983), s. 138.)

Şii gelenekte masum imam nazariyesi galip ihtimalle ilk defa Hişam b. Hakem tarafından formüle edilmiştir.( Avni ilhan, "İmamet Nazariyesinde Seçim ve Nass Münakaşası", DEÜİFD, I 1983 sayfa 138) İmamet konu- sunda Kitabü'l-İmame, Kitabü't-Tedbir fi'l-İmame, Kitabü'l-Va- siyye ve'r-Red 'ala men Enkereha, Kitabün fi İmameti'l-Mefdul (Kitabü'r-Red 'ala men Kale bi İmameti'l-Mefdul), Kitabü İhtila- fi'n-Nas fi'l-İmame ve Kitabü'l-Mecalis fi'l-İmame gibi bir dizi eser yazdığı bilinen Hişam, (Hişam b. Hakem'e atfedilen eserler için bkz. Ebü'l-Ferec Muhammed b. Ebi Yakub İbnü'n-Nedim, el-Fihrist, Beyrut 1997, s. 217-218; Ebü'l-Abbas Ahmed b. Ali en-Necaşi, Ricalü'n-Necaşi, Kum 1407, s. 433.)
Hz. Ali'nin nas ve tayin yoluyla imametinden söz etmiş ve imamet makamının onun soyundan gelenlere mahsus olduğunu ileri sürmüştür. Bu çerçevede imamların kutsallık ve masumiyetlerinden de söz eden Hişam bütün bu görüşlerini akli ve nakli delillerle temellendirmeye çalışmıştır.
Hişam b. Hakem'in akli istidlalleriyle hicri 2. (8.) asrın ortalarında belli bir içerik kazanan ismet nazariyesi imamların sayısının on iki ile sınırlandırıldığı hicri 4. (10.) asrın ikinci yarısından itibaren tedrici olarak Şeyh Saduk ve Şeyh Müfid gibi Şii-İmami alimler tarafından olgunlaştırılmıştır. Masumların sayısı galip ihtimalle on ikinci imamın 260 (874) yılına rastlayan gaybetinden sonra on dört olarak belirlenmiştir. Bu çerçevede masumlar listesine Hz. Peygamber ve on iki imamin yanı sıra Hz. Fatıma da eklenmiş ve toplam on dört kişiden oluşan masumlar tarihsel süreçte "Çardeh Ma'sum-i Pak" tabiriyle anılmıştır. Bu arada Hz. Fatıma'nın ismeti, masumiyeti gerektiren iki makam, yani nübüvvet ile imamet arasında bağ oluşturmasıyla açıklanmıştır. (Şia'da on dört masum anlayışı hakkında daha geniş bilgi için ( Hamid Al- gar, "Çardeh Ma'sum-i Pak", DIA, İstanbul 1993, 8. Cilt 227-228.)
Kaynaklardaki rivayet malzemesinden anlaşıldığı kadarıyla Şii gelenekte imamlara atfedilen ismet sıfatının birtakım akli ve nakli istidlallerle müdellel kılma çabalarına öncülük eden figür de yine Hişam b. Hakem'dir.

Mehemt 28.04.25 12:50

Alıntı:

Orxan Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 671589)
ayeti okumuyorsun sanırım ahzap 33 Hz Ali nin Hz Hasanın Hz Hüseynin bana günahını ıspatla
Caferi kaynaklarıyla ve kendi kaynaklarınızla
İkisinide istiyorum ve kurandan ehli beyt günah işlemiştir diye bi ayet getir
Ben günahsız olmalarına dair ayet getirdim sen günahkar olduklarına dair bi ayet getir bana

Yaw sen ne Ayeti getirdin? Yazdıgın ayette günahkar degildirler diyor mu sen şakamısın sen okuduğunu da mı anlamıyorsun? 12 imam diyip 3 tanesinin günahkar olup olmadıgını soruyorsun farkında bile olmadan kendi inancını kabul etmiyorsun. Bana 12 imamın günahsız olduğuna dair delil getir. Bir de delil getirdim diyrosun şakamısın sen. Peygamberler dışında herhangi bir insanınasum olduguna dair kaynak ver. Hangi Ayeti Kerime hangi Hadis-i Şerif Peygamberlerden başka masum olduğunu söylüyor? 1 tane delil getir bana.

