Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > HavasOkulu Genel Bölüm > Sorularınız

Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Dünya nereden çıktı?

her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 03.08.25, 10:27
Svg - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Vefalı Üye
 
Üyelik tarihi: 18.09.24
Bulunduğu yer: Oda
Mesajlar: 4,527
Forum Puanı: 1946
Etiketlendiği Mesaj: 169 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Dünya nereden çıktı?

Dünya nereden çıktı?

Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 03.08.25, 11:04
NGB - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
NGB NGB isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Dost Üye
 
Üyelik tarihi: 12.06.22
Bulunduğu yer: 🕋
Mesajlar: 6,617
Forum Puanı: 19355
Etiketlendiği Mesaj: 175 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Svg Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Dünya nereden çıktı?
ilahı plan gereği sanırım yaratıldı.
Cinleri ve insanları bana kulluk etsinler diye yarattım ayetinden anlaşılacağı üzere hepimiz buraya yollandık görünen bu.

__________________
Unutmayasın.Elindeki Sırrı Saklayamayana.
Yeni Sır Vermez.Sırların Sahibi.
Şeyh-ül Ekber Muyhiddin İbn’ül Arabi KS
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 03.08.25, 11:41
 
Üyelik tarihi: 31.08.24
Bulunduğu yer: Türkiye
Mesajlar: 113
Forum Puanı: 704
Etiketlendiği Mesaj: 0 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Svg Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Dünya nereden çıktı?
Biz neyiz? Maddi ve manevi yanı olan insanız.
Maddi ve manevi yan ne vücut ve ruh.
Maddi yanımız yani vücudumuz geçici manevi yanımız yani ruhumuz ise kalıcı.
Maddi yan vücut nerde var olabilir maddi dünyada.

Bizim maddi olarak var olabilmemiz için en başta dünyanın var olması gerekir. Yani dünya bizim maddi olarak bedenlememiz için var.

Peki biz neden maddi olarak varız? İnsan dünya hayatında sürekli bir gelişim gösterir ve aşamalardan geçer. İlk bebektir sonra çocuk sonra ergen sonra yetişkin sonra yaşlı olur ve bu süreçler ölümle son bulur. Zaten burdan yaşam amacının bu dünya olmadığı anlaşılır çünkü ölüceksin burda sonsuz bir hayat yok. Yaşarkende sürekli bir tecrübe yaşar. Yaşamın her anı tecrübedir. Bu yaşadığı tecrübelerde ruhunda ebedi kalır. İnsan son kertede tecrübeleriyle mezara girer. Elindeki tek şey tecrübeleridir. Böyle baktığında amaç tecrübe kazanıp öğrenmek. En baştada Allahı öğrenmek işte. Dünya okul yeri gibi. Hayat insana sürekli bir şeyler öğretiyor.

Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 03.08.25, 11:50
Svg - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Vefalı Üye
 
Üyelik tarihi: 18.09.24
Bulunduğu yer: Oda
Mesajlar: 4,527
Forum Puanı: 1946
Etiketlendiği Mesaj: 169 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
NGB Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
ilahı plan gereği sanırım yaratıldı.
Cinleri ve insanları bana kulluk etsinler diye yarattım ayetinden anlaşılacağı üzere hepimiz buraya yollandık görünen bu.
"Biz aslında öldük, mahşer yerindeyiz ve dünyada yaptıklarımız bize izletiliyor.
Ama biz yaşadığımızı zannediyoruz."

Böyle bir şey olabilir mi NGB abim?

Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 03.08.25, 12:04
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,915
Forum Puanı: 4547
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Svg Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Dünya nereden çıktı?
Dünya, Arap dilinde "yakınlık ve yakın olmak" anlamındaki dünüv (dena- vet) masdarından türemiş bir kelime (isim-sifat) olup genellikle 'ahiret'in mukabili olarak kullanılır. Buna göre bir terkibi, "filhal yaşanan, içinde bulunulan hayat", diğer terkibi ise "yeryüzüne en yakın gök" manası taşır. Bunun yanında dunuv masdarı, Bakara suresi 61. ayetteki "اَتَسْتَبْدِلُونَ الَّذ۪ي هُوَ اَدْنٰى بِالَّذ۪ي هُوَ خَيْرٌۜ "(Siz sıradan/alelade bir şeye karşılık değerli olan bir nimeti gözden çıkarıyorsunuz, öyle mi?!) ifadesinde olduğu gibi, "sıradan, alelade, basit, bayağı" gibi manalarda da kullanılır. Gerek muhtelif ayetlerde oyun/ eğlence diye nitelendirilmesi, gerekse İslam tasavvuf geleneğindeki zühd ve terk-i dünya telakkisi sebebiyle 'dünya' kelimesinin "çok değersiz, bayağı" manasına geldiği de vurgulanır. Elmalılı Hamdi Yazır'ın ifadesiyle, “hayat-ı dünya, dünyanın hayatı değil, dünya denilen hayat, yani süflî-alçak hayat yahut bugün filhal içinde bulunulmak itibariyle en yakın olan hayat demek olur."
Kur'an'daki bazı ayetlerde ilkin arzın, diğer bazı ayetlerde ise semanın/semaların yaratıldığına işaret edilmiştir. Mesela, Bakara suresi 29. ayette ilk olarak yeryüzünde bulunan şeylerin yaratıldığı bildirilmiş, ardından "Summe" edatıyla Allah'ın semaya istiva etmesinden ve Fussilet suresi 9-10. ayetlerde sanki yeryüzünün yaratılış sürecine değinilmiş, "summe’’- edatıyla başlayan 11. ayet ve devamında ise Allah'ın semaya istivası ve iki günlük bir sürede semayı yedi sema olarak düzenlediği belirtilmiştir. Buna mukabil Nazi'at suresi 27-29. ayetlerde ilkin göklerin yaratılışı zikredilmiş, (bundan sonra, daha sonra) lafzını da içeren 30. ayet ve devamında ise yeryüzünün yaratılışından söz edilmiştir. Bütün bu ayetlerdeki ifadelerin zahiri dikkate alındığında, Bakara suresi 29 ve Fussilet suresi 9-12. ayetlerden yeryüzünün gökyüzünden önce yaratıldığı, Nazi'at suresi 27-33. ayetlerden ise gökyüzünün yeryüzünden önce yaratıldığı sonucuna ulaşılır.
Bazı müfessirler Bakara suresi 29 ve Fussilet suresi 9-12. ayetleri dikkate alarak arzın önce yaratıldığı ileri sürmüş, çoğunluk ise birçok ayette semaların yaratılışının arzdan önce zikredilmesine, Nazi'at suresi 27-33. ayetlerde arzın semanın yaratılışından sonra yaşanabilir hale getirildiğine işaret edilmesini dikkate alarak önce semanın, sonra arzın yaratıldığı fikrini benimsemişlerdir.( Alúsi, Rubu'l-Me'ani, cilt 1 sayfa: 218) Bu arada Bakara suresi 29. ayetteki "ŝumme" edati semavat ve arzın yaratılışında ciddi bir gösterge olarak değerlendirilmiş ve bu edat üzerine birçok yorum üretilmiştir. Zemahşeri "summe" edatının zaman açısından sonralık/terahi değil, ifade ve tertip açısından sonralık belirtmeye yönelik olduğuna dikkat çekmiş ve bu izahına Beled suresi 17. ayetteki ‘’ ثُمَّ كَانَ مِنَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا’’ifadesini delil göstermiştir. (Zemahşeri, el-Keşşaf, birinci cilt sayfa: 271)
Fahreddin er-Razi de Beled suresi 17. ayetteki "ŝumme" edatının meydana geliş (vücud) açısından değil, ifade açısından sonralık anlamı taşıdığına dikkat çekmiştir. (Fahru'd-Din er-Razi, et-Tefsiru'l-Kebir, otuzbirinci cilt sayfa: 169.)
