![]() |
Miraç gecesi süt
Mirac gecesinde süt e dualar okunup içmek gerçekten var mı.. Ne icin tam emin olamadım
Duaları da merak ettim |
Rivayetlere göre peygamberimiz Kudüs'e götürüldüğünde orada tüm peygamberlere namaz kıldırmıştı. Daha sonra kendisine süt, su ve bal sunulmuştu ve bunlardan birini seçmesi istenmişti. Peygamberimiz sütü tercih etmişti. Bundan dolayı mı süt içiliyor acaba?
|
Alıntı:
100 kere Subhanallahu velhamdülillahi velailahe illallahu Allahuekber Vela havle vela Kuvvete İllabillahil aliyyul Aziym zikri okunur. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Evde süt yok :) |
Alıntı:
|
Alıntı:
Ancak bu olay Efendimize mahsus, miraç esnasında gerçekleşmiş bir hadisedir. Ümmete yönelik bir usul, yapılması gereken bir sünnet ya da başka bir şey değildir. Ayrıyyetten Miracın hangi gün ve hangi gece gerçekleştiği de kesin olarak bilinmemektedir. Konuyla ilgili farklı rivayetler var, ama hiç biri kesinlik ifade etmez. Keza bahsedilen sütün, hangi hayvanın sütü olduğu, miktarı, zamanı ya da kaç kez tekrar edileceği gibi hususlara dair bir rivayet de bulunmuyor. Bu konu sadece miraç olayı anlatılırken geçmiş bir konudur. Buradan "Bugün Miraç Gecesi, Efendimiz süt içmiş, ben de süt içmeliyim" çıkarımını yapmak doğru değil. Bu tür çıkarımlar dayanaksız olarak dine eklenmiş "bidat" anlayışlardır. Süte "şöyle okunursa şu olur" gibi anlamlar yüklenmesi de bidattır ve hiçbir sahih kaynakta yer almaz. Zira Rabbimiz dinimizi Maide suresi 3ncü ayette buyurduğu gibi eksik bırakmamıştır. Bu sebeple sonradan eklenen bu tür uygulamalara ihtiyaç yoktur. Din belirli (bayramlar ve kadir gecesi hariç diğer) gün ve gecelere indirgenemez, aksine tüm hayata yayılmalıdır. Elbette sütü istediğin zaman içersin, kimse karışmaz ve sakınca yoktur. Ancak "x gece" "x dua" "x rekat namaz" "x sonucu olur" şeklinde yaklaşım dinimizde yoktur. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Abla iyice üşengeç oldun he. Git bakkaldan al😁 |
Alıntı:
O da olmadı. :D Kısmetse yarına... |
Alıntı:
****kendisine süt ve şarap sunulmuş*** burada bahsi geçen şarap icki olan şarap degildir, şuruptur şarapta şurup kelimesinden turetilmistir, ayrica yapilan süt icme sünnet degil fakat ümmetin yapmasi güzel bir gelenektir, bir seyi yapmak icin illaki sünnet olmadi şart degildir |
Alıntı:
|
Alıntı:
Önceki mesajımızda da belirttiğimiz üzere herhangi bir gün herhangi bir saatte süt içilebilir. Ancak niyet bilirsiniz ki çok önemlidir. Siz bir güne, bir saate konuyu atfediyorsanız, kaynak ve delil gerektir. Mesela pazartesi perşembe oruç tutan müslümanlar var, neden? Çünkü sünnetimiz bu şekilde. Sahih kaynaklarda Efendimiz tutarmış. Süt konusuna da bunun gibi bir kaynak gerekir. O sebeple "gelenek" kabul edilebilir bir açıklama değil. Yapılan kötü bir şey olmasa da nassta yoksa bidattır. Allah'ın dinine gelenek ekleyemeyiz. Sözlerimiz muhalif olmak olarak algılanmasın lütfen. Kesinlikle böyle bir amaç gütmeyiz. Amacımız konunun detaylarını ayan ve izah etmektir. |
Alıntı:
madem bunu bidat olarak aliyorsun hz peygamber mirac gecesi diye bir gece kutladı mi? veya kutlanmasi için bir tavsiyede bulundu mu? |
Alıntı:
