Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > HavasOkulu Genel Bölüm > Sorularınız

Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


musallat türleri

her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #11  
Alt 31.10.25, 21:03
imas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgili Üye
 
Üyelik tarihi: 18.01.20
Bulunduğu yer: her yer
Mesajlar: 22,531
Forum Puanı: 10287
Etiketlendiği Mesaj: 5366 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Cerrah Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Hocam azazilim gorevlendirmesi nasıl oluyor daha önce denk geldiniz mi
onun nasil oldugunu anlatmak biraz zor ama 2 defa gördum

__________________
'Muhammedün Seyyidü’l-Kevneyni; / Ve’l-Ferikayni min Arabi’n ve min Acemi' (Muhammed (s.a.v)
Alıntı ile Cevapla
  #12  
Alt 31.10.25, 21:05
resh3434 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.07.25
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 112
Forum Puanı: 377
Etiketlendiği Mesaj: 2 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Kardeşim tefsir bir ilimdir bu ilim sahipleri Kıraat ilmi dahil birçok ilimle mücehhez olarak izahatta bulunuyorlar bizim akıl ve muhakememiz çoğu kez kifayetsiz kalıyor. Yinede ne sen nede ben müfessir değiliz mesela şahsen benim evimde mevcut tefsirlerin çoğu var aşağı yukarı 30 yıldır bunları alıp mukayese ediyor bir kısmını defterlere derc ediyorum. Benim ki bir izahattı düşünceni değiştirmek veyahut manipüle etmek gibi bir maksadım yok lakin Zuhruf suresi 36. ayet çoğu kez musallat izahında anlamı dışında kullanılıyor. Takdir senin.
Yani Kur’an’ı anlama çabası kişisel olabilir ama yorumlama yetkisi herkesin değildir diye düşünüyorum..birde “Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline (ilim sahiplerine) sorun.” (Nahl 43.).Bu konuya yakın değil mi söylenen..

Alıntı ile Cevapla
  #13  
Alt 31.10.25, 21:22
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
resh3434 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Yani Kur’an’ı anlama çabası kişisel olabilir ama yorumlama yetkisi herkesin değildir diye düşünüyorum..birde “Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline (ilim sahiplerine) sorun.” (Nahl 43.).Bu konuya yakın değil mi söylenen..
Evet kardeşim mesela Osmanlı meal konusuna hiç bir zaman sıcak bakmamıştır. Ne hikmetse Cumhuriyet döneminde bilhassa ideolojik saiklerle meal kesafeti yaşatılmıştır. Elmalı ayet meali ile konuşulmaz der. Evet ifade ettiğin gibi anlamaya çalışılmalı lakin yorumlama ihtisas sahibi olanların konusudur. Bir kere çok iyi arapça hatta kadim Kureyş arapçası, Siyer, Kıraat, Hadis ..v.s ilimlerinde temayüz edenler ancak müfessir olabilir. Fıkıh ta böyledir Hadis ilmi de böyle bir ayetin siyak ve sıbakı nüzul sebebi çok mühimdir. Aksi takdirde Allah (c.c.) muhafaza kendi nefsimiz ve amaçlarımız istikametinde işimize geldiği gibi anlamlandırmaya teşebbüs edersek büyük vebal altında kalırız. Allah (c.c.) bizleri vebalden muhafaza etsin.

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #14  
Alt 31.10.25, 22:12
 
Üyelik tarihi: 12.09.23
Bulunduğu yer: aksaray
Mesajlar: 334
Forum Puanı: 1125
Etiketlendiği Mesaj: 12 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Evet kardeşim mesela Osmanlı meal konusuna hiç bir zaman sıcak bakmamıştır. Ne hikmetse Cumhuriyet döneminde bilhassa ideolojik saiklerle meal kesafeti yaşatılmıştır. Elmalı ayet meali ile konuşulmaz der. Evet ifade ettiğin gibi anlamaya çalışılmalı lakin yorumlama ihtisas sahibi olanların konusudur. Bir kere çok iyi arapça hatta kadim Kureyş arapçası, Siyer, Kıraat, Hadis ..v.s ilimlerinde temayüz edenler ancak müfessir olabilir. Fıkıh ta böyledir Hadis ilmi de böyle bir ayetin siyak ve sıbakı nüzul sebebi çok mühimdir. Aksi takdirde Allah (c.c.) muhafaza kendi nefsimiz ve amaçlarımız istikametinde işimize geldiği gibi anlamlandırmaya teşebbüs edersek büyük vebal altında kalırız. Allah (c.c.) bizleri vebalden muhafaza etsin.
Dediklerinize katılıyorum hocam fakat. Kuranı Kerim’de geçen bazı hadiseler, kişi ilim sahibi olsada. Mitoloji tarihi,ezoterik tarih,paranın tarihi, dinlerin tarihi vs buna benzer konulara derinden hakim değilse anlatılan hadiseyi açıklarken ıskalayabilir. Mesela yüce Allah bakara 205 de, bence pagan küreselcilerden bahsediyor. “Onlar başa gelirse ekin ve nesli değiştirirler”.
Allah’ın emirleri ve yasakları tabiki yoruma açık değildir, neyse o dur.

