![]() |
Hocalar geçmişi görüyor mu ?
Bakım yapan hocalar bizim geçmişteki yaptıklarımızı görüyor mu ? Hocanın biri arkadaşımla benim yüzüme tükürüp kovmuştu. Gerçekten gördüyse tükürmesini çok görmem de yada parayı alıp uğraşmamak için mi yapmıştır. Tanıdık bi hocaya bakım yaptırcam eğer gözüküyorsa yaptırmıycam . Bakım yapan hocalar cevap verebilir mi
|
Alıntı:
aşağılayıcı azap içinde kalmamış olacaklardı. "(Sebe suresi ayet 14) Tebeyyenet fiilinin anlamından yola çıkarak müfessirler bu ayetin tefsirini yaparken iki farklı yorum ileri sürmüşlerdir. Birincisine göre cinler kendilerinin gaybı bildiklerini sanıyorlardı. Ancak ayette zikredilen olaydan sonra onlar kendilerinin gaybı bilmediklerini anlamışlardır. İkincisine göre ise insanların bir kısmı cinlerin gaybı bildiklerini zannediyorlardı. Fakat mezkur hadiseden sonra onların gaybı bilmedikleri kendileri için ortaya çıkmıştır.( Begavi, Me'alimü't-tenzil, 6.cilt sayfa 392; Zemahşeri, el-Keşşaf, 3.cilt sayfa 573; Razi, Mefatihu’l gayb, 25.cilt sayfa 200.) Hz. Peygamber zaman zaman gaybı bilmemekle itham edilmiştir. Örneğin; Benu Mustalik Gazvesi'nden dönerken Hz. Peygamber'in devesi Kasva'nın kaybolması üzerine münafıklardan olan Zeyd b. Lusayt: "Muhammed kendisinin nebi olduğunu ve gökten kendisine haber geldiğini iddia ediyor, ancak kaybolan devesinin yerini bile bilemiyor.”( Vakidi, Muhammed b. Ömer, Kitabü'l-Meğazi, Alemü'l-Kütüb, Beyrut 1984, II, 423-424.) Bunun üzerine Hz. Peygamber zihinlere nakşedilmesi gereken şu cevabı veriyor: "Vallahi ben, ancak Rabbimin bana bildirdiklerini bilirim"( İbn Hişam, Ebu Muhammed Abdilmelik b. Hişam, es-Siratü'n-Nebeviyye, Daru İbn Kesir, Kahire ts., III-IV, 523.) Müslim'in rivayetinde ise Hz. Peygamber soru soran kişiden rahatsız olduğu, hatta yanaklarının kızardığı belirtilmektedir.( Müslim, Lukata, 2, 6.) |
Alıntı:
|
Alıntı:
Mesela Arapçada (ğabeti’ş-şemsü) ifadesi ‘’güneş battı, gözden kayboldu’’ (ğabe’l-insanü ğaybeten/meğiben) ifadesi, ‘’insan/adam yolculuğa çıktı, uzaklaştı anlamında kullanılır. (Ferahidi, Kitabü’l-Ayn üçüncü cilt sayfa 296; İbn Side, el-Muhkem altıncı cilt sayfa 26) İnsanı gözlerden saklı tutmasından dolayı alçak basık yerler için de (ğayb) veya (ğayabet) tabiri kullanılır. Kocası kaybolan kadın, (imrateün muğibin/muğibetün) diye anılır. Sık ağaçlardan oluşması ve insanı gözlerden saklaması sebebiyle orman (el-ğabe) diye adlandırılır. İslami kaynaklarda ‘’ğayb’’ terimsel olarak ‘’zahiri ve batini duyularla kavranamayan, sarih delil ve emaresi bulunmayan, beşeri idrak dışında kalan varlıklar ve varlık alanları’’ diye tanımlanmıştır. |
