Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Sorularınız (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/)
-   -   Kader var mıdır? (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/101998-kader-var-midir.html)

Svg 25.09.25 13:40

Kader var mıdır?
 
Kader var mıdır, yok mudur?
Kader değişir mi, değişmez mi?

imas 25.09.25 14:54

Alıntı:

Svg Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 686931)
Kader var mıdır, yok mudur?
Kader değişir mi, değişmez mi?

Kader hakkında konuşmayın, zira kader Allah’ın sırrıdır. Allah’ın sırrını açıklamaya kalkmayın.” (Kenzü’l Ummâl, 1/132)

“Kader hakkında fazla konuşmayın, çünkü sizden evvelkilerin çoğu ondan kaybetmiştir.” (Tirmizî, Kader, 1)

bu kadar hassas bir konuda bilen bilmeyen her kesin bir alim edasiyla konuşması cok tuhaf,
kader konusu bizim akil kapasitenizi aşan bir konu , ve imanin bur kolu, o yuzden sinirli aklimuzla hüküm koymak, akil vermek, bilmeden jonusmak insani dinden çikarır şirke sokar mürted eder....

Svg 25.09.25 15:00

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 686938)
Kader hakkında konuşmayın, zira kader Allah’ın sırrıdır. Allah’ın sırrını açıklamaya kalkmayın.” (Kenzü’l Ummâl, 1/132)

“Kader hakkında fazla konuşmayın, çünkü sizden evvelkilerin çoğu ondan kaybetmiştir.” (Tirmizî, Kader, 1)

bu kadar hassas bir konuda bilen bilmeyen her kesin bir alim edasiyla konuşması cok tuhaf,
kader konusu bizim akil kapasitenizi aşan bir konu , ve imanin bur kolu, o yuzden sinirli aklimuzla hüküm koymak, akil vermek, bilmeden jonusmak insani dinden çikarır şirke sokar mürted eder....

Başka bir konudan dolayı bu konuyu açtım.

Dexter 25.09.25 15:23

Eskiden birbaile dostumuz vardı ben küçüktüm her hafta bize uğrar saatlerce zikir namaz kılardı çekerdik annem babam o adama tabi idi Allah dostu? İdi onlara göre zeytin çekirdeklerini temizler tesbih yapar bana hediye ederdi neyse büyüdüm unv okumaya başladım sonra her sohbette anlattıkları şeyler üzerine sorular sormaya başladım bir gün annem beni kenara çekip dedi ki oğlum soru sorma hoca efendi rahatsız oluyor o gün onlarla artık sohbete katılmadım çünkü ilk ayeti oku ile başlayıp soru sorma ile biten bir din olamazdı yani eger Allah birseyden bahsetmişse insana insanın vazifesi onu kapatmak değil araştırmaktir aman onu aeastirmak yasak bu konusulmazlarla gençler saf saf ateist oluyor böyle saçmalık mı olur diyor

Yusufiyeli 25.09.25 15:31

Alıntı:

Ibrahim61 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 686943)
Eskiden birbaile dostumuz vardı ben küçüktüm her hafta bize uğrar saatlerce zikir namaz kılardı çekerdik annem babam o adama tabi idi Allah dostu? İdi onlara göre zeytin çekirdeklerini temizler tesbih yapar bana hediye ederdi neyse büyüdüm unv okumaya başladım sonra her sohbette anlattıkları şeyler üzerine sorular sormaya başladım bir gün annem beni kenara çekip dedi ki oğlum soru sorma hoca efendi rahatsız oluyor o gün onlarla artık sohbete katılmadım çünkü ilk ayeti oku ile başlayıp soru sorma ile biten bir din olamazdı yani eger Allah birseyden bahsetmişse insana insanın vazifesi onu kapatmak değil araştırmaktir aman onu aeastirmak yasak bu konusulmazlarla gençler saf saf ateist oluyor böyle saçmalık mı olur diyor

Değerli kardeşim günümüzde kadere iman konusunda ısrarla yanlış bir anlayış sürdürülmekte, bu çerçevede hadisler reddedilmekte, kadere iman telkin eden hadislerin bizi geri bıraktığı iddia edilebilmektedir. Şimdi burada İbnu'l-Kayyım'dan bir alıntı yapacağım o zamanlardan bakın kaderi nasıl değerlendiriyor! Ehl-i sünnete hakim olan anlayış da budur:
‘’Emir (Allah'ın emirleri) gemisiyle denize açılan kulun görevi, kader dalgalarıyla çarpışmak ve onların birine, bir diğeriyle karşı çıkmak, kaderi kaderle gidermektir. Yoksa helak olur. Bu hal, sabırlı ariflerin halidir. Örnek arif Şeyh Abdulkadir Geylani'nin şu sözünde kastettiği de budur: "İnsanlar kaza ve kadere dayandıklarında her şeyi bırakırlar, ama ben bırakmam. Bu konuda bana küçük bir pencere açıldı ve gördüm ki: Hak için, hakkın kaderleri hak ile ihtilaf edip çekişmekteler. Er kişi kader ile mücadele eden kişidir, yoksa kadere hemen teslim olan kişi değildir.’’ Bu dünyadaki hayatlarında kulların geçimlerini sürdürmeleri ancak bir kaderi başka bir kader ile gidermeleri ile mümkündür. Dünyada böyle ise ahiret hakkında bu nasıl mümkün olmaz? Allah Teala her ikisi de kendi takdiri olmasına rağmen, kötülüğün iyilikle giderilmesini emretmiştir.
Açlık da onun bir takdiridir, fakat yine O'nun takdiri olan yemek yeme ile giderilir. Eğer kul yemek yemeye muktedir olduğu halde açlığı bir kader olararak yemeyip ölürse isyankar olarak ölmüş olur. Soğuk, sıcak, susuzluk da böyledir ve hepsi O'nun takdiridir. Allah kaderin, zıddı takdirle giderilmesini emreder. Bu kaderleri gideren kimse, giderilen şey ve giderme fiili, hepsi O'nun takdiridir.
Kafir düşmanlar İslam ülkesine saldırdığında, Allah'ın takdiri ile saldırmışlardır. Şimdi Müslümanların kadere teslim olmaları ve Allah'ın kaderini bir başka kaderle giderme yolu olan cihadı terk etmeleri onlara helal olur mu? şekilde sana takdir edilen günahı bir kader sonucu işlemen de böyledir. öyleyse, bu günahın sonuç ve gereğini samimi bir tevbe ile gider ki bu da kaderdendir.
Kaderin kader ile giderilmesi iki çeşittir:
Birincisi: Meydana gelmeden sebepleri oluşmuş kaderin, mukabil diğer takdir sebepleri ile giderilmesidir. Bu sebepler ile giderildiğinde o kaderin meydana gelmesi önlenmiş olur. Düşmanı muharebe ile gidermek gibi. Sıcak, soğuk vb. şeyler de zıtlarıyla giderilir.
İkincisi: Meydana gelmiş ve bir süre devam etmiş kaderin, onu giderici ve yok edici bir diğer kader ile giderilmesidir. Hastalık kaderinin tedavi kaderi ile günah kaderinin tevbe kaderi ile, kötülük işleme kaderinin iyilik yapma kaderi ile giderilmesi bu tür giderme çeşitlerindendir.
İşte ariflerin kader karşısındaki tavırları böyledir. Kadere dayanıp da hareketi ve çare aramayı terk etmek yoktur. Çünkü bu aczdir. Allah Teala acziyeti kınamaktadır. Kul ancak mağlub olup çaresiz ve mecalsiz kaldığında, kadere teslim olmuş ve ölü yıkayıcısının elinde dilediği gibi evirip çevirdiği bir ölü durumuna gelmiş olur. Bu durumun ilim, hal ve müşahede bakımından kaderde yok olmaya (fena) faydası vardır. Fakat gücü yerinde ve sebeplere tevessül imkanı varken kadere sığınmak doğru değildir. Bu halde iken gereken fena şudur Allah'ın hükmünden dolayı insanlardan, O'nun emrinden dolayı arzularından Allah'ın iradesi ve sevgisinden dolayı kendi irade ve sevgisinden, O'nun güç kuvvet ve yardımından dolayı kendi güç ve kuvvetinden fani (Kaynak : Medaricu’s-salikin 1.cilt sayfa 368)

imas 25.09.25 15:34

Alıntı:

Ibrahim61 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 686943)
Eskiden birbaile dostumuz vardı ben küçüktüm her hafta bize uğrar saatlerce zikir namaz kılardı çekerdik annem babam o adama tabi idi Allah dostu? İdi onlara göre zeytin çekirdeklerini temizler tesbih yapar bana hediye ederdi neyse büyüdüm unv okumaya başladım sonra her sohbette anlattıkları şeyler üzerine sorular sormaya başladım bir gün annem beni kenara çekip dedi ki oğlum soru sorma hoca efendi rahatsız oluyor o gün onlarla artık sohbete katılmadım çünkü ilk ayeti oku ile başlayıp soru sorma ile biten bir din olamazdı yani eger Allah birseyden bahsetmişse insana insanın vazifesi onu kapatmak değil araştırmaktir aman onu aeastirmak yasak bu konusulmazlarla gençler saf saf ateist oluyor böyle saçmalık mı olur diyor

bak mübarek, islam dini teslimiyet dinidir , bazi yerlerini kısmi aklimizla sorgulayamiyoruz sorgulasak bile dimagimiza büyuk geliyor dimağimiz almıyor, işte bu nokta teslimiyor noktadidir, aklimizin almadigi yer teslimiyet noktasidir,
daha okyanusun dibini kesfetmeye akil yetmiyorken, dinin her noktasini kesfetmeye akil yetmez
iste orada teslimiyet itaat ve iman baslar

Yusufiyeli 25.09.25 16:08

Alıntı:

Ibrahim61 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 686943)
Eskiden birbaile dostumuz vardı ben küçüktüm her hafta bize uğrar saatlerce zikir namaz kılardı çekerdik annem babam o adama tabi idi Allah dostu? İdi onlara göre zeytin çekirdeklerini temizler tesbih yapar bana hediye ederdi neyse büyüdüm unv okumaya başladım sonra her sohbette anlattıkları şeyler üzerine sorular sormaya başladım bir gün annem beni kenara çekip dedi ki oğlum soru sorma hoca efendi rahatsız oluyor o gün onlarla artık sohbete katılmadım çünkü ilk ayeti oku ile başlayıp soru sorma ile biten bir din olamazdı yani eger Allah birseyden bahsetmişse insana insanın vazifesi onu kapatmak değil araştırmaktir aman onu aeastirmak yasak bu konusulmazlarla gençler saf saf ateist oluyor böyle saçmalık mı olur diyor