Alıntı:

Orxan Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 671589)
ayeti okumuyorsun sanırım ahzap 33 Hz Ali nin Hz Hasanın Hz Hüseynin bana günahını ıspatla
Caferi kaynaklarıyla ve kendi kaynaklarınızla
İkisinide istiyorum ve kurandan ehli beyt günah işlemiştir diye bi ayet getir
Ben günahsız olmalarına dair ayet getirdim sen günahkar olduklarına dair bi ayet getir bana

Ki zaten sana cevap vermişler hani niye cevap yazamamışsın? Mealden din ögrenilmez. Yaw onu da geçtim meal senin dediğini söylemiyor bile sen saçma sapan mana veriyorsun yazdığın Ayet-i Kerime meali 12 imam masum demiyor sana sen ua okuduğunu bile anlamıyorsun ya da ezbere dayatılan şeyler dışına çıkamıyorsun. Bana kalırsa ikiside...

Yusufiyeli 28.04.25 15:22

Alıntı:

Orxan Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 671589)
ayeti okumuyorsun sanırım ahzap 33 Hz Ali nin Hz Hasanın Hz Hüseynin bana günahını ıspatla
Caferi kaynaklarıyla ve kendi kaynaklarınızla
İkisinide istiyorum ve kurandan ehli beyt günah işlemiştir diye bi ayet getir
Ben günahsız olmalarına dair ayet getirdim sen günahkar olduklarına dair bi ayet getir bana

