Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > HavasOkulu Genel Bölüm > Sorularınız

Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Bir Tarikata bağlanmalı mıyız?

her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 08.09.25, 13:42
Daimi Üye
 
Üyelik tarihi: 10.01.19
Bulunduğu yer: antalya
Mesajlar: 1,397
Forum Puanı: 663
Etiketlendiği Mesaj: 42 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

esasında ehli sünnet bütün tarikatler aynı kaynaktan beslenirler.bunlar arasında keyfiyette bir fark yoktur. meşreb farklılıkları cehri ve hafi zikir, sahv ve sekr yolunu benimseme gibi farklılıklar söz konusudur. cüneydi ve tafuriye gibi.
acizane tavsiyem öncelikli bir ilmihal ve akaid kitabı okumanız itikada ve amele dair ahkamı bilmemiz elzemdir.noksanlarımızı hiç değilse asgari düzeyde karşıladıktan sonra tarikat yoluna başvurulmalıdır. bu anlamda tasavvuf uleması şöyle der. esas olan farz ibadetlerdir. bu sermayedir. nafileler ise kar dır. kul ancak farz ibadetleri ihya ederek hakkın rızasını kazanır.
eğer bir tarikate girmeye niyet etmişseniz o tarikatın keyfiyet ve kemniyetini mutlaka öğrenin.
nakşibendi tarikati sıddıki dir. hz Ebu bekr e dayanır. hafi zikir esasdır. vb gibi. diğer kurallar hemen her tarikatte benzerdir.
ilim
tevbe
inabe bunun ilk şartıdır.
sufiler şu hususta müttefiktir.
farzları ihya, haramlardan mutlaka içtinab, ruhsatla ameli terk,nafile ibdetlerle meşgul olma,
haram lokmadan uzak durma.
hangi tarikate gireceğinize istihare yaparak karar verin.asıl olan şeri şerifin hudutlarını korumaktır.


Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 08.09.25, 14:43
HavasMuhasibi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.11.23
Bulunduğu yer: Ezel ile Ebed Arasında
Mesajlar: 329
Forum Puanı: 92
Etiketlendiği Mesaj: 28 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Zlll Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Selamun aleyküm ,Tarikata bağlanmak ya da bir mürşide intisap etmek kişiye ne kazandırır, nelere dikkat edilmelidir? Kişi kendi başına da Allah’a yakın olabilir mi, yoksa bir mürşide bağlanmak şart mıdır?

Ve aleykümselam,

Talip, nefs mücadelesinde seyri sülük yapmak istersen, bir mürşidi kamil ile yol yürümek elzemdir. Tarikat şartı ise bulunmuyor.

Tasavvufun ilk ilkesi olan "Kendini bilen Rabbini bilir" ilkesiyle, mürşid sana kendini bilmeyi kazandırır. Böylelikle bu yolda rabbini öğrenmiş olacaksın, bundan daha değerli bir kazanç olmasa gerek.

Kişi kendi başına da yol yürüyebilir ancak iğne ile dağ kazılmaz ve yol açılmaz. Yolumuz hak yoludur. Başka da yol bilmeyiz.

Bu yolu;
Hz.Musa... Hızır A.S. ile,
başımızın tacı, gözümüzün nuru Efendimiz S.A.V.... Cebrail A.S. ile yürüdü.

Kamil olan mürşid, sana dağın nasıl kazılacağını ve kendine nasıl yol açacağını öğretir biiznillah.


Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 08.09.25, 14:59
Üye
 
Üyelik tarihi: 05.09.25
Bulunduğu yer: Kocaeli
Mesajlar: 89
Forum Puanı: 40
Etiketlendiği Mesaj: 5 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
HavasMuhasibi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

Ve aleykümselam,

Talip, nefs mücadelesinde seyri sülük yapmak istersen, bir mürşidi kamil ile yol yürümek elzemdir. Tarikat şartı ise bulunmuyor.

Tasavvufun ilk ilkesi olan "Kendini bilen Rabbini bilir" ilkesiyle, mürşid sana kendini bilmeyi kazandırır. Böylelikle bu yolda rabbini öğrenmiş olacaksın, bundan daha değerli bir kazanç olmasa gerek.

Kişi kendi başına da yol yürüyebilir ancak iğne ile dağ kazılmaz ve yol açılmaz. Yolumuz hak yoludur. Başka da yol bilmeyiz.

Bu yolu;
Hz.Musa... Hızır A.S. ile,
başımızın tacı, gözümüzün nuru Efendimiz S.A.V.... Cebrail A.S. ile yürüdü.