Cumhura göre ilk inen sure Fatiha'dır.( Zemahşeri, Keşşaf. c. 4, s.775; Nesefi, Medariku't-tenzil, c. 3, s. 662; Razi tefsir, c. 1, s. 159; Ebu Hayyan el-Endülusi, Bahru'l-muhit fi't-tefsir, Daru'l- Fikr, Beyrut H.1420, c. 10, s. 506; Ibn Adil, el-Lübab, c. 1, s. 166; c. 20. s. 412; 413; Süyüti, Dürrü'l-mensur, c. 1, s. 23; Reşid Riza, tefsir, c. 1, s. 29: Derveze, Tefsiru'l-hadis, c. 1, s. 17. 97 Kurtubi, age, c. 1, s. 115; Beyhaki, Delaülü'n-nübüvve, c. 2, s. 158.)
Kurtubi ilk inen sure hakkında insanların ihtilaf ettiğini, kimisi Müddessir, kimisi 'Alak, kimisinin de Fatiha dediğini söyledikten sonra şöyle bir rivayeti nakleder: "Nebi yalnız başına dolaşırken, kendisine 'Ey Muhammed!' diye seslenilir, akabinde de 'Bismillahirrahmanirrahim' demesi ve ardından Fatiha suresini baştan sonuna kadar okuması emredilir."( Kurtubi, tefsiri c. 1, s. 115; Beyhaki, Delaülü'n-nübüvve, c. 2, s. 158.)
Alak suresindeki ilk bes ayetin anlam bakımından ilk ayetler olması zaten mümkün değildir. Zira bu ayetlerde iki defa geçen "el-insan" zalim, kafir, nankör bir kafirdir. "el-İnsan" kelimesi Kur'an'da müspet sıfatlarla zikredilmemiştir. Mesela Kurtubi 'Alak suresinin baştan sona Ebu Cehil hakkında nazil olduğunu belirten bir rivayeti aktarır.(İmam kurtubi el camiul tefsir cilt 20 sayfa 122-123) Gerçekten de bu surede kendisine okuma yazma öğretilmiş birine hitap edilmektedir. Bu takdirde ayetin anlamı, "Ey Ebu Cehil! Allah'ın ismini an, hatırla!" olur. Buradaki el-insan ibaresi [İnfitar suresi 6-7] ayetlerinde de geçen "Ya eyyühel insan!" ibaresi- nin bir benzeridir. "Ey kafir insan! Neydi seni kerim/cömert rabbin hakkında aldatan? O değil mi seni yaratan? O değil mi, seni şekillendirip tüm uzuvlarını yerli yerinde bir insan haline sokan?" seklinde bu surede geçen "kerim rab" ifadesi aynı şekilde 'Alak süresinde de "ekrem rab" olarak geçmiştir. İnfitar suresinde kafir Useyd b. Kelde(Mukatil Tefsir cilt 4 sayfa 613) Velid b. Muğire veya Esved b. Şerik hakkında nazil olduğu gibi bu suredeki kafir de Ebu Cehil'dir. Yine "Mekke ve havalisinde benden daha kerim (şerefli, değerlisi) yok" diyen Ebu Cehil'e "kerimlik sana değil, Allah'a aittir" denilmektedir. " /Tat bakalım azabımızı, hani sen dünyada iken çok şerefli, değerli (kerim) biriydin ya!" [Duhan suresi ayet 49] ayetindeki kerim
kişinin de Ebu Cehil olduğu rivayet edilmektedir. Sen kerim ve aziz biri değilsin! Zelil ve adi birisin. (Taberi tefsir cilt 22 sayfa 48-49) "Bu vadinin en azizi ve en kerimi benim" diyen nankör kafir, (Zerkeşi el-Burthan fi ulumi’l-Kur’an cilt 2 sayfa 232, Alusi, Ruhul Meani, Darul Kutubil ilmiyyr cilt 13 sayfa 132) izzet, şeref kim? Sen kim? anlamında bu ayette değinilen kişiyle istihza edilmektedir. İşte bu kibirli kafire haddi bildirilmekte, kendisinin adi bir sudan, bir kan pıhtısından yaratıldığı beyan edilmektedir. Böylece 'Alak suresinin ilk beş ayetiyle surenin geri kalanı arasında tematik bütünlük de sağlanmış olur. Surenin geri kalanında zaten Ebu Cehil'in peygambere yaptıkları hikaye edilmektedir.

HavasMuhasibi 25.09.25 16:47

Alıntı:

Svg Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 686931)
Kader var mıdır, yok mudur?
Kader değişir mi, değişmez mi?


Kader vardır, O ne yazdıysa yaşarım. Her şey O'nunla başlayıp O'nunla biter.
Kader yoktur, O' nun yolunda yürüyerek kaderimi cüzi irademle hak yolu üzerine yazmaya gayret ederim.

Kader değişir, günahlarıma tövbe ederim ve salih bir kul olmaya çabalarım.
Kader değişmez, salih bir kul olarak yaşayıp salih kullar arasında ölmeyi dilerim.

İkisini de sorgulamam, ikisine göre de yaşayabilirim, çünkü ben kulum. Kulun, kölenin görevi sahibine sadık olmak ve ona teslim olmaktır.

Alıntı:

Ibrahim61 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 686943)
Eskiden birbaile dostumuz vardı ben küçüktüm her hafta bize uğrar saatlerce zikir namaz kılardı çekerdik annem babam o adama tabi idi Allah dostu? İdi onlara göre zeytin çekirdeklerini temizler tesbih yapar bana hediye ederdi neyse büyüdüm unv okumaya başladım sonra her sohbette anlattıkları şeyler üzerine sorular sormaya başladım bir gün annem beni kenara çekip dedi ki oğlum soru sorma hoca efendi rahatsız oluyor o gün onlarla artık sohbete katılmadım çünkü ilk ayeti oku ile başlayıp soru sorma ile biten bir din olamazdı yani eger Allah birseyden bahsetmişse insana insanın vazifesi onu kapatmak değil araştırmaktir aman onu aeastirmak yasak bu konusulmazlarla gençler saf saf ateist oluyor böyle saçmalık mı olur diyor

İnsanlar deist-ateist olmak için bahane arıyor İbrahim kardeşim. Bahane arayan için çok şey bulunur. Ancak inanç, sadece "cımbızlama" yada "her şeyi sorgulayayım" yaklaşımıyla olmaz. İnanç teslimiyetle olur. Şeriatte bir şey sana yanlış geliyorsa, asıl yanlışın bizde olma ihtimali yüksektir. Biz Allah'ın kanununu eksiksiz uygulamaya talibiz.

Araştırılması gereken şeylerin elbette bir sonucu vardır. Ama "kader" dediğimiz olgu bizim araştırmamızla sonuca bağlanacak bir mesele değildir. Çünkü bu konunun muhatabı doğrudan Zül Celali Vel İkram olan Rabbimizdir. Diyelim ki kaderi yaratmadı Rabbimiz. Bizim için bir şey değişir mi? Peki onun için yaratmak zor mudur? "Ol" deyince olmaz mı?

Kur'anda Rabbimiz kader yerine daha çok "takdir" kelimesini kullanır. Her şeyi bir ölçüye göre yarattığını söyler ve hayrın da şerrin de kendisinden olduğunu bildirir. Dolayısıyla her şey Allah'ın ilmi, iradesi ve takdiri altındadır.

Biz Kur'an ve sünnet ışığında konuşuruz ya da susarız. Çoğu zaman da susarız Elhamdülillah.

Başınıza geleni sabırla, elinizdekini şükürle karşılamanız dileğiyle kardeşim... gül1

trhakan 25.09.25 17:28

Alıntı:

Svg Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 686931)
Kader var mıdır, yok mudur?
Kader değişir mi, değişmez mi?

Kardeş elbette kader var. Yaptığın herşey kader konusuna girer.

Allah sonsuz ilmi ile senin yaşayarak anladıklarını sen yaşamadan yazmasıdır.

Kader Arabesk şarkıların haşa küfrettiği yada yaptıkları hataları kadere mal ettikleri gibi birşey değildir.

Kader seni kukla yapmaz bilakis yaptığın herşeyin yapmadan önce yaradan tarafından bilinmesidir.

Evet kader değişir tek anahtarı duadır. Fiili yada niyet yolu ile kader değişir. Ama biz cüzi irademizle yaptığımız seçimlerde sadece doğru şık üzerinden yaşayarak öğrendiğimiz için yanlış şıkta neler olabileceğini kestiremiyoruz tercihimizi doğru yaptığımızda geçerli bir durum.

Aslında çok basit ama çok detaylı

o ateis yazarların anlattığı yada hristiyan itikadındaki kader çok çarpık, saçma ve akla aykırı onunla aklını kirletme. Kader bizi kukla yapmaz.

Çok derin bir konu

Özetle: Allah seni yarattığı anda dünyaya gelişin ve geri dönüşünün bilinmmesidir.

Svg 25.09.25 17:50

Alıntı:

trhakan Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 686954)
Kardeş elbette kader var. Yaptığın herşey kader konusuna girer.

Allah sonsuz ilmi ile senin yaşayarak anladıklarını sen yaşamadan yazmasıdır.

Kader Arabesk şarkıların haşa küfrettiği yada yaptıkları hataları kadere mal ettikleri gibi birşey değildir.

Kader seni kukla yapmaz bilakis yaptığın herşeyin yapmadan önce yaradan tarafından bilinmesidir.

Evet kader değişir tek anahtarı duadır. Fiili yada niyet yolu ile kader değişir. Ama biz cüzi irademizle yaptığımız seçimlerde sadece doğru şık üzerinden yaşayarak öğrendiğimiz için yanlış şıkta neler olabileceğini kestiremiyoruz tercihimizi doğru yaptığımızda geçerli bir durum.

Aslında çok basit ama çok detaylı

o ateis yazarların anlattığı yada hristiyan itikadındaki kader çok çarpık, saçma ve akla aykırı onunla aklını kirletme. Kader bizi kukla yapmaz.

Çok derin bir konu

Özetle: Allah seni yarattığı anda dünyaya gelişin ve geri dönüşünün bilinmmesidir.

Kader tabii ki var. Ben bunun varlığına iman ettim. :)
Kadere inanmayanlar var bir de.

Mubinn 25.09.25 18:00

Alıntı:

Svg Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 686931)
Kader var mıdır, yok mudur?
Kader değişir mi, değişmez mi?

