![]() |
|
|||||||
| Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz. |
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
|
#1
|
|||
|
|||
|
Alıntı:
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#3
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
Bu vasıf kul için kullanıldığında kötü bir yergi ifade eder, azabı hak etme dahilinde olur. Bundan dolayı Allah Teala kafirleri zemmederken şöyle buyurmuştur: "Hem yakaladığınız vakit merhametsizce, cebbarca (zorbaca) yakalayıp tutuyorsunuz. "(Şuara 130. Ayet) Allah Teala'nın hadiste, "Cebbarlar nerede? Mütekebbirler nerede?" sözü bu vasıflara veya birine sahip olana açık bir tehdittir. Cebbar mübalağa siğalarındandır. Ancak zarf kurallarına göre varid olmadığından kalıp itibariyle şazdır. Çünkü bu kalıp sülasi fiilden değil de hümasi (beş harfli) fiil olan "tecebbere" kökünden gelir. Tecebbere, "mütecabir" ve "Cebbar" denilir. Ayrıca "Cebbar" kalıbı hem geçişli hem geçişsiz füilden türemiş olabilir. Arapçada iki şekilde de kullanımı vardır. “Kemiğin cebri" kırığını tedavi etmek veya kırığının iyileşmesi manalarında kullanılır. "Dini cebretmek" dini Zahir kılıp diğer bütün dinlere galip etmektir. "Cebbar" kimsenin yaptığı şeye de "ceberut" denilir. Bu sıfat da "azgin, zorba, düşmanlıkta aşırı giden" hakkı kabul etmeyen dünya hükümdarlarına kullanılır. Rivayet edildiğine göre Resulullah bir kadına öğüt verdi. Ancak kadın kaale almadı. Resulullah da şöyle buyurdu: "O kadını bırakın zira o bir 'cebbare'dir."( Bezzar, 3579; Ebu Ya'la, 3276; Taberani, el-Mu'cemü'l-evsat, 8160; Heysemi, Mecma'u'z- zeva'id, 363. Ardından şöyle demiştir: Senedinde Yahya el-Himmani vardır. Ahmed yalancı olduğunu belirterek zayıf olduğunu söylemiştir. Bezzar da rivayet etmiş ve başka bir raviden dolayı zayıf olduğunu belirtmiştir. Derim ki: Bu ravi, Süheyl b. Ebi Hazm'dır.) Yani o hakkı kabule karşı kibirlenen bir kadındır. Aynı şekilde hükümdarlardan hakkı kabule yanaşmayan her azgın, “cebbar”dır. Rivayet edildiğine göre Velid b. Yezid b. Abdulmelik mushafta fal baktı. Karşısına Allah Teala'nın, "...Fetih istediler. Her inatçı cebbar (zorba) hüsrana uğradı."(İbrahim 15. Ayet) Mushafı yırttı ve şöyle dedi: Her inatçı zorbayı tehdit mi edersin işte ben inatçı zorbayım (cebbarım) Kıyamet günü Rabbine gidersen Delu Yarabbi! Velid beni parçaladı. Birkaç gün geçmeden feci bir şekilde öldürüldü. Kafası koparılıp hem sarayın hem belde surlarının üzerine asıldı. İbn'ul-Enbari der ki: Arap kelamında cebbarın manası, ceberrut sahibidir. O da kahhar olandır. Cebbar altı farklı manada kullanılır. Cebbar, kahhardır. Cebbar, başkasına musallat olandır. Allah Teala buyuruyor ki: "Sen onların üzerinde cebbar değilsin."(Kaf ayet 45) Cebbar, cüsseli kuvvetli kimse, Allah Teala buyuruyor ki: "O beldede cebbar olan (dev yapılı, cüsseli) bir kavim vardır. "(Maide 22.ayet) Cebbar, Allah'a ibadete karşı kibirlenendir. Allah Teala buyuruyor ki: "Beni de bedbaht bir cebbar (ibadet etmek- ten kibirlenen) kılmadı."(Meryem 22.ayet) Cebbar, katliam işleyendir. Allah Teala buyuruyor ki: "Yakalandığınız zaman cebbarca davranırsınız."(Şuara 130. Ayet) Yani katliam işlersiniz. Allah Teala'nın "Sen yeryüzünde cebbar olmaktan başka bir şey olmak istemiyorsun."