Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Sorularınız (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/)
-   -   Bid'at Ehlinden bazı şahısları bilmek ister misiniz? (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/104078-bidat-ehlinden-bazi-sahislari-bilmek-ister-misiniz.html)

Svg 12.04.26 15:07

Alıntı:

Mehmet Efe Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705533)
Ortada şahsına bir bigli yoktu sen işin içine girdin ve ben bunu yapacağım sen benim ne yapacağıma karat veremezsin bu sitede sadece sen yoksun. Madem beğenmedim baştan yazamayacatın. Her insan sadece aklıyla yol bulsaydi filozaoflar ulema olurdu

Bir düşünmem lazım da şu an çok meşgulüm. Malum, vatana zararlı haşereler beni çok yoruyor.
Ben en iyisi gidip kendime bir kahve yapayım.

Mehmet Efe 12.04.26 15:12

Alıntı:

Svg Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705541)
Bir düşünmem lazım da şu an çok meşgulüm. Malum, vatana zararlı haşereler beni çok yoruyor.
Ben en iyisi gidip kendime bir kahve yapayım.

Vatana zararlı haşere diye beni mi kastettin? Sana ne diyeyim ki....

Alıntı:

HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705539)
Ehl-i sünnet, bâtılı gizlemez; ama insan avcılığını da usûl edinmez. Görüş fitne olmuşsa isim verir; ama ismi maksat yapmaz. Çünkü maksad adam yıkmak değil, ümmeti korumaktır. Şart olan isim vermek değil; şart olan adaletli ve delilli konuşmaktır.

Ben anlamıyorum neden sanki Ümmete düşmanmisim gibi yorum yapıyorsunuz? teymiye in haşa Allah gökte arşta inancı yeterince fitne değil mi? Listedeki çoğu mealci fitne değil mi? Ypama gözünü seveyim amacım ümmetin iyiliği için. Bu adımları takip edip Hadis-i Şerifleri inkar edenler var, ümmeti tekfir edenler var bunlar sorun olmuyor ama benim bunlardan uzuak durun demem sorun oluyor gerçekten yazık

imas 12.04.26 15:40

Alıntı:

Mehmet Efe Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705534)
Eğer niyetiniz gerçekten öğrenmekse telegramda kanal ismi verebilirim bende bir kaç Alimin sozlerini buraya yazayım yetmezse söyleyin
İbni Teymiye hakkında açıklama yapan İslam alimleri

♦️Hâfız İbni Hacer-i Mekkî (Heytemî) diyor ki:

“İbn Teymiyye’nin, “Allah’ın cismi ve ciheti [yönü] ve intikal etmesi [yer değiştirmesi] var olup, boyutu Arş’ın boyutu kadardır, ondan ne daha az, ne de ondan daha büyüktür” demesinden, onun çirkin sözünün açıkca küfür olan bu yalanından Allahü teâlâ uzaktır. Allah onu ve kendisine tabi olanları utandırıp onun itikadında olan zümrenin topunu dağıtıversin.” (Fetâvel-hadîsiyye; bkz. Bera’atü’l-Eş’ariyyin min Akaidi’l-Muhâlifin, s.438)

♦️Kâdızade Ahmed Efendi, İmam-ı Birgivî’nin kitabının şerhinde şöyle diyor:

“[Allahü teâlâ] Gökte ve yerde değildir, mekândan münezzehdir. ..Mekân ve zaman O’nun şanına muhaldir. ..Sağda, solda, önde, arkada, üstte ve altta değildir….Allahü teâlâ cisim ve cismanî olmakdan münezzehdir. Bir tarafda [cihette] olmaktan da münezzehdir. ..İbni Teymiyye ve yolundakiler, Allahü teâlâ üst taraftadır dediler.” (Birgivî Vasiyetnamesi Şerhi, s.24).

♦️İbni Teymiyye’nin çağdaşı olan Ahmed b. Yahya el-Küllabî diyor ki:

“Keşke bilseydim, İbni Teymiyye Fir’avn’un bu sözünden Allahü teâlânın göklerin ve Arşın üzerinde olduğunu nasıl anlamıştır? … Haydi Fir’avn’un dediğinden böyle anlaşıldığını farzedelim. Peki İbni Teymiyye, nasıl Fir’avn’un zannıyla istidlal eder? …Demek ki İbni Teymiyye’nin, bu ayetten anladığı mana ve Allah’a cihet olduğuna dair itimad eylediği delil, Fir’avn’un görüşüne göredir. Akidesinde itimad ettiği delil Fir’avn’un zannettiği şey olup o Fir’avn inancının kurucusudur.” (Bera’atü’l-Eş’ariyyin min Akaidi’l-Muhâlifin, s.120-121.)

♦️Büyük âlim İbni Hacer-i Mekkî Fetâvel-hadîsiyye kitabında diyor ki:

“Allahü teâlâ, İbni Teymiyyeyi dalâlete, felakete düşürdü. Gözlerini kör, kulaklarını sağır etdi. Birçok alim, bunun işlerinin bozuk, sözlerinin yalan olduğunu bildirmişler ve vesikalarla ispat etmişlerdir. Büyük İslam alimi Ebül Hasen-il-Sübkinin ve oğlu Tacüddin-i Sübkinin ve İmam-ül’iz bin-cema’anın kitaplarını okuyanlar ve onun zamanında bulunan Şafi’î, Malikî ve Hanefî alimlerinin, kendisine karşı sözlerini ve yazılarını inceliyenler, sözümüzün doğruluğunu iyi anlar.”

♦️Allame Şerif Takıyuddin Ebu Bekri’l-Hısni ed-Dımaşki (vefatı h.829) diyor ki:

“İbni Teymiyye’nin dediği kavillerin en kötüsü ve çirkini, tefrika meselesidir. Yani, yalnız Peygamberin (aleyhisselam) hayatında ve huzurunda duasına tevessül etmek caizdir, vefatından sonra türbesinin yanında bile caiz değildir, sözüdür ki, bunu Yahudiler ortaya atmış ve tâbileri de bu fikir üzerinde devam etmiştir.”

♦️Zamanın Şeyhül-islamı Allame Ebu’l-Hasan Ali bin İsmail el-Kunavi diyor ki:

“İbni Teymiyye cahillerdendir, ne dediğini düşünmüyor. Tevessüle dair tefrikayı, yani Resulullaha (aleyhisselam) hayatta iken onunla tevessül edilmesi caiz olup, vefatından sonra caiz olmadığı hakkındaki düşündüğü farkı, zahirde kendisine İslamiyetle şereflenmiş süsünü veren Yahudi ve Samiri taifesinin yavrularından telakki etmiştir. Halbuki bu taifeler, Peygamberin (aleyhisselam) en büyük düşmanlarıdırlar. Hazret-i Ali’nin (radıyallahü anh) huzurunda birisi, Peygamberi (aleyhisselam) tahkir ifade eden bir kelime söylediği için, onu öldürmüştür.”

♦️İbn Hacer el-Askalanî gibi zatlar tarafından çok övülen Hanefî ulemasından Ala el-Buharî:
"İbn Teymiyye kafirdir. Ona şeyhülislam diyen de kafirdir." diyor.

Bedrü’t Tali’, c. 2, s. 260)




Kendisi Allah'ın Celle Celaluhu zatının değil tecellisinin bir şekle burunebileceğine inan biri. Ki olay da zaten bir müridin rüyası. Yani adam rüyasını anlatıyor hepsi bu. Herhalde rüyadan sorumlu tutulmaz değil mi? Ki kendisi Musa Aleyhisselam olayında Allah'ın Celle Celaluhu bir ağaca tecelli ederek konuştuğunu söylüyor.

Rüyayla amel edilmeyeceğini bilen insan, rüyanın delil olmadığını bilen biri , rüyayı niye anlatır

Hele birde şu azap melekleri hikayesini bir açıkla oda mı rüya ...

Svg 12.04.26 15:43

Alıntı:

Mehmet Efe Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705542)
Vatana zararlı haşere diye beni mi kastettin? Sana ne diyeyim ki....

Ben orada öyle mi dedim?

imas 12.04.26 15:44

Alıntı:

Mehmet Efe Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705536)
teymiye itikadı bozuktur imas beye yazdığım yeri okuyun anlarsınız. teymiye in sadece bu görüşü yoktur. İbni Arabi gibi adamlarda manevi makami bizim gibi olmayanlar okumasın diyor kitapları



İsim soylemek zorundayız. Avama sadece görüşü söylersen eywallah der ama farkudna omamdan oyle birinin peşinden gidiyor olabilir. İsim vermek ŞARTTIR!



İmam Ahmed bin Hanbel, Allah'ın sıfatları konusunda naslara (ayet ve hadis) bağlı kalarak, Allah'ın keyfiyeti bilinmeyen bir şekilde Arş'ın üzerinde (fevkinde) olduğunu, mekândan münezzeh olmakla birlikte gökte olduğunu ifade etmiştir

Ayrıca o
İbni arabi gibi adamlar sözün hiç yakışıklı olmamamış,

HâmûŞî 12.04.26 15:49

Alıntı:

Mehmet Efe Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705542)
Vatana zararlı haşere diye beni mi kastettin? Sana ne diyeyim ki....



Ben anlamıyorum neden sanki Ümmete düşmanmisim gibi yorum yapıyorsunuz? teymiye in haşa Allah gökte arşta inancı yeterince fitne değil mi? Listedeki çoğu mealci fitne değil mi? Ypama gözünü seveyim amacım ümmetin iyiliği için. Bu adımları takip edip Hadis-i Şerifleri inkar edenler var, ümmeti tekfir edenler var bunlar sorun olmuyor ama benim bunlardan uzuak durun demem sorun oluyor gerçekten yazık

Tabii ki seni ümmete düşmanmışsın gibi yorumlamıyorum değerli kardeşim; böyle bir itham ne edebe sığar ne de ilme. Ben sana sadece bir hatırlatmada bulunuyorum: Bu meselelerde çok kesin, çok hükümvari konuşuyorsun ve ben de sana dinin ve ilmin asıllarını hatırlatıyorum. Çünkü insanlara dini anlatırken, sünneti müdafaa ederken ve ümmeti bid‘atten sakındırırken izlenecek yol da en az söylenen söz kadar mühimdir. Kur’an’ın ve Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin öğrettiği usûl; hakkı beyan ederken adaleti kaybetmemek, yanlışı reddederken nefsin öfkesini konuşturmamak, ümmeti koruyalım derken Ehl-i sünnetin mizânını bozmamaktır. Sen bir kardeşe “Benim ilmimi biliyor musun da beni yargılıyorsun?” diyorsun; ben de aynı yerden sana şunu hatırlatıyorum: Peki sen burada konuşanların ilmini, hâlini, kastını ne kadar biliyorsun değerli kardeşim? İşte mesele tam burada düğümleniyor. İlim, sadece yanlışı görmek değil; yanlışı hangi dille, hangi ölçüyle ve hangi hudut içinde konuşacağını da bilmektir. Bu sebeple benim itirazım reddiyeyi bazen çok keskin, çok mutlak ve damgaya yakın bir dille kurmanadır. Ehl-i sünnetin yolu, görüşü deliliyle reddetmek, gerekiyorsa ismi de zaruret kadar zikretmek; fakat bunu tahkir, acele hüküm ve nefsânî sertlikten uzak bir usûlle yapmaktır. Sana söylediğim budur. Yani seni suçlamıyorum; bilakis öğrendiğin şeyi daha sahih bir usûlle, daha Nebevî bir edep ile taşıman gerektiğini hatırlatıyorum. Çünkü hakka hizmet eden sadece doğru bilgi değil; o bilginin doğru taşınışıdır.

HâmûŞî 12.04.26 15:56

Alıntı:

Mehmet Efe Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705542)
Vatana zararlı haşere diye beni mi kastettin? Sana ne diyeyim ki....



Ben anlamıyorum neden sanki Ümmete düşmanmisim gibi yorum yapıyorsunuz? teymiye in haşa Allah gökte arşta inancı yeterince fitne değil mi? Listedeki çoğu mealci fitne değil mi? Ypama gözünü seveyim amacım ümmetin iyiliği için. Bu adımları takip edip Hadis-i Şerifleri inkar edenler var, ümmeti tekfir edenler var bunlar sorun olmuyor ama benim bunlardan uzuak durun demem sorun oluyor gerçekten yazık

Bir insanın ne öğrendiği kadar, onu kimden ve hangi usûlle öğrendiği de mühimdir. Çünkü ilim sadece malumat toplamak değildir; ilim, usûl, silsile, edep ve mizan ile taşınır. Nice söz vardır ki zahirde hak gibidir ama ehil olmayan elde fitneye döner. Nice kişi de doğru bir meseleyi, yanlış bir dille ve eksik bir usûlle öğrenir; sonra hakkı savunayım derken haddi aşar. Bu sebeple Ehl-i sünnet yolunda sadece “ne biliyorum?” diye değil, “bunu kimden aldım, hangi ölçüyle aldım, hangi terbiyeyle taşıyorum?” diye de sormak gerekir. Zira ilim, ehil elde nur olur; nefsin elinde ise aynı ilim bile sertliğe, acele hükme ve kırıcı bir lisana dönüşebilir. Sana hatırlatmak istediğim şey de budur: öğrenilen bilginin doğruluğu kadar, o bilginin menşei, usûlü ve sahibindeki edep de mühimdir. Çünkü bazen insanı yanıltan, bilmemek değil; öğrendiği şeyi mutlak sanıp, onun üzerinde bir mizan ve muhasebe bırakmamaktır.

Bundan ötesi artık söz değil, usûl ve vicdan muhasebesidir. Bizim diyeceğimiz bu kadardır; hakka tâlip olan için işaret yeter, fazlası ise münakaşayı büyütür.

murakip 12.04.26 16:01

Alıntı:

Mehmet Efe Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705529)
Allah Celle Celaluhu Kelamlari arasında üstünlük elbette vardır. Rasululllah sallallahu aleyhi vessellem bazı surelerin daha Efdal olduğunu onca Hadis-i Şeriflerinde buyurdular. Yani adam doğru falan söylemiyor sen adamın sözlerini kendince yorumluyorsun.

teymiye in itikadini biliyormusun sen? Sen benl ne kadar tanıyorsun da sorgulamadan dümdüz bunu iddia ettiğini söylüyorsun? Benim ilmi seviyemi ne biliyrosun sen?
Ebubekir sifilden aç bak öğren savunduğun adamın itikadini tek tek yazmaya kalksam uzun gider buraya. ben adamı tekfir etmedim zaten görüşleri bozuktur sen ya Ehli Sünneti bilmiyorsun ya da teymiyeyi. Sen kendin araştırmayacaksan şöyle ben buradan yazayım İnseAllah.

