![]() |
|
#32
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
Bu gibi rivayetler, aşağılık ve değersiz cahillerle oynamak için inançsız kimseler tarafından uydurulmuştur. Bu inançta olanlar, Cenab-ı Allah'ın yalanladığı, iddiasının asılsız olduğunu, tuttuğu yolun yol olmadığını bildirdiği kimseleri doğrulamış olmaktadırlar.( Ebu Bekr el-Cessas, Ahkamu'l Kur'an, I'tisam Yay., c. 1, s. 157)Elmalılı Hamdi Yazır: "... Bu rivayetlerin hepsinin sıhhati kabul edildiği takdirde bile, Resülullah'a velev bir an için olsun bir sihir yapılmış olduğuna mutlaka itikadın vücübunu ifade edecek kuvveti haiz değildir. Zira esas itibariyle haber-i ahad hududunu geçmiş değillerdir. Haber-i ahad'ın sıhhati ise itikadın cevazını ifade etse bile, vücübunu ifade eylemez. Halbuki bunda itikadın vücubu şöyle dursun, Kur'an'ın nassına muhalif olduğundan dolayı caiz bile olamayacağına kail olanlar vardır. Peygamber'e bir sihir yapıldığına ve O'nun hasbelbeşeriyye ondan biraz müteessir ve müteellim olduğuna itikad etmek caiz olabirse de vacib değildir."( Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, 9.cilt , 6358) (Peygamber'e büyü yapıldığına O'nun beşer olması hasebiyle ondan biraz etkilenip biraz acı duyduğuna inanmak, caiz olabilirse de vacib değildir) Seyyid Kutub: "Peygamberimiz (s.a.s.) hakkında -sahih, fakat mutevatir olmayan bazı hadisler rivayet edilmiştir... Evet, bu türlü rivayetler var. Fakat bu zayıf rivayetler peygamberliğin fiil ve tebliğlerindeki "ismet" sıfatına muhalif düşmektedir. Peygamber'in (s.a.s.) her sözü ve her hareketi birer sünnettir ve şeriattır. Bu itikat esasıyla o hadislerin bağdaştırılması mümkün değildir. Müşrikler Peygamberimiz'e büyülenmiş, sihir yapılmış bir kimse gözüyle bakınca Allah Teala derhal ayet inzal buyurarak onda sihir ve büyü gibi şeylerin bulunmadığını haber verdi. Mezkur hadisler Kur'an'daki bu habere de muhalif düşmektedir. Onun için bu rivayetler uzak görülmektedir. İnanç ve akide ile ilgili meselelerde bu türlü "ahad" hadislerle hükmolunamaz. Akaidde yegane kaynak Kur'an'dır. Hadis kaynaklarına gelince; inanç mevzuunda sadece "mütevatir" olan hadislerle amel edebiliriz. Mezkur hadisler ise mütevatir değildir. Bütün bunların dışında şunu da belirtelim ki, Felak ve Nas surelerinin Medine'de nazil olduğuna işaret eden zayıf rivayetlerin yanında, Mekke'de nazil olduğuna dair çok daha kuvvetli rivayetler vardır; tercih edilen rivayetler de bunlardır. "( Seyyid Kutub, Fi Zilali'l Kur'an, Hikmet Y. c. 16, s. 445-446) M. izzet Derveze: "Surenin Mekke'de nazil olduğu doğru olunca, Peygamber'in sihirlenmesi hakkında surenin peşinden getirilen ve özellikle surenin bu yüzden indiğini söyleyen diğer rivayetler kökten yıkılmış ve surenin hedefleri hakkında bizim belirttiklerimizin doğruluğu ortaya çıkmış olmaktadır... Biz surenin, (Peygamber'in) sihirlenmesi hakkında Hz. Aişe'den naklen Buhari ve Müslim'in rivayet ettiği hadis karşısında hayret ediyoruz." demektedir. (Izzet Derveze, el-Tefsiru'l-Hadis, Nuzul