![]() |
Alıntı:
Ne de dünya bizim için yaratıldı... Bizim dünyada olma sebebimiz kulluk. (Zariyat suresi 56ncı ayet) Dünyanın var olma sebebini biz şu aciz ve kıt aklımızla bilemeyiz. Bizden önce nice hayvanatın yeryüzünde yaşadığını ve cinlerin bizden önce dünyada olduğunu biliyoruz. Belki dünyanın var olma sebebini bilemeyiz ancak bakış açımızı güzelleştirip, bilinmek istedi diyebiliriz. Kün fe yekün... Ol dedi ve oldu. Elhamdülillah. |
Alıntı:
(Kaynak: Delilleriyle Ehl-i Sünnet Akaidi İbrahim Cücük ERKAM YAYINLARI ) |
Alıntı:
Bizden önce defalarca kıyamet koptuğu söyleniyor. Doğru mudur? Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
Ad kavmi helakını, semud kavmi helakını, nuh tufanını ya da günümüzde bir karınca yuvasına erimiş metal döküp müzelerde sergileyen insanoğlunu düşün. Son örnekte karıncalar için kıyamet kopmuştur değil mi? Milyonlarca yıl önce meteor çarpması varsayımı ile ölen dinozorlar için de kıyamet kopmuştur. Bazen denizlerde çok büyük bir balık sürüsünün insanoğlunun yaptığı bir bombayı test ederken helak olduğunu görürüz. İşte, bu balıklar için kıyamet değil de nedir? Onlar kadar küçülüp bakalım olaya... Kişi öldüğü zaman da buna küçük kıyamet denir. Allahualem, berzahta vakit çabuk geçer, bizim için bir yıl, kıyameti kopmuş olanlar için bir saniyeye denktir belki. Ayrıyyetten "Her ümmetin bir eceli vardır" buyurur Rahman Araf suresinde. O ecel geldiğinde, ne bir an geri kalırlar ne de öne geçebilirler... O halde her topluluğun her canlının ve her medeniyetin bir kıyameti olsa gerektir. Bu kıyamet bazen bir tufanla bazen de bir zelzeleyle gelebilir. En büyük kıyamet ise hesap gününe bizi götürecek olan kıyamet olsa gerektir. Hangi kıyamet olursa olsun, esas sorgulamamız gereken, biz kıyamete ne kadar hazırız? Her gece ölüp, her sabah yeniden dirilmenin provasını yaptığımız bu hayatta, gerçek kıyamete ne kadar hazırız? Sözü uzattık hakkınızı helal ediniz. Efendimizin hadisiyle sözü bitirelim o vakit; "Kıyamet kopuyor olsa bile elinizde bir fidan varsa, onu dikin." çünkü kıyamet bir son değil, bir başlangıçtır. |
Alıntı:
Oradaki bir gün buranın bin yılına eşitse sanırım 2 saat kadar kalıp gidiyoruz dünyadan. |
Alıntı:
Her şeye kadir olan Allahım Mearic suresi 4ncü ayetinde meleklerin rabbimizin makamına (dünya hesabına göre elli bin yıl tutan) bir günde ulaşmakta olduklarını buyuruyor. Bizim gibi aciz kullar dünya hayatında ortalama yetmiş yıllık yaşam sürüyor. Bu süre, ayetteki hesaba göre Rabbimizin katında sadece iki dakikalık bir süreye tekabül ediyor. Evet... iki dakikalık ömrümüz var bu dünyada. Aynen Yunus Emre'mizin de işaret ettiği gibi; Ana rahminden geldik pazara... Bir kefen aldık döndük mezara... Sadece iki dakikamız var ve yaş 35i geçtiyse ilk dakikamızı çoktan doldurduk. Rabbim kalan dakikamızda bizleri yolundan sapmayan ve razı olduğu kullarından eylesin. Eyvallah.gül1 |
Alıntı:
Örneklerle yola çıkalım. Tüm Kainat insan için yaratılmıştır. Akılla keşfetmek öğrenmek ve kendimizi geliştirmekle mükellefiz. Bir elmanın üstündeki bir mikrop için kainat o elmadır. O mikrop için de zaman kendi kısa ömründen bir kesit lerden oluştuğu için kendi için uzun ama kıyas düzleminde çok kısa bir ömre sahiptir. Zaman tamamen algıdan ibarettir. Ölçülebilirlik onu aslında gerçek yapmaz ama kabul edilmesi gereken de beynel minel bir gerçeklik algısıdır. Şöyle düşünelim mikropun en büyük ölçeği 5 mm olsun o 5 mm de seyahat etmesi onun ömrüne sığmıyor. Bu durumda milimetrenin altındaki mikronlarda yaşıyor ve bu ona çok uzun geliyor. Dolayısıyla bir elmadan diğerine geçebilecek bir araçta yapamıyor. bir günlük o kendine up uzun gelen zaman diliminde