Yaw konunun ruhbanlikla alakai yok. İslam'da reddiye diye bir şey var sen bidat ehline nede olsa İman ettin nasıl inanırsan inan milletede kendi bozuk inancını aşıla mı diyeceksin ? Belliki böyle diyorsun.
Rubanlikla kilise yanlislanamazdi kendi din adamlarını İlah edindiler onlar için çok şey yazılır konuyu oraya bağlanan alakasız ve saçma

Muhaysini Suriye'de milleti cihada çağırdı ama git öğren bakalım kendisi bir tane kurşun sıkmış mı? Kendisi gizli selefidir. Keske başka bir platform ismi verebilsejte seninle uzun uzun konuşsak

Efdallik başkadır, üstünlük başkadır. Bunu sağlayan da ilahi takdirdir.

Ebubekir Sifil ne zamandan beri itikad rehberi oldu, kendisi araştırmacı bir gazetecidir. Ben itikadımı Ebubekir Sifil'in yargılarına göre değil Kur'an ve Sünnet'e, 4 mezhep imamına göre alıyorum. Türkiye'deki üç beş tane adam dışında kimse İbn-i Teymiyye hakkında ehl-i sünnet dışı demiyor bilakis Şeyhülislam diyor ümmetin neredeyse çoğunluğu.

Muhaysini'ye de kurşun sıkmadı diyorsun, yazık günah insan bunu söylerken Allah'tan korkar. Gizli selefidir demişsin, selefilik ne zamandan beri ehl-i sünnet dışı oldu? Sen benimsemeyebilirsin, ama ehl-i sünnet dışı diyemezsin. Ki esasında hepimiz selefin yolundayız, sadece siz fıkra fıkra bölüyorsunuz ümmeti.

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705549)
İmam Ahmed bin Hanbel, Allah'ın sıfatları konusunda naslara (ayet ve hadis) bağlı kalarak, Allah'ın keyfiyeti bilinmeyen bir şekilde Arş'ın üzerinde (fevkinde) olduğunu, mekândan münezzeh olmakla birlikte gökte olduğunu ifade etmiştir

Ayrıca o
İbni arabi gibi adamlar sözün hiç yakışıklı olmamamış,

Boşverin hocam, bu arkadaşın kaynakları aşağıdaki imamlardan daha kesin ve muteber sanırım.

İmam Ahmed b. Hanbel ise şunları söylemiştir:

“İstiva / istivanın hakikati, insanların tasavvuru gibi değil, Allah’ın haber verdiği gibidir / onun murat ettiği şekildedir.” (el-Burhanu’l-müeyyed, 24)

Bir adam, İmam Malik (Rahmetullahi Aleyh)’e Allah’ın Arş’a istivası hakkında:

−Peki, nasıl istiva etti? diye sorunca başını öne eğdi ve kendisini ter bastı.

Akabinde:

−İstiva bilinmeyen bir şey değildir, fakat niteliği akıl ile bilinemez. Ona inanmak farz, onun keyfiyeti hakkında soru sormak ise bid’attır. Ben senin ancak bir bid’atçı olduğunu zannediyorum, dedikten sonra adamın meclisten çıkarılmasını emretti.”

Zehebi el-Uluv 141-142, Ebu Nuaym Hilyetu’l-Evliya 6/325-326, Lalekai 664, Beyhaki el-Esma ve’s-Sıfat 408

HâmûŞî 12.04.26 16:11

Alıntı:

Mehmet Efe Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705536)
teymiye itikadı bozuktur imas beye yazdığım yeri okuyun anlarsınız. teymiye in sadece bu görüşü yoktur. İbni Arabi gibi adamlarda manevi makami bizim gibi olmayanlar okumasın diyor kitapları



İsim soylemek zorundayız. Avama sadece görüşü söylersen eywallah der ama farkudna omamdan oyle birinin peşinden gidiyor olabilir. İsim vermek ŞARTTIR!

İbnü’l Arabî “okuma” demiyor; “anlamadığın yere hükümle saldırma” diyor. “Ehil ol, mizanla oku, bilenin terbiyesiyle yaklaş” diyor. Bu inceliği kaçıran, Hazret’in sözünü değil, kendi zannını konuşmuş olur.

Saho 12.04.26 16:31

Alıntı:

Mehmet Efe Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705531)

Kendi reklamım nerede? Neden böyle bir iftira atıyorsun? Kimsenin elemanı değilim reklam falanda yok buna emri bilaruf denir. İslam'da reddiey vardır bidat ehli tenkid edilmek zorundadır. Sen mi karar vereceksin ümmete faydalı olup olmayacağıma haddin kadar konuş ben konuyu ortaya açtım madem ilgilenmiyrosun yazmasaydin

"Ehli Sünnet Medya uygulmasına bakabilirsiniz."
"Eğer niyetiniz gerçekten öğrenmekse telegramda kanal ismi verebilirim"
Bak zaten yolunu yapmışsın ki salağa yatmana gerek yok, ne halt olduğun buradan belli oluyor.
Tabii ki ben karar vereceğim senin ümmete faydalı olup olmayacağını; buraya gelip milleti "bu liste bidat ehlidir aksini düşünene hodri meydan" diyebiliyorsan
üstüne karşı çıkacaklardan da delil ile konuşmasını isteyip senin delilsiz paylaşman aslında senin niyetinin emri bil maruf olmadığını göstermektedir.
Sanırsın bu isimlere ilk reddiye yapan kendileri, 2 videodan ne oldukları belli oluyor zaten.

Mehmet Efe 12.04.26 17:03

Alıntı:

Svg Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705548)
Ben orada öyle mi dedim?

Hakkınızı helal edin belki biraz sert çıktım ama benim bunları paylaşma niyetim kötü değildi. Ümmet faydalansın diyeydi. Uzatmanın manası yok size karşı bir edeosizligim olduysa affola hakkınızı helal edin.

Mehmet Efe 12.04.26 17:11

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705549)
İmam Ahmed bin Hanbel, Allah'ın sıfatları konusunda naslara (ayet ve hadis) bağlı kalarak, Allah'ın keyfiyeti bilinmeyen bir şekilde Arş'ın üzerinde (fevkinde) olduğunu, mekândan münezzeh olmakla birlikte gökte olduğunu ifade etmiştir

Ayrıca o
İbni arabi gibi adamlar sözün hiç yakışıklı olmamamış,

Ahmed Bin Hambele çok söz isnad eder kendine selefi diyen tayfa bunlar ve ibni teymiye kendi görüşlerini Selef böyle dedi Alimler biyle dedi diye aktarmayı seven insanlardır.
İmam Şafi Allah'ı Celle Celaluhu arşta zannetmenin küfür olduğunu söylüyor.



1. İmâm-ı Azam Ebu Hanife (ö. 150/767): "Allah, mekândan münezzehtir. Zira mekân, yaratılmışların a'sına (asıl, öz) ait bir sıfattır. Allah ise ezeli ve ebedidir." (Fıkh-ı Akbar, 1/5)

2. İmâm-ı Malik (ö. 179/795): "Allah, mekândan münezzehtir. O, her yerdedir, fakat mekanla sınırlı değildir." (el-Muwatta, 1/10)

3. İmâm-ı Şafii (ö. 204/820): "Allah, mekândan münezzehtir. O, her şeyi bilen ve her şeye kudretidir." (Kitab-ı Risale, 1/5)

4. İmâm-ı Ahmed (ö. 241/855): "Allah, mekândan münezzehtir. O, her yerdedir, fakat mekanla sınırlı değildir." (Usul-i Din, 1/10)


İmam Şafi kim ki Allah Arşta oturmuştur diye inanırsa o kişi kafirdir
NECMÜL MÜHTEDİ VE RECMÜL MÜ'TEDİ

Bu konuyla ilgili Elhamdülillah Allah'ın Celle Celaluhu izniyle çok şey yazarız konu devam ederse onlarida yazacağız İnşeAllah

İbni Arabi için edepsizlik niyetiyle yazmadım. Onun gibi adamlar derken onun gibi büyük mertebede olan adamlar demek istedim.

Alıntı:

HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705550)
Tabii ki seni ümmete düşmanmışsın gibi yorumlamıyorum değerli kardeşim; böyle bir itham ne edebe sığar ne de ilme. Ben sana sadece bir hatırlatmada bulunuyorum: Bu meselelerde çok kesin, çok hükümvari konuşuyorsun ve ben de sana dinin ve ilmin asıllarını hatırlatıyorum. Çünkü insanlara dini anlatırken, sünneti müdafaa ederken ve ümmeti bid‘atten sakındırırken izlenecek yol da en az söylenen söz kadar mühimdir. Kur’an’ın ve Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin öğrettiği usûl; hakkı beyan ederken adaleti kaybetmemek, yanlışı reddederken nefsin öfkesini konuşturmamak, ümmeti koruyalım derken Ehl-i sünnetin mizânını bozmamaktır. Sen bir kardeşe “Benim ilmimi biliyor musun da beni yargılıyorsun?” diyorsun; ben de aynı yerden sana şunu hatırlatıyorum: Peki sen burada konuşanların ilmini, hâlini, kastını ne kadar biliyorsun değerli kardeşim? İşte mesele tam burada düğümleniyor. İlim, sadece yanlışı görmek değil; yanlışı hangi dille, hangi ölçüyle ve hangi hudut içinde konuşacağını da bilmektir. Bu sebeple benim itirazım reddiyeyi bazen çok keskin, çok mutlak ve damgaya yakın bir dille kurmanadır. Ehl-i sünnetin yolu, görüşü deliliyle reddetmek, gerekiyorsa ismi de zaruret kadar zikretmek; fakat bunu tahkir, acele hüküm ve nefsânî sertlikten uzak bir usûlle yapmaktır. Sana söylediğim budur. Yani seni suçlamıyorum; bilakis öğrendiğin şeyi daha sahih bir usûlle, daha Nebevî bir edep ile taşıman gerektiğini hatırlatıyorum. Çünkü hakka hizmet eden sadece doğru bilgi değil; o bilginin doğru taşınışıdır.


Hakkınızı helal edin sert çıktığım doğrudur ama niyetim asla kötü değildi. Ümmetten bu adamların peşinden gidip yanlışa girmesin diye yazdım.

Mehmet Efe 12.04.26 17:25

Alıntı:

murakip Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705553)
Efdallik başkadır, üstünlük başkadır. Bunu sağlayan da ilahi takdirdir.

Ebubekir Sifil ne zamandan beri itikad rehberi oldu, kendisi araştırmacı bir gazetecidir. Ben itikadımı Ebubekir Sifil'in yargılarına göre değil Kur'an ve Sünnet'e, 4 mezhep imamına göre alıyorum. Türkiye'deki üç beş tane adam dışında kimse İbn-i Teymiyye hakkında ehl-i sünnet dışı demiyor bilakis Şeyhülislam diyor ümmetin neredeyse çoğunluğu.

Muhaysini'ye de kurşun sıkmadı diyorsun, yazık günah insan bunu söylerken Allah'tan korkar. Gizli selefidir demişsin, selefilik ne zamandan beri ehl-i sünnet dışı oldu? Sen benimsemeyebilirsin, ama ehl-i sünnet dışı diyemezsin. Ki esasında hepimiz selefin yolundayız, sadece siz fıkra fıkra bölüyorsunuz ümmeti.



Boşverin hocam, bu arkadaşın kaynakları aşağıdaki imamlardan daha kesin ve muteber sanırım.

İmam Ahmed b. Hanbel ise şunları söylemiştir:

“İstiva / istivanın hakikati, insanların tasavvuru gibi değil, Allah’ın haber verdiği gibidir / onun murat ettiği şekildedir.” (el-Burhanu’l-müeyyed, 24)

Bir adam, İmam Malik (Rahmetullahi Aleyh)’e Allah’ın Arş’a istivası hakkında:

−Peki, nasıl istiva etti? diye sorunca başını öne eğdi ve kendisini ter bastı.

Akabinde:

−İstiva bilinmeyen bir şey değildir, fakat niteliği akıl ile bilinemez. Ona inanmak farz, onun keyfiyeti hakkında soru sormak ise bid’attır. Ben senin ancak bir bid’atçı olduğunu zannediyorum, dedikten sonra adamın meclisten çıkarılmasını emretti.”

Zehebi el-Uluv 141-142, Ebu Nuaym Hilyetu’l-Evliya 6/325-326, Lalekai 664, Beyhaki el-Esma ve’s-Sıfat 408

Kimmiş o teymiye için Şeyhuk İslam diyenler? Sana dedim ki imas beye attığım yazıyı oku. Onlarca tenkid eden Âlim ismi yazarız Elhamdülillah. senin teymiye in sinek kanadı olayını git araştır sinre gek bir daha yaz. kendisi mücessimedir.



1. İmâm-ı Azam Ebu Hanife (ö. 150/767): "Allah, mekândan münezzehtir. Zira mekân, yaratılmışların a'sına (asıl, öz) ait bir sıfattır. Allah ise ezeli ve ebedidir." (Fıkh-ı Akbar, 1/5)

2. İmâm-ı Malik (ö. 179/795): "Allah, mekândan münezzehtir. O, her yerdedir, fakat mekanla sınırlı değildir." (el-Muwatta, 1/10)

3. İmâm-ı Şafii (ö. 204/820): "Allah, mekândan münezzehtir. O, her şeyi bilen ve her şeye kudretidir." (Kitab-ı Risale, 1/5)

4. İmâm-ı Ahmed (ö. 241/855): "Allah, mekândan münezzehtir. O, her yerdedir, fakat mekanla sınırlı değildir." (Usul-i Din, 1/10)


İmam Şafi Allah arşta diyenlerin küfür içinde olduğunu söylüyor kaynakt NECMÜL muhtedi ve RECMÜL MÜ'TEDİ. Sence biz kaynaksız yazı yazar miyiz?