isra ya inanmayan kafir olur, miraca inanmayan bidat çı olur yine ayrica mirac olayinda hakkında vârid olan hadisler mütevâtir değil, meşhur ve ahad hadislerdir, o yüzden orada sunulani sen şarap diye alirsin bir baskasi şurup diye alir buda ne dine bir zarar verir nede kişinin imanina bir zarar verir |
Alıntı:
Nefsimizce bir şeyi bidat olarak almayız, bahsimiz usuldur. Miracın hangi gün olduğu belli bile değilken bu geceye amel bağlamak usulen uygun olmaz. Dolayısıyla "Her miraç gecesi süt içerim, Efendimizi taklit ederim" noktası bidattır. Neden süt içtim? Ya yaptığım fiilden bir fazilet beklerim ya da faydasız bir taklit yapmış olurum. Müslümanın faydasız bir iş yapmayacağı kanaatiyle, belirli geceye bağlamış olduğumuz amel bidat olacaktır. (Kadir gecesi konudan müstesnadır.) Amacımız taklit ise Efendimizin sürekli ve tavsiye ederek yaptığı şeyleri yapmalıyız. |
Alıntı:
Kur'anımız, hadislerimiz hepsi bize emanettir. Hadislerin ahad olması kafamıza göre yorum yapabileceğimiz anlamına gelmez. Eğer bahsettiğimiz ilimse bu böyle. Hadis hamr diyorsa ben şurup diye nasıl alabilirim? Yanlış yorum vebal yüklemez mi? Arapça bilen bir müslüman hadis kaynaklarında hamr okuyacak, arapça bilmeyen bunu şurup diye kendince çevirecek ve bu dine ve imana zarar vermeyecek... İşte bu bakış açısıyla bugün Kur'an mealleri bile birbirinden bu kadar kopuktur. Metin sabit, kelime sabit, lugat sabitken manayı keyfe keder yumuşatırsak, yarın salat, "namaz" için de "dua" denir, "faiz" için de "ticari kazanç" denir. Bu işin sınırı kalmaz. |
Alıntı:
|
Alıntı:
ben mutevatir olmayan her seyde biraz daha dikkatli okunmasından yanayim |
Alıntı:
Bidat olan şey, bir geceyi, Kur'an ve sünnette yeri olmayan şekilde ayrıcalıklı hale getirmektir. Regaib gecesi namazı, Berat gecesi namazı, Mirac gecesi namazı, şu kadar rekat namaz kıl, bu gecede bunu yap gibi ayrıcalıklardan bahsediyorum. Mesela berat gecesine yüklenen anlam nedir? Ne fazilet beklenir bu gecede? Af ve mağfiret beklenir. Günahlardan beraat beklenir. Garantisi var mı? Yok elbette. Sorarım size gecenin bir yarısı teheccüde kalkmış bir kul, kalpten yaptığı bir tövbe ile af ve mağfiret olunamaz mı? (Mevzu bahis isteme zamanı.) İmanımız ve itikadımız yerinde ise, namazımızı kılabiliyorsak ne mutlu bize, bu halde günde beş vakit miraca çıkmaz mıyız? Huzurda değil miyiz namazdayken? Müminin miracı namaz değil midir? Rabbimize en yakın olduğumuz an secde hali değil midir? Bunları bir düşünüp tartmak gerektiği kanaatindeyim. Ayriyyetten bir uygulamanın uzun yıllardır yapılıyor olması, onun dinin aslından olduğu anlamına gelmez ki. Din, örfle mi belirlenir? Yoksa nasla mı? |
Alıntı:
ben o gecelerde yapilan özel kutlamalalardan bahsediyorum, sen bireysel ibadetten, ben o geceye mahsus camilerde yapilan mevlutlerden tilavetlerden bahsediyorum, bu yapilanlanlar sünnette var mi yok mu, bidat mi değil mi? soru bu kadar net... |
Alıntı:
Burada küçük bir kavram düzeltmesi de yapayım, imtihan derken Efendimiz Aleyhisselamın sütü seçmesi tereddüt edebileceği bir sınanma değildir. Haşa böyle anlaşılmasın. Aslında bu yaşanan sahne ümmet için temsili bir imtihan sahnesi değil midir? Hepimiz yaşarız süt ve şarap sahnesini. Buradaki mesajı iyi anlamak lazım diye düşünüyorum. |
Alıntı:
yine soruyorum kadir gecesi haricinde , diger gecelerin camilerde selalar verilerek mevlutler naatler okunarak kuran tilavetleti yaparak, o geceye ait özel dualar edilerek topmuca yapulan kutlamalar bidat mi? bidat değil mi? |