Kader vardır. Mutlak kader denilen ana babanın seçimi, ne zaman doğacağın gibi hbazi hususlardir. Kaderin değiştiğini anlatan bir kıssa var Hz Musa ile ilgili bir hikaye anlatılır ama doğru mudur bilmiyorum. Cokca dua, Salih ağızla teslimiyetle yapılan dualar, sadakanın belayı def etmesi gibi bazı küçük nuanslar kadere etki eder. Ama sanıldığı gibi basitçe anlatilabilecek ve izahı idiraki zor bir kavram. Ne olduğunu anlamaktan ziyade nasıl çalıştığını kavraman kafi bence.

Svg 25.09.25 18:05

Alıntı:

Mubinn Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 686958)
Kader vardır. Mutlak kader denilen ana babanın seçimi, ne zaman doğacağın gibi hbazi hususlardir. Kaderin değiştiğini anlatan bir kıssa var Hz Musa ile ilgili bir hikaye anlatılır ama doğru mudur bilmiyorum. Cokca dua, Salih ağızla teslimiyetle yapılan dualar, sadakanın belayı def etmesi gibi bazı küçük nuanslar kadere etki eder. Ama sanıldığı gibi basitçe anlatilabilecek ve izahı idiraki zor bir kavram. Ne olduğunu anlamaktan ziyade nasıl çalıştığını kavraman kafi bence.

Kader tabii ki var. :)
Ben fikirlerinizi merak ettiğimden sordum.

imas 25.09.25 18:17

Alıntı:

Svg Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 686960)
Kader tabii ki var. :)
Ben fikirlerinizi merak ettiğimden sordum.

ayetle sabit, imandan bir levha, hadisle dikkat cekilmiş bir şart icin
fikir olmaz , söylenenin 1 noktasında ben bunu kabul etmiyorum yada bi şoyle olmaliydi diyen gümbürtüye gider...

Dexter 25.09.25 18:46

Alıntı:

HavasMuhasibi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 686950)

Kader vardır, O ne yazdıysa yaşarım. Her şey O'nunla başlayıp O'nunla biter.
Kader yoktur, O' nun yolunda yürüyerek kaderimi cüzi irademle hak yolu üzerine yazmaya gayret ederim.

Kader değişir, günahlarıma tövbe ederim ve salih bir kul olmaya çabalarım.
Kader değişmez, salih bir kul olarak yaşayıp salih kullar arasında ölmeyi dilerim.

İkisini de sorgulamam, ikisine göre de yaşayabilirim, çünkü ben kulum. Kulun, kölenin görevi sahibine sadık olmak ve ona teslim olmaktır.



İnsanlar deist-ateist olmak için bahane arıyor İbrahim kardeşim. Bahane arayan için çok şey bulunur. Ancak inanç, sadece "cımbızlama" yada "her şeyi sorgulayayım" yaklaşımıyla olmaz. İnanç teslimiyetle olur. Şeriatte bir şey sana yanlış geliyorsa, asıl yanlışın bizde olma ihtimali yüksektir. Biz Allah'ın kanununu eksiksiz uygulamaya talibiz.

Araştırılması gereken şeylerin elbette bir sonucu vardır. Ama "kader" dediğimiz olgu bizim araştırmamızla sonuca bağlanacak bir mesele değildir. Çünkü bu konunun muhatabı doğrudan Zül Celali Vel İkram olan Rabbimizdir. Diyelim ki kaderi yaratmadı Rabbimiz. Bizim için bir şey değişir mi? Peki onun için yaratmak zor mudur? "Ol" deyince olmaz mı?

Kur'anda Rabbimiz kader yerine daha çok "takdir" kelimesini kullanır. Her şeyi bir ölçüye göre yarattığını söyler ve hayrın da şerrin de kendisinden olduğunu bildirir. Dolayısıyla her şey Allah'ın ilmi, iradesi ve takdiri altındadır.

Biz Kur'an ve sünnet ışığında konuşuruz ya da susarız. Çoğu zaman da susarız Elhamdülillah.

Başınıza geleni sabırla, elinizdekini şükürle karşılamanız dileğiyle kardeşim... gül1

Abi söylediklerine sonuna kadar katılıyorum fakat kaderi araştırmamiza artık bilim imkan sağlıyor bilimin geldiği nokta gerçekten çok ileri seviyede bakın şu anda atom altı evrende evrenimizin bir bilgisayar programı simülasyon olduğu bulundu yani Allahını dediği gibi kuranla çatismiyor örtüşüyor. Bunu burda uzun uzadıya anlatabilirim hersey simule gerçek değil tıpkı kuranın dediği gibi. Kader dediğimiz şey örneğin babam dedem büyük dedem hepsi kalp kapakcigi hastası bende öyleyim işte benim kaderim bu yani genlerle bana geçen. Ya da kader dediğim kendi hatamla bana yapılıp hayatımı allak bullak eden büyü benin kaderim bunlar ama ben bana büyü yapanla tanışmayı (yanlış olduğunu bilmeme ragmen) yapmamış olsam idim o da bana büyü yapmamış olacaktı yani benim kaderim yazılan birsey değil benim seçimim.
Ibni arabi diyor ki geçmiş ya da gelecek yok anlar var hayat dediğimiz şey anlardan ibaret bunu fizikte ispat ediyor yani biz anlarda hangi kararı alıyorsak Allahın kurduğu bu evren de o aldığımız kararın gereği yaratılıyor buna yazılmış yazı diyemeyiz biz neye karar vermişsek Allah onu yaratıyor ilerde de bunlardan hesaba çekileceğiz dediklerim İslam'la catismiyor
Ben bugün bir çocuğa gence srn kaderini yaşıyorsun dediğimde yemişim böyle kaderi madem yazılanı yaşıyorum cehennem neden var diyor ama çocuğa anlattığım gibi söylediğimde ona mantıklı geliyor biz secimlerimizden sorumluyuz ve neyi seçtiğimizi yaratıcı biliyor çünkü zaman kavramı bize ait ona değil o kıyameti de görebilir ademin yaratılışıni da ve tüm bu zaman akışı ona an olarak gelir çünkü zaman da stabil değil yani mesela arabada hareket edenin zamani bizle aynı bile değil.

Svg 25.09.25 18:48

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 686961)
ayetle sabit, imandan bir levha, hadisle dikkat cekilmiş bir şart icin
fikir olmaz , söylenenin 1 noktasında ben bunu kabul etmiyorum yada bi şoyle olmaliydi diyen gümbürtüye gider...

O zaman şöyle diyeyim. Var diyenlerle yok diyenleri merak ettim. Senin bir şeyi bilip de öğrencilerine sorman gibi sanırım. :)

MektepTalebesi 25.09.25 21:29

Alıntı:

Ibrahim61 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 686962)
Abi söylediklerine sonuna kadar katılıyorum fakat kaderi araştırmamiza artık bilim imkan sağlıyor bilimin geldiği nokta gerçekten çok ileri seviyede bakın şu anda atom altı evrende evrenimizin bir bilgisayar programı simülasyon olduğu bulundu yani Allahını dediği gibi kuranla çatismiyor örtüşüyor. Bunu burda uzun uzadıya anlatabilirim hersey simule gerçek değil tıpkı kuranın dediği gibi. Kader dediğimiz şey örneğin babam dedem büyük dedem hepsi kalp kapakcigi hastası bende öyleyim işte benim kaderim bu yani genlerle bana geçen. Ya da kader dediğim kendi hatamla bana yapılıp hayatımı allak bullak eden büyü benin kaderim bunlar ama ben bana büyü yapanla tanışmayı (yanlış olduğunu bilmeme ragmen) yapmamış olsam idim o da bana büyü yapmamış olacaktı yani benim kaderim yazılan birsey değil benim seçimim.
Ibni arabi diyor ki geçmiş ya da gelecek yok anlar var hayat dediğimiz şey anlardan ibaret bunu fizikte ispat ediyor yani biz anlarda hangi kararı alıyorsak Allahın kurduğu bu evren de o aldığımız kararın gereği yaratılıyor buna yazılmış yazı diyemeyiz biz neye karar vermişsek Allah onu yaratıyor ilerde de bunlardan hesaba çekileceğiz dediklerim İslam'la catismiyor
Ben bugün bir çocuğa gence srn kaderini yaşıyorsun dediğimde yemişim böyle kaderi madem yazılanı yaşıyorum cehennem neden var diyor ama çocuğa anlattığım gibi söylediğimde ona mantıklı geliyor biz secimlerimizden sorumluyuz ve neyi seçtiğimizi yaratıcı biliyor çünkü zaman kavramı bize ait ona değil o kıyameti de görebilir ademin yaratılışıni da ve tüm bu zaman akışı ona an olarak gelir çünkü zaman da stabil değil yani mesela arabada hareket edenin zamani bizle aynı bile değil.

Hangi bilimsel çalışmaymış? "bilimin geldiği nokta gerçekten çok ileri seviyede bakın şu anda atom altı evrende evrenimizin bir bilgisayar programı simülasyon olduğu bulundu" hangi bilimsel deneyde bulundu?

Dexter 25.09.25 21:53

Alıntı:

MektepTalebesi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 686981)
Hangi bilimsel çalışmaymış? "bilimin geldiği nokta gerçekten çok ileri seviyede bakın şu anda atom altı evrende evrenimizin bir bilgisayar programı simülasyon olduğu bulundu" hangi bilimsel deneyde bulundu?

Kuantum dolaniklik superpozisyonda iki elektron (başka parcacikta olabilir) birini evrenin bir ucuna diğerini diğer ucuna götürüp birinde işlem yaptığımızda diğeri bundan etkileniyor farkına varıyor bu imkansız aralarındaki bilgi alışverişi anlık oluyor bunu kanıtlayan fizikçiler Nobel ödülü aldı. Bu sadece bir bilgisayar programında olabilir evren gerçek değil biz bir programın içindeyiz.

Svg 25.09.25 22:07

Alıntı:

Ibrahim61 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 686982)
Kuantum dolaniklik superpozisyonda iki elektron (başka parcacikta olabilir) birini evrenin bir ucuna diğerini diğer ucuna götürüp birinde işlem yaptığımızda diğeri bundan etkileniyor farkına varıyor bu imkansız aralarındaki bilgi alışverişi anlık oluyor bunu kanıtlayan fizikçiler Nobel ödülü aldı. Bu sadece bir bilgisayar programında olabilir evren gerçek değil biz bir programın içindeyiz.


"evren gerçek değil biz bir programın içindeyiz"
Nasıl yani? :s

osman100 25.09.25 22:16

Alıntı:

Svg Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 686931)
Kader var mıdır, yok mudur?
Kader değişir mi, değişmez mi?

