Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Sorularınız (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/)
-   -   ilahi irade ve tercih bila mureccih (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/102418-ilahi-irade-ve-tercih-bila-mureccih.html)

edip 11.11.25 14:01

ilahi irade ve tercih bila mureccih
 
tereccuh bila mureccih farkini kabul etmemiz icin hangi deliller vardir? iradenin iki zidda nisbeti esit oldugu halde ikisinden birisi arasinda yeterli sebep olmadan tercih nasil meydana gelebilir? alemin kidemine karsi ne denmelidir?

MektepTalebesi 11.11.25 15:08

Alıntı:

edip Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691000)
tereccuh bila mureccih farkini kabul etmemiz icin hangi deliller vardir? iradenin iki zidda nisbeti esit oldugu halde ikisinden birisi arasinda yeterli sebep olmadan tercih nasil meydana gelebilir? alemin kidemine karsi ne denmelidir?

"iradenin iki zidda nisbeti esit oldugu halde ikisinden birisi arasinda yeterli sebep olmadan tercih nasil meydana gelebilir?"

İki aynı şeyden mi söz ediyorsun? Eğer öyle ise:

İki şey birbirine eşse o zaman o iki şey değil, bir şeydir. Bahsedilen şeylerin aynı türde, aynı nitelikte ve aynı konumda olmaları gerekiyor. Eğer bu şartlar sağlanmazsa onlar eş şeyler değildir.

edip 11.11.25 15:13

Alıntı:

MektepTalebesi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691007)
"iradenin iki zidda nisbeti esit oldugu halde ikisinden birisi arasinda yeterli sebep olmadan tercih nasil meydana gelebilir?"

İki aynı şeyden mi söz ediyorsun? Eğer öyle ise:

İki şey birbirine eşse o zaman o iki şey değil, bir şeydir. Bahsedilen şeylerin aynı türde, aynı nitelikte ve aynı konumda olmaları gerekiyor. Eğer bu şartlar sağlanmazsa onlar eş şeyler değildir.

bundan bahsetmiyorum. Allahin beni yaratmasi ve yaratmamasi, su vakitte degil de 5 sene sonra yaratmasi birbirine zit seyler. Yani yaratma ve yaratmama birbirine zit olan iki mumkun seydir. Allahin kudreti beni yaratmaya da elverisli yaratmamaya da elverisli, su vakitte degil de 5 sene sonra yaratmaya da elverisli. Bundan dolayi kudret yaratmanin meydana gelmesi icin yeterli degil, irade lazimdir diyor ehli sunnet.

Sonra bende dedim ki irade de beni yaratmaya yaratmamaya da elverisli, su vakitte degil de 5 yil sonra yaratmaya da elverisli. O zaman irade de yeterli degil iste.

Bende diyorum tereccuh bila mureccih ile tercih bila mureccih farkini kabul etmeye goturecek bir delil var mi ki?

MektepTalebesi 11.11.25 15:23

Alıntı:

edip Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691010)
bundan bahsetmiyorum. Allahin beni yaratmasi ve yaratmamasi, su vakitte degil de 5 sene sonra yaratmasi birbirine zit seyler. Yani yaratma ve yaratmama birbirine zit olan iki mumkun seydir. Allahin kudreti beni yaratmaya da elverisli yaratmamaya da elverisli, su vakitte degil de 5 sene sonra yaratmaya da elverisli. Bundan dolayi kudret yaratmanin meydana gelmesi icin yeterli degil, irade lazimdir diyor ehli sunnet.

Sonra bende dedim ki irade de beni yaratmaya yaratmamaya da elverisli, su vakitte degil de 5 yil sonra yaratmaya da elverisli. O zaman irade de yeterli degil iste.

Bende diyorum tereccuh bila mureccih ile tercih bila mureccih farkini kabul etmeye goturecek bir delil var mi ki?


Ben Allah(c.c) neyi ne zaman yaratacağındaki hikmeti bilmem. İradesiyle dilediğini yapar. Senin başka bir iddian mı var?

HavasMuhasibi 11.11.25 15:32

Alıntı:

edip Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691010)
bundan bahsetmiyorum. Allahin beni yaratmasi ve yaratmamasi, su vakitte degil de 5 sene sonra yaratmasi birbirine zit seyler. Yani yaratma ve yaratmama birbirine zit olan iki mumkun seydir. Allahin kudreti beni yaratmaya da elverisli yaratmamaya da elverisli, su vakitte degil de 5 sene sonra yaratmaya da elverisli. Bundan dolayi kudret yaratmanin meydana gelmesi icin yeterli degil, irade lazimdir diyor ehli sunnet.

Sonra bende dedim ki irade de beni yaratmaya yaratmamaya da elverisli, su vakitte degil de 5 yil sonra yaratmaya da elverisli. O zaman irade de yeterli degil iste.

Bende diyorum tereccuh bila mureccih ile tercih bila mureccih farkini kabul etmeye goturecek bir delil var mi ki?

Kardeşim senin bakış açındaki hata iradeyi sanki potansiyel bir güç gibi ele alıyorsun. Oysa Ehli sünnette irade fiili bir yönelmedir. Yani Rabbimizin iradesi iki zıdda da eşit şekilde elverişli olabilir ama birine yöneldiği anda zaten müreccih odur. Bu yüzden ifade ettiğiniz gibi "irade de yeterli değil" denemez; çünkü o yönelme anı zaten tercih fiilidir.

Kudret sadece yapabilme gücü, yani yaratmaya da yaratmamaya da eşit olma gücüdür. İkisi de mümkündür. Ama irade, bu iki mümkün arasında birine yönelmedir. Allah dilediğinde yaratmaya yönelir ve o anda yaratma gerçekleşir.

Dolayısıyla "tereccüh bila müreccih muhaldir" doğrudur, çünkü fiil müreccihsiz olmaz. Ama "tercih bila müreccih muhal değildir" çünkü iradenin yönelmesi zaten müreccihtir.

Rabbimiz iradesini dilediği anda yaratmaya yöneltti ve o yönelişle birlikte alem/alemler var oldu. "Neden tam o anda?" diye sormak bu noktada anlamlı olmaz çünkü zaman dediğimiz şey zaten o yaratma iradesinin tecellisiyle başlamıştır.

edip 11.11.25 15:40

Alıntı:

HavasMuhasibi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691012)
Kardeşim senin bakış açındaki hata iradeyi sanki potansiyel bir güç gibi ele alıyorsun. Oysa Ehli sünnette irade fiili bir yönelmedir. Yani Rabbimizin iradesi iki zıdda da eşit şekilde elverişli olabilir ama birine yöneldiği anda zaten müreccih odur. Bu yüzden ifade ettiğiniz gibi "irade de yeterli değil" denemez; çünkü o yönelme anı zaten tercih fiilidir.

Kudret sadece yapabilme gücü, yani yaratmaya da yaratmamaya da eşit olma gücüdür. İkisi de mümkündür. Ama irade, bu iki mümkün arasında birine yönelmedir. Allah dilediğinde yaratmaya yönelir ve o anda yaratma gerçekleşir.

Dolayısıyla "tereccüh bila müreccih muhaldir" doğrudur, çünkü fiil müreccihsiz olmaz. Ama "tercih bila müreccih muhal değildir" çünkü iradenin yönelmesi zaten müreccihtir.

Rabbimiz iradesini dilediği anda yaratmaya yöneltti ve o yönelişle birlikte alem/alemler var oldu. "Neden tam o anda?" diye sormak bu noktada anlamlı olmaz çünkü zaman dediğimiz şey zaten o yaratma iradesinin tecellisiyle başlamıştır.

iradenin iki zidda nisbeti esitse, o iki zittian birini secip digerini secemez. Eger boyle olsaydi biz irade sifatini ortaya atmazdik, direkt kudret yeterli nedendir derdik meseleyi kapatirdik.

Kudretin iki zidda nisbeti esit oldugu icin kudret iki ziddin birini tahsis edip diggerini terk edemiyor. ehli sunnet bunden dolayi irade sifatini ortaya atiyor. fakat problem su ki, irade sifatinin da iki zidda nisbeti tamamen esit, biri digerine racih degil.

ve sorum zaten su, tercih bila mureccih ile tereccuh bila mureccihin farkli sey oldugunun delili nedir? siz tercih bila mureccih, failin tercihinde bir saikin olmadigini soyluyorusnuz, tereccuh bila mureccihte tercihin mureccihsiz gerceklesmesinden bahsediyorsunuz.

yeter neden ilkesi geregi yeterli sebep olmadan birsey meydana gelemiyor. Peki iki mumkun arasindaki tercihte yeterli neden nedir ki, Allah birini terk ediyor digerini tercih ediyor?

irade zaten irade olmasi bakimindan 2 zittan birini secip digerini terk edebilme yetisi. Bu birinden digerine olan tercihin zorunlu olmamasi icin savunuluyor, irade boyle bir kuvvedir zaten.

Alıntı:

MektepTalebesi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691011)

Ben Allah(c.c) neyi ne zaman yaratacağındaki hikmeti bilmem. İradesiyle dilediğini yapar. Senin başka bir iddian mı var?

mesele su vakitte degil de su vakitte yaratmasinin hikmeti nedir? degil.

Mesele su vakitte yaratmasi da su vakitte yaratmasi da mumkunse, bu iki mumkune olan nisbette esitse birini tercih edip digerini terk etmenin imkansiz olmasi. Bana gore yaratma iki mumkun arsinda rastgele bir secim degil, zorunlulukla meydana geliyor.

MektepTalebesi 11.11.25 15:46

Alıntı:

edip Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691014)
iradenin iki zidda nisbeti esitse, o iki zittian birini secip digerini secemez. Eger boyle olsaydi biz irade sifatini ortaya atmazdik, direkt kudret yeterli nedendir derdik meseleyi kapatirdik.

Kudretin iki zidda nisbeti esit oldugu icin kudret iki ziddin birini tahsis edip diggerini terk edemiyor. ehli sunnet bunden dolayi irade sifatini ortaya atiyor. fakat problem su ki, irade sifatinin da iki zidda nisbeti tamamen esit, biri digerine racih degil.

ve sorum zaten su, tercih bila mureccih ile tereccuh bila mureccihin farkli sey oldugunun delili nedir? siz tercih bila mureccih, failin tercihinde bir saikin olmadigini soyluyorusnuz, tereccuh bila mureccihte tercihin mureccihsiz gerceklesmesinden bahsediyorsunuz.

yeter neden ilkesi geregi yeterli sebep olmadan birsey meydana gelemiyor. Peki iki mumkun arasindaki tercihte yeterli neden nedir ki, Allah birini terk ediyor digerini tercih ediyor?

irade zaten irade olmasi bakimindan 2 zittan birini secip digerini terk edebilme yetisi. Bu birinden digerine olan tercihin zorunlu olmamasi icin savunuluyor, irade boyle bir kuvvedir zaten.



mesele su vakitte degil de su vakitte yaratmasinin hikmeti nedir? degil.

Mesele su vakitte yaratmasi da su vakitte yaratmasi da mumkunse, bu iki mumkune olan nisbette esitse birini tercih edip digerini terk etmenin imkansiz olmasi. Bana gore yaratma iki mumkun arsinda rastgele bir secim degil, zorunlulukla meydana geliyor.

