Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > HavasOkulu Genel Bölüm > Sorularınız

Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Bir Kadının Duyguları İle Oynamanın Cezası Nedir?

her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 09.07.25, 17:58
Üye
 
Üyelik tarihi: 20.02.24
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 70
Forum Puanı: 908
Etiketlendiği Mesaj: 1 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Bir Kadının Duyguları İle Oynamanın Cezası Nedir?

Merhaba arkadaşlar,

Bir konuda içimi dökmek ve yorumlarınızı almak isterim.

Sevmenin nasıl bir şey olduğunu bilmeden, seviyorum zannedip umut verip, mutlu edip, evleneceğim seninle vb. cümlelerle bir kadını mutlu edip, daha sonrasında ise sevmediğini anlayıp o kişiyi üzüp bırakmanın hükmü nedir?

Tecrübe yok, aşkın sevmenin nasıl bir şey olduğunu bilmek yok, öyle kafama göre iş yaptım(iş yaptım hesapta işte!) o kişiyi üzdüm ve vicdan olarak kötü hissediyorum.

Fiziksel temas, cinsi münasebet, bekaret kaybı vs. olarak bir durum yok. Sadece umut verip, kendi yanlışımdan dolayı süreci devam ettirmeyip üzmüş ve hayal kırıklığına sebep olmuş oldum.

Peşin Yanıt: Helallik al demeyin lütfen, helal etmez hakkını biliyorum. Hiç denemeyelim.

Vicdan azabından, bu ahtan, bu durumdan nasıl temize çıkacağım.

Yardım edebilirseniz müteşekkir olurum.

İyi forumlar.

Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 09.07.25, 18:46
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,915
Forum Puanı: 4547
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Virgo Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Merhaba arkadaşlar,

Bir konuda içimi dökmek ve yorumlarınızı almak isterim.

Sevmenin nasıl bir şey olduğunu bilmeden, seviyorum zannedip umut verip, mutlu edip, evleneceğim seninle vb. cümlelerle bir kadını mutlu edip, daha sonrasında ise sevmediğini anlayıp o kişiyi üzüp bırakmanın hükmü nedir?

Tecrübe yok, aşkın sevmenin nasıl bir şey olduğunu bilmek yok, öyle kafama göre iş yaptım(iş yaptım hesapta işte!) o kişiyi üzdüm ve vicdan olarak kötü hissediyorum.

Fiziksel temas, cinsi münasebet, bekaret kaybı vs. olarak bir durum yok. Sadece umut verip, kendi yanlışımdan dolayı süreci devam ettirmeyip üzmüş ve hayal kırıklığına sebep olmuş oldum.

Peşin Yanıt: Helallik al demeyin lütfen, helal etmez hakkını biliyorum. Hiç denemeyelim.

Vicdan azabından, bu ahtan, bu durumdan nasıl temize çıkacağım.

Yardım edebilirseniz müteşekkir olurum.

İyi forumlar.
Kul hakkına müteveccih günahlar mevzubahis olursa bu konuda aslolan Hz. Peygamber’in şu buruğudur: “Müslüman kardeşinin malına veya şeref ve namusuna yönelik günah işleyen kimse altın ve gümüşün bulunmadığı gün gelmeden önce ondan helallik dilesin. O gün, dünyada kötülük yapan kimsenin sevapları varsa haksızlığı kadar alınıp mağdura verilir, yoksa onun günahından alınıp berikine yüklenir” (Ahmed bin Hanbel, el-Müsned, 2/435, 506; Buhari, Rikak 48, Mezalim 10). Yapılan kötülükler helallik sırasında hak sahibine haber verilir, rızasını alacak biçimde helallik dilenir. Maddi veya manevi bir zarara yol açılmışsa o tazmin edilir. İşlenen kötülük kişinin haysiyet ve şerefine yönelik olup kendisinin haberi yoksa tercih edilen görüşe göre bunları bildirip onu üzmek yerine genel anlamda özür dileyerek bağışlanma istenir. Ancak kişinin gıyabında yapılan onur kırıcı konuşmaların aksinin aynı mecliste söylenip telafi yoluna gidilmesinin gerekli olduğu şüphesizdir (Kadi Abdülcebbar, Şerhu’l-Usuli’l-hamse, s. 799). Hak sahibinin bulunamaması durumunda mali ödemeler varislerine yapılır. Onların da bulunamaması halinde tercih edilen görüşe göre hak sahibi adına hayır yollarında harcanır veya devlete verilir. Gayri meşru yollarla işlenip şahsi hak niteliği taşımayan zina gibi günahlar da aynı hükme tabidir (Kadi Abdülcebbar, s. 799;)

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Kul hakkına müteveccih günahlar mevzubahis olursa bu konuda aslolan Hz. Peygamber’in şu buruğudur: “Müslüman kardeşinin malına veya şeref ve namusuna yönelik günah işleyen kimse altın ve gümüşün bulunmadığı gün gelmeden önce ondan helallik dilesin. O gün, dünyada kötülük yapan kimsenin sevapları varsa haksızlığı kadar alınıp mağdura verilir, yoksa onun günahından alınıp berikine yüklenir” (Ahmed bin Hanbel, el-Müsned, 2/435, 506; Buhari, Rikak 48, Mezalim 10). Yapılan kötülükler helallik sırasında hak sahibine haber verilir, rızasını alacak biçimde helallik dilenir. Maddi veya manevi bir zarara yol açılmışsa o tazmin edilir. İşlenen kötülük kişinin haysiyet ve şerefine yönelik olup kendisinin haberi yoksa tercih edilen görüşe göre bunları bildirip onu üzmek yerine genel anlamda özür dileyerek bağışlanma istenir. Ancak kişinin gıyabında yapılan onur kırıcı konuşmaların aksinin aynı mecliste söylenip telafi yoluna gidilmesinin gerekli olduğu şüphesizdir (Kadi Abdülcebbar, Şerhu’l-Usuli’l-hamse, s. 799). Hak sahibinin bulunamaması durumunda mali ödemeler varislerine yapılır. Onların da bulunamaması halinde tercih edilen görüşe göre hak sahibi adına hayır yollarında harcanır veya devlete verilir. Gayri meşru yollarla işlenip şahsi hak niteliği taşımayan zina gibi günahlar da aynı hükme tabidir (Kadi Abdülcebbar, s. 799;)
buruğudur değil buyruğudur olacaktı

