Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > HavasOkulu Genel Bölüm > Sorularınız

Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Bekleyenin imtihanı...

her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 14.03.26, 00:17
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: ❂ Hadd-i Kelâm ❂
Mesajlar: 1,107
Forum Puanı: 3194
Etiketlendiği Mesaj: 88 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Bekleyenin imtihanı...

İnsan çoğu zaman imtihanı yalnızca hareketin içinde arar. Bir şey yapmakta, bir yola girmekte, bir yükün altına girmekte imtihan olduğunu düşünür. Hâlbuki bazı vakitlerde asıl imtihan, yürümekte değil; beklemekte gizlidir. Zira yürüyen kimse meşguldür, bekleyen ise çoğu zaman kendi içiyle baş başadır. Bu da bekleyişi, zannedildiğinden daha ağır bir hâle getirir.

Beklemek, yalnız zamanın geçmesini gözetmek değildir. Beklemek; muradın gecikmesine tahammül etmek, nefsin aceleciliğini dizginlemek, belirsizlik içinde edebi muhafaza etmek ve kalbi dağılmadan durabilmektir. Bu yönüyle bekleyiş, dışarıdan sükûn gibi görünse de içeride ciddi bir terbiye meydanıdır. Nice kimse hareket hâlinde kuvvetli görünür; fakat gecikme karşısında niyeti, sabrı ve istikameti çözülmeye başlar.

Kanaatimce burada asıl mesele, insanın neyi beklediğinden ziyade, beklerken neye dönüştüğüdür. Muradı geciktiğinde dili değişiyor mu, kalbi daralıyor mu, duası siteme dönüyor mu, yoksa hâlini muhafaza edebiliyor mu? Çünkü bekleyiş uzadıkça yalnız talep değil, talebin iç yüzü de ortaya çıkar. Kişi hakikaten Hakk’ın takdirini mi gözetiyor, yoksa kendi arzusunun vaktini mi zorlamak istiyor; bu da çoğu zaman beklerken anlaşılır.

Eskiler bekleyişi boşluk saymamışlardır. Bilâkis, birçok yerde vaktin olgunlaşmasını gözetmeyi, acele tasarruftan daha selametli görmüşlerdir. Zira her kapı zorlayarak açılmaz; bazı kapılar, insanın kendisini tashih etmesini bekler. Bazı gecikmeler mahrumiyet değil, hazırlıktır. Bazı susuşlar da yoksunluk değil, terbiyedir. İnsan bunu o anda fark etmese de, zaman geçince erken gelen birçok şeyin hayır değil yük olduğunu anlar.

Bu sebeple bekleyenin imtihanı küçümsenecek bir imtihan değildir. Çünkü bekleyişte insanın yalnız sabrı değil; niyeti, edebi, teslimiyeti ve iç düzeni sınanır. Hatta bazen beklemek, yürümekten daha ağırdır. Zira hareket eden kimse yol ile meşgul olur; bekleyen kimse ise kendi nefsiyle yüzleşir.

Velhasıl, bekleyenin imtihanı “muradı ne zaman olacak” meselesinden ibaret değildir. Asıl mesele, gecikme içinde insanın hâlini bozup bozmayacağı, istikametini koruyup koruyamayacağıdır. Çünkü her bekleyiş zamanla ilgili değildir; bazı bekleyişler doğrudan doğruya insanın iç âlemini tartar.

İşte bu sebeple, bazen insanın en sessiz görünen devresi, hakikatte en ağır terbiyeden geçtiği devredir.

Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 14.03.26, 13:03
Svg - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Vefalı Üye
 
Üyelik tarihi: 18.09.24
Bulunduğu yer: Oda
Mesajlar: 4,527
Forum Puanı: 1944
Etiketlendiği Mesaj: 169 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

O, benim. Bekliyorum...

Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 14.03.26, 13:08
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: ❂ Hadd-i Kelâm ❂
Mesajlar: 1,107
Forum Puanı: 3194
Etiketlendiği Mesaj: 88 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
Svg Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
O, benim. Bekliyorum...
Değerli kardeşim, bekleyiş bazen nasipsizlik değil, vaktin olgunlaşmasıdır. Cenâb-ı Hak gönlünü dağıtmadan hayrını nasip etsin.

Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 16.03.26, 02:15
Üye
 
Üyelik tarihi: 10.01.20
Bulunduğu yer: ...
Mesajlar: 92
Forum Puanı: 2386
Etiketlendiği Mesaj: 2 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
İnsan çoğu zaman imtihanı yalnızca hareketin içinde arar. Bir şey yapmakta, bir yola girmekte, bir yükün altına girmekte imtihan olduğunu düşünür. Hâlbuki bazı vakitlerde asıl imtihan, yürümekte değil; beklemekte gizlidir. Zira yürüyen kimse meşguldür, bekleyen ise çoğu zaman kendi içiyle baş başadır. Bu da bekleyişi, zannedildiğinden daha ağır bir hâle getirir.

Beklemek, yalnız zamanın geçmesini gözetmek değildir. Beklemek; muradın gecikmesine tahammül etmek, nefsin aceleciliğini dizginlemek, belirsizlik içinde edebi muhafaza etmek ve kalbi dağılmadan durabilmektir. Bu yönüyle bekleyiş, dışarıdan sükûn gibi görünse de içeride ciddi bir terbiye meydanıdır. Nice kimse hareket hâlinde kuvvetli görünür; fakat gecikme karşısında niyeti, sabrı ve istikameti çözülmeye başlar.

Kanaatimce burada asıl mesele, insanın neyi beklediğinden ziyade, beklerken neye dönüştüğüdür. Muradı geciktiğinde dili değişiyor mu, kalbi daralıyor mu, duası siteme dönüyor mu, yoksa hâlini muhafaza edebiliyor mu? Çünkü bekleyiş uzadıkça yalnız talep değil, talebin iç yüzü de ortaya çıkar. Kişi hakikaten Hakk’ın takdirini mi gözetiyor, yoksa kendi arzusunun vaktini mi zorlamak istiyor; bu da çoğu zaman beklerken anlaşılır.

Eskiler bekleyişi boşluk saymamışlardır. Bilâkis, birçok yerde vaktin olgunlaşmasını gözetmeyi, acele tasarruftan daha selametli görmüşlerdir. Zira her kapı zorlayarak açılmaz; bazı kapılar, insanın kendisini tashih etmesini bekler. Bazı gecikmeler mahrumiyet değil, hazırlıktır. Bazı susuşlar da yoksunluk değil, terbiyedir. İnsan bunu o anda fark etmese de, zaman geçince erken gelen birçok şeyin hayır değil yük olduğunu anlar.

Bu sebeple bekleyenin imtihanı küçümsenecek bir imtihan değildir. Çünkü bekleyişte insanın yalnız sabrı değil; niyeti, edebi, teslimiyeti ve iç düzeni sınanır. Hatta bazen beklemek, yürümekten daha ağırdır. Zira hareket eden kimse yol ile meşgul olur; bekleyen kimse ise kendi nefsiyle yüzleşir.

Velhasıl, bekleyenin imtihanı “muradı ne zaman olacak” meselesinden ibaret değildir. Asıl mesele, gecikme içinde insanın hâlini bozup bozmayacağı, istikametini koruyup koruyamayacağıdır. Çünkü her bekleyiş zamanla ilgili değildir; bazı bekleyişler doğrudan doğruya insanın iç âlemini tartar.

İşte bu sebeple, bazen insanın en sessiz görünen devresi, hakikatte en ağır terbiyeden geçtiği devredir.
ne güzel anlatmışsınız

Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Her insanın bir imtihanı bulunur.. Skoda Sizden Gelenler 2 23.09.25 19:48
İbn-i Hacer in imtihanı NGB Allah Dostları & Evliyalar 0 31.05.25 10:52
Hele bir bakın, nimetin imtihanı mı ?( Çocuklar ) Yolcu40 Sorularınız 3 15.11.23 13:47
Allah'ın imtihanı sadece burun akıntısından mı ibaret? Gercek Derin Konular & Beyin Fırtınası 2 04.06.22 13:43
El çizgileri Soğuk ve Su ile imtihanı olanlar Sin Tıbbı Nebi 1 12.05.18 08:41


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 21:21.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com