Havas Okulu

Havas Okulu (https://www.havasokulu1.com/)
-   Sorularınız (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/)
-   -   Tebbet ve Fil Suresi ile helak etme işlemi yapılırsa ne olur? (https://www.havasokulu1.com/sorulariniz/105548-tebbet-ve-fil-suresi-ile-helak-etme-islemi-yapilirsa-ne-olur.html)

Baht 05.08.26 22:02

Burda yanlışım yoksa tevbe denmiyor tebbet ve fil suresi bu besmelesiz uygulama olayı birçok sürede geciyor ama bana tuhaf geldi her iş için besmele şarttır fikrimce besmelesiz iş tam deildir besmelesiz her işten hayır gelmez kahr içinde olsa rahmet içinde olsa yanlışım varsa affola çok bildiğimden demiyorum bunu ehli olan birkaç hocaya sordum

Rmzn34 05.08.26 22:36

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 717040)
***özellikle hurafe reis diye bir Seyyyidimize***
bu şahısın seyyid olması onun çok ayrıcalıklı biri olması anlamına gelmiyor, eğer soydan üstünlük var ise o zaman
hz. nebi sav. arabın aceme acemin araba üstünlüğü yoktur... sözüne bühtan edilmiş olur,
kızım fatıma seni ben bile kurtaramam sözüne ihanet olur
üstünlük takvadadır sözü baştacı olan sözdür

ben nakşi olup Seyyid olup nakşilikten vazgeçen insan gördüm
bahsi geçen zaata gelince
***imamı şafi 4 sene anne karnında durdu***
hz peygamber sav. 15 temmuzda istanbuldaydı***
vb.
bu sözler hakikaten hurafedir, uydurmadır
adama bu dediklerinin ispatı var mı? hacetin nedir diye sorulunca
cevap
***şeyhe itiraz olmaz***
***şeyh ne diyorsa doğrudur***
şeklinde olacak sanırım?

ama bu hurafeler
islamın ahkamına kuranın nizamına uygun değil,
Kuranı azimüşanda 49 yerde **** akletmezmisiniz**** buyruluyor
bu abartılı sözleri alıp islamın aleyhine kullanan o kadar çok kişi var ki islamın safdata olduğu uydurma olduğunu söyleyen o kadar kalabalık güruhlar varki bu hurafe reisin dine ne kadar zarar verdiğinden haberi yok

Peki Meseleye Ehl-i Beytin faziletleri hadisleriyle bakarsak nasıl olur ayrıca
Okadar çok sahih menkıbeler varki Seyyidlere hürmet edenler yada hakaret,edenler hakkında inanıp inanmamak kişiye kalmış

Tasavvuf ehlinin Seyyidlere nekadar hürmet tazim ettiği malul
Rıfaı yolunun büyük Şeyhi Ebul huda Sayyadi k.s bir Seyyidin isminin başına ünvan olarak Şeyh,Alim, Hoca olmasa da Bu Seyyidlik Şeref olarak yeter demiştir.
İmam Rabbani k.s
Seyyidlerde Muhammed Sallallâhu aleyhi vesellemin Cüzleri (zerreleri) Var demiştir Herkesin Muhammedi Muhabbeti aynı olmadığı için gereken sevgi hürmeti göstermesi beklenemez
Osmanlı Ehl-i Beyte çok hürmet ettiği için neseplerini ve haklarını korumak için Nakibül eşraf payesi verilen bir seyyid gözetiminde kurumsallaşmıştır bu hassasiyeti gözettiler.

Ana karnında kalma olayına inanıp inanmamak insanı dinden çıkarmaz
15 Temmuzda Efendimiz a.s gelmişse gelmiştir böyle bir hadise çanakkale savaşında da yaşanmış Hindistanlı bir Velid'e anlatmış. ama bu Tasavvuf taifesine hurafeci diyenler genel manada kullanırlar hiç bir şeylerini kabul etmezler sevmezler düşmanlardır, onların hatalarına şatahat, sekr hali diyenlerle asla aynı görüşte değiller
Ben tasavvufu severim velilere inanırım diyen
Kendince bildiği veliye inanıp
Hali hazırda meşayıhın kabul ettiği bir veliyi kabul etmemesine ne denir. Veli değilse sıkıntı olmaz ama ya Veliyse.

Bir Seyyid günah işleyebilir hata edebilir ama bu onlara hürmete engel değidir.
Bazı İnsanlar günaha değil Şahsa bugzediyor.

Benim anlatmak istediğim Tasavvufu velileri kabul edenleri uyarmak muhiblerine sevap bereket gelir düşmanlarına bela musibet. Bu hakikatden haberdar etmek herkes fikrinde tabiki özgür ister sever ister söver Hesabı Allaha ait.

