Havas Okulu  
Go Back   Havas Okulu > HavasOkulu Genel Bölüm > Sorularınız

Sorularınız her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Hâl ve Ledün İlimlerinin Hayalden Farkları Nasıl Anlaşılıyor?

her türlü soruyu buradan sorabilirsiniz.


Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
  #1  
Alt 18.04.26, 22:58
murakip - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 08.03.26
Bulunduğu yer: Allah'ın yarattığı her yer
Mesajlar: 291
Forum Puanı: 237
Etiketlendiği Mesaj: 2 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart Hâl ve Ledün İlimlerinin Hayalden Farkları Nasıl Anlaşılıyor?

Çok merak ettiğim bir husus var, özellikle hal ve ledün ilimleri söz konusu olduğunda. Kişi kalbine gelen şeyin kendi hayali, arzusu veya isteği olmadığından nasıl emin olabiliyor?

Özellikle sıradan sufiler söz konusu olunca bunun çok güvenilir bir ilim kaynağı olduğunu sanmıyorum, insanın kalbi meyil sahibidir. Mutlaka bir şeye meyledecektir, hayra da şerre de. Her gelen hayra hal ilmiyle veya ledüni olarak bildirildi dersek, her gelen huzursuzluğa da şer bildirildi dersek buna nasıl itibar edeceğiz? Ya da haller kişinin kendisine özgüdür diyip geçeceğiz.

Günümüzde hal ilmine sahip çok insan olduğunu sanmıyorum maalesef. Sizlerin düşüncesini de merak ediyorum.

Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 18.04.26, 23:08
Merzel - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Manevi
 
Üyelik tarihi: 12.06.24
Bulunduğu yer: Bir yerlerde
Mesajlar: 1,001
Forum Puanı: 1153
Etiketlendiği Mesaj: 332 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
murakip Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Çok merak ettiğim bir husus var, özellikle hal ve ledün ilimleri söz konusu olduğunda. Kişi kalbine gelen şeyin kendi hayali, arzusu veya isteği olmadığından nasıl emin olabiliyor?

Özellikle sıradan sufiler söz konusu olunca bunun çok güvenilir bir ilim kaynağı olduğunu sanmıyorum, insanın kalbi meyil sahibidir. Mutlaka bir şeye meyledecektir, hayra da şerre de. Her gelen hayra hal ilmiyle veya ledüni olarak bildirildi dersek, her gelen huzursuzluğa da şer bildirildi dersek buna nasıl itibar edeceğiz? Ya da haller kişinin kendisine özgüdür diyip geçeceğiz.

Günümüzde hal ilmine sahip çok insan olduğunu sanmıyorum maalesef. Sizlerin düşüncesini de merak ediyorum.

Bu o ilimlerin kendi özelliğidir bu ilimlere sahip olanlar ötenin ötesi bir görüşe sahip oldukları için kendi arzuları mı yoksa Allah'tan gelen bir ilhammı onu anlayabilirler.

__________________
son çare Allah değil,
tek çare Allah'tır .
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 18.04.26, 23:31
imas - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Bilgili Üye
 
Üyelik tarihi: 18.01.20
Bulunduğu yer: her yer
Mesajlar: 22,527
Forum Puanı: 10279
Etiketlendiği Mesaj: 5366 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
murakip Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Çok merak ettiğim bir husus var, özellikle hal ve ledün ilimleri söz konusu olduğunda. Kişi kalbine gelen şeyin kendi hayali, arzusu veya isteği olmadığından nasıl emin olabiliyor?

Özellikle sıradan sufiler söz konusu olunca bunun çok güvenilir bir ilim kaynağı olduğunu sanmıyorum, insanın kalbi meyil sahibidir. Mutlaka bir şeye meyledecektir, hayra da şerre de. Her gelen hayra hal ilmiyle veya ledüni olarak bildirildi dersek, her gelen huzursuzluğa da şer bildirildi dersek buna nasıl itibar edeceğiz? Ya da haller kişinin kendisine özgüdür diyip geçeceğiz.

Günümüzde hal ilmine sahip çok insan olduğunu sanmıyorum maalesef. Sizlerin düşüncesini de merak ediyorum.
hal ve ledün ilminde olan birinin nefis mertebesi nefsi kamile olduğu için kalbine gelenin nereden geldiğini bilir...

