Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Sorularınız (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/)
-   -   Beddudayı edene geri dönmeyecek bir beddua usulü var mıdır? (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/101034-beddudayi-edene-geri-donmeyecek-bir-beddua-usulu-var-midir.html)

Nurlu fatma 03.07.25 02:16

Alıntı:

Vakia Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 678943)
Benim ayarımla oynuyorsun sonra yorum yapma diyorsun. Beddua kime göre hak.
Müslümana beddua etmek hangi kitapta yazıyor. Kim söylüyor caiz olduğunu. Ottan bottan her şeye beddua edelim o zaman.
Sen şimdiye kadar elli kere beddua etmişsindir.
Ama tarifli bir şey olsunki sağlam olsun diyorsun.
Beni ilgilendirmez sizin ne düşündüğünüz belkide haklısınız beni alakadar etmez ama üslubunuzu düzeltin. Bana iftiracı deyipte kendinin iftira atman bir enteresan. Bana büyücü diyecek kadar ileri gitme bir daha. Asıl Allah senin gibilerden tüm ümmeti korusun.bir dahada yazma bende yazmam meraklı değiliz zaten.

Hala saygısızlık yaptın hem iftira attın ve hala devam ediyorsun yahu gelme benim paylaşıma istemiyorum ya sabır ya selamet

Nurlu fatma 03.07.25 02:43

Alıntı:

Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 678911)
Değerli kardeşim soruna binaen kaynakları da belirterek sualine daha mufassal cevap yazmak istiyorum. Birçok müfessirin ifade ettiğine göre Yüce Allah da Kur'an-ı Kerim'de mazlumun bedduasının önemini ifade buyurmuştur. Nitekim mazlumun bedduasıyla ilgili olduğu belirtilen Nisa suresinin 148. ayetinde yüce Mevla şöyle buyurmuştur:
لاَ يُحِبُّ اللهُ الْجَهْرَ بِالسُّوءِ مِنَ الْقَوْلِ إِلا مَنْ ظُلِمَ وَكَانَ اللهُ سَمِيعًا عَلِيمًا
“Allah, ağır ve inciten sözlerin açıktan söylenmesini hiç sevmez, ancak söyleyen zulme uğramışsa o başka. Allah her şeyi (mazlumun feryadını) hakkıyla işitir ve görür".
Bu ayetin mazlumun beddua etmesine bir ruhsat olduğu ifade edilmektedir. Nitekim İbn Abbas'ın bu ayeti şu şekilde tefsir ettiği nakledilmiştir: “Allah bir kimsenin bir başkasına beddua etmesini sevmez. Ancak beddua eden mazlum ise bu müstesna. Şüphesiz Allah mazluma kendisine zulmeden kimseye beddua etmesine ruhsat vermiştir. Bununla birlikte mazlum beddua etmez de sabrederse, bu kendisi için daha hayırlıdır". Tabiun alimlerinden Katade de ilgili ayeti İbn Abbas'la benzer şekilde tefsir etmiş ve Allah'ın mazlumun beddua etmesini mazur gördüğünü ifade etmiştir( Taberi, Camiu'l-Beyan, IX, 344; Fahruddin er-Razi, Muhammed b. Ömer et-Te- mimi el-Bekri, Mefatihu'l-Gayb, Daru'l-Kütübi'l-Ilmiyye, Beyrut, 2009, XI, 70-73.)
İbn Abbas ve Süddi'nin bu ayetin tefsiri bağlamında şöyle dediği de nakledilmiştir: “Zulme uğrayan kimsenin, kendisine zulmeden kişiden zulmettiği kadar intikam almasında ve ona açıkça kötü söz söylemesinde bir mahzur yoktur (Kurtubi, Ebu Abdullah el-Camiu li-Ahkami'l-Kur'an, VI, 3-5.). Diğer bazı müfessirler de zulme uğrayan kimsenin zalime açıktan beddua edebileceğini ve Allah'ın bunu çirkin görmeyeceğini belirtmişlerdir(Taberi, Camiu'l-Beyan, IX, 343-344). İlgili ayete dayanarak mazlumun açıktan beddua edebileceği kanaatinde olan Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır bu düşüncelerini şöyle ifade etmiştir: "Zulmedilmiş, hakkına tecavüz olunmuş olan kimse feryad edebilir ve zalim aleyhine bağıra bağıra bed dua eyliyebilir ve yahud ondan tezallüm ederek kötülüklerini söyliyebilir, hatta kötü sözlerine mukabele bilmisilde bulunabilir "( Yazır, Elmalılı M. Hamdi, Hak Dini Kur'an Dili, Eser Neşriyat, byy., tsz., III, 1506.) Zalime beddua edilebileceği konusunda alimlerin tamamı ittifak halindedir. Ancak bazı alimler zulme uğrayan birisinin zalimin Müslüman olup olmamasına göre beddua üslubunu ayarlaması gerektiği üzerinde durmuşlardır. Nitekim tabiun neslinin önde gelen alimlerinden Hasan-ıBasri zulme uğrayan kimsenin, zalim bir Müslüman ise “Allah'ım ona karşı bana yardım et, benim hakkımı ondan çıkar" diye dua edebileceğini ve şayet arada küfürleşme ya da sövme olmuşsa bu durumda fazlasıyla değil aynıyla ona cevap verebileceğini söylemiştir Yine Hasan-1 Basri'ye göre, şayet zalim bir kafir ise bu durumda o kimsenin helak olması için mazlumun beddua etmesinde bir sakınca yoktur.

