Alıntı:
anahtarci Nickli Üyeden Alıntı
hayırlı akşamlar.
nas suresinde insan şeytanlarından bahsediliyor. bilen biri aydınlatabilirmi ..
|
Müfessirlere göre, "Şeytan Adem'e fisildadı." [taha suresi ayet 120]; "Şeytan Adem ve eşine fisildadı." [Araf suresi ayet 20]
ayetlerinde vesvese veren veren şeytandır. Lakin Nas süresindeki vesvas "vesvese" olup, vesvese veren (şeytan) değildir. Vesvesenin şerrinden Allah'a sığınılması tavsiye edilmektedir. İki ünlü müfessir Fahreddin er-Razi ve Taberi de durumun farkındadır. Razi, bu "vesvas-ı hannas"in ins şeytanlarından da cin şeytanlarından da olabileceğini söyleyerek şöyle der: "Vesvas kelimesi; vesvese manasında bir isimdir. Bu vesveseden murat şeytandır. Şeytan masdar ile isimlendirilmiş- tir. Çünkü onun bütün sanatı ve kendini verdiği bütün meşguliyeti vesvese olduğu için sanki kendisi vesvesedir. " (Allah'ın Nuh'un suda boğulan oğlunu "O (oğul) salih olmayan bir ameldir" [Hud suresi ayet 46] şeklinde nitelendirmesi gibi. Razi, Mefatihu'l Gayb c. 32, s. 377.)
" مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ " ayetindeki " مِنَ " harf-i ceri; "min-i beyaniye"dir. Dolayısıyla buradaki "cinler ve insanlar" bir önceki ayette geçen "nas/insanları" beyan/tefsir etmektedir. Göğüslerine vesvese verilen insanların bir kısmı cinlerden, bir kısmı da insanlardandır. Nitekim İbnü'l-Enbari, "nas" kelimesinin hem insanlar hem de cinler için kullanıldığını söylemiştir. Buna daha ilk müfessirlerden ve dilbilimcilerden Ferra dikkat çekmiştir. Ferra, Arapların bir kavme "Siz kimsiniz?" diye sorduklarında " cinden insanlarız" diye cevap verdiklerini (yani kendilerini cin olarak tanıttıklarını) aktarır.( Ferrà, Meani'l-Kur'an, c. 3, s. 302.) Zeccac da buradaki "nas"in hem ins hem de cin için kullanıldığını nakleder.( Zeccac, Meani'l-Kur'an, Alemü'l-Kütüb, Beyrut 1988, c. 5, s. 381. ) Taberi de buna dikkat çekmiş ve: "Eğer birisi buradaki cinler insandır derse, Allah'ın cinleri burada nas/insanlar olarak, başka yerde de onları rical/adamlar olarak isimlendirdiği, Cin süresinde cinleri adam, burada da insan yaptığını söyleriz" demiştir. Şöyle rivayetler de vardır: “Cinlerden bir kavim Araplara geldiğinde 'Siz kimsiniz?' diye sordular. Onlar da, 'Cinlerden insanlarız' dediler. Araplar da onların bir kısmını nas/insanlar olarak belledi. Kur'an'daki şeyin de aslı böyledir." Bu durumda anlam, "O vesveseci kimse cinden olan insanlara da insten olan insanlara da vesvese verir"( Elmalılı, Tefsir c. 10, s. 192.)şeklinde olur. Razi de, "insan" kelimesinin insan ile cin arasında müşterek olduğuna dair bir rivayeti aktarır. "İnsan kelimesinin muhtevasında hem cin'in, hem insan'ın bulunduğuna dair Ferra'nın yukarıda aktardığımız rivayetini delil olarak getirir. Matüridi de durumun farkındadır ve çözümü ayetlerde takdim ve te'hir yapmakta bulur. Bu durumda anlam; قُلْ اَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِۙ
من الجنّةِ والنَّاس الذي يوسوس في صدور الناس
De ki: Ben insanlann sinelerine vesvese veren (cinlerden ve insanlardan olan) insanların rabbine sığınırım."( Matüridi, Te'vilatü ehli's-sünne, c. 10, s. 662) Yani asıl mana "(cinden ve insten olan) insanların sinelerine vesvese veren şeytan" olmakla birlikte insanların sinelerine vesvese verenin cinlerden ve insanlardan olması da mümkündür der. Zemahşeri ise burada nas ile murat edilen "unutan insanlardır" der. Eğer birisi," مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ insanlar için bir açıklamadır, insan ismi cinlere de verilir der ve buna da Cin süresini delil olarak getirirse, ona burada 'nas/insanlar' ile 'nasi/unutan' kimsenin kastedildiğini söyleriz, demiştir."( Zemahşeri, Keşşaf. c. 4, s. 824.)
Görüldüğü üzere kimisi apaçık nas/insanları, nasi (unutkan) yapmakta, kimisi takdim ve te'hir önermektedir. Bunu yaparken de 'unutkanın göğüsleri/sineleri' gibi kabul edilmesi mümkün olmayan tekliflerde bulunmaktadırlar. Elmalılı "Pek zevke uygun gelmez" şeklinde kibar bir ifadeyle Zemahşeri'nin önerisini eleştirse de aslında yapılan meşru bir tevil değil, tah- riftir. Elmalılı, Ferra'dan bu yana Taberi, Zemahşeri ve Razi gibi müfessirlerin dillendirdiği "insten ve cinden insanlar" şeklindeki izahı önemli bulsa da açıklamaya ihtiyaç duyulan vesvas'ı bırakıp, anlamı açık olan "nas"ı açıklama girişimini uygun görmez. O, ayetin "insten ve cinden insanlar" şeklinde gelmesini (muhtemelen) cin ve insin özel bir manasını anlatmak için gelmiş olabileceğini; çünkü "ins" mutlak insan anlamına geldiği gibi insanın ilişki kurduğu dostu, yari, ahbabi manasına da gelir. "Cin insani" da, tanımadığı, yabancısı, bilmediği demek olur. Yoğun insan kalabalıklarına "cinnü'n-nas, cenanü'n-nas" denildiği malumdur. Şu halde ibaresindeki "nas" alışılmış insanlar demektir. "Cinden insanlar" da yabancı, gizli, tanımadık, meçhul insanlar demek olur.( Elmalılı, age, c. 10, s. 192-193)Kaldı ki, Araplar cin kelimesini eskiden beri insanlar için de kullanır. Cin, gizli bir kavim, millettir. Hz. Peygamber insanları İslam'a davet ederken amcası Ebü Leheb arkasından, "Ey insanlar! Bu adam Beni Malik b. Akyeş'ten bir cin kabilesiyle olan ittifakınızı bozmak istiyor. Buna kulak vermeyin' diye bağırıyordu.