Selefilik ne zamandan beri Ehli sünnet oldu? selfilik son 2 asırdır ortaya çıkmış bir şey. Haricilik ne zamandan beri selef yolu oldu?

Alıntı:

HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705555)
İbnü’l Arabî “okuma” demiyor; “anlamadığın yere hükümle saldırma” diyor. “Ehil ol, mizanla oku, bilenin terbiyesiyle yaklaş” diyor. Bu inceliği kaçıran, Hazret’in sözünü değil, kendi zannını konuşmuş olur.

Evet İbni Arabi Hazretleri manevi makami yetmeyenlerin kendi kitaplarını okumasını istemiyor ben aksini iddia etmedim

Alıntı:

Saho Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705557)
"Ehli Sünnet Medya uygulmasına bakabilirsiniz."
"Eğer niyetiniz gerçekten öğrenmekse telegramda kanal ismi verebilirim"
Bak zaten yolunu yapmışsın ki salağa yatmana gerek yok, ne halt olduğun buradan belli oluyor.
Tabii ki ben karar vereceğim senin ümmete faydalı olup olmayacağını; buraya gelip milleti "bu liste bidat ehlidir aksini düşünene hodri meydan" diyebiliyorsan
üstüne karşı çıkacaklardan da delil ile konuşmasını isteyip senin delilsiz paylaşman aslında senin niyetinin emri bil maruf olmadığını göstermektedir.
Sanırsın bu isimlere ilk reddiye yapan kendileri, 2 videodan ne oldukları belli oluyor zaten.

Haddini bil önce. Sen beyinle Ümmete faydalı bir işe karşı geleceksin ki? Listede bidat ehli olduğuna inanmadığın adamlar kimler ? Ehli sünnet velcemaat nedir biliyor musun? Kimi savunduğunu yaz sana ona göre cevap vereyim

Svg 12.04.26 17:33

Alıntı:

Mehmet Efe Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705531)
Kendi reklamım nerede? Neden böyle bir iftira atıyorsun? Sen mi karar vereceksin ümmete faydalı olup olmayacağıma haddin kadar konuş ben konuyu ortaya açtım madem ilgilenmiyrosun yazmasaydin

Haddin kadar konuş derkene? 🤔

Alıntı:

Saho Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705557)
Bak zaten yolunu yapmışsın ki salağa yatmana gerek yok, ne halt olduğun buradan belli oluyor.
Tabii ki ben karar vereceğim senin ümmete faydalı olup olmayacağını; buraya gelip milleti "bu liste bidat ehlidir aksini düşünene hodri meydan" diyebiliyorsan
üstüne karşı çıkacaklardan da delil ile konuşmasını isteyip senin delilsiz paylaşman aslında senin niyetinin emri bil maruf olmadığını göstermektedir.

teytey teytey

Mehmet Efe 12.04.26 17:42

Alıntı:

Svg Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705569)
Haddin kadar konuş derkene? 🤔


teytey teytey

Anlamadım?

Svg 12.04.26 17:49

Alıntı:

Mehmet Efe Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705571)
Anlamadım?

Ben de anlamadım.

imas 12.04.26 17:52

Alıntı:

Mehmet Efe Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705562)
Ahmed Bin Hambele çok söz isnad eder kendine selefi diyen tayfa bunlar ve ibni teymiye kendi görüşlerini Selef böyle dedi Alimler biyle dedi diye aktarmayı seven insanlardır.
İmam Şafi Allah'ı Celle Celaluhu arşta zannetmenin küfür olduğunu söylüyor.



1. İmâm-ı Azam Ebu Hanife (ö. 150/767): "Allah, mekândan münezzehtir. Zira mekân, yaratılmışların a'sına (asıl, öz) ait bir sıfattır. Allah ise ezeli ve ebedidir." (Fıkh-ı Akbar, 1/5)

2. İmâm-ı Malik (ö. 179/795): "Allah, mekândan münezzehtir. O, her yerdedir, fakat mekanla sınırlı değildir." (el-Muwatta, 1/10)

3. İmâm-ı Şafii (ö. 204/820): "Allah, mekândan münezzehtir. O, her şeyi bilen ve her şeye kudretidir." (Kitab-ı Risale, 1/5)

4. İmâm-ı Ahmed (ö. 241/855): "Allah, mekândan münezzehtir. O, her yerdedir, fakat mekanla sınırlı değildir." (Usul-i Din, 1/10)


İmam Şafi kim ki Allah Arşta oturmuştur diye inanırsa o kişi kafirdir
NECMÜL MÜHTEDİ VE RECMÜL MÜ'TEDİ

Bu konuyla ilgili Elhamdülillah Allah'ın Celle Celaluhu izniyle çok şey yazarız konu devam ederse onlarida yazacağız İnşeAllah

İbni Arabi için edepsizlik niyetiyle yazmadım. Onun gibi adamlar derken onun gibi büyük mertebede olan adamlar demek istedim.




Hakkınızı helal edin sert çıktığım doğrudur ama niyetim asla kötü değildi. Ümmetten bu adamların peşinden gidip yanlışa girmesin diye yazdım.

biz arşta oturuyor demiyoruz ki zaten , arşı istiva etmiştir diyoruz, senin öyle internetten bir şeyler bulmana gerek yok, Allah zaman kavramının ve mekan kavramının dışındadır , çünkü zamanı ve mekanı O yaratmıştır, nerede olduğunun keyfiyeti onun ilmindedir

ahmed ibni hambel Allahın zatı ile arşın üzerinde olduğunu sıfatlarının ise her yerde olduğunu savunur,
İstiva konusunu naslara dayanarak, keyfiyeti bilinmez yani nasıl olduğu sorulmaz şekilde kabul etmiş, Allah gökte değildir diyenleri Cehmîyye fırkasıyla ilişkilendirerek eleştirmiştir.

yoksa selefiler ona bir şey yüklemiş yada isnad etmiş değiller ayrıca bu selefi sözü çok yanlış bir söz,
hz peygamber ve 4 halife yolunda giden herkes selefidir,
o selefi denenler o yoldan gidiyorlarda biz başka yıldan mı gidiyoruz,

son söz olarak ibni teymiye gibi dalda kıpkırmızı kocaman elma gibi duran bir müctehid, kenarında biraz çürük var diye kaldırıp çürük elma diye atılmaz, o çürük yer kesilip atılır diğer yerlere bakılır,

birisi diyorki
**benim sancağın muhammedin sancağından daha yüksektedir ***
** öyle bir deryaya daldımki resullerin nebilerin sancakları kıyıda kaldı***
**Allah beni arşına çıkardı kendini gösterdi beni giydirdi süsledi***

bunu diyen kişi çok büyük veli sıfatındadır

buna karşı bir başka veli bunları söyleyen kişi için
***ebu ...... burada olsaydı bizim çocukların eliyle müslüman olurdu***

diyor

Mehmet Efe 12.04.26 18:23

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705574)
biz arşta oturuyor demiyoruz ki zaten , arşı istiva etmiştir diyoruz, senin öyle internetten bir şeyler bulmana gerek yok, Allah zaman kavramının ve mekan kavramının dışındadır , çünkü zamanı ve mekanı O yaratmıştır, nerede olduğunun keyfiyeti onun ilmindedir

ahmed ibni hambel Allahın zatı ile arşın üzerinde olduğunu sıfatlarının ise her yerde olduğunu savunur,
İstiva konusunu naslara dayanarak, keyfiyeti bilinmez yani nasıl olduğu sorulmaz şekilde kabul etmiş, Allah gökte değildir diyenleri Cehmîyye fırkasıyla ilişkilendirerek eleştirmiştir.

yoksa selefiler ona bir şey yüklemiş yada isnad etmiş değiller ayrıca bu selefi sözü çok yanlış bir söz,
hz peygamber ve 4 halife yolunda giden herkes selefidir,
o selefi denenler o yoldan gidiyorlarda biz başka yıldan mı gidiyoruz,

son söz olarak ibni teymiye gibi dalda kıpkırmızı kocaman elma gibi duran bir müctehid, kenarında biraz çürük var diye kaldırıp çürük elma diye atılmaz, o çürük yer kesilip atılır diğer yerlere bakılır,

birisi diyorki
**benim sancağın muhammedin sancağından daha yüksektedir ***
** öyle bir deryaya daldımki resullerin nebilerin sancakları kıyıda kaldı***
**Allah beni arşına çıkardı kendini gösterdi beni giydirdi süsledi***

bunu diyen kişi çok büyük veli sıfatındadır

buna karşı bir başka veli bunları söyleyen kişi için
***ebu ...... burada olsaydı bizim çocukların eliyle müslüman olurdu***

diyor



Bu konuda internete gerek yok Elhamdülillah.
Arşa istivanın Allah'ın Celle Celaluhu bir yerde olduğunu söylemek için getirilebilecek bir konu bile değil. İstivanın 10a yakın anlamı var. Allah Celle Celaluhu mekândan münezzehtir eğer sizin inancınız buysa sorun yok.

Ahmed İbni Hambel Allah'ı Celle Celaluhu zati ile Arşın üzerinde diye savunmuyor.
Ahmed Bin Hambele atılan iftiralardan biridir. Ki zaten arşın üstü bir mekandır. Hadis-i Şerifte Rasululllah sallallahu aleyhi vessellem Allah'ın Celle Celaluhu 6 cihetten munezzeh okdugunu ve altında üstünde bir şey olmadığını söylüyor.
Allah Celle Celaluhu için arsinyustubde dersen artık keyfiyetini bilmiş oluyorsun zaten. İstiva ile Arşın üstünü mekan kıl.ak arasında yer ile arş kadar fark var.
Bu inanç zaten keyfiyeti bildiği için arşın üstünde diyebiliyor gerçekten keyfiyetini bilmiyoruz diye inansalardi zaten arşın üstünde diyemezler di. E dediklerine göre demek ki biliyorlar. Çünkü bilmeden böyle söylenemez zaten.
Bu şuna benzer " Üçgen kare" üçgen kare olmaz. Aynen öyledir hem münezzehtir hemde arşın üstündedir denmez. İlkinde mekanlardan uzaktır bir mekanda değildir deniyor ama sonra arşın üstünü söylüyor yani bir mekan belirtiyor. Açik bir çelişki.

Selefi dediğim zatlar kendisine selefi diyen ama mücessime olan adamlar dur. Yoksa Aşık selef yokunda giden zaten Ehli Sünnet Velcemaattir.

Kim diyor dalda kıpkırmızı bir elma gibi MÜÇTEHİD olduğunu? Adamın itikadı baştan sona bozuk. Tavsiye ettiği adamlar Allah kendini bir sineğe oturdup gezdirebilir diye inanıyor. Yazarsan uzun gider ha baktım yön devam ediyor baya yazacağız İnşeAllah.
Hem çürük başta bütüne sirayet eder bir yerde vuku bulur yani o çürük önce bütün her yere yayar sonra kendini belli eder.

O adamlar aşk sarhoşlugu ile soylediler bunları ki bunu sende çok iyi biliyorsunuz ki zaten İbni Arabi Hazretlerini inkar etmiyorsunuz çünkü sebebi biliyorsun ama ibni teymiye bu gibi bzouk dusunceleri kendine İ'TİKAD edinmiş biri.

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705574)
biz arşta oturuyor demiyoruz ki zaten , arşı istiva etmiştir diyoruz, senin öyle internetten bir şeyler bulmana gerek yok, Allah zaman kavramının ve mekan kavramının dışındadır , çünkü zamanı ve mekanı O yaratmıştır, nerede olduğunun keyfiyeti onun ilmindedir

ahmed ibni hambel Allahın zatı ile arşın üzerinde olduğunu sıfatlarının ise her yerde olduğunu savunur,
İstiva konusunu naslara dayanarak, keyfiyeti bilinmez yani nasıl olduğu sorulmaz şekilde kabul etmiş, Allah gökte değildir diyenleri Cehmîyye fırkasıyla ilişkilendirerek eleştirmiştir.

yoksa selefiler ona bir şey yüklemiş yada isnad etmiş değiller ayrıca bu selefi sözü çok yanlış bir söz,
hz peygamber ve 4 halife yolunda giden herkes selefidir,
o selefi denenler o yoldan gidiyorlarda biz başka yıldan mı gidiyoruz,

son söz olarak ibni teymiye gibi dalda kıpkırmızı kocaman elma gibi duran bir müctehid, kenarında biraz çürük var diye kaldırıp çürük elma diye atılmaz, o çürük yer kesilip atılır diğer yerlere bakılır,

birisi diyorki
**benim sancağın muhammedin sancağından daha yüksektedir ***
** öyle bir deryaya daldımki resullerin nebilerin sancakları kıyıda kaldı***
**Allah beni arşına çıkardı kendini gösterdi beni giydirdi süsledi***

bunu diyen kişi çok büyük veli sıfatındadır

buna karşı bir başka veli bunları söyleyen kişi için
***ebu ...... burada olsaydı bizim çocukların eliyle müslüman olurdu***

diyor

Hem az önce Allah mekândan münezzehtir dediniz üstüne bir de arşın üstünde diye bir söz attınız ama aynı zamanda teymiyeyi savundunuz. E teymiye arşın üstünde demiyor ki arsa oturdu diyor onu ne yapacağız? Melekler arşı taşıyamadi bu sebeple diyor. Arşta gıcırtı gibi ses geldi diyor ne yapacaz şimdi?