Buna göre sarp yokuşu tırmanmanın mahiyetiyle ilgili Beled suresi 13-17. ayetlerde köle azat etmek, yakın veya uzak yoksulu doyurmak gibi hasletlerin ardından gelen " ثُمَّ كَانَ مِنَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا" lafzi, "aynı zamanda iman etmiş kimselerden olmak’’ gibi bir mana ifade eder. Yoksa buradaki "Summe" edati, güzel amellerin ardından imanla tanışma durumuna işaret etmez. Çünkü söz konusu amellerin Allah katında makbul olması iman şartına bağlıdır. Bu yüzden, salih amel imanı takip eder. (Ebu Ḥayyan, el-Babru'l-Mubit, 10.cilt sayfa: 483)
Bu nahvi izah dikkate alındığında Beled suresi 17. ayetteki " ثُمَّ كَانَ مِنَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا’’
ifadesi, Allah'ın yeryüzünü yarattıktan bir süre sonra göğe yöneldiğini değil, yeryüzünü ve oradaki her şeyi meydana getirdiğini, ayrıca gökyüzüne de yönelip onu yedi gök olarak düzenlediğini belirtir. Bu durum Nazi'at suresi 30. ayetteki " بَعْدَ ذٰلِكَ" lafzı için de geçerlidir. Bakara suresi 29. ayette yeryüzünün göklerin yedi gök olarak düzenlenmesinden önce yaratıldığına işaret bulunduğuna, ancak bu işaretin Nazi'at 79/30. ayetteki " وَالْاَرْضَ بَعْدَ ذٰلِكَ دَحٰيهَاۜ " ifadesiyle bağdaşmadığına dikkat çeken Meraği “ba'de” edatının burada zaman açısından değil, ifade açısından sonralık belirttiğini vurgulamıştır ki Arapların lisani örfünde de bu tarz bir kullanım mevcuttur.( Ahmed Mustafa el-Meraği, Tefsiru'l-Meraği, Mustafa el-Babi el-Halebi, Birinci Baskı, Kahire 1946, I. 74)
Bu ayetle ilgili başka bir izah da şu şekildedir: Göğün yaratılışından sonra vuku bulan hadise, yeryüzünün varlık alanına çıkarılmasından öte, onun insanlar ve diğer canlıların yaşamasına elverişli hale getirilmesi, yani yaratılış sürecinin kemale erdirilmesidir. (Şihabu'd-Din Ahmed b. Muhammed el-Hafaci, İnayetu'l-Kadi ve
Kifayetu'r-Radi (Haşiye-tu's-Şihab), Daru'l-Kutubi'l-'Ilmiyye, Birinci Baskı, Beyrut 1997, II. 175.)
Cemaleddin el-Kasımi'ye göre de Nazi'at suresi 30. ayetteki " وَالْاَرْضَ بَعْدَ ذٰلِكَ دَحٰيهَاۜ’’ ifadesi, yeryüzünün fiziki yapısının yaratılmasını değil, yeryüzünde canlıların yaşamı için gerekli olan unsurların vücuda getirilmesi anlamında bir terabi (sonralık) ifade eder. Nitekim surenin 31. ayeti de bu hususu açıklar niteliktedir. Bunun öncesinde yer boş ve çıplaktır, yaşamaya elverişli halde değildir. Buradaki "ba'de" edatı, tıpkı Kalem suresi 13. ayetteki " عُتُلٍّ بَعْدَ ذٰلِكَ زَن۪يمٍۙ’’ ifadesindeki gibi, "me'a" (yanı sıra) anlamı taşır. Dolayısıyla burada herhangi bir işkal/tenakuz yoktur." (Muhammed Cemaluddin b. Muhammed el-Kasimi, Tefsiru'l-Kasimi (Mehasinu't-Te'vil), nşr. Ahmed b. 'Ali-Hamdi Subh, Daru'l-Hadis, Kahire 2003, I. 311.)
İbn Aşur, "Sema arzdan önce yaratılmıştır" şeklindeki görüşün daha isabetli olduğu kanaatindedir. Çünkü Nazi'at suresi 30. ayetteki " وَالْاَرْضَ بَعْدَ ذٰلِكَ دَحٰيهَاۜ" lafzı sonralık bildirme hususunda Bakara suresi 29. ayetteki " ثُمَّ اسْتَوٰٓى اِلَى السَّمَٓاءِ "laf- zindan daha zahirdir. Ayrıca astronomi bilginlerinin tespitlerine göre yeryüzü güneş sistemindeki diğer gezegenler gibi güneşten kopmuştur. Bunun yanında Tekvin'deki ifadenin zahiri de göklerin yerden önce yaratıldığını söylemeyi gerektirir. Eğer semadan maksat, atmosfer tabakasını oluşturan hava boşluguysa, bu anlamda sema yeryüzünün yaratılma sürecini takip etmiştir. Yok, eğer semadan maksat, uzay boşluğundaki gezegenler iseki" فَسَوّٰيهُنَّ سَبْعَ سَمٰوَاتٍۜ" ifadesiyle örtüşen anlam da budur- bu durumda göklerin yeryüzünden önce yaratılmış olduğunu söylemek gerekir. (İbn 'Aşur, et-Tahrir ve't-Tenvir, I. 384.)