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 09.07.25, 19:46
NGB - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
NGB NGB isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Dost Üye
 
Üyelik tarihi: 12.06.22
Bulunduğu yer: 🕋
Mesajlar: 6,615
Forum Puanı: 19376
Etiketlendiği Mesaj: 175 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart


Öncelikle bu işe hiç girmeyecektin.
Hadi girdin.İşte dediğin olay oldu.Senin tabirinle helalikte alamıyorsan.Üstüne çok düşmeyeceksin.
Beyaz sünger çekeceksin.Yoluna devam edeceksin.
Yolda görsen yolunu değiştireceksin.
Bundan sonrası ise ahirete inanıyorsan bir daha bu işleri yapmayacaksın.Tevbe istigfar edeceksin.Ve bol bol sevap yapmaya bakacaksın.Çünkü ahirette o kişi haliyle hakkını helal etmediği için şikayetçi olacak.İşte üstte dediğim bol sevap orda devreye girecek orda Nuh diyip peygamber demek bir noktaya kadar olsa gerek.

İşte Eninde sonunda Cenabu Rabbul Alemin araya girecek yani köküne kadar inatta yok orda.Yoksa adamın keyfini bekle dur yani.

Bir eserde Davud AS kıssası var General savaşta ölür Davud AS o ölünce onun karısı ile evlenmiş.Adamın şikayetide benim ölmemi bekliyormuş demeye getiriyor eserde neyse.

İşte o nebi olduğu için onu kurtarmak adına Allah CC devreye giriyor. cenneti gösterip sana şu konağı vereyim Hakkından vazgeç diyince adamın yelkenler suya iniyor o hesap.

Çünkü adam cennete gidiceğini anlayınca sana konağı vereyim diyince nasılsa kalacak yerde hazır hesabı kul hakkına bakarmı cehenneme gitmeden hemen cennete yatay geçiş yapayım derdinde olacak herkes.Ama kul hakkı önemli işte.


Haliyle evi yalıyı villayı bırak gecekondu gösterse cennetten adama tamam yarabbi kabul der geçer.çünkü cennet garantile diki adama orayı gösteriyor.Cehennem e gidecek olanada sanırım cennetten bırak konağı boş arsa bile göstermez diye düşünüyorum yani.Adam cehennemlik çünkü.


Onun için Cenabu Rabbul Aleiminin rızasını kazanmaya bak.işte orda senin içinde belki bir gecekondu gösterir diyelim.Bol sevap kazanmaya bak.
Ha inanan için böyle inanmayana ise herşey serbest.

Davud AS kıssasını merak eden meraklı melahat teyze olabilir kaynak illaki sorar onlarada İmam Gazali KS ahiretin halleri diye eseri aklımda kaldı büyük ihtimal orda olması lazım 3-4 sene önce okuduğum için akılda kalan hikaye böyle.yoksa başka eserinde geçiyorda olabilir mevzu.Ama imam gazali Kesin.



__________________
Unutmayasın.Elindeki Sırrı Saklayamayana.
Yeni Sır Vermez.Sırların Sahibi.
Şeyh-ül Ekber Muyhiddin İbn’ül Arabi KS
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 09.07.25, 20:20
NGB - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
NGB NGB isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Dost Üye
 
Üyelik tarihi: 12.06.22
Bulunduğu yer: 🕋
Mesajlar: 6,615
Forum Puanı: 19376
Etiketlendiği Mesaj: 175 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart



__________________
Unutmayasın.Elindeki Sırrı Saklayamayana.
Yeni Sır Vermez.Sırların Sahibi.
Şeyh-ül Ekber Muyhiddin İbn’ül Arabi KS
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 09.07.25, 23:12
 
Üyelik tarihi: 14.10.18
Bulunduğu yer: uşak
Mesajlar: 451
Forum Puanı: 2911
Etiketlendiği Mesaj: 8 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Yahudi ve Hristiyanların din diye ortaya koydukları bazı yanlış bilgiler ve özellikler vardır. Bunlardan biri de bazı Peygamberler hakkında yapılan iftiralardır. Ahd-i Atik'te, Hz. Davud'un (Aleyhisselâm) ordusunun kumandanlarından Urya'yı öldürtüp onun karısını aldığından bahsedilir. [Kitab-ı Mukaddes (Türkçe tercüme), Eski Ahit, 2. Samuel, Bâb: 11, Âyet: 2-26]

En âdî insanların bile, rüyalarında görseler tövbe edecekleri böyle âdî bir davranışı, Kur'ân-ı Kerim'in:

"... Ne güzel kul..." (Sâd, 38/30)

dediği bir peygambere isnat eden kitap, nasıl ilâhî kitap olabilir ki, buna zerre kadar ihtimal vermek, peygamberi de peygamberliği de hiç bilmemenin ifadesidir.