Svg 12.04.26 18:51

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705574)
biz arşta oturuyor demiyoruz ki zaten , arşı istiva etmiştir diyoruz, senin öyle internetten bir şeyler bulmana gerek yok, Allah zaman kavramının ve mekan kavramının dışındadır , çünkü zamanı ve mekanı O yaratmıştır, nerede olduğunun keyfiyeti onun ilmindedir

ahmed ibni hambel Allahın zatı ile arşın üzerinde olduğunu sıfatlarının ise her yerde olduğunu savunur,
İstiva konusunu naslara dayanarak, keyfiyeti bilinmez yani nasıl olduğu sorulmaz şekilde kabul etmiş, Allah gökte değildir diyenleri Cehmîyye fırkasıyla ilişkilendirerek eleştirmiştir.

yoksa selefiler ona bir şey yüklemiş yada isnad etmiş değiller ayrıca bu selefi sözü çok yanlış bir söz,
hz peygamber ve 4 halife yolunda giden herkes selefidir,
o selefi denenler o yoldan gidiyorlarda biz başka yıldan mı gidiyoruz,

son söz olarak ibni teymiye gibi dalda kıpkırmızı kocaman elma gibi duran bir müctehid, kenarında biraz çürük var diye kaldırıp çürük elma diye atılmaz, o çürük yer kesilip atılır diğer yerlere bakılır,

birisi diyorki
**benim sancağın muhammedin sancağından daha yüksektedir ***
** öyle bir deryaya daldımki resullerin nebilerin sancakları kıyıda kaldı***
**Allah beni arşına çıkardı kendini gösterdi beni giydirdi süsledi***

bunu diyen kişi çok büyük veli sıfatındadır

buna karşı bir başka veli bunları söyleyen kişi için
***ebu ...... burada olsaydı bizim çocukların eliyle müslüman olurdu***

diyor

Sevgili hocam, fakültede birine mikro ve makro iktisatı anlatsanız o bile bu kadar yormazdı sizi. Yormayınız kendinizi. mnks

HâmûŞî 12.04.26 19:01

Alıntı:

Mehmet Efe Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705581)
Bu konuda internete gerek yok Elhamdülillah.
Arşa istivanın Allah'ın Celle Celaluhu bir yerde olduğunu söylemek için getirilebilecek bir konu bile değil. İstivanın 10a yakın anlamı var. Allah Celle Celaluhu mekândan münezzehtir eğer sizin inancınız buysa sorun yok.

Ahmed İbni Hambel Allah'ı Celle Celaluhu zati ile Arşın üzerinde diye savunmuyor.
Ahmed Bin Hambele atılan iftiralardan biridir. Ki zaten arşın üstü bir mekandır. Hadis-i Şerifte Rasululllah sallallahu aleyhi vessellem Allah'ın Celle Celaluhu 6 cihetten munezzeh okdugunu ve altında üstünde bir şey olmadığını söylüyor.
Allah Celle Celaluhu için arsinyustubde dersen artık keyfiyetini bilmiş oluyorsun zaten. İstiva ile Arşın üstünü mekan kıl.ak arasında yer ile arş kadar fark var.
Bu inanç zaten keyfiyeti bildiği için arşın üstünde diyebiliyor gerçekten keyfiyetini bilmiyoruz diye inansalardi zaten arşın üstünde diyemezler di. E dediklerine göre demek ki biliyorlar. Çünkü bilmeden böyle söylenemez zaten.
Bu şuna benzer " Üçgen kare" üçgen kare olmaz. Aynen öyledir hem münezzehtir hemde arşın üstündedir denmez. İlkinde mekanlardan uzaktır bir mekanda değildir deniyor ama sonra arşın üstünü söylüyor yani bir mekan belirtiyor. Açik bir çelişki.

Selefi dediğim zatlar kendisine selefi diyen ama mücessime olan adamlar dur. Yoksa Aşık selef yokunda giden zaten Ehli Sünnet Velcemaattir.

Kim diyor dalda kıpkırmızı bir elma gibi MÜÇTEHİD olduğunu? Adamın itikadı baştan sona bozuk. Tavsiye ettiği adamlar Allah kendini bir sineğe oturdup gezdirebilir diye inanıyor. Yazarsan uzun gider ha baktım yön devam ediyor baya yazacağız İnşeAllah.
Hem çürük başta bütüne sirayet eder bir yerde vuku bulur yani o çürük önce bütün her yere yayar sonra kendini belli eder.

O adamlar aşk sarhoşlugu ile soylediler bunları ki bunu sende çok iyi biliyorsunuz ki zaten İbni Arabi Hazretlerini inkar etmiyorsunuz çünkü sebebi biliyorsun ama ibni teymiye bu gibi bzouk dusunceleri kendine İ'TİKAD edinmiş biri.



Hem az önce Allah mekândan münezzehtir dediniz üstüne bir de arşın üstünde diye bir söz attınız ama aynı zamanda teymiyeyi savundunuz. E teymiye arşın üstünde demiyor ki arsa oturdu diyor onu ne yapacağız? Melekler arşı taşıyamadi bu sebeple diyor. Arşta gıcırtı gibi ses geldi diyor ne yapacaz şimdi?

Çok fazla düzeltilecek yer var sözlerinde lakin bizim için konu kapandığını daha önce ifade ettik ama burada çok açık bir tashih lazım: “Şeş cihetten ol münezzeh Zülcelâl” hadîs değildir. Bu söz, Süleyman Çelebi’nin Mevlid’indeki bir beyittir; Diyanet’in kendi metinlerinde de bu şekilde geçer. Elbette manası tenzih yönünden güzel bulunabilir; ama hadîs diye nakletmek doğru değildir. Sahih hadiste gelen lafız ise, “Sen zâhirsin, üstünde hiçbir şey yoktur; sen bâtınsın, altında hiçbir şey yoktur”. Yani burada hadîs ile şiiri karıştırmamak gerekir.

imas 12.04.26 19:15

Alıntı:

Mehmet Efe Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705581)
Bu konuda internete gerek yok Elhamdülillah.
Arşa istivanın Allah'ın Celle Celaluhu bir yerde olduğunu söylemek için getirilebilecek bir konu bile değil. İstivanın 10a yakın anlamı var. Allah Celle Celaluhu mekândan münezzehtir eğer sizin inancınız buysa sorun yok.

Ahmed İbni Hambel Allah'ı Celle Celaluhu zati ile Arşın üzerinde diye savunmuyor.
Ahmed Bin Hambele atılan iftiralardan biridir. Ki zaten arşın üstü bir mekandır. Hadis-i Şerifte Rasululllah sallallahu aleyhi vessellem Allah'ın Celle Celaluhu 6 cihetten munezzeh okdugunu ve altında üstünde bir şey olmadığını söylüyor.
Allah Celle Celaluhu için arsinyustubde dersen artık keyfiyetini bilmiş oluyorsun zaten. İstiva ile Arşın üstünü mekan kıl.ak arasında yer ile arş kadar fark var.
Bu inanç zaten keyfiyeti bildiği için arşın üstünde diyebiliyor gerçekten keyfiyetini bilmiyoruz diye inansalardi zaten arşın üstünde diyemezler di. E dediklerine göre demek ki biliyorlar. Çünkü bilmeden böyle söylenemez zaten.
Bu şuna benzer " Üçgen kare" üçgen kare olmaz. Aynen öyledir hem münezzehtir hemde arşın üstündedir denmez. İlkinde mekanlardan uzaktır bir mekanda değildir deniyor ama sonra arşın üstünü söylüyor yani bir mekan belirtiyor. Açik bir çelişki.

Selefi dediğim zatlar kendisine selefi diyen ama mücessime olan adamlar dur. Yoksa Aşık selef yokunda giden zaten Ehli Sünnet Velcemaattir.

Kim diyor dalda kıpkırmızı bir elma gibi MÜÇTEHİD olduğunu? Adamın itikadı baştan sona bozuk. Tavsiye ettiği adamlar Allah kendini bir sineğe oturdup gezdirebilir diye inanıyor. Yazarsan uzun gider ha baktım yön devam ediyor baya yazacağız İnşeAllah.
Hem çürük başta bütüne sirayet eder bir yerde vuku bulur yani o çürük önce bütün her yere yayar sonra kendini belli eder.

O adamlar aşk sarhoşlugu ile soylediler bunları ki bunu sende çok iyi biliyorsunuz ki zaten İbni Arabi Hazretlerini inkar etmiyorsunuz çünkü sebebi biliyorsun ama ibni teymiye bu gibi bzouk dusunceleri kendine İ'TİKAD edinmiş biri.



Hem az önce Allah mekândan münezzehtir dediniz üstüne bir de arşın üstünde diye bir söz attınız ama aynı zamanda teymiyeyi savundunuz. E teymiye arşın üstünde demiyor ki arsa oturdu diyor onu ne yapacağız? Melekler arşı taşıyamadi bu sebeple diyor. Arşta gıcırtı gibi ses geldi diyor ne yapacaz şimdi?

***O adamlar aşk sarhoşlugu ile soylediler***

Aşk sarhoşluğu Ben peygamberden daha üstünüm mü dedirtiyor?
Nasıl bir aşk sarhoşluğu bu?
Aşk sarhoşluğu hz. Musaya bile dayanamazsın diye kendini göstermeyen ALLAH CC gördüm demek mi oluyor?
Bunu söyleyenin itikadı nasıl oluyor?
O aşk sarhoşluğu ALLAH CC bana kadın kılığında gelir mi dedirtiyor?
O aşk sarhoşluğu ALLAH CC bana tüyü çıkmamış oğlan olarak gelir mi dedirtiyor?
O aşk sarhoşluğunu diğer alim kabul etmiyor ki bizim yanımızda olsa onu müslüman yapardık diyor

O aşk sarhoşluğu cennetle müjdelenen niye 4 imam da yok?

Bu konulara hiç girmiyorsun ama ibni teymiyeyi nerdeyse tekfir edeceksin

Birde ibni teymiye konusunda zehebi,, ibni kesir, ibni hacer, ibni cevzi,ibni kayyım görüşleri var...

Sübühaneke yi ilk kim okudu?
Bunu biliyorsan arşı taşıyan meleklerin durumunuda bilirsin...

Mehmet Efe 12.04.26 19:30

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705588)
***O adamlar aşk sarhoşlugu ile soylediler***

Aşk sarhoşluğu Ben peygamberden daha üstünüm mü dedirtiyor?
Nasıl bir aşk sarhoşluğu bu?
Aşk sarhoşluğu hz. Musaya bile dayanamazsın diye kendini göstermeyen ALLAH CC gördüm demek mi oluyor?
Bunu söyleyenin itikadı nasıl oluyor?
O aşk sarhoşluğu ALLAH CC bana kadın kılığında gelir mi dedirtiyor?
O aşk sarhoşluğu ALLAH CC bana tüyü çıkmamış oğlan olarak gelir mi dedirtiyor?
O aşk sarhoşluğunu diğer alim kabul etmiyor ki bizim yanımızda olsa onu müslüman yapardık diyor

O aşk sarhoşluğu cennetle müjdelenen niye 4 imam da yok?

Bu konulara hiç girmiyorsun ama ibni teymiyeyi nerdeyse tekfir edeceksin

Birde ibni teymiye konusunda zehebi,, ibni kesir, ibni hacer, ibni cevzi,ibni kayyım görüşleri var...

Sübühaneke yi ilk kim okudu?
Bunu biliyorsan arşı taşıyan meleklerin durumunuda bilirsin...


Meleklerin arşı taşımasına sözüm yok ki zaten nasıl böyle bir sonuç çıkardın? Sen hem münezzeh dedin hem arşın üstünde diyip mekan belirttin hemde arşta oturuyor diyen teymiyeyi görüşünü savundun yani hepsi bir çeliski. Eğer Allah Celle Celaluhu haşa arşta denirse onu melekler taşıyor demektir çünkü arşi melekler taşıyor. Bu küfür değil mi?

Mehmet Efe 12.04.26 19:50

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705588)
***O adamlar aşk sarhoşlugu ile soylediler***

Aşk sarhoşluğu Ben peygamberden daha üstünüm mü dedirtiyor?
Nasıl bir aşk sarhoşluğu bu?
Aşk sarhoşluğu hz. Musaya bile dayanamazsın diye kendini göstermeyen ALLAH CC gördüm demek mi oluyor?
Bunu söyleyenin itikadı nasıl oluyor?
O aşk sarhoşluğu ALLAH CC bana kadın kılığında gelir mi dedirtiyor?
O aşk sarhoşluğu ALLAH CC bana tüyü çıkmamış oğlan olarak gelir mi dedirtiyor?
O aşk sarhoşluğunu diğer alim kabul etmiyor ki bizim yanımızda olsa onu müslüman yapardık diyor

O aşk sarhoşluğu cennetle müjdelenen niye 4 imam da yok?

Bu konulara hiç girmiyorsun ama ibni teymiyeyi nerdeyse tekfir edeceksin

Birde ibni teymiye konusunda zehebi,, ibni kesir, ibni hacer, ibni cevzi,ibni kayyım görüşleri var...

Sübühaneke yi ilk kim okudu?
Bunu biliyorsan arşı taşıyan meleklerin durumunuda bilirsin...

Hem ben üstteki sözleri kabul ediyorum demedin zaten. Şeriatın zahirine ne uyuyorsa onu almak gerek o sözlere doğrudur demedim zaten.

imas 12.04.26 20:16

Alıntı:

Mehmet Efe Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705589)
Meleklerin arşı taşımasına sözüm yok ki zaten nasıl böyle bir sonuç çıkardın? Sen hem münezzeh dedin hem arşın üstünde diyip mekan belirttin hemde arşta oturuyor diyen teymiyeyi görüşünü savundun yani hepsi bir çeliski. Eğer Allah Celle Celaluhu haşa arşta denirse onu melekler taşıyor demektir çünkü arşi melekler taşıyor. Bu küfür değil mi?

Sen okuduğunu anlamıyorsun,Allah arştadır arşı istiva etmiştir dedim bunda bir bahis yok, zamandan mekandan münezzehtir , çünkü zamanı ve mekanı yaratanın onların içinde olması mümkün değil dedim bundada bi behis yok,
Allah arşa kuruldu oturdu mekanı orası diyen olmadı nereden neyi çıkarıyorsun,
Sen bu konuya niye böyle takıldın,

Melekler arşı taşımakta zorlanınca sübühanekeyi okudular sübühanekenin verdiği güçle arşı taşımaları kolaylaştı

Alıntı:

Mehmet Efe Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705589)
Meleklerin arşı taşımasına sözüm yok ki zaten nasıl böyle bir sonuç çıkardın? Sen hem münezzeh dedin hem arşın üstünde diyip mekan belirttin hemde arşta oturuyor diyen teymiyeyi görüşünü savundun yani hepsi bir çeliski. Eğer Allah Celle Celaluhu haşa arşta denirse onu melekler taşıyor demektir çünkü arşi melekler taşıyor. Bu küfür değil mi?

