Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Sorularınız (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/)
-   -   “ilk Cevher” ve Nûr-ı Muhammedî (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/103403-ilk-cevher-ve-nur-i-muhammedi.html)

HâmûŞî 21.02.26 19:46

“ilk Cevher” ve Nûr-ı Muhammedî
 
Selamün aleyküm,

Klasik bazı metinlerde, kâinatın yaratılışına dair “ilk cevher” veya “Nûr-ı Muhammedî” kavramına temas ediliyor ve bu metinlerde bütün varlığın, ilâhî bir tertip içinde o nuranî aslî cevherden yaratıldığı ifade ediliyor.

Bu anlatımlar akaid açısından bağlayıcı bir hüküm olarak mı görülmeli, yoksa tasavvuf ehlinin varlığı izah ederken kullandığı temsili ve hikmet dili olarak mı anlaşılmalı?

Bu meselede ehil kardeşlerin ölçülü izahlarını istifade niyetiyle dinlemek isterim.

Koca 26.02.26 20:03

'Aleykum selâm cân :)
Öncelik ile takma adınızın,kullanıcı adınızın pek gözel,pek iyi olduğunu sözleyeyim.Mevlânâ Celâleddîn Belhî(Kuddise sirruhu) kendisine,özüne ''Hâmûş(خاموش)'' der idi.''Hâmûş(خاموش)'' sözcüğü Fârsça bir sözcüktür ve ''Sessiz,suskun'' anlamlarındadır.
''Nûri Muhammedî'' kavramı 'akîdeten doğrudur,gerçektir ya'nî bağlayıcıdır.Neden?Çün kim ''Nuri Muhammedî'' kavramı bir hadîs kavramıdır.Hadîs şudur:''Allâhın ilk yarattığı benim nûrum idi ve 'Alî ile ben 'ayni nûrdanız.''.Uş bu hadîs yalnızca Şî'î/'Alevî kaynaklarda değil,Sunnî/Bekrî kaynaklarda da geçmektedir.Şeyh Ekber Muhyîddîn Muhammed İbnu 'Arabîye göre ''Hakîkati Muhammediyye'',''Nûr'' olması bakımından 'âlemi yaratma ilkesidir ve 'âlemin aslıdır.''Nûri Muhammedî'' kavramı,Yeni Çerilerin,Seyyid Hacci Bektaş Velî adına okudukları gülbângda da yer almaktadır.Gülbâng şudur:''Allâh Allâh eyvallâh!Baş 'uryân,sîne puryân,kılıç alkan!Bu meydânda neçe başlar kesilirler olmaz hîç soran!Allâh Allâh!Nûru Muhammed nebî;pîrimiz,hunkârımız Hacci Bektaş Velî!Demine diyelim hû!''.Ve'l-hâsili kelâm ''Nûri Muhammedî'' kavramı hadîsin,tasavvûfun,tarîkatın kavramıdır.
Saygılar,sevgiler cân :)
Allâh eyvallâh :) Hakk eyvallâh :)

HâmûŞî 26.02.26 22:37

Alıntı:

Koca Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 700288)
'Aleykum selâm cân :)
Öncelik ile takma adınızın,kullanıcı adınızın pek gözel,pek iyi olduğunu sözleyeyim.Mevlânâ Celâleddîn Belhî(Kuddise sirruhu) kendisine,özüne ''Hâmûş(خاموش)'' der idi.''Hâmûş(خاموش)'' sözcüğü Fârsça bir sözcüktür ve ''Sessiz,suskun'' anlamlarındadır.
''Nûri Muhammedî'' kavramı 'akîdeten doğrudur,gerçektir ya'nî bağlayıcıdır.Neden?Çün kim ''Nuri Muhammedî'' kavramı bir hadîs kavramıdır.Hadîs şudur:''Allâhın ilk yarattığı benim nûrum idi ve 'Alî ile ben 'ayni nûrdanız.''.Uş bu hadîs yalnızca Şî'î/'Alevî kaynaklarda değil,Sunnî/Bekrî kaynaklarda da geçmektedir.Şeyh Ekber Muhyîddîn Muhammed İbnu 'Arabîye göre ''Hakîkati Muhammediyye'',''Nûr'' olması bakımından 'âlemi yaratma ilkesidir ve 'âlemin aslıdır.''Nûri Muhammedî'' kavramı,Yeni Çerilerin,Seyyid Hacci Bektaş Velî adına okudukları gülbângda da yer almaktadır.Gülbâng şudur:''Allâh Allâh eyvallâh!Baş 'uryân,sîne puryân,kılıç alkan!Bu meydânda neçe başlar kesilirler olmaz hîç soran!Allâh Allâh!Nûru Muhammed nebî;pîrimiz,hunkârımız Hacci Bektaş Velî!Demine diyelim hû!''.Ve'l-hâsili kelâm ''Nûri Muhammedî'' kavramı hadîsin,tasavvûfun,tarîkatın kavramıdır.
Saygılar,sevgiler cân :)
Allâh eyvallâh :) Hakk eyvallâh :)