Allah(c.c) zorunluluk yüklemek bir mantık hatası değil midir?

edip 11.11.25 15:47

Alıntı:

MektepTalebesi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691016)
Allah(c.c) zorunluluk yüklemek bir mantık hatası değil midir?

mantik hatasi degil, akil bunu gerektiriyor zaten. Allah hakkinda zorunlu olan seyler var, mesela var olmasi.

MektepTalebesi 11.11.25 15:47

Alıntı:

edip Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691014)
iradenin iki zidda nisbeti esitse, o iki zittian birini secip digerini secemez. Eger boyle olsaydi biz irade sifatini ortaya atmazdik, direkt kudret yeterli nedendir derdik meseleyi kapatirdik.

Kudretin iki zidda nisbeti esit oldugu icin kudret iki ziddin birini tahsis edip diggerini terk edemiyor. ehli sunnet bunden dolayi irade sifatini ortaya atiyor. fakat problem su ki, irade sifatinin da iki zidda nisbeti tamamen esit, biri digerine racih degil.

ve sorum zaten su, tercih bila mureccih ile tereccuh bila mureccihin farkli sey oldugunun delili nedir? siz tercih bila mureccih, failin tercihinde bir saikin olmadigini soyluyorusnuz, tereccuh bila mureccihte tercihin mureccihsiz gerceklesmesinden bahsediyorsunuz.

yeter neden ilkesi geregi yeterli sebep olmadan birsey meydana gelemiyor. Peki iki mumkun arasindaki tercihte yeterli neden nedir ki, Allah birini terk ediyor digerini tercih ediyor?

irade zaten irade olmasi bakimindan 2 zittan birini secip digerini terk edebilme yetisi. Bu birinden digerine olan tercihin zorunlu olmamasi icin savunuluyor, irade boyle bir kuvvedir zaten.



mesele su vakitte degil de su vakitte yaratmasinin hikmeti nedir? degil.

Mesele su vakitte yaratmasi da su vakitte yaratmasi da mumkunse, bu iki mumkune olan nisbette esitse birini tercih edip digerini terk etmenin imkansiz olmasi. Bana gore yaratma iki mumkun arsinda rastgele bir secim degil, zorunlulukla meydana geliyor.

Ortada bir zorunluluk yok. Allah(c.c) yaratmasında bir hikmet var. İnsan anlasın ya da anlamasın. Bir hikmet var lakin Allah(c.c) zorunluluk yüklemek mantık hatasıdır.

MektepTalebesi 11.11.25 15:50

Alıntı:

edip Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691017)
mantik hatasi degil, akil bunu gerektiriyor zaten. Allah hakkinda zorunlu olan seyler var, mesela var olmasi.

Var olması zorunlu. Lakin sen yaratmasına zorunluluk yükleyerek sonsuz yaratma gücünü sınırladın.

edip 11.11.25 15:50

Alıntı:

MektepTalebesi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691018)
Ortada bir zorunluluk yok. Allah(c.c) yaratmasında bir hikmet var. İnsan anlasın ya da anlamasın. Bir hikmet var lakin Allah(c.c) zorunluluk yüklemek mantık hatasıdır.

sen mantik okudun mu? semsiyye risalesini okudun mu? bana mantik hatasindan bahsediyorsun. hikmet kavrami ile irade farkli sey. Mesele neden bunu secti neden bunu secti degil, Allahin fiilleri garazlarla talil edilemez bunu kabul ediyorum. Mesele iki ziddan birinin tercih edilip digerinin terk edilmesi icin ya birinin digerine ruchaniyetinin gerekmesi, yahut birinin secilmesinin imkansiz olmasi.

edip 11.11.25 15:57

Alıntı:

MektepTalebesi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691019)
Var olması zorunlu. Lakin sen yaratmasına zorunluluk yükleyerek sonsuz yaratma gücünü sınırladın.

var olmasi zorunluysa senin fikrine gore yine Allahin kudreti sinirlanmis oluyor, Allah kendini yok edemiyorsa kudretinde sinir var demek gibi bu. Yaratmanin icab yoluyla gerceklesmesi kudretin sinirlanmasi degil, iradenin sinirlanmasi, ki irade tanimi geregi zati geregi olani yapmak bana gore zaten.

HavasMuhasibi 11.11.25 16:03

Alıntı:

edip Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691014)
iradenin iki zidda nisbeti esitse, o iki zittian birini secip digerini secemez. Eger boyle olsaydi biz irade sifatini ortaya atmazdik, direkt kudret yeterli nedendir derdik meseleyi kapatirdik.

Kudretin iki zidda nisbeti esit oldugu icin kudret iki ziddin birini tahsis edip diggerini terk edemiyor. ehli sunnet bunden dolayi irade sifatini ortaya atiyor. fakat problem su ki, irade sifatinin da iki zidda nisbeti tamamen esit, biri digerine racih degil.

ve sorum zaten su, tercih bila mureccih ile tereccuh bila mureccihin farkli sey oldugunun delili nedir? siz tercih bila mureccih, failin tercihinde bir saikin olmadigini soyluyorusnuz, tereccuh bila mureccihte tercihin mureccihsiz gerceklesmesinden bahsediyorsunuz.

yeter neden ilkesi geregi yeterli sebep olmadan birsey meydana gelemiyor. Peki iki mumkun arasindaki tercihte yeterli neden nedir ki, Allah birini terk ediyor digerini tercih ediyor?

irade zaten irade olmasi bakimindan 2 zittan birini secip digerini terk edebilme yetisi. Bu birinden digerine olan tercihin zorunlu olmamasi icin savunuluyor, irade boyle bir kuvvedir zaten.



mesele su vakitte degil de su vakitte yaratmasinin hikmeti nedir? degil.

Mesele su vakitte yaratmasi da su vakitte yaratmasi da mumkunse, bu iki mumkune olan nisbette esitse birini tercih edip digerini terk etmenin imkansiz olmasi. Bana gore yaratma iki mumkun arsinda rastgele bir secim degil, zorunlulukla meydana geliyor.

Yeter sebep ilkesi ile ehli sünnet irade anlayışımızı mı karşı karşıya getiriyoruz yoksa çabamız seni ikna etmek mi önce bunu netleştirelim kardeşim... :)

O'nun dileyişi, başka bir sebebe dayanmaz ki. Bizzat kendi iradesi yeter bir sebeptir.

MektepTalebesi 11.11.25 16:06

Alıntı:

edip Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691021)
var olmasi zorunluysa senin fikrine gore yine Allahin kudreti sinirlanmis oluyor, Allah kendini yok edemiyorsa kudretinde sinir var demek gibi bu. Yaratmanin icab yoluyla gerceklesmesi kudretin sinirlanmasi degil, iradenin sinirlanmasi, ki irade tanimi geregi zati geregi olani yapmak bana gore zaten.

Allah(c.c) yokluğu düşünülemez. Kendiliğinden vardır. Niye Allah(c.c) "şunu yaratması zorunluluktur" diyorsun ki? Bunu diyerek yaratma eylemini bir sebepe bir duruma bağlamış oldun.

MektepTalebesi 11.11.25 16:14

Alıntı:

MektepTalebesi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691023)
Allah(c.c) yokluğu düşünülemez. Kendiliğinden vardır. Niye Allah(c.c) "şunu yaratması zorunluluktur" diyorsun ki? Bunu diyerek yaratma eylemini bir sebepe bir duruma bağlamış oldun.

" Bunu diyerek yaratma eylemini bir sebepe bir duruma bağlamış oldun." yazısından kasıt: Allah(c.c) kendi isteğinden başka bir durumun onun yaratma gücüne etki edemeyeceğidir.

edip 11.11.25 16:15

Alıntı:

HavasMuhasibi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691022)
Yeter sebep ilkesi ile ehli sünnet irade anlayışımızı mı karşı karşıya getiriyoruz yoksa çabamız seni ikna etmek mi önce bunu netleştirelim kardeşim... :)

O'nun dileyişi, başka bir sebebe dayanmaz ki. Bizzat kendi iradesi yeter bir sebeptir.

yukarida ehli sunnetin irade gorusunu verdim ki farkli gorusler de var. Mahlukatin yaratilmasi icin irade yeter sebep dediniz, peki iradenin "iradeye nisbeti esit olan 2 mumkunden birini secip digerini terk etmeye" yeter sebebi nedir? bu iradenin bizatihi kendisi olamaz, cunku iradenin iki zidda nisbeti esit diyorsunuz

Alıntı:

MektepTalebesi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691023)
Allah(c.c) yokluğu düşünülemez. Kendiliğinden vardır. Niye Allah(c.c) "şunu yaratması zorunluluktur" diyorsun ki? Bunu diyerek yaratma eylemini bir sebepe bir duruma bağlamış oldun.

Allahin varligi zorunludur. nasil bu zorunluluk Allahi aciz kilmiyor, iradenin icab yoluyla gerceklesmesi de Allahi aciz kilmiyor. Allahin sunu yaratmasi zorunluluktur demiyorum, retorik yapiyorsun. Diyorum ki, Allahin sunu yapmasi en kemal olan seydir, yaratma Allahin zati geregi var. Yaratmanin sebebi zaten olacak, fakat bu "sebep" sadece ontolojik bir illet olarak mevcut. Yoksa senin vehmettigin gibi bir gaye ve amac degil.

edip 11.11.25 16:20

Alıntı:

MektepTalebesi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691024)
" Bunu diyerek yaratma eylemini bir sebepe bir duruma bağlamış oldun." yazısından kasıt: Allah(c.c) kendi isteğinden başka bir durumun onun yaratma gücüne etki edemeyeceğidir.

Ben Allahin yaratmasinda yaratilanlarin etkisi vardir demiyorum, bilakis bunu sizin soylemeniz gerekiyor. Zira iki mumkunden birinin digerine ruchaniyeti ancak onun mahiyetinden olabilir, her halde yinede icabi benimsemeniz gerekir. Yahutta siz tercih bila mureccihin mumkun oldugunu soylersiniz, ki bu eger tereccuh bila mureccih ile tercih bila mureccih farkini kabul etmiyorsaniz yaraticinin ispatinin yolunu kapatir.

HavasMuhasibi 11.11.25 16:26

Alıntı:

edip Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691025)
yukarida ehli sunnetin irade gorusunu verdim ki farkli gorusler de var. Mahlukatin yaratilmasi icin irade yeter sebep dediniz, peki iradenin "iradeye nisbeti esit olan 2 mumkunden birini secip digerini terk etmeye" yeter sebebi nedir? bu iradenin bizatihi kendisi olamaz, cunku iradenin iki zidda nisbeti esit diyorsunuz



Allahin varligi zorunludur. nasil bu zorunluluk Allahi aciz kilmiyor, iradenin icab yoluyla gerceklesmesi de Allahi aciz kilmiyor. Allahin sunu yaratmasi zorunluluktur demiyorum, retorik yapiyorsun. Diyorum ki, Allahin sunu yapmasi en kemal olan seydir, yaratma Allahin zati geregi var. Yaratmanin sebebi zaten olacak, fakat bu "sebep" sadece ontolojik bir illet olarak mevcut. Yoksa senin vehmettigin gibi bir gaye ve amac degil.