Ben dedimki ibni teymiyenin yanlış olan sözlerini reddeder geri kalan doğru görüşlerini alırız dedim,
İbni teymiyenin her fikrini alırız demedim,

imas 12.04.26 20:22

Alıntı:

Mehmet Efe Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705593)
Hem ben üstteki sözleri kabul ediyorum demedin zaten. Şeriatın zahirine ne uyuyorsa onu almak gerek o sözlere doğrudur demedim zaten.

Aşk sarhoşluğu ile söylenmiş sözlerdir dediğin,Şu savunduğun aşk sarhoşluğu nedir ? Anlatta öğrenelim,
Ben aşk sarhoşluğu diye bir şey bilmiyorum...

Ayrıca ibni teymiyeyi savunan alimler hakkında da bir şeyler söyle onlarında bidat ehlimi? Bidat ehli değilmi onlarıda öğrenelim

Mehmet Efe 12.04.26 20:46

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705596)
Sen okuduğunu anlamıyorsun,Allah arştadır arşı istiva etmiştir dedim bunda bir bahis yok, zamandan mekandan münezzehtir , çünkü zamanı ve mekanı yaratanın onların içinde olması mümkün değil dedim bundada bi behis yok,
Allah arşa kuruldu oturdu mekanı orası diyen olmadı nereden neyi çıkarıyorsun,
Sen bu konuya niye böyle takıldın,

Melekler arşı taşımakta zorlanınca sübühanekeyi okudular sübühanekenin verdiği güçle arşı taşımaları kolaylaştı



Ben dedimki ibni teymiyenin yanlış olan sözlerini reddeder geri kalan doğru görüşlerini alırız dedim,
İbni teymiyenin her fikrini alırız demedim,

Nereden mi çıkartıyorum herhalde dalga geçiyorsun? teymiye dalda elime gibi muctehiddir demedin mi? E teymuye Allah'ı arşta oturuyor kabul eden biridir. Hatta Haşa Allah arsa oturduğu için arstan ses gelir diyen biridir sende bu adamı savunuyorsun ya hani bende bu çelişkiyi yazdim

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705596)
Sen okuduğunu anlamıyorsun,Allah arştadır arşı istiva etmiştir dedim bunda bir bahis yok, zamandan mekandan münezzehtir , çünkü zamanı ve mekanı yaratanın onların içinde olması mümkün değil dedim bundada bi behis yok,
Allah arşa kuruldu oturdu mekanı orası diyen olmadı nereden neyi çıkarıyorsun,
Sen bu konuya niye böyle takıldın,

Melekler arşı taşımakta zorlanınca sübühanekeyi okudular sübühanekenin verdiği güçle arşı taşımaları kolaylaştı



Ben dedimki ibni teymiyenin yanlış olan sözlerini reddeder geri kalan doğru görüşlerini alırız dedim,
İbni teymiyenin her fikrini alırız demedim,

Böyle hir şey dediğine dikkat etmedim. Herhalukarda bu listede olmayı hak eden biri onu ve görüşlerini bilmeyen biri her görüşünü sahih sayabilme ihtimali var

imas 12.04.26 21:09

Alıntı:

Mehmet Efe Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705600)
Nereden mi çıkartıyorum herhalde dalga geçiyorsun? teymiye dalda elime gibi muctehiddir demedin mi? E teymuye Allah'ı arşta oturuyor kabul eden biridir. Hatta Haşa Allah arsa oturduğu için arstan ses gelir diyen biridir sende bu adamı savunuyorsun ya hani bende bu çelişkiyi yazdim



Böyle hir şey dediğine dikkat etmedim. Herhalukarda bu listede olmayı hak eden biri onu ve görüşlerini bilmeyen biri her görüşünü sahih sayabilme ihtimali var

Senin gibileri çok gördüm hep aynı tipte insanlar, sözün işine gelen kısmını alırlar m
işine gelmeyeni almazlar,
Bak tekrar ediyorum, ibni teymiye bir elmadır elmanın bir kısmında çürük vardır , o elma atılmaz çürük kısmı bırakılır yada kesilip atılır elmanın iyi yerleri alınır
Tamam oldumu şimdi
Şimdi
İbni kayyım, ibni cevzi, ibni kesir, ibni zehebi hakkındaki görüşlerini öğrenelim
Malum bunlar ibni teymiyeyi savunan kişiler
Yoksa bunlarda mı bidat ehli?

İbni hacer, es subki,el heytemi, el buhari, el kelbi
Bunlarda reddiye yapmışlar

Seven ve sevmeyenlerin hepsi ehli sünnet alimler hangileri doğru söylüyor ? Hangileri yanılıyor?
Bunun kararını kim verecek?


Hala şu aşk sarhosu dediğin kişilerin sözlerine bir açıklık getirmedin
Benim sancağım hz. Muhammedin sancağından daha yüksektir diyen aşk sarhoşu oluyor
Allah arştadır diyen bidat ehli oluyor
Bu arada istersen
Taha 5,araf 54, rad 2, furkan 59, secde 4, hadid 4.
Ayetleri de inceliyelim ne siyor bu ayetler

HâmûŞî 12.04.26 21:59

Alıntı:

Mehmet Efe Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705600)
Nereden mi çıkartıyorum herhalde dalga geçiyorsun? teymiye dalda elime gibi muctehiddir demedin mi? E teymuye Allah'ı arşta oturuyor kabul eden biridir. Hatta Haşa Allah arsa oturduğu için arstan ses gelir diyen biridir sende bu adamı savunuyorsun ya hani bende bu çelişkiyi yazdim



Böyle hir şey dediğine dikkat etmedim. Herhalukarda bu listede olmayı hak eden biri onu ve görüşlerini bilmeyen biri her görüşünü sahih sayabilme ihtimali var

Değerli kardeşim,

Bu başlıkta senin kırdığın yer karşı taraf değil, ilmin usûlüdür. Çünkü sen daha ilk cümlede hükmü veriyor, sonra o hükme malzeme arıyorsun. Hâlbuki Ehl-i sünnet yolu bunun tersidir: önce tahkik, sonra tenkit; önce isnad, sonra hüküm. Sen ise dört mezhep imamına neredeyse aynı kalıp cümleleri dağıtıyor, sonra bunu “biz kaynaksız mı yazarız?” diye kuvvetlendirmeye çalışıyorsun. Hayır kardeşim; kaynak adı söylemek, tahkik değildir. İmamların omzuna kendi kanaatini bindirmek ilim sayılmaz. Bizzat senin yazdığın bu dağınık isnad dili bunu ele veriyor.

İkinci olarak, itikad bahsinde yaptığın en açık hata şudur: şiiri hadîs yaptın. “Rasûlullah Allah’ın altı cihetten münezzeh olduğunu söylüyor” dedin. Sonra sana tashih ettik: “Şeş cihetten ol münezzeh Zülcelâl” hadîs değil, Mevlid beytidir. İşte burada mesele bitti. Çünkü hadîs ile şiiri birbirine karıştıran bir kimse, daha işin başında metin ciddiyetini düşürmüş olur. Tenzih manası güzel olabilir; fakat güzel mana, yanlış isnadı helâl kılmaz. Hadîs diye şiir konuşan biri, sonra kalkıp başkasına “itikadın bozuk” diye hüküm dağıtamaz.

Üçüncü olarak, senin içinde en açık görünen kusur çifte ölçüdür. Bir yerde şathiyata “aşk sarhoşluğu” diyerek tevile kapı açıyorsun; sonra başka bir yerde İbn Teymiyye hakkında hiçbir bağlam, hiçbir ihtimal, hiçbir derece bırakmadan “adamın itikadı baştan sona bozuk” diyorsun. Birine yorum kapısı açıp diğerine hiç kapı bırakmıyorsan, bu ilim değil meyildir. Sonra da işine geldiğinde “Hem ben o sözleri kabul ediyorum demedim zaten; şeriatın zahirine uyanı almak gerek” diyerek geri çekiliyorsun. Demek ki başta kurduğun hükmün ağırlığını sonradan kendin de taşıyamıyorsun Dilin başta ne diyorsa sonda da onu taşımalı; bugün hüküm verip yarın “onu demedim zaten” diyen dil, henüz reddiye makamında değil, heyecan makamındadır.

Dördüncü olarak, istivâ bahsini “üçgen kare” gibi çocukça bir mantık kıyasına indiriyorsun. Böyle kelâm konuşulmaz. “Hem münezzehtir hem arşın üstündedir denmez” deyip meseleyi bitirdiğini sanıyorsun. Hâlbuki burada asırlardır konuşulan şey, “mekân isnadı” ile “nas lafzını bilâ keyf kabul” arasındaki ince farktır. Sen bu farkı kabul etmek yerine, karşı tarafın söylediği her “istivâ” lafzını otomatik olarak “oturma, kurulma, mekân tutma”ya çeviriyorsun. Bu, tartışmayı çözmek değil; karşı tarafın sözünü en kaba şekle zorlamaktır. İlim ehli böyle yapmaz. Çünkü bilâ keyf diyenin muradıyla, teşbih yapanın muradı aynı değildir. Bu farkı yok sayan kimse, meseleyi değil kendi öfkesini büyütür.

Beşinci olarak, senin cümlelerin sürekli damga üretme tarafına gidiyor. “Herhalükârda bu listede olmayı hak eden biri; onu bilmeyen biri her görüşünü sahih sayabilir” diyorsun. Yani sen delilden çok etiket üretiyorsun. Önce kişiyi listeye koyuyor, sonra listeden hüküm çıkarıyorsun. Ehl-i sünnet yolu bunun da tersidir: önce görüş tartılır, sonra kişiye zaruret kadar temas edilir. Senin yolun ise önce kişiyi mahkûm edip sonra görüşünü onun üstüne asmak. Bu, reddiye usûlü değil; tasnif ve tasfiye refleksidir.

Altıncı olarak, “Bu konuda internete gerek yok Elhamdülillah” diyorsun; ama senin en temel nakillerin bile tahkike muhtaç çıkıyor. Demek ki sorun internet kullanmak veya kullanmamak değil; sorun isnadı temizlemek ve duyduğunu hemen hükme dönüştürmemektir. Bugün şiiri hadîs yaparsın, yarın menkıbeyi akaid delili yaparsın, öbür gün remizli sözü zahir hüküm gibi okursun. İşte o zaman da kendini ümmeti koruyor zannedersin; hâlbuki ümmete ilk zarar, ölçüsüz kesin konuşma ile verilir.

Sana söylenecek en ağır ama en sahih cümle şudur kardeşim:
Sen bu bahislerde müftü gibi hükmediyor, ama muhaddis gibi tahkik etmiyorsun; mutekellim gibi konuşuyor, ama usûlcü gibi tartmıyorsun.
İşte bütün problem burada.

Saho 12.04.26 22:35

Alıntı:

Mehmet Efe Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705565)

Haddini bil önce. Sen beyinle Ümmete faydalı bir işe karşı geleceksin ki? Listede bidat ehli olduğuna inanmadığın adamlar kimler ? Ehli sünnet velcemaat nedir biliyor musun? Kimi savunduğunu yaz sana ona göre cevap vereyim

Önce senin haddini bilmen gerekiyor ki başkasının düşüncelerini "bu böyledir "diyerek kafana göre yazıp o kişiyi tekfir edeceksin. Boyundan büyük işlere karışıyorsun. Ümmete faydalı bir iş yaptığını düşündüren ne acaba?
Sadece ilzam olup konuyu uzatmaya devam ediyorsun.
Neyin doğru neyin yanlış olduğunu da bilmiyorsun.
Sen önce okuduğunu anlamayı becer sonra bakarsın ümmete yardım işine.
Bak daha gelmedik kimin ne olduğuna, listeye girmedik.
Ne oldu reklam işleri, suya düştü gibi he ne dersin?
Başka zaman, başka bir konuya belki de üyeliğe kaldı artık.
Sen nasıl bir tavır bekliyordun buradan çok merak ettim?
"Komşu Mehmet Amcaları bulamadın galiba burada"
Baksana her mesajın sonunu sabit olarak "Listede bidat ehli olduğuna inanmadığın adamlar kimler" diyerek bitiriyorsun.
Bütün odak burada, "bana tersini söylesinler de zırvalıyım" kafası bu.
Günün sonunda bakmışsın, faydalı gördüğün bu iş senin sonunu getirmiş...

Svg 12.04.26 23:16

Kedileri uyuttum, ilgili alet edevatlarımı da yanıma aldım, geldim. Çay kalmamış.
Konuyu itinayla takip ediyorum. :D

imas 12.04.26 23:39

Alıntı:

HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705606)
Değerli kardeşim,

Bu başlıkta senin kırdığın yer karşı taraf değil, ilmin usûlüdür. Çünkü sen daha ilk cümlede hükmü veriyor, sonra o hükme malzeme arıyorsun. Hâlbuki Ehl-i sünnet yolu bunun tersidir: önce tahkik, sonra tenkit; önce isnad, sonra hüküm. Sen ise dört mezhep imamına neredeyse aynı kalıp cümleleri dağıtıyor, sonra bunu “biz kaynaksız mı yazarız?” diye kuvvetlendirmeye çalışıyorsun. Hayır kardeşim; kaynak adı söylemek, tahkik değildir. İmamların omzuna kendi kanaatini bindirmek ilim sayılmaz. Bizzat senin yazdığın bu dağınık isnad dili bunu ele veriyor.

İkinci olarak, itikad bahsinde yaptığın en açık hata şudur: şiiri hadîs yaptın. “Rasûlullah Allah’ın altı cihetten münezzeh olduğunu söylüyor” dedin. Sonra sana tashih ettik: “Şeş cihetten ol münezzeh Zülcelâl” hadîs değil, Mevlid beytidir. İşte burada mesele bitti. Çünkü hadîs ile şiiri birbirine karıştıran bir kimse, daha işin başında metin ciddiyetini düşürmüş olur. Tenzih manası güzel olabilir; fakat güzel mana, yanlış isnadı helâl kılmaz. Hadîs diye şiir konuşan biri, sonra kalkıp başkasına “itikadın bozuk” diye hüküm dağıtamaz.