(Kasas ayet 19) buyruğu da bu manadadır. Yani meramın haksız yere cana kıymak, öldürmektir. Cebbar, yine uzun hurma ağaçlarına denir. Zeccaci dedi ki: "Cebbare deve" yani büyük, semiz demektir. "Cebar hurma ağacı" yani elin yetişemeyeceği kadar yüksek olan demektir. “Adam tecebbür etti." denilecek olursa manası kibirlendi demektir. Cebriye, Cebreve, Ceberut, Cebure şeklinde de iştikakları vardır. "Adamı icbar ettim" denilirse bir işi yapmaya zorladım manasına gelir. "Cebr" de kaderin hilafınadır. Ceberiye de Kaderiyye'nin tersinedir. Cevheri bu şekilde kullanmıştır. Zeccaci ise şunu aktarır: (Ceberiye değil de) Cebriyye'dir. "Mücebbir" kırık çıkıkıya denir. Buna göre Cebbar, ıslah eden, düzelten manasına gelir. Kırık elin üzerine konulan ve azayı sabit tutmaya yarayan tahtaya, (günümüzde alçıya) "cebire" denilir. Binaenaleyh Allah, ceberut, kibiriya ve azamet sahibi olan Cebbar'dır. Denildi ki: Cebbar'ın manası Kahhar ile aynıdır. Buna göre kudret sıfatına dayanır. Denildi ki: Cebbar, Azim olandır. İbn Abbas tefsirinde bu şekilde geçer. Denildi ki: Cebbar, ceberutu (kuvveti) ile mümteni olan, kendisine ulaşılamayan zatının kününe vakıf olunamayandır. Buna göre zat isimlerinden olur. Hattabi dedi ki: "Cebbar" Kulları irade buyurduğu emir ve nehiylere cebredendir. Buna göre ikrah manasından gelir. Şöyle de denildi: O, kullarının ihtiyaçlarını kapatan onların hayatta kalma sebeplerini üstüne alandır. Buna göre de ıslah manasından gelir. Şöyle de denilir: Bilakis el-Cebbar, mahlukatının üstünde olandır. Allah Teala'ya hiçbir ilim ulaşamaz, onu kuşatamaz. Artık nasıl bir cisim ona muttasil olsun? Denildi ki: Cebbar, Zatina nispetler herkesin, her şeyin hakir olduğu azametli, büyük olandır. İbn'ul Hassar der ki: Bu isim el-Aziz ile el-Mütekebbir isimleri arasında geçince bundan maksadın, "ceberut sahibi" olduğu anlaşılmıştır. Hadiste Resulullah'ın rüku ve secdelerinde şöyle dediği nakledilir: "Sübhane zil-Mülk ve'l-melekut, Sübhane zil-izzeti vel-ceberut." Mülkün ve melekutun sahibi olan (Allah'ı) her türlü noksanlıktan tenzih ederim, izzet ve ceberutun sahibi olan (Allah'ı) her türlü noksanlıktan tenzih ederim.( Ahmed, 23980; Ebu Davud, 873; Tirmizi, 806; Taberani, el-Mu'cemü'l-kebir, 18/113; Beyhaki, es-Sünenü'l-kübra, 2/310; Beğavi 912. Ceyyid bir isnad ile rivayet etmişlerdir.) "Ceberut" hadiste mülk, melekut ve izzetin zikrinden sonra gelmiştir. Aynı Ebu Hüreyre'nin isimleri sayan hadisinde gelen tertip üzere. Aynı tertip Hasr suresinin sonunda vardır. Bu hadiste de "Cebbar" isminde bulunan arizi müşterekliğin mahiyetini açıklar. Cebbar'ın manasi ceberut sahibi, yani azim olan, her şeyden ali yüce bulunandır. Açık olarak Aziz isminin ifade ettiği mananın aynısına bu manaya ek olarak fiillerinde ortaya çıkan bir ziyadeye açık olarak yorumlanır. İzzet sıfatı- nın ancak kendisi ile tam olduğu her sıfatı da gerektirir, mülkün ancak kendisi ile tam olduğu her manayı kapsar. Fakih Ebu Bekr b. Arabi der ki: Alimlerimiz dediler ki: O, Cebbar'dır. Cebriyye ve "cebrut❞tan gelir. Şu konuda ittifak etmişlerdir: Bu zata ek bir mana ifade eden hususi bir sıfat değildir. Bilkasi de Allah Teala yücelik ve tazım sıfatlarını başka birinin hak etmediği bir vecih üzere hak eder. Bu sıfat ondan başkasına ispat edilmez. Bu konuda kudsiyet sıfatından farklıdır. Çünkü “cebriye” sıfatı hususi bir tenzih, kuddusiyet sıfatı ise her türlü tenzihin kapsamında yer aldığı genel bir tenzihdir. Kuddusiyet ile vasfedilmesi ge- nel bir tavsif olunca zihinde bir mana, türlü tenzihler kapsayan hususi bir sıfat olduğu varid olmuştur. Bu tenzih türlerinden biri de "Cebbar"lıktır.
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır... |
![]() |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| iblis, şeytan, ifrit, cin hakkında acayip bilgiler | Torlak | Cin & Şeytan & Melek & Ruh | 13 | 31.07.26 17:03 |
| Tahatili Seba Havvası (Herşeyi mümkün kılan) | HavasHoca | Diğer Havas Konuları | 11 | 07.04.24 12:09 |
| Berhettiyye isimlerinin Açıklaması | AhirZaman | Esmalar | 32 | 12.01.24 08:50 |
| Esma-i idrisiyye | Lokman | Esmai idrisiyye | 12 | 15.06.18 21:00 |
| Kötülüklerin En Kötüsü Allahü Teâlâya İnanmamaktır | Havasokulu | islam & islami Konular | 2 | 28.04.18 09:46 |