Baht 05.08.26 23:12

Yani kurbandada besmele şarttır kim demiş besmele çekilmiyor

BAKARA 05.08.26 23:14

Alıntı:

Rmzn34 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 717100)
Peki Meseleye Ehl-i Beytin faziletleri hadisleriyle bakarsak nasıl olur ayrıca
Okadar çok sahih menkıbeler varki Seyyidlere hürmet edenler yada hakaret,edenler hakkında inanıp inanmamak kişiye kalmış

Tasavvuf ehlinin Seyyidlere nekadar hürmet tazim ettiği malul
Rıfaı yolunun büyük Şeyhi Ebul huda Sayyadi k.s bir Seyyidin isminin başına ünvan olarak Şeyh,Alim, Hoca olmasa da Bu Seyyidlik Şeref olarak yeter demiştir.
İmam Rabbani k.s
Seyyidlerde Muhammed Sallallâhu aleyhi vesellemin Cüzleri (zerreleri) Var demiştir Herkesin Muhammedi Muhabbeti aynı olmadığı için gereken sevgi hürmeti göstermesi beklenemez
Osmanlı Ehl-i Beyte çok hürmet ettiği için neseplerini ve haklarını korumak için Nakibül eşraf payesi verilen bir seyyid gözetiminde kurumsallaşmıştır bu hassasiyeti gözettiler.

Ana karnında kalma olayına inanıp inanmamak insanı dinden çıkarmaz
15 Temmuzda Efendimiz a.s gelmişse gelmiştir böyle bir hadise çanakkale savaşında da yaşanmış Hindistanlı bir Velid'e anlatmış. ama bu Tasavvuf taifesine hurafeci diyenler genel manada kullanırlar hiç bir şeylerini kabul etmezler sevmezler düşmanlardır, onların hatalarına şatahat, sekr hali diyenlerle asla aynı görüşte değiller
Ben tasavvufu severim velilere inanırım diyen
Kendince bildiği veliye inanıp
Hali hazırda meşayıhın kabul ettiği bir veliyi kabul etmemesine ne denir. Veli değilse sıkıntı olmaz ama ya Veliyse.

Bir Seyyid günah işleyebilir hata edebilir ama bu onlara hürmete engel değidir.
Bazı İnsanlar günaha değil Şahsa bugzediyor.

Benim anlatmak istediğim Tasavvufu velileri kabul edenleri uyarmak muhiblerine sevap bereket gelir düşmanlarına bela musibet. Bu hakikatden haberdar etmek herkes fikrinde tabiki özgür ister sever ister söver Hesabı Allaha ait.

Hocam bahsi geçen kişinin videoları hep denk geliyor o kadar saçma şeyler varki anlatamam. Misal hz Ömer diyor Nil nehrine mektub yazıyor ey Nil nehri Allah’ın izniyle Allah akacaksan ak yoksa beni oraya getirtme diyor Nil nehride korkudan akmaya başlıyor diyor.
Sonra başka bir konuşmada “peygamber saç ekilmesini yasakladı onun zamanında bir kız vardı saçı dökülmüş annesi geliyor ya resulullah diyor benim kızın saçları döküldü ne yapalım saç ektirelimmi diyor resulullahta hayır sakın Allah saç ektirenlere lanet etsin diyor” diyor . Şimdi buna kim hangi akılla inanacak . Ayrıca peygamber kızı bile kabirde sorguya çekilirken ey toprak kızıma karşı nazik ol diye ağlarken bunlar diyorki şeyhin eşi öldüğü zaman kabrin ilk gecesi sorgu için melekler geliyor bakıyorlar anlıyorlar şeyhin eşi bilmem kim annemizi sorguya çekmiyorlar diyor.
Ayrıca kimse peygamber soyundan geliyor diye kutsal değildir kaldıki peygamberimizin vefatı 1500 küsür sene olmuş. 7 kuşaktan sonra akrabağlık bağları kopuyorken neredeyse 500 -600 kuşak geçiyor tamam saygımız elbette vardır ama ebu cehilde peygamber soyundan geliyor üstelik en yakın kan bağından direk amcası ama lanetlenmiştir. Peygamberimiz kutsaldır bizim herşeyimizdir. 1500 sene sonra gelen yolunu sapıp hurafeler anlatanlar değil.
Bunun yüzünden bir çok insan dinden çıkıyor.

