Alıntı:
HÂMÛŞÎ Nickli Üyeden Alıntı
(Mesaj 700351)
Haklısınız “kitabı inceleyip veriye göre” konuşmak gerekir. Michel Boivin’in çalışması (La‘l Shahbâz Qalandar geleneği üzerinden Hint alt-kıtası Qalandarîliği / antinomian sufîlik) bu sahayı ciddi biçimde ele alıyor; ancak buradan “Kalenderiyye’nin bütün zümreleri mutlaka çehâr-darb yapmıştır” şeklinde kat’î-genel bir hüküm çıkarmak yine de metodik olarak zor.
Boivin’in kitabı, “özellikle Hint alt-kıtası Qalandar geleneğini” derinleştiriyor. Boivin’in çalışmasına dair akademik değerlendirme, Qalandarların kurumsallaşmaya direnç ve sonradan kurumsallaşma/normalleşme gerilimi gibi meseleleri merkeze alıyor. Bu, Qalandarî pratiğin zaman-mekân ve çevrelere göre değişkenlik gösterebildiğini zaten ima eder.
Çehâr-darbın Kalenderîlikte güçlü bir alamet olduğunu kabul etsek bile, bir şahıs hakkında “kesindir sakalsızdı/bıyıksızdı” demek için doğrudan biyografik/çağdaş kayıt gerekir. Yunus Emre tasvirleri zaten çok geç dönem, temsîlî ve standart değildir; dolayısıyla genel bir tarikat pratiğinden şahsa “kesin” geçiş, tarihçilikte riskli kalır.
Sürç-i lisan olduysa ehli tashih eder. @ [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] @ [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...]
|
fatih istanbulu fethedip surlardan giriş yaparken kilisede rahipler melekler erkekmidir dişimidir tartışıp konuşuyorlardı,
şimdi burada yunus emre sakaklımıydı bıyıklımıydı , farsca cehar darb yani sakalı saçı bıyığı kesermiydi kesmezmiydiyi tartışmak işte bizi o rahiplerin durumuna sokuyor, sakalı olsa ne olur olmazsa ne olur, bıyığı olmszda ne olur olursa ne olur, bu boşa zaman harcamaktır, en kıymetli emanete hıyanettir,
ayrıca şu Fransız bunu yazmış, bu arap bunu yazmış, şu iranlı bunu yazmış bunların hepsi boş , kılık kıyafet için yazılanların tamamı hayali ve ispatsızdır,
daha yunusunda tapduk emreninde doğum ve ölüm tarihleri tam belli değilken , sakalı vardı yoktu bununla uğraşmak beyhude zaman harcamaktır
|