O Davud Aleyhisselâm ki, gözyaşları yüzünde izler meydana getiren insandır. Davud (as) hep ağlar ve ağlatırdı. O Evvâh'tı. Daima "Ah!" eder ve inlerdi. Münîbti. Yüzünü Mevlâ'dan asla ayırmamıştı. Sürekli kullukta bulunma onun şiârı olmuştu. Tuttuğu oruç, en faziletli oruç olarak Allah Resûlü tarafından takdir edilmiştir. Allah Resûlü, ısrarla nafile orucun en faziletlisini arayan sahabeye, Davud Aleyhisselâm'ın orucunu tavsiye eder. Davud Aleyhisselâm, bir gün yer ve bir gün oruç tutardı. (Buhârî, Teheccüd 7; Savm 59; Müslim, Sıyâm 182)

O, bir kraldı. Devletin hazinesi her zaman emrindeydi. Fakat hiçbir zaman devlet hazinesinden bir lokma dahi istifade etmeyi düşünmedi. O, el emeğiyle nafakasını temin eder ve evinin ihtiyaçlarını da kendi şahsî kazancıyla karşılardı. (Buhârî, Buyû', 15; Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr, 20/267)

Ağzına girecek lokmaya dahi bu kadar hassas davranan ve kulluğu, O'nun seçkin vasfı olan bir Nebi'ye, değiştirilmiş kitaba bakın ki, en âdî ve en iğrenç bir davranışı yakıştırmaktadır! Davud Aleyhisselâm'ın hayal dünyası dahi, böyle bir hareketi, bir an bile olsa ruhunda misafir etmekten rahatsız olur ve öyle düşüncelerden muallâ, müberra ve münezzehtir.

Bazı tarih kitaplarında geçen bu ve buna benzer rivayetler tamamıyla yalan ve uydurmadır; hepsi baştan sona İsrailiyyattır.

Hz. Davud Aleyhisselâm'a nisbet edilen bu olay, bile bile işlenen bir cinayettir, bir masumun kanını dökmektir. Allah elçisi olan bir zat bunu nasıl yapabilir? Peygamberlerde bulunan sıfatlarla bu nasıl telif edilebilir?

Allah, âyetlerde Davud’u (Aleyhisselâm) en az on-on beş sıfatla övmüştür:

1) Cenab-ı Hak Kur'an-ı Kerim'de Hz. Peygamber'e Davud'a uymasını emreder:

"(Habibim), onlar (müşrikler) ne derlerse sabret. Kulumuzu, o kuvvet sahibi Davud'u hatırla." (Sâd, 38/17)

Eğer Davud (a.s.), şehvetine hakim olamayacak ve arzusunu gerçekleştirmek için kan dökecek derecede nefsine esir biri olsaydı, 'Ahkemü'l-Hakimin" olan Allah ona uymayı kâinatın Efendisi, peygamberlerin en faziletlisi olan Hz. Muhammed (asm)'e emreder miydi?

2) Cenab-ı Hak, Hz. Davud'a aynı âyette "kulumuz" diyor. Bu kelimede, "tam ve noksansız olarak Allah'ın buyruklarına uyma, yasaklarından korunma" manası vardır. Davud (a.s.) bu tür batıl işlerle uğraşmış olsaydı kamil bir kişi olmazdı ve Allah da kendisi hakkında bu ifadeyi kullanmazdı. O taktirde Davud, arzu ve şehvetinin emrinde bir insan olmuş olurdu.

3) Davud (a.s.) için Kur'an'da, "kuvvet sahibi" ifadesi mevcuttur ve bunda Davud'a övgü vardır.

Bu kuvvetin "Dinde ve ibadetlerde kuvvet" manasında olduğu söylenmiştir. (Razi, Tefsir, XXVI/190) Zira bedence veya saltanatça sağlam ve kuvvetli olmak kâfirlerde de vardır. Bir müminin eşine göz diken ve işi kan dökecek kadar ileri götüren birisinin "kuvveti" övmeye değmez.

4) Davud, "evvab" (=Allah'a çokça dönen, yalvaran) sıfatıyla da anılmıştır. (Sâd, 38/17) Bu sıfat, kalbi daima günah ve adam öldürmekle meşgul olan birine nasıl verilebilir?

5) Bir âyette dağların Davud'a musahhar kılındığı ve onunla birlikte tesbih ettikleri bildirilmektedir (Sâd, 38/18). Bu bir meziyyettir. Günahkâr bir kişi böyle bir mezziyyetle taltif edilemez.

6) Zebur okuduğu esnada her taraftan kendisine doğru toplanıp gelen kuşların da Davud'a ram edildiği bildiriliyor. (Sâd, 38/19) Rivayete göre Davud'a kuş avı haramdı ve kuşlar kendisine tam bir emniyet ve güven içinde yaklaşırlardı (Razi, Tefsir, XXVI/190). Kurt ve kuşun kendisinden emin olduğu birine karşı, bir müminin canını ve ırzını koruyamamış olması cidden izahı zor bir meseledir!

7) Bir âyet Davud'a "hikmet" verildiğini beyan ediyor(Sâd, 38/20.) Hikmet; ilim ve amel olarak insana gerekli güzel şeyleri ifade eden bir kelimedir. Allah'ın kendisine "hikmet" verdiğini ifade buyurduğu bir nebi bu tür şeyleri yapamaz.

8) Kur'an, Davud'un "salih" bir kişi olduğunu; Allah katında "yakınlığı" bulunduğunu ve "akıbetinin güzel" olduğunu bildiriyor ( Sâd, 38/25). Böyle bir zat, muhakak ki meleklerden üstündür ve her türlü şaibeden uzaktır.