Kamil olan mürşid, sana dağın nasıl kazılacağını ve kendine nasıl yol açacağını öğretir biiznillah.
Allah razı olsun anlatım için öncelikle , komşum tarikata bağlı ara ara sohbetlerine katılıyorum.toplu halde yapıldığı için de manevi olarak iyi hissettiriyor.
Fakat ikilemde kalıyorum bazen , Allah dilerse kalbimizi açarak manevi işaretler , mesajlar gönderebilir ,ben rüyamda yön alıyorum ama aldığım işaretleri yanlış yorumlama riskim var bu yüzden mürşid arayışına da giriyorum .

Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 08.09.25, 15:03
HavasMuhasibi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 21.11.23
Bulunduğu yer: Ezel ile Ebed Arasında
Mesajlar: 329
Forum Puanı: 92
Etiketlendiği Mesaj: 28 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Zlll Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Allah razı olsun anlatım için öncelikle , komşum tarikata bağlı ara ara sohbetlerine katılıyorum.toplu halde yapıldığı için de manevi olarak iyi hissettiriyor.
Fakat ikilemde kalıyorum bazen , Allah dilerse kalbimizi açarak manevi işaretler , mesajlar gönderebilir ,ben rüyamda yön alıyorum ama aldığım işaretleri yanlış yorumlama riskim var bu yüzden mürşid arayışına da giriyorum .
Mürşid bulmada en güzel yol istiharedir kardeşim. İstihare yapın, sitede bir çok istihare uygulaması var. Yazın dilekçenizi gönderin Rahman'a. Cevap alamadınız mı? Tekrar yazın. Tekrar yazın. Tekrar yazın.

Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 08.09.25, 15:05
Üye
 
Üyelik tarihi: 05.09.25
Bulunduğu yer: Kocaeli
Mesajlar: 89
Forum Puanı: 40
Etiketlendiği Mesaj: 5 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
HavasMuhasibi Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Mürşid bulmada en güzel yol istiharedir kardeşim. İstihare yapın, sitede bir çok istihare uygulaması var. Yazın dilekçenizi gönderin Rahman'a. Cevap alamadınız mı? Tekrar yazın. Tekrar yazın. Tekrar yazın.

Siteye bir kaç gün önce katıldım çok teşekkür ederim Allah razı olsun inceleyeceğim inşallah.

Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 08.09.25, 19:52
Daimi Üye
 
Üyelik tarihi: 10.01.19
Bulunduğu yer: antalya
Mesajlar: 1,397
Forum Puanı: 663
Etiketlendiği Mesaj: 42 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Yol odurki doğru vara
Göz odurki hakkı göre
Er odurki alçakta dura
Yüceden bakan göz değil

Yunus bu sözler çatar
Sanki bali yağa kadar
Halka matahlarin satar
Yuku Gevherdir tuz değil

Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 08.09.25, 21:40
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 5,238
Forum Puanı: 2164
Etiketlendiği Mesaj: 605 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Türkiye'de cemaatlerin dini topluluklar mı, yoksa rasyonel ekonomiler üzerine oturan seküler sivil toplum kuruluşları mi olduğu tartışmalıdır. Zira cemaatlerin mensuplarını bir arada tutan temel unsur olması gereken din mevcut cemaat yapılarının dünyevi mekanizmalarının gücü karşısında eski berraklığını koruyamıyor gözüküyor. Bir cemaate girmek isteyen kişi, her şeyden önce dini gerekçe ile değil, öncelikle kariyer veya sosyal yaşamda güvenlik içinde var olma beklentisini karşılamak üzere bu tercihi kullanıyorsa artık cemaatin, tarihte bildiğimiz anlamda cemaat olmadığını görmemiz gerekir. Rasyonel ekonomiler (ve mecburen de bu ekonomiyi beslemek için politik bağlantılar) üzerine kurulan cemaat yapıları birçok spekülasyona alet oluyor.
Bütün eski cemaatler, yahut cemaat olma hedefiyle kurulan yenileri mutlaka medya gücüne sahip olmak ve yaptıkları faaliyetlerini duyurup üye sayılarını arttırmak istiyorlar. Kuşkusuz artan üye sayısı ellerinin güçlenmesine ve güçlerinin artmasına, bu da daha fazla kaynağa ulaşmalarını sağlayacaktır. Cemaat faaliyetlerinin halkla ilişkilerden ibaret bir çabaya dönüşmesinin böyle bir rasyonel zemini vardır. Hal böyle olunca, diyelim ki bir zamanlar Gülenciliğin, kandilleri artık camilerde değil, gösteri merkezlerinde seküler "show"larla kutlaması oyunun kuralı olarak anlayışla karşılanabiliyor.
Yahut Mustafa İslamoğlu'nun, yaptığı/yazdığı tefsiri bitirmesinin onuruna bir gösteri merkezinde özel davetli protokolü uygulanarak "tefsir show" düzenlemesi geleneksel tarz ve üslupla hiç bağdaşmayan yabancı bir şey olmasına rağmen akil insanlardan eleştiri bile almayabiliyor. Oysa geleneksel bir dini cemaat, modern versiyonlarının aksine takva, ilim, bilinmeye çalışmama, tevazu, gizlice yardım vs. üzerine oturmaktadır