Alıntı:

Baht Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 717101)
Yani kurbandada besmele şarttır kim demiş besmele çekilmiyor

Allah’ın zatının merhamet eden sıfatları hayvan boğazlanırken zikredilirmi?
Tabiki zikredilmez.

imas 05.08.26 23:44

Alıntı:

Rmzn34 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 717100)
Peki Meseleye Ehl-i Beytin faziletleri hadisleriyle bakarsak nasıl olur ayrıca
Okadar çok sahih menkıbeler varki Seyyidlere hürmet edenler yada hakaret,edenler hakkında inanıp inanmamak kişiye kalmış

Tasavvuf ehlinin Seyyidlere nekadar hürmet tazim ettiği malul
Rıfaı yolunun büyük Şeyhi Ebul huda Sayyadi k.s bir Seyyidin isminin başına ünvan olarak Şeyh,Alim, Hoca olmasa da Bu Seyyidlik Şeref olarak yeter demiştir.
İmam Rabbani k.s
Seyyidlerde Muhammed Sallallâhu aleyhi vesellemin Cüzleri (zerreleri) Var demiştir Herkesin Muhammedi Muhabbeti aynı olmadığı için gereken sevgi hürmeti göstermesi beklenemez
Osmanlı Ehl-i Beyte çok hürmet ettiği için neseplerini ve haklarını korumak için Nakibül eşraf payesi verilen bir seyyid gözetiminde kurumsallaşmıştır bu hassasiyeti gözettiler.

Ana karnında kalma olayına inanıp inanmamak insanı dinden çıkarmaz
15 Temmuzda Efendimiz a.s gelmişse gelmiştir böyle bir hadise çanakkale savaşında da yaşanmış Hindistanlı bir Velid'e anlatmış. ama bu Tasavvuf taifesine hurafeci diyenler genel manada kullanırlar hiç bir şeylerini kabul etmezler sevmezler düşmanlardır, onların hatalarına şatahat, sekr hali diyenlerle asla aynı görüşte değiller
Ben tasavvufu severim velilere inanırım diyen
Kendince bildiği veliye inanıp
Hali hazırda meşayıhın kabul ettiği bir veliyi kabul etmemesine ne denir. Veli değilse sıkıntı olmaz ama ya Veliyse.

Bir Seyyid günah işleyebilir hata edebilir ama bu onlara hürmete engel değidir.
Bazı İnsanlar günaha değil Şahsa bugzediyor.

Benim anlatmak istediğim Tasavvufu velileri kabul edenleri uyarmak muhiblerine sevap bereket gelir düşmanlarına bela musibet. Bu hakikatden haberdar etmek herkes fikrinde tabiki özgür ister sever ister söver Hesabı Allaha ait.

bu şahsın seyyid olduğunun bir ispatı var mı?
hz peygamber sav zamanında soy ağacı tutulmazdı, herkesin soy ağacını tutacak kadar çok katip yoktu, ayrıca arşivleme diye bir şey yoktu,öyle bir gelenek yoktu,
gerçek seyyidlere elbette saygı duymak gerekir, tabi şartları var takvalı olacak kendini bilecek hurafe olmayacak,
ayrıca hani seyyidlik bir ayrıcalık ya, ben bir kaç Alevi Nusayri şia tanırım ben seyyidim diyen
o dediğin ünvan bunlarda da var mı?
yine bir soru
Allah bana bazen kadın olarak gelir , cübbemin içinde Allahtan başkası yok, enel hak
gibi şathiyeler söyleyen 1 sahabe , 1 tabin 2 tebei tabin varmı,?
sahabeler tebşnler tebei tabinler bu şathileri söyleyenlerden dahamı az Allahı seviyorlardı itikstları dahamı azdı?
halkacı mansurun katline ferman verenlerden kişilerden biri cüneydi bağdadi, diğeri osman el mekki idi, bu 2 evliya şathiyelere inanmıyormuydu?
ayrıca
***efendimiz gelmişse gelmiştir***
bu çok muallak bir söz,
ayrıca çanakkele savaşında geldi diyerek 15 temmuz ile çanakkale harbini aynı kefeye koymak , cuma hutbesinde Allah 15 temmuz ****şehitlerini **** bedir şehitleriyle haşretsin diyen imam kadar safdillilik olur

Rmzn34 06.08.26 01:36

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 717104)
bu şahsın seyyid olduğunun bir ispatı var mı?
hz peygamber sav zamanında soy ağacı tutulmazdı, herkesin soy ağacını tutacak kadar çok katip yoktu, ayrıca arşivleme diye bir şey yoktu,öyle bir gelenek yoktu,
gerçek seyyidlere elbette saygı duymak gerekir, tabi şartları var takvalı olacak kendini bilecek hurafe olmayacak,
ayrıca hani seyyidlik bir ayrıcalık ya, ben bir kaç Alevi Nusayri şia tanırım ben seyyidim diyen
o dediğin ünvan bunlarda da var mı?
yine bir soru
Allah bana bazen kadın olarak gelir , cübbemin içinde Allahtan başkası yok, enel hak
gibi şathiyeler söyleyen 1 sahabe , 1 tabin 2 tebei tabin varmı,?
sahabeler tebşnler tebei tabinler bu şathileri söyleyenlerden dahamı az Allahı seviyorlardı itikstları dahamı azdı?
halkacı mansurun katline ferman verenlerden kişilerden biri cüneydi bağdadi, diğeri osman el mekki idi, bu 2 evliya şathiyelere inanmıyormuydu?
ayrıca
***efendimiz gelmişse gelmiştir***
bu çok muallak bir söz,
ayrıca çanakkele savaşında geldi diyerek 15 temmuz ile çanakkale harbini aynı kefeye koymak , cuma hutbesinde Allah 15 temmuz ****şehitlerini **** bedir şehitleriyle haşretsin diyen imam kadar safdillilik olur