9) Allah;

"Ey Davud, biz seni yeryüzünde bir halife yaptık." (Sâd, 38/26.)

buyuruyor. Ona atılan iftira ile halifelik birbiriyle bağdaşmaz... (bk. Razi, Tefsir, XXVI/189-190)

Kur'an'ın Davud (a.s.) hakkındaki bu beyan ve medihleri, kendisine nisbet edilen hikayenin batıl olduğunu ifade ediyor. Bunları gelişi güzel anlatmak hiç bir mümine helal olmaz.

Bazı tarih kitaplarında konuyla ilgili Hz. Davud aleyhisselam adına söylenenler İsrailiyattır ve asla doğru değildir.

Özetle söylemek gerekirse:

- İbn Kesir, ilgili âyetin tefsirinde, bu konuyla ilgili aktarılan kıssaların büyük çoğunluğu İsrailiyattan olduğunu, İbn Ebi Hatim’im bu konuda naklettiği bir hadis rivayetinin sahih olmadığını, Hz. Peygambe (a.s.m)’den bu konuda sağlam hiçbir rivayetin bulunmadığını ifade etmiştir. Kuşkusuz, İbn Kesir’in bu ifadelerinin içerisinde Taberî’nin rivayetleri de dahildir.

- Razî de, ilgili âyetin tefsirinde, âyet ve hadislerde Hz. Davud’u öven bazı ifadelere yer vermiş ve bunlarla ilgili kıssaların asla bağdaşmayacağına, hatta en fasık bir adamın bile böyle bir aşağılık işi yapmaya tenezzül etmeyeceğine işaret etmiştir.

- Bu kıssaların tamamen bir uydurmadan ibaret olduğunu belirten Kadı Beyzavî ve Alusî, bu konuda Hz. Ali’nin “Kim benim yanımda Hz. Davud ile ilgili bu kıssaları anlatsa, ona yüz yirmi kırpaç vuracağım.” şeklindeki sözlerine de yer vermişlerdir.

- Bütün bu açıklamalar ışığında konuya baktığımızda, -soruda da işaret edilen bazı tefsirlerdeki- bu kıssaların peygamberlik vasfıyla asla bağdaşmadığını, Hz. Davud gibi Kur’an ve hadislerde, özellikle ibadet ve takvasıyla övülen bir peygamberin, böyle bir olayla yakından uzaktan ilişkisinin olamayacağını düşünüyoruz.

Dipnotlar:

- Konuyla ilgili değerlendirmeler için bk. İbn Kesir, Tefsir, VI, 53; İbn Kesir, el-Bidaye, II/14; el-Kurtubi, Tefsir, XV/166, not.l; Îbnul-Cevzi, Tefsir, VII/114, not.l; el-Kasimi, Tefsir, XIV/5089.

- Tarih kitaplarında geçen bilginin senedinde olan Yezid İbn Eban er-Rakkaşî için bk. ez-Zehebî, Mizanu'l-İtidâl, FV, 418; İbn Hacer, Tehzibu't-Tehzib, XI/309 v.d.

- Yine bu rivayetin ravileri arasında bulunan ve imamlarca pek çok tenkid edilen Abdullah îbn Lehîa için bk. ibn Ebi Hatim er-Razi, Kitabu'1-Cerh ve't-Ta'dil, V/145 v.d.; ez-Zehebi, Mizanu'l-İtidâl, II/475 v.d.; İbn Hacer, Tehzibu't-Tehzib, V/373 v.d.

ALINTI : SORULARLA İSLAMİYET

Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 09.07.25, 23:56
 
Üyelik tarihi: 27.12.24
Bulunduğu yer: Genel
Mesajlar: 2,169
Forum Puanı: 933
Etiketlendiği Mesaj: 61 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
NGB Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

Öncelikle bu işe hiç girmeyecektin.
Hadi girdin.İşte dediğin olay oldu.Senin tabirinle helalikte alamıyorsan.Üstüne çok düşmeyeceksin.
Beyaz sünger çekeceksin.Yoluna devam edeceksin.
Yolda görsen yolunu değiştireceksin.
Bundan sonrası ise ahirete inanıyorsan bir daha bu işleri yapmayacaksın.Tevbe istigfar edeceksin.Ve bol bol sevap yapmaya bakacaksın.Çünkü ahirette o kişi haliyle hakkını helal etmediği için şikayetçi olacak.İşte üstte dediğim bol sevap orda devreye girecek orda Nuh diyip peygamber demek bir noktaya kadar olsa gerek.

İşte Eninde sonunda Cenabu Rabbul Alemin araya girecek yani köküne kadar inatta yok orda.Yoksa adamın keyfini bekle dur yani.

Bir eserde Davud AS kıssası var General savaşta ölür Davud AS o ölünce onun karısı ile evlenmiş.Adamın şikayetide benim ölmemi bekliyormuş demeye getiriyor eserde neyse.

İşte o nebi olduğu için onu kurtarmak adına Allah CC devreye giriyor. cenneti gösterip sana şu konağı vereyim Hakkından vazgeç diyince adamın yelkenler suya iniyor o hesap.

Çünkü adam cennete gidiceğini anlayınca sana konağı vereyim diyince nasılsa kalacak yerde hazır hesabı kul hakkına bakarmı cehenneme gitmeden hemen cennete yatay geçiş yapayım derdinde olacak herkes.Ama kul hakkı önemli işte.


Haliyle evi yalıyı villayı bırak gecekondu gösterse cennetten adama tamam yarabbi kabul der geçer.çünkü cennet garantile diki adama orayı gösteriyor.Cehennem e gidecek olanada sanırım cennetten bırak konağı boş arsa bile göstermez diye düşünüyorum yani.Adam cehennemlik çünkü.