Anladım hocam sağolun. İyice okudum. Ve tasdik ettim Allah razı olsun. Cok acıklayıcı oldu

Veli95 03.07.25 13:53

“Allah, ağır ve inciten sözlerin açıktan söylenmesini hiç sevmez, ancak söyleyen zulme uğramışsa o başka. Allah her şeyi (mazlumun feryadını) hakkıyla işitir ve görür".
Bu ayetin mazlumun beddua etmesine bir ruhsat olduğu ifade edilmektedir. Nitekim İbn Abbas'ın bu ayeti şu şekilde tefsir ettiği nakledilmiştir: “Allah bir kimsenin bir başkasına beddua etmesini sevmez. Ancak beddua eden mazlum ise bu müstesna. Şüphesiz Allah mazluma kendisine zulmeden kimseye beddua etmesine ruhsat vermiştir. Bununla birlikte mazlum beddua etmez de sabrederse, bu kendisi için daha hayırlıdır".

Geri dönmemesinin tek yolu kişinin hakkına girilmesi.
Bu hakkıda karşı taraftan alamayınca haliyle beddua ederse.Beddua dönmez.
Ama kişi otomatik tüfek gibi yaylım ateşi açarsa yolda trafikte kavga etti.Ona beddua et.İşyerinde iş arkadaşınla tartış ona beddua et.Apartmanda komşu ile kavga et ona beddua et.Sonrası dönebilir.Ha apartmanlarda gürültü yapanlar var ona dersin inadan gürültü yapıuyor sen diyince dahada yapıyor o zaman beddua etsen dönmez.Adam resmen senin dişini kırıyor.Bunuda akıl ediniz.

Yada kişi diyelim bir siteden daire aldı.Siteyi yapan müteaahit kaçtı ve sitede 200 daire sahibini mağdur etti.İnşaat daha başlamadan adam tabanları yağladı.Paraları aldı yurtdışına kaçtı.
Ve parayı alma imkanı yok.O para gitti olay böyle ise.
İşte bu durumda olan beddua ederse kesinlikle dönmez.Çünkü zaten kaçan müteahhit 200 kişinin parasını maldivlerde şezlonga uzanmış yiyor.Bu örnekte anlamayan kişilere gelsin.

Nurlu fatma 03.07.25 14:04

Alıntı:

Veli95 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 678982)
“Allah, ağır ve inciten sözlerin açıktan söylenmesini hiç sevmez, ancak söyleyen zulme uğramışsa o başka. Allah her şeyi (mazlumun feryadını) hakkıyla işitir ve görür".
Bu ayetin mazlumun beddua etmesine bir ruhsat olduğu ifade edilmektedir. Nitekim İbn Abbas'ın bu ayeti şu şekilde tefsir ettiği nakledilmiştir: “Allah bir kimsenin bir başkasına beddua etmesini sevmez. Ancak beddua eden mazlum ise bu müstesna. Şüphesiz Allah mazluma kendisine zulmeden kimseye beddua etmesine ruhsat vermiştir. Bununla birlikte mazlum beddua etmez de sabrederse, bu kendisi için daha hayırlıdır".

