Alıntı:
tevafukk Nickli Üyeden Alıntı
(Mesaj 710377)
Acizhane fikrim - düzeltin lütfen yanlışları
bahsi geçen hallerdeki -- varlıkta gördüğü remizlerden, lafızdaki tertipten, sayıdaki işaretten, vaktin seyrinden, kalbe gelen mânâdan ve rüyada açılan perdeden bir netice çıkardığında --- ile bu durumları da Allahın idrak ettirişi ile fark etmiş olacağımızdan . İşaret oldurulması veya o yönde yönlendirilmemiz de o nun idrak ettirmesiyle tamam olacağı için idrakine erdirdiğinde, işareti başlangıç ve anın seyriyle idrak etmiş olacağız zannımca . Bahsi geçen zaman kavramındaki haller nasıl ki geçmiş zaman ile yaşatılıyor belki kişiye idrak ettiriliyor - veya AN bekleniyor.
Olayın vardır bir hikmeti dediğimiz dememiz gereken kısmı .
o başlangıç ile An arasındaki zamanı seyrettirildiğinde - netice sonuç - olarak idrak ettirildiğinde işaret oluyor .
|
Allah razı olsun değerlli kardeşim, Rüya, ilham, tevafuk, sayı, vakit, remiz ve kalbe gelen mânâ; eğer kulda Allah’a yöneliş, tevazu, ibret ve tedbir doğuruyorsa edep dairesindedir. Fakat kul bunlarla kesin hüküm veriyor, kader tayin ediyor, insanlara “gaybı biliyormuş” gibi konuşuyorsa orada hudut aşılmış olur.
İşaret kalbi uyandırır; gayb hükmü verdirmek için gelmez.
Remiz ibret kapısıdır; hüküm makamı değildir.
İlham kul için ikaz olabilir; ümmet için delil olmaz.
Rüya mânâ taşıyabilir; şeriatın yerine geçmez.
Bu yüzden ayetin bize verdiği mizan çok açıktır:
Gaybın anahtarı Allah’tadır.
Kulun elinde anahtar yoktur; ancak Allah’ın dilediği kadar anlayabileceği işaret vardır.
Alıntı:
Svg Nickli Üyeden Alıntı
(Mesaj 710466)
Aynı düşüncedeyim :)
|
Aslında amacım o değil ama yazarken nedense böyle oluyor bende anlamıyorum..
|