Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı
(Mesaj 687606)
Biraz geç cevap veriyorum. Ağır bir grip geçiriyorum. (Kişinin ölüyü rüyasında görüp ölüye bilgiler vermesi, ölünün de kişinin bilmediği bir şeyi bildirmesi ve böylece geçmişte ve gelecekte haber verilen şeyin gerçekleşmesi, bazen yerini ölüden başka kimsenin bilmediği gömülü bir maldan ve bazen de borcu olduğunu bildirmesi, dirilerin ruhlarının ölülerin ruhlarıyla birleşeceğine delildir... Daha da garibi, ölüden başka kimsenin bilmediği ve hat- ta şu zamanda başımıza gelecek şeyi bildirmesi de, ruhların birleşeceğine delildir. Haber verilen şey gerçekleşir; bazen de ölü, insana sadece kendisi- nin bildiğini zannettiği bir olayı anlatır.)
Yeryüzünde yaşayan bütün insanlar, ölülerin ruhlarına kavuşabileceğine; onlara soru sorabileceğine; ölülerin, kendilerinin bilmediği birşeyi haber verebileceklerine ve onları görebileceklerine Bununla ilgili misaller o kadar çoktur ki, dair bilginin doğru olduğu hususunda birleşmişlerdir. inkarla bitirilemez.)
(Uyuyan kişi, rüyasında bazı şeyler elde eder ve uyanınca da onu vücudunda bulur. İşte bu, bir ruhun diğer bir ruhu etkilemesidir. Kayruvani Kitabu'l Büstan'da Seleften şunu naklediyor:
Seleften biri anlatıyor. Hazret-i Ebubekir ve Hazret-i Ömer'e söven bir komşum vardı. Günün birinde sövmede ileri gitti. Karşılıklı atıştık. Baktım olmayacak, canım sıkkın bir halde eve geldim. Yatsı namazını kılmadan uyudum. Rüyamda Resulullahı gördüm. Dedim ki: "Ey Allah'ın Resulü, filanca senin ashabına sövüyor!"
"Hangilerine?"
- "Ebubekir'le Ömer'e..."
- "Al şu bıçağı, o adamı boğazla!"
Bıçağı aldım... Adamı yatırıp, boğazladım... Elime kanı bulaştı. Bıçağı bıraktım. Kanı silmek için elimi toprağa sürdüm. Uyandığımda komşumun evinden çığlık geliyordu. Bu çığlık neden di- ye sordum. "Filanca ansızın öldü!" dediler. Sabah olunca gittim. Baktım ki boğazında bıçak izi var.)
(İbni Ebi Dünya'nın "Kitabu'l-Menamat"ında (Rüyalar Kitabı) Kureyşli bir yaşlının başına gelen hadise nakledilir. Şam'da yüzünün yarısı kararmış, eliyle siyahlığı örten bir adam görür ve sebebini sorar. Adam, "kimsenin bunun sebebini sormaması için Allah'a dua ettim; sorduğuna göre sana anlatayım!" der ve anlatır: Ali Bin Ebu Talib - aleyhinde çok aşırı gittiğini, bir gece uyurken rüyasında birinin gelip, "benim hakkımda çok aşırı giden sen misim?" diyerek, yanağına vurduğunu ve yüzünün bu sebeple simsiyah olduğunu söyler.)
(Mes'ade rüya ile ilgili yazdığı eserde, Rebi Bin Rakkaşi'den şöyle nakleder: İki adam geldi, yanıma oturdu. Birinin gıybetini yapmaya başladılar.
Ben de onları gıybetten menettim. Gıybet edenlerden biri daha sonra bana geldi ve "rüyamda kendimi simsiyah gördüm. İçerisinde domuz eti bulunan bir tabak getirdiler. Onun gibi yağlı et hiç görmemiştim. Bana tehditle yedirdiler; hem de Müslüman olduğumu söylememe rağmen!" dedi. Sabah kalkınca bakar ki, ağzının tadı değişmiş. Ve domuz etinin kokusu, adamın ağzından iki ay gitmez.)
(Muhammed Bin Abdullah el-Melhebi anlatıyor: Rüyamda kendimi filancanın arazisinde gördüm. Resulullah, hurma kapçıkları üzerinde oturuyordu. Hemen önünde de Hazret-i Ebubekir oturuyordu. Hazret-i Ömer, "Ey Allah'ın Resulü, filan adam hem bana ve hem de Ebubekir'e sövüyor!" dedi. Resulullah, "Ömer, onu bana getir!" dedi. Ebubekir'le Ömer'e sövmesi ile meşhur olmuş Amman'lı bir adam getirildi. Resulullah, "yatır onu!" deyince, ben de hemen yatırdım. Sonra, "boğazla!" emretti. Ömer de onu boğazladı. Ben çığlık sesiyle uyandım. Kendi kendime, "ne oluyor bana da gördüğümü adama anlatamıyorum. Belki tevbe eder!" diye düşünüyordum. Amman'lı adamın evine yaklaştığımda içeriden şiddetli ağıtlar yordu. "Bu ağıt nedir?" diye sordum. Ammanlı'nın, dün gece yatağında boğazlandığını söylediler. Ölen adamın yanına vardım. Boynuna doğru yaklaştım. Baktım ki kulağından diğer kulağına kadar pıhtılaşmış kan görünümünde bir yarık var.)