Alıntı ile Cevapla
  #15  
Alt 01.11.25, 06:56
resh3434 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.07.25
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 112
Forum Puanı: 377
Etiketlendiği Mesaj: 2 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Evet mesela Osmanlı meal konusuna hiç bir zaman sıcak bakmamıştır. Ne hikmetse Cumhuriyet döneminde bilhassa ideolojik saiklerle meal kesafeti yaşatılmıştır. Elmalı ayet meali ile konuşulmaz der. Evet ifade ettiğin gibi anlamaya çalışılmalı lakin yorumlama ihtisas sahibi olanların konusudur. Bir kere çok iyi arapça hatta kadim Kureyş arapçası, Siyer, Kıraat, Hadis ..v.s ilimlerinde temayüz edenler ancak müfessir olabilir. Fıkıh ta böyledir Hadis ilmi de böyle bir ayetin siyak ve sıbakı nüzul sebebi çok mühimdir. Aksi takdirde Allah (c.c.) muhafaza kendi nefsimiz ve amaçlarımız istikametinde işimize geldiği gibi anlamlandırmaya teşebbüs edersek büyük vebal altında kalırız. Allah (c.c.) bizleri vebalden muhafaza etsin.
Kıymetli abim… Allah razı olsun güzel izah etmişsin… Elbette bu meselede dengeyi korumak çok mühim… Kuran-ı Kerimin manasını anlamaya çalışmak her mümine düşer… Lakin dediğin gibi yorumlamak ise ehil olanların işidir…
Benim vurgulamak istediğim… okuduğumuz her tefsiri..meali veya alim görüşünü “mutlak doğru” gibi görmemek… Çünkü sonuçta her müfessir de bir insandır… elinden geldiğince anlamaya çalışır ama yanılma payı olabilir…
Bu sebeple ne körü körüne taklit… ne de kendi heva ve düşüncelerimizle hüküm vermek doğru olur… En güzeli… Kur’an merkezli bir anlayışla… ehil olanların ilmine danışarak… hakkaniyetli bir denge kurmaktır…

Rabbim bizleri Kur’an’ı doğru anlayan… ilmiyle amel eden… tevazu sahibi kullarından eylesin…

Alıntı ile Cevapla
  #16  
Alt 01.11.25, 07:02
resh3434 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.07.25
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 112
Forum Puanı: 377
Etiketlendiği Mesaj: 2 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
madboyali Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Dediklerinize katılıyorum hocam fakat. Kuranı Kerim’de geçen bazı hadiseler, kişi ilim sahibi olsada. Mitoloji tarihi,ezoterik tarih,paranın tarihi, dinlerin tarihi vs buna benzer konulara derinden hakim değilse anlatılan hadiseyi açıklarken ıskalayabilir. Mesela yüce Allah bakara 205 de, bence pagan küreselcilerden bahsediyor. “Onlar başa gelirse ekin ve nesli değiştirirler”.
Allah’ın emirleri ve yasakları tabiki yoruma açık değildir, neyse o dur.
Kıymetli kardeşim… düşüncelerine katıldığım noktalar var… özellikle tarihi, mitolojik ve sosyolojik boyutları bilmeden ayetlere dar pencereden bakmanın sakıncalarını vurgulaman çok yerinde olmuş…
Lakin burada ince bir çizgi var… Kur’an’daki her ayeti doğrudan bugünün kişi ya da sistemlerine uyarlamak bazen ayetin nüzul bağlamını gölgeleyebiliyor… Allah’ın kelamı elbette çağları aşan bir mucize… ama her döneme hitap etmesi… onu her dönemin olayına “tam denk” düşürmek anlamına gelmez…
Mesela senin örnek verdiğin Bakara 205… evet, fesadı, neslin ve ekinin bozulmasını anlatıyor… ama bu sadece bugünün küresel sistemine değil… tarih boyunca Allah’a karşı gelen tüm zümrelere işaret eden bir uyarıdır…
Yani ayetin manasını evrensel görmek güzel… ama onu tek bir tarihsel veya politik kavrama indirgememek gerekir…

Alıntı ile Cevapla
  #17  
Alt 01.11.25, 07:21
Yusufiyeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 24.09.16
Bulunduğu yer: Trabzon
Mesajlar: 4,914
Forum Puanı: 4561
Etiketlendiği Mesaj: 558 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
resh3434 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Kıymetli abim… Allah razı olsun güzel izah etmişsin… Elbette bu meselede dengeyi korumak çok mühim… Kuran-ı Kerimin manasını anlamaya çalışmak her mümine düşer… Lakin dediğin gibi yorumlamak ise ehil olanların işidir…
Benim vurgulamak istediğim… okuduğumuz her tefsiri..meali veya alim görüşünü “mutlak doğru” gibi görmemek… Çünkü sonuçta her müfessir de bir insandır… elinden geldiğince anlamaya çalışır ama yanılma payı olabilir…
Bu sebeple ne körü körüne taklit… ne de kendi heva ve düşüncelerimizle hüküm vermek doğru olur… En güzeli… Kur’an merkezli bir anlayışla… ehil olanların ilmine danışarak… hakkaniyetli bir denge kurmaktır…

Rabbim bizleri Kur’an’ı doğru anlayan… ilmiyle amel eden… tevazu sahibi kullarından eylesin…
Kardeşim mutlaka muteber tefsir alimlerinin yorumlarından istifade edeceğiz lakin ben mutlak doğrudur diye bir ifade kullanmadım. Mutlak doğru Allah (c.c.)'a aittir. Fetvalarda da böyledir erkek zeyd ile hanım hind ile remzedilir suale cevap verilir nihayetinde de en doğrusunu Allah (c.c.) bilir denir. Bu şuurda olduğumu tekrar ifade edeyim.