Aleyküm selâm sevgili kardeşim (abi) ,

Nazik iltifatın ve “Hâmûş” kelimesine yaptığın zarif işaret için teşekkür ederim; hüsn-ü zannına sığınırım.

“Nûr-ı Muhammedî” meselesine temasın, tasavvuf literatüründeki yerini hatırlatması bakımından kıymetlidir. Nitekim başta Şeyh-i Ekber İbnü’l-Arabî olmak üzere birçok mutasavvıf, Hakîkat-i Muhammediyye kavramını varlığın ilk tecellîsi bağlamında derin şekilde işlemiştir. Bu yönüyle kavramın tasavvuf ve tarikat dilinde köklü bir yer tuttuğu açıktır.

Bununla birlikte, usûl açısından küçük bir kayıt düşmek yerinde olur kanaatindeyim:
“Allah’ın ilk yarattığı benim nurumdur…” lafzıyla meşhur rivayet hakkında muhaddisler arasında farklı değerlendirmeler bulunduğu bilinmektedir. Bu sebeple ulemânın bir kısmı meseleyi itikadî bağlayıcılıktan ziyade tasavvufî te’vil ve hikmet dili çerçevesinde ele almayı daha ihtiyatlı görmüştür.

Yeniçeri gülbânglarında ve Bektaşî erkânında bu kavramın yer alması da, Nûr-ı Muhammedî düşüncesinin özellikle Anadolu irfanında ne kadar kökleştiğini göstermesi bakımından ayrıca dikkat çekicidir.

Hâsılı, bu kavramın tasavvuf geleneğinde güçlü bir yeri olduğu muhakkaktır; ancak hadis usulü ve akaid ölçüleri gözetilerek birlikte okunmasının daha selametli olacağı kanaatindeyim.

katkın için teşekkür ederim.

Sürç-i lisan ettiysek ehli olan kardeşler tashih buyursun.

Svg 26.02.26 23:55

Sessizlik, sükut ve huzur... ⚘

HâmûŞî 27.02.26 00:05

Hâmûşî mahlasını özellikle seçtim.
Zira irfan yolunda büyüklerin ortak nasihati şudur: Hakikate yaklaşan dilini değil, kalbini konuşturur.

Mevlânâ Hazretleri’nin zaman zaman kendisine “Hâmûş” demesi de bu inceliğe işaret eder. Çünkü seyr u sülûkte bir merhale vardır ki, söz çoğaldıkça hâl azalır. İbn Atâullah el-İskenderî’nin de işaret ettiği üzere, bazı hakikatler anlatmakla değil, susup taşımakla korunur.

Bu isim bir iddia değil; bilakis kendime bir hatırlatmadır:
Az konuşmak, çok murakabe etmek ve nasip olursa sözü hâle yaklaştırmak…

Sürç-i lisan ettiysem ehli tashih buyursun.

Koca 27.02.26 07:28

Alıntı:

HÂMÛŞÎ Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 700301)
Aleyküm selâm sevgili kardeşim (abi) ,

Nazik iltifatın ve “Hâmûş” kelimesine yaptığın zarif işaret için teşekkür ederim; hüsn-ü zannına sığınırım.