Ahzab 33. ayet
.. إِنَّمَا يُرِيدُ اللَّهُ لِيُذْهِبَ عَنكُمُ الرِّجْسَ أَهْلَ الْبَيْتِ وَيُطَبَرَكُمْ تَطْهِيرًا...
"Ey ehl-i beyt! Allah, ancak pisliği/ricsi sizden uzak tutmak ve sizi tertemiz yapmak istiyor!"
Pek çok müfessirin "Ehl-i Beyt" kavramını tartışırken delil olarak gösterdiği metin, 33. ayetin, sadece bir kısmıdır; o da bir sonuç cümlesi niteliğindedir. Ayetin çoğunlukla göz önünde bulundurulmayan baş tarafı şöyledir:
وَقَرْنَ فِي بُيُوتِكُنَّ وَلَا تَبَرَّجْنَ تَبَرُّجَ الْجَاهِلِيَّةِ الْأُولَى وَأَقِمْنَ الصَّلَاةَ وَآتِينَ الزَّكَاةَ وَأَطِعْنَ
اللَّهَ وَرَسُولَهُ
"Evlerinizde oturun, eskiden cahiliye dönemindeki gibi dikkat çekecek biçimde süslenip yıldızvari sokağa çıkmayın, namazı ikame edin, zekatı verin, Allah'a ve Elçisine itaat edin! Ey ehl-i beyt..." Bu durumda, ilk iki ayette olduğu gibi, bu ayette de doğal olarak, kendilerine hitap edilen kimseler ve kastedilen asıl mana ka- palı kalmaktadır. Bağlamından kopartılmış her metne, elbette istenilen mana verilebilir; ancak, iyi bilinir ki, bu şekilde verilen mananın, asıl söz sahibinin o metindeki muradını yansıtmayacağı açıktır. O sebeple biz, önce 33. Ayetin tamamını, sonra da konu bütünlüğü içerisinde geçtiği pasajla birlikte konunun bütününü görüp ona göre elde edilecek manayı değerlendirmek durumundayız.
وَقَرْنَ فِي بُيُوتِكُنَّ وَلَا تَبَرَّجْنَ تَبَرُّجَ الْجَاهِلِيَّةِ الْأُولَى وَأَقِمْنَ الصَّلَاةَ وَآتِينَ الزَّكَاةَ وَأَطِعْنَ
اللَّهَ وَرَسُولَهُ إِنَّمَا يُرِيدُ اللَّهُ لِيُذْهِبَ عَنكُمُ الرِّجْسَ أَهْلَ الْبَيْتِ وَيُطَهِّرَكُمْ تَطْهِيرًا
"Evlerinizde oturun, eskiden cahiliye dönemindeki gibi dikkat çekecek biçimde süslenip yıldızlaşarak sokağa çıkmayın, namazı ikame edin, zekatı verin, Allah'a ve Elçisine itaat edin! Ey ehl-i beyt! Allah, ancak pisliği sizden uzak tutmak ve sizi tertemiz yapmak istiyor! "
Belli ki, bir atf-ı beyan konumundaki "vav" ile başlayan ayet, öncesi de olan bir emirler, yasaklar ve nasihatler cümle- sinden söz etmektedir. O halde bu emir, yasak ve öğütlere konu olan ayetin öncesini de tanımakta yarar vardır. Ayetin siyakı da şudur:
يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ قُل لِأَزْوَاجِكَ إِن كُنتُنَّ تُرِدْنَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا وَزِينَتَهَا فَتَعَالَيْنَ أُمَتِّعْكُنَّ
وَأُسَرِحْكُنَّ سَرَاحًا جَمِيلًا . وَإِن كُنتُنَّ تُرِدْنَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ وَالدَّارَ الْآخِرَةَ فَإِنَّ اللَّهَ أَعَدَّ لِلْمُحْسِنَاتِ مِنكُنَّ أَجْرًا عَظِيمًا . يَا نِسَاء النّبِيِّ مَن يَأْتِ مِنكُنَّ بِفَاحِشَةٍ مُّبَيِّنَةٍ يُضَاعَفْ لَهَا الْعَذَابُ ضِعْفَيْنِ وَكَانَ ذَلِكَ عَلَى اللهِ يَسِيرًا يَا نِسَاء النَّبِي لَسْتُنَّ كَأَحَدٍ مِّنَ النِّسَاء إِنِ اتَّقَيْتُنَّ فَلَا تَخْضَعْنَ بِالْقَوْلِ فَيَطْمَعَ الَّذِي فِي قَلْبِهِ مَرَضٌ وَقُلْنَ قَوْلًا مَّعْرُوفًا . وَقَرْنَ فِي بُيُوتِكُنَّ وَلَا تَبَرَّجْنَ تَبَرُّحَ الْجَاهِلِيَّةِ الْأُولَى وَأَقِمْنَ الصَّلَاةَ وَآتِينَ الزَّكَاةَ وَأَطِعْنَ اللَّهَ وَرَسُولَهُ إِنَّمَا يُرِيدُ اللهُ لِيُذْهِبَ عَنكُمُ الرِّجْسَ أَهْلَ الْبَيْتِ وَيُطَهِّرَكُمْ تَطْهِيرًا وَاذْكُرْنَ مَا يُتْلَى فِي بُيُوتِكُنَّ مِنْ آيَاتِ اللَّهِ وَالْحِكْمَةِ إِنَّ اللَّهَ كَانَ لَطِيفًا خَبِيرًا.
"Ey Peygamber! Hanımlarına de ki: 'Eğer siz, dünya hayatını ve onun ziynetini istiyorsanız gelin, size müt'alarınızı verip güzellikle sizi boşayayım," yok eğer Allah'ı, Rasulünü ve ahiret yurdunu dilerseniz, şüphe yok ki Allah, sizden iyiler için büyük bir mükafat hazırlamıştır.’’ Ey Peygamber Hanımları! Sizden kim, apaçık bir aşırılık yaparsa, onun cezası ikiye katlanır! Bilesiniz ki bu, Allah için kolay bir iştir... Kim de Allah'a ve Rasulü'ne, içtenlikle itaat eder ve salih iş yaparsa, ona da ecrini iki kere veririz; ayrıca ona, güzel de bir rızık hazırladık. Ey Peygamber hanımları! Eğer Allah'a ve Rasulüne karşı gelmekten sakınırsanız, siz diğer kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz... Eğer Allah'a karşı gelmekten sakınıyorsanız, yabancı erkeklerle çekici bir eda ile/özellikle kibar konuşmayın ki -kalbinde hastalık bulunanlar bir beklenti içerisine girmesinler; bilinen/normal söz söyleyin. Evlerinizde oturun, eskiden cahiliye dönemindeki gibi dikkat çekecek biçimde süslenip yıldızvari sokakta dolaşmayın; namazı ikame edin, zekatı verin, Allah'a ve Elçisine itaat edin! Ey ehl-i beyt! Allah, (size özel getirdiği bu kurallarla) ancak pisliği sizden uzak tutmak ve sizi tertemiz yapmak istiyor!" (Ahzab 28-34)
Ayetlerin satır araları dikkatle okunduğu zaman, metnin bütününden anlaşılıyor ki, Resulullah (sav) 'ın hayatta olan hanımları ki, o tarihte sayıları dokuz idi; hepsi veya bir kaçı, taht-ı nikahında bulunmakla şerefyab oldukları müstesna kişi Hz. Peygamber'e karşı bir tavır içerisine girmişler; onu üzecek nahoş davranışlarda bulunmuşlar. Konu da dünya hayatının geçici menfaati ve ziynetidir. Onların bu davranışı Allah'ı gayrete getirmiş olacak ki, Resulünü eşlerine karşı savunarak onun söylemeyi aklından bile geçirmediği şeyi onlara teklif etmesini emretmiştir. Nitekim ayetin nüzul sebebi de bu konuyu açıklamaktadır:
Ahzab suresi Medenİ surelerdendir. Mushaf-ı Osmani'de kronolojik sıralamaya göre 99., elimizdeki Kur'an'a göre 33. suredir. Bu sure, hicretin beşinci yılında Ahzab savaşından sonra pasajlar halinde indirilmeye başlanmış ve büyük bir ihtimalle hicretin altıncı yılında nüzulü tamamlanmıştır. İlk pasaj içerisinde yer alan 28-34. ayetlerin nüzul sebebi hakkında, birbirinden farklı iki görüş ve hepsi de ana fikir olarak bu iki görüş üzerinde toplanan pek çok rivayet bulunmaktadır.
Bunlardan bir görüşe göre, bir gün, önce Hz. Ebu Bekir (ra), ardından da Hz. Ömer (ra) Resulullah'ı (sav) ziyaret amacıyla hane-i saadetlerine geldiler. Baktılar ki, Peygamber'in
evinin önünde birkaç kişi oturmaktadır. Telaşlanarak hemen içeri girmek istediler, fakat onların da girmelerine izin verilmedi; çünkü Resulullah Enes (ra)'e; "Kimseyi içeri alma!" buyurmuştu. Enes, iki kayınpederinin eve girmekte ısrar ettiklerini Resulullah'a (sav) söyleyince, o da; 'Buyursunlar' dedi. Hz. Ebu Bekir ile Hz. Ömer içeri girdiklerinde, Resulullah'ı ve çevresinde oturmakta olan hanımlarını üzgün bir vaziyette gördü ve büyük bir endişe ile; "Kötü bir hal mi var, ya Rasulallah!?" dediler. Resulullah (sav): "İşte kızlarınız! Benden, kendileri için dünya nimetini ve ziynetlerini artırmamı istiyorlar; o da bende yoktur." dedi. Bunun üzerine Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer Allah'ın Elçisini üzdükleri için, kalkıp kızlarını dövmeye yeltendiler, fakat Resulullah, buna izin vermedi. İşte bu pasaj, bu olay üzerine indirilmiştir."( Buharİ, "Tefsir", 33/4, 5, VI/22, 23; Taberİ, XXI/99 vd.; İbn Kesir, VI/401)
Buhari’nin bu konuda Hz. Aişe'den naklettiği şu rivayet de bu görüşü desteklemektedir:
Hz. Aişe demiştir ki: Allah'ın Elçisine, eşlerinin, kendisi ile dünya nimetleri arasında bir tercih yapmaları emredildiği zaman, Resulullah (sav) önce bana geldi ve 'Aişe, sana bir emri tebliğ edeceğim, fakat cevap vermekte acele etme; hatta ebeveyninle istişare et, cevabını bana sonra bildir' dedi. Sonra da, "Ey Peygamber, hanımlarına de ki: 'Eğer siz, dünya hayatını ve onun ziynetini istiyorsanız gelin, size müt'alarınızı verip güzellikle boşayayım; yok eğer..." ayetlerini bana okudu. Dedim ki, 'ben bunlardan hangisini ebeveynimle istişare edecekmişim ki? Ben elbette Allah'ı ve Resulünü tercih ediyorum.' Benim bu cevabım üzerine Resulullah (sav), sırasıyla diğer hanımlarına da gitti... Hepsi de Allah'ı, Elçisini ve ahiret yurdunu tercih ettiler.( Buhari "Tefsir", 33/4, 5, VI/22, 23.)