Midyat Yayvan tepe (Kartmin) Seyyidlerinden Wikipedia bile o köyde seyyidler olduğunu kayda almış, illa osmanlı nakibul eşraf kaydı vardır aile uzun asırlardan beri mardinde yaşıyor, ilmi icazetini İsmailağanın saygın Müderrislerinden Molla Ali kara rh.a almış
İnanlar bilir birçok meşayihle görüşüyor ve kabul gören biri he ben müridi değilim kalben Saygın bir Seyyid olduğuna inanıyorum
Nusayri vs ben bilmem
Hangi şehid hangi mertebede Allah bilir elbette Bedir, Uhud sair seriyeler de şehid olan Ashab-ı kiram efendilerimiz çok üstündür öyle bir kıyas yok Hadisle sabit üstünlükleri, Efendimizin maneviyat olarak gelmesine bir engelde olmasa gerek
Rıfai şeyhliği almış veli biri olarak görüyorum zaten Rıfailerin halvetini her babayiğit kaldıramaz enfazla 4 saat uyku bilmem kaç dirhem ölmeyecek kadar azıkla saatlerce zikir 40 gün peşine bidaha ooo Rıfai Şeyhi olacak müridlerin çok çetin çileleri var

Şeyhlerin sekr halinde söylediği sözlerden mazurdurlar Beyazıdı bistami hz Nakşide çok saygın bir yeri var çünkü durgun olan Nakşi nisbetini asırlar sonra üveysi olarak almıştır isteyen beyenir isteyen veliliğini inkâr eder bence bir mahsuru yok
Birçok meşhur veli F Attar hz dahih onun menkıbelerini anlata geldiler Hz Mevlana Kamil bir veli olduğunu tüm meşayıh kabul etmiş B Bistami hz önceki halleriyle sonraki halleri aynımı kaldı sanıyorsunuz bizim gibi avamda bile aynı değil.

imas 06.08.26 09:00

Alıntı:

Rmzn34 Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 717112)
Midyat Yayvan tepe (Kartmin) Seyyidlerinden Wikipedia bile o köyde seyyidler olduğunu kayda almış, illa osmanlı nakibul eşraf kaydı vardır aile uzun asırlardan beri mardinde yaşıyor, ilmi icazetini İsmailağanın saygın Müderrislerinden Molla Ali kara rh.a almış
İnanlar bilir birçok meşayihle görüşüyor ve kabul gören biri he ben müridi değilim kalben Saygın bir Seyyid olduğuna inanıyorum
Nusayri vs ben bilmem
Hangi şehid hangi mertebede Allah bilir elbette Bedir, Uhud sair seriyeler de şehid olan Ashab-ı kiram efendilerimiz çok üstündür öyle bir kıyas yok Hadisle sabit üstünlükleri, Efendimizin maneviyat olarak gelmesine bir engelde olmasa gerek
Rıfai şeyhliği almış veli biri olarak görüyorum zaten Rıfailerin halvetini her babayiğit kaldıramaz enfazla 4 saat uyku bilmem kaç dirhem ölmeyecek kadar azıkla saatlerce zikir 40 gün peşine bidaha ooo Rıfai Şeyhi olacak müridlerin çok çetin çileleri var

Şeyhlerin sekr halinde söylediği sözlerden mazurdurlar Beyazıdı bistami hz Nakşide çok saygın bir yeri var çünkü durgun olan Nakşi nisbetini asırlar sonra üveysi olarak almıştır isteyen beyenir isteyen veliliğini inkâr eder bence bir mahsuru yok
Birçok meşhur veli F Attar hz dahih onun menkıbelerini anlata geldiler Hz Mevlana Kamil bir veli olduğunu tüm meşayıh kabul etmiş B Bistami hz önceki halleriyle sonraki halleri aynımı kaldı sanıyorsunuz bizim gibi avamda bile aynı değil.