Üçüncü olarak, senin içinde en açık görünen kusur çifte ölçüdür. Bir yerde şathiyata “aşk sarhoşluğu” diyerek tevile kapı açıyorsun; sonra başka bir yerde İbn Teymiyye hakkında hiçbir bağlam, hiçbir ihtimal, hiçbir derece bırakmadan “adamın itikadı baştan sona bozuk” diyorsun. Birine yorum kapısı açıp diğerine hiç kapı bırakmıyorsan, bu ilim değil meyildir. Sonra da işine geldiğinde “Hem ben o sözleri kabul ediyorum demedim zaten; şeriatın zahirine uyanı almak gerek” diyerek geri çekiliyorsun. Demek ki başta kurduğun hükmün ağırlığını sonradan kendin de taşıyamıyorsun Dilin başta ne diyorsa sonda da onu taşımalı; bugün hüküm verip yarın “onu demedim zaten” diyen dil, henüz reddiye makamında değil, heyecan makamındadır.

Dördüncü olarak, istivâ bahsini “üçgen kare” gibi çocukça bir mantık kıyasına indiriyorsun. Böyle kelâm konuşulmaz. “Hem münezzehtir hem arşın üstündedir denmez” deyip meseleyi bitirdiğini sanıyorsun. Hâlbuki burada asırlardır konuşulan şey, “mekân isnadı” ile “nas lafzını bilâ keyf kabul” arasındaki ince farktır. Sen bu farkı kabul etmek yerine, karşı tarafın söylediği her “istivâ” lafzını otomatik olarak “oturma, kurulma, mekân tutma”ya çeviriyorsun. Bu, tartışmayı çözmek değil; karşı tarafın sözünü en kaba şekle zorlamaktır. İlim ehli böyle yapmaz. Çünkü bilâ keyf diyenin muradıyla, teşbih yapanın muradı aynı değildir. Bu farkı yok sayan kimse, meseleyi değil kendi öfkesini büyütür.

Beşinci olarak, senin cümlelerin sürekli damga üretme tarafına gidiyor. “Herhalükârda bu listede olmayı hak eden biri; onu bilmeyen biri her görüşünü sahih sayabilir” diyorsun. Yani sen delilden çok etiket üretiyorsun. Önce kişiyi listeye koyuyor, sonra listeden hüküm çıkarıyorsun. Ehl-i sünnet yolu bunun da tersidir: önce görüş tartılır, sonra kişiye zaruret kadar temas edilir. Senin yolun ise önce kişiyi mahkûm edip sonra görüşünü onun üstüne asmak. Bu, reddiye usûlü değil; tasnif ve tasfiye refleksidir.

Altıncı olarak, “Bu konuda internete gerek yok Elhamdülillah” diyorsun; ama senin en temel nakillerin bile tahkike muhtaç çıkıyor. Demek ki sorun internet kullanmak veya kullanmamak değil; sorun isnadı temizlemek ve duyduğunu hemen hükme dönüştürmemektir. Bugün şiiri hadîs yaparsın, yarın menkıbeyi akaid delili yaparsın, öbür gün remizli sözü zahir hüküm gibi okursun. İşte o zaman da kendini ümmeti koruyor zannedersin; hâlbuki ümmete ilk zarar, ölçüsüz kesin konuşma ile verilir.

Sana söylenecek en ağır ama en sahih cümle şudur kardeşim:
Sen bu bahislerde müftü gibi hükmediyor, ama muhaddis gibi tahkik etmiyorsun; mutekellim gibi konuşuyor, ama usûlcü gibi tartmıyorsun.
İşte bütün problem burada.

***aşk sarhoşu*** ne demekse
bu sarhoşluğa giren hallacı mansurun enel hak sözünden dolayı katline ferman verenlerden biride o sarhoşlukta olduğu kabul edilen cüneydi bağdadi dir,
o sarhoşlukta olan ebu yezid için imamı şarani eğer burada olsaydı ebu yezid bizim çocukların elinde müslüman olurdu diyor..

işin daha garibi
o sarhoşluğa hiç bir sahabi hiç bir tabiin girmemiş niyeyse..

imas 12.04.26 23:43

Alıntı:

Svg Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705612)
Kedileri uyuttum, ilgili alet edevatlarımı da yanıma aldım, geldim. Çay kalmamış.
Konuyu itinayla takip ediyorum. :D

benim açımdan konu kapanmıştır, söylenecek bir şey kalmadı ,
konu devam ederse
bazı ***veli*** olan kişilerin menkıbelerinden bir şeyler yazarsam bir takım kişiler beni tekfir ederler ...

HâmûŞî 12.04.26 23:53

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705614)
***aşk sarhoşu*** ne demekse
bu sarhoşluğa giren hallacı mansurun enel hak sözünden dolayı katline ferman verenlerden biride o sarhoşlukta olduğu kabul edilen cüneydi bağdadi dir,
o sarhoşlukta olan ebu yezid için imamı şarani eğer burada olsaydı ebu yezid bizim çocukların elinde müslüman olurdu diyor..

işin daha garibi
o sarhoşluğa hiç bir sahabi hiç bir tabiin girmemiş niyeyse..

Çünkü üstadım Ehl-i sünnet ve sahih tasavvuf yolunda hâl, mizanın üstüne çıkarılamaz. Hâl gelir geçer; fakat hüküm Kitab ve Sünnetle verilir. İbnü’l Arabî de bunu aynı şekilde nakleder. Yani sekr, vecd, cezbe, aşk, istiğrak… bunların hiçbiri, şeriatın zahirine aykırı sözü kendiliğinden makbul kılmaz.

İbnü’l Arabî, bir hâlin sahih olup olmadığını tartarken, onun sebebine bakılacağını söyler. Eğer o hâl Allah’ın kitabındaki bir ayetten doğmuşsa sağlam bir temele dayanır; ama şiir, nağme, ritim ve heva kaynaklıysa nefis ve şeytan payı karışabilir der. Yani “ben bir hâl yaşadım” demek tek başına hüccet değildir. Demek ki aşk sarhoşluğu diye bir kapı açılsa bile, o kapının önünde yine Kur’an ve Sünnet terazisi durmaktadır.

Aşk sarhoşluğu varsa bile, o şeriatsız bir serbestlik değil; şeriat terazisinde tartılacak bir hâldir.
Temkin, sekrden üstündür.
Sahv, taşkınlıktan üstündür.
Edep, hayreti bile terbiye eder.

Svg 13.04.26 00:36

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705614)
***aşk sarhoşu*** ne demekse
bu sarhoşluğa giren hallacı mansurun enel hak sözünden dolayı katline ferman verenlerden biride o sarhoşlukta olduğu kabul edilen cüneydi bağdadi dir,
o sarhoşlukta olan ebu yezid için imamı şarani eğer burada olsaydı ebu yezid bizim çocukların elinde müslüman olurdu diyor..

işin daha garibi
o sarhoşluğa hiç bir sahabi hiç bir tabiin girmemiş niyeyse..

Ah o aşk sarhoşları...
Ah o aşk sarhoşluğu ah...

Mehmet Efe 13.04.26 20:54

Alıntı:

HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705587)
Çok fazla düzeltilecek yer var sözlerinde lakin bizim için konu kapandığını daha önce ifade ettik ama burada çok açık bir tashih lazım: “Şeş cihetten ol münezzeh Zülcelâl” hadîs değildir. Bu söz, Süleyman Çelebi’nin Mevlid’indeki bir beyittir; Diyanet’in kendi metinlerinde de bu şekilde geçer. Elbette manası tenzih yönünden güzel bulunabilir; ama hadîs diye nakletmek doğru değildir. Sahih hadiste gelen lafız ise, “Sen zâhirsin, üstünde hiçbir şey yoktur; sen bâtınsın, altında hiçbir şey yoktur”. Yani burada hadîs ile şiiri karıştırmamak gerekir.

Hadis-i Şerifin tamamı o an aklımda değildi o yüzden yanlışlık oldu.

Peygamber Efendimiz bir Hadîs-i Şerîf’te şöyle buyuruyor:

اللَّهُمَّ أَنْتَ الأَوَّلُ فَلَيْسَ قَبْلَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الآخِرُ فَلَيْسَ بَعْدَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الظَّاهِرُ فَلَيْسَ فَوْقَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الْبَاطِنُ فَلَيْسَ دُونَكَ شَىْءٌ

Anlamı: “Ey Allâh’ım! Sen İlksin (Ezelîsin) Senden önce hiçbir şey yoktur. Sen Sonsun (Ebedîsin) Senden sonra hiçbir şey yoktur. Sen Zâhirsin (varlığı delilerlerle sabit olansın) Senin üstünde hiçbir şey yoktur. Sen Bâtınsın (Gizli olanları bilensin) Senin altında hiçbir şey yoktur.”

İmâm Beyhakî şöyle diyor: “Âlimlerimiz bu Hadîs-i Şerîf’ten Allâh’ın mekânsız olduğuna dair delil almış ve demişlerdir ki: İlki ve sonu üstü ve altı olmayanın mekânı da olmaz.”


Sahih-i Müslim, Zikir 17 (61).

Mehmet Efe 13.04.26 21:14

Alıntı:

Saho Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705609)
Önce senin haddini bilmen gerekiyor ki başkasının düşüncelerini "bu böyledir "diyerek kafana göre yazıp o kişiyi tekfir edeceksin. Boyundan büyük işlere karışıyorsun. Ümmete faydalı bir iş yaptığını düşündüren ne acaba?
Sadece ilzam olup konuyu uzatmaya devam ediyorsun.
Neyin doğru neyin yanlış olduğunu da bilmiyorsun.
Sen önce okuduğunu anlamayı becer sonra bakarsın ümmete yardım işine.
Bak daha gelmedik kimin ne olduğuna, listeye girmedik.
Ne oldu reklam işleri, suya düştü gibi he ne dersin?
Başka zaman, başka bir konuya belki de üyeliğe kaldı artık.
Sen nasıl bir tavır bekliyordun buradan çok merak ettim?
"Komşu Mehmet Amcaları bulamadın galiba burada"
Baksana her mesajın sonunu sabit olarak "Listede bidat ehli olduğuna inanmadığın adamlar kimler" diyerek bitiriyorsun.
Bütün odak burada, "bana tersini söylesinler de zırvalıyım" kafası bu.
Günün sonunda bakmışsın, faydalı gördüğün bu iş senin sonunu getirmiş...

Bana deidigi. Şeyi önce kendin yap. Bana çıkıştığın ilk yorum ve diğerleri bu yazdıklarına ne kadar uyuyor? Sen bana karşı nasıl geldiyse aynı şekil karşılığını aldın hepsi bu.

Bak bana ifitra atmayı kes haddini bileceksin diye kaç kere yazacağım ben? Ben hangi yorumda bunları tekfir ettim? Sen daha bidat ehli demek kâfir demek zannediyrosana sana ne anlatayım? Gelde gülme bu saçma duruma

Sen mi biliyorsun neyin doğru neyin yanlış olduğunu şimdiye kadar yorumunda ne ilim vardı?
Bana okuduğunu anla diyen adam bidat diye yazdığım insanlara kâfir dediğimi zannediyor ve bana okuduğunu anla diyor. Gülünç bir durum

Bak yine bana ifitra atıp reklam demişsin eğer reklam değilse ALLAH CELLE CELALUHU bunun karşılığını adil şekilde sana versin ki iftira atmayı bir daha alından geçirme.
Hani ilim yazacam anlayacağın yok. Bana itikadını yaz ki ona göre yazayım. Senin teymiye Allah'ı Celle yarsta oturur vaziyette kabul ediyor bu küfür değil mi? Bana itikadını yaz hele bekliyorum.

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705598)
Aşk sarhoşluğu ile söylenmiş sözlerdir dediğin,Şu savunduğun aşk sarhoşluğu nedir ? Anlatta öğrenelim,
Ben aşk sarhoşluğu diye bir şey bilmiyorum...

Ayrıca ibni teymiyeyi savunan alimler hakkında da bir şeyler söyle onlarında bidat ehlimi? Bidat ehli değilmi onlarıda öğrenelim


Elbette bunlar söylenecek söz değil zahirde hepsi küfür ama biz İbni Arabi Hazretleri gibi zatların manevi durumlarina göre bazı zahirde küfür gibi gözüken sözlerden haberdariz bunlarda onlardan olabilir veya olmayabilir. Şeriatın zahiri esastır sana bunları kabul et diyen olmadı zaten.

İbni teymiyeyi öven Ehli Sünnet Alimler var ama bunlar onu İ'TİKAD yönünden övmüyor. Neden bunu bile bile böyle bir şey yazdın? Hangi Ehli Sünnet Âlim teymiye için itikadı sağlamdır dedi? Elbette hiç biri. Bende teymiye için hafızasının çok iyi olduğunu bazı konularda iyi olduğunu kabul ediyorum ama bu itikadını doğru yapmıyor.

Subhaneke mevzusu ise
Ben melekler için arsi taşımıyor demedim ki zaten. Zaten meleklerin arşı taşıdığını söylediğim için bu sorun varya. teymiye Allah'ı Celle Celaluhu arşta OTURUR vaziyette kabul ettiği için ve meleklerde arşı taşıdığı için bu inançta HAŞA HAŞA HAŞA Allah'ı Celle Celaluhu melekler taşımış oluyor ben bunu belirttim.


Aşk sarhoşlugu ile bazı manevi haller bazı zatlara ağır geldiği için bazı sözler onlardan safir olabiliyor. Beyazid-i Bistami Hazretleri kendi çapı Rasululllah sallallahu aleyhi vessellem ile kıyaslanamayacak kadar küçük olduğundan ona verilen manevi makamda o aşk ile irade elden gitmiş vaziyette bu sözleri söyledi. Rasululllah sallallahu aleyhi vessellem ise her gün onca Makam aştığı için Ya Rabbi bizler seni hakkıyla tanıyamadık demiş olabilirler.


Ben teymiyeyi öven Ehli Sünnet Âlimler için üstte dedim zaten asla ve asla teymiyeyi AKAİD olarak ovmediler. Bunu bile bile ne hakla böyle hir şey yazdın anlamadım? Kim ibni teymiye için "Bak burada Allah Celle Celaluhu arşta oturuyor diye söyledi ve haktır" dediğini duydun mu sen. Biz buraya Allah'ın Celle Celaluhu izniyle 50ye yakın Âlimin teymiye hakkında görüşlerini yazarız hepside tenkid ediyor.