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 08.09.25, 22:03
Üye
 
Üyelik tarihi: 05.09.25
Bulunduğu yer: Kocaeli
Mesajlar: 89
Forum Puanı: 40
Etiketlendiği Mesaj: 5 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Türkiye'de cemaatlerin dini topluluklar mı, yoksa rasyonel ekonomiler üzerine oturan seküler sivil toplum kuruluşları mi olduğu tartışmalıdır. Zira cemaatlerin mensuplarını bir arada tutan temel unsur olması gereken din mevcut cemaat yapılarının dünyevi mekanizmalarının gücü karşısında eski berraklığını koruyamıyor gözüküyor. Bir cemaate girmek isteyen kişi, her şeyden önce dini gerekçe ile değil, öncelikle kariyer veya sosyal yaşamda güvenlik içinde var olma beklentisini karşılamak üzere bu tercihi kullanıyorsa artık cemaatin, tarihte bildiğimiz anlamda cemaat olmadığını görmemiz gerekir. Rasyonel ekonomiler (ve mecburen de bu ekonomiyi beslemek için politik bağlantılar) üzerine kurulan cemaat yapıları birçok spekülasyona alet oluyor.
Bütün eski cemaatler, yahut cemaat olma hedefiyle kurulan yenileri mutlaka medya gücüne sahip olmak ve yaptıkları faaliyetlerini duyurup üye sayılarını arttırmak istiyorlar. Kuşkusuz artan üye sayısı ellerinin güçlenmesine ve güçlerinin artmasına, bu da daha fazla kaynağa ulaşmalarını sağlayacaktır. Cemaat faaliyetlerinin halkla ilişkilerden ibaret bir çabaya dönüşmesinin böyle bir rasyonel zemini vardır. Hal böyle olunca, diyelim ki bir zamanlar Gülenciliğin, kandilleri artık camilerde değil, gösteri merkezlerinde seküler "show"larla kutlaması oyunun kuralı olarak anlayışla karşılanabiliyor.
Yahut Mustafa İslamoğlu'nun, yaptığı/yazdığı tefsiri bitirmesinin onuruna bir gösteri merkezinde özel davetli protokolü uygulanarak "tefsir show" düzenlemesi geleneksel tarz ve üslupla hiç bağdaşmayan yabancı bir şey olmasına rağmen akil insanlardan eleştiri bile almayabiliyor. Oysa geleneksel bir dini cemaat, modern versiyonlarının aksine takva, ilim, bilinmeye çalışmama, tevazu, gizlice yardım vs. üzerine oturmaktadır
Maalesef bu sebeplerle güvenipte bir kola bağlanamadım , kimbilir belki Rabbim kalbime ilham verir nasip olur. Belki de Kalplerimizi tarikata bağlı olmadan da zikrin nuruyla aydınlatır, bizleri kendine yaklaştırır.

Alıntı ile Cevapla
  #9  
Alt 08.09.25, 23:04
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 5,238
Forum Puanı: 2164
Etiketlendiği Mesaj: 605 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Zlll Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Maalesef bu sebeplerle güvenipte bir kola bağlanamadım , kimbilir belki Rabbim kalbime ilham verir nasip olur. Belki de Kalplerimizi tarikata bağlı olmadan da zikrin nuruyla aydınlatır, bizleri kendine yaklaştırır.
İlk sufilerden itibaren her ne kadar fakihlere, hatta zaman zaman fikha eleştiriler getirilse de sufiler ilimlerini oluştururken çoğunlukla fıkhı esas almışlar ve ehlisünnet üzere olan mutasavvıflar fikhi hükümlere hassasiyetle uymuşlardır. Tasavvufun ana çizgisinde şeriata dolayısıyla fıkıhla ortaya konan dini hükümlere uygunluk önemli bir kriter olarak ortaya konmuştur. Bu da şeyhlerin bağlılarına fıkıh öğrenmelerini emretmelerine ya da kendilerinin müridlerine ilk olarak fıkıh öğretmelerini temin etmiştir. Tasavvuf kalple ilgilendiği, batıni hususlarla uğraştığı için sufiler arasında kontrolü zor hususlar ortaya çıkabilmektedir. İlminin fazla olduğunu, içtihad edebileceğini söyleyen bir fakihin ilmini kontrol etmek kolaydır. Bazı meseleler sorar, temel bazı eserleri okutur ve alacağınız cevaba göre bir karar verebilirsiniz. Ancak yakine erdiğini, keşif sahibi olduğunu, ilham geldiğini iddia eden birini nasıl kontrol edeceksiniz?
Nitekim bu yolu kullanan ve insanları sapıtmak isteyen batıni gruplar çıkmıştır. Bu sebeple, bunu kontrol altına almak için bizzat sufiler tarafından şeriata bağlılık vurgusu yapılmış; zahir hükme uymayan batın halin geçersizliği genel kabul görmüştür. Burada da kontrol, fıkıh tarafından sağlanmıştır.
Aslında dini ilimlerin tamamı birbiriyle bağlantılıdır. Özellikle kelam, fıkıh ve tasavvuf arasındaki ilişkiyi sufi Ebu Bekir Verrak'ın, "kim zühd olmadan kelamla yetinirse zındık; kelam ve fıkıh olmadan zühdle yetinirse bidatçi; zühd ve vera olmadan fıkıhla yetinirse fasık olur. Kim de bu ilimlerin hepsinden yeterli öğrenirse kurtuluşa erer "(Sülemi, Tabakat sayfa 180; Ebu Nuaym, Hilye 10.cilt sayfa 236; Beyhaki, Şuabü’l-İman 3.cilt sayfa 296) sözü kuşatıcı şekilde açıklamıştır.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #10  
Alt 08.09.25, 23:35
Üye
 