__________________
'Muhammedün Seyyidü’l-Kevneyni; / Ve’l-Ferikayni min Arabi’n ve min Acemi' (Muhammed (s.a.v)
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 18.04.26, 23:49
HâmûŞî - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
MoLLa
 
Üyelik tarihi: 08.03.22
Bulunduğu yer: • Râh-ı Nih… •
Mesajlar: 1,110
Forum Puanı: 3255
Etiketlendiği Mesaj: 90 Mesaj
Etiketlendiği Konu: 0 Konu
Standart

Alıntı:
murakip Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
Çok merak ettiğim bir husus var, özellikle hal ve ledün ilimleri söz konusu olduğunda. Kişi kalbine gelen şeyin kendi hayali, arzusu veya isteği olmadığından nasıl emin olabiliyor?

Özellikle sıradan sufiler söz konusu olunca bunun çok güvenilir bir ilim kaynağı olduğunu sanmıyorum, insanın kalbi meyil sahibidir. Mutlaka bir şeye meyledecektir, hayra da şerre de. Her gelen hayra hal ilmiyle veya ledüni olarak bildirildi dersek, her gelen huzursuzluğa da şer bildirildi dersek buna nasıl itibar edeceğiz? Ya da haller kişinin kendisine özgüdür diyip geçeceğiz.

Günümüzde hal ilmine sahip çok insan olduğunu sanmıyorum maalesef. Sizlerin düşüncesini de merak ediyorum.
Değerli kardeşim, ledünnî ilim zaten kesb ile elde edilen değil, sırf ilâhî lütuf ile verilen bir mevhibedir; bu sebeple onun hakikatini konuşmak değil, daha çok o yola tâlip olup henüz seyr ü sülûk içinde bulunan kulun kalbine gelen manaları “ilim” zannetme tehlikesini konuşmak gerekir. kalbe gelen her şey ilham değildir; ilham olan da ancak mîzanla bilinir. Gelen mana, evvela şer‘î ölçüye vurulur; farzı gevşetiyor, sünneti küçümsüyor, kişiyi umumî dînî çizginin dışına itiyorsa rahmânî değildir. Sonra nefs terazisinde tartılır; sahibini büyütüyor, ona ayrıcalık hissi veriyor, başkalarından üstün görüyorsa yine rahmânî değildir. Ardından hâl neticesine bakılır; insanı sükûta, edebe, korkuya, tevazua ve kendini ıslaha götürüyorsa ümit edilir; acele hükme, konuşmaya, insanları tasnife ve kendine pay çıkarmaya sürüklüyorsa reddedilir. Bununla beraber hâller sahibine aittir, ümmete hüküm olmaz; bu yüzden kişi kalbine doğanı hemen ilim ve fetva yerine koymaz, ehil bir mizana arz eder, kendi kendine hüküm vermez. Zira kalp meyil sahibidir; temizlenmeden geleni doğru taşıyamaz. Bu sebeple asıl yol, hâlin peşine düşmek değil, nefsin tezkiyesine sarılmaktır. Zira hakiki olan, kula “ben seçildim” dedirtmez; bilakis “ben daha çok korkmalı ve kendimi ıslah etmeliyim” dedirtir. İşte bu çizgi korunursa ilham emanet olur; korunmazsa vehim ilim zannedilir.

Bunu bir misalle daha açık söyleyelim: Temiz bir aynaya düşen suret nettir; eğri, buğulu ve lekeli aynaya düşen suret ise şekli bozar. Aynanın lekesi sureti çarpıtır. Kalbe gelen mana da böyledir. Gelen şeyin tüm kusuru dışarıda aranmaz; çoğu zaman kalbin kiri, nefsin meyli ve hevanın buğusu o manayı bozar. Bu sebeple asıl iş, “bana ne doğdu?”dan önce, “benim kalbim ne hâlde?” sorusudur. Kalp temizlenmeden gelen mana güvenli olmaz. Bu yüzden büyükler “nefs muhasebesi”ni, “hal”den önce koymuştur.

__________________
Muhammedün Tâcü Ruslillâhi Qâtıbeten; Muhammedün Sâdiku’l-Akvâli ve’l-Kelimi.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
ilmi Ledün - Dr.Münir Derman (K.S.) Why Münir Derman 7 17.01.25 18:13
Küf Lekesi Nasıl Çıkar? aytayt Pratik Bilgiler 2 29.05.23 22:45
Ledün ilmi veya ilm-i Ledün nasıl öğrenilir Torlak Tasavvuf Sohbetleri 0 31.10.21 17:19
Ledün Âlemin'den Fâtiha aşk Diğer Havas Konuları 5 22.05.18 23:24


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 21:35.


Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.
havasokulu1.com