Sırasına Göre Kur'an Tefsiri, I, 216) Muhammed el Gazali şöyle der: "Buhari dahi rivayet etse, bu doğru değildir. Buhari'nin rivayetine göre, Lebid bin A'sam, Hz. Peygamber'e sihir yapmış ve bunun üzerine Muavvizeteyn sureleri nazil olmuştur. Şimdi soruyorum, elimizdeki mushaf Muavvizeteyn'in Mekke'de nazil olduğunu söylüyor. Sihir hadisesi ise Medine'de vuku bulmuştur. Kime inanalım; Buhari'ye mi, Mushaf'a mı? Peki, uyuduğu halde, kalbi sürekli Allah ile beraber olan bir peygamber, nasıl olur da bir yahudinin sihrin- den etkilenir? Bu, aklın kabul edeceği bir söz değildir."( El-Muslimun, Sünnet Üzerine Bir Kitap ve Bir Açık Oturum, trc. Mehmet Görmez (Ali Özek'in Muhammed el-Gazali'den tercüme ettiği Fakihlere ve Muhaddislere Göre Nebevi Sünnetin sonunda) İstanbul 1992 sayfa 292) Halil Günenç: Hadisi tenkit eden Halil Günenç başta Sahihayn olmak üzere hadis kitaplarında geçen, yapmadığı şeyi yapıyormuş gibi gelmesi durumunu kabul etmez ve şöyle der: "Müfessirlerin ifade ettikleri üzere Rasulullah'a (a.s.) büyü yapılmış ve bunun sonucunda da rahatsız olmuşlardı. Ancak olayda bazı abartmaların da olduğu muhakkaktır. Çünkü Rasulullah'ın nakledildiği gibi akli dengesi hiçbir zaman bozulmamış, yapmadığı şeyi yapmış ya da söylemediği bir şeyi söylemiş gibi bazı hayallere de kapılmamıştır. Bütün bunlar, birer yalan ve iftiradır. Eğer iddia edildiği gibi bir durum sözkonusu olsaydı, Rasulullah'ın (a.s.) söz ve fiillerine itibar edilmezdi. Kaldı ki bu durum vahiy ile vahiy olmayan şeylerin birbirine karışmasına yol açacağından müslümanlar için hüccet teşkil etmesi mümkün olmazdı. Oysa böyle bir durum yoktur ve tamamıyla uydurmadır."""( Halil Günenç, Günümüz Meselelerine Fetvalar, 1/48)
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır... |
|
#33
|
||||
|
||||
|
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] ne yapmış olabilirim ki hocam
@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] cidden mıknatıs gibi negatif enerjiyi çekiyoruz yoruldummm
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#34
|
|||
|
|||
|
Alıntı:
Durup dururken hiç uykun da yoksa daha kötü
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#36
|
|||
|
|||
|
Alıntı:
Alıntı:
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#37
|
|||
|
|||
|
Alıntı:
Tabi Allahu Teala'nın yardımı onunlaydı Bazı olaylar da biz müslümanlara örnek olması açısından vuku bulduğu malumdur. Bu mesele hakkında araştırma yapmak için önce, Rasulullah (asm)'a sihir yapılıp yapılmadığını ve bunun tesiri altında kalıp kalmadığını tarihi senetlerle tesbit etmek gerekir. Eğer bu rivayetler doğruysa, o zaman olayın mahiyetinin ne olduğuna bakarız. Daha sonra da bu tarihi senetlere yapılan itirazların ne kadar haklı olduğuna bakmak gerekir. İlk çağlardaki Müslüman ulema, doğruluk konusundaki aşırı titizliklerinden dolayı hiçbir zaman gerçekleri saklamaya çalışmamışlardır. Tarihi olayları eksiksiz olarak gelecek nesillere ulaştırmışlardır. Sonraki nesillere