"niçin o mümkün, diğeri değil" sorusu artık yaratılmış aklın sınırını aşıyor... Biz iradenin "iki zıdda eşit nisbetini" zati kabiliyet açısından söyledik. Allah'ın fiili yönelişi bu eşitliği bozabilir. O yönelişin neden o tarafa olduğu sorusu, Allah'ın iradesinin ötesinde başka bir irade aramak olur ki, bu da sonsuza giden sebep zinciri doğurur. Ehli sünnet burada "O öyle diledi" der ve o noktada durur. Çünkü O’nun dileyişi, zatının bir tecellisidir. Bunun dışında bir açıklamaya da gerek yoktur.

MektepTalebesi 11.11.25 16:31

Alıntı:

edip Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691025)
yukarida ehli sunnetin irade gorusunu verdim ki farkli gorusler de var. Mahlukatin yaratilmasi icin irade yeter sebep dediniz, peki iradenin "iradeye nisbeti esit olan 2 mumkunden birini secip digerini terk etmeye" yeter sebebi nedir? bu iradenin bizatihi kendisi olamaz, cunku iradenin iki zidda nisbeti esit diyorsunuz



Allahin varligi zorunludur. nasil bu zorunluluk Allahi aciz kilmiyor, iradenin icab yoluyla gerceklesmesi de Allahi aciz kilmiyor. Allahin sunu yaratmasi zorunluluktur demiyorum, retorik yapiyorsun. Diyorum ki, Allahin sunu yapmasi en kemal olan seydir, yaratma Allahin zati geregi var. Yaratmanin sebebi zaten olacak, fakat bu "sebep" sadece ontolojik bir illet olarak mevcut. Yoksa senin vehmettigin gibi bir gaye ve amac degil.

Allah(c.c) yokluktan münezzehtir. O yüzden vardır. Başka da bir hal yok. Demogoji yapıyorsun. Allah(c.c) en iyi ne yapacağını sen mi biliyorsun? Kendi iradesine göre seçiyor yaratan. Sen direkt Allah'ın neyi niçin yaptığını tüm ayrıntısıyla bilmeyi mi amaçlıyorsun? Öyle bir şey yok.

Daha muhattap almayacağım. Çünkü demogoji yapıp mantık hatalarına kılıf buluyor.

imas 11.11.25 18:20

Alıntı:

edip Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691010)
bundan bahsetmiyorum. Allahin beni yaratmasi ve yaratmamasi, su vakitte degil de 5 sene sonra yaratmasi birbirine zit seyler. Yani yaratma ve yaratmama birbirine zit olan iki mumkun seydir. Allahin kudreti beni yaratmaya da elverisli yaratmamaya da elverisli, su vakitte degil de 5 sene sonra yaratmaya da elverisli. Bundan dolayi kudret yaratmanin meydana gelmesi icin yeterli degil, irade lazimdir diyor ehli sunnet.

Sonra bende dedim ki irade de beni yaratmaya yaratmamaya da elverisli, su vakitte degil de 5 yil sonra yaratmaya da elverisli. O zaman irade de yeterli degil iste.

Bende diyorum tereccuh bila mureccih ile tercih bila mureccih farkini kabul etmeye goturecek bir delil var mi ki?


Tercih bilamüreccih caiz olmakla beraber, tereccüh bilamüreccih muhaldir.

Bir şeyin veya şıkkın diğerine tercih edilmesi hâlinde, tercih edilen şeyin veya şıkkın tereccüh ettiğinden, meydana geldiğinden söz edilir. İşte bu tereccüh, müreccihsiz, yani tercih edici bir sebep veya zat olmaksızın olamaz.

Herhangi bir şey yapıp yapmama hususunda bir karara varmamızdan önce, söz konusu şeyin yapılması ile yapılmaması müsavidir. Yapmayı tercih ettiğimizde, işin yapılması tereccüh etmiş olur. Mesela, bir cümleyi yazdığımız takdirde cümlenin yazılması yazılmamasına tereccüh etmiştir. İşte bu tereccüh, bir müreccihe yani tercih yapan bir kâtibe delalet eder ve onsuz olamaz.

Aynen öyle de bu kâinatın varlığı gösteriyor ki, onun yaratılması, yoklukta kalmasına tereccüh etmiştir. Bu tereccühün müreccihsiz olması muhaldir. Kâinatın yaratılmasını tercih eden müreccih ise ancak ve ancak Kadîr-i Mürîd olan Allah-u Azîmüşşân’dır. Cenab-ı Hak, kâinatın var olmasını, yoklukta kalmasına tercih etmiştir. Bu -haşa- Allah’ın ihtiyacından değil, onun, lütuf ve kereminden dolayıdır.

Tercih bilamüreccih muhaldir.” kaidesini kelam âlimleri, Allah’ın varlığını ispatta kullanmışlardır. Zira bu kâinatın varlığı gösteriyor ki, onun yaratılması ve varlık âlemine çıkması, yokluğuna tercih edilmiştir. Kâinat bir zamanlar yoktu, sonradan var edildi. Bu tercihin müreccihsiz (tercih edensiz) olması ve kâinatın kendi kendine vücut bulması muhaldir.

Demek, “müreccih” kelimesinin iki farklı manası vardır. Birinci manası “tercih eden”dir. Bu manaya göre, tercih eden (müreccih) olmadan, bir şeyin varlığı, yokluğuna tercih edilemez ve o şey yok iken var olamaz.

“Müreccih” kelimesinin ikinci manası ise, “tercih ettiren sebep, özellik ve üstün sıfattır.” Kelimenin bu manasına göre, tercih ettiren bir sebep (müreccih) olmazsa, tercih caiz olur.


konuya saidi nursinin söyleminden alinti yaparak cevap verdim

bende sana bir soru sorayim,
kadere iman edenlerdenmisin?
yoksa kader yoktur her sey unsanin yaptiklariyla şekillenir diyenlerdenmisin?

edip 11.11.25 18:39

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691033)
Tercih bilamüreccih caiz olmakla beraber, tereccüh bilamüreccih muhaldir.

Bir şeyin veya şıkkın diğerine tercih edilmesi hâlinde, tercih edilen şeyin veya şıkkın tereccüh ettiğinden, meydana geldiğinden söz edilir. İşte bu tereccüh, müreccihsiz, yani tercih edici bir sebep veya zat olmaksızın olamaz.

Herhangi bir şey yapıp yapmama hususunda bir karara varmamızdan önce, söz konusu şeyin yapılması ile yapılmaması müsavidir. Yapmayı tercih ettiğimizde, işin yapılması tereccüh etmiş olur. Mesela, bir cümleyi yazdığımız takdirde cümlenin yazılması yazılmamasına tereccüh etmiştir. İşte bu tereccüh, bir müreccihe yani tercih yapan bir kâtibe delalet eder ve onsuz olamaz.

Aynen öyle de bu kâinatın varlığı gösteriyor ki, onun yaratılması, yoklukta kalmasına tereccüh etmiştir. Bu tereccühün müreccihsiz olması muhaldir. Kâinatın yaratılmasını tercih eden müreccih ise ancak ve ancak Kadîr-i Mürîd olan Allah-u Azîmüşşân’dır. Cenab-ı Hak, kâinatın var olmasını, yoklukta kalmasına tercih etmiştir. Bu -haşa- Allah’ın ihtiyacından değil, onun, lütuf ve kereminden dolayıdır.

Tercih bilamüreccih muhaldir.” kaidesini kelam âlimleri, Allah’ın varlığını ispatta kullanmışlardır. Zira bu kâinatın varlığı gösteriyor ki, onun yaratılması ve varlık âlemine çıkması, yokluğuna tercih edilmiştir. Kâinat bir zamanlar yoktu, sonradan var edildi. Bu tercihin müreccihsiz (tercih edensiz) olması ve kâinatın kendi kendine vücut bulması muhaldir.

Demek, “müreccih” kelimesinin iki farklı manası vardır. Birinci manası “tercih eden”dir. Bu manaya göre, tercih eden (müreccih) olmadan, bir şeyin varlığı, yokluğuna tercih edilemez ve o şey yok iken var olamaz.

“Müreccih” kelimesinin ikinci manası ise, “tercih ettiren sebep, özellik ve üstün sıfattır.” Kelimenin bu manasına göre, tercih ettiren bir sebep (müreccih) olmazsa, tercih caiz olur.


konuya saidi nursinin söyleminden alinti yaparak cevap verdim

bende sana bir soru sorayim,
kadere iman edenlerdenmisin?
yoksa kader yoktur her sey unsanin yaptiklariyla şekillenir diyenlerdenmisin?

said nursinin soyleminde benim soruma cevap yok, sadece tercih bila mureccihin izahati yapilmis.

kader vardir, bu hususta esari mutekellimlerle gorus ayriligim yok.

edip 11.11.25 18:52

Alıntı:

HavasMuhasibi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691028)
"niçin o mümkün, diğeri değil" sorusu artık yaratılmış aklın sınırını aşıyor... Biz iradenin "iki zıdda eşit nisbetini" zati kabiliyet açısından söyledik. Allah'ın fiili yönelişi bu eşitliği bozabilir. O yönelişin neden o tarafa olduğu sorusu, Allah'ın iradesinin ötesinde başka bir irade aramak olur ki, bu da sonsuza giden sebep zinciri doğurur. Ehli sünnet burada "O öyle diledi" der ve o noktada durur. Çünkü O’nun dileyişi, zatının bir tecellisidir. Bunun dışında bir açıklamaya da gerek yoktur.

burada yaratilmis aklin sinirini asmak diye birsey yok. aklin bizi goturdugu zorunlu sonuclar mutekellimlerin inanclariyla celisince "burada aklin sinirina geldik, mutekellimler ne dediyse onu kabul edin susun konusmayin" diyemeyiz. Vacibi ispatlarken akli delilleri kullaniyorlar, kendi hasimlarina itiraz ederken akli delilleri yine kullaniyorlar, diger dinleri tekzib ederken yine akli delilleri kullaniyorlar, fakat bu akli deliller kendi inanciyla celistiginde burada insan akli yetersizdir deyip gecistiriyorlar. Bu tutarsizlik yapiyor problemleri cozmuyor.

benim sordugum seyin ta kendisi bu iste, Allahin iradesinin 2 zidda nisbeti esit oldugu halde, irade birini terk edip digerini secemez. sen diyorsun ki, Allah ikisinden birine yonelir onu secer, iste tartisma bu zaten. Allahin kendilerine yonelip birini terk edip digerini sectigi zitlarin tahsis edicisi "irade sifati" diyor ehli sunnet. Sikinti da orada ki, iradenin iki zidda nisbeti esit oldugu takdirde, iradenin kudretten bir farki kalmiyor, secim yapamiyor, eger yapacaksa ya yeter neden ilkesi reddedilip celiskiye girilecek, yahut iki ziddan birinin digerine ruchaniyeti kabul edilmek zorunda kalinilacak bu da icabi itiraf etmeyi gerektirecek, zira iki ziddan brinin digerine ruchaniyeti digerinin secimini imkansiz kilacak.

zincire gelince, bu itibari teselsulu uskudari iddia ediyor fakat bu teselsul yine icabi gerektiriyor, cunku kendinden onceki irade her zaman ayni seyi irade ediyor. birde mesele itibari teselsulle de cozulmez zira benim sordugum kisim iradenin tallukuyla alakali tamamen.

o oyle dedi oyledir diye savunma da olmaz, cunku o oyle dedi bizde diyebiliriz. Bize gore de zaten irade var, benim sorum iradenin mahiyetiyle alakali, bu tartisma semiyyatta degil akliyyatta bitiyor.

edip 11.11.25 18:59

Alıntı:

MektepTalebesi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691029)
Allah(c.c) yokluktan münezzehtir. O yüzden vardır. Başka da bir hal yok. Demogoji yapıyorsun. Allah(c.c) en iyi ne yapacağını sen mi biliyorsun? Kendi iradesine göre seçiyor yaratan. Sen direkt Allah'ın neyi niçin yaptığını tüm ayrıntısıyla bilmeyi mi amaçlıyorsun? Öyle bir şey yok.