Ğayb konusuna devam edeyim. Hemen hepsi ‘’gizlilik görünmezlik’’ manasında birleşen ‘’hafa’’, ‘’sır’’, ‘’batn/butün’’, ‘’setr’’, ‘’ketm/kitman’’ gibi çok çeşitli kelime kökleriyle de anlam ilişkisi bulunan ‘’ğayb’’ lafzı tarihin geçmiş uğraklarında vuku bulmuş olaylar (enbau’l-ğayb)[Al-i İmran suresi 44. Ayet: Hud suresi 49. Ayet; Yusuf suresi 102. Ayet] ve halde vuku bulmuş olaylar için kullanıldığı gibi gelecekte vuku bulacak olaylara atıfla da kullanılır. Kehf suresi 22. Ayette geçen (recmen bi’l-ğayb) tabiri ‘’ğaybı taşlamak’’, yani herhangi bir konuda delilsiz ve mesnetsiz konuşmak, zanna dayalı olarak atıp tutmak (Cevheri, es-Sıhah, beşinci cilt sayfa 1928; İbn manzur; Lisanü’l-Arab 11.cilt sayfa 227)
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Gayb kelimesi Arapçada gizli kalmak, gizlenmek, görünmemek, Rağıb el-İsfhani gaybı, duyu organlarının dışında kalan ve akıl ile anlaşılamayacak kadar gizli ve insan bilgisinin dışında olan varlık anlamında kullanmaktadır.( Rağıb el-İsfehani, Müfredatü Elfazi'l-Kur'an, s. 616-617.) Gayb kelimesinin zıddı ise, gözle görülebilen varlık anlamına gelen şuhud kelimesidir.( Rağıb el-İsfehani, Müfredatü Elfazi'l-Kur'an, s. 465.) Bu bağlamda gayb ve şehadet kelimeleri Kur'an-ı Kerim'de birbirlerinin mukabili olarak kullanılmaktadır.( En'am suresi ayet 73; Tevbe suresi ayet 94; Ra'd suresi ayet 9; Muminun suresi ayet 92; Secde suresi ayet 6; Zümer suresi ayet 46; Haşr suresi ayet 22; Cuma suresi ayet 8; Tegabün suresi ayet18.)
Ayetlerde kullanılan gayb kelimesi; duyularla algılanamayan fizik ötesi durumları ve olayları ifade derken; şehadet kelimesi ise duyu organlarıyla algılanabilen fiziki olayları ve hadiseleri belirtmektedir. Bu açıdan gaybın muhtevasında gizemlilik, sır perdesi, bilinemezlik ve duyu organlarıyla donatılmış olan insanın bilgisinin dışında gerçekleşen olay ve olgular yatmaktadır. O halde gayb; normal bilgi yolları dışında malumat sahibi olamadığımız geçmişteki olaylar, duyu organlarıyla algılayamadığımız şimdiki ve geleceğe ait olaylardır. (Kaynak: Hz. Peygamber’i Doğru Anlamak Beşer, Ğayb ve Mucize Bağlamında İhsan Arslan; OKUR AKADEMİ YAYINLARI Sayfa :72) |
Hz. Peygamber zaman zaman gaybı bilmemekle itham edilmiştir. Örneğin; Benu Mustalik Gazvesi'nden dönerken Hz. Peygamber'in devesi Kasva'nın kaybolması üzerine( gelecekle alakalı bir hadise değil) münafıklardan olan Zeyd b. Lusayt: "Muhammed kendisinin nebi olduğunu ve gökten kendisine haber geldiğini iddia ediyor, ancak kaybolan devesinin yerini bile bilemiyor.”( Vakidi, Muhammed b. Ömer, Kitabü'l-Meğazi, Alemü'l-Kütüb, Beyrut 1984, II, 423-424.) Bunun üzerine Hz. Peygamber zihinlere nakşedilmesi gereken şu cevabı veriyor: "Vallahi ben, ancak Rabbimin bana bildirdiklerini bilirim"( İbn Hişam, Ebu Muhammed Abdilmelik b. Hişam, es-Siratü'n-Nebeviyye, Daru İbn Kesir, Kahire ts., III-IV, 523.)
Müslim'in rivayetinde ise Hz. Peygamber soru soran kişiden rahatsız olduğu, hatta yanaklarının kızardığı belirtilmektedir.( Müslim, Lukata, 2, 6.) (Kaynak: Hz. Peygamber’i Doğru Anlamak Beşer, Ğayb ve Mucize Bağlamında İhsan Arslan; OKUR AKADEMİ YAYINLARI Sayfa :89) |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 04:39. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com