Ben çok şeyh gördüm tanıdım ama 2 sini ziyade sevdim
Şeyh cezeri
Şeyh sabri efendi
İkiside çok makul çok abartısız çok mahsun yaşayan insanlar, diğer büyük çoğunluğunun müridlerine fakirliği övüp cennete önce fakirler girecek diyipte
Dünyayı cennet sanıp 25 milyonluk maybach ta gezmiyorlar
Neyse...mahşerde herkesin akıbetini göreceğiz
Sekir halinde söylenen sözden mazur olduklarının delili nedir?
Hani hep ayetle sünnetle hadisle yürüyoruz ya,
Sekir halinde ben Allahım diyenin mazur olduğunu gösteren ayetten hadisten sünnetten bir delillin varmı
En ufak misal, bırak sahabeyi,tabiini, tebei tabiini ,
ehlibeytte ben ALLAHIM diyen çıkmış mı?
Aşereyi mübeşşereden Ben ALLAHIM diyen çıkmış mı?
Öyle bir denize daldım ki resullerin sancağı kıyıda kaldı
diyen çıkmış mı?
Beyazıdı bıstami demişken şunu söyliyeyim, soru olarakta değerlendirilibilir
İmamı şıbli ks. Büyük alim aynı zamanda allame ve hemde zamanın kutbudur,cüneydi bağdadiye bir sözü var
Diyorki;ebu yezid burada olsaydı bizim çoçukların elinde müslüman olurdu...

Nasıl olacak şimdi?

HâmûŞî 06.08.26 14:34

Piyasaya şöyle bir bakıyorum. Hoca çok, seyyid çok, şeyh çok, havas alimi zaten gökte uçuyor. Bir tek bilmiyorum diyen az. Kiminin daha ilk cümlesinde nesebi geliyor. Kiminin kerametleri kendisinden önce odaya giriyor. Kimi de iki kitap karıştırınca fetvayı cebine koymuş, sağa sola hüküm dağıtıyor. Delil sorunca gönül gözüne havale ediyor. İcazet sorunca rüyasını anlatıyor. Ücret sorunca, yalnız orada gayet zahiri konuşuyor.

Seyyidlik elbette hürmete değer bir neseptir. Fakat nesep iddiayla değil, silsileyle bilinir. İslam tarihinde seyyid ve şeriflerin kayıtlarının tutulması için nakibüleşraflık müessesesinin kurulması boşuna değil. Çünkü hakiki nesebi korumanın bir yolu da sahte nispeti ayırmak.

Bir kimsenin gerçekten seyyid olması da söylediği her sözün doğru olduğu anlamına gelmez. Nesep hürmet sebebidir, hüküm kaynağı değildir. Resulullah’ın soyundan gelmek büyük bir şereftir. Fakat o şerefi insanların teslimiyetini satın almak için kullanmak, şerefi büyütmez. Sahibinin mesuliyetini büyütür bunu bir düşünmek gerekir...

Hele seyyid olmadığı halde bu nesebe bilerek intisap etmek hafife alınacak bir mesele değildir. Resulullah, kişinin kendisini bilerek ait olmadığı bir soya nispet etmesi hakkında ağır ikazlarda bulunmuştur ki bunu herkes bilir zaten diye düşünüyorum...

Bir de hocayım kısmı var.

Hoca olmak, her soruya aynı gün cevap yetiştirmek değil. Fetva vermek, insanın zihnine ilk düşen kanaati dinin hükmü diye sunması hiç değil. Fetva usul ister. Nasları, mezhep birikimini, hükmün illetini, şartını, istisnasını ve insanın halini bilmeyi ister. Kur'an, Allah hakkında bilmeden konuşmayı açıkça yasaklar.

Fakat şimdilerde bazıları için fetvanın tek şartı internet bağlantısıdır. Soruyu okuyor, iki dakika düşünüyor, üçüncü dakikada dört mezhebi de emekliye ayırıyor.

Kesin haram.

Kesin helal.

Bunu yapan dinden çıkar.

Şunu okuyan mutlaka kurtulur.

İlimde bu kadar çok kesin konuşanların çoğu, kesinliğin ne kadar ağır bir kelime olduğunu henüz öğrenmemiş demek oluyor benim gözümde.

Medrese halkalarında da bulundum, akademik masalarda da. Şunu gördüm, İlim ne diplomanın çerçevesine bütünüyle sığar ne de sarığın kıvrımlarından kendiliğinden dökülür. Diploma tek başına insanı alim yapmaz. Cübbe de cehaleti görünmez hale getirmez. Fakat bundan tahsil gereksiz o zaman sonucunu da çıkarmamalı insan... Usulsüz zeka, haritasız sürate benzer. Çok hızlı gider, fakat nereye vardığını kendisi de bilmez.