Bu hadise, her iki taraf açısından da önemli bir hukuk meselesi olmalıdır ki, Allah, peygamberine emrediyor: Ey Peygamber, hanımlarına söyle, eğer onlar isteklerinden vazgeçmeyeceklerse, seninle dünya ziynetleri arasında bir tercih yapsınlar; şayet onlar, dünya hayatını ve ziynetlerini tercih edecek olurlarsa, onları, hiç zarara uğratmadan ve yakın gelecekte hiçbir sıkıntıya düşmelerine imkan vermeyecek tarzda güzelce boşa! Böylece onlar, istediklerine kavuşma imkanını bulmuş olur, sen de onların şikayetlerinden ve sana reva gördükleri eziyetlerinden kurtulursun. Yok eğer Allah'ı ve Elçisini tercih eder ve kifayetsiz de olsa, dünya nimetlerinden paylarına düşene kanaat gösterirlerse, onların peygamberi üzecek davranışlardan artık uzak durmaları gerekmekte ve pasaj içerisinde getirilmiş olan kurallara harfiyen uymalıdırlar.
[ Müt'; dünya hayatında bir insanın, herhangi bir biçimde ihtiyaçlarını karşılayan ve kendisinden faydalanılan yiyecek, giyecek ve benzeri cinsten geçimlik demektir. (Rağıb, "mta".) Ayrıca müt'a (nafaka); bir erkeğin, belli bir süre zaruri ihtiyaçlarını karşılaması için, boşadığı kadına, örfe uygun olarak vermesi gereken bir haktır ve "iyi insan" olmanın gereğidir. (Bakara 236)
gönüllerini hoşnut edecek kadar dünya nİmetinden ve ziynetinden yararlandırma imkanı bulunmuyordu. Oysaki dünya hayatının ziyneti, insan için, özellikle de mü'minler için (Araf 32, 33) var edilmiş ve gönüllere cazip kılınmıştır. (Al-i İmran, ayet 14) Peygamber'in hanımlarının da, hemcinsleri gibi, normal olarak dünya hayatının zİynetine ve süslenmeye karşı ihtiyaçları, belki de zaaflarının olması yadsınamazdı. Bu yüzden onlar, dünya hayatının nimetlerinden ve zİynetlerinden, yeterince yararlandırılmadıklarından şikayet ederek paylarının artırılmasını istediler ve bu isteklerinde biraz da ileri giderek Hz. Peygamber'i fazlasıyla üzdüler. Bu olaydan sonra, bir pasaj halinde söz konusu ayetler indirildi. (Müslim, "Talak", 29/1478; Taberİ, XXI/99 vd.; Vahidİ, Esbabu'n-Nüzul, s. 203; İbn Kesir, VI/401 vd.) Zemahşerİ demiştir ki: "Allah, özel statüleri gereği, Peygamber hanımlarını, hem terbiyeye davet ederek te'dİb, hem de onlara özgü bir takım şart ve hükümler indirerek onları tehdid etti." (Bkz, III/258)
( Buradaki 'fahişe', söz, iş ve davranışlarda aşırılık; peygamberi üzecek davranışlar anlamındadır, zina değil!.).]