Alıntı:
madboyali Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Dediklerinize katılıyorum hocam fakat. Kuranı Kerim’de geçen bazı hadiseler, kişi ilim sahibi olsada. Mitoloji tarihi,ezoterik tarih,paranın tarihi, dinlerin tarihi vs buna benzer konulara derinden hakim değilse anlatılan hadiseyi açıklarken ıskalayabilir. Mesela yüce Allah bakara 205 de, bence pagan küreselcilerden bahsediyor. “Onlar başa gelirse ekin ve nesli değiştirirler”.
Allah’ın emirleri ve yasakları tabiki yoruma açık değildir, neyse o dur.
Bu yazım bu konuda son olsun Bakara suresi 205. Ayetin tefsirini büyük müfessir Kurtubi’den vereyim Kurtubi Kıraat farklılıklarına da izahatında mufassal yer vermiştir bu anlamda da mühimdir: Yüce Allah'ın: “O dönüp gitti mi yeryüzünde fesad çıkarmaya.. çalışır” buyruğunda yer alan: " Dönüp gitti ve çalışır" fiilleri ef'al-i kulubdandır. "Tevella: Dönüp gitti": Kayboldu, gazab etti ve büyüklendi, gibi anlamlara gelir. “Sa'y etmek: Çalışmak" ise kendi güç ve iradesiyle İslam'a ve müslümanlara karşı türlü musibetlerin gelmesi için çalışmak demektir. Bu açıklamalar İbn Cüreyc'den ve başkalarından nakledilmektedir.
Bu iki fiilin kişinin yaptığı işi ifade ettiği de söylenmiştir. "Tevella," yani, ey Muhammed, senin yanından dönüp gitti; "Sea" ise ayaklarıyla yürüyüp yol kesti ve orada fesat çıkardı, anlamına gelir. Bu şekilde açıklamalar da İbn Abbas ve başkalarından nakledilmektedir. Bu her iki çeşidiyle de sa'y, fesattır. Koşmak anlamında sa'y etmek kullanıldığı gibi, amel ve kazanç hakkında da kullanılır. Filan kişi ailesi için sa'yetmektedir, derken onların faydası için çalışmaktadır, denilmek istenir.
"Yok etmeye" buyruğu "fesat çıkarmaya" buyruğu üzerine atfedilmiştir. Ubeyy'in kıraatinde (aynı manada olmak üzere): (veliyuhlik) şeklindedir. el-Hasen ve Katade ise bu kelimeyi son harfini ötreli olarak okumuşlardır. Bu okuyuşun açıklanması ile ilgili birkaç görüş vardır. Bir görüşe göre: "Hoşuna gider" fiiline atfedilmiştir. Ebu Hatim de der ki: Bu kelime "fesat çıkarmaya (çalışır)" üzerine atfedilmiştir. Çünkü bunun anlamı: Fesat çıkarmaya.... yok etmeye çalışır" şeklindedir. Ebu İshak der ki: O helak olur, anlamındadır.
İbn Kesir'den ise "ya" harfi üstün sondaki "kef" harfi de ötreli olmak üzere şeklinde okuduğu rivayet edilmiştir. Aynı şekilde (ekin ve nesil anlamlarına gelen) kelimeleri de bu fiilin faili olmaları sebebiyle merfu okunmuşlardır. (Buna göre mana: Ve ekin ve nesil helak olur, şeklinde olur.) Bu aynı zamanda el-Hasen'in, İbn Ebi İshak'ın, Ebu Hayve ile İbn Muhaysın'ın da kıraatleridir. Abdülvaris bunu Ebu'l Amr'dan da rivayet etmiştir.
Bazıları ise bu kelimeyi "ya" ve "lam" harfleri üstün olarak ve ondan sonra gelen "ekin" anlamındaki kelimeyi de ötreli olarak okumuşlardır. Ayet-i kerimede kastedilen kişi ekinleri yakıp eşekleri kesmek suretiyle fesat çıkartan el-Ahnes'tir. Bunu et-Taberi söylemiştir. Başkaları da şöyle der: Fakat bu ayet-i kerime bütün insanlar hakkında umumidir. Kim onun davranışı gibi amel ederse bu şekilde bir lanete ve cezaya hak kazanır.
Kimi ilim adamı şöyle der: Bir eşek öldüren yahut da bir harman yığınını yakan bir kimse kınanmayı hak eder, Kıyamet gününe kadar uğursuzluk onun yakasını bırakmaz.
Mücahid der ki: Burada anlatılmak istenen şudur: Zalim kimse yeryüzünde fesat çıkartır. Allah da yağmur yağdırmaz, böylelikle ekin de nesil de helak olur, gider.
Bir görüşe göre ise ekinden kasıt kadınlar, nesilden kasıt da çocuklardır. Bunun böyle olmasının sebebi şudur: Münafıklık, sözbirliğini ortadan kaldırır, parçalanmaya ve çarpışmaların ortaya çıkmasına sebep olur. Bu da insanların helak olmasına nedendir. ez-Zeccac bu manada açıklamada bulunmuştur. Yeryüzünde sa'yetmek (koşmak; mealde; çalışmak) hızlıca yürümek demektir. Bu ise insanlar arasında fitneyi ve kavgayı çıkarmayı ifade eder.
Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
Hadis-i şerifte şöyle denilmektedir: "İnsanlar zalimi görüp de onun ellerini yakalamazlarsa (yapmak istediği zulümden alıkoymazlarsa) aradan faz- la bir zaman geçmeksizin Allah Teala kendi katından bir ceza ile hepsini cezalandırır." (Ebu Davud, Melahim 17; Tirmizi, Tefsir 5. sure 17; Ibn Mace, Fiten 20; Müsned, I, 2, 5,7)
Yüce Allah'ın: “Ekini ve nesli yok etmeye çalışır" buyruğundaki ekin (el- hars): Sözlükte yarmak demektir. Kendisi ile yerin yarıldığı şeye mihras (karasaban ve benzeri aletler) de buradan gelmektedir. Hars aynı zamanda malı kazanmak ve toplamak da demektir. Hadis-i şerifte şöyle denilmektedir: “Ebediyyen yaşayacakmışsın gibi dünyan için hars yap (kazan)." (İbnu'l-Esir, en-Nihaye, 1, 359; el-Azizi, es-Siracu'l-Münir, I, 232'de yakın manada, zayıf olduğu kaydıyla) Hars aynı zamanda ekin, hurras ise çiftçiler demektir. "Kur'an'ı hars et" denildiği zaman onu etüd et, incele denmek istenir. "Dişi devenin harsedilmesi" ise güçsüz düşünceye kadar sırtında yol alınması demektir. "Ateşin harsedilmesi" ateşin karıştırılması demektir. Mihras da tandırın ateşinin kendisiyle karıştırıldığı şey demektir. Bu açıklamaları el-Cevheri yapmıştır.
Nesil ise her dişiden çıkan yavruya verilen addır. Bu kelime asıl anlamı itibariyle çıkmak ve düşmek demektir. O bakımdan saçın dökülmesine, kuşun tüyünün dökülmesine de denilir. Şu ayet-i kerimelerde de aynı kökten gelen fiiller kullanılmıştır: "Hemen Rablerinin huzuruna sür'atle gidiverirler" (Yasin, suresi ayet 51); "Ve onlar her yüksekçe yerden sür'atle gelirler." (Enbiya, suresi ayet 96)
Derim ki: Ayet-i kerime çiftçiliğe, yeri ekmeye ve ağaç dikmeye -bunu çiftçiliğe hamlettiğimiz takdirde- delalet etmektedir. Aynı şekilde nesle talip olmaya da delildir. Nesil ise hayvanın artmasıdır. İnsan hayatı da bununla ayakta durur. Bu, sebepleri terketmeyi teklif edenlerin görüşlerini reddetmektedir.
"Allah ise fesadı sevmez." el-Abbas b. el-Fadl der ki: Fesad demek harab olmak demektir. Said b. el-Müseyyeb der ki: Dirhemlerden kesmek, yeryüzünde fesat çıkarmak cümlesindendir. Ata der ki: Ata b. Münebbih adında bir adam bir cübbe giyerek ihrama girdi. Peygamber (sav) ona o cübbeyi üzerinden çıkarmasını emretti. (Buhari, Hacc 17; Müslim Hacc 6; Tirmizi Hacc 20) Katade dedi ki: Ben Ata'ya şöyle sordum: Biz böyle bir kimsenin o cübbeyi yarması gerekir, diye işitirdik. Ata dedi ki: Muhakkak Allah fesadı sevmez.
Derim ki: Ayet-i kerime genel ifadesiyle -arzda olsun, malda olsun, din- de olsun- her türlü fesadı kapsamına almaktadır. Yüce Allah'ın izniyle sahih olan görüş de budur.
Şöyle de denilmiştir: Allah'ın fesadı sevmemesinin anlamı, salah ehli olan kimselerin fesad yapmasını sevmez ya da dinen fesadı sevmez, demektir. Bunun, Allah fesadı emretmez, anlamına gelme ihtimali de vardır. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.