Daha muhattap almayacağım. Çünkü demogoji yapıp mantık hatalarına kılıf buluyor.

Allahin yokluktan munezzeh oldugunu bende soyluyorum. Demagoji yapan safsata yapan da sensin, ben Allah en iyisini yapar diyorum, mutezili degilim ben Allah baska bir mahalde kaim olan sifatla irade ediyor diyeyim. Ben Allah baskasina ait bir iradeyle mi irade ediyor dedim? neyin kafasini yasiyorsun? Birde sen konuyu tartismayi anlamamissin ki, ben Allahin fiilleirinin garazlarla ve dai ile talil edilemeyecegini soyledim zaten. Konudan uzaksin, bilmeden icine girme

imas 11.11.25 19:02

Alıntı:

edip Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691000)
tereccuh bila mureccih farkini kabul etmemiz icin hangi deliller vardir? iradenin iki zidda nisbeti esit oldugu halde ikisinden birisi arasinda yeterli sebep olmadan tercih nasil meydana gelebilir? alemin kidemine karsi ne denmelidir?

bu aradığın cevap olur mu
Tercih-i bila müreccih, iki şeyden birini diğerine tercih etmeye hiçbir sebep yok iken, o iki şeyden birini diğerine tercih etmek demektir. Bu ise, batıldır. Kadi Beydavi buyuruyor ki, alemin yaratıcısının iki olduğu kabul edilse, her iki ilahın, bütün mümkinata kudretlerinin kâfi gelmesi, müsavi [eşit] olur. Çünkü, kudreti kâfi olmak, imkanın, yani var ve yok etmenin sebebidir. Var ve yok olabilmek, yani mümkin olmak ise, bütün varlıklar arasında müşterek bir vasıftır. Buna göre, alemde hiçbir varlığın olmaması icab eder. Çünkü mevcud olacak, yaratılacak şeyin vücudunda, yaratılmasında, iki ilahtan her ikisi de tesir etmez veya biri tesir edip, diğeri tesir etmez. Her iki surette de (tercih-i bilâ müreccih) olması lazım gelir. Mümkinin [mahlukların] yaratılmasına iki ilahın tesir etmemesi olamaz. Çünkü, mümkinin var olması ve yok olması arasında bu tesir olmayınca, mümkinin yok olması lazımdır. Tercih eden olmayınca, tercih edilen de olmaz. Yani, yaratan olmayınca, yaratılan da olamaz. İkinci hal olan, mümkinin yaratılmasına iki ilahtan birinin tesir edip, diğerinin tesir etmemesi halinde, mümkinin yaratılmasının, iki yaratıcıdan her birine nispeti müsavi [eşit] olduğu için, ikisinden birinin tesiri ile yaratılması muhakkak tercih-i bila müreccihdir. Tercih-i bila müreccih ise, batıldır. Eğer, iki ilahtan her biri aynı anda tesir ederse, iki müstakil müessirin, bir eser üzerine tesir etmeleri lazım gelir. Bu ise, muhaldir. Bu şekilde, iki ilahın mümkinattan bir şey üzerine, birbirine zıt olan iki tesir ile tesir etmeleri mümkin değildir. Bunlardan anlaşılıyor ki, burada lazımın yani iki müstakil müessirin (ilahın), bir eser üzerine tesir ederek, ikisinin de tesirlerinin neticelerinin meydana gelmesi batıldır. Bunun için, melzumun yani iki ilahın her birinin aynı anda bir esere tesir etmeleri de batıldır. Şu halde, alemin Yaratıcısı iki olamaz.


buda büyuk alimlerden mehmet kırkıncı hocanin cevabi

Menü
Mehmed Kırkıncı Hocaefendi
Arama yap ...

Anasayfa/Kader Nedir?
Kader Nedir?
Tercih Bilâ Müreccih
Admin fotoğrafı Admin0 3.979 1 dakika okuma süresi

İlm-i kelâmla ilgilenen kimselere faydası olacağı kanaatiyle bu mesele üzerinde kısaca duracağız:

“Tercih bilâ müreccih câizdir.” ifâdesindeki müreccih kelimesi, “tercih ettiren sebep, vasıf, özellik, kısaca üstün sıfat mânâsında kullanılmıştır.”79

Meselâ, altından yapılmış bir kâlemin gümüş kâlemden üstün ciheti, râcih sıfatı yani tercih edilme sebebi varsa da altından yapılmış aynı marka ve özellikteki diğer bir kâlemden hiçbir üstün tarafı yoktur. Eğer “tercih bilâ müreccih” muhal olsa, bizim bu iki altın kâlemden birini tercih edemememiz gerekir. Hâlbuki aynı değer ve özellikteki bu iki kâlemden birisini cüz’î irademizle seçebiliyor ve alabiliyoruz. O halde, müreccihsiz tercih câizdir ve daima tatbik edilmektedir.

Yapılmış, meydana gelmiş şeylerde ise, tercih bilâ müreccih muhaldir. Buradaki müreccih kelimesi, tercih edici sebep veya zât, mânâsındadır. Mevcut bir eser, kendisinin var olmasını yoklukta kalmasına tercih eden bir müreccihi gösterir. O müreccih olmaksızın eserin meydana gelmesi muhaldir. İşte ilm-i kelâmdaki tercih bilâ müreccih muhaldir, ifâdesi bu kısım içindir.

“Tercih bila müreccih” caiz olmakla beraber, tereccüh bila müreccih muhaldir.

Evet, bir şeyin veya şıkkın diğerine tercih edilmesi hâlinde, tercih edilen şeyin veya şıkkın tereccüh ettiğinden, meydana geldiğinden söz edilir. İşte bu tereccüh, müreccihsiz, yâni tercih edici bir sebep veya zât olmaksızın olamaz.

Herhangi bir şey yapıp yapmama hususunda bir karara varmamızdan önce, söz konusu şeyin yapılması ile yapılmaması müsavidir. Yapmayı tercih ettiğimizde, işin yapılması tereccüh etmiş olur. Meselâ, bir cümleyi yazdığımız takdirde cümlenin yazılması yazılmamasına tereccüh etmiştir. İşte bu tereccüh, bir müreccihe yâni tercih yapan bir kâtibe delâlet eder ve onsuz olamaz.

Aynen öyle de, bu kâinatın varlığı gösteriyor ki, onun yaratılması, yoklukta kalmasına tereccüh etmiştir. Bu tereccühün müreccihsiz olması muhaldir. Kâinatın yaratılmasını tercih eden müreccih ise ancak ve ancak Kadîr-i Mürîd olan Allah-u Azîmüşşân’dır.

Cenab-ı Hak, kâinatın var olmasını, yoklukta kalmasına tercih etmiştir. Bu hâşâ; Allah’ın ihtiyacından değil, O’nun, lütuf ve kereminden dolayıdır. Bediüzzaman Hazretleri bu hakikatı şöyle ifade eder:

“Cenab-ı Hakk’ın ef’alinde, tercih edici bir garaza, bir illete ihtiyaç yoktur. Ancak tercih edici, Cenab-ı Hakk’ın ihtiyarıdır.”80

edip 11.11.25 19:19

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691038)
bu aradığın cevap olur mu
Tercih-i bila müreccih, iki şeyden birini diğerine tercih etmeye hiçbir sebep yok iken, o iki şeyden birini diğerine tercih etmek demektir. Bu ise, batıldır. Kadi Beydavi buyuruyor ki, alemin yaratıcısının iki olduğu kabul edilse, her iki ilahın, bütün mümkinata kudretlerinin kâfi gelmesi, müsavi [eşit] olur. Çünkü, kudreti kâfi olmak, imkanın, yani var ve yok etmenin sebebidir. Var ve yok olabilmek, yani mümkin olmak ise, bütün varlıklar arasında müşterek bir vasıftır. Buna göre, alemde hiçbir varlığın olmaması icab eder. Çünkü mevcud olacak, yaratılacak şeyin vücudunda, yaratılmasında, iki ilahtan her ikisi de tesir etmez veya biri tesir edip, diğeri tesir etmez. Her iki surette de (tercih-i bilâ müreccih) olması lazım gelir. Mümkinin [mahlukların] yaratılmasına iki ilahın tesir etmemesi olamaz. Çünkü, mümkinin var olması ve yok olması arasında bu tesir olmayınca, mümkinin yok olması lazımdır. Tercih eden olmayınca, tercih edilen de olmaz. Yani, yaratan olmayınca, yaratılan da olamaz. İkinci hal olan, mümkinin yaratılmasına iki ilahtan birinin tesir edip, diğerinin tesir etmemesi halinde, mümkinin yaratılmasının, iki yaratıcıdan her birine nispeti müsavi [eşit] olduğu için, ikisinden birinin tesiri ile yaratılması muhakkak tercih-i bila müreccihdir. Tercih-i bila müreccih ise, batıldır. Eğer, iki ilahtan her biri aynı anda tesir ederse, iki müstakil müessirin, bir eser üzerine tesir etmeleri lazım gelir. Bu ise, muhaldir. Bu şekilde, iki ilahın mümkinattan bir şey üzerine, birbirine zıt olan iki tesir ile tesir etmeleri mümkin değildir. Bunlardan anlaşılıyor ki, burada lazımın yani iki müstakil müessirin (ilahın), bir eser üzerine tesir ederek, ikisinin de tesirlerinin neticelerinin meydana gelmesi batıldır. Bunun için, melzumun yani iki ilahın her birinin aynı anda bir esere tesir etmeleri de batıldır. Şu halde, alemin Yaratıcısı iki olamaz.


buda büyuk alimlerden mehmet kırkıncı hocanin cevabi

Menü
Mehmed Kırkıncı Hocaefendi
Arama yap ...