(Kaynak: İSLAMIN ÜZERİNDE BEŞ GÖLGE PROF. DR. M. ZEKİ DUMAN FECR YAYINLARI SAYFA: 285-290)

Orxan 28.04.25 15:38

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 671593)
sana diyorum ki ayet meali ile bir yere varamazsin, ayetin tefsiri olmadan ayetin ne dedigi neyi soyledigi anlasilamaz,

ayette onlar günahsiz demiyor bunu hz. ali ve cocuklarini kutsallastiran dokunulmaz sayan şia söylüyor,
senin tabirinle ( tabirin yanliştir)
madem ayette ehlibeyt günahsiz diyor, ehlubeytin icinde ve en önde gelenleri hz. peygamber sav. hanimlari bizim annelerimiz olan ve en cok sevdiği hanimi hz. Aişe ye şia niye küfrediyor
hz aişeye şia hem küfrediyor hemde diger ehlubeyti kutsallastiriyor

ayette hz. alinin ismi gecmiyor sen nerede hz ali geciyor onu göster

bak ahzab 33 ün tefsiri bu iyice oku....


AZHAB SURESİ 33. AYET TEFSİRİ

Allah Teâlâ Peygamber’inin hanımlarına ve çocuklarına seslenerek, şan ve şereflerini kirletebilecek günahlardan onları uzaklaştırmak istediğini ve kendilerini tertemiz yapmayı arzu ettiğini belirtiyor. Bu âyette olduğu gibi, bundan önceki dört âyette ve bu âyetin devamında Peygamber Efendimiz’in hanımlarına hitap edildiği görülmektedir. İşte bu sebeple Ehl-i Beyt denince öncelikle Resûlullah’ın hanımları hatıra gelir. Aşağıdaki hadiste Ehl-i Beyt deyiminin içine Peygamber Efendimiz’in hanımları, çocukları, torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin ile damadı Hz. Ali’nin girdiği açıklanacaktır.