Onun için Cenabu Rabbul Aleiminin rızasını kazanmaya bak.işte orda senin içinde belki bir gecekondu gösterir diyelim.Bol sevap kazanmaya bak.
Ha inanan için böyle inanmayana ise herşey serbest.

Davud AS kıssasını merak eden meraklı melahat teyze olabilir kaynak illaki sorar onlarada İmam Gazali KS ahiretin halleri diye eseri aklımda kaldı büyük ihtimal orda olması lazım 3-4 sene önce okuduğum için akılda kalan hikaye böyle.yoksa başka eserinde geçiyorda olabilir mevzu.Ama imam gazali Kesin.

Benim biraz kafamı karıştırdı,ölen adamın hanımıyla evlendiği için mi kul hakkı oluyor?

Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 10.07.25, 00:00
 
Üyelik tarihi: 27.12.24
Bulunduğu yer: Genel
Mesajlar: 2,169
Forum Puanı: 933
Etiketlendiği Mesaj: 61 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Reca43 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Yahudi ve Hristiyanların din diye ortaya koydukları bazı yanlış bilgiler ve özellikler vardır. Bunlardan biri de bazı Peygamberler hakkında yapılan iftiralardır. Ahd-i Atik'te, Hz. Davud'un (Aleyhisselâm) ordusunun kumandanlarından Urya'yı öldürtüp onun karısını aldığından bahsedilir. [Kitab-ı Mukaddes (Türkçe tercüme), Eski Ahit, 2. Samuel, Bâb: 11, Âyet: 2-26]

En âdî insanların bile, rüyalarında görseler tövbe edecekleri böyle âdî bir davranışı, Kur'ân-ı Kerim'in:

"... Ne güzel kul..." (Sâd, 38/30)

dediği bir peygambere isnat eden kitap, nasıl ilâhî kitap olabilir ki, buna zerre kadar ihtimal vermek, peygamberi de peygamberliği de hiç bilmemenin ifadesidir.

O Davud Aleyhisselâm ki, gözyaşları yüzünde izler meydana getiren insandır. Davud (as) hep ağlar ve ağlatırdı. O Evvâh'tı. Daima "Ah!" eder ve inlerdi. Münîbti. Yüzünü Mevlâ'dan asla ayırmamıştı. Sürekli kullukta bulunma onun şiârı olmuştu. Tuttuğu oruç, en faziletli oruç olarak Allah Resûlü tarafından takdir edilmiştir. Allah Resûlü, ısrarla nafile orucun en faziletlisini arayan sahabeye, Davud Aleyhisselâm'ın orucunu tavsiye eder. Davud Aleyhisselâm, bir gün yer ve bir gün oruç tutardı. (Buhârî, Teheccüd 7; Savm 59; Müslim, Sıyâm 182)

O, bir kraldı. Devletin hazinesi her zaman emrindeydi. Fakat hiçbir zaman devlet hazinesinden bir lokma dahi istifade etmeyi düşünmedi. O, el emeğiyle nafakasını temin eder ve evinin ihtiyaçlarını da kendi şahsî kazancıyla karşılardı. (Buhârî, Buyû', 15; Taberânî, el-Mu'cemü'l-kebîr, 20/267)

Ağzına girecek lokmaya dahi bu kadar hassas davranan ve kulluğu, O'nun seçkin vasfı olan bir Nebi'ye, değiştirilmiş kitaba bakın ki, en âdî ve en iğrenç bir davranışı yakıştırmaktadır! Davud Aleyhisselâm'ın hayal dünyası dahi, böyle bir hareketi, bir an bile olsa ruhunda misafir etmekten rahatsız olur ve öyle düşüncelerden muallâ, müberra ve münezzehtir.

Bazı tarih kitaplarında geçen bu ve buna benzer rivayetler tamamıyla yalan ve uydurmadır; hepsi baştan sona İsrailiyyattır.

Hz. Davud Aleyhisselâm'a nisbet edilen bu olay, bile bile işlenen bir cinayettir, bir masumun kanını dökmektir. Allah elçisi olan bir zat bunu nasıl yapabilir? Peygamberlerde bulunan sıfatlarla bu nasıl telif edilebilir?

Allah, âyetlerde Davud’u (Aleyhisselâm) en az on-on beş sıfatla övmüştür:

1) Cenab-ı Hak Kur'an-ı Kerim'de Hz. Peygamber'e Davud'a uymasını emreder:

"(Habibim), onlar (müşrikler) ne derlerse sabret. Kulumuzu, o kuvvet sahibi Davud'u hatırla." (Sâd, 38/17)

Eğer Davud (a.s.), şehvetine hakim olamayacak ve arzusunu gerçekleştirmek için kan dökecek derecede nefsine esir biri olsaydı, 'Ahkemü'l-Hakimin" olan Allah ona uymayı kâinatın Efendisi, peygamberlerin en faziletlisi olan Hz. Muhammed (asm)'e emreder miydi?

2) Cenab-ı Hak, Hz. Davud'a aynı âyette "kulumuz" diyor. Bu kelimede, "tam ve noksansız olarak Allah'ın buyruklarına uyma, yasaklarından korunma" manası vardır. Davud (a.s.) bu tür batıl işlerle uğraşmış olsaydı kamil bir kişi olmazdı ve Allah da kendisi hakkında bu ifadeyi kullanmazdı. O taktirde Davud, arzu ve şehvetinin emrinde bir insan olmuş olurdu.

3) Davud (a.s.) için Kur'an'da, "kuvvet sahibi" ifadesi mevcuttur ve bunda Davud'a övgü vardır.