aktarılan bu gerçeklerin ne gibi ters sonuçlar çıkarılmasına sebep olabileceğine aldırmadan gerçek ne ise olduğu gibi aktarmışlardır. Eğer bu olay senet ile ve pekçok şehadet ile isbatlanmışsa, o zaman dürüst bir ilim adamının bazı kötü neticelere bakarak bu tarihi olayları inkar etmesi doğru değildir. Bunun yanısıra tarihte vuku bulan kadarı ile yetinmeyerek kıyas yoluyla olayları abartmak da doğru bir davranış değildir. Dürüst tavır, tarihi olayları tarih olarak kabul ederek yola çıkan gerçekleri ortaya koymaktır. Tarihi bakımdan, Rasulullah (asm)'a sihir yapıldığı ve Rasulullah (asm)'ın bundan etkilendiği doğrudur. Bunu, ilmi eleştiriye tabi tutar ve yanlış kabul edersek, hiçbir tarihi olayı vuku bulmuş olarak kabul edemeyiz. Bu olay Hz. Aişe, Zeyd b. Erkam ve İbn Abbas'tan, Buhari, Müslim, Nesei, İbn Mace, İmam Ahmed, Abdurrezzak Humeydi, Beyhaki, Taberani, İbn Sa'd, İbn Merduye, İbn Ebi Şeybe, Hakim, Abd b. Humayd v.s. muhaddisler tarafından bu kadar çeşitli ve müteaddit senetlerle nakledilmiştir ki, olay mütevatir seviyeye ulaşmıştır. Eğer bir rivayet kendi başına bir haberse fakat ayrıntısı diğer rivayetlerde varsa, onları bir araya getirerek bir tek rivayet haline dönüştürebiliriz: Hudeybiye antlaşmasından sonra Rasulullah (asm) Medine'ye döndü. Hicri 7'de, Muharrem ayında Hayber Yahudilerine Medine'den bir heyet gitti. Heyet oradaki meşhur sihirbaz Lübeyd b. Asım ile görüştü. Bu kişi bir Ensar kabilesi olan Ben-i Züreyk'tendi. Heyet Lübeyd'e şöyle dedi: "Muhammed bize ne yaptı, biliyor musun? Pek çok kere ona sihir yapmaya çalıştık ama başaramadık. Şimdi sana geldik. Çünkü sen bizden daha büyük sihirbazsın. Şu üç altını kabul et ve Muhammed'e kuvvetli bir sihir yap!.." O dönemde Rasulullah (asm)'a Yahudi bir çocuk hizmet ediyordu. Onlar bu çocuk aracılığıyla Rasulullah (asm)'ın tarağını ve saç tellerini ele geçirdiler. Lübeyd, bu saç tellerini ve tarağı kullanarak Rasulullah (asm)'a sihir yaptı. Bazı rivayetlere göre sihirbaz Lübeyd b. Asım'dı. Bazılarına göre onun kızkardeşleri daha büyük sihirbazdı. Bu nedenle Lübeyd, sihri onlara yaptırmıştı. Her halukarda sihir yapılmış ve hurmadan bir kılıf içine yerleştirilmişti. Lübeyd, bu sihri, Beni Züreyk'a ait olan Zervan veya Zî-ervan isimli kuyunun içine bir taşın altına sıkıştırmıştı. Sihrin Rasulullah (asm)'a tesir etmesi bir yıl almıştı. Senenin ikinci yarısında Rasulullah (asm)'ın mizacında bir değişiklik görülmeye başlandı. Son kırk gün şiddeti arttı. Son üç gün ise çok şiddetlendi. Ama en büyük tesiri Rasulullah (asm)'ın içinde büyük bir sıkıntı hissetmesi şeklinde oluyordu. Bazen yapmadığı bir işi yaptığını zannediyordu. Hanımlarını ziyaret etmeyi düşündüğü halde ziyaret ettiğini sanıyordu. Bazan da gördüğü bir şeyden şüphe ediyordu. Bir şeyi gördüğünü zannediyor, oysa görmemiş olduğunu hatırlamıyordu. Ama bu sihir O'nun sadece zatına mahsustu. Hatta başkaları O'nun bu durumunu farketmemişlerdi bile. Nübüvvet görevini ifa bakımından O'na (asm) hiçbir halel