Niyet ile Psikoloji Arasındaki İnce Hat
Zaman içinde şunu fark ettim: İnsan bazen niyet ettiğini zannederken, aslında içindeki beklentinin yönlendirmesiyle hareket edebiliyor. Dışarıdan benzer görünse de bu ikisinin kalpte bıraktığı iz farklı oluyor.
Niyet, amelin yönünü tayin eden sade bir hâldir. Gerçek niyet çoğu zaman sessizdir; insanı germeden, aceleye sürüklemeden yol aldırır. Psikolojik beklenti ise daha sabırsızdır. Sonucu görmek ister, gecikince iç sıkıntısı üretir.
Bu yüzden özellikle dua ve zikirde kişi bazen “niyetim zayıfladı” zannına düşer. Hâlbuki çoğu zaman zayıflayan niyet değil, beklentinin yorulan tarafıdır. Niyet sade kaldıkça kalp daha dengede duruyor; beklenti kabardıkça iç daralması artıyor.
Kendi nefsimde gördüğüm şu oldu: Amelde devamlılık, niyetin sadeleştiği yerde kolaylaşıyor. Beklentinin yükseldiği yerde ise en güzel başlangıçlar bile kısa sürede zorlaşabiliyor.
Bu ayrımı farklı şekilde tecrübe eden kardeşler varsa onların gözlemlerini de duymak isterim. Bu meselenin, konuşulduğundan daha ince bir tarafı olduğu kanaatindeyim.
|