Şimdi 2ye ayıralım bu konuyu ilkini şöyle degerlendirelim bir seçim dışı kaderimiz var nedir bu dogacan yer annen baban varsa kardeşlerin bunları sen kendi iradenle seçemiyorsun Hak teale tayin ediyor bizim irademiz dışındaki kaderimiz bu noktada hepimiz teslimiz birde irademiz dahilinde kaderimiz vardır seçimlerimizin sonucunu yaşamak gibi basit bi matematikler örnekleyeyim 2ile2 yi çarparsan bu seni 4e götürür 2ile 3 ü çarparsan 6 ya götürür yani seçimlerine göre kaderin şekillenicek misal evlenecegin kişiyi seçip o kişiyle yaşıycakların gibi iradene bırakılan kaderin bu iyi bir insan ve kötü bir insan olmak gibi tabi Allahın ezeli ilminde hepsi mevcut lakin irade sınava tabi oldugun için iradene seçimlerine mudahil olmaz seçimlerine göre kaderini şekillendirir Allahın birşeyi bilmesi ona müdahil olacagı anlamına gelmiyor sonuç olarak bir irademiz de olan kaderimiz var birde irademiz dışında olan kaderimiz var irademiz dışında oluşan kaderimize teslim olucaz irademiz dahilinde olan kaderimizide iyi yolda şekillendirmeye gayret edicez selametle

Svg 25.09.25 22:19

Dünyada her şey kaderle yazılmıştır.

MektepTalebesi 25.09.25 22:35

Alıntı:

Ibrahim61 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 686982)
Kuantum dolaniklik superpozisyonda iki elektron (başka parcacikta olabilir) birini evrenin bir ucuna diğerini diğer ucuna götürüp birinde işlem yaptığımızda diğeri bundan etkileniyor farkına varıyor bu imkansız aralarındaki bilgi alışverişi anlık oluyor bunu kanıtlayan fizikçiler Nobel ödülü aldı. Bu sadece bir bilgisayar programında olabilir evren gerçek değil biz bir programın içindeyiz.

"Kuantum dolaniklik superpozisyonda iki elektron (başka parcacikta olabilir) birini evrenin bir ucuna diğerini diğer ucuna götürüp birinde işlem yaptığımızda diğeri bundan etkileniyor farkına varıyor bu imkansız aralarındaki bilgi alışverişi anlık oluyor"

Şu ana kadar yanlış anlamadıysam şunu anlatıyorsun: [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

" Bu sadece bir bilgisayar programında olabilir evren gerçek değil biz bir programın içindeyiz."

Sen deneyi anlattıktan sonra deneyle ilgili kendi yorumunu sanki deneyin sonucu senin dediğine çıkıyormuş gibi aktarmışsın. İlk tırnakla alıntı yaptığım yere kadar deneyi anlatıyordun. İkinci tırnakla alıntı yaptığım yerde bilimsel bir kaynak olmadan yorum katarak "Bu sadece bir bilgisayar programında olabilir evren gerçek değil biz bir programın içindeyiz." dedin. Ben de diyorum ki yüce Allah(c.c) öyle yarattığı için öyle. Biz gerçeğiz.

Dexter 25.09.25 22:57

Alıntı:

MektepTalebesi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 686987)
"Kuantum dolaniklik superpozisyonda iki elektron (başka parcacikta olabilir) birini evrenin bir ucuna diğerini diğer ucuna götürüp birinde işlem yaptığımızda diğeri bundan etkileniyor farkına varıyor bu imkansız aralarındaki bilgi alışverişi anlık oluyor"

Şu ana kadar yanlış anlamadıysam şunu anlatıyorsun: [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]

" Bu sadece bir bilgisayar programında olabilir evren gerçek değil biz bir programın içindeyiz."

Sen deneyi anlattıktan sonra deneyle ilgili kendi yorumunu sanki deneyin sonucu senin dediğine çıkıyormuş gibi aktarmışsın. İlk tırnakla alıntı yaptığım yere kadar deneyi anlatıyordun. İkinci tırnakla alıntı yaptığım yerde bilimsel bir kaynak olmadan yorum katarak "Bu sadece bir bilgisayar programında olabilir evren gerçek değil biz bir programın içindeyiz." dedin. Ben de diyorum ki yüce Allah(c.c) öyle yarattığı için öyle. Biz gerçeğiz.

Hayır sevgili kardeşim benim söylediğimin aynını elon musk da söylüyor zaten bu söylem bana ait değil bu olay ancak bir bilgisayar simülasyonunda olabilir
İşte anlatmak istediğim şey bu Allah bu evreni bir simülasyon olarak yarattı sinav simülasyonu gercek öbür taraf
Bak kuranda kuantum dolaniklik geçiyor ama elin gavuru buluyor işte

Mü'minlerin gönüllerini ısındırıp birbirine bağlayan da O'dur. Öyle ki Rasûlüm, eğer sen yeryüzünde bulunan her şeyi bu maksatla harcasaydın yine de onların gönüllerini birleştiremezdin. Fakat Allah onları kardeş yaparak birbiriyle kaynaştırdı

İşte bu ayet kuantum dolanikligi anlatıyor

MektepTalebesi 25.09.25 23:33

Alıntı:

Ibrahim61 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 686991)
Hayır sevgili kardeşim benim söylediğimin aynını elon musk da söylüyor zaten bu söylem bana ait değil bu olay ancak bir bilgisayar simülasyonunda olabilir
İşte anlatmak istediğim şey bu Allah bu evreni bir simülasyon olarak yarattı sinav simülasyonu gercek öbür taraf
Bak kuranda kuantum dolaniklik geçiyor ama elin gavuru buluyor işte

Mü'minlerin gönüllerini ısındırıp birbirine bağlayan da O'dur. Öyle ki Rasûlüm, eğer sen yeryüzünde bulunan her şeyi bu maksatla harcasaydın yine de onların gönüllerini birleştiremezdin. Fakat Allah onları kardeş yaparak birbiriyle kaynaştırdı

İşte bu ayet kuantum dolanikligi anlatıyor

Bilimselliğin ölçütü Elon Musk değil. "Olabilir"lerle iş yürümez. Sen o deneyi kendi isteğine göre deneyden bağımsız olarak yorumlayıp "bilimsel kanıt" diye göstermeye çalışıyorsun. Simülasyondan kastın yaşadıklarımızın gerçek olmaması mı? Neden özellikle "bilgisayar" simülasyonu? Ayetten o anlamı nasıl çıkardın anlamadım.

Dexter 26.09.25 00:16

Alıntı:

MektepTalebesi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 686992)
Bilimselliğin ölçütü Elon Musk değil. "Olabilir"lerle iş yürümez. Sen o deneyi kendi isteğine göre deneyden bağımsız olarak yorumlayıp "bilimsel kanıt" diye göstermeye çalışıyorsun. Simülasyondan kastın yaşadıklarımızın gerçek olmaması mı? Neden özellikle "bilgisayar" simülasyonu? Ayetten o anlamı nasıl çıkardın anlamadım.

Bilgisayar simulasyonu dememizi nedeni insanların daha kolay anlayabilmesi için benzetim yani çünkü bir bilgisayar programında bir kodun değişmesi anında tüm programı etkiler atomalti dunyasida aynı oluyor o yüzden benzetiyor baska kanitlarda var örneğin çift yarik deneyi orda da elektron izlenmediginde dalga izlendiginde sanki bunu anlayıp tanecik gibi davranıyor, başka örnek atomalti dünyasında bir tanecik aynı anda bir çok durumda olabiliyor bunu da erein schrodinger kedi kutu deneyi ile açıklamış kediyi bir kutuya koyalım kutuda 2 düğme olsun 1. Düğmeye bastığında mama 2. Düğmeye bastığında kutu zehirli gazla dolsun belli müddet sonra kutuyu açtığımızda olu ya da canlı kedi görürüz ama atomalti evrene göre hem canlı hemde yanında olu kedi görme olasigilimizda var bu olmamalı iste bu kanitlar evrenin gercek olmadigini ancak simulasyon oldugunun kanitlari bizim duntamizda bunu algilayamiyoruz ama atomaltinda isler degisiyor. tüm bunlar kurana İslama karşı olan setler değil bu evrenin kodları var ve o kodlar Allah tarafından yaratılmış
Mesela ol dedi an oluveriyor bu ancak programla olabilir (kastettiğim bilgisayar kodu değil evrenin kodu)

Benim yorumum ise mesela bizim buralarda hackali baba efendi vardı büyüklerimiz anlatir aynı anda 2 yerde görülmüş işte hackali babanın aynı anda iki yerde olması kuantum dolanikligi ile açıklanır

Ayette Allah muslumanlarin kalbini birbirine bağladım sen yeryüzündeki herseyi kullansan bunu yapamazsın diyor aynı superpozisyondaki iki elektron gibi muslumanlar birbirine bağlı kalben ve biz bunu istesekte yapamayız muslumanlarin kalbi birbirine nasıl bağlı oluyor ? Superpozisyonla. Allah diyor ki ben sizi çifter çifter yarattım hocası hadisi diyor ki erkek disinkastediyor hayır EVRENDEKI TUM PARCACIKLAR 2 SERLI suoerpozisyonda kastettiği bu da olabilir. Dini bilgim çok yok o sebeple karıştırmak istemiyorum ama ben bunu böyle anlıyorum evren ilk oluştuğunda tüm parçacıklar ikişer li superpozisyonda idi.

Ya da Mesela ebced sayıları zikir sayıları gezegenlerin acılarıyla havascilarin belli sayılarda 3 lu 4 lu vekf yapması hepsi evrenin programıyla alakalı sadece o sayılarda tutuyor neden başka sayılarda tutmuyor tüm bunlar evrenin belli programlama ile çalıştığını gösteriyor.