(Kaynak: İmam Kurtubi, El-Camiu Li Ahkami’l Kur’an, Terceme ve Notlar: M. Beşir Eryarsoy, 3. Cild sayfa : 146, 147, 148, 149, Buruc Yayınları)

__________________
Yunusça sevgimizden anlamayana cevabımız Yavuzca olacaktır...
Alıntı ile Cevapla
  #18  
Alt 01.11.25, 09:09
 
Üyelik tarihi: 12.09.23
Bulunduğu yer: aksaray
Mesajlar: 334
Forum Puanı: 1125
Etiketlendiği Mesaj: 12 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Kardeşim mutlaka muteber tefsir alimlerinin yorumlarından istifade edeceğiz lakin ben mutlak doğrudur diye bir ifade kullanmadım. Mutlak doğru Allah (c.c.)'a aittir. Fetvalarda da böyledir erkek zeyd ile hanım hind ile remzedilir suale cevap verilir nihayetinde de en doğrusunu Allah (c.c.) bilir denir. Bu şuurda olduğumu tekrar ifade edeyim.



Bu yazım bu konuda son olsun Bakara suresi 205. Ayetin tefsirini büyük müfessir Kurtubi’den vereyim Kurtubi Kıraat farklılıklarına da izahatında mufassal yer vermiştir bu anlamda da mühimdir: Yüce Allah'ın: “O dönüp gitti mi yeryüzünde fesad çıkarmaya.. çalışır” buyruğunda yer alan: " Dönüp gitti ve çalışır" fiilleri ef'al-i kulubdandır. "Tevella: Dönüp gitti": Kayboldu, gazab etti ve büyüklendi, gibi anlamlara gelir. “Sa'y etmek: Çalışmak" ise kendi güç ve iradesiyle İslam'a ve müslümanlara karşı türlü musibetlerin gelmesi için çalışmak demektir. Bu açıklamalar İbn Cüreyc'den ve başkalarından nakledilmektedir.
Bu iki fiilin kişinin yaptığı işi ifade ettiği de söylenmiştir. "Tevella," yani, ey Muhammed, senin yanından dönüp gitti; "Sea" ise ayaklarıyla yürüyüp yol kesti ve orada fesat çıkardı, anlamına gelir. Bu şekilde açıklamalar da İbn Abbas ve başkalarından nakledilmektedir. Bu her iki çeşidiyle de sa'y, fesattır. Koşmak anlamında sa'y etmek kullanıldığı gibi, amel ve kazanç hakkında da kullanılır. Filan kişi ailesi için sa'yetmektedir, derken onların faydası için çalışmaktadır, denilmek istenir.
"Yok etmeye" buyruğu "fesat çıkarmaya" buyruğu üzerine atfedilmiştir. Ubeyy'in kıraatinde (aynı manada olmak üzere): (veliyuhlik) şeklindedir. el-Hasen ve Katade ise bu kelimeyi son harfini ötreli olarak okumuşlardır. Bu okuyuşun açıklanması ile ilgili birkaç görüş vardır. Bir görüşe göre: "Hoşuna gider" fiiline atfedilmiştir. Ebu Hatim de der ki: Bu kelime "fesat çıkarmaya (çalışır)" üzerine atfedilmiştir. Çünkü bunun anlamı: Fesat çıkarmaya.... yok etmeye çalışır" şeklindedir. Ebu İshak der ki: O helak olur, anlamındadır.
İbn Kesir'den ise "ya" harfi üstün sondaki "kef" harfi de ötreli olmak üzere şeklinde okuduğu rivayet edilmiştir. Aynı şekilde (ekin ve nesil anlamlarına gelen) kelimeleri de bu fiilin faili olmaları sebebiyle merfu okunmuşlardır. (Buna göre mana: Ve ekin ve nesil helak olur, şeklinde olur.) Bu aynı zamanda el-Hasen'in, İbn Ebi İshak'ın, Ebu Hayve ile İbn Muhaysın'ın da kıraatleridir. Abdülvaris bunu Ebu'l Amr'dan da rivayet etmiştir.
Bazıları ise bu kelimeyi "ya" ve "lam" harfleri üstün olarak ve ondan sonra gelen "ekin" anlamındaki kelimeyi de ötreli olarak okumuşlardır. Ayet-i kerimede kastedilen kişi ekinleri yakıp eşekleri kesmek suretiyle fesat çıkartan el-Ahnes'tir. Bunu et-Taberi söylemiştir. Başkaları da şöyle der: Fakat bu ayet-i kerime bütün insanlar hakkında umumidir. Kim onun davranışı gibi amel ederse bu şekilde bir lanete ve cezaya hak kazanır.
Kimi ilim adamı şöyle der: Bir eşek öldüren yahut da bir harman yığınını yakan bir kimse kınanmayı hak eder, Kıyamet gününe kadar uğursuzluk onun yakasını bırakmaz.