Mevlana’ya nispet edilen bir latife anlatılır. Güvenilir erken kaynağını tespit edemediğim için bunu tarihi bir hadise değil, yalnızca düşündürücü bir nükte olarak aktarıyorum.

Güya Mevlana bir vaazında fakirliğin faziletlerini uzun uzun anlatmış. Caminin çıkışında bir ayakkabı boyacısı kendisine şöyle demiş,

Efendim, fakirlik bu kadar güzel ve kıymetliyse benimkini de siz alın. Ben biraz da zenginliğin sıkıntısını çekeyim.

Söz Mevlana’ya ait olsun veya olmasın, boyacının sorusu hala yerinde duruyor.

Fakirliği yoksula övüp kendisi bolluk içinde yaşayan, sabrı yalnız mağdura tavsiye eden, dünyalığı kötülerken bağış hesabını ihmal etmeyen insanın vaazında bir eksiklik vardır. Dili zühdden söz ederken eli sürekli tahsilat yapıyorsa, dinleyen kişinin en azından başını kaldırıp bakması gerekir.

Gerçek alim kendisini büyüterek dini anlatmaz. Dini anlattıkça kendisinin küçüldüğünü hisseder. Bilmediği yerde susar. Yanıldığı yerde döner. Delil sorulunca öfkelenmez. Soyunu, rüyasını, kerameti olduğunu söylediği halleri ve etrafındaki kalabalığı delil yerine koymaz.

Çünkü ilim, insanları kendine bağlama sanatı değil. Hakikate karşı emanet taşımaktır.

Bugün esas sıkıntımız cahilin konuşması da değil. Cahil bazen cahil olduğunu bilir. Asıl sıkıntı, cehaletin cübbe giymesi, nesep iddia etmesi, birkaç Arapça kelime öğrenmesi ve sonunda banka hesap numarası paylaşmasıdır.

Ben kimsenin seyyidliğini, şeyhliğini veya veliliğini peşinen inkar etmiyorum. Fakat iddia sahibinden delil istemeyi de edepsizlik saymıyorum. Çünkü hakikat, soru sorulunca incinmez. Yalnızca kurulmuş düzeni hakikat olmayanlar sorudan rahatsız olur.


Aklıma gelen birkaç sözü yazıp geçeyim dedim. Belki bir fakirin gönlüne denk gelir de ne demek istediğimi anlar. Nefsinden okuyan zaten sözü değil, kendine dokunan yeri görür ve onun ne yapacağı da bellidir. Takılır, alınır, başka mana arar. Takılma sözlerime değerli kardeşim. Üzerine alınacak bir şeyin yoksa geç başka konuya. Varsa da mesele benim sözüm değil, sözün sende bulduğu yerdir.

Dexter 06.08.26 15:42

Alıntı:

HâmûŞî Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 717157)
Piyasaya şöyle bir bakıyorum. Hoca çok, seyyid çok, şeyh çok, havas alimi zaten gökte uçuyor. Bir tek bilmiyorum diyen az. Kiminin daha ilk cümlesinde nesebi geliyor. Kiminin kerametleri kendisinden önce odaya giriyor. Kimi de iki kitap karıştırınca fetvayı cebine koymuş, sağa sola hüküm dağıtıyor. Delil sorunca gönül gözüne havale ediyor. İcazet sorunca rüyasını anlatıyor. Ücret sorunca, yalnız orada gayet zahiri konuşuyor.

Seyyidlik elbette hürmete değer bir neseptir. Fakat nesep iddiayla değil, silsileyle bilinir. İslam tarihinde seyyid ve şeriflerin kayıtlarının tutulması için nakibüleşraflık müessesesinin kurulması boşuna değil. Çünkü hakiki nesebi korumanın bir yolu da sahte nispeti ayırmak.

Bir kimsenin gerçekten seyyid olması da söylediği her sözün doğru olduğu anlamına gelmez. Nesep hürmet sebebidir, hüküm kaynağı değildir. Resulullah’ın soyundan gelmek büyük bir şereftir. Fakat o şerefi insanların teslimiyetini satın almak için kullanmak, şerefi büyütmez. Sahibinin mesuliyetini büyütür bunu bir düşünmek gerekir...

Hele seyyid olmadığı halde bu nesebe bilerek intisap etmek hafife alınacak bir mesele değildir. Resulullah, kişinin kendisini bilerek ait olmadığı bir soya nispet etmesi hakkında ağır ikazlarda bulunmuştur ki bunu herkes bilir zaten diye düşünüyorum...

Bir de hocayım kısmı var.

Hoca olmak, her soruya aynı gün cevap yetiştirmek değil. Fetva vermek, insanın zihnine ilk düşen kanaati dinin hükmü diye sunması hiç değil. Fetva usul ister. Nasları, mezhep birikimini, hükmün illetini, şartını, istisnasını ve insanın halini bilmeyi ister. Kur'an, Allah hakkında bilmeden konuşmayı açıkça yasaklar.