Alıntı:
Bireyseli anlattık, topluluk halinde yapılanı da anlatalım madem. "Belirli gecelere mahsus olarak" camilerde ya da toplanılan başka alanlarda yapılan toplu mevlitler, özel kutlamalar, tilavet programları ne Kur'anda ne de sahih sünnetimizde yeri yoktur. Kur'an ve sünnette yok ise sahabemiz uygulamadıysa bidattır. Eğer dinimizin bir parçası olsaydı önce Efendimiz Aleyhisselam, sonra sahabelerimiz uygulardı. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Uygulamanın bidat olması ile o uygulamaya katılan herkesin bidat ehli olması aynı şey değil. Ehli sünnet usulümüzde fiil başka fail başkadır. İnsanlar bunu gelenek diye düşünür, iyi niyetle yapar. Bu onları itham etmeyi gerektirmez. Söylediğimiz kandil geceleri gibi gecelere dini bir hüviyet kazandırıp camilerde merasim yapmanın sünnette bir dayanağı yoktur. Bu fiilin hükmü olsa gerektir. Kişilerin niyetini ve imanını tartışmak bizim işimiz değildir. Kalpleri bilen Rahman'dır. Usul konuşuyorsak usulde kalalım. Zira şahıslar üzerinden algı üretmek konuyu ilmi olmaktan çıkarır. |
Alıntı:
kandilleri kutlamak sünnette olmadigi icin bidat oluyor fakat bu bidati isleyenler bidat ehli olmuyor!!! bu nasıl oluyor? bunu bunu söylemek takiyye yapmak olur, zina yapan zinakar zani olur, faiz yiyen faizci olur, içki icen ickici olur, dinde olnayan bidatı yapanda bidatci olur, dugerlerini yaotigi fiillle itham edipte. bidat işi yapani bunu söylemek bize düsmez demek çikca garip olur |
Alıntı:
Biz ayrı ayrı anlatıyoruz ancak meseleleri kıyaslarken hata yapıyorsunuz. Zina, faiz, içki gibi fiiller nasla sabit haram fiiller. Bunları yapana zani, faizci, içkici diyebiliriz, bunlar şeri vasıflardır. Kandil gecelerinde yapılan fiiler haram değil, sünnette aslı yoktur deriz. Aradaki fark bu yani. Bidat dediğimiz dinde aslı olmayan bir şeyi din gibi sunmak demektir. Bugün camiye gidip kandil programına katılan bi adam bu farzdır demiyor, katılmayan sapıktır demiyor, kesin sevap garantisi vermiyor. Gelenek sayıyor, sevap umuyor, o kadar. Ben şimdi nasıl bu insanlara bidat ehli derim? Şunu tekrarlamakta bir beis görmüyorum, fiil bidat olabilir, fiili yapan herkes bidat yapmış olmaz. Bidat ehli demek için o uygulamayı ısrarlıca savunması gerekir. Sünnette olmamasına rağmen meşrulaştırması gerekir. Dine asıl gibi sokması gerekir. Aksi halde ülkenin yarısını ve geçmiş ulemayı bidat ehli ilan etmiş oluruz Allah muhafaza. Efendimiz'e miraç gecesinde süt ikram edilmesi, efendimize özgü bir durumdur. Miraç gecesinde bunu için diye bir sünnet var mı? Sahabe miraç gecesini tespit edip süt mü içmiş? Ama birisi bu durumda "miraç gecesi süt içmek gerekir/sünnettir" der ise bu hüküm bidat hükmü oluyor. Aynı durum kandil geceleri için de geçerlidir. Bir gecede ibadet etmek değil, o geceyi nass ile sabit olmayan bi şekilde dini bir merasim heline getirmek bidattır. |
Alıntı:
neyin haram oldugunu biliyoruz oradaki anlatım o fiili yapanin o isimle anılması amacıyla kullanildi , şimdi buna göre bidat olani yapana bidatci denir mi denmez mi? bunu soruyorum, cok net bir soru... |
Alıntı:
Mesela hocam kandillerle ilgili kadir gecesi hariç zayıf hadisler vardır ibn macede bu konuda alimlerin evliyalarin veyahut mezhep imamlarimizin görüşlerini baz almamız gerekmez mi Nitekim Havas ilmide hadislerde geçmez. |