Mücahid der ki: Burada anlatılmak istenen şudur: Zalim kimse yeryüzünde fesat çıkartır. Allah da yağmur yağdırmaz, böylelikle ekin de nesil de helak olur, gider.
Bir görüşe göre ise ekinden kasıt kadınlar, nesilden kasıt da çocuklardır. Bunun böyle olmasının sebebi şudur: Münafıklık, sözbirliğini ortadan kaldırır, parçalanmaya ve çarpışmaların ortaya çıkmasına sebep olur. Bu da insanların helak olmasına nedendir. ez-Zeccac bu manada açıklamada bulunmuştur. Yeryüzünde sa'yetmek (koşmak; mealde; çalışmak) hızlıca yürümek demektir. Bu ise insanlar arasında fitneyi ve kavgayı çıkarmayı ifade eder.
Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
Hadis-i şerifte şöyle denilmektedir: "İnsanlar zalimi görüp de onun ellerini yakalamazlarsa (yapmak istediği zulümden alıkoymazlarsa) aradan faz- la bir zaman geçmeksizin Allah Teala kendi katından bir ceza ile hepsini cezalandırır." (Ebu Davud, Melahim 17; Tirmizi, Tefsir 5. sure 17; Ibn Mace, Fiten 20; Müsned, I, 2, 5,7)
Yüce Allah'ın: “Ekini ve nesli yok etmeye çalışır" buyruğundaki ekin (el- hars): Sözlükte yarmak demektir. Kendisi ile yerin yarıldığı şeye mihras (karasaban ve benzeri aletler) de buradan gelmektedir. Hars aynı zamanda malı kazanmak ve toplamak da demektir. Hadis-i şerifte şöyle denilmektedir: “Ebediyyen yaşayacakmışsın gibi dünyan için hars yap (kazan)." (İbnu'l-Esir, en-Nihaye, 1, 359; el-Azizi, es-Siracu'l-Münir, I, 232'de yakın manada, zayıf olduğu kaydıyla) Hars aynı zamanda ekin, hurras ise çiftçiler demektir. "Kur'an'ı hars et" denildiği zaman onu etüd et, incele denmek istenir. "Dişi devenin harsedilmesi" ise güçsüz düşünceye kadar sırtında yol alınması demektir. "Ateşin harsedilmesi" ateşin karıştırılması demektir. Mihras da tandırın ateşinin kendisiyle karıştırıldığı şey demektir. Bu açıklamaları el-Cevheri yapmıştır.
Nesil ise her dişiden çıkan yavruya verilen addır. Bu kelime asıl anlamı itibariyle çıkmak ve düşmek demektir. O bakımdan saçın dökülmesine, kuşun tüyünün dökülmesine de denilir. Şu ayet-i kerimelerde de aynı kökten gelen fiiller kullanılmıştır: "Hemen Rablerinin huzuruna sür'atle gidiverirler" (Yasin, suresi ayet 51); "Ve onlar her yüksekçe yerden sür'atle gelirler." (Enbiya, suresi ayet 96)
Derim ki: Ayet-i kerime çiftçiliğe, yeri ekmeye ve ağaç dikmeye -bunu çiftçiliğe hamlettiğimiz takdirde- delalet etmektedir. Aynı şekilde nesle talip olmaya da delildir. Nesil ise hayvanın artmasıdır. İnsan hayatı da bununla ayakta durur. Bu, sebepleri terketmeyi teklif edenlerin görüşlerini reddetmektedir.
"Allah ise fesadı sevmez." el-Abbas b. el-Fadl der ki: Fesad demek harab olmak demektir. Said b. el-Müseyyeb der ki: Dirhemlerden kesmek, yeryüzünde fesat çıkarmak cümlesindendir. Ata der ki: Ata b. Münebbih adında bir adam bir cübbe giyerek ihrama girdi. Peygamber (sav) ona o cübbeyi üzerinden çıkarmasını emretti. (Buhari, Hacc 17; Müslim Hacc 6; Tirmizi Hacc 20) Katade dedi ki: Ben Ata'ya şöyle sordum: Biz böyle bir kimsenin o cübbeyi yarması gerekir, diye işitirdik. Ata dedi ki: Muhakkak Allah fesadı sevmez.
Derim ki: Ayet-i kerime genel ifadesiyle -arzda olsun, malda olsun, din- de olsun- her türlü fesadı kapsamına almaktadır. Yüce Allah'ın izniyle sahih olan görüş de budur.
Şöyle de denilmiştir: Allah'ın fesadı sevmemesinin anlamı, salah ehli olan kimselerin fesad yapmasını sevmez ya da dinen fesadı sevmez, demektir. Bunun, Allah fesadı emretmez, anlamına gelme ihtimali de vardır. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.