Fakat şimdilerde bazıları için fetvanın tek şartı internet bağlantısıdır. Soruyu okuyor, iki dakika düşünüyor, üçüncü dakikada dört mezhebi de emekliye ayırıyor.

Kesin haram.

Kesin helal.

Bunu yapan dinden çıkar.

Şunu okuyan mutlaka kurtulur.

İlimde bu kadar çok kesin konuşanların çoğu, kesinliğin ne kadar ağır bir kelime olduğunu henüz öğrenmemiş demek oluyor benim gözümde.

Medrese halkalarında da bulundum, akademik masalarda da. Şunu gördüm, İlim ne diplomanın çerçevesine bütünüyle sığar ne de sarığın kıvrımlarından kendiliğinden dökülür. Diploma tek başına insanı alim yapmaz. Cübbe de cehaleti görünmez hale getirmez. Fakat bundan tahsil gereksiz o zaman sonucunu da çıkarmamalı insan... Usulsüz zeka, haritasız sürate benzer. Çok hızlı gider, fakat nereye vardığını kendisi de bilmez.


Mevlana’ya nispet edilen bir latife anlatılır. Güvenilir erken kaynağını tespit edemediğim için bunu tarihi bir hadise değil, yalnızca düşündürücü bir nükte olarak aktarıyorum.

Güya Mevlana bir vaazında fakirliğin faziletlerini uzun uzun anlatmış. Caminin çıkışında bir ayakkabı boyacısı kendisine şöyle demiş,

Efendim, fakirlik bu kadar güzel ve kıymetliyse benimkini de siz alın. Ben biraz da zenginliğin sıkıntısını çekeyim.

Söz Mevlana’ya ait olsun veya olmasın, boyacının sorusu hala yerinde duruyor.

Fakirliği yoksula övüp kendisi bolluk içinde yaşayan, sabrı yalnız mağdura tavsiye eden, dünyalığı kötülerken bağış hesabını ihmal etmeyen insanın vaazında bir eksiklik vardır. Dili zühdden söz ederken eli sürekli tahsilat yapıyorsa, dinleyen kişinin en azından başını kaldırıp bakması gerekir.

Gerçek alim kendisini büyüterek dini anlatmaz. Dini anlattıkça kendisinin küçüldüğünü hisseder. Bilmediği yerde susar. Yanıldığı yerde döner. Delil sorulunca öfkelenmez. Soyunu, rüyasını, kerameti olduğunu söylediği halleri ve etrafındaki kalabalığı delil yerine koymaz.

Çünkü ilim, insanları kendine bağlama sanatı değil. Hakikate karşı emanet taşımaktır.

Bugün esas sıkıntımız cahilin konuşması da değil. Cahil bazen cahil olduğunu bilir. Asıl sıkıntı, cehaletin cübbe giymesi, nesep iddia etmesi, birkaç Arapça kelime öğrenmesi ve sonunda banka hesap numarası paylaşmasıdır.

Ben kimsenin seyyidliğini, şeyhliğini veya veliliğini peşinen inkar etmiyorum. Fakat iddia sahibinden delil istemeyi de edepsizlik saymıyorum. Çünkü hakikat, soru sorulunca incinmez. Yalnızca kurulmuş düzeni hakikat olmayanlar sorudan rahatsız olur.


Aklıma gelen birkaç sözü yazıp geçeyim dedim. Belki bir fakirin gönlüne denk gelir de ne demek istediğimi anlar. Nefsinden okuyan zaten sözü değil, kendine dokunan yeri görür ve onun ne yapacağı da bellidir. Takılır, alınır, başka mana arar. Takılma sözlerime değerli kardeşim. Üzerine alınacak bir şeyin yoksa geç başka konuya. Varsa da mesele benim sözüm değil, sözün sende bulduğu yerdir.

Çok güzel bir yazı olmuş nerede o eski alimler
Burda hersey eksik diyip kendi özeline çekip maddi cikar bekleyen sizi 3 5 bin görenlerden medet ummayin
Celb islemleri eksik
Rizik islemleri eksik
Kahir islemleri eksik
Neymiş efendim adamın eline geçer de kötüye kullanır
Ama özele geçip parayı bastın mı ne avami kalıyor ne baska.birsey
Bu insanlar mı hoca?
Bunlardan medet bekleyen ancak kendini kandırır biraz da parasından olur en çokta zamanından olur
Maglum peki bi yukseteler egolar tavan
Da bir şeylerini de görmedik paramızın ucusunu izlemek dışında
O sebeple yakarislarinizi Allaha yapın gerisine o karar versin