“Nûr-ı Muhammedî” meselesine temasın, tasavvuf literatüründeki yerini hatırlatması bakımından kıymetlidir. Nitekim başta Şeyh-i Ekber İbnü’l-Arabî olmak üzere birçok mutasavvıf, Hakîkat-i Muhammediyye kavramını varlığın ilk tecellîsi bağlamında derin şekilde işlemiştir. Bu yönüyle kavramın tasavvuf ve tarikat dilinde köklü bir yer tuttuğu açıktır.

Bununla birlikte, usûl açısından küçük bir kayıt düşmek yerinde olur kanaatindeyim:
“Allah’ın ilk yarattığı benim nurumdur…” lafzıyla meşhur rivayet hakkında muhaddisler arasında farklı değerlendirmeler bulunduğu bilinmektedir. Bu sebeple ulemânın bir kısmı meseleyi itikadî bağlayıcılıktan ziyade tasavvufî te’vil ve hikmet dili çerçevesinde ele almayı daha ihtiyatlı görmüştür.

Yeniçeri gülbânglarında ve Bektaşî erkânında bu kavramın yer alması da, Nûr-ı Muhammedî düşüncesinin özellikle Anadolu irfanında ne kadar kökleştiğini göstermesi bakımından ayrıca dikkat çekicidir.

Hâsılı, bu kavramın tasavvuf geleneğinde güçlü bir yeri olduğu muhakkaktır; ancak hadis usulü ve akaid ölçüleri gözetilerek birlikte okunmasının daha selametli olacağı kanaatindeyim.

katkın için teşekkür ederim.

Sürç-i lisan ettiysek ehli olan kardeşler tashih buyursun.

Gün aydın,kolay gelsin cân :)
Hadîs ve 'akîde usûlünce,âsâlince bir sorun olamayacağını yine dillendireyim.Neden?Çün kim bu metin bir hadîstir dolayısı ile 'akîdedir.Bu arada tüm Ehli Beyt 'ulemâsı bu metnin hadîs olduğunu dolayısı ile 'akîde olduğunu sözlemiştir.
Saygılar,sevgiler cân :)
Allâh eyvallâh :) Hakk eyvallâh :)

HâmûŞî 27.02.26 09:53

Alıntı:

Koca Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 700321)
Gün aydın,kolay gelsin cân :)
Hadîs ve 'akîde usûlünce,âsâlince bir sorun olamayacağını yine dillendireyim.Neden?Çün kim bu metin bir hadîstir dolayısı ile 'akîdedir.Bu arada tüm Ehli Beyt 'ulemâsı bu metnin hadîs olduğunu dolayısı ile 'akîde olduğunu sözlemiştir.
Saygılar,sevgiler cân :)
Allâh eyvallâh :) Hakk eyvallâh :)

Günaydın. Selamün Aleyküm Allah razı olsun, istifade ettik.
Bu meselede mümkün olursa @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] ve @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] ehil büyüklerimizin de görüşlerini ve ilmî değerlendirmelerini paylaşmaları bizler için faydalı olacaktır.

imas 27.02.26 12:15

Alıntı:

HÂMÛŞÎ Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 700335)
Günaydın. Selamün Aleyküm Allah razı olsun, istifade ettik.
Bu meselede mümkün olursa @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] ve @[Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] ehil büyüklerimizin de görüşlerini ve ilmî değerlendirmelerini paylaşmaları bizler için faydalı olacaktır.

Allah, göklerle yeri yaratmadan elli bin sene önce, mahlukatın kaderini yazdı. Arşı da su üzerindeydi." (Müslim, Kader, 2/16)

Hadis-i şerifinde de bu sıralamayı görmek mümkündür.

Bu bilgilerden şu noktaya dikkat çekmek istiyoruz; ilk yaratılış mefhumu nisbidir. Âlimlerin büyük çoğunluğu, bu nisbiliği nazara alarak konuyu değerlendirmiş ve arştan sonra ilk yaratılan eşyanın kalem olduğunu söylemişledir.(bk. İbn Hacer, a.g.e).