Peygamber’ini günahlardan koruyan Allah Teâlâ, onun aile fertlerinin de günahlardan arınmalarını ve kendi huzuruna tertemiz gelmelerini diliyor. Peygamber yakını olduklarını düşünerek diğer insanlara da örnek olacak tarzda mükemmel bir hayat sergilemelerini istiyor.

Kaynak: Riyazüs Salihin,


bak Allah onlar tertemiz demiyor, temiz olmalarini diler diyor ki, ayni zamanda ehli beytin en onde gelenleri hz. peygamberin hanimlar ve cocuklaridir...


son olarak , bu tartişmalar 1500 yildir hic bitmedi kiyamete kadarda bitmeyecek,
bunu bilen hz. peygamber
kitap ehli 72 fırkaya ayrildi,
brnim ümmetim de 73 fırkaya ayrilacak bunlarin 72 fırkasi cehenneme , 1 fırkasi cennete gidecek diyor,
kiyamete ve hesap gününe az kaldi, huzuru mahserde hep beraber cennete girecek 1 firkayla , cehennem ehli olacak 72 firkayi hep beraber görecegiz...



sana bir soru;
Hz fatima vefaat ettikten sonra , hz Ali kac defa daha evlendi kac cocugu oldu ..

İnn Mesut dedi :
Biz söylerdikki Mədinə şehrinin en üstün şahsı Ali ibn Əbu talibdir (a) Ahmet ibn hambel kitap fezailus sahabe cilt /1 s/748
Allah Resulu(s) Əlinin(a) icazətnamə yazmadığı heç kəs siratdan keçə bilməz Mənbə :Təbəri ər riyazun nəzirə cild /3 seh /137 çap.darul kutubil elmiyyə
Mənbə İbn Həcər Heytəmi əs səvaiqul muhriqə cild /12 səh/369 .çap .Muəssəsətur risalə
Hocam sizin söylediğiniz gibi bu konu 1500 yıldır devam ediyor bu bitmez Hocam Hz Fatimə (s) dan sonra evlendiği hanım ve çocukları çoklu rivayetler var ben bu mevzuya girmedim niyesi bu başlı başına bir konu bu konuyu burda konuşamayız ... Çok uzun ,Lakin ben itikadımada bu tür yaklaşımlardan hoşlanmadım ben en başta hiç kimsenin itikadına karışmadım başka söz yazmadım ,en azından ben varım ya burda ( caferi olarak ) benim için bu şia üzerinden gitmeyin lütfen bi hatamı edepsizliyimi gördüyseniz affınıza sığınırım

Sessizadam 11.05.25 17:46

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 671468)
Abdülkadir geylani şahı nakşibend Hz lerinin gelişini müjdeleyip,gelince ona bağlanın demiş.

Bunu kim diyor delili nedir? Nerede yazıyor?
Sakın ha şu videoda falan kişi öyle söylüyor diye bir videoyu delil gösterme?

Bağlanın konusuyla ilgili kaynakça buldum, gerçekten varmış demekki

imas 11.05.25 17:51

Alıntı:

Sessizadam Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 673972)
Bağlanın konusuyla ilgili kaynakça buldum, gerçekten varmış demekki

Hangi kaynak mış bu?

imas 11.05.25 17:54

Alıntı:

Sessizadam Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 673972)
Bağlanın konusuyla ilgili kaynakça buldum, gerçekten varmış demekki

Sakın ha cübbeli söylüyor deme

Sessizadam 11.05.25 17:56

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 673975)
Sakın ha cübbeli söylüyor deme

😅
Yok, onun haricinde kaynakca buldum.

TDV İslam Ansiklopedisi
Müslim ed-Debbâs (ö. 525/1131)
İbnü’l-Cevzî, el-Muntaẓam, I, 219.
İbnü’l-Esîr, el-Kâmil (nşr. C. J. Tornberg), Leiden 1851-76 → Beyrut 1385-86/1965-66, II, 323.
Sühreverdî, ʿAvârifü’l-maʿârif, Beyrut 1966, s. 167.

imas 11.05.25 18:15

Alıntı:

Sessizadam Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 673976)
😅
Yok, onun haricinde kaynakca buldum.