(Kaynak: İmam Kurtubi, El-Camiu Li Ahkami’l Kur’an, Terceme ve Notlar: M. Beşir Eryarsoy, 3. Cild sayfa : 146, 147, 148, 149, Buruc Yayınları)
Bütün açıklamalarınız ve bilgilendirmeleriniz için teşekkürler hocam.

Alıntı:
resh3434 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Kıymetli kardeşim… düşüncelerine katıldığım noktalar var… özellikle tarihi, mitolojik ve sosyolojik boyutları bilmeden ayetlere dar pencereden bakmanın sakıncalarını vurgulaman çok yerinde olmuş…
Lakin burada ince bir çizgi var… Kur’an’daki her ayeti doğrudan bugünün kişi ya da sistemlerine uyarlamak bazen ayetin nüzul bağlamını gölgeleyebiliyor… Allah’ın kelamı elbette çağları aşan bir mucize… ama her döneme hitap etmesi… onu her dönemin olayına “tam denk” düşürmek anlamına gelmez…
Mesela senin örnek verdiğin Bakara 205… evet, fesadı, neslin ve ekinin bozulmasını anlatıyor… ama bu sadece bugünün küresel sistemine değil… tarih boyunca Allah’a karşı gelen tüm zümrelere işaret eden bir uyarıdır…
Yani ayetin manasını evrensel görmek güzel… ama onu tek bir tarihsel veya politik kavrama indirgememek gerekir…
Eyvallah..