Anasayfa/Kader Nedir?
Kader Nedir?
Tercih Bilâ Müreccih
Admin fotoğrafı Admin0 3.979 1 dakika okuma süresi

İlm-i kelâmla ilgilenen kimselere faydası olacağı kanaatiyle bu mesele üzerinde kısaca duracağız:

“Tercih bilâ müreccih câizdir.” ifâdesindeki müreccih kelimesi, “tercih ettiren sebep, vasıf, özellik, kısaca üstün sıfat mânâsında kullanılmıştır.”79

Meselâ, altından yapılmış bir kâlemin gümüş kâlemden üstün ciheti, râcih sıfatı yani tercih edilme sebebi varsa da altından yapılmış aynı marka ve özellikteki diğer bir kâlemden hiçbir üstün tarafı yoktur. Eğer “tercih bilâ müreccih” muhal olsa, bizim bu iki altın kâlemden birini tercih edemememiz gerekir. Hâlbuki aynı değer ve özellikteki bu iki kâlemden birisini cüz’î irademizle seçebiliyor ve alabiliyoruz. O halde, müreccihsiz tercih câizdir ve daima tatbik edilmektedir.

Yapılmış, meydana gelmiş şeylerde ise, tercih bilâ müreccih muhaldir. Buradaki müreccih kelimesi, tercih edici sebep veya zât, mânâsındadır. Mevcut bir eser, kendisinin var olmasını yoklukta kalmasına tercih eden bir müreccihi gösterir. O müreccih olmaksızın eserin meydana gelmesi muhaldir. İşte ilm-i kelâmdaki tercih bilâ müreccih muhaldir, ifâdesi bu kısım içindir.

“Tercih bila müreccih” caiz olmakla beraber, tereccüh bila müreccih muhaldir.

Evet, bir şeyin veya şıkkın diğerine tercih edilmesi hâlinde, tercih edilen şeyin veya şıkkın tereccüh ettiğinden, meydana geldiğinden söz edilir. İşte bu tereccüh, müreccihsiz, yâni tercih edici bir sebep veya zât olmaksızın olamaz.

Herhangi bir şey yapıp yapmama hususunda bir karara varmamızdan önce, söz konusu şeyin yapılması ile yapılmaması müsavidir. Yapmayı tercih ettiğimizde, işin yapılması tereccüh etmiş olur. Meselâ, bir cümleyi yazdığımız takdirde cümlenin yazılması yazılmamasına tereccüh etmiştir. İşte bu tereccüh, bir müreccihe yâni tercih yapan bir kâtibe delâlet eder ve onsuz olamaz.

Aynen öyle de, bu kâinatın varlığı gösteriyor ki, onun yaratılması, yoklukta kalmasına tereccüh etmiştir. Bu tereccühün müreccihsiz olması muhaldir. Kâinatın yaratılmasını tercih eden müreccih ise ancak ve ancak Kadîr-i Mürîd olan Allah-u Azîmüşşân’dır.

Cenab-ı Hak, kâinatın var olmasını, yoklukta kalmasına tercih etmiştir. Bu hâşâ; Allah’ın ihtiyacından değil, O’nun, lütuf ve kereminden dolayıdır. Bediüzzaman Hazretleri bu hakikatı şöyle ifade eder:

“Cenab-ı Hakk’ın ef’alinde, tercih edici bir garaza, bir illete ihtiyaç yoktur. Ancak tercih edici, Cenab-ı Hakk’ın ihtiyarıdır.”80

kadi beydavi rahimehullahin delili burhani temanu tevhidin ispatinda ince bir delil olmakla beraber ilahi irade ile ilgili degil. tavaliul envarda meseleye deginiliyor fakat muteahhir filozoflarin bunlara cevaplari var.

"Meselâ, altından yapılmış bir kâlemin gümüş kâlemden üstün ciheti, râcih sıfatı yani tercih edilme sebebi varsa da altından yapılmış aynı marka ve özellikteki diğer bir kâlemden hiçbir üstün tarafı yoktur. Eğer “tercih bilâ müreccih” muhal olsa, bizim bu iki altın kâlemden birini tercih edemememiz gerekir. Hâlbuki aynı değer ve özellikteki bu iki kâlemden birisini cüz’î irademizle seçebiliyor ve alabiliyoruz. O halde, müreccihsiz tercih câizdir ve daima tatbik edilmektedir."

bu kilit nokta tam olarak bunu soruyorum zaten, mutekelliminin delili kendisini aslan kovalayan bir adamin iki yol agzina gelince birbirine nisbeti esit olan iki yoldan birini mureccihsiz "saik veya herhangi bir dai" tercih etmesi. veya firindan cikan 2 ayni ekmegin mureccihsiz tercihi.

fakat problem su ki, bizim bu kimsede mureccih gormememiz, veya bir mureccihin varligini bilmememiz onun yoklugunu nicin gostersin? bu gun psikolojik determinizm bu argumani kabul etmiyor, ki curcani de iradenin kendine mahsus zatiyyati icabla iki ziddan birini tahsis eder fakat bu icab irade sifatini iptal etmez diyor.

Koca 11.11.25 19:26

@[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Merhabâ cân :) Tanrı senden râzî olsun :) Sağ ol var ol :) Lutfen İslâm filozofisi ile ilgili daha çok konu aç...Zihnî derinleşmenin ve genişlemenin tek yolu çok boyutluluktur...İslâm dunyâsında,15. yüz yılın başına dek üstün konumlu olan filozofi yeniden üstün konumlu yapılmalıdır...Saygılar,sevgiler :)

imas 11.11.25 19:37

Alıntı:

edip Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691039)
kadi beydavi rahimehullahin delili burhani temanu tevhidin ispatinda ince bir delil olmakla beraber ilahi irade ile ilgili degil. tavaliul envarda meseleye deginiliyor fakat muteahhir filozoflarin bunlara cevaplari var.

"Meselâ, altından yapılmış bir kâlemin gümüş kâlemden üstün ciheti, râcih sıfatı yani tercih edilme sebebi varsa da altından yapılmış aynı marka ve özellikteki diğer bir kâlemden hiçbir üstün tarafı yoktur. Eğer “tercih bilâ müreccih” muhal olsa, bizim bu iki altın kâlemden birini tercih edemememiz gerekir. Hâlbuki aynı değer ve özellikteki bu iki kâlemden birisini cüz’î irademizle seçebiliyor ve alabiliyoruz. O halde, müreccihsiz tercih câizdir ve daima tatbik edilmektedir."

bu kilit nokta tam olarak bunu soruyorum zaten, mutekelliminin delili kendisini aslan kovalayan bir adamin iki yol agzina gelince birbirine nisbeti esit olan iki yoldan birini mureccihsiz "saik veya herhangi bir dai" tercih etmesi. veya firindan cikan 2 ayni ekmegin mureccihsiz tercihi.

fakat problem su ki, bizim bu kimsede mureccih gormememiz, veya bir mureccihin varligini bilmememiz onun yoklugunu nicin gostersin? bu gun psikolojik determinizm bu argumani kabul etmiyor, ki curcani de iradenin kendine mahsus zatiyyati icabla iki ziddan birini tahsis eder fakat bu icab irade sifatini iptal etmez diyor.

şunuda unutma islamiyet teslimiyet dinidir bazi zaman bazi yerlerde kalbe şüphe düserse veya sorgulama sonucunda akıl ve nefis agir basacaksa o sorgulamadan vazgecip Allaha ve onun dediğine teslim olmakta hayır vardir, çünku bazı yerde akıl bazi durumlari çözemez o çözulmeyen durumda işe mantik karisirsa terazi bozulur, terazinin bozulmasi imana ve ihlasa leke getirir o lekeye mahal vermemekte fayda vardir, iste orası teslimiyettir...

imas 11.11.25 19:42

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691044)
şunuda unutma islamiyet teslimiyet dinidir bazi zaman bazi yerlerde kalbe şüphe düserse veya sorgulama sonucunda akıl ve nefis agir basacaksa o sorgulamadan vazgecip Allaha ve onun dediğine teslim olmakta hayır vardir, çünku bazı yerde akıl bazi durumlari çözemez o çözulmeyen durumda işe mantik karisirsa terazi bozulur, terazinin bozulmasi imana ve ihlasa leke getirir o lekeye mahal vermemekte fayda vardir, iste orası teslimiyettir...

MÜRECCİH: tercih eden; tercih ettiren sebep
BİLA MÜRECCİH: tercih eden olmadan
EMRİ İTİBARİ: hakikatte varlığı olmayan fakat var kabul edilen şeyler
KESB-İ İNSANİ: insanın iradesi
MÛCİB: gerekli kılan
USUL-U KELAM: kelam ilminin usulü
HEDMETMEK: bozmak
MUHAL: imkânsız
RÜCHANİYET: tercih ediliş

edip 11.11.25 19:47

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691044)
şunuda unutma islamiyet teslimiyet dinidir bazi zaman bazi yerlerde kalbe şüphe düserse veya sorgulama sonucunda akıl ve nefis agir basacaksa o sorgulamadan vazgecip Allaha ve onun dediğine teslim olmakta hayır vardir, çünku bazı yerde akıl bazi durumlari çözemez o çözulmeyen durumda işe mantik karisirsa terazi bozulur, terazinin bozulmasi imana ve ihlasa leke getirir o lekeye mahal vermemekte fayda vardir, iste orası teslimiyettir...

Allah sadiksaniz delilinizi getirin diyor. Biz isimize gelen yerde akli kabul edip, isimize gelmeyen yerde akli reddedersek bu ikiyuzluluk ve celiski olur. Aklin mahiyeti halkin anladigi gibi, sagduyu ve sezgi degildir. Kiyasin sartlari ve bilgi verdigi durumlar besbellidir. Kesin olanda suphe etmeyip kabul etmek gerek. Yoksa bir hristiyan ile Musluman arasinda fark kalmaz.

imas 11.11.25 20:15

Alıntı:

edip Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691046)
Allah sadiksaniz delilinizi getirin diyor. Biz isimize gelen yerde akli kabul edip, isimize gelmeyen yerde akli reddedersek bu ikiyuzluluk ve celiski olur. Aklin mahiyeti halkin anladigi gibi, sagduyu ve sezgi degildir. Kiyasin sartlari ve bilgi verdigi durumlar besbellidir. Kesin olanda suphe etmeyip kabul etmek gerek. Yoksa bir hristiyan ile Musluman arasinda fark kalmaz.

iste bizde o kıyas yapacak rey ilmi olmadigi icin, bazi yerler bizi şüpheye düşurur, kaderin delilini getirmek zordur, o yüzden hz peygamber kaderi fazla kurcalamayin diyor,çok kurcalanirsa iste şimdiki genclik gibi delete düşmek çok kolaylasir,
ben burada 2 örnek versem çok kişi delalete düser...

MektepTalebesi 11.11.25 21:27

Alıntı:

edip Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691037)
Allahin yokluktan munezzeh oldugunu bende soyluyorum. Demagoji yapan safsata yapan da sensin, ben Allah en iyisini yapar diyorum, mutezili degilim ben Allah baska bir mahalde kaim olan sifatla irade ediyor diyeyim. Ben Allah baskasina ait bir iradeyle mi irade ediyor dedim? neyin kafasini yasiyorsun? Birde sen konuyu tartismayi anlamamissin ki, ben Allahin fiilleirinin garazlarla ve dai ile talil edilemeyecegini soyledim zaten. Konudan uzaksin, bilmeden icine girme

Ben seni çok yanlış anlamışım, affet.