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705604)
Senin gibileri çok gördüm hep aynı tipte insanlar, sözün işine gelen kısmını alırlar m
işine gelmeyeni almazlar,
Bak tekrar ediyorum, ibni teymiye bir elmadır elmanın bir kısmında çürük vardır , o elma atılmaz çürük kısmı bırakılır yada kesilip atılır elmanın iyi yerleri alınır
Tamam oldumu şimdi
Şimdi
İbni kayyım, ibni cevzi, ibni kesir, ibni zehebi hakkındaki görüşlerini öğrenelim
Malum bunlar ibni teymiyeyi savunan kişiler
Yoksa bunlarda mı bidat ehli?

İbni hacer, es subki,el heytemi, el buhari, el kelbi
Bunlarda reddiye yapmışlar

Seven ve sevmeyenlerin hepsi ehli sünnet alimler hangileri doğru söylüyor ? Hangileri yanılıyor?
Bunun kararını kim verecek?


Hala şu aşk sarhosu dediğin kişilerin sözlerine bir açıklık getirmedin
Benim sancağım hz. Muhammedin sancağından daha yüksektir diyen aşk sarhoşu oluyor
Allah arştadır diyen bidat ehli oluyor
Bu arada istersen
Taha 5,araf 54, rad 2, furkan 59, secde 4, hadid 4.
Ayetleri de inceliyelim ne siyor bu ayetler



Sen beni ne biliyorsun da benim gibilerden çok görüldüğünu söylüyorsun?

İşine geleni alan sadece ben miyim yoksa sen de buna dahil değil misin? Ehli sünnet Alimleri sanki onun itikadını savunmuş gibi yorum yapan sen değil misin bu halinle ben mi işine geleni alıyorum?
İbni Arabi Hazretleri Allah bana kadın suretinde gelir sözünü bilip bana İbni Arabi gibi adamlar dediğim için bana bu doğru değil demedin mi sen bir çok farklı konuda İbni Arabî hazretlerini savunmuyormuydun? O zamanda bu sözleri biloyrosun bu halinle birde burada tenkid ettin ve ben mi işine geleni alıyorum.?


Şimdi ben de tekrar edeyim bir ekmekte küf başlamışsa önce o küf bütün ekmeğe sirayet eder sonra bir yerde vuku bulur. Sadece küflü yeri keserek kurtulamazsin. Bilmem anlatabildim mi?
Kaldı ki eğer iyi yönleri alınır kötüsü alınmaz diyeceksen ki dedin bunu ancak işin ehli olan yapabilir avam yapamaz bu yüzden avam komple uzak durmalı.
Ve tekrar söylüyorum teymiyenin diğer bazı konularda iyi olduğu gerçeğine laf etmedim.




Elbette Allah Celle Celaluhu arşta diyen bid'at ehlidir sen hem münezzehtir diyip hemde istivayı barındıran Ayet-i Kerimeleri yazman gösterir ki hala o yönde eğilimi olan birisin başka açıklama gelmiyor aklıma.

Sen İbni Arabi Hazretlerini kabuk etmiyor musun? Belli ki ediyrosun e bu sözlerden de haberin var nasıl kabullendin mesela ? Çok çelişkili geliyor bana.

Mehmet Efe 13.04.26 21:33

Alıntı:

HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705606)
Değerli kardeşim,

Bu başlıkta senin kırdığın yer karşı taraf değil, ilmin usûlüdür. Çünkü sen daha ilk cümlede hükmü veriyor, sonra o hükme malzeme arıyorsun. Hâlbuki Ehl-i sünnet yolu bunun tersidir: önce tahkik, sonra tenkit; önce isnad, sonra hüküm. Sen ise dört mezhep imamına neredeyse aynı kalıp cümleleri dağıtıyor, sonra bunu “biz kaynaksız mı yazarız?” diye kuvvetlendirmeye çalışıyorsun. Hayır kardeşim; kaynak adı söylemek, tahkik değildir. İmamların omzuna kendi kanaatini bindirmek ilim sayılmaz. Bizzat senin yazdığın bu dağınık isnad dili bunu ele veriyor.

İkinci olarak, itikad bahsinde yaptığın en açık hata şudur: şiiri hadîs yaptın. “Rasûlullah Allah’ın altı cihetten münezzeh olduğunu söylüyor” dedin. Sonra sana tashih ettik: “Şeş cihetten ol münezzeh Zülcelâl” hadîs değil, Mevlid beytidir. İşte burada mesele bitti. Çünkü hadîs ile şiiri birbirine karıştıran bir kimse, daha işin başında metin ciddiyetini düşürmüş olur. Tenzih manası güzel olabilir; fakat güzel mana, yanlış isnadı helâl kılmaz. Hadîs diye şiir konuşan biri, sonra kalkıp başkasına “itikadın bozuk” diye hüküm dağıtamaz.

Üçüncü olarak, senin içinde en açık görünen kusur çifte ölçüdür. Bir yerde şathiyata “aşk sarhoşluğu” diyerek tevile kapı açıyorsun; sonra başka bir yerde İbn Teymiyye hakkında hiçbir bağlam, hiçbir ihtimal, hiçbir derece bırakmadan “adamın itikadı baştan sona bozuk” diyorsun. Birine yorum kapısı açıp diğerine hiç kapı bırakmıyorsan, bu ilim değil meyildir. Sonra da işine geldiğinde “Hem ben o sözleri kabul ediyorum demedim zaten; şeriatın zahirine uyanı almak gerek” diyerek geri çekiliyorsun. Demek ki başta kurduğun hükmün ağırlığını sonradan kendin de taşıyamıyorsun Dilin başta ne diyorsa sonda da onu taşımalı; bugün hüküm verip yarın “onu demedim zaten” diyen dil, henüz reddiye makamında değil, heyecan makamındadır.

Dördüncü olarak, istivâ bahsini “üçgen kare” gibi çocukça bir mantık kıyasına indiriyorsun. Böyle kelâm konuşulmaz. “Hem münezzehtir hem arşın üstündedir denmez” deyip meseleyi bitirdiğini sanıyorsun. Hâlbuki burada asırlardır konuşulan şey, “mekân isnadı” ile “nas lafzını bilâ keyf kabul” arasındaki ince farktır. Sen bu farkı kabul etmek yerine, karşı tarafın söylediği her “istivâ” lafzını otomatik olarak “oturma, kurulma, mekân tutma”ya çeviriyorsun. Bu, tartışmayı çözmek değil; karşı tarafın sözünü en kaba şekle zorlamaktır. İlim ehli böyle yapmaz. Çünkü bilâ keyf diyenin muradıyla, teşbih yapanın muradı aynı değildir. Bu farkı yok sayan kimse, meseleyi değil kendi öfkesini büyütür.

Beşinci olarak, senin cümlelerin sürekli damga üretme tarafına gidiyor. “Herhalükârda bu listede olmayı hak eden biri; onu bilmeyen biri her görüşünü sahih sayabilir” diyorsun. Yani sen delilden çok etiket üretiyorsun. Önce kişiyi listeye koyuyor, sonra listeden hüküm çıkarıyorsun. Ehl-i sünnet yolu bunun da tersidir: önce görüş tartılır, sonra kişiye zaruret kadar temas edilir. Senin yolun ise önce kişiyi mahkûm edip sonra görüşünü onun üstüne asmak. Bu, reddiye usûlü değil; tasnif ve tasfiye refleksidir.

Altıncı olarak, “Bu konuda internete gerek yok Elhamdülillah” diyorsun; ama senin en temel nakillerin bile tahkike muhtaç çıkıyor. Demek ki sorun internet kullanmak veya kullanmamak değil; sorun isnadı temizlemek ve duyduğunu hemen hükme dönüştürmemektir. Bugün şiiri hadîs yaparsın, yarın menkıbeyi akaid delili yaparsın, öbür gün remizli sözü zahir hüküm gibi okursun. İşte o zaman da kendini ümmeti koruyor zannedersin; hâlbuki ümmete ilk zarar, ölçüsüz kesin konuşma ile verilir.

Sana söylenecek en ağır ama en sahih cümle şudur kardeşim:
Sen bu bahislerde müftü gibi hükmediyor, ama muhaddis gibi tahkik etmiyorsun; mutekellim gibi konuşuyor, ama usûlcü gibi tartmıyorsun.
İşte bütün problem burada.


Uzun yazmışsın
Peygamber Efendimiz bir Hadîs-i Şerîf’te şöyle buyuruyor:

اللَّهُمَّ أَنْتَ الأَوَّلُ فَلَيْسَ قَبْلَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الآخِرُ فَلَيْسَ بَعْدَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الظَّاهِرُ فَلَيْسَ فَوْقَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الْبَاطِنُ فَلَيْسَ دُونَكَ شَىْءٌ

Anlamı: “Ey Allâh’ım! Sen İlksin (Ezelîsin) Senden önce hiçbir şey yoktur. Sen Sonsun (Ebedîsin) Senden sonra hiçbir şey yoktur. Sen Zâhirsin (varlığı delilerlerle sabit olansın) Senin üstünde hiçbir şey yoktur. Sen Bâtınsın (Gizli olanları bilensin) Senin altında hiçbir şey yoktur.”

İmâm Beyhakî şöyle diyor: “Âlimlerimiz bu Hadîs-i Şerîf’ten Allâh’ın mekânsız olduğuna dair delil almış ve demişlerdir ki: İlki ve sonu üstü ve altı olmayanın mekânı da olmaz.”


Sahih-i Müslim, Zikir 17 (61).

Evet 6 cihet tarafi o an aklımda tam olmadigi içinde ve yanlış bir hareketti.



Dağınık yazmamın sebebi sadece 1 kişi ile konuşmuyor olmam. Ben burada sadece o adama yazmadım her türlü kaynağı direkt oturaklı yazamam elbette değil mi. Adam bana mezhep imamları ile ilgili şeyler attı bende sadece o yönden attım hepsi bu. Buradan hüküm çıkartan yani kendince hüküm vermen doğru değil

Ben siirle ilgili bir şey demedim öyle bir şiir var diye ona sen bağladın ve bunu ben o niyetle yazmışım gibi yazmışsın bunun nesi usule uyuyor bana anlatırmısın?


Aşk sarhoşlugu mevzusu ise belki haklı olabilirsin ama tasavvufta bu tür durumlarin olduğu açıktır. İradenin elden gittiği çok durum vardır. Bende bir con yorumda Şeriatın Zahiri ele alınır dedim bunu neden görmedin?
Başta veridgim ağırlığı hâla savunuyorum. Tasavvufta büyük zatlardan zahir olmuş çok söz vardır ve bu yazilanlarda onlardandir. Kimseye bu sözleri kabul edin diye yazmadım zaten.

Sahabe-i Kiram dadnda ben bazı şeyler biliyorum onları size söylersem beni kâfir oldum zannedersiniz diyenler de vardı.
İrade elden gittiyse söylediği soz onu sorumlu yapar mı?
Bir tarafta iradesi elden giden birileri var diğer tarafta ise bazı şeyleri İ'TİKAD ednmis biri var bunları kıyaslamak ne kadar doğru?


Burada yazıldığın şeyi ilmi değeri nedir? Bila keyf başa geitirlerek Allah'ın eli kolu veya orda oturuşunu savunan adamlar var. Benim yazidigim şey çocukça değil aksine gerçek. Adam hem münezzeh diyor hemde arşta diyor hem mekanda degik diyor hemde mekan belietiyor konunun istiva ile alakai yok zaten istivayı inkar eden yok. İstivayı arşı mekan kılmak diye anlayanlara cevap var. Yani öyle alakasız ki bu yazdığın neresinden tutayım anlamadım. Bila keyf başa geitirlerek her türlü saçmalığı getiren adamlar var. Keyfini bilmiyoruz ama arştadir diyor adamlar neyi anlatiyrosun?

Ben adamların sözünü kendimce oturma diye alıyorlar demedim ki mücessime kesim oturma mekan kılmak diye alıyor benim yazdığım buna goreydi. Nedense beni işine geldiği gibi anlamışsin burada.


Allah Celle Celaluhu Arşa istiva etti ama bu mekan kilmak değildir. Hakimiyeti altına almaktır. Adam kalkıp arştadir biz keyfiyetini bilmiyoruz diyor benim cevabım bu inanışa. Sen kendi kafanda benim profili kendince koymuşsun ve kendi kendine yazmışsın. Bu madde için yazdıkların ile benimkiler in alakası yok


Şuan bu listede olup adamları doğru zannedenler var çünkü onlar her itikadı görüşünden haberdar değiller senin dedgij usulle yazarsam adamlar yine bidat ehlinin görüşlerini bikmyecek. Yani kendince haklısın ama ben en uygun durumu düşünmek zorundayım.

Benim neyim tahlile muhtaç? Ben burada birden fazla adamla yazısıyirum bunlara cevap mı yazacağım yoksa detaya mı gireceğim? Her yorumda kısa değil ki kısa cevap vereyim. Benimde işim gücüm var



Yani beni çoğu yerde kendi kafanda kurduğun profile göre yorumlamışsın hele bu istiiva diye yazdığın yer buna çok büyü örnek.

Svg 13.04.26 21:49

Alıntı:

Mehmet Efe Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705694)
Bana deidigi. Şeyi önce kendin yap. Bana çıkıştığın ilk yorum ve diğerleri bu yazdıklarına ne kadar uyuyor? Sen bana karşı nasıl geldiyse aynı şekil karşılığını aldın hepsi bu.

Bak bana ifitra atmayı kes haddini bileceksin diye kaç kere yazacağım ben? Ben hangi yorumda bunları tekfir ettim? Sen daha bidat ehli demek kâfir demek zannediyrosana sana ne anlatayım? Gelde gülme bu saçma duruma

Sen mi biliyorsun neyin doğru neyin yanlış olduğunu şimdiye kadar yorumunda ne ilim vardı?
Bana okuduğunu anla diyen adam bidat diye yazdığım insanlara kâfir dediğimi zannediyor ve bana okuduğunu anla diyor. Gülünç bir durum

Bak yine bana ifitra atıp reklam demişsin eğer reklam değilse ALLAH CELLE CELALUHU bunun karşılığını adil şekilde sana versin ki iftira atmayı bir daha alından geçirme.
Hani ilim yazacam anlayacağın yok. Bana itikadını yaz ki ona göre yazayım. Senin teymiye Allah'ı Celle yarsta oturur vaziyette kabul ediyor bu küfür değil mi? Bana itikadını yaz hele bekliyorum.