gelmemiştir. O dönemde Rasulullah (asm)'ın bir ayeti unuttuğu ya da yanlış okuduğuna dair hiçbir rivayet gelmemiştir. Sohbet, vaaz ve hutbelerinde aykırı bir talimat verdiğine dair de bir rivayet yoktur. Hakkında vahiy olmayan bir konuda vahiy ileri sürdüğüne rastlanmamıştır. Namaz kılmadığı halde kıldığını zannettiği görülmemiştir. Eğer böyle bir şey olsaydı, bütün Arabistan'da herkesin haberi olur ve sihirin Rasulullah (asm)'ı yendiği çabucak yayılırdı. Rasulullah (asm)'ın nübüvvet görevi bu sihirden hiç etkilenmedi. Yalnız kendi şahsi hayatında bir miktar etkilenme olmuştur. Bir gün Rasulullah (asm), Hz. Aişe (r.anha)'nin evindeydi. O gün Allah'a tekrar tekrar dua etmişti. Bu sırada uykuya daldı. Uyandığında Hz. Aişe (r.anha)'ye "Ben Allah'a sorduğum sorunun cevabını aldım." dedi. Hz. Aişe (r.anha) "O nedir?" diye sordu. Rasulullah (asm) şöyle buyurdu: "İki kişi (yani melekler iki insan şeklinde) bana geldi. Birisi başımın, diğeri ayaklarımın tarafında durdu. Birincisi diğerine sordu. 'O'na ne oldu?' Öbürü cevap verdi: 'Buna sihir yapılmış.' Birincisi sordu: 'O'na kim sihir yaptı?' Öbürü cevap verdi: 'Lübeyd b. Asım.' Birincisi sordu: 'Ne içinde?' Öbürü cevap verdi: 'Tarak ve saçlar bir erkek hurma içinde.' Birincisi sordu: 'O nerede?' Öbürü cevap verdi: 'Beni Züreyk'in kuyusu Zervan (veya Zî-ervan) içinde, bir taşın altında.' Birincisi sordu: 'Ne yapmalı?' Öbürü cevap verdi: 'Kuyunun suyunu boşaltarak onu taşın altından çıkarmalı.'" Rasulullah (asm); Hz. Ali (ra), Ammar b. Yasir ve Zübeyr'i gönderdi. Onlarla birlikte Cübeyr b. Iyaz el-Zurkî'yi ve Kays b. Muhsin el-Zurkî'yi de gönderdi. (Yani Beni Züreyk'in iki mensubunu da gönderdi.) Rasulullah (asm) daha sonra kendisi de birkaç ashabla oraya geldi. Kuyunun suyu boşaltılarak taşın altındaki kılıf çıkarıldı. Kılıfın içinde tarak ve saçlarla birlikte, bir ip üzerinde on bir düğüm ve mumdan bir putçuk buldular. Bu putçuğun üzerine de iğneler batırılmıştı. Cebrail (as) gelerek Rasulullah (asm)'a "Muavvizeteyn'i oku" dedi. Rasulullah (asm)'ın her ayeti okuyuşunda bir düğüm çözülüyor, putçuk üzerindeki iğnelerden bir tanesi de çıkıyordu. Son ayete gelindiğinde düğümler çözülmüş ve iğneler çıkmıştı. Rasulullah (asm) sihrin tesirinden kurtulduğu için, kendisini bağlardan kurtulmuş gibi hissetti. Daha sonra Lübeyd'i çağırarak sorguya çekti. Lübeyd suçunu itiraf etti. Rasululllah (asm) da onu serbest bıraktı. Çünkü kendi kişisel meselesi için kimseden intikam almazdı. Ayrıca olayı duyanlar Lübeyd'i öldürmesinler diye çevresindekilere bu olayı yaymamalarını tenbih etti. Rasulullah (asm)'a yapılan sihir hakkında rivayet edilen olayın tamamı budur. Bu rivayetten, sihir sonucunda Rasulullah (asm)'ın risaletinde eksiklik meydana geldiğinin çıkarılması mümkün değildir. Rasulullah (asm)'ın bir insan olarak Uhud savaşında görüldüğü gibi yara alması, bir hadiste sabit olduğu gibi; attan düşerek yaralanması, yine hadiste sabit olduğu üzere; akrep tarafından ısırılması O'nun (asm) nübüvvet