MektepTalebesi 26.09.25 00:46

Alıntı:

Ibrahim61 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 686993)
Bilgisayar simulasyonu dememizi nedeni insanların daha kolay anlayabilmesi için benzetim yani çünkü bir bilgisayar programında bir kodun değişmesi anında tüm programı etkiler atomalti dunyasida aynı oluyor o yüzden benzetiyor baska kanitlarda var örneğin çift yarik deneyi orda da elektron izlenmediginde dalga izlendiginde sanki bunu anlayıp tanecik gibi davranıyor, başka örnek atomalti dünyasında bir tanecik aynı anda bir çok durumda olabiliyor bunu da erein schrodinger kedi kutu deneyi ile açıklamış kediyi bir kutuya koyalım kutuda 2 düğme olsun 1. Düğmeye bastığında mama 2. Düğmeye bastığında kutu zehirli gazla dolsun belli müddet sonra kutuyu açtığımızda olu ya da canlı kedi görürüz ama atomalti evrene göre hem canlı hemde yanında olu kedi görme olasigilimizda var bu olmamalı iste bu kanitlar evrenin gercek olmadigini ancak simulasyon oldugunun kanitlari bizim duntamizda bunu algilayamiyoruz ama atomaltinda isler degisiyor. tüm bunlar kurana İslama karşı olan setler değil bu evrenin kodları var ve o kodlar Allah tarafından yaratılmış
Mesela ol dedi an oluveriyor bu ancak programla olabilir (kastettiğim bilgisayar kodu değil evrenin kodu)

Benim yorumum ise mesela bizim buralarda hackali baba efendi vardı büyüklerimiz anlatir aynı anda 2 yerde görülmüş işte hackali babanın aynı anda iki yerde olması kuantum dolanikligi ile açıklanır

Ayette Allah muslumanlarin kalbini birbirine bağladım sen yeryüzündeki herseyi kullansan bunu yapamazsın diyor aynı superpozisyondaki iki elektron gibi muslumanlar birbirine bağlı kalben ve biz bunu istesekte yapamayız muslumanlarin kalbi birbirine nasıl bağlı oluyor ? Superpozisyonla. Allah diyor ki ben sizi çifter çifter yarattım hocası hadisi diyor ki erkek disinkastediyor hayır EVRENDEKI TUM PARCACIKLAR 2 SERLI suoerpozisyonda kastettiği bu da olabilir. Dini bilgim çok yok o sebeple karıştırmak istemiyorum ama ben bunu böyle anlıyorum evren ilk oluştuğunda tüm parçacıklar ikişer li superpozisyonda idi.

Ya da Mesela ebced sayıları zikir sayıları gezegenlerin acılarıyla havascilarin belli sayılarda 3 lu 4 lu vekf yapması hepsi evrenin programıyla alakalı sadece o sayılarda tutuyor neden başka sayılarda tutmuyor tüm bunlar evrenin belli programlama ile çalıştığını gösteriyor.

"Gerçek" tanımını hala anlayamamakla beraber Allah (c.c)'ın bizi nasıl yarattığını ve yaratmaya nasıl devam ettiğini düşünmenin doğru olmadığını düşünüyorum. Yaratma eylemi bizim algı sınırlarımızı aşar. Bunları düşünmek ayak kaydırır. Allah'ın yarattığına iman et geç. Düşünme bunları. Bundan mesul değiliz. Benden bu kadar.

Yusufiyeli 26.09.25 06:35

Kuantum fiziğindeki kedinin hem ölü hem de diri durumu ciddi bir sorun doğurmuş ve kuantum ölçme sorunu olarak adlandırılmıştır. Kuantum fiziği kurucu babalarını birbirine küs eden tartışmalara neden olmuş ve sorun bununla da kalmamış, ölçmeyi yapan gözlemci ya da diğer adı ile deneycinin, beyin-bilinç-zihin-aklının da deneye katıldığı öne sürülmüştür. Bu kez çözüm giderek daha karmaşık bir hal almıştır. Bu fikirlerin hepsinin kendince tutarlılığı ve mantığı vardır. Ancak hepsi mantıklı ve tutarlı olunca ortada tek yanıt kalmamış ve tartışmalara neden olmuştur. Belki de klasik bakışımızdan kaynaklanan tek yanıta ulaşma çabamız yanlıştır ve kuantum ölçme sorununun tek çözümü yoktur.
Çevremize baktığımızda dünya iki parçaya ayrılır: Kuantum varlıkları (olasılık dalgaları) ve klasik ölçüm araçları olan gerçek nesneler. Gerçek nesnelerle ve sadece bir ölçüm neticesinde bulunan sonuçlar gerçek kabul edilebilir. Bunun dışında gerçek hakkında hiçbir şey söylenemez. Elimize deney yapmak için bir atom alırsak ve bir süre sonra deneyi yapacaksak, atomun hazırlanmasıyla deneyin yapılması arasında geçen sürede, atom hakkında, kesin olarak şu ya da bu doğrudur demek mümkün değildir. Sadece atomu doğrudan gözlemlediğimiz/ölçüm yaptığımız zaman lahzasında ya da anında sistemde “çökme” oluştuğundan, ancak o durumdan sonra gerçeklikten bahsedebiliriz. Ondan önce gerçeklik diye bir şey olamaz ve sadece olasılık dalgaları havada vardır! Olacak şeyler seçilemez. Olasılıklar ve ona bağlı belirsizlikler doğanın özünü oluşturur. Kuantum genlikleri farklı sonuçların olasılıklarını verir ve ne olacağı gözlem yapıldığı anda sabitlenir. Gelecek, geçmişteki belirli, “belirlenimci” kurallar tarafından tayin edilmez. Bu bilgiden yola çıkan Kopenhag yorumu, kuantum sistemleri (mikro) ile ölçüm aletlerini (makro) ayırır. Fizikçi Werner Heisenberg’e göre, Kopenhag yorumunda, gözlemci de olaya dahil olmuştur. Gözlemcinin işi daha çok uzay ve zaman içindeki olayları kaydetmek, yani karara bağlamak ya da kesin yargıya varmaktır ki, burada gözlemcinin bir alet veya herhangi bir canlı olması önemli değildir. Dolayısıyla fizikçiye kendisinin yaratmamış olduğu ve onsuz da var olabilen bir evreni incelemek zorunda olduğunu hatırlatır. Kopenhag yorumuna göre, mikroevrensel bir durumdan makroevrenin klasik terimleri ile söz edilmesi gerekir.

Yusufiyeli 26.09.25 06:40

Alıntı:

Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 686998)
Kuantum fiziğindeki kedinin hem ölü hem de diri durumu ciddi bir sorun doğurmuş ve kuantum ölçme sorunu olarak adlandırılmıştır. Kuantum fiziği kurucu babalarını birbirine küs eden tartışmalara neden olmuş ve sorun bununla da kalmamış, ölçmeyi yapan gözlemci ya da diğer adı ile deneycinin, beyin-bilinç-zihin-aklının da deneye katıldığı öne sürülmüştür. Bu kez çözüm giderek daha karmaşık bir hal almıştır. Bu fikirlerin hepsinin kendince tutarlılığı ve mantığı vardır. Ancak hepsi mantıklı ve tutarlı olunca ortada tek yanıt kalmamış ve tartışmalara neden olmuştur. Belki de klasik bakışımızdan kaynaklanan tek yanıta ulaşma çabamız yanlıştır ve kuantum ölçme sorununun tek çözümü yoktur.
Çevremize baktığımızda dünya iki parçaya ayrılır: Kuantum varlıkları (olasılık dalgaları) ve klasik ölçüm araçları olan gerçek nesneler. Gerçek nesnelerle ve sadece bir ölçüm neticesinde bulunan sonuçlar gerçek kabul edilebilir. Bunun dışında gerçek hakkında hiçbir şey söylenemez. Elimize deney yapmak için bir atom alırsak ve bir süre sonra deneyi yapacaksak, atomun hazırlanmasıyla deneyin yapılması arasında geçen sürede, atom hakkında, kesin olarak şu ya da bu doğrudur demek mümkün değildir. Sadece atomu doğrudan gözlemlediğimiz/ölçüm yaptığımız zaman lahzasında ya da anında sistemde “çökme” oluştuğundan, ancak o durumdan sonra gerçeklikten bahsedebiliriz. Ondan önce gerçeklik diye bir şey olamaz ve sadece olasılık dalgaları havada vardır! Olacak şeyler seçilemez. Olasılıklar ve ona bağlı belirsizlikler doğanın özünü oluşturur. Kuantum genlikleri farklı sonuçların olasılıklarını verir ve ne olacağı gözlem yapıldığı anda sabitlenir. Gelecek, geçmişteki belirli, “belirlenimci” kurallar tarafından tayin edilmez. Bu bilgiden yola çıkan Kopenhag yorumu, kuantum sistemleri (mikro) ile ölçüm aletlerini (makro) ayırır. Fizikçi Werner Heisenberg’e göre, Kopenhag yorumunda, gözlemci de olaya dahil olmuştur. Gözlemcinin işi daha çok uzay ve zaman içindeki olayları kaydetmek, yani karara bağlamak ya da kesin yargıya varmaktır ki, burada gözlemcinin bir alet veya herhangi bir canlı olması önemli değildir. Dolayısıyla fizikçiye kendisinin yaratmamış olduğu ve onsuz da var olabilen bir evreni incelemek zorunda olduğunu hatırlatır. Kopenhag yorumuna göre, mikroevrensel bir durumdan makroevrenin klasik terimleri ile söz edilmesi gerekir.

Kaynağı belirtmeyi unutmuşum.
(Kaynak: Schrödinger’in Kedisi Neden Şizofren Oldu? Dr. Sultan Tarlacı DESTEK YAYINLARI )

HavasMuhasibi 26.09.25 18:30

Alıntı:

Ibrahim61 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 686962)
Abi söylediklerine sonuna kadar katılıyorum fakat kaderi araştırmamiza artık bilim imkan sağlıyor bilimin geldiği nokta gerçekten çok ileri seviyede bakın şu anda atom altı evrende evrenimizin bir bilgisayar programı simülasyon olduğu bulundu yani Allahını dediği gibi kuranla çatismiyor örtüşüyor. Bunu burda uzun uzadıya anlatabilirim hersey simule gerçek değil tıpkı kuranın dediği gibi. Kader dediğimiz şey örneğin babam dedem büyük dedem hepsi kalp kapakcigi hastası bende öyleyim işte benim kaderim bu yani genlerle bana geçen. Ya da kader dediğim kendi hatamla bana yapılıp hayatımı allak bullak eden büyü benin kaderim bunlar ama ben bana büyü yapanla tanışmayı (yanlış olduğunu bilmeme ragmen) yapmamış olsam idim o da bana büyü yapmamış olacaktı yani benim kaderim yazılan birsey değil benim seçimim.
Ibni arabi diyor ki geçmiş ya da gelecek yok anlar var hayat dediğimiz şey anlardan ibaret bunu fizikte ispat ediyor yani biz anlarda hangi kararı alıyorsak Allahın kurduğu bu evren de o aldığımız kararın gereği yaratılıyor buna yazılmış yazı diyemeyiz biz neye karar vermişsek Allah onu yaratıyor ilerde de bunlardan hesaba çekileceğiz dediklerim İslam'la catismiyor
Ben bugün bir çocuğa gence srn kaderini yaşıyorsun dediğimde yemişim böyle kaderi madem yazılanı yaşıyorum cehennem neden var diyor ama çocuğa anlattığım gibi söylediğimde ona mantıklı geliyor biz secimlerimizden sorumluyuz ve neyi seçtiğimizi yaratıcı biliyor çünkü zaman kavramı bize ait ona değil o kıyameti de görebilir ademin yaratılışıni da ve tüm bu zaman akışı ona an olarak gelir çünkü zaman da stabil değil yani mesela arabada hareket edenin zamani bizle aynı bile değil.