Elbette bunlar söylenecek söz değil zahirde hepsi küfür ama biz İbni Arabi Hazretleri gibi zatların manevi durumlarina göre bazı zahirde küfür gibi gözüken sözlerden haberdariz bunlarda onlardan olabilir veya olmayabilir. Şeriatın zahiri esastır sana bunları kabul et diyen olmadı zaten.

İbni teymiyeyi öven Ehli Sünnet Alimler var ama bunlar onu İ'TİKAD yönünden övmüyor. Neden bunu bile bile böyle bir şey yazdın? Hangi Ehli Sünnet Âlim teymiye için itikadı sağlamdır dedi? Elbette hiç biri. Bende teymiye için hafızasının çok iyi olduğunu bazı konularda iyi olduğunu kabul ediyorum ama bu itikadını doğru yapmıyor.

Subhaneke mevzusu ise
Ben melekler için arsi taşımıyor demedim ki zaten. Zaten meleklerin arşı taşıdığını söylediğim için bu sorun varya. teymiye Allah'ı Celle Celaluhu arşta OTURUR vaziyette kabul ettiği için ve meleklerde arşı taşıdığı için bu inançta HAŞA HAŞA HAŞA Allah'ı Celle Celaluhu melekler taşımış oluyor ben bunu belirttim.


Aşk sarhoşlugu ile bazı manevi haller bazı zatlara ağır geldiği için bazı sözler onlardan safir olabiliyor. Beyazid-i Bistami Hazretleri kendi çapı Rasululllah sallallahu aleyhi vessellem ile kıyaslanamayacak kadar küçük olduğundan ona verilen manevi makamda o aşk ile irade elden gitmiş vaziyette bu sözleri söyledi. Rasululllah sallallahu aleyhi vessellem ise her gün onca Makam aştığı için Ya Rabbi bizler seni hakkıyla tanıyamadık demiş olabilirler.


Ben teymiyeyi öven Ehli Sünnet Âlimler için üstte dedim zaten asla ve asla teymiyeyi AKAİD olarak ovmediler. Bunu bile bile ne hakla böyle hir şey yazdın anlamadım? Kim ibni teymiye için "Bak burada Allah Celle Celaluhu arşta oturuyor diye söyledi ve haktır" dediğini duydun mu sen. Biz buraya Allah'ın Celle Celaluhu izniyle 50ye yakın Âlimin teymiye hakkında görüşlerini yazarız hepside tenkid ediyor.





Sen beni ne biliyorsun da benim gibilerden çok görüldüğünu söylüyorsun?

İşine geleni alan sadece ben miyim yoksa sen de buna dahil değil misin? Ehli sünnet Alimleri sanki onun itikadını savunmuş gibi yorum yapan sen değil misin bu halinle ben mi işine geleni alıyorum?
İbni Arabi Hazretleri Allah bana kadın suretinde gelir sözünü bilip bana İbni Arabi gibi adamlar dediğim için bana bu doğru değil demedin mi sen bir çok farklı konuda İbni Arabî hazretlerini savunmuyormuydun? O zamanda bu sözleri biloyrosun bu halinle birde burada tenkid ettin ve ben mi işine geleni alıyorum.?


Şimdi ben de tekrar edeyim bir ekmekte küf başlamışsa önce o küf bütün ekmeğe sirayet eder sonra bir yerde vuku bulur. Sadece küflü yeri keserek kurtulamazsin. Bilmem anlatabildim mi?
Kaldı ki eğer iyi yönleri alınır kötüsü alınmaz diyeceksen ki dedin bunu ancak işin ehli olan yapabilir avam yapamaz bu yüzden avam komple uzak durmalı.
Ve tekrar söylüyorum teymiyenin diğer bazı konularda iyi olduğu gerçeğine laf etmedim.




Elbette Allah Celle Celaluhu arşta diyen bid'at ehlidir sen hem münezzehtir diyip hemde istivayı barındıran Ayet-i Kerimeleri yazman gösterir ki hala o yönde eğilimi olan birisin başka açıklama gelmiyor aklıma.

Sen İbni Arabi Hazretlerini kabuk etmiyor musun? Belli ki ediyrosun e bu sözlerden de haberin var nasıl kabullendin mesela ? Çok çelişkili geliyor bana.

Üslubunu düzeltmezsen, üzülürsün.

Saho 13.04.26 22:10

Alıntı:

Mehmet Efe Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705694)
Bana deidigi. Şeyi önce kendin yap. Bana çıkıştığın ilk yorum ve diğerleri bu yazdıklarına ne kadar uyuyor? Sen bana karşı nasıl geldiyse aynı şekil karşılığını aldın hepsi bu.

Bak bana ifitra atmayı kes haddini bileceksin diye kaç kere yazacağım ben? Ben hangi yorumda bunları tekfir ettim? Sen daha bidat ehli demek kâfir demek zannediyrosana sana ne anlatayım? Gelde gülme bu saçma duruma

Sen mi biliyorsun neyin doğru neyin yanlış olduğunu şimdiye kadar yorumunda ne ilim vardı?
Bana okuduğunu anla diyen adam bidat diye yazdığım insanlara kâfir dediğimi zannediyor ve bana okuduğunu anla diyor. Gülünç bir durum

Bak yine bana ifitra atıp reklam demişsin eğer reklam değilse ALLAH CELLE CELALUHU bunun karşılığını adil şekilde sana versin ki iftira atmayı bir daha alından geçirme.
Hani ilim yazacam anlayacağın yok. Bana itikadını yaz ki ona göre yazayım. Senin teymiye Allah'ı Celle yarsta oturur vaziyette kabul ediyor bu küfür değil mi? Bana itikadını yaz hele bekliyorum.

Beyni erimiş tekfir etme krizine girmiş, "küfür içinde olmak" söyleminin bile tek başına "iman dairesinin dışarısında" demek olduğunu bilmiyorsun, bilmediğini bilmeyen üstüne en iyi bildiğini sanan katmerli cahil. Cehli mikap seni.
Benim bilmediğim de çok şey var ama bilmediğim konu hakkında konuşamam senin gibi, bu insanın felaketidir.
Ayrıca yorumumda ilim olması için karşımdakinin de minimum, terimlerin karşılıklarını bilmesi gereklidir.
Hâlâ papağan gibi itikat soruyorsun, sana ne söylense bu konuda yine kendince tevil edip bizi de tekfir edersin. Boşver kendine yazık etme, senlik değil bu işler.
Yani ilim falan da konuşamıyorsun.
Aynen reklam elemanı değilsen karşılığını öyle ya da böyle alacağım. Ama ben durdurmasam site isminden sonra, Telegram linki de atacaktın.
Ama kesinlikle reklam için yapmıyorsundur bunu, ümmete faydalı olmak için.
Fethettin buraları büyükelçimiz.
Tekrarlıyorum; daha isimlere gelmeden mahvoluyorsun.

HâmûŞî 13.04.26 22:23

Alıntı:

Mehmet Efe Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 705697)
Uzun yazmışsın
Peygamber Efendimiz bir Hadîs-i Şerîf’te şöyle buyuruyor:

اللَّهُمَّ أَنْتَ الأَوَّلُ فَلَيْسَ قَبْلَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الآخِرُ فَلَيْسَ بَعْدَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الظَّاهِرُ فَلَيْسَ فَوْقَكَ شَىْءٌ وَأَنْتَ الْبَاطِنُ فَلَيْسَ دُونَكَ شَىْءٌ

Anlamı: “Ey Allâh’ım! Sen İlksin (Ezelîsin) Senden önce hiçbir şey yoktur. Sen Sonsun (Ebedîsin) Senden sonra hiçbir şey yoktur. Sen Zâhirsin (varlığı delilerlerle sabit olansın) Senin üstünde hiçbir şey yoktur. Sen Bâtınsın (Gizli olanları bilensin) Senin altında hiçbir şey yoktur.”

İmâm Beyhakî şöyle diyor: “Âlimlerimiz bu Hadîs-i Şerîf’ten Allâh’ın mekânsız olduğuna dair delil almış ve demişlerdir ki: İlki ve sonu üstü ve altı olmayanın mekânı da olmaz.”


Sahih-i Müslim, Zikir 17 (61).

Evet 6 cihet tarafi o an aklımda tam olmadigi içinde ve yanlış bir hareketti.



Dağınık yazmamın sebebi sadece 1 kişi ile konuşmuyor olmam. Ben burada sadece o adama yazmadım her türlü kaynağı direkt oturaklı yazamam elbette değil mi. Adam bana mezhep imamları ile ilgili şeyler attı bende sadece o yönden attım hepsi bu. Buradan hüküm çıkartan yani kendince hüküm vermen doğru değil

Ben siirle ilgili bir şey demedim öyle bir şiir var diye ona sen bağladın ve bunu ben o niyetle yazmışım gibi yazmışsın bunun nesi usule uyuyor bana anlatırmısın?


Aşk sarhoşlugu mevzusu ise belki haklı olabilirsin ama tasavvufta bu tür durumlarin olduğu açıktır. İradenin elden gittiği çok durum vardır. Bende bir con yorumda Şeriatın Zahiri ele alınır dedim bunu neden görmedin?
Başta veridgim ağırlığı hâla savunuyorum. Tasavvufta büyük zatlardan zahir olmuş çok söz vardır ve bu yazilanlarda onlardandir. Kimseye bu sözleri kabul edin diye yazmadım zaten.

Sahabe-i Kiram dadnda ben bazı şeyler biliyorum onları size söylersem beni kâfir oldum zannedersiniz diyenler de vardı.
İrade elden gittiyse söylediği soz onu sorumlu yapar mı?
Bir tarafta iradesi elden giden birileri var diğer tarafta ise bazı şeyleri İ'TİKAD ednmis biri var bunları kıyaslamak ne kadar doğru?


Burada yazıldığın şeyi ilmi değeri nedir? Bila keyf başa geitirlerek Allah'ın eli kolu veya orda oturuşunu savunan adamlar var. Benim yazidigim şey çocukça değil aksine gerçek. Adam hem münezzeh diyor hemde arşta diyor hem mekanda degik diyor hemde mekan belietiyor konunun istiva ile alakai yok zaten istivayı inkar eden yok. İstivayı arşı mekan kılmak diye anlayanlara cevap var. Yani öyle alakasız ki bu yazdığın neresinden tutayım anlamadım. Bila keyf başa geitirlerek her türlü saçmalığı getiren adamlar var. Keyfini bilmiyoruz ama arştadir diyor adamlar neyi anlatiyrosun?

Ben adamların sözünü kendimce oturma diye alıyorlar demedim ki mücessime kesim oturma mekan kılmak diye alıyor benim yazdığım buna goreydi. Nedense beni işine geldiği gibi anlamışsin burada.


Allah Celle Celaluhu Arşa istiva etti ama bu mekan kilmak değildir. Hakimiyeti altına almaktır. Adam kalkıp arştadir biz keyfiyetini bilmiyoruz diyor benim cevabım bu inanışa. Sen kendi kafanda benim profili kendince koymuşsun ve kendi kendine yazmışsın. Bu madde için yazdıkların ile benimkiler in alakası yok


Şuan bu listede olup adamları doğru zannedenler var çünkü onlar her itikadı görüşünden haberdar değiller senin dedgij usulle yazarsam adamlar yine bidat ehlinin görüşlerini bikmyecek. Yani kendince haklısın ama ben en uygun durumu düşünmek zorundayım.

Benim neyim tahlile muhtaç? Ben burada birden fazla adamla yazısıyirum bunlara cevap mı yazacağım yoksa detaya mı gireceğim? Her yorumda kısa değil ki kısa cevap vereyim. Benimde işim gücüm var



Yani beni çoğu yerde kendi kafanda kurduğun profile göre yorumlamışsın hele bu istiiva diye yazdığın yer buna çok büyü örnek.

Değerli kardeşim, önce dönüp kendi yazdığın bütün cümleleri baştan sona bir daha oku; sonra benim sana yazdıklarımı yeniden oku. Ondan sonra bak bakalım ben kafamdan bir profil mi kurmuşum, yoksa senin kendi lafzın mı o profili satır satır çizmiş. Çünkü insan bazen kendini değil, cümlelerini ele verir. Sen ‘birden fazla kişiyle konuşuyordum, bu yüzden dağınık oldu’ diyorsun. Biz ise deriz ki: Ehl-i sünnet usûlü bir kişiyle konuşurken de bozulmaz, on kişiyle konuşurken de bozulmaz, kırk kişiyle konuşurken de bozulmaz. Muhatap çoğaldı diye isnad gevşemez, lafız karışmaz, ağır hüküm hafiflemez. Hele itikad, tebdi‘, tahzir ve isim vererek ümmeti uyarma iddiasında bulunan biri için bu mazeret hiç geçmez. Çünkü hüküm ağırlaştıkça söz daha tartılmış olur; daha dağınık değil.

Şimdi sana usûlün kalbinden tek bir sual soruyorum:
Ehl-i sünnet yolunda, çok kişiyle konuşuyor olmak sebebiyle itikad bahislerinde eksik nakil, yanlış nispet, bağlamsız tahzir ve ‘avamı koruma’ gerekçesiyle hükmü tahkikin önüne alma hangi kaide ile caiz olur? Eğer ‘caiz olur’ diyorsan, bizzat kendi elinle, insanlara isim vererek yaptığın bütün tahzirlerin zan, ihtimal ve acele hüküm üzerine kurulabileceğini kabul etmiş olursun; yani kendi listenin altını kendin boşaltırsın. Eğer ‘caiz olmaz’ diyorsan, o zaman ‘dağınık yazdım, çok kişi vardı’ savunman düşer ve kendi usûlünün kusurlu olduğunu ikrar etmiş olursun. Peki hangisini seçiyorsun? Usûl mü, mazeret mi?


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 03:44.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148