Alıntı:
DeadStrom Nickli Üyeden Alıntı
Hasta birisinin günahları dökülüyor diyorlar zaten tevbe ederse bütün günahlarını affeder diyorlarki derecesi yükseliyor zaten iyi işler yaparsa yine derecesi yükselir. diyorlarki allah kendisine yakınlaştırıyor ama zaten allah kendi sevgisini kalbe koydu mu tokata hastalığa gerek varmıdır ki bu da olmadı .allah diyorlarki sağlığının kıymetini anlaması için ama zaten hasta baskalarına baktığı zaman kendi sağlının kıymetini anlıyorsun örneğin bir deliye baktığında kendi haline zaten şükrediyorsun. Birde allah denemek için diyorlar işte bak hasta oldu acaba buna rağmen sevecek mi ama bunu başka şekilde de yapabilir allah örneğin sağlıklı olursun allah için savaşırsın ölürsün böyle de allaha sevgini göstermiş olursun illa hastalıkla olacak bişey değil demi başka şekilde de oluyormuş değil mi o zaman bu da değil. diyorlarda diyorlar ama bir tane mantıklı açıklama yapan göremedim. bu hastalıkların hikmeti nedir söyleyebilirmisniz?
|
Yeryüzünde meydana gelen bütün olaylar, Allah'ın her şeyi kuşatan bilgisinin ve sonsuz hikmetinin bir gereği olarak koymuş olduğu yasalar doğrultusunda gerçekleşir. (Feth suresi ayet 23) Hiçbir olay ve hiç kimse bu yasaların dışına çıkamaz. Allah, insana bu yasaları keşfetme imkan ve kabiliyetini vermiştir. O halde insana düşen bu yasaları keşfetmek için gereken adımları atmaktır.
İnsanın başına gelen kötülük ve musibetler, bazen kendi hatası bazen de imtihan sırrının bir gereği olarak gerçekleşir. Bunların hepsi, belli bir yasaya göredir. İnsan, başına gelen kötülük ya da musibetlerin hangisinin kendi hataları, hangisinin de kendi elinde olmayan sebeplerle gerçekleştiğini ayırt edebilecek bir temyiz gücüne sahiptir. Bu yüzden kendi sorumluluğunu kadere fatura etmek için mazeret ileri sürme hakkı onun elinden alınmıştır. Nitekim Allah, kafirlere kıyamet gününde şöyle hitap edecektir: "Ey inkar edenler! Bugün özür beyan etmeyiniz; ancak işlediklerinizin karşılığını
görmektesiniz.”(Tahrim suresi ayet 7)
İnsanın hem bu dünyada hem de ahirette kendi hatalarının faturasını ödemesi ilahi bir yasadır. Bu yüzden kafirler ve müşriklerle yapılan harpte kısmi bir yara alan müminlere Cenab-ı Hak şöyle hitap etmektedir: "(Bedir'de) iki katını (düşmanınızın) başına getirdiğiniz bir musibet, (Uhudda) kendi başınıza geldiği için mi ‘Bu nasıl oluyor! dediniz? De ki: 'O, kendi kusurunuzdandır. Şüphesiz Allah'ın her şeye gücü yeter."(Al-i imran suresi ayet 165)
Bu gerçek başka bir ayette genel bir yasa olarak şöyle ifade edilir: "Başınıza gelen herhangi bir musibet, ellerinizle işlediklerinizden ötürüdür. O, yine de çoğunu affeder."(Şura suresi ayet 30)
Hem sadece bu ayete dayanarak hüküm vermek doğru olmaz. Nitekim bir başka ayette, zaman zaman masumlara da musibetin dokunabileceğinden bahsedilmiştir. "Sadece sizden zalim olanlara değil, herkese dokunacak olan fitneden sakının!" (Enfal, 25) ayetinde, günahların toplumun büyük kesimi tarafından işlenmesi veya kabul görmesi sebebiyle, bazen musibetlerin umumi olarak gelip, herkesi kuşattığı ifade edilmiştir. Bu durum, dünyanın bir imtihan alanı olmasından kaynaklanmaktadır. Aksi halde, insanlar zorunlu olarak iman etmek durumunda kalırlardı. Umumi olarak gelen musibetten sonra, Allah, onlar içinde suçsuz olanları ayrıca mükafatlandıracaktır. Böylece bu tür insanların can ve malları sadaka hükmüne geçer. Çocukların başına gelen bela ve musibetler babaları için bir imtihan vesilesi,[‘’ sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden azaltma ile deneriz. Sabredenleri müjdele’’ (Bakara suresi ayet 155) ayetinde ifade edildiği gibi. Bazı hadislerde bu müjdenin cennet olduğu açıklanmaktadır. Nitekim, ‘’Üç çocuğu vefat eden müslümanları Allah-onlara olan rahmetiyle cennetine koyacaktır’’ şeklinde değişik tariklerle rivayet edilen hadis bu gerçeği ifade etmektedir. Başka hadislerde de insanın bedenine malına çoluk çocuğuna isabet edip de sabr-ı cemille mukabele gören musibetlerin günahları silip temizlediği keffaretü’z-zünub olduğu ifade edilmektedir.] kendileri için de manevi terakki veya uhrevi sevap vesilesi olabilir. Sonra, hayır ve şer nisbi şeylerdir. İnsan kendisi ve çoluk çocuğu için neyin hayır, neyin şer olduğunu tam anlayamaz. Kerih gördüğü bir şey kendi hayrına olabileceği gibi, hayır olarak gördüğü bir iş kendi aleyhine olabilir.