Bu kuvvetin "Dinde ve ibadetlerde kuvvet" manasında olduğu söylenmiştir. (Razi, Tefsir, XXVI/190) Zira bedence veya saltanatça sağlam ve kuvvetli olmak kâfirlerde de vardır. Bir müminin eşine göz diken ve işi kan dökecek kadar ileri götüren birisinin "kuvveti" övmeye değmez.

4) Davud, "evvab" (=Allah'a çokça dönen, yalvaran) sıfatıyla da anılmıştır. (Sâd, 38/17) Bu sıfat, kalbi daima günah ve adam öldürmekle meşgul olan birine nasıl verilebilir?

5) Bir âyette dağların Davud'a musahhar kılındığı ve onunla birlikte tesbih ettikleri bildirilmektedir (Sâd, 38/18). Bu bir meziyyettir. Günahkâr bir kişi böyle bir mezziyyetle taltif edilemez.

6) Zebur okuduğu esnada her taraftan kendisine doğru toplanıp gelen kuşların da Davud'a ram edildiği bildiriliyor. (Sâd, 38/19) Rivayete göre Davud'a kuş avı haramdı ve kuşlar kendisine tam bir emniyet ve güven içinde yaklaşırlardı (Razi, Tefsir, XXVI/190). Kurt ve kuşun kendisinden emin olduğu birine karşı, bir müminin canını ve ırzını koruyamamış olması cidden izahı zor bir meseledir!

7) Bir âyet Davud'a "hikmet" verildiğini beyan ediyor(Sâd, 38/20.) Hikmet; ilim ve amel olarak insana gerekli güzel şeyleri ifade eden bir kelimedir. Allah'ın kendisine "hikmet" verdiğini ifade buyurduğu bir nebi bu tür şeyleri yapamaz.

8) Kur'an, Davud'un "salih" bir kişi olduğunu; Allah katında "yakınlığı" bulunduğunu ve "akıbetinin güzel" olduğunu bildiriyor ( Sâd, 38/25). Böyle bir zat, muhakak ki meleklerden üstündür ve her türlü şaibeden uzaktır.

9) Allah;

"Ey Davud, biz seni yeryüzünde bir halife yaptık." (Sâd, 38/26.)

buyuruyor. Ona atılan iftira ile halifelik birbiriyle bağdaşmaz... (bk. Razi, Tefsir, XXVI/189-190)

Kur'an'ın Davud (a.s.) hakkındaki bu beyan ve medihleri, kendisine nisbet edilen hikayenin batıl olduğunu ifade ediyor. Bunları gelişi güzel anlatmak hiç bir mümine helal olmaz.

Bazı tarih kitaplarında konuyla ilgili Hz. Davud aleyhisselam adına söylenenler İsrailiyattır ve asla doğru değildir.

Özetle söylemek gerekirse:

- İbn Kesir, ilgili âyetin tefsirinde, bu konuyla ilgili aktarılan kıssaların büyük çoğunluğu İsrailiyattan olduğunu, İbn Ebi Hatim’im bu konuda naklettiği bir hadis rivayetinin sahih olmadığını, Hz. Peygambe (a.s.m)’den bu konuda sağlam hiçbir rivayetin bulunmadığını ifade etmiştir. Kuşkusuz, İbn Kesir’in bu ifadelerinin içerisinde Taberî’nin rivayetleri de dahildir.

- Razî de, ilgili âyetin tefsirinde, âyet ve hadislerde Hz. Davud’u öven bazı ifadelere yer vermiş ve bunlarla ilgili kıssaların asla bağdaşmayacağına, hatta en fasık bir adamın bile böyle bir aşağılık işi yapmaya tenezzül etmeyeceğine işaret etmiştir.

- Bu kıssaların tamamen bir uydurmadan ibaret olduğunu belirten Kadı Beyzavî ve Alusî, bu konuda Hz. Ali’nin “Kim benim yanımda Hz. Davud ile ilgili bu kıssaları anlatsa, ona yüz yirmi kırpaç vuracağım.” şeklindeki sözlerine de yer vermişlerdir.

- Bütün bu açıklamalar ışığında konuya baktığımızda, -soruda da işaret edilen bazı tefsirlerdeki- bu kıssaların peygamberlik vasfıyla asla bağdaşmadığını, Hz. Davud gibi Kur’an ve hadislerde, özellikle ibadet ve takvasıyla övülen bir peygamberin, böyle bir olayla yakından uzaktan ilişkisinin olamayacağını düşünüyoruz.

Dipnotlar:

- Konuyla ilgili değerlendirmeler için bk. İbn Kesir, Tefsir, VI, 53; İbn Kesir, el-Bidaye, II/14; el-Kurtubi, Tefsir, XV/166, not.l; Îbnul-Cevzi, Tefsir, VII/114, not.l; el-Kasimi, Tefsir, XIV/5089.

- Tarih kitaplarında geçen bilginin senedinde olan Yezid İbn Eban er-Rakkaşî için bk. ez-Zehebî, Mizanu'l-İtidâl, FV, 418; İbn Hacer, Tehzibu't-Tehzib, XI/309 v.d.

- Yine bu rivayetin ravileri arasında bulunan ve imamlarca pek çok tenkid edilen Abdullah îbn Lehîa için bk. ibn Ebi Hatim er-Razi, Kitabu'1-Cerh ve't-Ta'dil, V/145 v.d.; ez-Zehebi, Mizanu'l-İtidâl, II/475 v.d.; İbn Hacer, Tehzibu't-Tehzib, V/373 v.d.