Rmzn34 06.08.26 17:02

Alıntı:

imas Nickli Üyeden Alıntı (Mesaj 717135)
Ben çok şeyh gördüm tanıdım ama 2 sini ziyade sevdim
Şeyh cezeri
Şeyh sabri efendi
İkiside çok makul çok abartısız çok mahsun yaşayan insanlar, diğer büyük çoğunluğunun müridlerine fakirliği övüp cennete önce fakirler girecek diyipte
Dünyayı cennet sanıp 25 milyonluk maybach ta gezmiyorlar
Neyse...mahşerde herkesin akıbetini göreceğiz
Sekir halinde söylenen sözden mazur olduklarının delili nedir?
Hani hep ayetle sünnetle hadisle yürüyoruz ya,
Sekir halinde ben Allahım diyenin mazur olduğunu gösteren ayetten hadisten sünnetten bir delillin varmı
En ufak misal, bırak sahabeyi,tabiini, tebei tabiini ,
ehlibeytte ben ALLAHIM diyen çıkmış mı?
Aşereyi mübeşşereden Ben ALLAHIM diyen çıkmış mı?
Öyle bir denize daldım ki resullerin sancağı kıyıda kaldı
diyen çıkmış mı?
Beyazıdı bıstami demişken şunu söyliyeyim, soru olarakta değerlendirilibilir
İmamı şıbli ks. Büyük alim aynı zamanda allame ve hemde zamanın kutbudur,cüneydi bağdadiye bir sözü var
Diyorki;ebu yezid burada olsaydı bizim çoçukların elinde müslüman olurdu...

Nasıl olacak şimdi?


En doğrusunu Allah bilir ama şahsen Şibli hz Beyazıdı bistami ks yetişebileceğini sanmıyorum

Bilakis Şeyh Şibli ks Beyazıd ks öyle söylemiş ama kendi ne haldeymiş Allah'ım Bende senden başkasına ait bir bakiye kaldığını biliyorsan beni ateşinle yak.

Nereye giderseniz gidin, ben sizinle beraberim, siz benim gözetimim ve idarem altındasınız.

Ben ve Hallac aynı şey idik beni divaneliğim kurtardı, onu aklı batırdı gibi sözleri olmuş ve
Cüneydi bağdadi ks Şibliyi sekrân (sürekli sekr halinde olan) dermiş ve ona şöyle demiş
Ey Ebû Bekir! İnsanlarla konuşmak sana haramdır. Çünkü insanlar Allah'tan uzaklaşıp boğulmuşlar, sen ise Allah'ta boğulmuşsun.
Yani Şibli hz de başlarda böyleymiş daha sonra bu hali aşmıştır ilkin sekr ehliymiş
Attarın ks tezkiresinden Beyazıdı bistamim ks anlatısından bir bölüm
Tasavvuf yolunun manaları, ondan evvel hiçbir kimse onun kadar ortaya koyama* mıştı Denebilir ki, bu yolda her şey o idi. zira (tasavvufi) sahaya bayrak dikmişti, kemali hiç gizli değildir.
Hatta hakkında Cüneydi bağdadi ks
Cebrail'in melekler arasındaki yeri ne ise, Bayezid'in aramız*daki yeri de odur! demişti. Yine o
Tevhid sahasına girenlerin seyrettikleri meydanın nihayeti, Bayezid'in bulunduğu meydanın bidayetidir, demişti. Onun ayak bas*tığı yerin bidayetine varan erenlerin cümlesi hep orada dolaşır, aşa*ğı iner ve orada kalamazlar.
Tezküretül evliya Feridüddin Attar ks
Serrac El lüma.

Tezkire de
Şibli hz de var ama biyoğrafisi Beyazıda olan övgüleri ve hayranlığı gibi değil isteyen karşılaştırsın. Bunu şibli hz Beyazıd ks önde sanılmasın diye ekledim Daha da fazla methiye övğü hayranlık var bukadar kafi

Şathiyeleri dolayısıyla aleyhinde çok şeyler uydurulduğunu söyleyen Herevi de Beyezıde isnat edilen bu tür ifadelerin ona ait olabileceğine ihtimal vermemiş
Önceden de hurafeci diyen güruh vardı.
Sahabe efendilerimizden tabiinden neden böyle sözler çıkamış derseniz İmamı Rabbani Mektubatında tafsilatlı anlatıyor merak eden bakabilir

ben tasavvufu kabul eden velilere inan insanlar için bir uyarı bıraktım bu mevzular Tasavvufu hurafe diyenlerin kuyusu konuyla pek alakası yok.


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 17:16.

Powered by vBulletin® Version 3.8.5
Copyright ©2000 - 2026, Jelsoft Enterprises Ltd.

havasokulu1.com


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149