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 03.08.25, 12:14
 
Üyelik tarihi: 31.08.24
Bulunduğu yer: Türkiye
Mesajlar: 113
Forum Puanı: 704
Etiketlendiği Mesaj: 0 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Svg Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
"Biz aslında öldük, mahşer yerindeyiz ve dünyada yaptıklarımız bize izletiliyor.
Ama biz yaşadığımızı zannediyoruz."

Böyle bir şey olabilir mi NGB abim?
Öyle olsada bunun bizim için bir önemi yok. Yaşamıyor olsak bile neticede yaşıyor algısındayız. Bize göre yaşıyoruz yani.

Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 03.08.25, 15:43
Svg - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Vefalı Üye
 
Üyelik tarihi: 18.09.24
Bulunduğu yer: Oda
Mesajlar: 4,527
Forum Puanı: 1946
Etiketlendiği Mesaj: 169 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Dünya, Arap dilinde "yakınlık ve yakın olmak" anlamındaki dünüv (dena- vet) masdarından türemiş bir kelime (isim-sifat) olup genellikle 'ahiret'in mukabili olarak kullanılır. Buna göre bir terkibi, "filhal yaşanan, içinde bulunulan hayat", diğer terkibi ise "yeryüzüne en yakın gök" manası taşır. Bunun yanında dunuv masdarı, Bakara suresi 61. ayetteki "اَتَسْتَبْدِلُونَ الَّذ۪ي هُوَ اَدْنٰى بِالَّذ۪ي هُوَ خَيْرٌۜ "(Siz sıradan/alelade bir şeye karşılık değerli olan bir nimeti gözden çıkarıyorsunuz, öyle mi?!) ifadesinde olduğu gibi, "sıradan, alelade, basit, bayağı" gibi manalarda da kullanılır. Gerek muhtelif ayetlerde oyun/ eğlence diye nitelendirilmesi, gerekse İslam tasavvuf geleneğindeki zühd ve terk-i dünya telakkisi sebebiyle 'dünya' kelimesinin "çok değersiz, bayağı" manasına geldiği de vurgulanır. Elmalılı Hamdi Yazır'ın ifadesiyle, “hayat-ı dünya, dünyanın hayatı değil, dünya denilen hayat, yani süflî-alçak hayat yahut bugün filhal içinde bulunulmak itibariyle en yakın olan hayat demek olur."
Kur'an'daki bazı ayetlerde ilkin arzın, diğer bazı ayetlerde ise semanın/semaların yaratıldığına işaret edilmiştir. Mesela, Bakara suresi 29. ayette ilk olarak yeryüzünde bulunan şeylerin yaratıldığı bildirilmiş, ardından "Summe" edatıyla Allah'ın semaya istiva etmesinden ve Fussilet suresi 9-10. ayetlerde sanki yeryüzünün yaratılış sürecine değinilmiş, "summe’’- edatıyla başlayan 11. ayet ve devamında ise Allah'ın semaya istivası ve iki günlük bir sürede semayı yedi sema olarak düzenlediği belirtilmiştir. Buna mukabil Nazi'at suresi 27-29. ayetlerde ilkin göklerin yaratılışı zikredilmiş, (bundan sonra, daha sonra) lafzını da içeren 30. ayet ve devamında ise yeryüzünün yaratılışından söz edilmiştir. Bütün bu ayetlerdeki ifadelerin zahiri dikkate alındığında, Bakara suresi 29 ve Fussilet suresi 9-12. ayetlerden yeryüzünün gökyüzünden önce yaratıldığı, Nazi'at suresi 27-33. ayetlerden ise gökyüzünün yeryüzünden önce yaratıldığı sonucuna ulaşılır.