ALINTI : SORULARLA İSLAMİYET
Güzel bir açıklama olmuş

Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 10.07.25, 11:01
NGB - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
NGB NGB isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Dost Üye
 
Üyelik tarihi: 12.06.22
Bulunduğu yer: 🕋
Mesajlar: 6,615
Forum Puanı: 19376
Etiketlendiği Mesaj: 175 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Sessizadam Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Benim biraz kafamı karıştırdı,ölen adamın hanımıyla evlendiği için mi kul hakkı oluyor?


2020-2021 arası okuduğum kitaplar arasındaydı hikaye ama hangi kitap işte orasını tam hatırlayaöadım.
Hikaye şuydu.
Adam general savaşa gidiyor ölüyor.Adam ölünce haliyle karısı boşa düşüyor.Ama bu boşa düştü hemen DAVUD AS tetikte bekleyip ben bunla evleneyim sanırım demedi ordaki süreci bilmiyoruz.Sonuçta evleniyorlar.
Adamın iddiası işte ben savaşa gittim savaşta öldüm.Benden sonra evlendi yazıyordu.Yani o evlenme bir nevi adamın içine oturmuş gibi aldıladım.Yoksa google aratıp bulunan sorular islamiyette ki gibi adam tuttu beni öldürttü yazmıyordu eserde.

Kaldıki olaya birde bizim islam dinine göre bakarsan burda biri savaşa gitti adam şehid oldu öldü gitti.
Ölen eşi ile evlenmek yasakmı?

Belli süre var deniyor iddet süresi

İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler.” (el-Bakara, 2/234). Evlilik ne şekilde sona ererse ersin, hamile olan kadının iddeti, doğum yapıncaya kadardır; doğum yapmasıyla iddeti sona erer.

Burda yazılandan anlaşılacağı üzere ölen adamın eşi ile evlenen misal 6 ay sonra 1 sene sonra evlenebilir mi dinen yasak varmı?
Görünen yok.

---------------------------
Gelelim duyarlı arkadaşımıza bak bir eserde bu yazıyor.Şimdi o diyecekki ya öyle şey olmaz o resimde eser ismi yazıyor.




Yazan bu.Haliyle bu arkadaşımıza yada bunu gibi düşünen varsa.Onlara tavsiyem şu olacak.Öncelikle eserleri türkçe olarak okumanız gerekir.Sonra o eserde yanlı bulduğunuz yerleri not alın.Duyarlılığını göstermek istiyorsan madem bir eser sen çıkar arkadaşım.Hem islamiyete hemde diğer nebileri yanlış biliyorsunuz bunlar yanlıştır diyip bir eserle dünyaya duyurun.Bazı eselerde şu yanlışları gördük doğrusu bu diyin.

Şimdi bazısı şunu diyecek bizde türkçe eser yok.Ben elimde olan imam gazali arabi-başkalarıda var ne varsa size pdf olarak bir siteye upload etme sözü veriyorum.Ama sizde işte dediğim sözü vermeniz gerekir.Biz bunları tek tek okuyup içinde uygun olmayanları tespit edip onları ayıklayıp bir eser yapıp dünyaya duyuracağız.

Yoksa kuru kuru hacı abi sen bana ver ben okurum ama sonra tıslarım diyen varsa almasın.Çünkü söz veriyor.Diğer tarafta o sözü ona sorarlar derim.Taşın altını elini koyacak kişi aranıyor.

Dediğim işi yapacak olan ben ayıklar ve eser çıkarırım karar verdim bu yolda hizmet edip ecir alacam diyen bana mesaj geçsin ben eserleri ayarlar ona mediafire linki ile veririm.








__________________
Unutmayasın.Elindeki Sırrı Saklayamayana.
Yeni Sır Vermez.Sırların Sahibi.
Şeyh-ül Ekber Muyhiddin İbn’ül Arabi KS
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 10.07.25, 13:58
 
Üyelik tarihi: 27.12.24
Bulunduğu yer: Genel
Mesajlar: 2,169
Forum Puanı: 933
Etiketlendiği Mesaj: 61 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
NGB Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

2020-2021 arası okuduğum kitaplar arasındaydı hikaye ama hangi kitap işte orasını tam hatırlayaöadım.
Hikaye şuydu.
Adam general savaşa gidiyor ölüyor.Adam ölünce haliyle karısı boşa düşüyor.Ama bu boşa düştü hemen DAVUD AS tetikte bekleyip ben bunla evleneyim sanırım demedi ordaki süreci bilmiyoruz.Sonuçta evleniyorlar.
Adamın iddiası işte ben savaşa gittim savaşta öldüm.Benden sonra evlendi yazıyordu.Yani o evlenme bir nevi adamın içine oturmuş gibi aldıladım.Yoksa google aratıp bulunan sorular islamiyette ki gibi adam tuttu beni öldürttü yazmıyordu eserde.

Kaldıki olaya birde bizim islam dinine göre bakarsan burda biri savaşa gitti adam şehid oldu öldü gitti.
Ölen eşi ile evlenmek yasakmı?

Belli süre var deniyor iddet süresi

İçinizden ölenlerin geride bıraktıkları eşleri, kendi kendilerine dört ay on gün (iddet) beklerler.” (el-Bakara, 2/234). Evlilik ne şekilde sona ererse ersin, hamile olan kadının iddeti, doğum yapıncaya kadardır; doğum yapmasıyla iddeti sona erer.

Burda yazılandan anlaşılacağı üzere ölen adamın eşi ile evlenen misal 6 ay sonra 1 sene sonra evlenebilir mi dinen yasak varmı?
Görünen yok.