Üyelik tarihi: 05.09.25
Bulunduğu yer: Kocaeli
Mesajlar: 89
Forum Puanı: 40
Etiketlendiği Mesaj: 5 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
İlk sufilerden itibaren her ne kadar fakihlere, hatta zaman zaman fikha eleştiriler getirilse de sufiler ilimlerini oluştururken çoğunlukla fıkhı esas almışlar ve ehlisünnet üzere olan mutasavvıflar fikhi hükümlere hassasiyetle uymuşlardır. Tasavvufun ana çizgisinde şeriata dolayısıyla fıkıhla ortaya konan dini hükümlere uygunluk önemli bir kriter olarak ortaya konmuştur. Bu da şeyhlerin bağlılarına fıkıh öğrenmelerini emretmelerine ya da kendilerinin müridlerine ilk olarak fıkıh öğretmelerini temin etmiştir. Tasavvuf kalple ilgilendiği, batıni hususlarla uğraştığı için sufiler arasında kontrolü zor hususlar ortaya çıkabilmektedir. İlminin fazla olduğunu, içtihad edebileceğini söyleyen bir fakihin ilmini kontrol etmek kolaydır. Bazı meseleler sorar, temel bazı eserleri okutur ve alacağınız cevaba göre bir karar verebilirsiniz. Ancak yakine erdiğini, keşif sahibi olduğunu, ilham geldiğini iddia eden birini nasıl kontrol edeceksiniz?
Nitekim bu yolu kullanan ve insanları sapıtmak isteyen batıni gruplar çıkmıştır. Bu sebeple, bunu kontrol altına almak için bizzat sufiler tarafından şeriata bağlılık vurgusu yapılmış; zahir hükme uymayan batın halin geçersizliği genel kabul görmüştür. Burada da kontrol, fıkıh tarafından sağlanmıştır.
Aslında dini ilimlerin tamamı birbiriyle bağlantılıdır. Özellikle kelam, fıkıh ve tasavvuf arasındaki ilişkiyi sufi Ebu Bekir Verrak'ın, "kim zühd olmadan kelamla yetinirse zındık; kelam ve fıkıh olmadan zühdle yetinirse bidatçi; zühd ve vera olmadan fıkıhla yetinirse fasık olur. Kim de bu ilimlerin hepsinden yeterli öğrenirse kurtuluşa erer "(Sülemi, Tabakat sayfa 180; Ebu Nuaym, Hilye 10.cilt sayfa 236; Beyhaki, Şuabü’l-İman 3.cilt sayfa 296) sözü kuşatıcı şekilde açıklamıştır.

Komşum tarikata bağlı bir kaç kez sohbetlerine katıldım , rabıta yaparken şeyh efendinin benim için yüzük hediye ettiğini ve onlara bağlanmam gerektiğini söylediler. Hatta ara ara dergi verir okumam için , okurum ama kalbim ısınmadı. Nasip olmadı.

Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Tarikata bağlanmak nasıl olur? istanbul93 Sorularınız 3 27.09.21 10:15
Hangi Tarikata Girilebilir? Akuma45 Derin Konular & Beyin Fırtınası 2 28.11.20 17:55
Bir tarikata girip: “Feyz alamadım?” diye başka tarikata geçilir mi Naim Tasavvuf & Tarikatler 0 12.09.19 10:58
Kişilerin dini noktada istenilen yere gelmeden tarikata girmesi Naim Tasavvuf & Tarikatler 0 27.08.19 18:04
Tarikata girmek isteyene verilecek öğütler nelerdir? Naim Tasavvuf & Tarikatler 0 27.08.19 17:59


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 09:04.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com