Bir kısım âlimler, ilk yaratılan varlığın Hz. Muhammed (a.s.m)'in nuru olduğu hususunu, aynı nisbiliği esas alarak değerlendirmiş ve önce Hz. Muhammed (a.s.m)'in nuru, sonra su, sonra arş, sonra da kalemin yaratıldığını söylemişlerdir.(bk. Keşfü'l-Hafa, 1/265-266)

Allah, göklerle yeri yaratmadan elli bin sene önce, mahlukatın kaderini yazdı. Arşı da su üzerindeydi." (Müslim, Kader, 2/16)

"Şu gördüğün büyük âleme büyük bir kitab nazarıyla bakılırsa, Nur-u Muhammedî (asm) o kitabın kâtibinin kaleminin mürekkebidir." (Mesnevi-i Nuriye, Habbe.)

Hadis-i şerif ve Mesnevi'deki ibare beraber düşünüldüğünde, Allahu a’lem kalemden maksat kader kalemi olabilir. Nur-u Muhammedî (a.s.m.) ise mürekkebi hükmünde olur. Öyleyse mukadderat olarak ilk yaratılan kader kalemi, makdurat olarak ise Peygamberimiz (a.s.m.)'in nuru olur.

HâmûŞî 27.02.26 12:31

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 700346)
Allah, göklerle yeri yaratmadan elli bin sene önce, mahlukatın kaderini yazdı. Arşı da su üzerindeydi." (Müslim, Kader, 2/16)

Hadis-i şerifinde de bu sıralamayı görmek mümkündür.

Bu bilgilerden şu noktaya dikkat çekmek istiyoruz; ilk yaratılış mefhumu nisbidir. Âlimlerin büyük çoğunluğu, bu nisbiliği nazara alarak konuyu değerlendirmiş ve arştan sonra ilk yaratılan eşyanın kalem olduğunu söylemişledir.(bk. İbn Hacer, a.g.e).

Bir kısım âlimler, ilk yaratılan varlığın Hz. Muhammed (a.s.m)'in nuru olduğu hususunu, aynı nisbiliği esas alarak değerlendirmiş ve önce Hz. Muhammed (a.s.m)'in nuru, sonra su, sonra arş, sonra da kalemin yaratıldığını söylemişlerdir.(bk. Keşfü'l-Hafa, 1/265-266)

Allah, göklerle yeri yaratmadan elli bin sene önce, mahlukatın kaderini yazdı. Arşı da su üzerindeydi." (Müslim, Kader, 2/16)

"Şu gördüğün büyük âleme büyük bir kitab nazarıyla bakılırsa, Nur-u Muhammedî (asm) o kitabın kâtibinin kaleminin mürekkebidir." (Mesnevi-i Nuriye, Habbe.)

Hadis-i şerif ve Mesnevi'deki ibare beraber düşünüldüğünde, Allahu a’lem kalemden maksat kader kalemi olabilir. Nur-u Muhammedî (a.s.m.) ise mürekkebi hükmünde olur. Öyleyse mukadderat olarak ilk yaratılan kader kalemi, makdurat olarak ise Peygamberimiz (a.s.m.)'in nuru olur.

Acizane anladığım kadarıyla:

Cumhurun akaid çizgisinde: İlk yaratılanın kalem olduğu görüşü daha kuvvetli kabul edilmiştir.

Nûr-u Muhammedî yaklaşımı: Tasavvuf büyüklerince manevî hakikat ve temsil dili içinde yorumlanmıştır. İki metni uzlaştırma çabası mümkündür; ancak bunu kesin akaid hükmü gibi takdim etmek ihtiyat gerektirir.

imas 27.02.26 13:00

Alıntı:

HÂMÛŞÎ Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 700347)
Acizane anladığım kadarıyla:

Cumhurun akaid çizgisinde: İlk yaratılanın kalem olduğu görüşü daha kuvvetli kabul edilmiştir.

Nûr-u Muhammedî yaklaşımı: Tasavvuf büyüklerince manevî hakikat ve temsil dili içinde yorumlanmıştır. İki metni uzlaştırma çabası mümkündür; ancak bunu kesin akaid hükmü gibi takdim etmek ihtiyat gerektirir.

doğru olanı bu , çünkü alimlerin görülü bu şekilde...


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 23:52.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148