görevini etkilemediği gibi, Allah'ın O'nu koruma altına almış olması ilkesine de ters düşmez. Çünkü Allah, O'nun peygamberliğini koruma altına almıştır. Bu nedenle Rasulullah (asm)'ın şahsi yönü sihir altında kalmış olarak hastalanabilir. Yani Rasulullah (asm)'a sihrin tesir etmesi mümkündür. Bu Kur'an-ı Kerim'le sabittir. Mesela, A'raf suresinde Hz. Musa (as)'ın karşısındaki Firavun'un sihirbazlarının oradaki binlerce kişiyi sihirleyebildikleri açıklanmıştır. (A'raf, 7/116) Taha suresinde ise sihirbazlar iplerini ve sopalarını yere attıklarında bunların sadece diğer insanlara değil, Hz. Musa (as)'a da yılan gibi göründükleri; sopa ve iplerin kendisine koşarak geldiğini gören Hz. Musa (as)'ın da korktuğu ifade edilmiştir. Hatta Allah (c.c.) O'na "Korkma, sen galip geleceksin, âsânı at!." demiştir.(Tâhâ, 20/66-67) Kafirler, Rasulullah (asm)'ı sihirlenmiş olarak nitelerken, O'nun sihirden etkilenerek hastalanmasını kastetmiyorlardı. Kafirler Rasulullah (asm)'ın sihir etkisi altında mecnun olduğunu ve nübüvvet iddiası ile cennet ve cehennem efsaneleri anlattığını söylüyorlardı. Tarihen sabit olduğu üzere, Rasulullah (asm)'ın sihirden etkilenmesi sadece şahsi yönüyle sınırlı kalmış, nübüvvet görevi bundan kesinlikle etkilenmemiştir. Zaten kafirler de O'nun sihir etkisi altında kalmasını birinci anlamda anlamıyorlardı. Bu açıklamalara göre Peygamber Efendimiz (asm) kendisine yapılan sihirden şahsi olarak etkilenmiş ve bundan rahatsız olunca da Muavvizeteyn Sureleri olarak bilinen Nas ve Felak Suerelerin inmesine neden olmuştur. Ayrıca yapılan sihrin Peygamberimiz (asm)'e bildirilmesiyle Onun bir mucizesi gerçekleşmiş; Allah'ın izniyle sihrin yerini, onu yapanı bildirmiş ve Muavvizteyn surelerinden okuduğu her ayet ile sihrin tesiri tek tek yok olmuştur. Böylece bu surelerin sihir ve büyü gibi şeylere şifa olduğu da uygulamalı olarak gösterilmiş oldu.
👍 Beğen
(0 Beğeni)
|
|
#38
|
||||
|
||||
|
Alıntı:
Bu durumda Hz. Peygamber'e sihir yapıldığından bahseden anılan rivayetlerin, bu surelerin inmesiyle herhangi bir ilgisi söz konusu değildir. Nitekim Derveze, bu rivayetlerin, bu surelerin inmesinden çok sonra ortaya atıldığı görüşündedir. Derveze bu konuda şunları söylemektedir: "Aslında yalnızca Sa'lebi'nin bu senedsiz rivayeti değil, bu konudaki senedli rivayetler de birbirini tutmaz, çelişkilerle doludur. Bu rivayetlerin hiçbiri surenin iniş sebebi olamaz. Çünkü bu süre Medine'de değil, Mekke'de inmiştir. Hasan, Ata, Ikrime, Cabir ve Kureyb'in Ibn Abbas'tan rivayetine göre sure Mekki'dir. Salih, Katade ve bir grubun da Ibn Abbas'tan rivayetine göre sure Medeni'dir. ‘'Fakat surenin Mekki olduğu rivayeti daha doğrudur. Ibn Cevzi de, surenin Mekke'de Fil suresinden sonra indiğini söylemistir. "
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır... |
|
#39
|
||||
|
||||
|
hz. peygambere büyü yapildigi bir gercektir, bu hadise buhari ve müslum hadislerinde de mevcuttur