Bazı müfessirler Bakara suresi 29 ve Fussilet suresi 9-12. ayetleri dikkate alarak arzın önce yaratıldığı ileri sürmüş, çoğunluk ise birçok ayette semaların yaratılışının arzdan önce zikredilmesine, Nazi'at suresi 27-33. ayetlerde arzın semanın yaratılışından sonra yaşanabilir hale getirildiğine işaret edilmesini dikkate alarak önce semanın, sonra arzın yaratıldığı fikrini benimsemişlerdir.( Alúsi, Rubu'l-Me'ani, cilt 1 sayfa: 218) Bu arada Bakara suresi 29. ayetteki "ŝumme" edati semavat ve arzın yaratılışında ciddi bir gösterge olarak değerlendirilmiş ve bu edat üzerine birçok yorum üretilmiştir. Zemahşeri "summe" edatının zaman açısından sonralık/terahi değil, ifade ve tertip açısından sonralık belirtmeye yönelik olduğuna dikkat çekmiş ve bu izahına Beled suresi 17. ayetteki ‘’ ثُمَّ كَانَ مِنَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا’’ifadesini delil göstermiştir. (Zemahşeri, el-Keşşaf, birinci cilt sayfa: 271)
Fahreddin er-Razi de Beled suresi 17. ayetteki "ŝumme" edatının meydana geliş (vücud) açısından değil, ifade açısından sonralık anlamı taşıdığına dikkat çekmiştir. (Fahru'd-Din er-Razi, et-Tefsiru'l-Kebir, otuzbirinci cilt sayfa: 169.)
Buna göre sarp yokuşu tırmanmanın mahiyetiyle ilgili Beled suresi 13-17. ayetlerde köle azat etmek, yakın veya uzak yoksulu doyurmak gibi hasletlerin ardından gelen " ثُمَّ كَانَ مِنَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا" lafzi, "aynı zamanda iman etmiş kimselerden olmak’’ gibi bir mana ifade eder. Yoksa buradaki "Summe" edati, güzel amellerin ardından imanla tanışma durumuna işaret etmez. Çünkü söz konusu amellerin Allah katında makbul olması iman şartına bağlıdır. Bu yüzden, salih amel imanı takip eder. (Ebu Ḥayyan, el-Babru'l-Mubit, 10.cilt sayfa: 483)
Bu nahvi izah dikkate alındığında Beled suresi 17. ayetteki " ثُمَّ كَانَ مِنَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا’’