Alıntı ile Cevapla
  #19  
Alt 01.11.25, 11:20
resh3434 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 15.07.25
Bulunduğu yer: istanbul
Mesajlar: 112
Forum Puanı: 377
Etiketlendiği Mesaj: 2 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Yusufiyeli Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Kardeşim mutlaka muteber tefsir alimlerinin yorumlarından istifade edeceğiz lakin ben mutlak doğrudur diye bir ifade kullanmadım. Mutlak doğru Allah (c.c.)'a aittir. Fetvalarda da böyledir erkek zeyd ile hanım hind ile remzedilir suale cevap verilir nihayetinde de en doğrusunu Allah (c.c.) bilir denir. Bu şuurda olduğumu tekrar ifade edeyim.



Bu yazım bu konuda son olsun Bakara suresi 205. Ayetin tefsirini büyük müfessir Kurtubi’den vereyim Kurtubi Kıraat farklılıklarına da izahatında mufassal yer vermiştir bu anlamda da mühimdir: Yüce Allah'ın: “O dönüp gitti mi yeryüzünde fesad çıkarmaya.. çalışır” buyruğunda yer alan: " Dönüp gitti ve çalışır" fiilleri ef'al-i kulubdandır. "Tevella: Dönüp gitti": Kayboldu, gazab etti ve büyüklendi, gibi anlamlara gelir. “Sa'y etmek: Çalışmak" ise kendi güç ve iradesiyle İslam'a ve müslümanlara karşı türlü musibetlerin gelmesi için çalışmak demektir. Bu açıklamalar İbn Cüreyc'den ve başkalarından nakledilmektedir.
Bu iki fiilin kişinin yaptığı işi ifade ettiği de söylenmiştir. "Tevella," yani, ey Muhammed, senin yanından dönüp gitti; "Sea" ise ayaklarıyla yürüyüp yol kesti ve orada fesat çıkardı, anlamına gelir. Bu şekilde açıklamalar da İbn Abbas ve başkalarından nakledilmektedir. Bu her iki çeşidiyle de sa'y, fesattır. Koşmak anlamında sa'y etmek kullanıldığı gibi, amel ve kazanç hakkında da kullanılır. Filan kişi ailesi için sa'yetmektedir, derken onların faydası için çalışmaktadır, denilmek istenir.
"Yok etmeye" buyruğu "fesat çıkarmaya" buyruğu üzerine atfedilmiştir. Ubeyy'in kıraatinde (aynı manada olmak üzere): (veliyuhlik) şeklindedir. el-Hasen ve Katade ise bu kelimeyi son harfini ötreli olarak okumuşlardır. Bu okuyuşun açıklanması ile ilgili birkaç görüş vardır. Bir görüşe göre: "Hoşuna gider" fiiline atfedilmiştir. Ebu Hatim de der ki: Bu kelime "fesat çıkarmaya (çalışır)" üzerine atfedilmiştir. Çünkü bunun anlamı: Fesat çıkarmaya.... yok etmeye çalışır" şeklindedir. Ebu İshak der ki: O helak olur, anlamındadır.
İbn Kesir'den ise "ya" harfi üstün sondaki "kef" harfi de ötreli olmak üzere şeklinde okuduğu rivayet edilmiştir. Aynı şekilde (ekin ve nesil anlamlarına gelen) kelimeleri de bu fiilin faili olmaları sebebiyle merfu okunmuşlardır. (Buna göre mana: Ve ekin ve nesil helak olur, şeklinde olur.) Bu aynı zamanda el-Hasen'in, İbn Ebi İshak'ın, Ebu Hayve ile İbn Muhaysın'ın da kıraatleridir. Abdülvaris bunu Ebu'l Amr'dan da rivayet etmiştir.
Bazıları ise bu kelimeyi "ya" ve "lam" harfleri üstün olarak ve ondan sonra gelen "ekin" anlamındaki kelimeyi de ötreli olarak okumuşlardır. Ayet-i kerimede kastedilen kişi ekinleri yakıp eşekleri kesmek suretiyle fesat çıkartan el-Ahnes'tir. Bunu et-Taberi söylemiştir. Başkaları da şöyle der: Fakat bu ayet-i kerime bütün insanlar hakkında umumidir. Kim onun davranışı gibi amel ederse bu şekilde bir lanete ve cezaya hak kazanır.
Kimi ilim adamı şöyle der: Bir eşek öldüren yahut da bir harman yığınını yakan bir kimse kınanmayı hak eder, Kıyamet gününe kadar uğursuzluk onun yakasını bırakmaz.
Mücahid der ki: Burada anlatılmak istenen şudur: Zalim kimse yeryüzünde fesat çıkartır. Allah da yağmur yağdırmaz, böylelikle ekin de nesil de helak olur, gider.
Bir görüşe göre ise ekinden kasıt kadınlar, nesilden kasıt da çocuklardır. Bunun böyle olmasının sebebi şudur: Münafıklık, sözbirliğini ortadan kaldırır, parçalanmaya ve çarpışmaların ortaya çıkmasına sebep olur. Bu da insanların helak olmasına nedendir. ez-Zeccac bu manada açıklamada bulunmuştur. Yeryüzünde sa'yetmek (koşmak; mealde; çalışmak) hızlıca yürümek demektir. Bu ise insanlar arasında fitneyi ve kavgayı çıkarmayı ifade eder.
Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
Hadis-i şerifte şöyle denilmektedir: "İnsanlar zalimi görüp de onun ellerini yakalamazlarsa (yapmak istediği zulümden alıkoymazlarsa) aradan faz- la bir zaman geçmeksizin Allah Teala kendi katından bir ceza ile hepsini cezalandırır." (Ebu Davud, Melahim 17; Tirmizi, Tefsir 5. sure 17; Ibn Mace, Fiten 20; Müsned, I, 2, 5,7)
Yüce Allah'ın: “Ekini ve nesli yok etmeye çalışır" buyruğundaki ekin (el- hars): Sözlükte yarmak demektir. Kendisi ile yerin yarıldığı şeye mihras (karasaban ve benzeri aletler) de buradan gelmektedir. Hars aynı zamanda malı kazanmak ve toplamak da demektir. Hadis-i şerifte şöyle denilmektedir: “Ebediyyen yaşayacakmışsın gibi dünyan için hars yap (kazan)." (İbnu'l-Esir, en-Nihaye, 1, 359; el-Azizi, es-Siracu'l-Münir, I, 232'de yakın manada, zayıf olduğu kaydıyla) Hars aynı zamanda ekin, hurras ise çiftçiler demektir. "Kur'an'ı hars et" denildiği zaman onu etüd et, incele denmek istenir. "Dişi devenin harsedilmesi" ise güçsüz düşünceye kadar sırtında yol alınması demektir. "Ateşin harsedilmesi" ateşin karıştırılması demektir. Mihras da tandırın ateşinin kendisiyle karıştırıldığı şey demektir. Bu açıklamaları el-Cevheri yapmıştır.
Nesil ise her dişiden çıkan yavruya verilen addır. Bu kelime asıl anlamı itibariyle çıkmak ve düşmek demektir. O bakımdan saçın dökülmesine, kuşun tüyünün dökülmesine de denilir. Şu ayet-i kerimelerde de aynı kökten gelen fiiller kullanılmıştır: "Hemen Rablerinin huzuruna sür'atle gidiverirler" (Yasin, suresi ayet 51); "Ve onlar her yüksekçe yerden sür'atle gelirler." (Enbiya, suresi ayet 96)
Derim ki: Ayet-i kerime çiftçiliğe, yeri ekmeye ve ağaç dikmeye -bunu çiftçiliğe hamlettiğimiz takdirde- delalet etmektedir. Aynı şekilde nesle talip olmaya da delildir. Nesil ise hayvanın artmasıdır. İnsan hayatı da bununla ayakta durur. Bu, sebepleri terketmeyi teklif edenlerin görüşlerini reddetmektedir.
"Allah ise fesadı sevmez." el-Abbas b. el-Fadl der ki: Fesad demek harab olmak demektir. Said b. el-Müseyyeb der ki: Dirhemlerden kesmek, yeryüzünde fesat çıkarmak cümlesindendir. Ata der ki: Ata b. Münebbih adında bir adam bir cübbe giyerek ihrama girdi. Peygamber (sav) ona o cübbeyi üzerinden çıkarmasını emretti. (Buhari, Hacc 17; Müslim Hacc 6; Tirmizi Hacc 20) Katade dedi ki: Ben Ata'ya şöyle sordum: Biz böyle bir kimsenin o cübbeyi yarması gerekir, diye işitirdik. Ata dedi ki: Muhakkak Allah fesadı sevmez.
Derim ki: Ayet-i kerime genel ifadesiyle -arzda olsun, malda olsun, din- de olsun- her türlü fesadı kapsamına almaktadır. Yüce Allah'ın izniyle sahih olan görüş de budur.
Şöyle de denilmiştir: Allah'ın fesadı sevmemesinin anlamı, salah ehli olan kimselerin fesad yapmasını sevmez ya da dinen fesadı sevmez, demektir. Bunun, Allah fesadı emretmez, anlamına gelme ihtimali de vardır. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.