Konuyla alakalı örnekler üzerinden iki farklı görüş sahibi olan alimlerin meseleye nasıl yaklaştıklarını anlatmaya çalışacağım. Kur’an’ın toplanması olayı. Bu sonradan ortaya çıkmış bir hadisedir. Hatta sahabe bile bunu tartışma konusu yapabilmiştir. Birinci görüşteki alimler bunu bidat olarak adlandırmaz. Zira onlara göre, bu Kur’an’ı tahriften muhafaza için yapılmıştır. Müslümanların maslahatı içindir, faydasınadır. Buna bidat demeye gerek yoktur. İkinci görüş sahipleri ise önce buna bidat derler. Sonra bu bidatin yerilmemiş bilakis övülmüş olduğunu ifade edip onu bidat-ı hasene olarak adlandırırlar. Hatta bununla kalmaz bu bidatı da vacip bidat yani yapılması gerekli bidat kategorisinde görürler. Artık burada bidatın sözlük anlamında kullanıldığı açıktır. Ama bu kavram kullanılarak bir kafa karışıklığına da sebep olunmaktadır. Aynı şekilde masa üzerinde yemek çatal kaşık kullanmakta böyledir. Birinci görüşteki alimler bunlara bidat demez onları Müslümanların faydasına araçlar olarak görürler. İkinci görüş sahipleri ise önce bidat der, ardından onu bidat-ı hasene içinde değerlendirirler. Bu bidat-ı haseneyi de mubah bidat kategorisinde kabul ederler.
Diğer örnekleri de böyle değerlendirmek mümkündür. Ezan için hoparlör kullanmak birinci görüşteki alimlere göre muhtemelen bidat değildir. İkinci görüş sahipleri de buna önce bidat sonra da bidat-ı hasene derler. Aslında her iki görüş sahiplerinin yaptıkları sonuçta aynı kapıya çıkmaktadır. Ama adlandırılmaları farklılık arz etmektedir. Ama yukarda ifade ettiğim gibi İmam Rabbani gibi bazı alimler her bidatın bir sünneti ortadan kaldırdığını ifade ederler. Bu vaziyette muhtemelen ezanı hoparlörle okumak çıplak sesle okuma sünnetini ortadan kaldıracaktır. İmam Rabbani ’nin verdiği bir örneği kullanırsak namazda niyeti telaffuz ile yapmak bidattir. Niyet kalple olur. Telaffuz ile niyet asr-ı saadette görülmemiştir. Ona göre telaffuz ile aslında kalp ile niyeti ortadan kaldırmaktadır. Bu kayda değer bir görüştür. Bununla birlikte telaffuz ile niyete cevaz verildiğide bir vakıadır. Belkide halk için kalpte olanı takviye etsin diye böyle bir cevaz verilmiştir. Burada mesele telaffuz ile niyetin sünnet telakki edilmemesidir. Yani dinden kabul edilmemesidir. Bunun dışında caizdir. Mesela Mevlit kandilleri bazıları bidat der bazıları da asla ondan vazgeçmez. Bu meseleyi nasıl değerlendirmeliyiz? Bidat dine dinde olmayan şeyleri ilave etmektir. Kişiler mevlidi dindenmiş gibi, yani sünnetmiş gibi dinin bir parçasıymış gibi kutlarsa bu bidat olur. Zira Hz. Peygamber zamanında bu uygulama yoktur. Ancak Hz. Peygamber zamanında yokluğu kabul edildikten sonra Hz. Peygamber’i anma sadedinde, Kur’an okuma salavat ilahi ve vaazdan ibaret olan mevlidi kutlamakta kibir sakınca yoktur. Bilakis ecri bile vardır. Mesela cenazelerde namaz dışında tekbir getirmek salavatlar okumak sonradan ortaya çıkmış bir şeydir. Bunları dindenmiş gibi yaparsak bidat işlemiş oluruz. Ancak bunun dinden olmadığını kabul ettikten sonra bunlar güzel şeylerdir. Mesela ölüm haberleri için minarelerden sala okumak da böyledir. Gerçi bazı araştırmalar bunun asr-ı saadette görüldüğünü ifade etseler de ben örnek