ifadesi, Allah'ın yeryüzünü yarattıktan bir süre sonra göğe yöneldiğini değil, yeryüzünü ve oradaki her şeyi meydana getirdiğini, ayrıca gökyüzüne de yönelip onu yedi gök olarak düzenlediğini belirtir. Bu durum Nazi'at suresi 30. ayetteki " بَعْدَ ذٰلِكَ" lafzı için de geçerlidir. Bakara suresi 29. ayette yeryüzünün göklerin yedi gök olarak düzenlenmesinden önce yaratıldığına işaret bulunduğuna, ancak bu işaretin Nazi'at 79/30. ayetteki " وَالْاَرْضَ بَعْدَ ذٰلِكَ دَحٰيهَاۜ " ifadesiyle bağdaşmadığına dikkat çeken Meraği “ba'de” edatının burada zaman açısından değil, ifade açısından sonralık belirttiğini vurgulamıştır ki Arapların lisani örfünde de bu tarz bir kullanım mevcuttur.( Ahmed Mustafa el-Meraği, Tefsiru'l-Meraği, Mustafa el-Babi el-Halebi, Birinci Baskı, Kahire 1946, I. 74)
Bu ayetle ilgili başka bir izah da şu şekildedir: Göğün yaratılışından sonra vuku bulan hadise, yeryüzünün varlık alanına çıkarılmasından öte, onun insanlar ve diğer canlıların yaşamasına elverişli hale getirilmesi, yani yaratılış sürecinin kemale erdirilmesidir. (Şihabu'd-Din Ahmed b. Muhammed el-Hafaci, İnayetu'l-Kadi ve
Kifayetu'r-Radi (Haşiye-tu's-Şihab), Daru'l-Kutubi'l-'Ilmiyye, Birinci Baskı, Beyrut 1997, II. 175.)
Cemaleddin el-Kasımi'ye göre de Nazi'at suresi 30. ayetteki " وَالْاَرْضَ بَعْدَ ذٰلِكَ دَحٰيهَاۜ’’ ifadesi, yeryüzünün fiziki yapısının yaratılmasını değil, yeryüzünde canlıların yaşamı için gerekli olan unsurların vücuda getirilmesi anlamında bir terabi (sonralık) ifade eder. Nitekim surenin 31. ayeti de bu hususu açıklar niteliktedir. Bunun öncesinde yer boş ve çıplaktır, yaşamaya elverişli halde değildir. Buradaki "ba'de" edatı, tıpkı Kalem suresi 13. ayetteki " عُتُلٍّ بَعْدَ ذٰلِكَ زَن۪يمٍۙ’’ ifadesindeki gibi, "me'a" (yanı sıra) anlamı taşır. Dolayısıyla burada herhangi bir işkal/tenakuz yoktur." (Muhammed Cemaluddin b. Muhammed el-Kasimi, Tefsiru'l-Kasimi (Mehasinu't-Te'vil), nşr. Ahmed b. 'Ali-Hamdi Subh, Daru'l-Hadis, Kahire 2003, I. 311.)
İbn Aşur, "Sema arzdan önce yaratılmıştır" şeklindeki görüşün daha isabetli olduğu kanaatindedir. Çünkü Nazi'at suresi 30. ayetteki " وَالْاَرْضَ بَعْدَ ذٰلِكَ دَحٰيهَاۜ" lafzı sonralık bildirme hususunda Bakara suresi 29. ayetteki " ثُمَّ اسْتَوٰٓى اِلَى السَّمَٓاءِ "laf- zindan daha zahirdir. Ayrıca astronomi bilginlerinin tespitlerine göre yeryüzü güneş sistemindeki diğer gezegenler gibi güneşten kopmuştur. Bunun yanında Tekvin'deki ifadenin zahiri de göklerin yerden önce yaratıldığını söylemeyi gerektirir. Eğer semadan maksat, atmosfer tabakasını oluşturan hava boşluguysa, bu anlamda sema yeryüzünün yaratılma sürecini takip etmiştir. Yok, eğer semadan maksat, uzay boşluğundaki gezegenler iseki" فَسَوّٰيهُنَّ سَبْعَ سَمٰوَاتٍۜ" ifadesiyle örtüşen anlam da budur- bu durumda göklerin yeryüzünden önce yaratılmış olduğunu söylemek gerekir. (İbn 'Aşur, et-Tahrir ve't-Tenvir, I. 384.)
Teşekkür ederim Yusufiyeli abim ⚘

Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 03.08.25, 16:10
NGB - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
NGB NGB isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Dost Üye
 
Üyelik tarihi: 12.06.22
Bulunduğu yer: 🕋
Mesajlar: 6,617
Forum Puanı: 19355
Etiketlendiği Mesaj: 175 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Svg Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
"Biz aslında öldük, mahşer yerindeyiz ve dünyada yaptıklarımız bize izletiliyor.
Ama biz yaşadığımızı zannediyoruz."

Böyle bir şey olabilir mi NGB abim?

Olabilirde olmayabilirde?
Bu konua hakkında buraya 5 sayfa yazı yazarımda ama vaktim yok.Kısaca imam gazali kalplerin keşfi eseri var merak eden internette pdf si var bulsun indirsin okusun.
Senin sorunun cevabı kalp gözü ile ilgilidir.İşte kalp gözü açık olan zaten herşeyin fakındadır.Diyorya ölürken perdeniz kalktı buyrun cenaze namazına demeye getiriliyor inanmyan için o söz.Çünkü inanmayan öleceği an ölüm meleğini görüyor göz perdesi kalkıyor herşeyin yalan olduğunu ama işte gözden perde kalkınca işin ciddiyetini anlıyor ama iş işten geçiyor.
işte adam zaten kafir yada münafık daha ölmeden başlıyor terlemeye neden?Dalga geçtiği ne varsa hepsinin gerçek olduğunu göreceği ve gördüğü için sanırım ayvayı komple yedik der.
Ama mümin olan her türlü günahtan sakınan ve kalbi imanla dolu olanda ölürken zaten tahmin ediyor olacakları ve sakin şekilde canını veriyor.Sonrası kabir sağdan ve soldan pencere açılma olayları var.Onuda merak edenler sağlam kaynaklardan araştırır görür.
Sonuçta şu an dünyadasın ve kişi kendine dikkat etmeli neye işte sevabın günahını anında yazan yazıcı melekler var delil topluyorlar.Mahşerde o kitap yani senin yaşadığın hayatın kitabı senineserin sana verilecek ve orda ona görede sorguya çekilecek kişi...
>Onun için fazla kafaya takmamalı yada en azından doğru kul olmalı ve Allahtan Kalp gözümü açman için sana gerekenleri yapman için yol göstermesi için dua etmeliki olurki açacak olan o zaten kalp gözü açılan dünyada yaşıyorda işte günlük ihtiyaclarını karşılar.Yoksa han-hamam-yat-kat-villa-köşk-bankalara kamyonla para yığıyım derindeolmaz.Olsada bilir neyi orda soracaklar zengin din kardeşlerimize parayı nasıl kazandın nasıl stokladın nasıl harcadın zekat verdnmi vs vs.oda dert tabii anlayana.Helede bankası olanalrı merak ediyorum orda nasıl hesap verecekler demi.Fizi al faiz ver.ayetle sabit olan yasak olan işi sen hergün her saat zıttını yapıyorsun yani.
Neyse gene fazla yazdık.