Alıntı:

edip Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691039)
kadi beydavi rahimehullahin delili burhani temanu tevhidin ispatinda ince bir delil olmakla beraber ilahi irade ile ilgili degil. tavaliul envarda meseleye deginiliyor fakat muteahhir filozoflarin bunlara cevaplari var.

"Meselâ, altından yapılmış bir kâlemin gümüş kâlemden üstün ciheti, râcih sıfatı yani tercih edilme sebebi varsa da altından yapılmış aynı marka ve özellikteki diğer bir kâlemden hiçbir üstün tarafı yoktur. Eğer “tercih bilâ müreccih” muhal olsa, bizim bu iki altın kâlemden birini tercih edemememiz gerekir. Hâlbuki aynı değer ve özellikteki bu iki kâlemden birisini cüz’î irademizle seçebiliyor ve alabiliyoruz. O halde, müreccihsiz tercih câizdir ve daima tatbik edilmektedir."

bu kilit nokta tam olarak bunu soruyorum zaten, mutekelliminin delili kendisini aslan kovalayan bir adamin iki yol agzina gelince birbirine nisbeti esit olan iki yoldan birini mureccihsiz "saik veya herhangi bir dai" tercih etmesi. veya firindan cikan 2 ayni ekmegin mureccihsiz tercihi.

fakat problem su ki, bizim bu kimsede mureccih gormememiz, veya bir mureccihin varligini bilmememiz onun yoklugunu nicin gostersin? bu gun psikolojik determinizm bu argumani kabul etmiyor, ki curcani de iradenin kendine mahsus zatiyyati icabla iki ziddan birini tahsis eder fakat bu icab irade sifatini iptal etmez diyor.

Bu örnekler problemi anlamak için olabilir lakin 2 tane farklı kalemden bahsediliyorsa bunların markaları yapılış maddeleri ve işlevleri aynı olsa bile konumunun farklı olması gerekiyor. Bir insan konumunun farklı olmasından dahi etkilenebilir. Mesela birinin sağ tarafa meyili varsa hep sağ olanı seçiyorsa kalemlerden de kendine göre sağ taraftakini alması sürpriz olmaz(bilinç altındaki sebepler). Aslandan kaçan adam için de öyle, iki ekmek arasında seçim yapmak için de öyle. İnsanın tamamen aynı olan iki nisbette seçim yapmayı aklı alır mı? Bir insan böyle bir tercih yapmak zorunda kalmış mı ki? Bir insana bir konu hiç nisbetiyle eşit uzaklıkta olmuş mu ki bunu anlamlandırsın? Mesela doğuştan kör bir insan görmenin nasıl bir şey olduğunu hiçbir zaman bilemez. Bir insan da tamamen nisbeti aynı olan iki konuda hiç karar vermiş ki olayı çözmeye çalışacak. Çözmeye çalışması ne kadar doğru?

Alıntı:

MektepTalebesi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691051)
Ben seni çok yanlış anlamışım, affet.



Bu örnekler problemi anlamak için olabilir lakin 2 tane farklı kalemden bahsediliyorsa bunların markaları yapılış maddeleri ve işlevleri aynı olsa bile konumunun farklı olması gerekiyor. Bir insan konumunun farklı olmasından dahi etkilenebilir. Mesela birinin sağ tarafa meyili varsa hep sağ olanı seçiyorsa kalemlerden de kendine göre sağ taraftakini alması sürpriz olmaz(bilinç altındaki sebepler). Aslandan kaçan adam için de öyle, iki ekmek arasında seçim yapmak için de öyle. İnsanın tamamen aynı olan iki nisbette seçim yapmayı aklı alır mı? Bir insan böyle bir tercih yapmak zorunda kalmış mı ki? Bir insana bir konu hiç nisbetiyle eşit uzaklıkta olmuş mu ki bunu anlamlandırsın? Mesela doğuştan kör bir insan görmenin nasıl bir şey olduğunu hiçbir zaman bilemez. Bir insan da tamamen nisbeti aynı olan iki konuda hiç karar vermiş ki olayı çözmeye çalışacak. Çözmeye çalışması ne kadar doğru?

Seni yanlış anlamam tamamen benim hatam

edip 12.11.25 00:36

Alıntı:

MektepTalebesi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691051)
Ben seni çok yanlış anlamışım, affet.



Bu örnekler problemi anlamak için olabilir lakin 2 tane farklı kalemden bahsediliyorsa bunların markaları yapılış maddeleri ve işlevleri aynı olsa bile konumunun farklı olması gerekiyor. Bir insan konumunun farklı olmasından dahi etkilenebilir. Mesela birinin sağ tarafa meyili varsa hep sağ olanı seçiyorsa kalemlerden de kendine göre sağ taraftakini alması sürpriz olmaz(bilinç altındaki sebepler). Aslandan kaçan adam için de öyle, iki ekmek arasında seçim yapmak için de öyle. İnsanın tamamen aynı olan iki nisbette seçim yapmayı aklı alır mı? Bir insan böyle bir tercih yapmak zorunda kalmış mı ki? Bir insana bir konu hiç nisbetiyle eşit uzaklıkta olmuş mu ki bunu anlamlandırsın? Mesela doğuştan kör bir insan görmenin nasıl bir şey olduğunu hiçbir zaman bilemez. Bir insan da tamamen nisbeti aynı olan iki konuda hiç karar vermiş ki olayı çözmeye çalışacak. Çözmeye çalışması ne kadar doğru?



Seni yanlış anlamam tamamen benim hatam

iste senin elestirdigin sey mutekelliminin delili... iki ziddan birinin digerine ruchaniyeti fazla olsa, fazla olanin tercih edilmesi mecburi hale geliyor.

MektepTalebesi 12.11.25 08:00

Alıntı:

edip Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691055)
iste senin elestirdigin sey mutekelliminin delili... iki ziddan birinin digerine ruchaniyeti fazla olsa, fazla olanin tercih edilmesi mecburi hale geliyor.

Ruchaniyeti veren Allah Tealadır. Allah Teala iki durum karşısında ruchaniyeti olana öncelik vermez. Yaratacağı durum ruchaniyettir. Herhangi bir varlığın veya bir durumun değeri veya ruhcaniyeti Allah(c.c) bağlıdır. Allah (c.c) ikisini de yapabilir. Kudreti ikisine de yeter. Bir durumu yaratması diğerine göre daha güç değil.

İşte aklın sınırlarından bahsediyorum. Mesela ben hayatımda hiç yeşil bir fil görmedim. Lakin fili ve niteledeğim yeşil rengini gördüğüm için bunu sentezleyebilirim. Mesela bunları yazmam bile beynimdeki bir dizi elektriksel ve kimyasal reaksiyon nedeniyle oluyor. Nedenselliği de aklım alıyor ve gözlemliyorum ve nedensellikle ilgi fikir sentezi yapabilirim. Lakin bana hiçbir zaman nisbet bakımından iki kavram tamamen eşit olmadı. Bunu algılayamadım. Bununla ilgili bir sentez yapamam. İki şeyin nisbet bakımından tamamen eşit olduğu bir senaryoyu benim aklım almaz. Çünkü böyle bir deneyimim yok. Eğer iki şey birbirine tamamen eşitse o iki şey değil tek bir şeydir(insan için). "İnsanın aklını aşıyor" denmesinin temel sebebi budur. Kör bir aklı reddediş değil, aklın sınırını aşmasından mütevellit kavrayamadığımız bir durum. Akıl kıyas yapar. Bilmediğini nasıl kıyas yapacak?

HavasMuhasibi 12.11.25 09:11

Alıntı:

edip Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691036)
burada yaratilmis aklin sinirini asmak diye birsey yok. aklin bizi goturdugu zorunlu sonuclar mutekellimlerin inanclariyla celisince "burada aklin sinirina geldik, mutekellimler ne dediyse onu kabul edin susun konusmayin" diyemeyiz. Vacibi ispatlarken akli delilleri kullaniyorlar, kendi hasimlarina itiraz ederken akli delilleri yine kullaniyorlar, diger dinleri tekzib ederken yine akli delilleri kullaniyorlar, fakat bu akli deliller kendi inanciyla celistiginde burada insan akli yetersizdir deyip gecistiriyorlar. Bu tutarsizlik yapiyor problemleri cozmuyor.

benim sordugum seyin ta kendisi bu iste, Allahin iradesinin 2 zidda nisbeti esit oldugu halde, irade birini terk edip digerini secemez. sen diyorsun ki, Allah ikisinden birine yonelir onu secer, iste tartisma bu zaten. Allahin kendilerine yonelip birini terk edip digerini sectigi zitlarin tahsis edicisi "irade sifati" diyor ehli sunnet. Sikinti da orada ki, iradenin iki zidda nisbeti esit oldugu takdirde, iradenin kudretten bir farki kalmiyor, secim yapamiyor, eger yapacaksa ya yeter neden ilkesi reddedilip celiskiye girilecek, yahut iki ziddan birinin digerine ruchaniyeti kabul edilmek zorunda kalinilacak bu da icabi itiraf etmeyi gerektirecek, zira iki ziddan brinin digerine ruchaniyeti digerinin secimini imkansiz kilacak.

zincire gelince, bu itibari teselsulu uskudari iddia ediyor fakat bu teselsul yine icabi gerektiriyor, cunku kendinden onceki irade her zaman ayni seyi irade ediyor. birde mesele itibari teselsulle de cozulmez zira benim sordugum kisim iradenin tallukuyla alakali tamamen.

o oyle dedi oyledir diye savunma da olmaz, cunku o oyle dedi bizde diyebiliriz. Bize gore de zaten irade var, benim sorum iradenin mahiyetiyle alakali, bu tartisma semiyyatta degil akliyyatta bitiyor.


O öyle dedi bu böyle dedi diye savunma yapan kim kardeşim?
Konuyu bilinçli biçimde manipüle ediyorsunuz.

Bu da bir sınavdır, Elhamdülillah...
Fakat açıkça görülüyor ki bu tartışma bir şeyi öğrenmek veya anlamak için değil, nefsinizin tatmininden ibaret.

Rahman, Enbiya suresi 23ncü ayetinde "Allah yapacağından sual olunmaz. Onlar ise sual olunur." buyurur.

Siz kim oluyorsunuz da Allahü Zül Celal'in iradesini mahlukatın ölçüsüne indirgiyorsunuz?

Ehli sünnet sınırını çizmişken, siz hangi hakla o sınırı aşıyorsunuz?
Unutmayın, Ehli sünnet iradeyi "illete" değil, doğrudan "Zat"a dayandırmaktadır. Bu yüzden sınırda kalmıştır. Zira o sınır, kulluğun sınırıdır.

Siz nesiniz? Kul. Kölesiniz yani.
Köle ne yapar? Efendisine teslim olur.
Teslimiyetin kadar karşılığın verilir.
Bizim inancımız budur.

İslam, her şeyin akılla çözülebileceğini iddia etmez.
Aksine, aklın bir noktada aciz kalacağını defalarca belirtir.

Taha suresi 110ncu ayette Rabbimiz "O, onların önlerindekini ve arkalarında kalanı bilir, onlar O'nun ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar." buyrulur.

Ve son olarak Yasin Suresinde şöyle buyrulur;
"KUN FE YEKUN" OL DER, OLUR.