kabilinden veriyorum. Bunu dindenmiş yani sünnetmiş gibi telakki etsek bidat işlemiş oluruz. Ama bunun sünnetle ilgisinin olmadığını kabul edip ölüm haberini duyurmanın kastedildiğini söylersek bu caizdir. Hatta güzel bir şeydir. Namazdan sonraki toplu tesbihat duaların sonunda ‘’el-Fatiha’’ demek de böyledir. Bunlar dindenmiş gibi kabul edilir sanki sünnetmiş telakki edilirse bidat işlenmiş olur. Ama böyle kabul edilmeyip Müslümanların şu veya bu sebeple yerleştirdiği bir şey olarak görülürse bidat olmaz. Belki bunlarda da bir fayda mülahaza edilmiştir. Fatiha’yı dua niyetiyle okumak da güzel bir şeydir. Ama sonuçta unutulmamalıdır ki böyle yapmayanları kınamak yanlış içinde olduklarını söylemek de yanlış olur. Zira bizim olayı dindenmiş gibi algıladığımızı gösterir. O zaman böyle bir tepki vermeyip meselenin aslını bildikten sonra mesele yoktur. Kötü bidat içinde birkaç örnek vereyim. Cenazelerde alkış tutmak çirkin bir bidattır. Çünkü bu Hz. Peygamber döneminde görülmediği gibi Müslümanlara hatta ölene de hiçbir faydası yoktur. Yakalara ölenin resmini takmak, siyah çelenkler getirmek kötü bidatlardır. Yılbaşı kutlamak kötü ve dahi haram bidatlardır. Zira bunların Müslümana faydası olmadığı gibi başka kültür, ideoloji ve din mensuplarına benzemektir ki, kabul edilmeleri mümkün değildir. |
Alıntı:
|
Alıntı:
Bu gecelerde mesela beraat gecesi af ve mağfiret gecesi olduğu geçiyor ibn macede daha çok ibadet yapabiliriz peygamberimizin de böyle yaptığı geçiyor |
Alıntı:
sahabe, tabiin, tebei tabiin boyle bir sey yapmiş mi? |
Alıntı:
Konumuza geri dönüp çok net olan sorunuza net cevap verelim, Bakınız, fiillerin sürekliliği önemlidir. Mesela gıybet eden gıybeti savunursa, alışkanlık haline getirirse gıybet ehli olur. Yalan söyleyen yalan soylemeyi savunursa ve devamlı yalan söylerse yalancı olur. Beynamazlığı metheden de beynamaz olsa gerektir. Aynı kaide bidat için de geçerlidir. Bidat olan fiili yapan herkes bidatçı değildir. Bidatı savunan, meşrulaştıran bidatçıdır. Şimdi ben de net sorular sorayım size, Bir Müslüman gaflete düşüp bir kez gıybet etti diye hemen gıybet ehli mi olur? Bir vakit namazı kaçıran kişiye doğrudan beynamaz demek doğru mudur? Bir yalanı ortaya çıkan kimseye, başka bir araştırma yapmadan yalancı yaftası yapıştırmanın İslam hukukundaki karşılığı nedir? |
Alıntı:
Bidat olan fiili yapan herkes bidatçı değildir cok güzel bir açiklama, buradan su sonuc çıkiyor yani yanliş bir seyi yapan yaptigiyla degil ,yaptigi hatayi överse ondan sorumlu olur bu sözün yeterli artık konusmaya gerek yok |
Alıntı:
Biz burada şahısları değil, usulü ve uygulamaları konuşuyoruz. İnsanları yaftalamaktan özellikle kaçınırız. Bizim durduğumuz yer budur. Esselamu aleyküm ve rahmetullahi ve berakatuhu 🌹 |
Alıntı:
dimdik dosdogru eğip bükmeyen, takiye yapmayan taraftayiz, hud suresinde hz peygamber sav. beni yaslandirdi dedigi ayette gibi olmaktan yanayiz |
Alıntı:
Nefsimizden bir şey söylemeyiz, söylediğimiz her şey Ehl-i sünnet usulü ve islam hukuku çerçevesindedir. Şahsi kanaat yoktur. |
Alıntı:
hangi sorulara net cevap vermedim, ben zahirde de batinda da dosdogruyum dogru neyse onu soylerim, |
| Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 17:07. |
Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com