bir ömür yaşadığını zannediyor. Peki ya biz: Yaşadığımız dünya Yaradan nezdinde bir toprak atomu kadar olsun. Ya biz; bizde onun üstündeki atom altından daha küçük zerrecikleriz. Kendimizi çok büyük sanıyoruz ama değiliz bu kibir bizi hasta ediyor. Dünya bu kainatta bir kısım, level, bölüm ise bizim için yaşam alanıdır. İnsan ve diğer canlıların paylaştığı bu habitat doğal yaşam alanı. Peki amaç nedir; Allah kendi ruhundan bir parça vererek yarattığı insan oğluna bu nietleri bahşetmiş ve bizim doğruyu bulma potansiyelimizi de çok iyi bilmektedir. Biz ömür dediğimiz up uzuuuun yoldas yürür ken aslında Allah nezdinde bir mm bile yol almıyoruz. Hayat yolunda karşımıza çıkan bu durakta ( dünya) oyalanıyoruz burada kalıcı değiliz. Ama burayı çok sevdik burada sonsuz mutluluğu maddesel boyutta yakalamaya çalışıyoruz. Nasıl olacak. Bu elma çürüyecek sen öleceksin. DÜŞÜNSENE ÜNV SINMAVINA GİRMİŞSİN. SINAV ORTAMI ÇOK GÜZEL ÇİÇEKLER BÖCEKLER, İÇECEKLER, RAHAT RAHAT OTURUYORSUN. Ben hep burada kalacağım sınav yok budur benim gerçekliğim dersen yolun doğru olur mu hiç. Neyse elmadan gidelim. Makro boyutta kara delik bir balonun patlamasından daha yavaş değil bir anlıktır. Ama bizim zaman algımızda günler sürüyor. Allah nezdinde çakmak taşının kıvılcımı kadar bile hükmü yok. Ama biz küçüğüz bize muhteşem geliyor. Dünya ve mevcut evrende aslında şuna benzetilebilir. Ağaçtan düşen bir elma 2 sn de yere ulaşsa üzerindeki mikropların ömrü de 0.0001 mili saniye olsa yere düşene kadar kim bilir kaç mikrop doğar ( yumurtadan çıkar ya da bölünerek çoğalır ) ve ölür bir çok medeniyet kurar kendince gelişir ve sonunda elma yere düştüğünde kıyamet kopmuş ve tüm kaynaklar yıkıma uğramış hayat son bulmuş oluyor. Allah şeytana ( cin alemine ) ateşten bir beden vermiş ve dünyaya göndermiş sonsuz savaşlar çıkmış ve helak etmiştir. Ama kendi ruhundan verdiği bizlere verdiği nimetler, okyanıslar mürekkep olsa yazmayla bitmez. Cin alemi yaşıyor peki bizim gibi mi. HAYIR. Biz yaşamdan müthiş zevkler alabiliyoruz. Yediğimiz yemekleri türlü türlü şekillerde, lezzetlerde ve tadlarda ürete biliyoruz. Hayatın parçası olan yeme aktivitesini büyük bir zevke dönüştürmüşüz. Sadece yemek mi tüm zorunlu ihtiyaçları zevke dönüştürmüşüz. Barınma: Suyu odalara çekmişiz tek dokunuşta dereden suyumuz içilebilir kalitede akabiliyor. Odun ateşi yakmadan duman çıkmadan yemek pişiriyoruz. Yaşamak için şart olan cinsel ihtiyaçlar bile türlü şekillerde gerçekleşiyor. Yani azizim. Gerçektende Dünya insan merkezli dönüyor ama bu sadece Gerçek dünyanın fragmanıdır. Bir kardeşimiz sormuştu, Biz bunca nimetin içinde yani cennette sıkılmazmıyız diye. Cevabım şu olmuştu: Akşama kadar elinde telefon kısa videoları sıkılmadan izliyorsun, peki Allah sana cennette yaratma gücü verir ve sana dünyalar, evrenler yartmanı sağlar ve o oyundiye oynadıklarını gerçeğe dönüştürebilirsen ya da en ilgini çeken ne varsa o an onu yaratabilecek gücün olursa da mı sıkılırdın diye cevap vermiştim. Yani kardeşcağızım. Bu dünya sınav merkezidir. Kalıcı değildir. Bir söğüt gölgesi kadar ancak baki kalabilir. Neden bu önemsiz miktardaki zaman diliminde kibir yaparak, insanların kalbini kırarak zaman geçiriyoruz ki. Çok uzattım okuyanlar hakkını helal etsin. Ama şunu da söylemek isterim Allahtan bir parçayız bizler. Tüm sıfatlarına sahipte olabilir, şeytani deolabiliriz. Allahın müsadesi ile yükselebilirizde yerin yedikat altına da geçebiliriz. Akıl ve irademizi kullanmayı tez zamanda öğrenmemiz lazım Allah yardımcımız olsun. |
Alıntı:
|
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 19:14. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com