MektepTalebesi 12.11.25 09:21

Alıntı:

edip Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691055)
iste senin elestirdigin sey mutekelliminin delili... iki ziddan birinin digerine ruchaniyeti fazla olsa, fazla olanin tercih edilmesi mecburi hale geliyor.

Eğer Allah (c.c) iki durumla ilgili yaratma kararı verirken ruchaniyeti yüksek olanı yaratır denirse ruchaniyet kavramı Allah(c.c)'tan bağımsız hale getirilmiş olur. Bütün her şey gibi kavramlar da yaratılmış olduğu için bu bir mantık hatasıdır. Her şey Allah'a(c.c)bağımlı olmak zorundadır lakin o hiçbir şeye bağımlı değildir. Herhangi bir duruma ruchaniyet veren odur. Yani o durumun önceliği olduğu için o durum yaratılmaz. O duruma Allah(c.c) öncelik verdiği için o durum yaratılır.

edip 12.11.25 16:25

Alıntı:

HavasMuhasibi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691068)
O öyle dedi bu böyle dedi diye savunma yapan kim kardeşim?
Konuyu bilinçli biçimde manipüle ediyorsunuz.

Bu da bir sınavdır, Elhamdülillah...
Fakat açıkça görülüyor ki bu tartışma bir şeyi öğrenmek veya anlamak için değil, nefsinizin tatmininden ibaret.

Rahman, Enbiya suresi 23ncü ayetinde "Allah yapacağından sual olunmaz. Onlar ise sual olunur." buyurur.

Siz kim oluyorsunuz da Allahü Zül Celal'in iradesini mahlukatın ölçüsüne indirgiyorsunuz?

Ehli sünnet sınırını çizmişken, siz hangi hakla o sınırı aşıyorsunuz?
Unutmayın, Ehli sünnet iradeyi "illete" değil, doğrudan "Zat"a dayandırmaktadır. Bu yüzden sınırda kalmıştır. Zira o sınır, kulluğun sınırıdır.

Siz nesiniz? Kul. Kölesiniz yani.
Köle ne yapar? Efendisine teslim olur.
Teslimiyetin kadar karşılığın verilir.
Bizim inancımız budur.

İslam, her şeyin akılla çözülebileceğini iddia etmez.
Aksine, aklın bir noktada aciz kalacağını defalarca belirtir.

Taha suresi 110ncu ayette Rabbimiz "O, onların önlerindekini ve arkalarında kalanı bilir, onlar O'nun ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar." buyrulur.

Ve son olarak Yasin Suresinde şöyle buyrulur;
"KUN FE YEKUN" OL DER, OLUR.



manipule eden yok, soru sordum cevap bekledim o sure zarfinda yanlis anlasilmalar oldu onlari izah ettik. Ehli sunnet iradeyi zata baglamiyor, zata baglayan messailer. irade zattan zorunlu olarak kaynaklaniyor diyen benim, ehli sunnet irade zattan zorunlu olarak kaynaklanmiyor, iradeden rastgele kaynaklaniyor diyor. Curcani ise serhul mevakifta iradenin Allahin zatindan degil, iradesinden zorunlu olarak kaynaklandigini soyluyor. Ehli sunnet deyince kast ettigim sey esariler ve maturidiler, mutekellim dedigimde mutezilileri de katiyorum isin icine. Onların cizdigi sinira niye bagli kalayim ben kendim diyorum esari maturidi degilim, messailerin gorusunun dogru oldugu kanaatindeyim. Ayrica ayet getirip beni sanki mulhidmisim, nasslara muhalifmisim gibi lanse ediyorsunuz, ehli sunnetin de, mutezilenin de, messailerin de ittifak ettigi bir gercek vardir ki, aklen imkansiz olana nakli delil getirilmez. Nakille akil catisinca akil nakle mukaddem olur burada zaten ittifak halindeyiz. benim yukarida da cok defa belirttigim gibi irade tartismasi semiyyatta degil akliyyatta kilitlenen bir mevzu.

aklin her seyi kavrayamayacagi mevzusuna gelince. kiyasin 4 turu var, ve kesin bilgi veren kiyasta hicbir suphe olamaz. eger kesin akli hakikatleri falanca mezhebin gorusune aykiri diye reddedeceksek bu hakkin hakikatin ustunu ortup taassub yapmak olur. Ki bu hakki hakikati inkar etmenin ta kendisidir.

insan aklinin sinirlari vardir, ki bu kiyasin kesin sonuc vermeyecegi mukaddimelerden olusuyor. fakat ilahi irade tartismasinda biz muaallakta kalan birsey gormuyoruz akli deliller acik secik verilmis ve muhakkik alimler tarafinca da tartisilmis. konu basindan beri cok dagildi, benim kisaca sorum tereccuh bila mureccih ile tercih bila mureccih farkini neden kabul edelim? ve ehli sunnetin meshur delili olan aslandan kacanin birbirine nisbeti esit iki yoldan birini tercih ettiginde neden onun mureccihinde bir saikin olmadigini soyleyelimdi.

ben Allah ol der olmaz mi dedim ki, Allah ol der olur gibi nasslarla imalarda bulunuyorsunuz? bunlar ilim meclislerine yakismayan seyler.

ayrica ehli sunnet, istiva, yed, vech, unutkanlik ve Allah hakkinda cihet belirten nasslari aklen imkansiz olusundan oturu reddediyor. Yani beni bununla elestirip bu mezhebe teslim olacaksin diyorsunuz, ve bu teslimiyeti sanki mezhebe olan teslimiyet degil de, islama olan teslimiyet gibi lanse ediyorsunuz. ehli sunnet zahirinde tesbih ve tecsimle varid olan nasslari aklen imkansiz olusundan oturu tevil eder. ki zaten tevil edilmesi gerekiyor, aksi halde tutarsizlik ve celiski ortaya cikar.

edip 12.11.25 16:30

Alıntı:

MektepTalebesi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691066)
Ruchaniyeti veren Allah Tealadır. Allah Teala iki durum karşısında ruchaniyeti olana öncelik vermez. Yaratacağı durum ruchaniyettir. Herhangi bir varlığın veya bir durumun değeri veya ruhcaniyeti Allah(c.c) bağlıdır. Allah (c.c) ikisini de yapabilir. Kudreti ikisine de yeter. Bir durumu yaratması diğerine göre daha güç değil.

İşte aklın sınırlarından bahsediyorum. Mesela ben hayatımda hiç yeşil bir fil görmedim. Lakin fili ve niteledeğim yeşil rengini gördüğüm için bunu sentezleyebilirim. Mesela bunları yazmam bile beynimdeki bir dizi elektriksel ve kimyasal reaksiyon nedeniyle oluyor. Nedenselliği de aklım alıyor ve gözlemliyorum ve nedensellikle ilgi fikir sentezi yapabilirim. Lakin bana hiçbir zaman nisbet bakımından iki kavram tamamen eşit olmadı. Bunu algılayamadım. Bununla ilgili bir sentez yapamam. İki şeyin nisbet bakımından tamamen eşit olduğu bir senaryoyu benim aklım almaz. Çünkü böyle bir deneyimim yok. Eğer iki şey birbirine tamamen eşitse o iki şey değil tek bir şeydir(insan için). "İnsanın aklını aşıyor" denmesinin temel sebebi budur. Kör bir aklı reddediş değil, aklın sınırını aşmasından mütevellit kavrayamadığımız bir durum. Akıl kıyas yapar. Bilmediğini nasıl kıyas yapacak?

kardesim Allah ruchaniyet vermiyor, bastan beri bunu konusuyoruz, Allahin birine yonelmesi rastgele olamaz tercih bila mureccih imkansiz oldugu icin. Allahin kudreti bunu su vakitte yaratmaya da yetiyor, 5 yil sonra yaratmaya da yetiyor, kudret bunun su vakitte yaratilmasini gerektirmiyor. Bundan dolayi ehli sunnet irade diye bir ek sifat daha olacak, bu sifat yaratmayi yaratmamaya, su vakitte yaratmayi su vakitte yaratmaya, soyle yaratmayip da soyle yaratmaya tahsis edici olacak diyor. FAkat bu irade sifati da kudretten farksiz olarak ayni sekilde iki zidda da esit nisbette taalluk ediyor. Bu da iki ziddan birini terk edip digerini secmek icin yeterli sebep degil diyorum bende.

Eger dersen ki, irade iki zidda esit nisbette oldugu halde, hicbir yeterli sebep olmadan, zidlardan birinin digerine ruchaniyeti olmadan tamamen rastgelelikle biri tercih edildi. Bu halde sen ehli sunnete de muhalif oluyorsun, cunku bu zaman irade sifatina gerek kalmiyor, kudret bile yeterli oluyor ayrica bunu kabul ettigin zaman once acikladigim gibi Allahi ispatlamanin yolu kapaniyor, eger tercih bila mureccih muhal degilse, mumkunler varliginde bir tercih ettiriciye ve illete muhtac olmazdi, yani kendi kendine var olmus olabilirdi. Bu ise dinin temelini sarsiyor. Dini sadee salt delilsiz bir inanc haline ceviriyor. Bu zaman hristiyanlikla Islam arasinda hicbir fark kalmaz.

MektepTalebesi 12.11.25 17:33

Alıntı:

edip Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691111)
kardesim Allah ruchaniyet vermiyor, bastan beri bunu konusuyoruz, Allahin birine yonelmesi rastgele olamaz tercih bila mureccih imkansiz oldugu icin. Allahin kudreti bunu su vakitte yaratmaya da yetiyor, 5 yil sonra yaratmaya da yetiyor, kudret bunun su vakitte yaratilmasini gerektirmiyor. Bundan dolayi ehli sunnet irade diye bir ek sifat daha olacak, bu sifat yaratmayi yaratmamaya, su vakitte yaratmayi su vakitte yaratmaya, soyle yaratmayip da soyle yaratmaya tahsis edici olacak diyor. FAkat bu irade sifati da kudretten farksiz olarak ayni sekilde iki zidda da esit nisbette taalluk ediyor. Bu da iki ziddan birini terk edip digerini secmek icin yeterli sebep degil diyorum bende.

Eger dersen ki, irade iki zidda esit nisbette oldugu halde, hicbir yeterli sebep olmadan, zidlardan birinin digerine ruchaniyeti olmadan tamamen rastgelelikle biri tercih edildi. Bu halde sen ehli sunnete de muhalif oluyorsun, cunku bu zaman irade sifatina gerek kalmiyor, kudret bile yeterli oluyor ayrica bunu kabul ettigin zaman once acikladigim gibi Allahi ispatlamanin yolu kapaniyor, eger tercih bila mureccih muhal degilse, mumkunler varliginde bir tercih ettiriciye ve illete muhtac olmazdi, yani kendi kendine var olmus olabilirdi. Bu ise dinin temelini sarsiyor. Dini sadee salt delilsiz bir inanc haline ceviriyor. Bu zaman hristiyanlikla Islam arasinda hicbir fark kalmaz.

"]kardesim Allah ruchaniyet vermiyor, bastan beri bunu konusuyoruz, Allahin birine yonelmesi rastgele olamaz tercih bila mureccih imkansiz oldugu icin."

