Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı
(Mesaj 689437)
Öte yandan "Allah, canları, ölümleri sırasında alır, ölme- verdiklerimi alıkoyar; ötekileri, belirlenen bir süreye kadar enleri de uykuları sırasında. Sonra, haklarında ölüm hükmü salıverir. Bunda, iyice düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır."(Zümer suresi 42. Ayet)
Manasındaki ayette geçen nefs ile ilgili olaylarıda yorumlayan Matüridi, İbn Abbas'ın, Said b. Cübeyr'den konuyla ilgili olarak gelen rivayetlere dayanarak yaptığı yorumlarının, ayetleri açıklayıcı mahiyette olmadığını belirtir(Matüridi, ruhun ayrı bir varlık olarak bedenden bağımsız bir varlık olarak kabul edilip, kendi başına birtakım faaliyetler gerçekleştirmesi şeklinde özet- lenebilecek olan İbn Abbas'ın ruh görüşünü tuhaf bir anlayış olarak nitelen- dirir. Matüridi, Te'vilat, vr., 644a.)
Ancak uyku ve ölüm arasında günlük tecrübelerden hareketle bir benzetme yaparak, insanın için gerekli olan ruhun (teneffüs) kaldığını, ölüm anında ise ruhun (nefes), nefsle birlikte alındığını belirten Ka'bi'nin ayete daha doğru bir açıklama getirdiğini kabul eder. Onun bu ayetten hareketle, insanın kendi bedeni dışında "en-Nefsü'd-derrake"den söz etmesi, insanın bütünlüğü ilkesine aykırı bir fikri benimsediği anlamına gelmemektedir Nitekim Matüridi, tamamen günlük hayattaki tecrübelerinden hareketle ayette geçen olayın aslının şöyle olması gerektiğini vurgular: Allah insan bedenine bazı güçler ile canlılığını sürdürecek olan ruh (soluk) vermiştir. İnsanın uyku halinde iken bu ruh sayesinde uyanıklık halindeki şeklini koruyarak, canlılığını sürdürmesine rağmen, idrak, işitme, görme ve düşünme gibi güçleri kaybolmaktadır. Bu durum bize eş- yayı algılayan idrak gücünün bedenden çıktığını, canlılığın -ki bunu ruh (nefes) sağlamaktadır- ise devam ettiğini göstermektedir.
Öte yandan, ruh çıktığında bedenin şeklini korumasına rağmen, eşyayı algılayamadığına göre, bu bize eşyanın algılanmasını temin eden şeyin, bedenin canlılığını sağlayan varlıktan farklı olduğunu gösterir. Nitekim uyku halinde idrak edici bu nefsin (en-Nefsü'd-derrake) acı duyması, sevinmesi ve bir anda çok uzaklara gidebilmesi, bu durumu daha da güçlendirmektedir. Bu açıdan bakıldığında Matüridi, bedeni terk eden bir şuur halinin varlığını kabul ediyormuş gibi görünmektedir.
Uyku halinde bile insanın bedenini veya ondaki birtakım güçleri kullanmaya devam ettiği düşünülecek olursa, Matüridi'nin bu görüşünün sadece o günkü tecrübelere dayandığı ortaya çıkacaktır. İnsanın henüz iç yaşayışını meydana getiren olguların analiz edilmediği dönemlerde onun bütün psikolojik yönleri bir tek ad altında ele alınarak üzerinde düşünceler, üretilmeye çalışılmıştır. Bu yüzden onun da içgüdü mekanizması, fizyo ve sosyo-psikolojik diye nitelendirilebilecek eğilimleri, nefs adı altında açıklamaya çalıştığı görülmektedir(Kaynak: Muhasibi'nin Tasavvuf Felsefesi Dr. Hüseyin Aydın Pars Yayınları 1976 sayfa: 81)
|