Kardeşim vurguladığın noktalardaki yanılgılarını aşağıda açıklamaya çalıştım;

"şu anda atom altı evrende evrenimizin bir bilgisayar programı simülasyon olduğu bulundu"

Bilimde kesinlikle böyle bir şey yoktur kardeşim. Bahsettiğin sadece bazı bilim insanlarının ortaya attığı bir fikir. Deneyle ispatlanmış bir hakikat değil. Bilim kanıt ile çalışır. Kur'an evrenin Allah tarafından gerçek olarak yaratıldığını söylüyor. Bizim imtihanımız da burada gerçekleşiyor. Duhan suresi 38nci ayette "Biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık." buyrulur.

"Her şey simüle, gerçek değil"

Kur'an tam tersini söyler kardeşim. Rahman Kehf suresi 7nci ayetinde "Sizin için yeryüzünde ne varsa süs olarak kıldık" buyurur. Dünya gerçektir, sadece geçicidir. Yani kalıcı değil, fani. Geçici olması "gerçek değil" anlamına gelir mi kardeşim? Mesela rüyadayken geçici aslında ama yaşarken gerçekten yaşarsın değil mi? Ruyada acı çekmez misin mesela? Dünya da öyle... fanidir amma hakikidir.

"Kader genlerden ibarettir"

Evet, genler etkili olur ancak, kaderi sadece genetikle açıklamak eksik olur. Çünkü aynı genetik hastalığı taşıyan insanların hayatları farklıdır. Dua, tedavi, yaşam tarzı ve Allah’ın dilemesi devreye girer. Kader çok daha geniş bir çerçevedir.

"Geçmiş ve gelecek yok, sadece anlar var"

Rabbimiz için zaman yoktur, doğru. Ama bizim için zaman vardır kardeşim. Biz dün yaşadık, yarını bekliyoruz. Kur'anda da geleceğe işaret eden bir çok ayet var. Mesela "Sizi dirilteceğimiz gün...". Yani kul açısından geçmiş ve gelecek vardır ve gerçektir bize göre...

"Fizik de sadece an olduğunu söylüyor"

Fizik zamanın göreceli olduğunu söyler... "Sadece an vardır" demez, diyemez. Evet, kararlarımızı biz veriyoruz ancak Allah'ın bizim kararımızı önceden bilmesi gerçeğini değiştirmez. O'nun ilmi ezelidir ve her şeyi kuşatır. Elhamdülillah...

"Yazılı kader yok, Allah bizim seçtiğimizi yaratıyor"

Allah bizim seçimimizi yaratır, ama O bizim neyi seçeceğimizi ezelden bilir. Bu bilgi levhi mahfuzda yazılıdır. Peygamber Efendimiz S.A.V.de "Allah gökleri ve yeri yaratmadan elli bin yıl önce kaderi yazdı" buyuruyor. Yani yazı var ama insanın iradesi de var.

"Cehennem yazılı kader olursa adil olmaz"

Allah bizim neyi seçeceğimizi bilir, yazmıştır, ama bizi zorlamaz.. İşte adalet buradadır. Biz kendi irademizle seçtiğimiz için sorumluyuz. Eğer Allah zorlasaydı o zaman gerçekten adil olmazdı. Ama biz kendi seçimimizle yapıyoruz, bu yüzden sorumluyuz.

Kader... Allahın ezeli ilmiyle bizim irademizin birleşmesiyle oluşuyor kardeşim. Biz seçeriz, Allah yaratır... Bu yüzden de yaptıklarımızdan sorumluyuz.

Umarım yazdıklarımız sizlerin imanını daha da güçlendirir. Budur bizi sevindirecek olan.

Selamün aleyküm

Svg 26.09.25 20:29

Interstellar (Yıldızlararası) filminde geçmiş ve gelecekten güzel bahsediliyordu.

neckar 27.09.25 05:27

Kendi elimizle yaptığımız bir iş sonucu istenmeyen durumların çıkması ve pişman olmamız da mutlak kader mi yoksa cüzi iradeyle yaptığımız için burda suçlu biz miyiz? Ya da yazıldığı için mi böyle yapıyoruz.

Svg 27.09.25 06:35

Alıntı:

neckar Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 687067)
Kendi elimizle yaptığımız bir iş sonucu istenmeyen durumların çıkması ve pişman olmamız da mutlak kader mi yoksa cüzi iradeyle yaptığımız için burda suçlu biz miyiz? Ya da yazıldığı için mi böyle yapıyoruz.

Başınıza gelen her musibet kendi yapıp ettikleriniz (günahlar, ihmaller, zulümler) yüzündendir; kaldı ki Allah birçoğunu da bağışlar.
(Şûra 30)
Ayette hitap edilenler, günahkâr müminlerdir. Günahı olmayan müminlerin başına gelen musibetlerin sebebleri başkadır. Mesela onların sabretmeleri ecirlerini arttıracak sebeplerden biri olarak sayılabilir.

Bir de Allah katında her şey olup bitmiştir. Bu olup bitmiş şeyleri zaman kavramıyla yaşayan biziz.

neckar 27.09.25 14:16

Alıntı:

Svg Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 687072)
Başınıza gelen her musibet kendi yapıp ettikleriniz (günahlar, ihmaller, zulümler) yüzündendir; kaldı ki Allah birçoğunu da bağışlar.
(Şûra 30)
Ayette hitap edilenler, günahkâr müminlerdir. Günahı olmayan müminlerin başına gelen musibetlerin sebebleri başkadır. Mesela onların sabretmeleri ecirlerini arttıracak sebeplerden biri olarak sayılabilir.

Bir de Allah katında her şey olup bitmiştir. Bu olup bitmiş şeyleri zaman kavramıyla yaşayan biziz.



Ee şimdi Allah yazdığı için mi biz bunu yaşıyoruz. Yoksa sadece bizim bunu yaşayacağımızı Allah biliyor.

Svg 27.09.25 14:18

Alıntı:

neckar Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 687111)
Ee şimdi Allah yazdığı için mi biz bunu yaşıyoruz. Yoksa sadece bizim bunu yaşayacağımızı Allah biliyor.

İkisi de olabilir. :) Allah bilir.
Allah katında her şey olup bittiğine göre olmuş bitmiş bir şey değişir mi?

Yusufiyeli 27.09.25 14:49

Alıntı:

neckar Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 687111)
Ee şimdi Allah yazdığı için mi biz bunu yaşıyoruz. Yoksa sadece bizim bunu yaşayacağımızı Allah biliyor.

Şimdi şöyle düşünelim: Bizim sebebimizle oluşan şeylerin oluşma sebebi biz değil miyiz? Bu şeyleri biz öyle değil de böyle isteyemez miydik? Buna evet diyebiliyorsak, öyleyse biz bunlardan sorumlu olmalıyız? Allah'ın onları ezelden biliyor olması, bizi zorlayan sebep değildir ve biz her şeyin nasıl olacağını da bilmiyoruz. Şu halde irademizi kullanmak ve sonucun iyi olmasını belirlemek bizim hem imkanımız hem de görevimizdir. Görevimizi yapmaz ve imkanımızı kullanmazsak sonuçtan hesaba çekiliriz. Ama yine de bütün bunların hepsini Allah ezelden beri biliyor. Fakat O bildiği için biz öyle yapmak zorunda değiliz, aksine biz öyle yapacağımız için O öyle biliyor. Öyleyse bizim irade alanımız içerisinde kaderimizi, bir anlamda biz kendimiz belirliyoruz, Allah da (cc) da öyle yaratıyor demektir. Yani bizim yapıp ettiklerimiz dahi bir kader/ölçü ve sebeple oluşmaktadır.
"Kadere biz müdahale edemeyiz, Allah ne yazmışsa öyle olur. Olup bitenlerde bizim hiçbir dahlimiz yoktur. Biz çabalasak da çabalamasak da aynı şey olacaktır”” şeklindeki bir kader anlayışını biz Cebriye diye isimlendirir ve bunun sapık bir inanış olduğunu söyleriz. Bunun Batıdaki karşılığı muhtemelen Deizmdir ve Deizme göre tanrı kainatı yaratmış, onun içine mükemmel kanunlar ve sistemler yerleştirmiş ve onu kendi haline bırakmıştır. Artık tanrı ona hiç müdahale etmez ve o kendiliğinden, kurulduğu gibi çalışır. Çalışması tıpkı bir makine gibi mekaniktir.
Oysa sağlıklı kader anlayışında insanın gücü, iradesi ve katkısı vardır ve o bu katkıya göre sonuç bulacaktır. Hz. Ömer'in çok basit gibi görünen şu cevabı aslında kaderi çok güzel anlatmaktadır: O ordusu ile bir seferde iken, salgın hastalık bulunan bir kasabadan uzaklaşılmasını ve oraya girilmemesini emretmişti. Bunun üzerine bir sahabinin: Allah'ın kaderinden mi kaçıyoruz?" demesi üzerine de: "Evet, Allah'ın bir kaderinden diğer kaderine kaçıyoruz” diye cevap vermişti.
Şimdi de bizim irademize bağlı olan ve olmayan iki olayda, kadere inanmanın ve inanmamanın sonuçlarına bakalım: Diyelim ki karayoluyla Ankara'ya gidiyorduk ve bir yerde toprak kayması olmuş ve yol tıkanmış olsun. Bunda bizim irademizin, en azından yakın mesafede hiçbir dahli yoktur. Kadere inanıyorsak şöyle deriz: Takdiri ilahi böyle tecelli etti. Bu böyle olacaktı ve oldu. Bu olay bir tesadüf değildir, bunun belli sebepleri vardır ve Allah (cc) bu sebeplerle bu olayı şu anda ve bu şekilde gerçekleştirdi. Bunun aksinin olması mümkün değildi. O halde bağırıp çağırmamıza hiç gerek yok. Üzülmeyelim ve şu anda ne yapılması gerekiyorsa, bizim irademize bağlı olan, bize düşen neyse onu yapalım. Kadere inanmıyorsak tepkimiz muhtemelen şöyle olacaktır: Allah kahretsin! Nereden geldi bu bela başımıza! Sana ben bugün yola çıkmayalım demedim mi? Mahvolduk, Allah cezanı versin! Şimdi de sorumuzu soralım; bu olayı kadere bağlamının zararı nedir ve bu iki tavır alıştan hangisi insanın yararınadır?

neckar 27.09.25 16:06

Alıntı:

Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 687126)
Şimdi şöyle düşünelim: Bizim sebebimizle oluşan şeylerin oluşma sebebi biz değil miyiz? Bu şeyleri biz öyle değil de böyle isteyemez miydik? Buna evet diyebiliyorsak, öyleyse biz bunlardan sorumlu olmalıyız? Allah'ın onları ezelden biliyor olması, bizi zorlayan sebep değildir ve biz her şeyin nasıl olacağını da bilmiyoruz. Şu halde irademizi kullanmak ve sonucun iyi olmasını belirlemek bizim hem imkanımız hem de görevimizdir. Görevimizi yapmaz ve imkanımızı kullanmazsak sonuçtan hesaba çekiliriz. Ama yine de bütün bunların hepsini Allah ezelden beri biliyor. Fakat O bildiği için biz öyle yapmak zorunda değiliz, aksine biz öyle yapacağımız için O öyle biliyor. Öyleyse bizim irade alanımız içerisinde kaderimizi, bir anlamda biz kendimiz belirliyoruz, Allah da (cc) da öyle yaratıyor demektir. Yani bizim yapıp ettiklerimiz dahi bir kader/ölçü ve sebeple oluşmaktadır.
"Kadere biz müdahale edemeyiz, Allah ne yazmışsa öyle olur. Olup bitenlerde bizim hiçbir dahlimiz yoktur. Biz çabalasak da çabalamasak da aynı şey olacaktır”” şeklindeki bir kader anlayışını biz Cebriye diye isimlendirir ve bunun sapık bir inanış olduğunu söyleriz. Bunun Batıdaki karşılığı muhtemelen Deizmdir ve Deizme göre tanrı kainatı yaratmış, onun içine mükemmel kanunlar ve sistemler yerleştirmiş ve onu kendi haline bırakmıştır. Artık tanrı ona hiç müdahale etmez ve o kendiliğinden, kurulduğu gibi çalışır. Çalışması tıpkı bir makine gibi mekaniktir.
Oysa sağlıklı kader anlayışında insanın gücü, iradesi ve katkısı vardır ve o bu katkıya göre sonuç bulacaktır. Hz. Ömer'in çok basit gibi görünen şu cevabı aslında kaderi çok güzel anlatmaktadır: O ordusu ile bir seferde iken, salgın hastalık bulunan bir kasabadan uzaklaşılmasını ve oraya girilmemesini emretmişti. Bunun üzerine bir sahabinin: Allah'ın kaderinden mi kaçıyoruz?" demesi üzerine de: "Evet, Allah'ın bir kaderinden diğer kaderine kaçıyoruz” diye cevap vermişti.
Şimdi de bizim irademize bağlı olan ve olmayan iki olayda, kadere inanmanın ve inanmamanın sonuçlarına bakalım: Diyelim ki karayoluyla Ankara'ya gidiyorduk ve bir yerde toprak kayması olmuş ve yol tıkanmış olsun. Bunda bizim irademizin, en azından yakın mesafede hiçbir dahli yoktur. Kadere inanıyorsak şöyle deriz: Takdiri ilahi böyle tecelli etti. Bu böyle olacaktı ve oldu. Bu olay bir tesadüf değildir, bunun belli sebepleri vardır ve Allah (cc) bu sebeplerle bu olayı şu anda ve bu şekilde gerçekleştirdi. Bunun aksinin olması mümkün değildi. O halde bağırıp çağırmamıza hiç gerek yok. Üzülmeyelim ve şu anda ne yapılması gerekiyorsa, bizim irademize bağlı olan, bize düşen neyse onu yapalım. Kadere inanmıyorsak tepkimiz muhtemelen şöyle olacaktır: Allah kahretsin! Nereden geldi bu bela başımıza! Sana ben bugün yola çıkmayalım demedim mi? Mahvolduk, Allah cezanı versin! Şimdi de sorumuzu soralım; bu olayı kadere bağlamının zararı nedir ve bu iki tavır alıştan hangisi insanın yararınadır?

Bazı şeyler bizim sebebimizle oluşuyor evet ama belki bu da Allah'ın isteğiyle oluyordur biz bunun farkında değiliz.

Yani herşey yazıldı ve biz ona göre seçimler yapıyoruz. İşin bu kısmını idrak edemiyorum. Kader konusu hep böyle olmuştur. Bu arada yanlış anlaşılmasın kesinlikle inancım var ben hatta olan biten herşeyde Allah istedi diye oldu diyorum ama burada kendimizde de suç aramalı mıyız aramamalı mıyız buna emin olamıyorum. Ayrıca bu sadece kötü şeyler için değil iyi şeyler içinde geçerli birşey olduysa Allah istedi diye olmuştur.

Svg 27.09.25 16:17

Alıntı:

Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 687126)
Şimdi şöyle düşünelim: Bizim sebebimizle oluşan şeylerin oluşma sebebi biz değil miyiz? Bu şeyleri biz öyle değil de böyle isteyemez miydik? Buna evet diyebiliyorsak, öyleyse biz bunlardan sorumlu olmalıyız? Allah'ın onları ezelden biliyor olması, bizi zorlayan sebep değildir ve biz her şeyin nasıl olacağını da bilmiyoruz. Şu halde irademizi kullanmak ve sonucun iyi olmasını belirlemek bizim hem imkanımız hem de görevimizdir. Görevimizi yapmaz ve imkanımızı kullanmazsak sonuçtan hesaba çekiliriz. Ama yine de bütün bunların hepsini Allah ezelden beri biliyor. Fakat O bildiği için biz öyle yapmak zorunda değiliz, aksine biz öyle yapacağımız için O öyle biliyor. Öyleyse bizim irade alanımız içerisinde kaderimizi, bir anlamda biz kendimiz belirliyoruz, Allah da (cc) da öyle yaratıyor demektir. Yani bizim yapıp ettiklerimiz dahi bir kader/ölçü ve sebeple oluşmaktadır.
"Kadere biz müdahale edemeyiz, Allah ne yazmışsa öyle olur. Olup bitenlerde bizim hiçbir dahlimiz yoktur. Biz çabalasak da çabalamasak da aynı şey olacaktır”” şeklindeki bir kader anlayışını biz Cebriye diye isimlendirir ve bunun sapık bir inanış olduğunu söyleriz. Bunun Batıdaki karşılığı muhtemelen Deizmdir ve Deizme göre tanrı kainatı yaratmış, onun içine mükemmel kanunlar ve sistemler yerleştirmiş ve onu kendi haline bırakmıştır. Artık tanrı ona hiç müdahale etmez ve o kendiliğinden, kurulduğu gibi çalışır. Çalışması tıpkı bir makine gibi mekaniktir.
Oysa sağlıklı kader anlayışında insanın gücü, iradesi ve katkısı vardır ve o bu katkıya göre sonuç bulacaktır. Hz. Ömer'in çok basit gibi görünen şu cevabı aslında kaderi çok güzel anlatmaktadır: O ordusu ile bir seferde iken, salgın hastalık bulunan bir kasabadan uzaklaşılmasını ve oraya girilmemesini emretmişti. Bunun üzerine bir sahabinin: Allah'ın kaderinden mi kaçıyoruz?" demesi üzerine de: "Evet, Allah'ın bir kaderinden diğer kaderine kaçıyoruz” diye cevap vermişti.
Şimdi de bizim irademize bağlı olan ve olmayan iki olayda, kadere inanmanın ve inanmamanın sonuçlarına bakalım: Diyelim ki karayoluyla Ankara'ya gidiyorduk ve bir yerde toprak kayması olmuş ve yol tıkanmış olsun. Bunda bizim irademizin, en azından yakın mesafede hiçbir dahli yoktur. Kadere inanıyorsak şöyle deriz: Takdiri ilahi böyle tecelli etti. Bu böyle olacaktı ve oldu. Bu olay bir tesadüf değildir, bunun belli sebepleri vardır ve Allah (cc) bu sebeplerle bu olayı şu anda ve bu şekilde gerçekleştirdi. Bunun aksinin olması mümkün değildi. O halde bağırıp çağırmamıza hiç gerek yok. Üzülmeyelim ve şu anda ne yapılması gerekiyorsa, bizim irademize bağlı olan, bize düşen neyse onu yapalım. Kadere inanmıyorsak tepkimiz muhtemelen şöyle olacaktır: Allah kahretsin! Nereden geldi bu bela başımıza! Sana ben bugün yola çıkmayalım demedim mi? Mahvolduk, Allah cezanı versin! Şimdi de sorumuzu soralım; bu olayı kadere bağlamının zararı nedir ve bu iki tavır alıştan hangisi insanın yararınadır?

Her zamanki gibi çok güzel anlatmışsın abim sağ ol.

"Diyelim ki karayoluyla Ankara'ya gidiyorduk ve bir yerde toprak kayması olmuş ve yol tıkanmış olsun. Bunda bizim irademizin, en azından yakın mesafede hiçbir dahli yoktur. Kadere inanıyorsak şöyle deriz: Takdiri ilahi böyle tecelli etti. Bu böyle olacaktı ve oldu. Bu olay bir tesadüf değildir, bunun belli sebepleri vardır ve Allah (cc) bu sebeplerle bu olayı şu anda ve bu şekilde gerçekleştirdi. Bunun aksinin olması mümkün değildi. O halde bağırıp çağırmamıza hiç gerek yok. Üzülmeyelim ve şu anda ne yapılması gerekiyorsa, bizim irademize bağlı olan, bize düşen neyse onu yapalım. Kadere inanmıyorsak tepkimiz muhtemelen şöyle olacaktır: Allah kahretsin! Nereden geldi bu bela başımıza! Sana ben bugün yola çıkmayalım demedim mi? Mahvolduk, Allah cezanı versin!"

Burada toprak kayması bizim irademiz dışında oluşmuş bir kader. Verdiğimiz tepki de bizim imtihanımız oluyor.
Sanırım.

Svg 27.09.25 16:23

Alıntı:

neckar Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 687134)
Bazı şeyler bizim sebebimizle oluşuyor evet ama belki bu da Allah'ın isteğiyle oluyordur biz bunun farkında değiliz.

Yani herşey yazıldı ve biz ona göre seçimler yapıyoruz. İşin bu kısmını idrak edemiyorum. Kader konusu hep böyle olmuştur. Bu arada yanlış anlaşılmasın kesinlikle inancım var ben hatta olan biten herşeyde Allah istedi diye oldu diyorum ama burada kendimizde de suç aramalı mıyız aramamalı mıyız buna emin olamıyorum. Ayrıca bu sadece kötü şeyler için değil iyi şeyler içinde geçerli birşey olduysa Allah istedi diye olmuştur.