Geri dönmemesinin tek yolu kişinin hakkına girilmesi.
Bu hakkıda karşı taraftan alamayınca haliyle beddua ederse.Beddua dönmez.
Ama kişi otomatik tüfek gibi yaylım ateşi açarsa yolda trafikte kavga etti.Ona beddua et.İşyerinde iş arkadaşınla tartış ona beddua et.Apartmanda komşu ile kavga et ona beddua et.Sonrası dönebilir.Ha apartmanlarda gürültü yapanlar var ona dersin inadan gürültü yapıuyor sen diyince dahada yapıyor o zaman beddua etsen dönmez.Adam resmen senin dişini kırıyor.Bunuda akıl ediniz.

Yada kişi diyelim bir siteden daire aldı.Siteyi yapan müteaahit kaçtı ve sitede 200 daire sahibini mağdur etti.İnşaat daha başlamadan adam tabanları yağladı.Paraları aldı yurtdışına kaçtı.
Ve parayı alma imkanı yok.O para gitti olay böyle ise.
İşte bu durumda olan beddua ederse kesinlikle dönmez.Çünkü zaten kaçan müteahhit 200 kişinin parasını maldivlerde şezlonga uzanmış yiyor.Bu örnekte anlamayan kişilere gelsin.

Cok haklı sebebim var ama velakin konu beddua olunca tabi insan korkuyor yinede geri döner mi diye. Bende zaten öyle herşeye beddua eden biri değilim mübarek

Yusufiyeli 03.07.25 14:24

Alıntı:

Nurlu fatma Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 678983)
Cok haklı sebebim var ama velakin konu beddua olunca tabi insan korkuyor yinede geri döner mi diye. Bende zaten öyle herşeye beddua eden biri değilim mübarek

Değerli kardeşim zulme uğramışsan korkma. Hz. Peygamber “Mazlumun bedduası ile Allah arasında bir perde yoktur" buyururken o kişinin sadece zulme uğramış olma hali üzerinde durmuştur. Bir başka ifadeyle duasının kabul edilmesi için o kişinin mazlum olmasının dışında bir başka vasfı dile getirilmemiştir. Öte yandan Allah Rasulü mazlumun bedduasının kabul edilmesinde onun günahsızlığı gibi bir şart olmadığını da belirtmiştir. Nitekim bir hadisinde Peygamber efendimizin “Günahkar bile olsa mazlumun duası makbuldür, zira onun günahı kendini ilgilendirir" dediği nakledilmiştir(Ebu Davud et-Tayalisi, Süleyman b. Davud b. Carud, Müsnedü Ebu Davud et-Taya- lisi, tahk. Muhammed b. Abdu'l-Muhsin et-Türki, Hicr li't-Tibaa ve'n-Neşr, Cize, 1999, IV, 92; İbn Ebu Şeybe, el-Musannef, XV, 195; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned,II, 367.)
Bazı hadislerde ise mazlumun duasının kabulünde Müslüman olup olmadığının dahi önemli olmayacağı belirtilmektedir. Nitekim Enes b. Malik'in naklettiği bir hadiste Allah Rasulü "Kafir dahi olsa mazlumun bedduasından sakının çünkü onda (kabul edilmesinde) perde yoktur” buyurmuştur(Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, III, 154. Ahmed b. Hanbel tarafından nakledilen bu hadisin isnadında yer alan Ebu Abdullah el-Esedi'nin mechul olması sebebiyle zayıf olduğu ifade edilmiştir.)
Zulüm nedeniyle mazlum ve zalim arasında kul hakkı oluşmaktadır. Bu hakkı Allah'ın affetmeyeceği, ancak mazlumun dilerse affedebileceği dilerse de intikamını alacağı ifade edilmiştir. Nitekim bazı hadislerde ise beddua etme hakkı olan mazlumun beddua ettiği takdirde zalimden intikamını almış olacağı belirtilmiştir(Tirmizi ‘’Daavat’’)
Mazlumun beddua edebileceği yönünde hem Yüce Allah hem de Hz. Peygamber tarafından ruhsat verilmiştir.


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 04:37.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148