Alıntı:
HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı
İnsan her sorusuna cevap alarak huzura kavuşmaz. Bazen karşı taraf konuşsa da içteki düğüm çözülmez. Çünkü güven bir kere kırıldı mı, mesele yalnız bilgi meselesi olmaktan çıkar. O andan sonra insanın önündeki asıl soru şu olur:
Ben bunu bilsem ne olacak, bilmesem ne olacak?
Eğer netice değişmeyecekse, yani yine de geri dönmeyecek, yine de bu yükle yaşamayacaksa; o zaman hakikati aramak ile yarayı kaşımak birbirine karışmaya başlar.
Senin sözünde bence en temiz yer şu:
“Bir daha bir araya gelmek istemiyorum.”
Bu, öfkenin değil; kendine saygının cümlesidir.
İnsan bazen karşı tarafı affedebilir; ama aynı güvensizliğin içine ikinci kez dönmek zorunda değildir.
Şunu da küçümseme:
Sadık bir insanın en büyük yorgunluğu, aldatılmak kadar, sadakatinin boşa gitmiş olabileceğini düşünmektir.
Yılların gitmesine insan bazen dayanır; fakat verdiği temiz duygunun karşılıksız kalmış olma ihtimali daha çok acıtır.
Bu yüzden senin ihtiyacın artık ondan “gerçeği öğrenmek” değil; kendini onun belirsizliğinden kurtarmaktır.
Çünkü bazı insanlar cevabı vermez, bazıları da verse bile içi rahatlatmaz. Böyle yerlerde insanı toparlayan şey, karşı tarafın sözü değil; kendi içinde verdiği son karardır.
|
Söylediklerinde kelime kelime haklısınız. İnanın Rabbime yalvarıyorum kafamdaki bu vesveseler ve kuruntulardan kurtulabilmek için, bunların hepsinin sebebi bana o zalim tarafından verildi elbet durduk yere olmadı ama öyle çok isterim ki bir daha bu tuzağa düşmeyerek kendime saygımı geri kazanabilmeyi… Bir nebze de olsa rahatlattınız söylediklerinizle, keşke sizin kadar sağlıklı düşünebiliyor olsaydım şu an. Umarım bir noktada artık bunları bilmek dahi istemeyeceğim bir duruma gelirim.