TDV İslam Ansiklopedisi
Müslim ed-Debbâs (ö. 525/1131)
İbnü’l-Cevzî, el-Muntaẓam, I, 219.
İbnü’l-Esîr, el-Kâmil (nşr. C. J. Tornberg), Leiden 1851-76 → Beyrut 1385-86/1965-66, II, 323.
Sühreverdî, ʿAvârifü’l-maʿârif, Beyrut 1966, s. 167.

Bunlar nedir açıklamalarını ver

Sessizadam 11.05.25 18:33

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 673977)
Bunlar nedir açıklamalarını ver

Maalesef kaynaklar bende Yok.internette de yok sanırsam bazısı.çevirisi yapılmayan bile var arasında

imas 11.05.25 18:54

Alıntı:

Sessizadam Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 673978)
Maalesef kaynaklar bende Yok.internette de yok sanırsam bazısı.çevirisi yapılmayan bile var arasında

Yahu bu nasıl kaynak vermek, elinde yok internette yok, çevirisi yapılmamış falan filan
Böyle hüccet olmaz , biraz söylediklerinizde sözlerinizde samimi olun...

Sessizadam 11.05.25 19:01

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 673983)
Yahu bu nasıl kaynak vermek, elinde yok internette yok, çevirisi yapılmamış falan filan
Böyle hüccet olmaz , biraz söylediklerinizde sözlerinizde samimi olun...

Yani ben bunu söyleyenlerin belirttiği kaynakçayı gösteriyorum.
Bunları edinmek lazım bulmak için,o iş biraz uzun
Ama kaynağı verenler Bir kuruluş
Cübbeli de diyor da orası ayrı
Kaynaklar bunlar,merak eden bulur zaten
Elinde olan varsa görüp bize bilgi versin diyelim.

imas 11.05.25 19:07

Alıntı:

Sessizadam Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 673985)
Yani ben bunu söyleyenlerin belirttiği kaynakçayı gösteriyorum.
Bunları edinmek lazım bulmak için,o iş biraz uzun
Ama kaynağı verenler Bir kuruluş
Cübbeli de diyor da orası ayrı
Kaynaklar bunlar,merak eden bulur zaten
Elinde olan varsa görüp bize bilgi versin diyelim.

Ben hiç merak etmiyorum, merak edip kaynak veren sensin,
Müddei iddiasını ispatla mükelleftir

Bir daha elinde kaynak olmadan falan filanla hiç bir şeyi ispata kalkma , söylediğinle kalırsın

Sessizadam 11.05.25 19:15

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 673986)
Ben hiç merak etmiyorum, merak edip kaynak veren sensin,
Müddei iddiasını ispatla mükelleftir

Bir daha elinde kaynak olmadan falan filanla hiç bir şeyi ispata kalkma , söylediğinle kalırsın

İyide ben Zaten verdim ya kaynakları.icerideki metni bulmak için kitaba sahip olmak gerekir.ispat etmek değil zaten bilgi paylaşımı maksat.

neyse o zaman her bilgi her zaman paylaşmak olmuyor demekki

Yusufiyeli 13.05.25 13:12

Alıntı:

Sessizadam Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 671496)
Azraili tokatlamayı demiyorum

Ama İslam alimlerine göre, peygamberler için mucize olan şeylerin, veliler için de keramet olarak ortaya çıkması, caizdir ve mümkün oluyor.
Hz. İsa yaptıysa evliyaya niye verilmesin Peygamber varisi degilmidir onlar?

Bazılarına göre kerametin olağan üstü olma niteliği mucizelerin üstünde veya ona denk bir seviyede olamaz, mutlaka mucizenin altında olur. Diğer bazılarına göre peygamberlerden mucize olarak zuhur eden harikaların aynısı veya benzeri velilerden keramet olarak zuhur edebilir. (Taftazani, Şerhu'l-Makasid, 11/203. Tehanevi, 1, 487; Tarifat, 161, 203, 11, 14.)
Ulema da mutasavvıflar da kerameti veliye değil, velinin tabi olduğu nebiye bağlar ve bir nebiye tabi olan ve onu örnek alan salih ve takva sahibi bir müminde zuhur eden keramet, tabi olduğu nebinin mucizesi olup velide zuhur etmesi sebebiyle keramet adını alır. Bu görüşe göre velilerde zuhur eden kerametler, bu velilerin tabi oldukları nebilerin devam eden mucizeleridir. Zaten mahiyet itibariyle mucize ile keramet arasında bir fark yoktur, ikisi de harikuladedir, ikisinin de yaratıcısı Allah'tır.
Keramete İnanma bakımından mucize ile keramet arasında açık bir fark vardır. Kur'an'da anlatılan veya sahih hadislerde rivayet edilen mucizelere inanmak müminler için zorunlu olduğu halde Kur'an ve sahih hadisler dışında kalan belli ve somut keramet olaylarına inanma mecburiyeti yoktur. Mutasavvıflar muayyen ve müşahhas keramet olaylarına inandıkları, buna inanmanın faydalı ve gerekli olduğunu söyledikleri halde inanmamayı büyük bir dini kusur olarak görmezler. Çünkü Hz. Peygamberden sonra vukua geldiği rivayet edilen keramet olaylarına itikat etmek zarurat-ı diniyyeden değildir. İbn Hazm'ın kerameti peygamberler dönemi ile sınırlı tutması ve diğerlerini kabul etmemesi tekfiri gerektiren bir şey değildir.