(Kaynak: İmam Kurtubi, El-Camiu Li Ahkami’l Kur’an, Terceme ve Notlar: M. Beşir Eryarsoy, 3. Cild sayfa : 146, 147, 148, 149, Buruc Yayınları)
Gerçekten çok güzel düşünmüşsün..Allah razı olsun... Merak ettim...tefsirlerdeki farklı yorumlar olunca sen hangisine yöneliyorsun genelde?

Alıntı ile Cevapla
  #20  
Alt 01.11.25, 11:50
 
Üyelik tarihi: 01.06.24
Bulunduğu yer: Istanbul
Mesajlar: 302
Forum Puanı: 883
Etiketlendiği Mesaj: 5 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
imas Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
onun nasil oldugunu anlatmak biraz zor ama 2 defa gördum
Hocam azazilim dediği şeytanın cennetteki adı değil mi

Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Musalat olan cin Erkanklc Sorularınız 2 01.10.25 18:53
Enerji alanına musalat etkisi Erkanklc Sorularınız 21 25.09.25 18:02
Ruhani Türleri ve Soyağaçları, Sınıfları, Cinsleri Hakkında ne biliyorsunuz? TRcan Sorularınız 9 09.05.23 14:34
Hadim ve Türleri SiLence Huddam ilmi 13 08.12.18 11:57
Cinler hakkında farklı ve geniş bilgiler ve Cin türleri Sin Cin & Şeytan & Melek & Ruh 1 09.11.17 14:21


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 19:44.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com