şunu boşuna demedim:

"bana hiçbir zaman nisbet bakımından iki kavram tamamen eşit olmadı. Bunu algılayamadım. Bununla ilgili bir sentez yapamam. İki şeyin nisbet bakımından tamamen eşit olduğu bir senaryoyu benim aklım almaz. Çünkü böyle bir deneyimim yok. Eğer iki şey birbirine tamamen eşitse o iki şey değil tek bir şeydir(insan için)."

İnsanın aklının sınırını aşıyor bu durum. İnsan böyle bir şey düşünemiyor. O yüzden aklın durması gereken nokta burasıdır. "yeterli sebep yok" diyorsun, sen aklının sınırını aşan bir konuda hüküm veriyorsun.

"Eger dersen ki, irade iki zidda esit nisbette oldugu halde, hicbir yeterli sebep olmadan, zidlardan birinin digerine ruchaniyeti olmadan tamamen rastgelelikle biri tercih edildi. Bu halde sen ehli sunnete de muhalif oluyorsun, cunku bu zaman irade sifatina gerek kalmiyor, kudret bile yeterli oluyor ayrica bunu kabul ettigin zaman once acikladigim gibi Allahi ispatlamanin yolu kapaniyor, eger tercih bila mureccih muhal degilse, mumkunler varliginde bir tercih ettiriciye ve illete muhtac olmazdi, yani kendi kendine var olmus olabilirdi. Bu ise dinin temelini sarsiyor. Dini sadee salt delilsiz bir inanc haline ceviriyor. Bu zaman hristiyanlikla Islam arasinda hicbir fark kalmaz."

Allah(c.c) iradeyle tercih eder, kudreti her duruma yeter.

" eger tercih bila mureccih muhal degilse, mumkunler varliginde bir tercih ettiriciye ve illete muhtac olmazdi, yani kendi kendine var olmus olabilirdi. Bu ise dinin temelini sarsiyor."

Mümkünlere her zaman tercih ettirici sebepler vardır. Ben de sana bunu anlatmaya çalışıyorum. İnsana hiçbir zaman iki tercih, tercih ettiricilik bakımından birbirine eşit olmadı. Böyle bir durum aklın sınırını aşar çünkü akıl kıyas yapar. Bilmediğini nasıl kıyaslayacak? İnsan için 2 durum birbirine tamamen eşse o durum 2 kavram değil, 1 kavramdır. Lakin her şey gibi "ruchaniyet, öncelik" kavramları da yaratılmış olduğu için, yaratılmışlarla yaratıcının kuralları belirlenemez.

O zaman senin iddian şuna geliyor: Ruchaniyet kavramı ezelden beri vardı, Allah(c.c) buna göre yaratır.

O zaman ruchaniyet kavramını Allah(c.c) zatından bağımsız hale getirdin. Allah (c.c) kendi zatının dışında bir duruma veya bir varlığa ezeliyet yüklemek şirktir. Başka açıklaması yoktur. Senin yaptığın hata yaratılmış kavramlarla yaratma olayını anlamak. Lakin bu imkansızdır.

Senin en büyük hataların şunlar: Aklın sınırlarını bilmemek, Allah(c.c) dışında herhangi bir şeye ezeliyet yüklemek.

Seni yanlış anladığımı düşünerek af dilemiştim lakin ben seni gayet doğru anlamışım. Özrümü geri alıyorum.

edip 12.11.25 19:17

Alıntı:

MektepTalebesi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691115)
"]kardesim Allah ruchaniyet vermiyor, bastan beri bunu konusuyoruz, Allahin birine yonelmesi rastgele olamaz tercih bila mureccih imkansiz oldugu icin."

şunu boşuna demedim:

"bana hiçbir zaman nisbet bakımından iki kavram tamamen eşit olmadı. Bunu algılayamadım. Bununla ilgili bir sentez yapamam. İki şeyin nisbet bakımından tamamen eşit olduğu bir senaryoyu benim aklım almaz. Çünkü böyle bir deneyimim yok. Eğer iki şey birbirine tamamen eşitse o iki şey değil tek bir şeydir(insan için)."

İnsanın aklının sınırını aşıyor bu durum. İnsan böyle bir şey düşünemiyor. O yüzden aklın durması gereken nokta burasıdır. "yeterli sebep yok" diyorsun, sen aklının sınırını aşan bir konuda hüküm veriyorsun.

"Eger dersen ki, irade iki zidda esit nisbette oldugu halde, hicbir yeterli sebep olmadan, zidlardan birinin digerine ruchaniyeti olmadan tamamen rastgelelikle biri tercih edildi. Bu halde sen ehli sunnete de muhalif oluyorsun, cunku bu zaman irade sifatina gerek kalmiyor, kudret bile yeterli oluyor ayrica bunu kabul ettigin zaman once acikladigim gibi Allahi ispatlamanin yolu kapaniyor, eger tercih bila mureccih muhal degilse, mumkunler varliginde bir tercih ettiriciye ve illete muhtac olmazdi, yani kendi kendine var olmus olabilirdi. Bu ise dinin temelini sarsiyor. Dini sadee salt delilsiz bir inanc haline ceviriyor. Bu zaman hristiyanlikla Islam arasinda hicbir fark kalmaz."

Allah(c.c) iradeyle tercih eder, kudreti her duruma yeter.

" eger tercih bila mureccih muhal degilse, mumkunler varliginde bir tercih ettiriciye ve illete muhtac olmazdi, yani kendi kendine var olmus olabilirdi. Bu ise dinin temelini sarsiyor."

Mümkünlere her zaman tercih ettirici sebepler vardır. Ben de sana bunu anlatmaya çalışıyorum. İnsana hiçbir zaman iki tercih, tercih ettiricilik bakımından birbirine eşit olmadı. Böyle bir durum aklın sınırını aşar çünkü akıl kıyas yapar. Bilmediğini nasıl kıyaslayacak? İnsan için 2 durum birbirine tamamen eşse o durum 2 kavram değil, 1 kavramdır. Lakin her şey gibi "ruchaniyet, öncelik" kavramları da yaratılmış olduğu için, yaratılmışlarla yaratıcının kuralları belirlenemez.

O zaman senin iddian şuna geliyor: Ruchaniyet kavramı ezelden beri vardı, Allah(c.c) buna göre yaratır.

O zaman ruchaniyet kavramını Allah(c.c) zatından bağımsız hale getirdin. Allah (c.c) kendi zatının dışında bir duruma veya bir varlığa ezeliyet yüklemek şirktir. Başka açıklaması yoktur. Senin yaptığın hata yaratılmış kavramlarla yaratma olayını anlamak. Lakin bu imkansızdır.

Senin en büyük hataların şunlar: Aklın sınırlarını bilmemek, Allah(c.c) dışında herhangi bir şeye ezeliyet yüklemek.

Seni yanlış anladığımı düşünerek af dilemiştim lakin ben seni gayet doğru anlamışım. Özrümü geri alıyorum.

anlasilan o ki meseleyi hic bilmiyorsun daha once de kelamla ilgilenmemissin. aciklanabilecek en acik sekilde acikladim her seyi, daha birbirine esit nisbette iki mumkun dedigimde neyi kast ettigimi anlamiyorsun. Umuru amme bahislerini de bilmiyorsun dogru anlamiyorsun temel mantik da okumamissin isaguci metnini oku.

edip 12.11.25 19:21

Alıntı:

MektepTalebesi Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 691115)
"]kardesim Allah ruchaniyet vermiyor, bastan beri bunu konusuyoruz, Allahin birine yonelmesi rastgele olamaz tercih bila mureccih imkansiz oldugu icin."

şunu boşuna demedim:

"bana hiçbir zaman nisbet bakımından iki kavram tamamen eşit olmadı. Bunu algılayamadım. Bununla ilgili bir sentez yapamam. İki şeyin nisbet bakımından tamamen eşit olduğu bir senaryoyu benim aklım almaz. Çünkü böyle bir deneyimim yok. Eğer iki şey birbirine tamamen eşitse o iki şey değil tek bir şeydir(insan için)."

İnsanın aklının sınırını aşıyor bu durum. İnsan böyle bir şey düşünemiyor. O yüzden aklın durması gereken nokta burasıdır. "yeterli sebep yok" diyorsun, sen aklının sınırını aşan bir konuda hüküm veriyorsun.

"Eger dersen ki, irade iki zidda esit nisbette oldugu halde, hicbir yeterli sebep olmadan, zidlardan birinin digerine ruchaniyeti olmadan tamamen rastgelelikle biri tercih edildi. Bu halde sen ehli sunnete de muhalif oluyorsun, cunku bu zaman irade sifatina gerek kalmiyor, kudret bile yeterli oluyor ayrica bunu kabul ettigin zaman once acikladigim gibi Allahi ispatlamanin yolu kapaniyor, eger tercih bila mureccih muhal degilse, mumkunler varliginde bir tercih ettiriciye ve illete muhtac olmazdi, yani kendi kendine var olmus olabilirdi. Bu ise dinin temelini sarsiyor. Dini sadee salt delilsiz bir inanc haline ceviriyor. Bu zaman hristiyanlikla Islam arasinda hicbir fark kalmaz."

Allah(c.c) iradeyle tercih eder, kudreti her duruma yeter.

" eger tercih bila mureccih muhal degilse, mumkunler varliginde bir tercih ettiriciye ve illete muhtac olmazdi, yani kendi kendine var olmus olabilirdi. Bu ise dinin temelini sarsiyor."

Mümkünlere her zaman tercih ettirici sebepler vardır. Ben de sana bunu anlatmaya çalışıyorum. İnsana hiçbir zaman iki tercih, tercih ettiricilik bakımından birbirine eşit olmadı. Böyle bir durum aklın sınırını aşar çünkü akıl kıyas yapar. Bilmediğini nasıl kıyaslayacak? İnsan için 2 durum birbirine tamamen eşse o durum 2 kavram değil, 1 kavramdır. Lakin her şey gibi "ruchaniyet, öncelik" kavramları da yaratılmış olduğu için, yaratılmışlarla yaratıcının kuralları belirlenemez.

O zaman senin iddian şuna geliyor: Ruchaniyet kavramı ezelden beri vardı, Allah(c.c) buna göre yaratır.

O zaman ruchaniyet kavramını Allah(c.c) zatından bağımsız hale getirdin. Allah (c.c) kendi zatının dışında bir duruma veya bir varlığa ezeliyet yüklemek şirktir. Başka açıklaması yoktur. Senin yaptığın hata yaratılmış kavramlarla yaratma olayını anlamak. Lakin bu imkansızdır.

Senin en büyük hataların şunlar: Aklın sınırlarını bilmemek, Allah(c.c) dışında herhangi bir şeye ezeliyet yüklemek.

Seni yanlış anladığımı düşünerek af dilemiştim lakin ben seni gayet doğru anlamışım. Özrümü geri alıyorum.

ruchaniyet mahiyetlerin hakikatine dahil oluyor, bu ruchaniyet tek basina kavram olarak emri itibaridir. yani yaratma ona talluk etmez. Belli ki temel akide kitaplarini okumamissin, bu meseleleri kurcalaman sana uygun degil, git temel kitaplardan basla benim konularima da cevap verip beni tekrar yorma


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 11:08.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148