Tarihi bakımdan, Rasulullah (asm)'a sihir yapıldığı ve Rasulullah (asm)'ın bundan etkilendiği doğrudur. Bunu, ilmi eleştiriye tabi tutar ve yanlış kabul edersek, hiçbir tarihi olayı vuku bulmuş olarak kabul edemeyiz. Bu olay Hz. Aişe, Zeyd b. Erkam ve İbn Abbas'tan, Buhari, Müslim, Nesei, İbn Mace, İmam Ahmed, Abdurrezzak Humeydi, Beyhaki, Taberani, İbn Sa'd, İbn Merduye, İbn Ebi Şeybe, Hakim, Abd b. Humayd v.s. muhaddisler tarafından bu kadar çeşitli ve müteaddit senetlerle nakledilmiştir ki, olay mütevatir seviyeye ulaşmıştır. Eğer bir rivayet kendi başına bir haberse fakat ayrıntısı diğer rivayetlerde varsa, onları bir araya getirerek bir tek rivayet haline dönüştürebiliriz: Benî Züreyk Yahudîlerinden Lebid b. el-A’sam tarafından Hz. Peygamber (s.a.v)’e sihir yapıldı. Öyle ki, Rasulullah (s.a.v) yapmadığı bir şeyi yaptım vehmine düşüyordu. Bir gün benim yanımda iken Allah'a dua etti, sonra tekrar dua etti. Ve dedi ki: “Ey Aişe, hissettin mi, sorduğum husustâ Allah bânâ fetvâ verdi?” “Hangi hususta Ey Allah'ın Resülü?” dedim. “İki kişi bana gelip, biri başucumda, diğeri de ayak tarafımda oturdu. Biri diğerine: “Bu zâtın rahâtsızlığı nedir?” dedi. Öbürü: “Büyüdür!” dedi. Önceki tekrar sordu: “Kim büyüledi?” Diğeri: “Lebîd İbnu'l-Asâm adındaki Benî Züreykli bir Yahudî.” diye cevap verdi. Öbürü: “Büyüyü neye yaptı?” dedi. Arkadâşı: “Bir târâkla saç döküntüsüne ve bir de erkek hurmâ tomurcuğunun içine!” cevabını verdi. Diğeri: “Pekalâ, şimdi nerede?” diye sordu. Arkâdaşı: “Zervân kuyusunda!” cevâbını verdi.” Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v) Ashâbından bir grupla birlikte (r.a) kuyuya gitti, ona baktı, kuyunun üzerinde bir hurma vardı. Sonra benim yanıma dönüp: “Ey Aişe! Allah'a yemin olsun, kuyunun suyu sanki kına ıslatılmış gibi (bulanık) ve (o kuyu iIe sulanan) hurmâ ağaçlarının başları da sanki şeytanların başları gibiydi!” dedi. Ben: “Ey Allah'ın Resülü! Onu (kuyudan) çıkardın mı?” diye sordum. “Hayır” dedi ve ilave etti: “Bana gelince, Allah bana âfiyet lutfetti ve şifa verdi. Ben ondan halka bir şer gelmesine sebep olmaktan korktum!” Resulullah onun gömülmesini emretti ve yere gömüldü.” (Buhârî, Tıbb, 47, 49, 50; Cizye, 14, Edeb, 56; Bed’ul-Halk, 11; Müslim, Selâm, 43) Kadı Iyaz, “Sihir Hz. Peygamberin sadece vücudu ve azaları üzerinde tesirini gösterdi, onun temyiz gücünde ve düşüncesinde (yani aklında, fikrinde) bir etki göstermedi.” demektedir. (İbn Hacer, Fethu’l-Bari, X/185) ALINTI
👍 Beğen
(0 Beğeni)
__________________
'Muhammedün Seyyidü’l-Kevneyni; / Ve’l-Ferikayni min Arabi’n ve min Acemi' (Muhammed (s.a.v) |
![]() |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Namaz kılarken esnemek | Elif8888 | Sorularınız | 15 | 30.09.23 22:23 |
| Rüyada Esnemek | NGB | E-F-G Harfleri Rüya Tabirleri | 0 | 02.09.23 10:55 |
| Esnemek ve geğirmek | Sadi | islam & islami Konular | 0 | 19.10.20 18:32 |
| Esnemek bulaşır - Tıbbı Nebi | Sin | Tıbbı Nebi | 3 | 09.04.19 12:05 |
| Rüyada Esnemek | Havasokulu | E-F-G Harfleri Rüya Tabirleri | 0 | 30.09.17 00:29 |