---------------------------
Gelelim duyarlı arkadaşımıza bak bir eserde bu yazıyor.Şimdi o diyecekki ya öyle şey olmaz o resimde eser ismi yazıyor.




Yazan bu.Haliyle bu arkadaşımıza yada bunu gibi düşünen varsa.Onlara tavsiyem şu olacak.Öncelikle eserleri türkçe olarak okumanız gerekir.Sonra o eserde yanlı bulduğunuz yerleri not alın.Duyarlılığını göstermek istiyorsan madem bir eser sen çıkar arkadaşım.Hem islamiyete hemde diğer nebileri yanlış biliyorsunuz bunlar yanlıştır diyip bir eserle dünyaya duyurun.Bazı eselerde şu yanlışları gördük doğrusu bu diyin.

Şimdi bazısı şunu diyecek bizde türkçe eser yok.Ben elimde olan imam gazali arabi-başkalarıda var ne varsa size pdf olarak bir siteye upload etme sözü veriyorum.Ama sizde işte dediğim sözü vermeniz gerekir.Biz bunları tek tek okuyup içinde uygun olmayanları tespit edip onları ayıklayıp bir eser yapıp dünyaya duyuracağız.

Yoksa kuru kuru hacı abi sen bana ver ben okurum ama sonra tıslarım diyen varsa almasın.Çünkü söz veriyor.Diğer tarafta o sözü ona sorarlar derim.Taşın altını elini koyacak kişi aranıyor.

Dediğim işi yapacak olan ben ayıklar ve eser çıkarırım karar verdim bu yolda hizmet edip ecir alacam diyen bana mesaj geçsin ben eserleri ayarlar ona mediafire linki ile veririm.






İşte benim anlamadığım Davud peygamber a.s. basit bir insan degilki
misalen onlar her işini Allah'ın emrine ve yönlendirmesine göre yapmaz mı
Çünkü bu 4 ay meselesi bizim şeriatımızda var ama o dönemi de bilemiyoruz.
Benzer bir olay bizim peygamber efendimiz de yapmıştı, savaşta şehit olan bir kimsenin hanımıyla evlenmişti.

Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 10.07.25, 15:06
NGB - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
NGB NGB isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Dost Üye
 
Üyelik tarihi: 12.06.22
Bulunduğu yer: 🕋
Mesajlar: 6,615
Forum Puanı: 19376
Etiketlendiği Mesaj: 175 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Sessizadam Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
İşte benim anlamadığım Davud peygamber a.s. basit bir insan degilki
misalen onlar her işini Allah'ın emrine ve yönlendirmesine göre yapmaz mı
Çünkü bu 4 ay meselesi bizim şeriatımızda var ama o dönemi de bilemiyoruz.
Benzer bir olay bizim peygamber efendimiz de yapmıştı, savaşta şehit olan bir kimsenin hanımıyla evlenmişti.

Konu sahibinin açtığı yerden konu üzüm salkımı gibi başka yere evriliyor.Hal böyle olunca senle başlayan karşılıklı yazışmalar başkalarının araya girmesi ile bu konu sanırım 75 sayfa yazıya kadar gider.En sonunda karşılıklı hakaret içeren konular oluyor araya giren kişiler arasında bazen admin devreye giriyor.Ve oda bazı mesajları silip konuyu kilitliyor.Gerekirse üyeyide banlıyor.
Şimdi eski eserleri okur geçersin.Bazılarında kalp gözü ile görünen mevzular anlatılır.Ahireti kim görmüşki ordan haber etsin.Anca kalp gözü ile görülür.
İşte bu DAVUD AS olayı buna dayanıyor.Bunun gibi 75 çeşit mevzu var.Bu işin çözümü şu böyleymiş şu şöyleymiş demekten ziyada konuya attığım ilk resim var konu sahibine dediğim kendinden şüphesi olan Allah CC sığınır gizli ameller yapar.Ve işte ahirette kul hakkı olan kişi ile karşılaşınca artık ona göre yaptığı amellerin sevaplarını ona verecek görünen bu.Yani gizliden gizliye sevap yapmaya bakın.

Hal böyle olunca işte herkes ahirette buluşunca orda göreceğiz neyi , bu eserlerde yazılan mevzuları eğer yazılanlar harfiyen doğru ise zaten gözünün önünde vuku bulacak.Yoksa burda havanda su dövme olayına dönüyor.Şu şöyle yazmış buda böyle demiş tamam demişte.İşte ortada bazısı der somut kanıt yok.

Somut kanıt anca hepimiz ölünce gerçek kanıt neymiş belli olacak.Mahşer meydanı olayı gerçekleşince zaten orda göreceğiz.Herkese tek tek hesap soracak yaradan

Kitaplarda yazan olayları diyorum artık ne kadarı tam dosdoğru gerçekleşecek herkes şahid olacak.Olayın özeti bu.




__________________
Unutmayasın.Elindeki Sırrı Saklayamayana.
Yeni Sır Vermez.Sırların Sahibi.
Şeyh-ül Ekber Muyhiddin İbn’ül Arabi KS
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Rüya Tabirleri "K" Svg Rüya ve Rüya Tabirleri 6 07.04.25 22:57
Fatiha Suresi Açıklamalı Tefsiri Havasokulu Kuran-ı Kerim Tefsiri 16 26.11.24 00:56
Kader - karma toplumsal ön kabuller ve yargılar Och Metafizik 0 14.09.20 16:24
Dünyâyı Terk etmek, Onu Kötülemek Swordsfish islam & islami Konular 1 21.06.20 20:31
ilahi vahy Celil Parapsikoloji & Spiritüalizm 1 31.12.19 22:08


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 02:02.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com