Hayatta bazen yol ayrımları çıkar karşımıza. Hangi yolu seçersek onu yaşarız. İkisi de kaderdir. Allah ikisinde de ne yapacağımızı bilir. Biz bilmeyiz. Zaman ilerledikçe yaşayarak görürüz.
Olan, olmuştur.

Yusufiyeli 27.09.25 17:18

Alıntı:

Svg Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 687135)
Her zamanki gibi çok güzel anlatmışsın abim sağ ol.

"Diyelim ki karayoluyla Ankara'ya gidiyorduk ve bir yerde toprak kayması olmuş ve yol tıkanmış olsun. Bunda bizim irademizin, en azından yakın mesafede hiçbir dahli yoktur. Kadere inanıyorsak şöyle deriz: Takdiri ilahi böyle tecelli etti. Bu böyle olacaktı ve oldu. Bu olay bir tesadüf değildir, bunun belli sebepleri vardır ve Allah (cc) bu sebeplerle bu olayı şu anda ve bu şekilde gerçekleştirdi. Bunun aksinin olması mümkün değildi. O halde bağırıp çağırmamıza hiç gerek yok. Üzülmeyelim ve şu anda ne yapılması gerekiyorsa, bizim irademize bağlı olan, bize düşen neyse onu yapalım. Kadere inanmıyorsak tepkimiz muhtemelen şöyle olacaktır: Allah kahretsin! Nereden geldi bu bela başımıza! Sana ben bugün yola çıkmayalım demedim mi? Mahvolduk, Allah cezanı versin!"

Burada toprak kayması bizim irademiz dışında oluşmuş bir kader. Verdiğimiz tepki de bizim imtihanımız oluyor.
Sanırım.

Evet kardeşim

Alıntı:

neckar Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 687134)
Bazı şeyler bizim sebebimizle oluşuyor evet ama belki bu da Allah'ın isteğiyle oluyordur biz bunun farkında değiliz.

Yani herşey yazıldı ve biz ona göre seçimler yapıyoruz. İşin bu kısmını idrak edemiyorum. Kader konusu hep böyle olmuştur. Bu arada yanlış anlaşılmasın kesinlikle inancım var ben hatta olan biten herşeyde Allah istedi diye oldu diyorum ama burada kendimizde de suç aramalı mıyız aramamalı mıyız buna emin olamıyorum. Ayrıca bu sadece kötü şeyler için değil iyi şeyler içinde geçerli birşey olduysa Allah istedi diye olmuştur.

Değerli kardeşim yazdığım yazı muhtevasında sorduğun sorunun izahı mevcut ama biraz daha mufassal anlatayım yazımı okursan memnun olurum. Yeryüzünde vuku bulan ve başımıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki Allah onu yaratmadan önce, sebepleri, tabii yasaları ve bağlı olduğu değişmez sosyal kanunlarıyla(Rad suresi ayet 11; Ahzab suresi ayet 62; Fatır suresi ayet 43; Feth suresi ayet 23. Hadid suresi ayet 22.)
birlikte bir kitapta (levh-i mahfuz) yazmış olmasın. Allah'ın her şeyi kuşatan sonsuz bilgisi açısından bakıldığında bunda şaşılacak bir şey yoktur.(Hadid suresi ayet 22) Dolayısıyla özellikle insan iradesine bağlı olarak gerçekleşen fiiller, levh-i mahfuza kaydedilirken keyfi olarak kaydedilmez. Yani Allah onları, kullarının iradesini dikkate almadan da bizzat onların iradesi üzerinde bir zorlamada bulunacak şekilde yazmaz. Tam aksine her şey, belli ilahi yasalara ve insanın hür seçimlerine bağlı olarak yazılır ve kaydedilir. Bu yüzden Allah, "İnsanların elleriyle işledikleri yüzünden karada ve denizde fesat çıkar; Allah da belki dönerler diye yaptıklarının bir kısmın böylece kendilerine tattırır’’ buyurmaktadır. (Rum suresi ayet 41) böylece Kur'an'da, ilahi irade ve kudretin her şeyi kapsamasına ve insan özgürlüğüne işaret eden ayetleri kendi bağlamlarından kopuk bir şekilde alt alta sıralayarak değerlendirmeye çalışan bazı kimseler bunlar arasında bir çelişki - bulunduğunu düşünebilirler. Ancak bu, Kur'an'ın bütünlüğünü ve söz konusu ayetlerin içerisinde yer aldıkları süredeki bağlamlarını dikkate almamaktan kaynaklanan büyük bir yanılgıdır.
Her musibetin yaratılmadan önce bir kitapta kaydedildiğini ifade eden ayetlerde Allah, her şeyi kuşatan bilgi aynasında, varlık sahnesinde yer alacak her nesne ve olayın. suretini aynıyla gördüğüne işaret etmektedir. Diğer bir ifadeyle yüce yaratıcı, burada şimdi gerçekleşen hadiselere her şeyi kuşatan bilgi aynasını tutmakta, dolayısıyla farklı yerlerde ve şekillerde meydana gelen olayların birebir suretini ezelde aynıyla görmektedir.
Şimdi levh-i mahfuza, henüz başımıza gelmeden önce yazılan musibetlere dair somut bir örnek bağlamında bu açıdan bir göz atalım: Farz edelim ki Karun örneğinde olduğu gibi(Kasas suresi ayet 76) çok zengin bir adam, sahip olduğu her şeyi kendi marifeti ve hüneri sayesinde elde ettiğini düşünüyor. Halbuki her şeyi kuşatan bilgi aynasında, bu adamın, kendisine imtihan sırrının bir gereği olarak verilen yüksek zekasını ve diğer bütün imkanlarını nasıl kullanacağı ve hangi sonuçlara ulaşacağı aynıyla görünüyor. Bu imkanlar içerisinde, yüce yaratıcının o kimseye imtihan sırrının bir gereği olarak bol rızık vermesi de bulunuyor olabilir. Şimdi, bu kimse görünüşe bakarak her şeyin kendi elinde bulunduğunu düşünüyor ve bu yüzden haksız yere sevinip şımarıyor. Halbuki onun, zenginliğe ulaşma imkanlarını veren Allah'tır. O sadece zekasını ve bu imkanları çok iyi kullanmıştır. Eğer Allah, bu kimseye sahip olduğu zekayı ve diğer imkanları vermemiş olsaydı, onun zengin olması mümkün olmayacaktı. buna hakkı yoktur. Çünkü ona zekasını iyi kullanma Dolayısıyla onun zenginliğinde kendi hür iradesinin payı olduğu gibi, ilahi iradenin de payı vardır. Hangisinin daha büyük paya sahip olduğu da her şeyi kuşatan bilgi aynasına yansıyan suretlerin aynıyla yazıldığı kader levhasında mevcuttur.
Bu durumun tersi de söz konusu olabilir. Yine farz edelim ki sarhoş bir sürücünün cadde üzerinde çarparak sakat kalmasına sebep olduğu bir adamın yakınları şöyle düşünüyor olsunlar: Bizim suçsuz yere sakat kalan bu akrabamız çok iyilik sever bir kimseydi. Ayrıca tedbirini almış, kurallara uygun bir şekilde cadde üzerinde yürüyordu. Niçin kötüler ve zalimler dururken bu musibet onun başına geldi?
Her şeyi kuşatan bilgi aynasına yansıyan durum ise şöyledir: Kendi hür iradesini kötüye kullanan bir sarhoş, direksiyon hakimiyetini kaybederek cadde üzerinde yürüyen suçsuz bir kimseye çarpacak ve onun sakat kalmasına sebebiyet verecek, dolayısıyla bu ağır suçun sorumluluğunu üzerinde taşıyacaktır. Biz söz konusu olayın buraya kadar olan kısmı hakkında fikir yürütebiliriz. Ancak buradan sonrası hakkında yalnızca tahminlerde bulunabiliriz: Muhtemeldir ki sakat kalan adam büyük bir günah işlemiştir de rahmeti bol yaratıcı bu durumu onun bu günahına bir kefaret kılmış, dolayısıyla onu cehennem azabından kurtarmıştır. Yine muhtemeldir ki bağışlaması ve rahmeti bol yaratıcı, bu kimseyi sabır konusunda denemek istemiştir. Eğer bu kimse sakatlık durumuna sabrederse, Allah ona bu dünyadaki nimetlerin hiçbiriyle kıyas edilemeyecek güzellikte daimi bir ödül verecektir. Eğer o, söz konusu sınavı kaybederse, kendisinin Cenab-ı Hakk'a bağlılığının ve tevekkülünün derecesi ortaya çıkmış olacaktır. Dahası bu kimse Allah'a inanmayan ya da O'nu hiç umursamayan bir kimse ise, muhtemeldir ki kendi haline terk edilip ilahi rahmetten mahrum kaldığı için böyle bir musibet ona tesadüf etmiştir. Bu ihtimalleri çoğaltmamız mümkündür. Ancak her halükarda bu olay, her şeyi kuşatan bilgi aynasında, bütün sebepleri ve detaylarıyla birlikte göründüğünden aynıyla kader levhasına kaydedilmiştir.
Görüldüğü üzere bu olayların hiçbiri Kur'an-ı Kerim'in levh-i mahfuz adını verdiği kader levhasına beşeri iradeden bağımsız olarak doğrudan ilahi iradeye bağlı bir şekilde kaydedilmemiştir. Bununla birlikte insanın, başına gelen bütün hadiseler karşısında kendi iradesini aşan boyutları hesaba katarak tavır alması gerekmektedir. Böyle yaptığı takdirde o, eline geçenlerden dolayı şımarmayacak, kaybettikleri için de üzülmeyecektir. Bu yüzden Cenab-ı Hak, musibetlerin yaratılmadan önce kader lev- hasında kaydedildiğini bildirdiği ayetin devamında şöyle buyurmuştur: "(Allah bunu) elinizden çıkana üzülmeye- siniz ve Allah'ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye açıklamaktadır. Çünkü Allah, kendini beğenip böbürlenen kimseleri sevmez."(Hadid suresi ayet 23)
Bu ayet bağlamında söylemek gerekirse, ne her şey tamamen insanın iradesine terk edilmiş ne de onun iradesi tamamen devre dışı bırakılmıştır. Böylece insanın hem sorumluluk duygusu taşıması ve kaybettikleri için üzülerek kendisini harap etmemesi hem de her şeyin kendi elinde olduğunu düşünerek şımarıp azmaması hedeflenmiştir.

Koca 19.03.26 14:53

Evet,kader vardır cân :) Evet,du'â ile değişe bilir cân :)

Svg 19.03.26 15:12

Alıntı:

Koca Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 702812)
Evet,kader vardır cân :) Evet,du'â ile değişe bilir cân :)

Kaderin değişmesi de kaderdin cân.


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 19:58.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148