(Kaynak: Tasavvuf kültüründe KEŞF VE KERAMET PROF.DR. SÜLEYMAN ULUDAĞ SUFİ KİTAP Sayfa: 122, 123)

Sessizadam 13.05.25 15:01

Alıntı:

Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 674097)
Bazılarına göre kerametin olağan üstü olma niteliği mucizelerin üstünde veya ona denk bir seviyede olamaz, mutlaka mucizenin altında olur. Diğer bazılarına göre peygamberlerden mucize olarak zuhur eden harikaların aynısı veya benzeri velilerden keramet olarak zuhur edebilir. (Taftazani, Şerhu'l-Makasid, 11/203. Tehanevi, 1, 487; Tarifat, 161, 203, 11, 14.)
Ulema da mutasavvıflar da kerameti veliye değil, velinin tabi olduğu nebiye bağlar ve bir nebiye tabi olan ve onu örnek alan salih ve takva sahibi bir müminde zuhur eden keramet, tabi olduğu nebinin mucizesi olup velide zuhur etmesi sebebiyle keramet adını alır. Bu görüşe göre velilerde zuhur eden kerametler, bu velilerin tabi oldukları nebilerin devam eden mucizeleridir. Zaten mahiyet itibariyle mucize ile keramet arasında bir fark yoktur, ikisi de harikuladedir, ikisinin de yaratıcısı Allah'tır.
Keramete İnanma bakımından mucize ile keramet arasında açık bir fark vardır. Kur'an'da anlatılan veya sahih hadislerde rivayet edilen mucizelere inanmak müminler için zorunlu olduğu halde Kur'an ve sahih hadisler dışında kalan belli ve somut keramet olaylarına inanma mecburiyeti yoktur. Mutasavvıflar muayyen ve müşahhas keramet olaylarına inandıkları, buna inanmanın faydalı ve gerekli olduğunu söyledikleri halde inanmamayı büyük bir dini kusur olarak görmezler. Çünkü Hz. Peygamberden sonra vukua geldiği rivayet edilen keramet olaylarına itikat etmek zarurat-ı diniyyeden değildir. İbn Hazm'ın kerameti peygamberler dönemi ile sınırlı tutması ve diğerlerini kabul etmemesi tekfiri gerektiren bir şey değildir.

(Kaynak: Tasavvuf kültüründe KEŞF VE KERAMET PROF.DR. SÜLEYMAN ULUDAĞ SUFİ KİTAP Sayfa: 122, 123)

Evet güzel bir açıklama olmuş.
Sonuçta feyz peygamberden gelir.onunda varisleri var
Dolayısıyla keramet hak oluyor.
bende öyle düşünüyorum

Mehemt 13.05.25 21:36

Alıntı:

Sessizadam Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 671372)
Selamünaleyküm
Sizce nakşibendi, kadiri, rufai tarikatlerinden hangisi daha büyüktür.en çok yaygın olanı nakşibendi olduğu için daha mı makbuldür yoksa Abdülkadir Geylaniden geldiği için kadiri mi
Yada Peygamberimizin elini tuttuğu için rıfai Hz. in tarikati midir?
Sizin görüşleriniz yada yakın gelen hangisi

Saydığın adamlar bütün tarikatlardan icazetli zaten. Abdulkadir Geylani hazretleri nakşi silsilesindede var. Saydıkların hak tarikat olduğu için hangisine girebiliyorsan gir ama nakşibendiliğin kıyamete kadar süreceğini söyleyenler var. Yinede sen bilirsin


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 18:49.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148