(Mescid-i Nebevi'nin İmamı Ebü'l-Hasen el Muttalibi şunu anlattı: Medine'de acaip birşey gördüm. Adamın biri, Ebubekir'le Ömer'e sövüyordu. Günlerden birgün sabah namazından sonra, gözleri dışarı çıkmış yanağına doğru sallanmış bir adam çıkageldi. Başından ne geçtiğini sorduk. Adam, dün gece rüyasında Resulullah'ı, Hazret-i Ali, Hazret-i Ömer ve Hazret-i Ebubekir'le beraber gördüğünü söyledi. Ebubekir'le Ömer, "ey Allah'ın Resulü, bu adam bize eziyet ediyor, bize sövüyor!" deyince, Resulullah ona yönelmiş ve "Ey Ebu Kays, sana ne oluyor da bunlara sövüyorsun?" demiş, o da Ali'yi işaret edip, "bunun yüzünden!" diyor. Bunun üzerine Ali, tekme tokat ona girişiyor. "Orta parmağının ve küçük parmağının izi yüzümde kaldı. Gözümü çıkarmaya yeltenince ona dedim ki: Eğer yalan söyleyen sen isen, Allah iki gözünü çıkarsın!"... Hazret-i Ali iki parmağını gözüne sokmuş ve adam uyandığında gözleri dışarıda... Bu adam devamlı ağlıyor ve insanlara başından geçen bu olayı anlatıp, aşikare tevbe ediyordu.)
(Görülebilecek daha garip hadiselerden biri de şu: İnsan, rüyasında açlık, susuzluk veya acı hissediyor. Bir başkası da ona su içiriyor, yemek yediriyor veya tedavi ediyor. Adam uyandığında bütün ihtiyaçlarının giderildiğine şahid oluyor. Böyle acaip hadiseleri, birçok insan görmüştür.)
(Ubeydullah Bin Ebu Cafer anlatıyor: Başıma gelen bir dertten dolayı durmadan şikayetleniyor, derdin altından kalkabilmek için Ayet-i Kürsi okuyordum. Bu esnada uyumuşum. Rüyamda iki adamın ayakta, yanımda durduklarını ve birinin digerine, içerisinde 64 rahmet bulunan ayeti bana okumasını ve "belki rahmetlerden biri bu zavallıya ulaşır!" dediklerini gördüm. Uyandığımda kendimde rahatlık hissettim.)
(İbni Ebi Dünya anlatıyor: Hayır ve salah ehlinden bir kadın, mide ağrısına tutulur. Rüyasında birinin ona şöyle dediğini duyar: "La ilahe İllallah. Kaynatılmış gül suyu!"... Bu kadın rüyasında gördüğü gibi kaynatılmış gül suyunu içince, mide ağnsından tamamen kurtulur.)
(Calinus der ki: Kanı çıkarmak için atar damarları yarmamın sebebi, rüyamda iki defa bununla emredilmemdir. - Ben küçükken, gördüğü bir rüya ile atar damarını yardıran bir insana, Allah'in şifa verdiğini gördüm.)
(Ibn Harraz şöyle der: Midesinden rahatsız bir adamı muayene ediyordum. Bir ara adam bana uğramaz oldu. Sonra yolda karşılaşınca hastalığından sordum. Rüyasında abid görünüşlü bir adam asasına dayanmış, ona şöyle demiş: "Sen rahatsız mısın?"... O da "evet!" karşılığını verince, adam, "büka ve celencebin kullanmalısın!" demiş.
Sabah olunca büka'nın "buhurdanlık" ve celencebin'in ise "balla karışmış süt" olduğunu öğreniyor, bu terkibi günlerce içiyor; böylece mide ağrısından kurtuluyor. Ona bunları söyleyen Calinus imiş.)
(Meseleyi ilgilendiren hadiseler sayılamayacak kadar çoktur. Hatta, "tıb ilminin temeli rüyalardır" denmiştir. Şüphe yoktur ki, tıb kurallarından bazıları tecrübeye, bazıları kıyasa, bazıları ilhama dayandığı gibi, çoğu tıb kuralları da rüyaya dayanmaktadır.)
|