__________________
Unutmayasın.Elindeki Sırrı Saklayamayana.
Yeni Sır Vermez.Sırların Sahibi.
Şeyh-ül Ekber Muyhiddin İbn’ül Arabi KS
Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 03.08.25, 21:00
Svg - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Vefalı Üye
 
Üyelik tarihi: 18.09.24
Bulunduğu yer: Oda
Mesajlar: 4,527
Forum Puanı: 1946
Etiketlendiği Mesaj: 169 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
NGB Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

Olabilirde olmayabilirde?
Bu konua hakkında buraya 5 sayfa yazı yazarımda ama vaktim yok.Kısaca imam gazali kalplerin keşfi eseri var merak eden internette pdf si var bulsun indirsin okusun.
Senin sorunun cevabı kalp gözü ile ilgilidir.İşte kalp gözü açık olan zaten herşeyin fakındadır.Diyorya ölürken perdeniz kalktı buyrun cenaze namazına demeye getiriliyor inanmyan için o söz.Çünkü inanmayan öleceği an ölüm meleğini görüyor göz perdesi kalkıyor herşeyin yalan olduğunu ama işte gözden perde kalkınca işin ciddiyetini anlıyor ama iş işten geçiyor.
işte adam zaten kafir yada münafık daha ölmeden başlıyor terlemeye neden?Dalga geçtiği ne varsa hepsinin gerçek olduğunu göreceği ve gördüğü için sanırım ayvayı komple yedik der.
Ama mümin olan her türlü günahtan sakınan ve kalbi imanla dolu olanda ölürken zaten tahmin ediyor olacakları ve sakin şekilde canını veriyor.Sonrası kabir sağdan ve soldan pencere açılma olayları var.Onuda merak edenler sağlam kaynaklardan araştırır görür.
Sonuçta şu an dünyadasın ve kişi kendine dikkat etmeli neye işte sevabın günahını anında yazan yazıcı melekler var delil topluyorlar.Mahşerde o kitap yani senin yaşadığın hayatın kitabı senineserin sana verilecek ve orda ona görede sorguya çekilecek kişi...
>Onun için fazla kafaya takmamalı yada en azından doğru kul olmalı ve Allahtan Kalp gözümü açman için sana gerekenleri yapman için yol göstermesi için dua etmeliki olurki açacak olan o zaten kalp gözü açılan dünyada yaşıyorda işte günlük ihtiyaclarını karşılar.Yoksa han-hamam-yat-kat-villa-köşk-bankalara kamyonla para yığıyım derindeolmaz.Olsada bilir neyi orda soracaklar zengin din kardeşlerimize parayı nasıl kazandın nasıl stokladın nasıl harcadın zekat verdnmi vs vs.oda dert tabii anlayana.Helede bankası olanalrı merak ediyorum orda nasıl hesap verecekler demi.Fizi al faiz ver.ayetle sabit olan yasak olan işi sen hergün her saat zıttını yapıyorsun yani.
Neyse gene fazla yazdık.


Sen yeter ki yaz. Varsın fazla olsun.

Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 04.08.25, 13:00
Svg - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Vefalı Üye
 
Üyelik tarihi: 18.09.24
Bulunduğu yer: Oda
Mesajlar: 4,527
Forum Puanı: 1946
Etiketlendiği Mesaj: 169 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Biz mi dünya için yaratıldık yoksa dünya mı bizim için yaratıldı?

Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Rüya Tabirleri "K" Svg Rüya ve Rüya Tabirleri 6 07.04.25 22:57
Rüya Tabirleri "Y" Svg Rüya ve Rüya Tabirleri 1 06.02.25 01:14
Manyetizma ve hipnotizma nedir? Celil Parapsikoloji & Spiritüalizm 2 26.10.24 11:22
Bitkiler düşüncemizi okuyabilir. MollaAbdullah ilginç konular & Teoriler 5 28.03.23 18:28
Silsile-i Aliyye-i Nakşibendiyye-i Müceddidiyye-i Saminiyye Seyyid Emîr Külâl ks Kâf-u Nûn Allah Dostları & Evliyalar 0 02.10.20 00:46


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 01:10.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com